Yazılar

Yalana, iftiraya, kumpasa karşı bir dava daha kazanıldı



Akşam gazetesinin ardından Güneş gazetesi de hakkında yalan haberler yaptığı Umut Oran’a 6 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm oldu. 

Umut Oran, Akşam ve Güneş’ten toplam 12 bin TL kazanmış oldu 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, 7 Haziran seçimleri öncesinde partide önseçim hazırlıklarının yapıldığı dönemde kendisine yönelik olarak günlerce süren sistematik iftira ve kumpas haberleri nedeniyle Güneş gazetesinden de 6 bin TL manevi tazminat kazandı. Aynı yayınlar nedeniyle Akşam gazetesinden de Nisan ayında 6 bin TL tazminat kazanan Umut Oran, kazandığı tazminatı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Mehmetçik Vakfı’na aktaracağını bildirdi. 

17, 19 ve 20 Şubat 2015 tarihlerinde yaptığı asılsız ve iftira içerikli yayınlar nedeniyle Umut Oran, Güneş gazetesi aleyhine 25 Şubat 2015’te manevi tazminat davası açmıştı. 3 ayrı bilirkişi raporlarıyla yalan olduğu saptanmasına rağmen Güneş gazetesi, bu hayali yazışmaların basın özgürlüğü olduğunu savunarak davanın reddedilmesini istemişti. Ancak mahkeme bu hafta aldığı kararla Güneş gazetesinin Umut Oran’a yasal faiziyle birlikte 6 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi ise çok daha erken bir tarihte Nisan 2016’da karar vererek Akşam gazetesinin Umut Oran’a 6 bin TL ödemeye mahkûm etmişti. 

Tazminat, ÇYDD ve Mehmetçik Vakfı’na aktırılacak 

Umut Oran, konuyla ilgili açıklama yaparak Akşam gazetesi tazminatında da yaptığı gibi Güneş gazetesinden de gelecek 6 bin TL’yi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Mehmetçik Vakfı’na bağışlayacağını bildirdi. Akşam ve Güneş’in yalan haberlerinin verilen tazminat kararlarıyla da kanıtlanmasına karşın yöneticileri aleyhine açılan ceza davasının bu hafta da karara bağlanmayarak 17 Ocak’a ertelendiğini, mağduriyetinin 2. yılına yaklaştığını belirten Umut Oran şöyle konuştu: 

Diyojen’e döndüm fenerle adalet arıyorum

“Diyojen’e döndüm elimde fenerle gündüz vakti adalet arıyorum. Nisan ayında Akşam gazetesi yalan haber yazdığı gerekçesiyle 6 bin TL tazminat ödemeye mahkûm olmuştu, bu hafta yine Ethem Sancak’ın diğer gazetesi olan Güneş’in de yaptığı asılsız iftira haber nedeniyle bana 6 bin TL tazminat ödemesine karar verildi. Ama aynı gün Akşam için açılan ceza davası vardı karar çıkmadı yine ertelendi bu kez Ocak ayına. Hukukta en temel kuraldır iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla sorumludur. Ama her şeyleri yalan neyi kanıtlayacaklar?! Tamam gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda değil. Ama bu kumpas bu büyük yalan sıradan bir ‘haber’ değil, bu iğrenç yazının bir ucu ana muhalefet partisine bir ucu FETÖ çetesine bir ucu da Cumhurbaşkanlığına uzanmaktadır. Hiç utanmadan sıkılmadan suikast senaryolarına kadar varacak ileri derecede, alçakça iftiralar atıp beni hedef gösterdiler. Yayınlar üstüne hemen Twitter’a başvurarak tüm DM mesajlarımı alarak kamuoyuyla paylaşmış, yalan ve kumpası iki hafta içerisinde çökertmiştim. Mağdur olan benim, yazılanların yalan, saçma ve kurgu olduğunu 3 ayrı bilirkişi raporuyla da kanıtladık ve artık suçluların cezalarını çekmesini istiyoruz.” 

Ethem Sancak grubu CHP’ye toplam 47 bin TL ödemeye mahkûm oldu 

Böylece Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Akşam ve Güneş gazeteleri sadece Umut Oran’a toplam 12 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmiş oldular. Bu iki ‘gazete’ CHP tüzel kişiliği ve yöneticilerine karşı da çok sayıda davayı kaybetmiş, toplamda 47 bin TL tazminat ödemek zorunda kalmıştı. Umut Oran’ın kazandığı 12 bin TL ile birlikte gazetenin CHP’ye yönelik iftira yayınları nedeniyle toplamda 59 bin TL tazminata mahkûm edilmiş oldu.

Adalet istiyorum bu dava artık bitmeli !



uo-foto

AKŞAM VE GÜNEŞ GAZETELERİNİN YALAN HABERİ İÇİN 2 BİLİRKİŞİ RAPORU DAHA MAHKEMEYE SUNULDU 

“BUGÜNE KADAR TWİTTER DAHA HİÇ HACKLENMEDİ, SİBER GÜVENLİK AĞI HİÇ KIRILAMADI. BİRAN İÇİN VARSAYALIM Kİ KIRILSIN, KIRILAN TWİTTER AĞINDA YÜZBİNLERCE SERVER VAR, FARKLI KİŞİLERİN BU YAZILARA ULAŞMASI, TEKNİK OLARAK İMKANSIZ VE BİR MUCİZE” 

UMUT ORAN: AKŞAM  VE GÜNEŞ GAZETELERİ YALAN HABERLER İÇİN 8 AYRI TAZMİNAT ÖDEDİLER AMA AÇTIĞIMIZ CEZA DAVASI HALEN SÜRÜYOR! 

