Yazılar

Sözde Soykırım İddiaları Kabul Edilemez!



“Sözde Soykırım İddiaları Kabul Edilemez, çünkü hükmü parlamentolar değil mahkemeler verir” 

“Alman Şansölyesi Merkel son bir yılda 6 kez Türkiye’ye gelmesine rağmen bu konuda Türk hükümetine, Cumhurbaşkanına tek kelime etti mi bilmiyoruz” 

Sosyalist Enternasyonal (SE) Başkan Yardımcısı Umut Oran, Federal Almanya Parlamentosu Bundestag’ın, 2 Haziran 2016 tarihinde görüşeceği  ”Ermenilere ve Diğer Hıristiyan Azınlıklara 101 Yıl Önce Yapılan Soykırımı Anma ve Saygı” başlıklı önergenin hukuk tanımazlığın yeni bir ifadesi olduğunu belirterek bu ülke nezdinde girişimde bulundu. SE üyesi olan SPD’nin Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısına mektup yazan Umut Oran, “Türkiye’nin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, kaynağı neresi olursa olsun ‘tarihi tersyüz eden ve düşmanlık yaratan’ her türlü hukuksuzluğun karşısında olacaktır. Gerek ulusal düzeyde gerekse de uluslararası arenada ‘Türkiye’nin haklarını savunmak’ her birimiz için vazifedir. CHP, tarihin siyasallaştırılmasına asla izin vermeyecektir” dedi.

AİHM VE FRANSIZ MAHKEMESİ KARARI VAR

Konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamasında Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran şunları kaydetti:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairenin 15 Ekim 2015’te verdiği tarihi kararın mürekkebi dahi kurumamışken Avrupa’nın ortasında bir parlamentonun kendini “mahkeme” yerine koyması ve hukuki bir olayı “siyasileştirme” çabası iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Üstelik Fransız Yüksek Mahkemesi de 8 Ocak 2016 tarihinde aldığı bir kararla parlamentoların soykırım iddialarıyla ilgili hüküm vermeye yetkili olmadıklarını belirtmiştir.

1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nde yetkili mahkemeler sayılmıştır ve sayılan kurumlar arasında “Ulusal ya da Yerel Parlamentolar” yoktur. Bir başka deyişle parlamentoların “hüküm tesisi etme” hevesi tam anlamıyla “yetki gaspı” anlamına gelecektir.

ALTERNATİF TARİH ÇABASIYLA DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLÜYORLAR

Ancak görünen o ki “soykırım iddiaları”, Türkiye ve bölge üzerinde planları olan ülkeler tarafından dün olduğu gibi bugün de bir “tehdit unsuru” olarak kullanılmak istenmektedir. Tarihi gerçekler ortada olmasına rağmen parlamentolar eliyle “alternatif tarih” yaratma çabaları aynı zamanda “düşmanlıkları körüklemeye” yöneliktir. Halkların birbirine düşman edilmesinin kimseye faydası olmamasına rağmen bazı ülkelerin her konuyu “ötekileştirme, ayrıştırma, düşmanlaştırma ve çatıştırma” gerekçesi olarak görmesi emperyalist yıkıcılığa örnek olması anlamında dikkat çekicidir.

TARİHİN TERSYÜZ EDİLMESİNE KARŞIYIZ

Türkiye’nin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, kaynağı neresi olursa olsun “tarihi tersyüz eden ve düşmanlık yaratan” her türlü hukuksuzluğun karşısında olacaktır. Gerek ulusal düzeyde gerekse de uluslararası arenada “Türkiye’nin haklarını savunmak” her birimiz için vazifedir. Bu anlamda Aralık 2014’te Ermenistan’ın çabası ile Nisan 2015 öncesinde Sosyalist Enternasyonal’in açıklama yapması girişiminde bulunulduğunu, ancak CHP olarak hukuki gerekçeleri öne sürmemiz üzerine konunun 6 Temmuz 2015 tarihinde BM Genel Merkezindeki toplantıya ertelendiğini açıklamak isterim. Nitekim BM’de yapılan 6 Temmuz 2015 tarihli Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısında da 2 ülke arasında uzlaşmayı teşvik etmek ve dayanışma zemini yaratmak amacıyla üye ülkelerden isteyenlerin de katılabileceği 2 ülke arasından tarihçi, aydın ve akademisyenler ile STÖ’lerin katılacağı bir “yuvarlak masa dinleme toplantıları” yapılması ve çıkan sonuçların SE konseyinde ele alınması kararı alınmıştır.

MERKEL BİR YILDA 6 KEZ GELDİ TEK KELİME ETTİ Mİ?

