Yazılar

Umut Oran’dan Suriye sınırından dış politika uyarısı



Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın !

Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli

Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

Anadolu’yu karış karış gezen CHP’li Umut Oran, bugün Hatay’a giderek çalışmalarda bulundu. Suriye’deki son durumu değerlendiren Umut Oran, “Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli” diye konuştu.

Hatay’da CHP PM Üyesi ve Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile birlikte çalışma yürüten Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, Erzin ve Dörtyol’da esnaf ve vatandaşların yanı sıra esnaf, sanatkar, ticaret ve sanayi odalarını da ziyaret ettiler. Hatay çalışmalarında açıklamalarda bulunan Umut Oran şöyle konuştu:

Referanduma katılım yükseliyor

Türkiye’nin her anlamda varlığını ve birliğini tehdit eden “tek adam rejimine” karşı “hayırlı mücadelemiz devam ediyor. Yurdun dört bir yanında her partiden yurttaşlarımız hayır oyu yönündeki kararlılığı, tüm anketlerde referanduma katılım oranlarının hızla yükseliyor olması AKP hükümetinin dengesinin bozulmasına sebep oluyor.

Bu sebepten olacak ki Amerikan gemilerinden komşumuz Suriye’ye fırlatılan füzeler AKP hükümeti tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve ortada uluslararası bir karar olmamasına rağmen “savaş çığırtkanlığı” başlatılmıştır.

Hatay’da sınırdan hükümeti uyardı

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın ! Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli”

Vekalet Savaşına hayır

Türk Milleti bilmelidir ki Irak’ta ve Suriye’de akan kan Müslümanların kanıdır. Batılı emperyalist güçlerin destekledikleri IŞID, YPG, PKK ve Nusra gibi terör örgütleri tüm insanlığa karşı suç işlemektedirler. Mazlum milletlerin üzerine silahla ve bombayla salınan terör örgütlerinin tamamına hem Türkiye içinde hem de sınırlarımızda müsaade edilmemeli, vekâlet savaşı adı altında emperyalist devletlerin hizmetine girmiş olan bu gruplara karşı Türk devletinin ve komşu devletlerin bütünlüğü savunulmalıdır.

Irak’ın düzmece olduğu kabul edildi

Tıpkı 2003’te düzmece kimyasal silah iddialarıyla Irak’ın işgal edilmesi olayında yaşandığı gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak ve tüm güney sınırımızda bir PKK devleti kuracak olan her türlü oldu-bittiye karşı bölge devletleriyle işbirliği içinde olmak tarihin ve aklın dayattığı zorunluluklardır.

Amerikan askerleri PKK ile kolkola

Gelinen nokta her anlamda tehlikelidir. Özellikle AKP’nin henüz ispatlanmamış bir kimyasal saldırı iddiaları üzerinden, Amerikan askerlerinin yerine Mehmetçiği gözden çıkarma hevesi asla kabul edilmemelidir. Fırat Kalkanı Operasyonunda net olarak görüldüğü üzere PKK-YPG terör örgütleri Afrin’de Rus’larla, Menbiç’te ve Rakka’da Amerikan askerleriyle kol koladır ve kendilerine sağlanan modern silahlarla beraber IŞID’a karşı savaş adı altında Suriye’nin bütünlüğüne karşı savaşmaktadırlar.

Türkiye’nin bütünlüğü tehlikeye atılıyor

Soğuk Savaş sonrasında Amerikalı stratejistler tarafından hedef tahtasına oturtulan “güçlü ulus devletler”, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi tehdit altındadır. Bu devletlerin bölünmesine yol açacak herhangi bir projeye ya da operasyona destek vermekse Türkiye’nin bütünlüğünü de tehlikeye atmak demektir. Bu anlamda sorun sadece Irak, Suriye’nin ya da İran’ın sorunu değil emperyalizmin kendisine rakip olarak gördüğü “güçlü ulus devletlerin” tamamıdır. AKP’nin açıklamaları ve “savaş çığırtkanlığı” Türkiye’nin ve bölgenin gerçekleriyle uyuşmadığı gibi milli bir politika da değildir.

