Yazılar

Barzani ateş ile oynuyor

Umut Oran: “Komşumuzda ve bölgede toprak bütünlüğü, ülke bütünlüğü ve sınır güvenliği tehdit altında. Hükümet ise gerekli tepkiyi vermiyor. TBMM’nin de bu gelişmelere seyirci kalmayarak acilen toplanması gerekmektedir”

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Irak Anayasasına aykırı biçimde 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapma kararı almasını eleştirirken, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve TBMM’nin de bu gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini bildirdi. Umut Oran, “AKP’nin ve her anlamda AKP politikalarını benimseyen Devlet Bahçeli’nin, Türk Milletine karşı sorumluluklarını hatırlamaları ve bölgeyi kaosa sürükleyecek “hukuksuz referanduma” karşı somut adımlar atmaları gerekmektedir. Göstermelik tepkilerle olayın geçiştirilmesi mümkün olmadığı gibi bu pasif tutum Türkiye’ye de yakışmamaktadır. Sınırının hemen ötesindeki yıkıcı gelişmelere dahi taraf olamayan, kendisine rağmen sınır değişiklikleri yapılmasına göz yuman bir hükümetin “güçlü” olduğunu düşünmek mantığa aykırı olacaktır. Bugünün konusu, hiç vakit kaybetmeden Irak, İran ve Suriye başta olmak tüm bölge ülkeleriyle bir araya gelmek ve “toprak bütünlüğü” konusunda ortak hareket etmektir” dedi.
Umut Oran konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin, uluslararası hukuka ve Irak Anayasasına açıkça aykırı olarak 25 Eylül 2017’de “bağımsızlık için referandum” kararı alması bölgede halen yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların “yüzlerce yıl” daha devam etmesine yol açacak büyük bir sorumsuzluktur. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, kendi verdikleri oylarla ve mevcut Irak Anayasasına göre kurulmuş olmasına rağmen anayasada yer almayan bir yöntemi herkese dayatmaya çalışmaktadır. Bu girişim hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde “hukuksuzdur”; “Irak Anayasası’na aykırıdır”, Irak’ın toprak bütünlüğüne karşıdır, Irak sınır güvenliğini tehdit etmektedir.

Konu BM açısından da tartışmalı değildir zira “Toprak Bütünlüğüne Saygı” ilkesinin dışında “kendi kaderini tayin hakkının” ayrılma ve bağımsız bir devlet kurma hakkını içerdiğine dair hiçbir örnek yoktur. BM’nin “ana ülkenin rızası” olmadan herhangi bir ayrılıkçı talebe destek vermesi mümkün değildir. BM Irak Yardım Misyonu’nun (UNAMI) referandum sürecini izlemeyeceğini, gözlemlemeyeceğini ve desteklemeyeceğini açıklaması da referandumun meşru olmadığının ispatı sayılmalıdır.

IŞİD’le mücadele bahanesiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin belirlenmiş sınırlarının dışına taşma ve yeni bölgelere bayrak çekme arzusu “yangından mal kaçırma” hevesinin göstergesi olduğu gibi, ne yazık ki, emperyalizmin koruyuculuğunda bölge halklarına egemen olma istediğinin de yansımasıdır.

Ancak bilinmelidir ki tarih boyunca sömürgeci güçler, girdikleri topraklardan bir şekilde ayrılmışlardır. Oysa Irak özelinde olduğu gibi Araplar, Türkmenler ve Kürtler bu bölgede yaşamaya devam edeceklerdir. Irak Bölgesel Yönetimi’nin yaptığı gibi, kısa vadeli çıkarlar için atılan “yanlış adımlarsa” halkların yüz yıllarca sürecek düşmanlıklarına zemin hazırlamak demek olacaktır.