ADALET İSTİYORUM BU DAVA ARTIK BİTMELİ 

ÇAMUR AT İZİ KALSIN DEVRİ KAPANMALI 

BÖYLE YALAN HABER, İFTİRA VE KUMPASA KİMSE CESARET EDEMEMELİ

İSTANBUL

Akşam ve Güneş gazetelerinin Şubat 2015’te günlerce süren yalan haberleriyle CHP’li Umut Oran’a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle Akşam gazetesi yöneticisine açılan ceza davasına bugün öğleden sonra Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edilecek. Umut Oran, “Adalet istiyorum, suçlular artık cezalarını çekmeli. Yazılan haberin tamamen karalama ve iftira olduğu, twitter’dan gelen yazı ve hazırlanan 3 ayrı bilirkişi raporuyla kanıtlanmış olan bu dava artık bitmeli” dedi. Avukat Turgut Kazan da mahkemeye sunduğu dilekçe ile Akşam ve Güneş in yalan haberine kaynak gösterilen twitter sayfalarının gerçeğe aykırı ve sahte olduğuna ilişkin çok vahim saptamaların yer aldığı iki yeni uzman raporunu daha mahkemeye sunarak, sanığa yöneltilen iftira suçunun artık fazlasıyla kanıtlandığını belirterek, yargılamanın bitirilmesini talep etti. 

ADALET İSTİYORUM ARTIK DAVA BİTMELİ

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, öğleden sonra gerçekleşecek duruşma öncesinde kısa bir açıklama yaparak şunları kaydetti:

“Yazılan haberin tamamen karalama ve iftira olduğu, twitter’dan gelen yazı ve hazırlanan 3 ayrı bilirkişi raporuyla kanıtlanmış olan bu dava artık bitmeli ve yalana haberi yapan Akşam gazetesi yöneticileri cezalandırılmalıdır. Bu karalama ve iftiralar iktidar partisi milletvekiline yapılsaydı hukuk bu şekilde mi işlerdi? Adalet istiyorum, suçluların cezalarını çekmeli. Basın özgürlüğüne saygılıyım, ama basının siyasi tetikçi olarak kullanılmasını ve anayasal düzene, parlamentoya, anamuhalefet partisine algı operasyonu yapmasına karşıyım. Bu bir skandal ve bir suç cezasını çekmeli.”

Turgut Kazan da dava konusu habere kaynak gösterilen twitter sayfalarının gerçeğe aykırı ve sahte olduğuna ilişkin iki yeni uzman raporunu daha mahkemeye sunarak, sanığa yöneltilen iftira suçunun artık fazlasıyla kanıtlandığını belirterek, yargılamanın bitirilmesini talep etti. Umut Oran’ın avukatı Turgut Kazan’ın mahkemeye sunduğu dilekçede şu saptamalara işaret edildi:

YALAN HABER İÇİN 8 TAZMİNATA MAHKUM OLDULAR CEZA DAVASI HALEN SÜRÜYOR

Umut Oran’ın şikâyeti üzerine, “alenen zincirleme hakaret ve basın yoluyla zincirleme iftira” iddiasıyla, 2015/66, 2015/69 ve 2015/80 sayılı üç ayrı dava açıldı. Ama, ilk iddianame 23.05.2015 günü yazılmış olmasına rağmen, 2015 yılı bittiği gibi, 2016 yılı da sona eriyor. Ve yargılama halen devam ediyor. Üstelik, yayını yapanlar (bırakalım haberin doğruluğunu ispata çalışmayı) dayandıkları kaynağın gerçeği yansıttığını bile söylemiyorlar, söyleyemiyorlar. Sadece, 52 sayfalık, 18 sayfalık dilekçelerle yargılamayı uzatmanın yollarını arıyorlar. Ve sanık haber tarihinde hastanede eşine refakat ettiğini, fırsat buldukça gazeteye gelebildiğini, dolayısıyla haber içeriğine vakıf olmadığını belirtmekle yetiniyor. En son geçen oturumda da “dava konusu haberin haber gündemlerinde yer almadığını” ve haber yayınlandıktan sonra, durumu Murat KELKİTOĞLU’na sorduğunu, onun da “haber değeri olduğu için yayınlattım” dediğini söylüyor. Yani, haber gündemine girmeyen, kaynağı hiç bilinmeyen düzmece bir yayın yapıldığı apaçık anlaşılıyor. 

HABERİ KANITLAYAMADIKLARI İÇİN HAKİME SAVCIYA ÇAMUR ATTILAR

Biz, iftira çok çirkin, çok kirli, çok haksız ve çok insafsız olduğu için, daha hazırlık aşamasında, ispat yükünü üzerimize aldık. Habere kaynak gösterilen sayfaları, uzman bir kişiye teslim ederek, gerçeğin aydınlatılmasını istedik. Ve hazırlanan 43 sayfalık çalışmayı savcılığa takdim ettik. Orada, habere konu sayfaların “3.şahıslarca kurgulanarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır” deniliyordu. Bu değerlendirme esas alınarak dava açıldı. Yargılama boyunca, iddia sahipleri iddialarını ispat edemediler. Oysa, en temel hukuk ilkesi uyarınca, ispat yükü iddia sahibine aitti. İspat işine hiç yanaşmadılar. Ve davayı açan savcı ile iddianameyi kabul eden yargıcın PARALEL olduğunu iddia edecek kadar pusulayı şaşırıp ahlak sınırı aştılar. Örneğin, “PARALEL SAVCININ OYUNU” ve “SÜMEYYE SUİKASTİ YARGICINA SÜRGÜN” gibi yeni/yeni haber uydurdukları gibi, onlar hakkında soruşturma açıldığını belirterek durumun HSYK’ya sorulmasını istediler. Böylece, dava konusu haberin doğruluğunu ispatlayamadıkları için, çamuru savcıya ve yargıca da bulaştırma yolunu seçtiler. Oysa, dava konusu haber yalan olduğu gibi, bu iddialar da yalandı. Çünkü, 15 Temmuz sonrası yaklaşık 3500 savcı/yargıç meslekten çıkarılmış olmasına rağmen, iddianameyi yazan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin PARLAKKILIÇ Bakırköy’de ve iddianameyi kabul eden yargıç Osman Burhanettin TOPRAK Konya’da görev başındadır. Haberi uyduranların bu trajik durumunu göstermek için, önce savcı / sonra yargıçla ilgili iki uydurma haberi ve o savcıyla yargıcın görev başında olduğunu gösterir HSYK çıktısını ilişikte sunulmaktadır. 