Milli Duruş Barzani’ye karşı olmaktır

AKP’nin topluma dayattığı “tek adam rejimi”ne Türk milletinin “hayır” diyeceği açık ve net olarak görüldüğü için AKP, savaşçı bir dil kullanarak ve bunu milli bir dava gibi göstermeye çalışarak toplumu etkilemeye çalışmaktadır. Oysa çok açıktır ki milli duruş Musul’un ve Kerkük’ün bir oldu-bittiyle Barzani’ye teslim edilmesine engel olmakla mümkündür. Milli duruş, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak üzere olan PKK devletine karşı mücadeleyle mümkündür. Mehmetçiği Amerikan planları için pazarlık masalarına sürmek milli bir duruş değildir. Türk Milleti, başta medeniyetler şehri Antakya olmak üzere bu savaş çığırtkanlığına hayır demelidir. Bu anlamda 16 Nisan, “savaş naraları” atanlara karşı “güçlü bir hayır” demeyi zorunlu kılmaktadır. Artık AKP’nin iflas etmiş, sürekli sorun yaratan “dış politikasına” ve milletin gerçek sorunlarını öteleyerek kendi kişisel sorunlarına odaklanan siyaset anlayışına “hayır” deme vakti gelmiştir.

Unutmayın, 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

16 Nisan’a sayılı gün kala tüm yurttaşlarıma tekrar çağrıda bulunmak istiyorum. 17 Nisan’da Hayır’lı bir sabaha uyanmak için sadece 1 kişiyi ikna etmek yeterlidir. Oy vermeyi düşünmeyen sadece 1 kişinin kolundan tutup onun sandığa gitmesini sağlamak ülkemize yapılacak en büyük iyiliktir. Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!

Devlet Düzeni Çöküş Sürecindedir! Çöküş Ancak Atatürkçü Milli Duruşla Engellenir



 

umut-oran11

Beşiktaş’ta onlarca polisimizi ve masum insanımızı hedef alan terör saldırısı, Kayseri’de gerçekleştirilen ve kahraman Mehmetçiklerimizi toprağa düşüren hain girişim ve hemen ardından Rusya Büyükelçisi’nin öldürülmesi; çöküş sürecine giren devlet düzeninin yarattığı dehşet verici sonuçlardır.

İktidara geldiği günden beri ortak aklı reddeden zihniyet, yaşanan acı olaylardan hiçbir şekilde ders almadığı gibi sorumluluk da kabul etmemektedir. Son yıllarda sürekli olarak tedavüle sürülen ve temelinde “kıskançlık” olduğu ileri sürülen “uluslararası komplo” iddialarıysa iç kamuoyunun bir kısmını tatmin etse de, “kıskançlık merkezli bir uluslararası ilişkiler teorisi” yoktur.

Benzer şekilde iktidar bloğunun kazanım olarak gördüğü her şey devlet düzeninin çökertilmesi anlamına gelmektedir. Örneğin vesayeti yıkmak olarak tanımlanan süreç; Türk ordusunun emir komuta zincirinin kırılması, laik karakterinin zayıflatılması ve mezhepçi kadrolaşmanın önünün açılmasıdır.  FETÖ’yle mücadele ediyoruz denilense daha önce FETÖ’ye teslim edilen kadroların “başka tarikatlara ve yandaşlara” verilmesinden başka bir şey değildir. Tüm kamu gücünü elinde toplayan iktidar; personel seçiminde ve kariyer basamaklarının tırmanılmasında liyakat yerine sadakati, yetenek yerine parti ya da fikir aidiyetini esas almaktadır.

Yaşanan onca acıya ve saldırıya rağmen iktidar bloğunun herhangi bir çözüm önerisi de bulunmamaktadır. İktidar bloğu, kendileri dışında herkese “şehitlik ve gazilik” önererek halkın kutsal duygularını istismar etmekten başka bir vaat sunmadığı gibi her olaydan sonra özeleştiri yapmak yerine adeta hatalarını bastırarak daha yüksek sesle tehditler savurmayı  ve de  “yayın yasağı” koymayı siyaset sanmaktadır.

Sadece son bir haftada yaşananlar bile yarınlarda yaşanabilecek çok daha acı olayların habercisidir. Çünkü iktidar bloğu yaşananlardan ders çıkarmamaktadır, özeleştiri yapmamaktadır, sorumlu aramamaktadır, aklın ve bilimin ışığında kurumsal çözümler düşünmemektedir. Tam aksine tüm enerjisini kendine göre “düşman” olarak kodladığı muhalif çevreleri ve kurumları yok etmeye harcamaktadır.