Bu itibarla Irak Anayasasında olmayan bir hakkın “savaş ve ölüm tehdidiyle” kullanılmak istenmesi doğru değildir. Bağlamından koparılmış ve sloganlaştırılmış bir “halkların kendi kaderini tayin hakkı” anlayışı, emperyalizme paralı asker olma hakkı demek olmadığı gibi başka halkları yok etme pahasına kullanılabilecek bir “hak” da değildir.

Bir referandum yapılacaksa bu Irak Anayasasına uygun yapılmalı ve bu referanduma sadece Irak Kürt Bölgesel Yönetimi seçmenleri değil tüm Irak Devleti yurttaşları katılmalıdır.

Sadece Irak Bölgesel Yönetimi sınırları içinde yaşayanları değil, hiçbir bölgeye ait olmayan Kerkük’te, tüm Irak’ta ve Türkiye dâhil tüm Ortadoğu bölgesinde yaşayan emekçi kesimlerin çıkarlarına aykırı olan hukuksuz referandum girişimi derhal iptal edilmelidir. Irak’ın ve bölgedeki diğer tüm devletlerin, istisnasız olarak “toprak bütünlüğüne” saygı duyulmalıdır. Geçmişte “sınırlar cetvelle çizildiği” için bugünlerde sorunlar yaşandığını söyleyenlerin yeni cetvellerle ortada dolaşmasına izin verilmemelidir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Barzani “agresif yayılmacılık” politikasına derhal son vermeli ve tartışmalı bölgelere bayrak dikme alışkanlığını terk etmelidir. Tüm bölge halklarının çıkarı demokrasinin, özgürlüklerin ve adaletin mevcut ulusal sınırlar içinde inşa edilmesinde yatmaktadır.

Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Türkiye’ye kadar bölgede yaşayan yüz milyonlarca insanı etkileyecek olan “referandum dayatmasına” karşı AKP hükümeti de gerçekçi ve kararlı politikalar uygulamak durumundadır. Barzani ailesiyle AKP arasında kurulduğu gözlenen “özel ilişkiler” ve belli gruplara sağlanan Kuzey Irak’la imtiyazlı ticaret ilişkileri için bölge halklarını birbirine düşürecek adımlara zemin yaratılmamalıdır.

AKP hükümetlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimiyle ve Suriye’deki Kürt gruplarla geçmişte geliştirdikleri ilişki biçimlerinin sorunlu olduğu artık görülmüş olunmalıdır. İstanbul’da göndere ‘Kürdistan” bayrağı çekenlerin, Ankara’da “kırmızı halılarla” karşılananlar için söyledikleri sözler hala kulaklardadır. Mesele Türkiye dâhil tüm bölgenin geleceğini ilgilendirmektedir. Bu anlamda AKP’nin ve her anlamda AKP politikalarını benimseyen Devlet Bahçeli’nin, Türk Milletine karşı sorumluluklarını hatırlamaları ve bölgeyi kaosa sürükleyecek “hukuksuz referanduma” karşı somut adımlar atmaları gerekmektedir. Göstermelik tepkilerle olayın geçiştirilmesi mümkün olmadığı gibi bu pasif tutum Türkiye’ye de yakışmamaktadır. Sınırının hemen ötesindeki yıkıcı gelişmelere dahi taraf olamayan, kendisine rağmen sınır değişiklikleri yapılmasına göz yuman bir hükümetin “güçlü” olduğunu düşünmek mantığa aykırı olacaktır. Bugünün konusu, hiç vakit kaybetmeden Irak, İran ve Suriye başta olmak tüm bölge ülkeleriyle bir araya gelmek ve “toprak bütünlüğü” konusunda ortak hareket etmektir.   

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu gelişmelere seyirci kalmamalıdır ve bu konu acilen TBMM de olağanüstü gündemle görüşülmelidir hem de derhal.

TBMM’de 2 aydır hiçbir soru önergesi ve yasa teklifi işleme konulmamış

Milletvekilleri şokta !