AKŞAM VE GÜNEŞ GAZETELERİ BU HABER NEDENİYLE 8 AYRI TAZMİNATA MAHKUM OLDU

Ve bu davada yargılama sürerken, aynı haber nedeniyle, Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalar (ceza davasının bitmesi bile beklenmeden) sonuçlandı. Biz, önce 10.12.2015 günlü dilekçemiz ekinde bir gerekçeli karar sunmuştuk. Sonra, 18.05.2016 günlü dilekçeyle de 7 ayrı gerekçeli karar daha sunduk. Hepsinde, sanki twitter sayfasıymış gibi habere kaynak gösterilen sayfaların, “twitter sayfası izlenimi oluşturacak şekilde üretilmiş sayfalar olduğu”, “habere dayanak olarak twitter’dan alınmış gibi gösterilen …kayıtların kurgulanmış olduğu”, “basılan sayfaların twitter sayfası olmadığı, twitter sayfası izlenimi oluşturacak şekilde üretilmiş sayfalar olduğu” belirtiliyor. Onları tekrar hatırlatıyor ve takdirlerinize sunuyorum. 

BÖYLE BİR DM MESAJI YOK

Ayrıca ve asıl önemlisi, iftiranın ağırlığı nedeniyle, biz ispat yükünü üzerimize almayı sürdürdük. Çünkü, davanın ivedilikle bitmesini istiyorduk. Bu nedenle, Twitter’a başvurarak, müvekkilimizin; öncelikle tüm direkt mesajlarının gönderilmesini, ayrıca takip etmediği biriyle mesajlaşmasının mümkün olabilip olamayacağının bildirilmesini istedik. Bütün direkt mesajlar gönderildiği gibi, “sadece sizi takip edenlere mesaj gönderebilirsiniz” ve ancak “takip ettiğiniz kullanıcılardan mesaj alabilirsiniz” cevabı verildi. 

TWİTTER’DAN GELEN YAZI HABERİN UYDURMA OLDUĞUNU KANITLIYOR 

Twitter’dan gelen mesaj dökümü ile Twitter yazısının onaylı bir çevirisini ve gelen bu e-postayı değerlendiren bir uzman görüşünü, 18.05.2016 günlü dilekçemiz ekinde sunduk. Burada, Twitter kendi işletim/kullanım sistemi ile yazılım formatının, haberlerde kullanılan ve yazışmanın yapıldığı iddia edilen sistemle hiç uyuşmadığı için, böyle bir yazışmanın asla yapılmış olamayacağını belirtiyor ve adı geçen kullanıcılarla müvekkilimizin birbirini takip etmediğini, dolayısıyla birbirini takip etmeyen kişilerin mesajlaştıkları yolundaki haber kaynağının uydurma/sahte ve düzmece olduğunu vurgulayıp açıklıyordu. 

İKİ BİLİRKİŞİ RAPORU DAHA SUNULDU

Ancak, yine iftira çok ağır olduğu ve yargılama bir türlü bitirilemediği için, ispat yükünü taşımaya devam ettik. Bu kez Boğaziçi Üniversitesi Döner Sermayesi ile ABD’deki Cyber Diligence şirketine başvurduk. Haber kaynağını ve yaşanan tartışmayı aktararak sahtecilik var mı / yok mu değerlendirilmesini istedik. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Celal Cem SAY’ın hazırladığı 18 sayfalık bilimsel mütalaayı sunduğumuz gibi,  Cyber Diligence Inc. adına Başkan Yalkın Demirkaya tarafından hazırlanan 9 sayfalık Adli Bilişim İnceleme Raporunu (Türkçe çevirisiyle birlikte) takdim ediyoruz. Örneğin Prof. Dr. Cem SAY raporunda aynen şu değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz: 

SATIR SATIR ELLE YAZILMIŞ

– 16.02.2015 günlü Akşam Gazetesi’nin 12. sayfasında ve aynı günlü Star Gazetesi’nin 1. sayfasında yayınlanan sözde twitter dökümünde “fuatavnifuat olan hesap adı bir satır sonra ‘fuatavnifat’a dönüşmüştü, otomatik döküm için yazılmış hiçbir bilgisayar programı böyle davranmayacağından bu ‘yazışma’nın satır satır elle yazıldığının kesin” vurgulanıyor. 

HESAPLAR HABERDEN SONRA AÇILMIŞ

– Yine, 16.02.2015 tarihli Akşam Gazetesi’nde yayınlanan sözde twitter dökümündeki “pistilaj hesabı 16.02.2015’te TSİ 04:59’da, yani yaptığı iddia edilen yazışmalarla ilgili haber yazıldıktan sonra açılmıştır.

– Aynı şekilde, dökümlerde geçen “lisanyokbz hesabının 16.02.2015’te TSİ 05:04’te, yaptığı söylenen yazışmadan iki ay, bunu duyuran haberin yazılmasından da birkaç saat sonra açılmıştır.

– 18.02.2015 günlü haberlerdeki dökümlerde yer alan “kotilaji ve ‘dustlastt’ adlı iki hesap da (18 ve 19 Şubat 2015’te) yani yine haklarında haber yazılıp basıldıktan sonra açılmıştır.