Yüzlerce yıllık geleneği temsil eden GATA’nın, Askeri Okulların kapatılması iktidarın “düşman” algısının sonucudur. Oysa son olayda görülmüştür ki mesele kurumun adı değildir mesele topyekûn zihniyet meselesidir. Rus Büyükelçiyi katleden polis, bu iktidar döneminde Polis Okulu’na girmiş, bu iktidar döneminde “güvenlik soruşturmasından geçmiş”, bu iktidar döneminde polis olmuş, bu iktidar döneminde asaleti tasdik olunmuş ve yine bu iktidar döneminde görev almış biridir. Aynı şekilde AKP’nin hükümet olduğu dönemde okula gitmiş, AKP’nin “dindar ve kindar gençlik” yaratma iddiasının hayat bulduğu yıllarda eğitim görmüş, her kanalda AKP’lilerin konuştuğu bir iklimde yetişmiş ve nerdeyse tüm ömrünü AKP’nin tek başına iktidar olduğu bir dönemde geçirmiştir. Ve ne yazık ki kutuplaştırmanın, düşmanlaştırmanın, ötekileştirmenin, saldırganlaştırmanın egemen olduğu son 15 yılın bir parçasıdır. O; Taksim’de terör estiren “palalıların”, Ali İsmail’e tekme atan “fırıncıların” ve Kayseri’de olduğu gibi ana muhalefet partisine mensup gençleri “linç etmeye” çalışanların oluşturduğu “zorbalığın” bir parçasıdır Ülkemizin dört bir yanında Aleviden, Kürtten, spor yapan kadınlardan, şort giyen kızlardan yani kendileri gibi düşünmeyen herkesten nefret eden gençler vardır. Ve yaratılan “nefret iklimi” bu insanları provokasyona açık hale getirmektedir.

Şüphesiz ki yaşanan bu durum sürdürülebilir değildir. Hiçbir ülkede toplumun farklı kesimleri bir diğerini hain diye damgalayıp sonra da başarılı olamaz. Milli birlik, “makbul gruplar” yaratarak değil tüm yurttaşları “makbul” görerek ve ortak idealler etrafında toplayarak sağlanır. Türkiye özelinde birliğin formülüyse adil olmak, laikliğe sahip çıkmak, nefret söyleminden vazgeçmek ve her koşulda ATAMIZIN aydınlık mirasına sahip çıkmaktır. Ortaya koyduğu ilkeler bağlamında ATAMIZIN  görüşleri günceldir ve yaşadığımız her sorunu çözecek kadar nettir. “Yurtta barış dünyada barış!” ilkesine sarılmak, “Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir!” demek, “Bağımsızlığın bütünlüğü ancak mali bağımsızlık ile mümkündür!” sözünü rehber edinmek ülkemizi kurtuluşa götürecektir. Mezhepçilikte, etnikçilikte, nefrette, hurafecilikte, İslamcılıkta, piyasacılıkta, ötekileştirmede ısrar etmekse kan, gözyaşı ve ölüm getirecektir.

Dünyanın hızla kaotik bir ortama sürüklendiği bu dönemde bir kez daha tüm yurttaşlarımızı aklı, bilimi ve adaleti referans alarak “ATATÜRKÇÜ milli bir duruş” sergilemeye ve akılla, bilimle, adaletle ve gerçeklerle bağını koparmış görünen iktidar bloğuna karşı hayatın her alanında sesimizi yükseltmeye çağırıyorum. Çocuklarımızı bu yıkım ikliminden kurtarmak için dayanışma içinde birleşmekten, mücadele etmekten ve bir diğerimize yalnız olmadığını hissettirmekten başka bir seçenek yoktur… PKK’yı da, FETÖ’yü de, IŞİD’i de uluslararası komploları da yenecek olan güç: Laikliğe, demokrasiye, kardeşliğe ve barışa inanan halkımızdır.

