Yazılar

CHP Genel Başkanı’na Yönelik Linç Girişimi Dönüm Noktasıdır!



Umut Oran

Basın Açıklaması

22.4.2019

Şehit cenazeleri, “büyük Türk milletinin” tamamının birlik ve beraberlik göstermesi gereken “ortak yas” alanlarıdır. Hiçbir siyasi parti grubu, şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapma hakkına sahip değildir. Hele hele Kuvayi Milliye ve Cumhuriyetin kurucusu olan ana muhalefet partisini, topyekûn kriminalize etmek, bu ülkenin kan ve gözyaşına boğulmasını istemekle aynı anlama gelmektedir.

Unutulmamalıdır ki yurttaşların bir kısmını “makbul” diğer kısmını da “ikinci sınıf” gören anlayış, her anlamda “bölücülüktür.” Unvanı ne olursa olsun, ana muhalefet partisini ve on milyonlarca seçmenini “terörist” olarak yaftalamak; Türkiye’yi ateşe atmaktır.

Beka Sorununun Ne Demek Olduğu Artık Anlaşılmıştır!

İktidar bloğunun ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, suçlayıcı dili Ankara’nın göbeğinde gerçekleştirilen “linç girişimiyle” beraber acı meyvesini vermiştir. Oysa Türkiye; ekonomik ve jeopolitik risklerin tam ortasında yer almaktadır. Doğal olarak ortada Ege Denizi, Doğu Akdeniz, PKK/PYD/YPG ve S-400 meseleleri varken ve iktidar kanadı durmadan “beka sorunu”ndan bahsederken yapılması gereken ilk şey, tüm toplum kesimlerini birleştirmek ve ulusun geleceği konusunda “ortak bir mücadele” ortamı yaratmaktır. Bir yandan “beka sorunu”ndan bahsedip diğer yandan toplumu düşmanlaştırmak ise “bekanın” dahi siyasi emellere alet edildiği anlamına gelecektir.

Benzer durum “aynı gemideyiz” söylemleri için de geçerlidir. Türk milletinin aynı bayrak altında yaşaması bir yönüyle “aynı gemideyiz” benzetmesini haklı kılmaktadır. Ancak aynı gemiyi kompartımanlara ayırmak, kaptan köşkünü bir grup “elitin” emrine vermek ve başta CHP’liler olmak üzere, toplumun çok büyük bir kısmını açlık ve yoksulluk içinde geminin penceresiz kısımlarına hapsetmeye çalışmak büyük çelişkidir. Böyle bir bakış açısı “iktidar elitlerinin” tüm filikaları kendileri için ayırdığını ve gemi batarsa kendileri dışında herkesi ölüme yollayacakları manasına gelecektir. Öyleyse “aynı gemide” olma sözünün geniş toplum kesimlerine mal olabilmesinin ilk koşulu, tüm imkanların herkes tarafından eşit olarak kullanıma sunulmasıyla mümkün olacaktır. Türkiye, “beka ve aynı gemideyiz” söyleminin arkasından milli birliğe darbe anlamına gelecek düşmanlaştırıcı siyaset anlayışından kurtarılmak zorundadır.

AKP İçi İktidar Mücadelesine Dikkat!

Ankara’nın göbeğinde, bakanların gözleri önünde gerçekleştirilen “linç girişiminin” bir başka yönüyse AKP içinde uzun zamandır devam eden “saray oyunları” olabilir. Özellikle, 31 Mart seçimlerinin hemen sonrasında AKP’nin sağladığı rant olanaklarından mahrum kalma korkusu içine giren bir grup “yandaşın”, yeni bir adım atarak “olası bakan değişikliklerinde” ön almak istemiş olabilecekleri göz önünde tutulmalıdır. AKP içi iktidar mücadeleleriyle yaşanan “provokasyonların” bir ilişkisinin olup olmadığı en geniş şekilde araştırılmalıdır. Türk devletinin yarınları, bir avuç “saray oyuncusunun” bireysel ya da grupsal ikballerine kurban edilmemelidir. Bu anlamda iktidar bloğuna düşen şey, yaşanan bu hain saldırı girişiminin hem faillerini hem de azmettiricisi/örgütleyicisi olabilecek bağlantılarını açığa çıkarmak olmalıdır. Hatırlanmalıdır ki Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti, iktidar içindeki “hakimiyet mücadelesinden” çok daha önemlidir.