RESİMLERİ BİLE KARIŞTIRMIŞLAR

– Akif Hamzaçebi ile fuatavni arasında olduğu iddia edilen sahte dm yazışmalarında ise, “Fuat Avni’nin olduğu iddia edilen mesajlara eşlik eden resimin, bu karakterin tüm hesaplarında kullandığı dolmakalem resmi olmadığı, haber metni tümüyle beraber incelendiğinde resmi çekilen ekranı “hazırlayan” kişilerin yanlışlıkla Fuat Avni’nin yazdığı iddia edilecek şeyleri Hamzaçebi’nin, Hamzaçebi’ninkileri de Fuat Avni’nin tarafına yazmış oldukları, bu resmin sahtecilikten başka hiçbir izahının bulunmadığı anlaşılmıştır.

SAHTECİLİĞİ İNGİLİZCE BİLMEYENLER KURGULAMIŞ

– Ayrıca, 20.02.2015 günlü haberdeki dökümlerde kullanılan “HISTORY” ibaresiyle ilgili olarak, “Sahtecilerin kastettiği ‘bir olayın günü, ayı ve yılı’ anlamının İngilizce’si, ‘date’ kelimesidir. ‘History’ kelimesiyse ‘geçmişi inceleyen bilim’ olan ‘tarih’ anlamındadır. Verilmeye çalışılan izlenimin aksine bu görselin bu kısmının da otomatik bir programca değil, İngilizceyi bilmeyen bir Türk tarafından yazıldığı anlaşılmaktadır.”

CYBER DİLİGENCE INC. RAPORU

ABD’de bulunan Cyber Diligence Inc. adına, Yalkın DEMİRKAYA tarafından hazırlanan raporda da benzeri saptama ve değerlendirmeler yapıldığını görüyoruz. Gerçekten, çok çarpıcı 5 temele dayanan bu açıklamada, aynen şöyle deniliyor:

– Kaynağı belli olmayan “dijital delil” asla kabul edilemez, hiçbir geçerliliği yoktur. (Dijital ortamda sahte delil çok kolay yaratılabilir.) Bu yüzden, kimden ve nereden geldiği belli değilse, o belge delil gösterilemez.

TWİTTER’I KIRIP ULAŞMALARI İMKANSIZ HATTA MUCİZE OLUR

– Bugüne kadar Twitter hacklenmedi, Siber güvenlik ağır kırılamadı. Varsayalım ki kırıldı, kırılan twitter ağında yüzbinlerce server var, farklı kişilerin bu yazılara ulaşması, teknik olarak “İMKANSIZ” ve bir MUCİZE

– Varsayalım ki, bu “MUCİZE” gerçekleşti, bunu yapmak zaten suç, suç işleyerek ele geçirilen delil yasal sistemde geçerli olamaz.

– Teknik olarak zaten uzman bilirkişi Koray Peksayar çok detaylı açıklamış. Ancak, tüm yazışmaların bir bilgisayarla üretildiği ve twitter yazılımıyla hiç alakasının olmadığı, örtüşmediği teknik olarak tartışılamayacak kadar çok net ve kesin.

HERKESİ AYNI ÜSLUPLA KONUŞTURAN TÜRKÇE ÖZÜRLÜ BİRİSİ BU MESAJLARI YAZMIŞ

– Tüm kişilerle ve yazışmalarla ilgili kullanılan üslup bir kişinin elinden çıkmış. Türkçesi kötü olan bir kişi oturmuş, konuşur gibi yazmış. Kötü bir Türkçe ile, argo tabirlerle herkesi konuşturmuş. “Konuşma üslubu” herkes için aynı. Bu da, bir kişinin hatta Türkçesi bozuk bir kişinin herkes adına bu sahte konuşmaları ürettiğini belgeliyor.

BU ‘HABER’ DE KABATAŞ BENZERİ BİR YALANDIR

Dilekçede, mahkemeye yeni sunulan iki uzman görüşünde de habere kaynak gösterilen sözde twitter dökümünün kesinlikle ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde SAHTE olduğunun açıklandığı belirtilerek, davanın artık karara bağlanarak gazetenin artık cezalandırılması gerektiği şu şekilde talep edildi:

“Dolayısıyla, önce T. Koray PEKSAYAR raporu, ardından 8 ayrı Asliye Hukuk Mahkemesinin tazminat kararı ve Twitter’dan gelen cevap ile o cevabı değerlendiren uzman görüşü ve şimdi bu dilekçemiz ekinde sunulan iki ayrı rapor ışığında, dava konusu habere kaynaklık eden sayfaların gerçeğe aykırı, uydurma ve düzmece olduğunu, hatta Türkçeyi ve İngilizceyi hiç bilmeyen biri tarafından, üstelik çok amatörce yazıldığını, dolayısıyla ve kesinlikle sahte olduğunu tekrarlıyorum. Ve sonuç olarak, KABATAŞ yalanına benzeyen bu yalanın nasıl tezgahlandığını, o tarihteki Gazete Editörü Murat SEÇKİN tarafından açıklanmış olduğuna işaretle, açıklama örneğini takdim ederek, durumu takdirlerinize sunuyorum.”

İndir (PDF, 213KB)

 

 

Akit Gazetesi, Umut Oran’a 5 Bin TL Tazminat Ödeyecek



Umut Oran: “Dün paralelle kol kola yürüyenler bugün bize paralel üzerinden ahkâm kesip, çamur atmaya kalkmasın”

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, hakkında yalan haber yaptıkları gerekçesiyle Akit gazetesinden 5 bin TL manevi tazminat kazandı. Akit gazetesinin 12 Kasım 2015 tarihinde yaptığı “Montaj Üssü ABD” başlıklı ‘haberde’ 17-25 Aralık yolsuzluğuyla ilgili ses kayıtlarının ABD’de paralel tarafından üretildiği ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından TBMM Grup konuşmasında dinletilen bu kayıtların partiye CHP’li Umut Oran tarafından aktarıldığı iddia edilmişti.