Daha iyi bir Türkiye mümkündür

Kayseri saldırısı Malaga’dan ses getirdi



 

malaga

PKK’ya Enternasyonal kınama

 “Ama Erdoğan…” diyen Suriyeliyi Umut Oran susturdu 

“Önce vatanım” diyen Umut Oran, Erdoğan ve AKP hükümetini gündeme aldırmadı 

PKK’ya YPG’ye giden AB ve ABD silahları da konuşuldu 

Sosyalist Enternasyonal (SE) Akdeniz Komitesi’nin 16-17 Aralık 2016 tarihlerinde İspanya’nın Malaga kentinde yaptığı toplantıda CHP’li Umut Oran tarafından Kayseri saldırısının da gündeme getirildiği öğrenildi. Umut Oran’ın AB ve ABD’nin PKK bağlantılı gruplara kontrolsüz verdiği silahların Türkiye’de masum insanları öldürmesinden duyduğu rahatsızlığı anlattığı toplantıda, o sabah yaşanan Kayseri saldırısını da gündeme getirdiği kaydedildi. SE Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın ”PKK’nın kınanması ve örgüt mensuplarının yakalanıp yargılanması konusunda Türkiye ile aktif işbirliği yapılması” çağrısı üzerine Suriyeli temsilcinin, “Türkiye’nin tutarsız politikaları uluslararası arenada bu konudaki samimiyeti etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” itirazına sert çıkan Umut Oran, “Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem” dedi. Bunun üzerine Sosyalist Enternasyonal, PKK’yı kınayan bir bildiri yayınladı.

AB ve ABD silahları Türk vatandaşlarını öldürüyor!

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran’ın, Malaga’daki toplantıda cuma günü yaptığı konuşmada, “Özellikle AB üyeleri ve ABD’nin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le mücadele edilmesi için muhaliflere ve Kürt gruplara, PKK’ya bağlı PYD ve YPG gibi örgütlere kontrolsüz biçimde verdikleri silah ve mühimmat Türkiye’de benim vatandaşlarımı vurmakta güvenlik güçlerimiz şehit edilmektedir. Bundan çok büyük rahatsızlık duyuyoruz” dediği öğrenildi.

Umut Oran, Halep’te yaşanan insanlık dramı karşısında uluslararası kurumların daha fazla sessiz kalmamaları gerektiğini belirterek, katliamın bitirilmesi için bir an evvel harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye adına sizden büyük bir ses bekliyorum

Cumartesi günü ise Kayseri’de askerlere yönelik saldırı haberini alması üzerine Umut Oran’ın bir kez daha söz alarak SE üyelerine şu çağrıda bulundu:

“Bu sabah Türkiye’de Kayseri’de bombalı saldırı yapıldı masum insanlarımız can verdi. Terör insanlık suçudur, iyi terörist ya da kötü terörist olmaz. Teröre doğrudan veya dolaylı olarak hizmet eden teröristtir ve mutlaka cezalandırılması gerekir. Bakın bugün ülkemde olmam ve yurttaşlarımın acısını paylaşmam, beraber yas tutmam ve terörle mücadeleye destek olmam gerekirken burada Enternasyonal toplantısındayım. Sizler de terörle mücadele konusunda samimi iseniz açıkça bu terör örgütlerini deşifre edin, en sert şekilde kınayın. Bu nedenle sizlerden Türkiye adına büyük bir ses bekliyorum. Bu teröristlerin yakalanıp yargılanmaları, Türkiye’ye iade edilmeleri için aktif bir işbirliği, büyük bir kınama ve dayanışma bekliyorum.”

Suriyeli’den Erdoğan itirazı geldi

Ancak SE’ye üye olmamasına rağmen Suriyeli Ezidileri temsilen Londra’dan gelen bir katılımcı, “Saldırılar nedeniyle çok üzgünüm, masum insanların ölmesini ben de kınıyorum. Ama Türkiye de kendi iç politikalarını gözden geçirmeli. 4 yıl boyunca başbakanınız PKK ile ortak çalışma yaptı ve müzakere ederek barış sürecini sürdürdü sonra da birden fikir değiştirerek PKK’yı düşman ilan etti. Bu tutarsız politikalar uluslararası arenada Türkiye’nin bu konudaki samimiyetini etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” diyerek itiraz etti.

Umut Oran sesini yükseltti: Toplantıyı terk ederim!

