Yazılar

Mehmetçiğin Her Zaferi Türk Milletine Aittir

Terör örgütü PKK-YPG unsurlarına karşı Türkiye’nin “sınır güvenliğini korumak” ve Suriye’nin kuzeyinde bir “terör koridoru” oluşturulmasını engellemek için kahraman Türk Ordusunun gerçekleştirmiş olduğu “Zeytindalı Harekatı”, Afrin kent merkezine girilmesiyle beraber önemli bir aşama kat etmiştir.

Harekatın başından beri Türk Ordusunun, sivillerin korunmasına yönelik attığı adımlar, PKK-YPG unsurlarının baskısından yılmış yöre halkına karşı sergilediği insani yaklaşım ve her aşamada “uluslararası hukuk kurallarını” itinayla uygulamış olması hiç kimsenin reddedemeyeceği gerçeklerdir ve her türlü takdire layıktır.

Operasyon boyunca, Türk milletinin her bir ferdinin, teröre karşı birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmesi ve buldukları her vasıtayla Mehmetçiklerin yanında olduklarını göstermeleri “milli konularda” tüm farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiğine dair önemli bir gösterge olmuştur.

Ancak Mehmetçiğin büyük fedakarlıklarla elde ettiği zaferleri “şahsi başarı hanesine yazmak isteyenlerin” ya da “sadece bir partinin tekeline almak” isteyenlerin olduğu da görülmektedir. Milletin emeğini ve desteğini yok sayan, Mehmetçiğin her zaferinin topyekun Türk milletine ait olduğu gerçeğini göz ardı eden bu yaklaşım tamamen yanlıştır ve asla hoşgörü gösterilmemelidir.

Hangi kademede yer alırsa alsın, hiç kimse kendi emeğini Mehmetçiğin fedakarlıklarının ya da gönlünün Mehmetçikle birlikte olduğunu göstermek için evinin balkonuna Türk bayrağı asan 80 yaşındaki ninelerin emeğinin üstünde görmemelidir. Zira Türk Ordusu, hangi görüşten olursa olsun Türk Milletine aittir ve Mehmetçik de hepimizin evladıdır.

Hükümet, Mehmetçiğin Zaferini Pazarlık Masalarında Kaybetmemelidir

Unutulmaması gereken bir diğer noktaysa Mehmetçiğin elde ettiği zaferlerin kapalı kapılar ardında kurulan pazarlık masalarında kaybedilmemesi gereğidir. Hükümetin, operasyonun başından beri “kamu diplomasisi” alanında yeterince çalışmadığı ve PKK-PYD’nin uluslararası alanda yaptığı propaganda faaliyetlerine yeterli tepkiyi göstermediği ortadadır. Oysa PYD-YPG’ye dair uluslararası kurumlar ve bağımsız sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanan ve bu örgütlerin çok sayıda insanlık ve savaş suçu işlediğini gösteren raporlar mevcuttur ve Türkiye’nin elini güçlendirecek onlarca bilgi kullanılmayı beklemektedir. AKP hükümetlerinin “Kırmızı halıyla karşıla; kırmızı bültenle ara!” şeklinde formüle ettiği “tutarsızlıklar” da Türkiye karşıtı cephenin büyütülmesi için kullanılmaktadır. O halde yapılması gereken şey, aklı ve bilimi referans alarak dünya kamuoylarının “doğru bilgilendirilmesine” yönelik çalışmalar başlatmak ve emperyalist odakların art niyetli çözüm masalarına oturmamaktır. Mehmetçiğin zaferleri pazarlık konusu edilmemelidir.

Suriye’nin Toprak Bütünlüğü Türkiye’nin Toprak Bütünlüğüdür

Gelinen noktada Afrin’de Mehmetçiğin kanı pahasına elde ettiği zafer, hükümet kanadında da kendine yer bulan “yayılmacı ve hayalci” odakların hezeyanlarına da kurban edilmemelidir. Zira hangi ad altında olursa olsun Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunamaması zincirleme reaksiyonla ülkelerin parçalanmasına sebep olacaktır. Afrin ve civarında bir tür “Sünni Devletçik” kurmak demek Fırat’ın doğusunda da bir “PKK-PYD-YPG devletçiği” kurulmasına “izin vermek” demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Irak’ın da Suriye’nin de “toprak bütünlüğünü” kırmızı çizgi  olarak görmeli ve her türlü mecaracılıktan uzak durmalıdır. Irak’ın ve Suriye’nin “güçlü merkezi hükümetlere” sahip olması, PKK’nın bölgedeki etkinliğini de engelleyecektir. Türkiye, bu değişmez gerçeği kavradığı müddetçe kendi sınırlarını da daha kolay savunabilecektir.