Cemil Çiçek ve TBMM bürokratları seçimden 2 ay önce parlamenter faaliyetleri askıya aldı 

Umut Oran, Cemil Çiçek’e başvurarak milletvekilinin yasama yetkisini fiilen askıya alan bu uygulamaya acilen son vermeye davet etti.

ANKARA

TBMM’de 7 Nisan’dan bu yana verilen hiçbir yasa teklifi ve soru önergesinin işleme konulmadığı öğrenildi. Milletvekillerine şok etkisi yaratan uygulamayı ortaya çıkaran CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, “TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve bürokratlarının 7 Nisan’dan bu yana hiçbir önerge ve teklifi işleme koymadıklarını öğrendim. Cemil Çiçek bu uygulamasıyla tüm milletvekillerinin son iki aylık döneme ait yasama yetkisini, denetim yetkisini filen askıya almış durumda. Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi? Yolsuzlukla ilgili önergelerimizi sansürleyerek Meclis tarihine geçen Çicek’i en azından tüm yasama çalışmalarımızı tbmm.gov.tr sayfasına aktarılması için birazcık olsun çalışmaya, sorunu çözmeye davet ediyorum” dedi.

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı da olan CHP’li Umut Oran, bugün Cemil Çiçek’e iki sayfalık bir dilekçeyle başvurarak söz konusu yetki gaspına bir an önce son verilmesini talep etti.  Çiçek’in ofisine teslim edilen 04.06.2015 / 237 tarih ve sayısını taşıyan Umut Oran’ın dilekçesi şöyle:

YEGANE DENETİM ARACI SORU ÖNERGESİ 

Bildiğiniz üzere milletvekilleri yasa teklifleri hazırlayarak veya hükümeti denetlemek adına soruşturma, araştırma, gensoru ve soru önergeleri vererek  yasama faaliyetinde bulunmaktadır. Araştırma, soruşturma ve gensoru önergelerinde belli sayıda milletvekili imzası gerekmesine karşın, soru önergeleri ve yasa teklifleri tek imza ile verilebilmektedir. Özellikle muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin elindeki yegane denetim aracı ise hükümete soru yöneltmektir. Bu nedenle soru önergeleri yürütme organını denetim açısından büyük önem taşımaktadır. Soru önergelerinin içerik ve şekil koşulları anayasa ve TBMM İçtüzüğünde belirlenmiş durumdadır.

ÖNERGELERİ ENGELLEYEREK TARİHE GEÇTİNİZ

Öte yandan görev döneminiz boyunca özellikle hükümetin yolsuzluk iddialarına ilişkin soru önergelerimizi işleme koymayarak, iade rekoru kırarak TBMM tarihine geçtiğinizi bilmenizi isterim. Özellikle 17-25 Aralık yolsuzluklarıyla ilgili birçok önergemi işleme koymamanız nedeniyle konuyu idare mahkemesinin dışında Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’na (GRECO) taşıdığım da malumlarınızdır.

YANLIŞTAN DÖNÜN 

  1. Dönemin bitmesine çok az bir süre kala yeni bir engellemenizi daha öğrenmiş bulunmaktayım ve bu yanlıştan dönmeniz için bu başvuruyu yapıyorum. Kısaca özetlemek gerekirse 1 Nisan 2015 tarihinden sonra TBMM’ye sunduğum 16 ayrı yazılı soru önergem ve bir yasa teklifimi işleme koymadınız ve bu nedenle tbmm.gov.tr üzerindeki (www.tbmm.gov.tr/develop/owa/milletvekillerimiz_sd.bilgi?p_donem=24&p_sicil=6800) sayfamda da görünmemektedir. Yaptığım araştırma sonucunda önerge ve tekliflerin ‘Gelen Kağıtlar’da yayınlanmadığı için işleme konulmadığı belirtildi. Oysa TBMM Genel Kurulu son olarak 4 Nisan ve 23 Nisan 2015 tarihlerinde 91 ve 92. Birleşimlerini yaparak kapatıldı, ancak gelen Kağıtlar son olarak 6 Nisan 2015 tarihinde yayımlandı. 1970’lere kadar uzanan geçmişi bulunan Gelen Kağıt uygulaması günümüzde artık gerekçesini, uygulanabilirliğini yitirmiş, çalışmaları hantallaştıran, kağıt katliamına yol açan bir uygulamadır. Tüm milletvekilleri cep telefonlarından, tablet ve ipad’lerinden TBMM’ye ulaşan her türlü yasama belgesini sisteme yüklendiği an görebilmekte, kulislerdeki dev ekranlardan bilgi sahibi olabilmektedir.