Bunun üzerine yeniden söz alan Umut Oran’ın ise yüksek sesle şu konuşmayı yaparak başlamadan tartışmayı bitirdiği öğrenildi:

“Gündemimiz Erdoğan’ın siyaset anlayışı değil. Ortada terör örgütü PKK’nın yaptığı bir terör olayı, bombalı saldırı bir katliam var, masum insanlarımız ölüyor. Ya PKK’yı en sert şekilde kınayıp deşifre edersiniz ve bizimle aktif işbirliğinde bulunursunuz ya da ben bu toplantıyı terk ederim. Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem.”

Enternasyonal PKK’yı kınadı

Umut Oran’ın bu konuşmasının ardından Malaga Bildirisine PKK’nın kınanmasıyla ilgili şu ifadeler oybirliğiyle eklendi:

“İstanbul’dan Paris’e, Brüksel’den Tunus’a kadar tüm Akdeniz boyunca gerçekleştirilen terör saldırıları hepimizi dehşete düşürmüştür. Geçtiğimiz haftalarda PKK tarafından gerçekleştirilen ve onlarca masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olan terör saldırılarını şiddetle kınıyoruz.  Hükümetlerimiz, bu tarz tehditleri küresel düzeyde ele almalı ve yalnızca sahada mücadele etmek yerine radikalizmin sebepleriyle de mücadele etmelidir.” 

15 Temmuz eleştirisi de var 

Bu arada bildiride 15 Temmuz askeri darbe girişimi kınanırken sonrasında yaşanan hukuksuzluklara da şu şekilde dikkat çekildi:

“Bizler, Türkiye’deki 15 Temmuz askeri darbe girişimini kınadığımız gibi o tarihten beri hükümetin baskıcı ve antidemokratik yönelimini de derin bir üzüntüyle karşılamaktayız. Türk halkını, sivil toplum örgütlerini, gazetecileri ve insan hakları savunucularını ayrıca demokratik değerleri ve fikirleri savundukları için baskı altına alınan CHP ve HDP’yi de güçlü şekilde desteklediğimizi ve hepsiyle dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. “

 

Umut Oran, Adıyaman ve IŞİD gerçeğinin fotoğrafını çekti



 

CHP’li Umut Oran, 25 yıldır yakından tanıdığı Adıyaman’a yaptığı son ziyarette bölgede herkesin bildiği ancak “Aman Adıyaman’ın adı lekelenmesin” denilerek gizlenen IŞİD gerçeğine dair bazı çarpıcı gelişmeleri, ekonomik göstergelerle birlikte rapor haline getirerek kamuoyuna açıkladı: 

“Adıyaman’da 6 aydır devam eden 200 şüphelisi olan gizli soruşturmada iddianame bir türlü hazırlanmıyor” 

“Örgüt elemanları başlangıçta 6 bin dolar verdiği gençleri kandırıyor daha sonra 1200’er dolar vermeye devam ediyor” 

“Adıyaman Emniyetine 18 aile ‘çocuğum kayboldu’ diye başvurdu, IŞİD’e eleman sağlayanların açık kimliklerini verdi hiçbir işlem yapılmadı” 

“2008’deki TEKEL özelleştirmesi ve getirilen tütün kotası 350 bin Adıyamanlıyı aç ve işsiz bıraktı” 

“İşsizlik nedeniyle çay ocakları ve kahvehane sayısı ildeki tüm işyeri sayısını ikiye katlamış durumda. Bu mekânların bazıları IŞİD için karargah haline geliyor”

Dünya sol partilerinin çatı örgütü olan Sosyalist Enternasyonal’in Başkan Yardımcısı da olan CHP’li Umut Oran, 26-27 Temmuz 2015’te Adıyaman’a yaptığı ziyarette halkın, partililerin IŞİD ile ilgili sıkıntılarını dinleyip, gizlenen bazı gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Gözlemlerini hükümet nezdinde takip edilmesi için CHP Grup Başkanvekillerine de gönderen Umut Oran, konuyla ilgili yazılı basın açıklaması da yaptı. Oran’ın açıklaması şöyle:

ALEVİ YURTTAŞLARIMIZ AYLARDIR IŞİD NÖBETİ TUTUYOR

Adıyaman’da 26-27 Temmuz’da yaptığım temaslar sonucunda acı bir gerçek ile karşı karşıya kaldım: IŞİD Adıyaman için gerçekten de çok büyük bir tehdit. Merkez dışında dağlarda, yaylalarda yaşayan Adıyamanlılar, özellikle Alevi yurttaşlarımız evlerinin önünde, köylerinin dışında gece gündüz nöbet tutuyorlar. Üstelik bu yeni bir durum değil aylardır olabilecek bir IŞİD baskınına karşı bu şekilde yaşıyorlar.