Suriye Sınırımızda Hala PKK-PYD’nin Silahlı Unsurları Var

Afrin’de gerçekleştirilen operasyon, Mehmetçiğin başarı hanesine yazılmıştır ancak PKK-PYD tehlikesi henüz ortadan kalkmamıştır. Suriye sınırımızın çok büyük kısmında silahlı terör grupları emperyalist devletlerin verdiği modern silahlarla beklemektedir. Hükümet, tüm bölge ülkeleriyle işbirliği yaparak bu tehdidi ortadan kaldırmak ve sınırlarımızı güvenceye almak zorundadır. Türkiye’nin ve Türk milletinin huzur için bölge ülkeleriyle beraber “barışı” tesis etmek, yani her ülkenin “toprak bütünlüğünü” garanti altına alacak adımları hiç bir kompekse kapılmadan atmak tarihsel zorunluluktur. Türk Ordusunun zaferlerini taçlandırmanın en kolay yolu tüm bölgeye barış getirecek olan “bölgesel işbirliği” yollarını açmaktır.

Bu anlamda, ülkemizi terör saldırılarından korumak ve Suriye’de bir terör koridoru oluşturulmasını engellemek için düzenlenen Zeytindalı Harekatına katılan her bir Mehmetçiğimizi elde ettikleri başarılardan dolayı tebrik ediyorum. Vatan için toprağa düşen şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

umut oran

“Madem terör örgütü, neden kırmızı halıda karşıladınız?” Yalçın Doğan

yalcin-dogan

Göbeği çatlıyor Umut Oran’ın Kolombiya’da PYD’nin terör örgütü olduğunu kanıtlamak için resimler gösteriyor, terör eylemlerini sıralıyor.

Kime kanıtlamak için?

Sosyalist Enternasyonal (SE) Etik Kurulu üyelerine.

Geçen hafta sonunda Kolombiya’da inanılması güç bir olay yaşanıyor. Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir olay.

PKK’nın uzantısı PYD’nin Sosyalist Enternasyonal’de tam üye olmasına ramak kalıyor.

PYD, Sosyalist Enternasyonal üyesi?.. Dünyanın haline bakın siz.

Olay, Türkiye’nin dış politikasındaki zikzakları ve bulunduğu konum açısından ibretlik bir örnek.

2014 belirleyici

PYD, 2015’ten bu yana SE’de tam üyelik için müthiş bir uğraş veriyor. Evet evet, şu bildiğiniz PYD, hani şu ünlü terör örgütü PYD.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ofisler açıyor, SE’de üyelik için diğer ülkelerde çalmadık kapı bırakmıyor. O kapıları çaldıkça, kapılar da ona açılıyor.

Nasıl oluyor da, bir terör örgütü Sosyalist Enternasyonal tam üyeliğine kadar uzanmaya çalışıyor?

2014 yılından itibaren Avrupa’yı sarsan bir başka terör örgütü var: IŞİD.

IŞİD Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde terör eylemi yapıyor. Fransa, Belçika, İspanya’da.

“Terör örgütü” denilince, Avrupa’nın aklına sadece IŞİD geliyor. PKK ve PYD değil. O nedenle de, 2015 yılında Sosyalist Enternasyonalde PYD’ye “gözlemci üye” statüsü veriliyor.

Bu statüyü alan PYD arkasından “tam üyelik” için bastırıyor.

Geçen hafta Kolombiya’daki SE toplantısında bu yönde müthiş bir trafik yaşanıyor.

Neyse ki, SE’de bir Başkan Yardımcısı var, geçen dönem CHP milletvekili Umut Oran, onun çabaları sonucu tam üyelik macerası şimdilik geriye atılıyor.

PYD kendini anlatıyor

PYD kendisini orada “Suriye’de özgürlük için savaşan bir örgüt” olarak kabul ettiriyor.

Ayrıca:

“Bizim terörle bağlantımız yok, biz Suriye’de IŞİD’e karşı terörle mücadele ediyoruz, pek çok insani dramla karşı karşıya kalıyoruz.”