2 AY ÖNCE YETKİMİZİ ASKIYA ALDINIZ

  1. Yasama Dönemi üyeleri olarak bizler 12 Haziran 2011 seçimleri genel seçimleri ile seçildik ve görevimiz 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak seçimle birlikte sona erecek. Ancak sizin talimat ve tasarrufunuz nedeniyle 24. Dönem milletvekillerinin yasama yetkisi 6 Nisan 2015 tarihinden bu yana yani seçimden 2 ay öncesinden itibaren fiili olarak askıya alınmış durumdadır. TBMM Başkanlık Makamı olarak usulüne uygun biçimde size sunulan yasa teklifi ve soru önergesini kabul etmemek gibi bir hakkınız olamaz.

Soru önergelerinin yanıtlanması için ilgili bakana 15 günlük süre tanınmış olması karşısında, evrakın bakanlığa ulaşması da göz önünde bulundurulduğunda en azından seçimden bir ay öncesine (7 Mayıs 2015) kadar TBMM’ye ulaşmış olan soru önergelerini işleme koymanız makamınızın tarafsızlığından beklenen bir uygulama olacaktır.

SÖZ UÇAR YAZI KALIR, YAYINLAYIN

Söz uçar yazı kalır, bizlerin bir anlamda parlamenterlik karnesi olan TBMM sayfalarımızda tüm yasama faaliyetlerimizin, tam metinleriyle birlikte yayımlanması kadük kalan çalışmalarımızın sonraki yasama döneminde gelecek yeni milletvekili arkadaşlarımızca güncellenmesi olanağını da yaratacaktır.

Sonuç olarak; Re’sen vereceğiniz talimatla 7 Mayıs 2015 tarihine kadar verilmiş olan soru önergelerini işleme koyarak en azından bakanlığa gönderilmese dahi esas numarası verilmesine gerek kalmadan ilgili milletvekilinin TBMM sayfasında metnine ulaşılır biçimde yayımlanmasını, istisnasız son güne kadar milletvekilinden gelen her yasa teklifini yine benzeri biçimde kendi sayfasında içeriğiyle birlikte yayınlanmasını sağlamanızı talep ediyorum.

HAVUZ SALDIRISINA YANIT DAHİ VERMEDİN

Öte yandan ‘havuz medyasının’ bana ve aslında benim üzerinden parlamenter sisteme şubat 2015’te yaptığı saldırılar karşısında bir milletvekiline sahip çıkmanız için 4.3.2015 / 214 tarih ve sayıyla Özel Kaleminize elden teslim edilen yazılı başvuruma yanıt verme nezaketi dahi göstermediğinizi de dikkatinize sunarım.

Saygılarımla,

Umut Oran

İndir (PDF, 458KB)

 

 

 

 

“Büyük birader” TBMM’de

Umut Oran’ın sorusu üzerine Cemil Çiçek, TBMM’de toplam 766 güvenlik kamerasının çekim yaptığını, ses kaydı özelliğinin kameralarda mevcut olduğunu, ancak kullanılmadığını açıkladı. 