Akit’in söz konusu karalama yayını üzerine Umut Oran’ın Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde geçen yıl açtığı tazminat davası sonuçlandı. “Gazetenin” avukatının talebi üzerine TBMM’ye de başvuran 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, Umut Oran ile ilgili olarak Meclis’te herhangi bir soruşturma, inceleme yapılmadığı yanıtını da alınca dosyayı karara bağlayarak Akit’in yalan haber yaptığını tescilledi. Mahkeme, 5 bin TL manevi tazminatın yayının yapıldığı 12 Kasım 2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte akİT’ten alınarak Umut Oran’a ödenmesine hükmetti.

“Daha dün kendileri paralelle kol kola yürüyorlardı”

Mahkemenin tazminat kararını yorumlayan Umut Oran şu açıklamayı yaptı:

“Dün paralelle kol kola yürüyenler bugün bize paralel üzerinden ahkâm kesip, çamur atmaya kalkmasın. Bu kararla akİT ve hükümetin benzeri zift medyasının yalan haber yaptıkları bir kez daha tescillenmiş oldu. Hiçbir maddi gerçekliğe dayanmayan bu yazılara haber demek, işini meslek ilkelerine bağlı kalarak yapmaya çalışan gazetecilere hakaret olur. Laik, demokrat, çağdaş bir Türkiye özlemi çeken, Atatürk ilke ve devrimlerine inanan tüm halkımıza; ne yazarlarsa yazsınlar asla ve asla bu zift medyasına inanmamaları, bunları okuyarak veya TV’lerini izleyerek zihinlerini kirletmemeleri çağrısında bulunuyorum.”

Umut Oran davasında hukuk skandalı



 Skandal mahkemeden dönünce anlaşıldı 

Paralel savcı gitti ama fezlekesi kopyala-yapıştırla davaya dönüştü

CHP’li Umut Oran hakkında, kumpas olduğu ortaya çıkarak birer birer çöken davalar hakkında 2012 yılında yaptığı açıklamalar nedeniyle açılan ceza davası bir hukuk skandalına dönüştü. Milletvekili iken Umut Oran hakkında fezleke düzenleyen, ancak Paralel Devlet Yapılanması (PDY-FETÖ) üyesi olduğu için görev yeri değiştirilen ve HSYK’nın hakkında inceleme başlattığı Silivri eski Başsavcısı Ali İşgören’in hazırladığı fezlekeyi tamamıyla kopyala yapıştır yöntemiyle iddianameye dönüştüren yeni cumhuriyet savcısı Mehmet Anıl Arslanoğlu’nun, Umut Oran’ın tek satır dahi savunmasını almadan dava açtığı ortaya çıktı. Umut Oran bu skandalı ancak, Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Umut Oran daha milletvekili iken bile TBMM’ye başvurarak yargılanmak için dokunulmazlığının kaldırılmasını istemiş neden şimdi davayı açmadan önce savunmasını almadınız” diyerek iddianameyi iade etmesiyle öğrenebildi. Hukuk skandalıyla birlikte başlayan davanın ilk duruşması 16 Mayıs’ta Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yapıldı. Savcı Ali İşgören’in eşi Zuhal İşgören de daha önce Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görev yapmış, ancak İstanbul Jandarma Alay Komutanı Albay Hüseyin Kurtoğlu’nun generalliğe terfisini önlemek için düzenlenen kumpasta yer alarak mahkumiyet kararı verdiği gerekçesiyle HSYK tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

BAŞBUĞ, HABERAL VE BALBAY’I ZİYARET ETTİĞİ GÜN

Tüm dünyada 160 ülke ve kurumun üyesi bulunduğu Sosyalist Enternasyonal’in Başkan Yardımcısı olan Umut Oran ile ilgili hukuki süreç 3 Şubat 2012’de Silivri cezaevinde İlker Başbuğ, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı ziyaret sonrasında Silivri İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısı nedeniyle başladı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün artık paralel kumpas olduğu Yargıtay kararıyla da ortaya çıkan Ergenekon’un “savcısı” olduğunu söylediği günlerde, 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ 6 Ocak 2012’de tutuklanarak cezaevine konulmuştu ve Umut Oran da böyle bir ortamda “Genelkurmay Başkanı’ndan terörist olmaz. Bütün yaşamı PKK Mücadelesi ile geçmiş İlker Başbuğ terörist ise, onun amiri konumunda olan ve Yüksek Askeri Şura’ya başkanlık yaparak onun atamasını gerçekleştiren Başbakan da teröristbaşıdır. Böyle saçmalık olmaz” açıklamasını yapmıştı. Umut Oran, aynı gün TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’na da yazılı olarak başvurarak Recep Tayyip Erdoğan’ın da tanık sıfatıyla dinlemesini talep etmişti.

AKP’LİLERİN ŞİKAYETİ ÜZERİNE

Dönemin AKP Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş ve bugün AKP İlçe Başkan Yardımcısı olan Zeliha Atak Bozkurt’un suç duyurusu üzerine dönemin Silivri Başsavcısı Ali İşgören fezleke düzenlemişti. Savcı Umut Oran’ın “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan 1 yıl 2 ay ile 2 yıl 4 ay arasında hapis cezasına çarptırılması ve kamu haklarının kısıtlanması istemiyle soruşturulmasını talep etmişti. Fezlekenin TBMM’ye ulaşmasının hemen ardından Umut Oran 10 Ocak 2013’te TBMM Anayasa-Adalet Karma Komisyona başvurarak dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmişti.