Avrupalılara “IŞİD” denildiğinde, akan sular duruyor. Bundan güç alan PYD, geçen yıl tam üyelik için başvuruda bulunuyor.

Tekrarda yarar var, Avrupa ve Amerika IŞİD’i terör örgütü olarak görüyor, PKK ve PYD’yi değil.

Etik kurul üyeleri

Tam üyelik Sosyalist Enternasyonal’in “etik kurulundan” geçiyor. Etik kurulun şu andaki üyeleri Umut Oran tarafından temsil edilen Türkiye dahil şöyle:

Belçika, Bulgaristan, Kosta Rica, Dominik Cumhuriyeti, Irak, Moldova, Güney Afrika, Uruguay,  Yunanistan, Finlandiya, Hindistan, Pakistan, Fas.

SE Genel Sekreteri İspanyol Luis Ayala da genel sekreter olarak etik kurul üyesi.

Tam üyelik için başvurusunda PYD, etik kurul üyelerine bir yazı veriyor 2015 sonunda, “bizim PKK ile ve terörle hiç bir bağımız yoktur” diye.

Yukarıda sayılan ülkelerden oluşan etik kurul üyeleri de bunu kabule yanaşıyor.

Umut Oran sahnede

Bunun üzerine Umut Oran belge toplamaya başlıyor.

SE Başkanı Papandreu ile Genel Sekreter Luis Ayala’ya PYD – PKK ilişkisini gösteren resimler ve yazılar içeren birer mektup gönderiyor.

PYD bürolarında PKK bayrakları ile Öcalan resimleri bulunan resimler.

Ayrıca, Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) PYD ve terör bağlantısını anlatan raporlarını ekliyor.

PYD’nin insan hakları ihlallerini anlatan olayları aktarıyor.

Ama, ondan önce 20 Aralık 2016 Malaga toplantısına gitmek gerekiyor.

20 Aralık 2016 sabahı Kayseri’de 13 askerin ölümü, 48 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan PKK saldırısını yaşıyor Türkiye.

O gün Sosyalist Enternasyonal Malaga’da toplanıyor. Umut Oran “PKK’nın şiddetle kınanmasını” içeren bir bildiri yayınlanmasını istiyor.

Londra’dan gelen biri:

“Türkiye kendi iç politikasını gözden geçirsin. Dört yıl önce Türkiye PKK ile müzakere ediyor, adına çözüm süreci diyor. Sonra aniden fikir değiştiriyor, PKK’yı düşman ilan ediyor.”

Buna karşı çıkan Umut Oran:

“Konumuz Türkiye’nin politikası değil, Türkiye’de bugün hain bir PKK saldırısı olmuş, on üç asker hayatını kaybetmiştir, PKK’nın şiddetle kınanmasını istiyorum, aksi halde toplantıyı terk ederim.”

Bunun üzerine SE bir bildiri yayınlayarak, “PKK’nın bugün Kayseri’de gerçekleştirdiği terör saldırısını şiddetle kınıyoruz” diyor.

Salih Müslim resimleri

Arap Baharı sonrasında, özellikle Suriye iç savaşıyla birlikte PKK, PYD ve YPG Avrupa ve Amerika’da çok aktif. PYD’nin Sosyalist Enternasyonal tam üyelik girişimi bunun son örneği.

Umut Oranın gözlemlerine göre, PKK ve PYD çeşitli ülkelerle “iyi ilişkiler içinde.” Tam üyelik girişimi bu çerçevede.

Umut Oran, etik kurulda PYD’nin PKK ile ilgili resim ve silahlarını, Öcalan fotoğraflarını gösterince, PYD temsilcisi de başka resimler gösteriyor ve şunu söylüyor:

“PYD Başkanı Salih Müslüm, işte bu resimlerde gördüğünüz gibi, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından kucaklaşarak karşılanmış, Salih Müslüm’e iltifat etmiş, onu kırmızı halıda karşılamıştır.

“Ankara onu dün kırmızı halıda karşılarken, bugün kırmızı bültenle arandığını ilan etmiştir. Türk Hükümetinin tutarsız politikalarla zikzaklar çizmesi bizim sorunumuz değildir.”

Buna rağmen, etik kurulu Umut Oran ikna ediyor ve PYD’nin tam üyeliğini engelliyor.

Sadece o değil, “PYD’nin gözlemci statüsünün de yeniden ele alınması” önümüzeki toplantıya kalıyor.