Görüntüler 2 hafta saklanıyor ama süreyi bir aya çıkaracaklar

kamera

ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın girişimi sonucunda TBMM’de halen 766 güvenlik kamerasının vekillerin, personelin, ziyaretçilerin attığı her adımı 24 saat boyunca kaydettiği ortaya çıktı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, yeni kameralarda ses kayıt özelliği de bulunduğunu, ancak “bunların devreye alınmadığını” açıkladı.

TBMM’de, sadece inşaat maliyeti 145 milyon TL’yi bulan yeni Halkla İlişkiler Binası Mayıs 2013’ten itibaren kullanılmaya başlandı. Garajla birlikte toplam 9 kattan oluşan yeni halkla ilişkiler binasında aralık aylından itibaren asansör girişi çıkışlarını görecek şekilde güvenlik kameralarının takılmaya başlanması üzerine CHP’li Umut Oran, bazı teknik soruların açıklanması için TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e soru önergesi yöneltti.

Ses kaydı özelliği var ama kullanmıyoruz!

Çiçek adına önergeyi yanıtlayan Sadık Yakut, yeni halkla ilişkiler binasına 214 kamera daha kurulması için 11.8.2014 tarihinde ihale yapıldığını, bunların 198’inin aralık ayında binaya yerleştirildiğini açıkladı. Umut Oran’ın, “Güvenlik kameraları ses kaydı yapıyor mu? Kaç metrelik bir çap içindeki alandan hassas ses kaydı yapılmaktadır” sorusuna ise Yakut şu yanıtı verdi:

“Kurulmakta olan kameraların ses kayıt altyapısı olmakla beraber uygulama projesine göre kurulum esnasında sistem konfigürasyonu ses kayıt özelliği devreye alınmayacak şekilde yapılandırılmaktadır. Kameraların harici mikrofon ve hoparlör bağlantı uçları bulunmakta ancak bağlantı yapılabilecek herhangi bir mikrofon veya hoparlör donanımı projede yer almamaktadır.”

Asansör kabininde kayıt yok

“Asansör kabini içlerinde fiilen herhangi bir görüntü ve kayıt cihazı bulunmamaktadır” diyerek içerideki konuşmaların kaydedilmediğini de soru üzerine açıklayan Sadık Yakut, TBMM’deki kameraların Emniyet Genel Müdürlüğü’nün MOBESE Sistemine entegre olmadığını belirtti. Yakut, TBMM’deki 766 güvenlik kamerasındaki görüntülere MİT’in ulaşıp ulaşamadığı ve yapılan görüntülerin nerede saklandığı, kimlerin buraya erişim izni olduğu sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Güvenlik odasına optik kartla giriliyor, MİT’in yetkisi yok!

“Mevcut kameraların görüntü kayıtları TBMM Yerleşkesi içinde Bilgi İşlem Başkanlığı Sistem Odasında optik kartlı kapı geçişli ortamda saklanmaktadır. Kameralı Güvenlik Sisteminin ağ bağlantısı izoledir. Hâlihazırda kullanılmakta olan sistemde geriye dönük 2 haftalık kayıtlar saklı tutulabilmektedir. Çalışmaları devam eden proje kapsamında, yeni sistem kayıtlarının bir ay süre ile saklı tutulabilmesi planlanmaktadır. Söz konusu kayıtlara Bilgi İşlem Başkanlığında çalışan iki personel ve kamera izleme odasında görev yapan TBMM Koruma Daire Başkanlığına bağlı emniyet personeli erişebilmektedir. Sistemin izole olması sebebi ile başka bir kurumun kayıtlara ulaşma imkânı bulunmamakta olup kayıt bilgileri ile Türk Telekom’un da herhangi bir bağlantısı söz konusu değildir.”

NOT: Önerge ve yanıtına buradan ulaşabilirsiniz:

www.tbmm.gov.tr/develop/owa/yazili_sozlu_soru_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=173990

CHP, “Sağlam İrade” ilanı için Cemil Çiçek’e başvurdu

“Bu soruşturma komisyonunu etkilemeye dönük değil midir? Suç duyurusunda bulundunuz mu?”