6 AYDIR SÜREN GİZLİ SORUŞTURMA NEDEN BİTİRİLEMİYOR?

Alevi vatandaşlarımız bu kaygılarını bir yılı aşkın bir süre önce Adıyaman’ın güvenliğinden sorumlu olan kamu görevlilerine ve seçilmiş il yöneticilerine aktarıyor. Yine bu vatandaşlarımız IŞİD’in tuzağına düşürdüğü kendi yavrularını dahi ihbar ediyorlar, ama nafile kimseden ‘tık’ yok. Sanki yukarıdan IŞİD’i ‘görme’, ‘duyma’ ‘konuşma’ şeklinde emir gelmiş tüm kamu görevlileri de buna uyuyor gibi. Yeri gelmişken soralım Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 6 aydır devam eden ve 200’ü aşkın şüphelisi bulunan gizli bir soruşturma olmasına rağmen neden iddianame bir türlü hazırlanamamaktadır?

AMAN ADIYAMAN’IN İSMİ LEKELENMESİN!

Güya ülkeyi yönetenler böylelikle IŞİD’i koruyup kollarken, vatandaşı da “Adıyaman’ın ismi IŞİD ile anılmasın, Adıyaman’ın ismi lekelenmesin” yalanıyla baskı altına almaya çalışıyorlar. Peki, isimleri, yaşamları, gelecekleri lekelenen beyinleri çelinen gençlerimiz ne olacak, ya da hayatları kararmış, umutları sönmüş, gözü yaşlı aileleri ne yapacak?

İktidar olarak hem iş-aş verme, barışı sağlama, hem de IŞİD’e göz yum ondan sonra da çık ‘bu işin fıtratında var’ de. Hayır, Adıyaman’ın fıtratında IŞİD yok ama “öfkeli gençler, bizim çocuklar, benim teröristim iyidir’ diyerek teröre göz yummak birilerinin fıtratında hep vardı.

EMNİYETE 18 AİLE BAŞVURDU, AMA NAFİLE

Özellikle 2013 yılından bu yana Adıyaman’da 200’ün üzerinde gencin IŞİD terör örgütüne katıldığı belirtilmektedir. Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder’in ailesinin 2014 yılı haziran ayında emniyet müdürlüğüne bizzat çocukları hakkında şikâyetçi olmasına rağmen salıverilmesi gibi birçok örnek var. Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğüne çocuklarının kayboldukları iddiası ile 18 aile müracaatta bulunmuş, bu ailelerin taleplerinin gereği de yapılmamıştır. IŞİD’e eleman sağlayan kişilerin kimler olduğunu aileler çok iyi biliyor açık kimlikleriyle emniyete bildiriyorlar fakat bunların hiçbiri yine önlenmiyor. Adıyaman Merkez İlçeden,  Samsat ilçesi Bağarası Köyünde, Kâhta İlçesi Gülveren Köyünden, Çelikhan İlçesinden katılımların olduğunu sağır sultan bile duydu, bunları önlemek çok mu zor?

GECELERİ GİZLİ DEFİN YAPILIYOR

İŞID’e katılan ve Suriye’deki çatışmalarda öldürülenlerin geceleri Adıyaman’da gizlice defnedildiğini ildeki herkes biliyor. Böyle bir durum yetkililerin bilgisi onayı dışında yapılabilir mi?

ÖNCE 6 BİN DOLAR SONRA 1200’ER DOLAR DAHA

Örgüte çocukları katılan aileler ile yapılan görüşmeler sonucunda örgütün çok rahat bir şekilde çocuklara ulaştığı, devşirme sürecini aleni bir şekilde yaptığı ortaya çıkmaktadır. Örgütün eleman devşirmede değişik taktik ve yöntemler kullandığı belirtilmektedir. Bunlardan bir tanesi para vaadidir. ÖRGÜT ELEMANLARI BAŞLANGIÇTA 6 BİN AMERİKAN DOLARI, DAHA SONRA İSE 1.200 AMERİKAN DOLARI VEREREK GENÇLERİ KANDIRMAKTADIR.