Dışişleri nerede

Bütün bunlar olurken, Dışişleri Bakanlığı nerede?

Umut Oran Kolombiya’ya gitmeden önce, Dışişleri Bakanlığı’na başvuruyor:

“PYD’yi terör örgütü olarak ilan eden hükümet kararına ihtiyaç var, Sosyalist Enternasyonal’in elindeki terör listesinde PYD yok, bir önce bunun çıkartılması şart.”

Şart ama, bu başvuruya rağmen, henüz o liste yok.

Almanya ile kavga etmekten, referandum derdine düşmüş iken, Dışişleri’nin buna ayıracak zamanı yok.

Ama, yarın bir gün, PYD Sosyalist Enternasyonal üyesi olur ise, uzak ihtimal olsa bile, diğer ülkelere fırça atmakla sorumluluktan kurtulunmuyor.

Umut Oran’dan PYD’ye ‘hayır’

“Kolombiya’da PYD’ye nasıl ‘hayır’ dediysek 16 Nisan’da da ‘hayır’ diyerek ülkemizi yanlıştan kurtaracağız” 

se kopya

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Kolombiya’da yapılan SE Konsey toplantısında PYD’nin alt kademe üyeliğinin tam yetkili üyeliğe çevrilmesi için yaptığı başvurunun reddedilmesini sağladı. Umut Oran, “Türkiye’nin ilkeli durmaya en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde milletimizin çıkarları için PYD’nin alt kademe üyelikten kurtulup tam yetkili üye olmasına ‘hayır’ dedik. Ben bu ‘hayır’ın sembolik olarak da büyük önem taşıdığına inanıyorum. Nasıl bugün “hayır” dediysek 16 Nisan’da da aynı şekilde ‘hayır’ deyip ülkemizi büyük bir yanlışa sürüklenmekten kurtaracağız” dedi. 

se kopya

Kolombiya’nın Cartagena kentinde gerçekleşecek Sosyalist Enternasyonal toplantıları için buraya gelen Umut Oran, önceki gün yapılan Etik Komite toplantısına da katıldı. Üyelik başvuruları ve üyelik statülerinin değerlendirildiği SE’nin en önemli komitesinin de üyesi olan Umut Oran, PYD’nin tam üyelik başvurusunun reddedilmesini istedi. SE Etik Komite toplantısında konuşan Oran, “PYD’nin bölgede savaş suçu işleyerek insan haklarını ihlal ettiği Uluslararası İnsan Hakları kuruluşlarının resmi raporlarına da geçmiştir. Ayrıca PKK ile ilişkide olduğu da Türkiye tarafından bilinmektedir” dedi. Umut Oran’ın itirazının SE Yönetimince de paylaşılması üzerine PYD’nin tam üyelik başvurusu Etik Komite’de kabul edilmedi.

Dün akşam yapılan SE Kongre toplantısında PYD statülerinin yükseltilmesinin yeniden değerlendirilmesi için yeni bir girişimde daha bulundu ancak Umut Oran’ın komitede ortaya koyduğu argümanlar SE üyelerince yeniden dile getirilerek talep bir kez daha reddedildi! 

16 Nisan’da da ‘Hayır’ diyeceğiz 

Bu gelişme üzerine Umut Oran, AKP hükümetinin PYD çelişkilerine de işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye’nin ilkeli durmaya en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde milletimizin çıkarları için PYD’nin alt kademe üyelikten kurtulup tam yetkili üye olmasına ‘hayır’ dedik. Ben bu ‘hayır’ın sembolik olarak da büyük önem taşıdığına inanıyorum. Nasıl bugün “hayır” dediysek 16 Nisan’da da aynı şekilde ‘hayır’ deyip ülkemizi büyük bir yanlışa sürüklenmekten kurtaracağız. Böylece yepyeni bir ülke inşa etmek için bir şans doğacak. O yeni ülkede Barzani’nin Kürdistan bayrağı Atatürk’ün adını taşıyan havaalanında ve Çankaya Köşkü’nde dalgalanmayacak. BOP hayranları ve kırmızı halılarla karşılanan Türkiye karşıtları her platformda yenilgiye uğratılacak. ‘Hayır’ demeyi başardığımızda tıpkı PYDkonusunda olduğu gibi ülkemizin çıkarları her yerde aralıksız savunulacak. 