YENİ SAVCIDAN HUKUK SKANDALI

7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde aday gösterilmediği için artık milletvekili olmayan Umut Oran’a bu fezleke ile ilgili olarak savcılıktan herhangi bir bildirimde bulunulmazken Silivri’nin yeni savcısı Mehmet Anıl Arslanoğlu’nun kendisinden tek satır dahi savunma almadan Umut Oran hakkında 15 Ekim 2015’te iddianame düzenlediği ortaya çıktı. Böylece, paralel devlet yapılanması (PDY-FETÖ) üyesi olduğu için başsavcılıktan alınıp düz savcı olarak atanan ilk savcının düzenlediği fezleke olduğu gibi kopyala, kes, yapıştır yapılarak iddianame düzenlenildiği anlaşıldı.

MAHKEME SKANDAL İDDİANAMEYİ SAVCIYA İADE ETTİ

Savcının hukuk skandalı Silivri 2. Asliye ceza mahkemesinin, CMK’ya aykırı düzenlendiği gerekçesiyle iddianameyi savcıya iade etmesiyle ortaya çıktı. Mahkemenin iade kararında; savcının sadece sanığın aleyhine değil lehine olan hususları da toplaması gerektiği, Yargıtay içtihatlarına göre adil yargılama için şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamalardan haberdar edilmesi, savunmasının alınması, şüphelinin lehine olan kanıtların toplanmaması nedeniyle yargılama aşamasında sürenin uzayacağı bu durumun da AİHS’ye aykırı olacağı, üstelik Umut Oran’ın fezleke TBMM’ye ulaşır ulaşmaz daha milletvekili iken yargılanmak için dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle TBMM’ye başvurmasına ilişkin dilekçesinin dosyada bulunduğuna da işaret edilmesi dikkat çekti.

Mahkemenin iade kararı üzerine ancak haberdar edilen umut oran, avukatı Turgut kazan ile birlikte 3.3.2016 tarihinde, paralelci olduğu ortaya çıkan eski savcının hazırladığı fezlekeyi olduğu gibi kopyalayarak iddianame hazırlayan savcı Mehmet Anıl Arslanoğlu’na ifade verdi.

TURGUT KAZAN: MÜVEKKİLİM İRONİ YAPMIŞTI!

Yazılı olarak da verilen savunmada Turgut Kazan şunları kaydetti:

Müvekkilim Ana Muhalefet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı yapmış bir politikacıdır. Bu sıfatıyla ve milletvekili olarak, 03.02.2012 günü Silivri Cezaevi’nde, Pensilvanya öyle istediği için tutuklanan, eski Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ ile Mehmet HABERAL ve Mustafa BALBAY’ı ziyaret ettikten sonra, Silivri CHP ilçe merkezinde görüşlerini açıklamıştır. Söylediği sözler, yargı faaliyeti adı altında yapılan apaçık bir haksızlığın ve zulmün teşhirinden ibarettir. Örneğin, terörle mücadele veren bir ülkede, TSK ile Genelkurmay Başkanının “terörist” sayılarak içeri alınmasının DÜŞMANLIK olduğunu söylemiştir. Ve Genelkurmay Başkanının Başbakana bağlı olduğuna vurgu yaparak, “onun da ifade vermesi gerekir” demiştir. Böylece, ironi olarak tanımladığı bir yöntemle, Silivri’deki yargılamalara karşı çıkmıştır. Açıklamasında kullandığı yönteme, mantık biliminde “koşullu önerme” denir. İki basit önerme “İSE” bağlacıyla birleştirilerek yapılır. Art bileşende dile getirilen yargı, ön bileşendeki yargıya bağlanır. Bunlardan biri doğru değilse, diğerinin de doğru olamayacağı sonucu çıkar. Dolayısıyla, İlker BAŞBUĞ’un terörist olamayacağı vurgulandığına göre, Başbakana terörist denilmiş olamaz. Ama o tarihteki tarafsız/bağımsız yargının, daha sonra başbakanı da tutuklamaya soyunduğu unutulmamalıdır. Demek oluyor ki savcı o yargılamaları “tarafsız/bağımsız yargı faaliyeti” ve bu nedenle İlker BAŞBUĞ’u terörist saydığı için, art bileşendeki önermeyi suç saymıştır.

ALBAY HÜSEYİN KURTOĞLU DAVASINDA ETKİN İSİMDİ

Oysa fezlekeyi hazırlayan Başsavcı Ali İŞGÖREN başta olmak üzere, Pensilvanya suç örgütünün yargı formatıyla ne oyunlar oynadığı açıklanmıştır, kanıtlanmıştır. Örneğin, Silivri’de Jandarma Albay Hüseyin KURTOĞLU’na yapılanlar, vicdanlara sığmayan, çok acı ve korkunç bir “yargı faaliyeti” tuzağıdır. Dolayısıyla, kurulan kumpaslar bu kadar ortaya dökülmüşken, iddianameyi yazan Savcının, Başsavcı Ali İŞGÖREN’in fezlekesini kopyalayarak, TSK’nin ve Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ’un tutuklanıp yargılanmasını,  “bağımsız ve tarafsız yargı faaliyeti” sayıp müvekkilimizi suçlaması olacak şey değildir. Tam ibretlik bir yaklaşımdır, asla kabul edilemez. Dolayısıyla, müvekkilimizin kullandığı yöntemin, bu gerçeklerle birlikte düşünülüp değerlendirilmesi gerekir.”

FEZLEKEYİ HAZIRLAYAN SAVCI KİMDİ?

Eski Silivri Başsavcısı Ali İşgören, Silivri Cezaevi’ni toplama kampına benzeten ve Ergenekon davasına bakan mahkeme heyeti hakkında ”Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında da “Mahkeme üyelerine hakaret ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” iddiasıyla fezleke düzenlemişti.