ADIYAMAN’DA ÇÖKEN EKONOMİNİN GÖSTERGELERİ

Peki, IŞİD neden Adıyaman’da bu kadar aktif biraz ona da değinmek isterim. IŞİD Adıyaman’da kendisine zemin buluyor ÇÜNKÜ;

  • İl nüfusunun % 36,6’sı sosyal güvenlikten yoksun.
  • 2008’deki TEKEL özelleştirmesi ve TEKEL’in sözleşmeli üretimini sonlandırması ve kapatılan fabrikalar ve getirilen tütün kotası Adıyaman’da 50 bin aileyi yani 350 bin insanı aç ve işsiz bıraktı,
  • 2012 yılı il düzeyinde iş gücü göstergelerinde Adıyaman % 15,8’le işsizlik oranı en yüksek ilk 5 il arasında yer aldı.
  • Dünya Bankası 2011 verilerine göre Türkiye genelinde 15.340 dolar olan kişi başına milli gelirde Adıyaman 7.554 dolarla 64. sırada yer alıyor. Üstelik 2004’ten beri çıkarılan 4 teşvik yasasında da Adıyaman cezalandırıldı.
  • Kent ekonomisi olmadığı için Adıyaman’da işsiz gençler ve mevsimlik çalışıp yılın büyük bölümünde boş duranların daimi mekânları olan kahvehane ve çay ocakları, İldeki tüm işyeri sayısını ikiye katlamış durumda. Bu mekânlar, IŞİD vb. radikal örgütlere eleman temin eden odakların da yoğun faaliyet gösterdiği yerler.
  • Adıyaman ekilebilir arazilerden 470 bin hektarını,  1 ilçesini ve 85 köyünü Atatürk Barajına verdi ama buna karşılık GAP’tan ciddi bir katkı almadı. Sulama alanı ancak % 10’a ulaşabildi.

ORAN’IN CHP GRUBUNA AKTARDIĞI SORULAR

Adıyaman gözlemlerimi CHP TBMM Grubuna aktararak Adıyaman-IŞİD ilişkisinin, vatandaşın güçlüklerinin soru ve araştırma önergeleriyle hükümete karşı takip edilmesi için girişimde de bulunacağım. Bu nedenle öncelikle güya IŞİD’e operasyon yapan hükümetin şu sorulara yanıt vermesi gerekmektedir:

  1. Adıyaman’da 2013 yılından bu yana terör örgütü IŞİD’e kaç genç katılmıştır?
  2. IŞİD’e çocukları katılan ailelerin Emniyete yaptıkları şikâyetlerde eleman devşirdiklerini bildirdikleri şahıslar hakkında Adıyaman Valiliğince yapılan herhangi bir işlem var mıdır? Neden açık kimlikleri belli olan bu kişilerin örgütsel çalışmaları önlenememektedir?
  3. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığında 6 aydır devam eden, 200’ü aşkın şüphelisi olan gizli bir soruşturma olmasına rağmen iddianame neden hazırlanmıyor, bu dava neden açılamıyor? İlde devam eden herhangi bir IŞİD soruşturması var mıdır?
  4. Jandarma ve Emniyet İstihbarat ile MİT’in IŞİD’e katılımların önlenmesi için yapmış olduğu herhangi bir çalışma var mıdır?
  5. Adıyaman da IŞİD’e yönelik olarak kolluk kuvvetleri herhangi bir operasyon yaptı mı, sonucu ne oldu, kaç kişi gözaltına alındı, kaçı tutuklandı?
  6. IŞİD’in Alevi köylerinde oturanları fişlediklerine dair herhangi bir istihbari bilgi valilikte, emniyette, MİT’te var mıdır, bu konu hakkında hangi önlemleri alıyorsunuz?
  7. Öldürülen IŞİD’lilerin şehir-köy mezarlıklarına son bir yıl içerisinde geceleri gömülmesi talimatını, iznini kim verdi? Bu şekilde kaç cenaze gömüldü?

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 331KB)