ANKARA

AKP’li 4 eski bakan hakkında TBMM Soruşturma Komisyonu’nun Yüce Divan oylaması yapacağı gün birçok gazeteye verilen Sağlam İrade ilanı ile komisyonun özellikle AKP’li üyelerinin etkilenmeye çalışılması üzerine CHP, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e başvurdu. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, bu ilanın yargılama faaliyetini etkilemeye dönük girişim olduğunu ve TCK 277’ye aykırı olduğunu belirterek Cemil Çiçek’in suç duyurusunda bulunup bulunmayacaklarını açıklamasını.

CHP’li Umut Oran, konuyla ilgili olarak Cemil Çiçek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.

Önergesinde dört eski bakan hakkında TBMM’de kurulan 9/8 esas numaralı Soruşturma Komisyonu’nun bugün yapacağı Yüce Divan’a sevk kararı oylaması öncesinde, Sivil Dayanışma Platformu imzasıyla bugün birçok gazetede “Sağlam İrade” başlığıyla ilanlar verildiğini anımsatan Umut Oran, “ Bu ilanda; Bakanların Yüce Divan’a gönderilme çabasının darbe girişiminin Anayasa Mahkemesinde sonuçlandırma girişimi olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin aklanma yeri olmadığı öne sürülerek, “Siyasi kariyerlerini ve kazanımlarını ‘Sağlam İrade’nin gölgesine borçlu olanların küçük hesapları ‘Büyük Türkiye’ yürüyüşünü durdurmaya yetmeyecektir” denildi” ifadelerine yer verdi

Soruşturma Komisyonunu etkilemiyor mu?

Umut Oran’ın Cemil Çiçek’e yönelttiği sorular şöyle:

– Bu ilan, TBMM Başkanlığı çatısı altında sürdürülen bir yargılama faaliyetini etkilemeye dönük değil midir? Bu konuda girişimde bulundunuz mu, sonucu ne oldu?

TCK 277’ye aykırı değil mi?

-Bu ilan, Türk Ceza Kanunu’nun “Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” başlıklı ve 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngören 277. Maddesine aykırılık teşkil etmiyor mu? Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak mısınız? Söz konusu Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü’den bu yönde herhangi bir talep tarafınıza ulaştı mı?

Tüm milletvekillerine hakaret ediyor!

– TBMM Genel Kurulu’nda 5.5.2014 tarihinde 9/8 esas numaralı Soruşturma Komisyonu’nun kurulması yönünde oy kullanan milletvekillerinin iradesinin bu ilanda “küçük hesap” olarak nitelenmesi karşısında ne yapacaksınız?

Komisyonunu AKP’li üyelerine baskı

– Bu ilan 9/8 esas numaralı komisyonun AKP’li üyelerini baskı altına almaya dönük değil midir?

CHP, “Sağlam İrade” ilanı için Cemil Çiçek'e başvurdu

“Bu soruşturma komisyonunu etkilemeye dönük değil midir? Suç duyurusunda bulundunuz mu?”

ANKARA

AKP’li 4 eski bakan hakkında TBMM Soruşturma Komisyonu’nun Yüce Divan oylaması yapacağı gün birçok gazeteye verilen Sağlam İrade ilanı ile komisyonun özellikle AKP’li üyelerinin etkilenmeye çalışılması üzerine CHP, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e başvurdu. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, bu ilanın yargılama faaliyetini etkilemeye dönük girişim olduğunu ve TCK 277’ye aykırı olduğunu belirterek Cemil Çiçek’in suç duyurusunda bulunup bulunmayacaklarını açıklamasını.

CHP’li Umut Oran, konuyla ilgili olarak Cemil Çiçek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.