Ali İşgören’in sorumlu olduğu Silivri cezaevinin kötü koşulları TBMM Cezaevi İzleme Komisyonu raporuna da yansımıştı. Silivri’deki mahkumların günlük sadece 5-6 dakika su kullanabildiği şikayeti üzerine Ali İşgören, “Yaşanan sıkıntılar, suyun kötü niyet veya ihmal edilerek kullanımından kaynaklanmaktadır” demiş, CHP’li Malik Ejder Özdemir’e de “Tutuklular sırf devlete zarar olsun diye suyu boşa akıtıyorlar” yanıtını vermesi tutanaklara yansımıştı.

ERDOĞAN DA TUTUKLAMAYI ELEŞTİRMİŞTİ 

Dönemin Başbakanı Erdoğan da 5 Ağustos 2012’de Başbuğ’un tutuklanmasını eleştirmiş, “İlker paşamızla alakalı olarak ben yapılan benzetmeleri ve yakıştırmaları asla doğru bulmuyorum. Yani bir örgüt elemanıymış, bir örgütün mensubuymuş gibi bu tür yaklaşımları kesinlikle çok çok çirkin buluyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Genelkurmay Başkanlığı makamına gelmiş bir insan için bu tür bir yakıştırmanın, bu tür bir benzetmenin doğru olmadığını ve insaf dışı olduğunu kesinlikle düşünüyorum” açıklamasını yapmıştı.

ERDOĞAN’IN AVUKATLARI DA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNUYOR!

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği; “Alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş” sözleri nedeniyle kendisi aleyhine açılan bir tazminat davasında avukatlarının geçen ay mahkemeye sunduğu savunmada, “(İfade özgürlüğü) Devletin veya nüfusun bir bölümü için saldırgan, şoke edici veya rahatsız edici bilgiler ve düşünceler için de geçerlidir ve bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz” demesi de dikkat çekmişti.

CHP Yandaş Basından Toplam 138 Bin 500 TL Tazminat Kazandı



YARGIDAN YANDAŞ BASINA 12 KUMPAS TOKADI 

Akşam ve Güneş gazetesinin, 17 Şubat 2015’te dönemin CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran üzerinden CHP’ye yönelttiği ve ardından Star, Sabah ve Takvim ile devam eden yalan haberler nedeniyle bu gazeteler ve Akşam’ın sahibi Ethem Sancak 12 ayrı tazminat davasında toplam 138 bin 500 TL ödemeye mahkûm edildiler. 

Söz konusu mahkûmiyet kararları CHP Genel Merkezi, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’liler Umut Oran ve Akif Hamzaçebi’nin açtığı davalar üzerine çıktı. Tek ceza davası ise Akşam ve Güneş Gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü Mustafa Dolu hakkında açıldı ve halen sürüyor. Mustafa Dolu, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki davada, zincirleme biçimde hakaret ve iftira suçunu işlediği gerekçesiyle 2 yıldan 11 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor. 

KUMPAS TEKER TEKER ÇÖKERTİLDİ: 138.500 TL TAZMİNAT 

CHP Genel Merkezi ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve CHP’liler, söz konusu yalan haberleri nedeniyle Akşam, Güneş, Star, Sabah ve Takvim gazetelerine bugüne kadar açtıkları tazminat davalarını kazandılar. 5 gazete ve Ethem Sancak 12 tazminat davasında toplam 138 bin 500 TL tazminat ödemeye mahkum edildi. Son olarak Umut Oran 19 Nisan’da Akşam gazetesinden 6 bin TL tazminat kazanırken, söz konusu tazminat davalarına ilişkin kronolojik bilgi de şöyle: 

1.      Umut Oran, Akşam’dan 6 bin TL tazminat kazandı, 19 Nisan 2016 (Akşam gazetesi 17, 19, 20 Şubat 2015 tarihli yayınları nedeniyle, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi)

2.      CHP, Akşam’dan 25 bin TL tazminat kazandı, 7 Nisan 2016 (Akşam gazetesinin 19 Şubat 2015 tarihli yayını: Paralel örgütten CHP’ye seçim harçlığı – Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi)

3.      haluk koc, Güneş’ten 7 bin TL kazandı, 7 Nisan 2016 (Güneş gazetesinin 18 şubat 2015 tarihli yayını: 45 kişinin kaseti var – haluk koc bizi satar korkusu- Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi)

4.      CHP ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Takvim gazetesinden (10+10) toplam 20 bin TL tazminat kazandı, 17.3.2016 (Takvim gazetesinin 21 Şubat 2015 tarihli yayını: Gözlerini kan bürümüş – kanlı ittifak- Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi)

5.      CHP, Takvim gazetesinden 10 bin TL kazandı, 17.3.2016 (Takvim gazetesinin 19 Şubat 2016 tarihli yayını: +18 kumpası CHP’ye kasetli şantaj – Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi)

6.      CHP, Sabah gazetesinden 10 bin TL tazminat kazandı, 17 Mart 2016 (Sabah gazetesinin 20 Şubat 2016 tarihli yayını: Sponsor ABD ve İsrail, parayı aklayan gülen- Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi)

7.      CHP ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu Takvim gazetesinden (10+10) toplam 20 bin TL tazminat kazandı, 2 Mart 2016 (Takvim’in 20.2.2015 tarihli yayını: Kirli çark-CHPensilvanya- seçim taktiği ABD’den- Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi)

8.      CHP, Sabah gazetesinden 10 bin TL kazandı, 2 Mart 2016 (Sabah gazetesinin 19 Şubat 2015 tarihli yayını: CHP’ye kasetli şantaj- Ankara 26 Asliye Hukuk Mahkemesi)

9.      CHP, Sabah gazetesinden 10 bin TL kazandı, 2.3.2016 (Sabah gazetesinin 21 Şubat 2015 tarihli yayını: Kalleş diyaloglar-paralel CHP arası suikast dialogları- Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi)