AKP’nin Hatalarıyla Uğraşıyoruz! 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda sınırı özel olarak açıp resmi geçit yaptırdıkları PYD’yi halen resmi prosedürü tamamlayıp Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü olarak ilan etmemiş olan AKP Hükümeti Türkiye’yi dış ilişkilerinde zorda bırakmaktadır. Maalesef AKP’nin yanlış politikaları sebebiyle uluslararası platformlarda Türkiye’nin çıkarlarını savunurken büyük zorluklarla karşılaşıyoruz. Her yerde “AKP’nin yarattığı çelişkileri” ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz. Neyse ki CHP’nin uluslararası itibarı AKP’nin yanlışlarını aşmamızı sağlayacak kadar yüksek. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da her yerde Türkiye’nin menfaatlerini korumaya devam edeceğim.”

PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle masaya oturanlar bugün CHP’ye çamur atamazlar

Yapılması gereken tek şey bütün gücümüzle üflemektir. Ampul patlamak üzeredir” 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, İktidar yanlısı “zift medyasının” yeniden saldırıya geçmesi üzerine, “CHP’nin ulus devlet, üniter yapı konusunda değişmez tavrı dün olduğu gibi bugün de aynen geçerlidir ve ona yönelecek her türlü iç ve dış tehditlerle mücadele azmi ve kararlığı tamdır. PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle el ele tutuşup, Cumhuriyet Halk Partisi’ne çamur atabilme cüretini göstermektedir. Tüm insanlığın düşmanı haline gelmiş olan IŞİD’i besleyip büyüten ruh ikizleri, ona karşı mücadele verenleri tüm dünyada meşru kıldığını gizlemek ve 29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında YPG’yi sınırlarımızdan törenle geçirenin kendileri olduğunu unutturmak için bugün de 78 milyonun zekasıyla dalga geçmektedirler!” açıklamasını yaptı. 

CHP’li Umut Oran, Cenevre’de 1-2 Temmuz’da yapılan Sosyalist Enternasyonal Konsey toplantısıyla ilgili yazılı açıklama yaparak “havuz medyasının” çarpıtma yayınlarına açıklık getirdi. Umut Oran’ın açıklaması şöyle: 

ZİFTİ MEDYASI TAARRUZDA 

İçeride ve dışarıda tüm itibarını yitirmiş olan AKP siyaseti, elindeki son silah olan “zift medyasıyla” birlikte yeniden taarruza geçmiştir. İstanbul Atatürk Havalimanında patlayan bombaların yankısı bile dinmeden gülücükler eşliğinde açılışlarda kutlamalar yapan iktidar bloğu, her zaman olduğu gibi, “baskın basanındır” taktiğine başvurmaktadır. Şehit cenazelerini provoke eden, yalanı ve iftirayı vazgeçilmez gören bu zihniyetin yeni zırvası; terör örgütleriyle CHP kurumsal kimliğini aynı cümle içinde kullanmaktır. 

CHP’NİN DEĞİŞMEZ ULUS DEVLET TAVRI AYNEN GEÇERLİDİR 

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bir partiyi, bölücülükle itham edebilmek ancak ve ancak büyük yalancıların işi olabilir. CHP’nin ulus devlet, üniter yapı konusunda değişmez tavrı dün olduğu gibi bugün de aynen geçerlidir ve ona yönelecek her türlü iç ve dış tehditlerle mücadele azmi ve kararlığı tamdır. Dedelerimizin vatan için dövüştüğü sırada emperyalizmin uşaklığına soyunanların torunları, bugün de aynen geçmişte olduğu gibi, Türkiye’yi bölmeye uğraşmaktadırlar. Bu anlamda tarih tekerrür etmektedir. Bir yanda Kuvayi Milliyeciler diğer yandaysa menfaat için vatanı bölmeye uğraşan işbirlikçiler bulunmaktadır. 