Önergesinde dört eski bakan hakkında TBMM’de kurulan 9/8 esas numaralı Soruşturma Komisyonu’nun bugün yapacağı Yüce Divan’a sevk kararı oylaması öncesinde, Sivil Dayanışma Platformu imzasıyla bugün birçok gazetede “Sağlam İrade” başlığıyla ilanlar verildiğini anımsatan Umut Oran, “ Bu ilanda; Bakanların Yüce Divan’a gönderilme çabasının darbe girişiminin Anayasa Mahkemesinde sonuçlandırma girişimi olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin aklanma yeri olmadığı öne sürülerek, “Siyasi kariyerlerini ve kazanımlarını ‘Sağlam İrade’nin gölgesine borçlu olanların küçük hesapları ‘Büyük Türkiye’ yürüyüşünü durdurmaya yetmeyecektir” denildi” ifadelerine yer verdi

Soruşturma Komisyonunu etkilemiyor mu?

Umut Oran’ın Cemil Çiçek’e yönelttiği sorular şöyle:

– Bu ilan, TBMM Başkanlığı çatısı altında sürdürülen bir yargılama faaliyetini etkilemeye dönük değil midir? Bu konuda girişimde bulundunuz mu, sonucu ne oldu?

TCK 277’ye aykırı değil mi?

-Bu ilan, Türk Ceza Kanunu’nun “Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” başlıklı ve 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngören 277. Maddesine aykırılık teşkil etmiyor mu? Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak mısınız? Söz konusu Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü’den bu yönde herhangi bir talep tarafınıza ulaştı mı?

Tüm milletvekillerine hakaret ediyor!

– TBMM Genel Kurulu’nda 5.5.2014 tarihinde 9/8 esas numaralı Soruşturma Komisyonu’nun kurulması yönünde oy kullanan milletvekillerinin iradesinin bu ilanda “küçük hesap” olarak nitelenmesi karşısında ne yapacaksınız?

Komisyonunu AKP’li üyelerine baskı

– Bu ilan 9/8 esas numaralı komisyonun AKP’li üyelerini baskı altına almaya dönük değil midir?

Meclis’i BBG evine çevirdiler

TBMM’deki yeni binanın tüm asansör giriş-çıkışlarına güvenlik kamerası kurulması, ses kaydı da alınıp alınmadığı sorusunu gündeme getirdi. 

ANKARA

TBMM’de açılışının üzerinden 7 ay geçtikten sonra yeni halkla ilişkiler binasında, bodrum kattaki garajlar da dahil olmak üzere tüm asansör giriş-çıkışlarına güvenlik kameraları konulması “Meclis BBG evine döndü. Acaba ses kaydı da yapılıyor mu?” tartışmasını beraberinde getirdi. Konuyu TBMM gündemine taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e “TBMM’de ses kaydı da yapan güvenlik kameralarından toplanan sesleri analiz, takip eden ayrı bir operatör, polis memuru, polis amiri var mıdır? Görüntü ve ses kayıtlarına polis dışında MİT ve altyapıyı kuran Türk Telekom da erişebiliyor mu?” diye sordu.

Ses kaydı da yapıyor mu?

CHP’li Umut Oran, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e yönelttiği soru önergesi şöyle:

– TBMM Yeni Halkla İlişkiler Binası’nda açılışından 7 ay sonra, geçen haftadan itibaren asansör giriş-çıkışlarını görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilmesinin gerekçesi nedir? Kaç adet kamera bu şekilde takıldı/takılmaktadır?

– TBMM yeni binasında asansör giriş çıkışlarını gören bu güvenlik kameraları görüntü dışında eşzamanlı olarak ses kaydı da yapıyor mu? Bu kameralar, kaç metre çapındaki alandan hassas ses kaydı yapmaktadır?

Kabin içinde kayıt var mı?

– TBMM Yeni Halkla İlişkiler Binası’ndaki asansörlerin kabin içlerinden de görüntü veya ses kaydı alınıyor mu?