Linç Girişimi Kaos Stratejisinin İşaret Fişeğidir

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden tüm ülkeyi hedef alan “linç girişimi”, şüphesiz ki tarihsel bir dönüm noktasıdır. An itibariyle, yeni bir kaos stratejisinin içerden ve dışardan, “ilk işaret fişeğinin atıldığı” kabul edilmeli ve CHP, her anlamda geleceğe hazır hale gelmelidir. Güvenlik görevlilerinin ve bürokratların saldırı esnasında takındıkları umursamaz tavırlar kaygı vericidir. CHP ailesi, artık “yapayalnız” olduğunun farkına varmalı ve mahallelerden başlayarak yeni bir örgütlenme seferberliğine girişmelidir. Partinin her alanda, “yeni bir anlayışla örgütlenmesi, liyakat sistemini esas alması ve kendi iç işleyişinde katılımcı, akılcı, demokratik” bir yapılanmaya gitmesi, gelecekte ortaya çıkabilecek saldırılara da en büyük cevap olacaktır.

1919’un 100. yıldönümü ve CHP’nin Kurumsal Değişimi

1919’un 100. yıldönümünde CHP, akıl ve bilim ışığında yepyeni bir siyaset anlayışını 1919 ruhuyla inşa etmelidir. CHP’nin; Türkiye’nin ve Türk milletinin “bekası” için, hayatın her alanında “daha aktif olarak” var olması ve Türkiye’yi yeniden “Atatürk’ün rotasına” sokması tarihsel bir görevdir. Tek başına iktidar amacıyla başlatılması gereken “yeniden yapılanma süreci” hiç şüphe yoktur ki milletin huzurunun ve refahının da en büyük teminatı olacaktır. CHP, altı oklu devrim bayrağının her bir ilkesine “kıskançlıkla” sahip çıkarak ve zamanın değişim hızını yakalayarak Türk milletini felaha ulaştırabilecek tek güçtür.

Adalet Yürüyüşü’ne Enternasyonal destek geldi



Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın girişimi üzerine Sosyalist Enternasyonal, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasını kınayan ve Adalet Yürüyüşü’ne destek veren bir bildiri yayınladı.

Umut Oran, SE Genel Sekreteri Ayala ile birlikte bu hafta içerisinde Adalet Yürüyüşüne katılacaklarını da açıkladı.

CHP’li Umut Oran yazılı açıklama yaparak girişimi üzerine “Sosyalist Enternasyonal, Muhalefet Partisi Milletvekili Enis Berberoğlu’nun Cezalandırılmasını Protesto Etmektedir!” başlıklı bildiri yayınlandığını duyurdu.

Ayala da Adalet Yürüyüşüne katılacak

Umut Oran, SE Genel Sekreteri Luis Ayala ile birlikte Adalet Yürüyüşüne bu hafta içinde katılacaklarını da bildirdi. Enternasyonal’in, Berberoğlu’nun tutuklanmasını protesto eden ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşüne katılanlarla omuz omuza olduğu mesajını içeren bildirisi şöyle:

Sosyalist Enternasyonal, üye partimiz CHP’nin milletvekillerinden Enis Berberoğlu’nun, Türk istihbarat teşkilatı MİT tarafından gizlice Suriye’ye gönderilen silahlarla ilgili bilgileri açığa çıkarma iddiasıyla cezalandırılmasını ve tutuklanmasını şiddetle kınamaktadır.

Omuz omuza dayanışma

Organizasyonumuz, Erdoğan rejimi tarafından muhalefeti susturmak amacıyla yapılan bu son hamleyi büyük bir üzüntüyle karşıladığı gibi Türkiye’deki üyelerimizle dayanışma halinde olduğumuzu ve onları her anlamda desteklediğimizi bir kez daha teyit etmektedir. Sosyalist Enternasyonal, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ve onunla birlikte adalet talebiyle Ankara’dan İstanbul’a bir protesto yürüyüşü gerçekleştiren muhalefet mensuplarıyla omuz omuza dayanışma içindedir.

Sosyalist Enternasyonal, geçen Temmuz ayında başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından başlayan ve yaygınlaşan yasaklamaların Türkiye’de hak ve özgürlüklere ciddi olarak zarar vermesinden büyük endişe duymakta; adaletsizlik ve yılgınlık yaratan eylemlere, ifade özgürlüğünün önündeki engellere, yasama dokunulmazlığının ve bağımsız bir yargının olmamasına karşı tepkisini ortaya koymaktadır. Bu anlamda tüm yetkilileri yurttaşların haklarına tam olarak saygı duymaya, tutuklu milletvekillerini ve onlarla beraber, siyasi sebeplerden dolayı, haksız yere tutulan tüm diğer vatandaşları serbest bırakmaya çağırıyoruz.

Boykot Evet Demektir



CHP iktidara yürür…