PKK, PYD VE YPG İLE EL ELE TUTUŞUP CHP’YE ÇAMUR ATANLAR 

Ancak bilinmelidir ki dün bu topraklara ihanet edenler nasıl işgal kuvvetleriyle koyun koyuna iş tutup, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını “hainlikle suçladılarsa” bugün de emperyalizmin hizmetine girmiş olan bu zihniyet PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle el ele tutuşup, Cumhuriyet Halk Partisi’ne çamur atabilme cüretini göstermektedir. İktidarın bu suçluluk durumu hem suçlu hem güçlü psikolojisinin tezahürüdür. Tüm insanlığın düşmanı haline gelmiş olan IŞİD’i besleyip büyüten ruh ikizleri, ona karşı mücadele verenleri tüm dünyada meşru kıldığını gizlemek ve 29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında YPG’yi sınırlarımızdan törenle geçirenin kendileri olduğunu unutturmak için bugün de 78 milyonun zekasıyla dalga geçmektedirler!! CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’de PYD’ye karşı tavrı ve duruşu nettir. Ayrıca dün Salih Müslim’i Türkiye’de defalarca ağırlayıp üst düze görüşmeler yapanların bu iktidar olduğunu da hepimiz biliyoruz. 

CUMHURİYETÇİ GÜÇLERE SALDIRIYORLAR 

Dün; Menemen’de Kubilay’ın kafasını kesenler, Çorum’da, Maraş’ta masum insanları katledenler, Sivas’ta canlarımızı ateşe itenler bugün de IŞİD’le, El Nusra’yla, insan kanı içen ÖSO’yla yan yana gelip Cumhuriyetçi güçlere saldırmaktadırlar. 

Ancak sonuçları bağlamında da tarih tekerrür edecektir. AKP zihniyetinin iftiraya dayalı bu oyununu Cumhuriyet Halk Partililer bozacaktır! Tıpkı tüm olumsuzluklara rağmen Kuvayi Milliye ruhunu yaratanlar gibi bugünün Cumhuriyet Halk Partilileri de aynı direniş ruhunu yaratacaklardır. 

ÜFLEYİN, AMPÜL PATLAMAK ÜZERE 

Artık yolun sonuna gelinmiştir. AKP zihniyetinin yükselen sesi, içinin iyice boşaldığına işarettir. Bundan sonraki süreçte iftiralar daha da artacaktır. Yalanlarına yeni yalanlar ekleyecekler, şeytanı bile kıskandıracak kumpaslar uyduracaklardır. Ama sonuç yine değişmeyecektir çünkü iktidar bloğu çökmektedir. Topyekûn zırvalara sarılmalarının sebebi budur. Seslerini yükseltmelerinin sebebi çatırdayan binalarının gürültüsünü bastırmaktır. O yıkılmaz denen menfaat ağı artık pamuk ipliğine bağlı haldedir. Yapılması gereken tek şey bütün gücümüzle üflemektir. Ampul patlamak üzeredir. 

Bu yüzden tüm CHP’liler için vakit: Dayanışma ve AKP’nin oyununu bozma vaktidir. Muhtaç olduğumuz kudret, şanlı geçmişimizde mevcuttur.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 46KB)

Umut Oran’dan Sosyalist Enternasyonal İle İlgili Zorunlu Açıklama

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, yandaş medyada iki gündür çıkan yanıltıcı haberler üzerine basın açıklaması yaptı. Umut Oran’ın konuyla ilgili yazılı açıklaması şöyle:

Umut Oran

Basın Açıklaması

03.12.2015

Başkan Yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal (SE) bugün tüm dünyada sol partilerin üyesi olduğu bir uluslararası organizasyondur. Bu kapsamda SE’ye sürekli üyelik başvuruları yapılmaktadır. Suriye’den de PYD, iki yıldır SE’ye üye olmak için beklemektedir. Bu süre boyunca CHP olarak bizler PYD’nin PKK terör örgütü ile ilişkili olduğuna dair Türkiye’deki geniş kaygı ve algı, Türk hükümetinin PYD’yi Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak görüp sözlü olarak atıfta bulunması nedeniyle üyeliğine sürekli karşı çıktık.

Konu ekim ayında Londra’da yapılan üyeliklerle ilgili tavsiye karalarının alındığı ve benim de üyesi olduğum Etik Komite toplantısında da alındı. Görüşülen konu PYD’nin alt statüden Enternasyonale kabulüdür. CHP adına ben toplantıda, PYD’nin öncelikle teröre bakışı ve PKK ile bir organik ilişkisi olup olmadığı konusunda şüphelerim olduğunu söyleyerek PYD’nin Sosyalist Enternasyonal’e kabulüne karşı oy kullandım.