10.  CHP, Star gazetesinden 10 bin TL tazminat kazandı, 26.2.2016 (Star gazetesinin 19.2.2015 tarihli yayını: İş’te soygun, CHP paralele aktardı, İsviçre üzerinden geri aldı- Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi)

11.  haluk koc, Star’dan 3 bin TL tazminat kazandı, 5.1.2016 ( Star gazetesinin 18.2.2015 tarihli yayını: 45 CHP’linin kaseti elimizde-haluk koc bizi satar korkusu- Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi)

12.  Akif Hamzaçebi, Akşam gazetesi ve Ethem Sancak’tan müteselsilen 7.500 TL kazandı, 10.12.2015 (Akşam’ın 17.2.2015 tarihli yayını Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi)

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 60KB)

Bir yalan daha ellerinde patladı – Mehmet Yılmaz



Umut Oran’ın açtığı dava geçen gün sonuçlandı, söz konusu gazetelerin sorumluları ve haberi uyduranlar tazminat ödemeye mahkum edildiler.

yılmaz

Yalanlar bir bir ortaya çıkıyor, kumpasçılar yargı önünde hesap veriyor



 

Akşam gazetesine yargı tokadı 

Mahkeme Umut Oran’a hak verdi

Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi, Akşam gazetesini 17-20 Şubat 2015 tarihlerinde arka arkaya yaptığı asılsız yayınlar nedeniyle Umut Oran’a 6 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Akşam gazetesi, birbirlerini takip etmedikleri için imkansız olmasına rağmen @fuatavni isimli hesap ile Umut Oran’ın twitterdaki kullanıcı adı olan @UmutOranCHP arasında 140 karakter sınırını da aşan hayali yazışmalar olduğunu öne sürerek, paralel yapının CHP’ye para yardımı yapacağı gibi akıl almaz yalanları art arda sıralamaktan çekinmemişti.

17-20 Şubat 2015 tarihleri arasında arka arkaya yapılan seri yayınlar üzerine Umut Oran, Akşam ve Güneş Gazetelerinin sahibi olan Ethem Sancak ile Akşam’ın genel yayın yönetmeni Murat Kelkitlioğlu hakkında örgütlü olarak suç işledikleri, milletvekilinin yasama görevi kapsamındaki denetim faaliyetlerini engellemek için hayali suç yaratarak üzerine attıkları, hakaret edip iftirada bulundukları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Başsavcılığı gazetelerin merkezinin İstanbul’da bulunduğu gerekçesiyle suç duyurusunu İstanbul’a göndermişti.

Mustafa Dolu 11 yıl hapis istemiyle yargılanıyor

Umut Oran’ın suç duyurusu üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu, bilerek ve isteyerek zincirleme biçimde hakaret ve iftira suçunu işlediği gerekçesiyle Akşam ve Güneş gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü olan Mustafa Dolu hakkında 23 Mayıs 2015 tarihinde ceza davası açtı. Mustafa Dolu’nun 2 yıl ile 11 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması istenen dava Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde halen sürüyor.

Ceza davasının hakim savcıları değişti

Bu davayı açan savcılar ile iddianameyi kabul eden ilk hakimin görev yerleri değiştirilirken, HSYK bu değişikliğin ilgili hakim savcıların kendi talepleri üzerine gerçekleştiğini öne sürmüştü.

Akşam gazetesi Umut Oran’a tazminat ödeyecek

Umut Oran söz konusu karalama yayınlarını yapan her basın kuruluşuna ayrı ayrı tazminat davası açarak tekzip de göndermişti. Bu davalardan birisine bakan Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi dün yaptığı duruşmada kararını vererek gazetenin davanın kabul edilmemesi istemini reddederken, Akşam Gazetesinin asılsız ve iftira içerikli yayınları nedeniyle Umut Oran’a 6 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Umut Oran: Peşlerini bırakmayacağım

Bu karar üzerine Umut Oran şu açıklamayı yaptı:

“Bu ülkede namuslu insanlar da en az namussuz insanlar kadar cesur olmalıdır. Bu kumpas sadece bana değil 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde benim üzerimden CHP’ye de yapılmış büyük bir saldırı idi. Akşam, Güneş, Star ve daha sonra Sabah ve Takvim’in yaptığı bu yayınlar aslında anayasal düzene, parlamenter sisteme, demokratik düzenimize yapılan birer saldırı idi. Çünkü seçimlere 3 ay kala ana muhalefet partisinin genel başkanına, milletvekillerine, o dönem genel başkan yardımcısı olan bana yönelik kurulan bir kumpas, çirkin bir iftira idi. Alçakça senaryonun ceza davasının ardından hukuk mahkemesinde de saptanması sevindirici bir gelişme. Bu senaryoyu planlamaya, yazmaya cesaret edenlerin mutlaka cezalandırılması gerekiyor ki bir daha hiç kimse basın yoluyla yada devletin içinde çöreklenmiş devletten beslenen rant elde eden çeteler aracılığıyla temiz siyaset ve temiz toplum için mücadele eden ahlaklı siyasetçilere böyle iftiralar atamasın! Tabii bir de bu senaryonun perde arkasındakiler var onlar da er geç adaletin önüne çıkacaklar ve yaptıklarının bedelini ödeyecekler, peşlerini asla bırakmayacağım.”

akşam

akşam2

Bizim boğazımızdan haram lokma geçmez



Akşam Gazetesi 17-20 Şubat 2015 tarihlerindeki CHP eski Milletvekili Umut Oran’ı hedef alan haberleri nedeniyle 6 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum oldu.

Oran, Akşam Gazetesinden alacağı paranın yarısını şehit yakınlarına  ve gazilere yarısını da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayacağını söyledi.