Ses analizi yapan var mı?

– TBMM’de ses kaydı da yapan güvenlik kameralarından toplanan sesleri analiz, takip eden ayrı bir operatör, polis memuru, polis amiri var mıdır? Ses kayıtları neye göre takip edilmektedir, bu ses kayıtları iktidarın lehine-aleyhine, muhalefet partisinin aleyhine olup olmamasına göre sınırlandırılıyor mu?

– Bugün itibariyle ve 2015’te devreye sokulması planlananlarla birlikte TBMM’de kaç adet güvenlik kamerası vardır? TBMM’deki hangi güvenlik kameraları aynı anda ses kaydı da yapmaktadır, bunların yerleri, koordinatları neresidir?

MİT ve Telekom da kayıtları görüyor mu?

– TBMM kampusundaki güvenlik kameralarının görüntü ve ses kayıtları ne kadarlık bir süre için nerede depolanmaktadır, burasının bilişim güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Bu verileri saklama noktası TBMM dışında mıdır? Verilerin saklandığı yere erişim izni olan kaç kişi var, TBMM ve emniyet personeli dışında MİT personeli veya Türk Telekom personeli de bu kayıtlara ulaşabiliyor mu?

– TBMM kampusundaki güvenlik kameraları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün MOBESE sistemine entegre midir?

– TBMM’deki güvenlik kameraları kayıtları, Türk Telekom tarafından mı saklanmaktadır? Türk Telekom’un hangi personeli bu kayıtlara ulaşabilmektedir?”

Soru Önergesi:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 

Aşağıdaki sorularımın TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 22 Aralık 2014

 

Umut Oranİstanbul Milletvekili 

 

  1. TBMM Yeni Halkla İlişkiler Binası’nda açılışından 7 ay sonra, geçen haftadan itibaren asansör giriş-çıkışlarını görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilmesinin gerekçesi nedir? Kaç adet kamera bu şekilde takıldı/takılmaktadır?
  1. TBMM yeni binasında asansör giriş çıkışlarını gören bu güvenlik kameraları görüntü dışında eşzamanlı olarak ses kaydı da yapıyor mu? Bu kameralar, kaç metre çapındaki alandan hassas ses kaydı yapmaktadır?
  1. TBMM Yeni Halkla İlişkiler Binası’ndaki asansörlerin kabin içlerinden de görüntü veya ses kaydı alınıyor mu?
  1. TBMM’de ses kaydı da yapan güvenlik kameralarından toplanan sesleri analiz, takip eden ayrı bir operatör, polis memuru, polis amiri var mıdır? Ses kayıtları neye göre takip edilmektedir, bu ses kayıtları iktidarın lehine-aleyhine, muhalefet partisinin aleyhine olup olmamasına göre sınırlandırılıyor mu?
  1. Bugün itibariyle ve 2015’te devreye sokulması planlananlarla birlikte TBMM’de kaç adet güvenlik kamerası vardır? TBMM’deki hangi güvenlik kameraları aynı anda ses kaydı da yapmaktadır, bunların yerleri, koordinatları neresidir?
  1. TBMM kampusundaki güvenlik kameralarının görüntü ve ses kayıtları ne kadarlık bir süre için nerede depolanmaktadır, burasının bilişim güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Bu verileri saklama noktası TBMM dışında mıdır? Verilerin saklandığı yere erişim izni olan kaç kişi var, TBMM ve emniyet personeli dışında MİT personeli veya Türk Telekom personeli de bu kayıtlara ulaşabiliyor mu?
  1. TBMM kampusundaki güvenlik kameraları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün MOBESE sistemine entegre midir?
  1. TBMM’deki güvenlik kameraları kayıtları, Türk Telekom tarafından mı saklanmaktadır? Türk Telekom’un hangi personeli bu kayıtlara ulaşabilmektedir?