Bunun üzerine Etik Komite benim şerh ve karşıoyuma rağmen PYD’nin, bugün tüm dünyada insanlık düşmanı haline gelen “IŞİD’e karşı verdiği mücadeleden dolayı ve Suriye’deki tek Kürt partisi olarak ülkenin normalleşmesi konusunda çaba yürüttüğü” gerekçesiyle, nihai kararın alınacağı Konsey’e yine de tavsiye kararında bulundu.

28-29 Kasım 2015’te Angola’da SE Konsey toplantısı yapıldı. Ancak iç siyasi gelişmeler ve Türkiye’deki yükselen tansiyon nedeniyle ben bu toplantıya gitmesem de SE Genel Sekteri ve Genel Başkanına PYD’nin üyeliğine karşı çekincelerimi ısrarla yineledim.

Etik Komitede benim karşı çıkışım nedeniyle Angola’daki toplantıda PYD’den ayrıca yazılı beyan istendi. PYD yönetimi adına SE’ye gönderilen yazıda; “PYD’nin her türlü şiddet ve teröre karşı olduğu, ayrıca PKK ile herhangi bir organizasyonel ilişkisi bulunmadığı ve PYD’nin SE’nin  ilke ve değerlerini benimsedikleri ve bağlı kalacakları” beyanında bulunuldu.

Sonuç olarak hem Etik Komisyonda hem Konsey toplantısında CHP’nin her zemindeki karşı görüşlerine rağmen PYD, Enternasyonal’in alt statüden üyesi olarak oy hakkı olmaksızın ve özel koşulla kabul edildi.  Çabalarımız sayesinde SE ilk kez bir uygulama yaparak PYD’yi “Terör ve şiddetle ilgili SE’nin ilke ve değerlerine aykırı davranışta bulunmaları halinde alt statüden de olsa üyeliklerinin Etik Komite tarafından geri alınabileceği” koşuluyla kabul ettiği uyarısında bulundu.

PYD’nin bugün IŞİD’e karşı verdiği mücadele nedeniyle tüm dünyada elde ettiği olumlu algıda maalesef AKP hükümetlerinin de büyük etkisi bulunmaktadır. Hükümet PYD’yi eleştirmesine karşın uluslararası hukuk zemininde gerekli girişimlerde bulunarak herhangi bir önlem almamaktadır. Halen PYD ve YPG’nin Türkiye’nin terör örgütleri listesinde bulunmaması uluslar arası zeminde işleri güçleştirmektedir. Çünkü bu konuda Bakanlar Kurulu’nda alınmış herhangi bir karar bulunmamakta, Resmi Gazete’de yayımlanan terör örgütleri listesinde PYD ve YPG yer almamaktadır.Hatta basında çıkan bir habere göre görülen bir davaya Adalet Bakanlığı aracılığıyla gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 20/03/2015 tarihli ve 685-46074 sayılı  yazısında da PYD ve YPG’nin terör örgütü olduğuna dair Bakanlar Kurulu kararı bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca halen ABD ve AB’nin hazırladığı terör örgütü listelerinde PKK olmasına rağmen PYD ve YPG’nin bulunmaması da dikkat çekicidir.

CHP Sosyalist Enternasyonal’in tüm karar mekanizmalarında oy ve söz hakkı olan tam üyesi statüsündedir. Alt statüdeki üyelerin ise oy ve konuşma hakları bulunmamaktadır.

CHP’nin şiddet ve teröre karşı tavrı ve duruşu nettir. AKP hükümetlerinin bu konuda Esad ve PYD’de de olduğu gibi geçmiş tutarsız ilişkileri yurt dışında önümüze engel olarak konulduğu için kendilerini samimi olmaya davet ediyoruz.

Umut Oran'dan Sosyalist Enternasyonal İle İlgili Zorunlu Açıklama

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, yandaş medyada iki gündür çıkan yanıltıcı haberler üzerine basın açıklaması yaptı. Umut Oran’ın konuyla ilgili yazılı açıklaması şöyle:

Umut Oran

Basın Açıklaması

03.12.2015

Başkan Yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal (SE) bugün tüm dünyada sol partilerin üyesi olduğu bir uluslararası organizasyondur. Bu kapsamda SE’ye sürekli üyelik başvuruları yapılmaktadır. Suriye’den de PYD, iki yıldır SE’ye üye olmak için beklemektedir. Bu süre boyunca CHP olarak bizler PYD’nin PKK terör örgütü ile ilişkili olduğuna dair Türkiye’deki geniş kaygı ve algı, Türk hükümetinin PYD’yi Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak görüp sözlü olarak atıfta bulunması nedeniyle üyeliğine sürekli karşı çıktık.

Konu ekim ayında Londra’da yapılan üyeliklerle ilgili tavsiye karalarının alındığı ve benim de üyesi olduğum Etik Komite toplantısında da alındı. Görüşülen konu PYD’nin alt statüden Enternasyonale kabulüdür. CHP adına ben toplantıda, PYD’nin öncelikle teröre bakışı ve PKK ile bir organik ilişkisi olup olmadığı konusunda şüphelerim olduğunu söyleyerek PYD’nin Sosyalist Enternasyonal’e kabulüne karşı oy kullandım.

Bunun üzerine Etik Komite benim şerh ve karşıoyuma rağmen PYD’nin, bugün tüm dünyada insanlık düşmanı haline gelen “IŞİD’e karşı verdiği mücadeleden dolayı ve Suriye’deki tek Kürt partisi olarak ülkenin normalleşmesi konusunda çaba yürüttüğü” gerekçesiyle, nihai kararın alınacağı Konsey’e yine de tavsiye kararında bulundu.

28-29 Kasım 2015’te Angola’da SE Konsey toplantısı yapıldı. Ancak iç siyasi gelişmeler ve Türkiye’deki yükselen tansiyon nedeniyle ben bu toplantıya gitmesem de SE Genel Sekteri ve Genel Başkanına PYD’nin üyeliğine karşı çekincelerimi ısrarla yineledim.

Etik Komitede benim karşı çıkışım nedeniyle Angola’daki toplantıda PYD’den ayrıca yazılı beyan istendi. PYD yönetimi adına SE’ye gönderilen yazıda; “PYD’nin her türlü şiddet ve teröre karşı olduğu, ayrıca PKK ile herhangi bir organizasyonel ilişkisi bulunmadığı ve PYD’nin SE’nin  ilke ve değerlerini benimsedikleri ve bağlı kalacakları” beyanında bulunuldu.

Sonuç olarak hem Etik Komisyonda hem Konsey toplantısında CHP’nin her zemindeki karşı görüşlerine rağmen PYD, Enternasyonal’in alt statüden üyesi olarak oy hakkı olmaksızın ve özel koşulla kabul edildi.  Çabalarımız sayesinde SE ilk kez bir uygulama yaparak PYD’yi “Terör ve şiddetle ilgili SE’nin ilke ve değerlerine aykırı davranışta bulunmaları halinde alt statüden de olsa üyeliklerinin Etik Komite tarafından geri alınabileceği” koşuluyla kabul ettiği uyarısında bulundu.

PYD’nin bugün IŞİD’e karşı verdiği mücadele nedeniyle tüm dünyada elde ettiği olumlu algıda maalesef AKP hükümetlerinin de büyük etkisi bulunmaktadır. Hükümet PYD’yi eleştirmesine karşın uluslararası hukuk zemininde gerekli girişimlerde bulunarak herhangi bir önlem almamaktadır. Halen PYD ve YPG’nin Türkiye’nin terör örgütleri listesinde bulunmaması uluslar arası zeminde işleri güçleştirmektedir. Çünkü bu konuda Bakanlar Kurulu’nda alınmış herhangi bir karar bulunmamakta, Resmi Gazete’de yayımlanan terör örgütleri listesinde PYD ve YPG yer almamaktadır.Hatta basında çıkan bir habere göre görülen bir davaya Adalet Bakanlığı aracılığıyla gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 20/03/2015 tarihli ve 685-46074 sayılı  yazısında da PYD ve YPG’nin terör örgütü olduğuna dair Bakanlar Kurulu kararı bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca halen ABD ve AB’nin hazırladığı terör örgütü listelerinde PKK olmasına rağmen PYD ve YPG’nin bulunmaması da dikkat çekicidir.

CHP Sosyalist Enternasyonal’in tüm karar mekanizmalarında oy ve söz hakkı olan tam üyesi statüsündedir. Alt statüdeki üyelerin ise oy ve konuşma hakları bulunmamaktadır.

CHP’nin şiddet ve teröre karşı tavrı ve duruşu nettir. AKP hükümetlerinin bu konuda Esad ve PYD’de de olduğu gibi geçmiş tutarsız ilişkileri yurt dışında önümüze engel olarak konulduğu için kendilerini samimi olmaya davet ediyoruz.