Alman Şansölyesi Merkel son bir yılda 6 kez Türkiye’ye gelmesine rağmen bu konuda Türk hükümetine, Cumhurbaşkanına tek kelime etti mi bilmiyoruz çünkü basına sadece geri kabul anlaşması, vize serbestisi girişimi ve para pazarlığı yansımaktadır. Türk hükümeti ulusal çıkarlarımız konusunda başarılı olamamıştır zira bir kısmı AB üyesi olmak üzere son 1 yılda 20’ye yakın ülkenin parlamentosunda ülkemiz aleyhine kararlar alınmış, AKP hükümetleri ise sadece izlemiştir!

TARİHİN SİYASALLAŞMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

CHP ise bu konuda gerekli çalışmaları yapmış belki de uluslararası kurumlarda bir ilk adımı atarak, oldubittiye izin vermeden bir yuvarlak masa diyalog ve dinleme toplantıları kararı aldırmıştır. Ayrıca 2 Haziran görüşmesi öncesinde Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı olarak Alman SPD Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı ile iletişime geçilmiştir. Çünkü CHP, tarihin siyasallaştırılmasına asla izin vermeyecektir.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 195KB)

 

GS Genç’in eski kalecisi “soykırım ” golünü önledi -Osman Arolat



Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, “Ermeni soykırımı” bildirisi hazırlanmasını önledi. Başkan Yardımcısı Mario Nalbantyan’m 2014’ten bu yana hazırlayıp Konsey gündemine alınmasına çalıştığı “soykırım” içerikli bildiri hazırlanması girişimini iki kez erteletti.

Son olarak ta temmuz toplantısında uzun müzakereler sonrasında Başkan George Papandreu ve Genel Sekreter Luis Ayala’nın araya girmesiyle konunun tarihçi, bilim adamı ve akademisyenlerce Nalbantyan ve Oran’ın katılacağı bir toplantının ardından gerçekleştirilecek olan yıl sonu Konsey toplantısında tekrar ele alınıp tartışması karara bağlandı.

 

arolat

GS Genç'in eski kalecisi "soykırım " golünü önledi -Osman Arolat



Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, “Ermeni soykırımı” bildirisi hazırlanmasını önledi. Başkan Yardımcısı Mario Nalbantyan’m 2014’ten bu yana hazırlayıp Konsey gündemine alınmasına çalıştığı “soykırım” içerikli bildiri hazırlanması girişimini iki kez erteletti.

Son olarak ta temmuz toplantısında uzun müzakereler sonrasında Başkan George Papandreu ve Genel Sekreter Luis Ayala’nın araya girmesiyle konunun tarihçi, bilim adamı ve akademisyenlerce Nalbantyan ve Oran’ın katılacağı bir toplantının ardından gerçekleştirilecek olan yıl sonu Konsey toplantısında tekrar ele alınıp tartışması karara bağlandı.

 

arolat

New York’taki Birleşmiş Milletler’deki SE Konseyi Toplantısı



06-07 Temmuz 2015

Sosyalist Enternasyonal Konseyi 6-7 Temmuz tarihlerinde New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde SE üyesi partiler ve davetli misafirler ( katılımcıların listesi ) eşliğinde global gündem hakkında hareketimizin kilit konularını görüşmek üzere toplanmıştır.İki gün süren toplantıda, katılımcılar güvenlik ve terörle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine olan bağlılığımız ve iklim değişikliği ve COP21 konularını ele almıştır.

Toplantıyı Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, açmış ve tüm delegeleri karşılamıştır. Ayala, güçlü bir sosyal demokrat etkinin gerekli olduğu ana başlıklardan ibaret olan gündemdeki konuları sunmuştur. Delegeler, her konuda eldeki sorunlardan doğrudan etkilenen kişilerden ve tartışmayı uluslararası seviyede şekillendirmekten sorumlu olan diğerlerinden gelen müdahaleleri dinleme şansına sahip olacaktı. Sosyalist Enternasyonal’in güçlerinden biri tüm bu tartışmalara bir çok farklı açıdan katkıda bulunma ve ayrıca bu toplantıyı BM Genel Merkezinde düzenleyerek Birleşmiş Milletler’in iş ve görüşlerine verdiği desteği göstermek suretiyle kurumsal bir seviyede devreye sokma yeteneği olmuştur.

SE Başkanı Yorgo Papandreu açılış konuşmasına Yunanistan’da önceki gün yapılan referandumun sonuçlarını yansıtarak ve regresif politikaların ve global anlamda küreselleşmeden faydalandığını ve faydalanamadığını hissedenlerin varlığının bir sonucu olarak toplumdaki yeni ayırıcı çizgilerden bahsederek bu neticeye yol açan durum hakkındaki analizini sunarak başlamıştır. Bu Konsey toplantısının arifesinde Yunanistan ile ilgili olarak yayınlanan ve Avrupa liderlerine yapılan çağrıyı içeren SE Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya , değinmiştir.Ayrıca, küresel ilerici hareketin önceliklerini yansıtan bu toplantının ana konularının altını çizmiştir. Dünyanın terörizme karşı koordineli bir harekete, gelişme sorunlarının merkezine insan haklarının yerleştirilmesine ve iklim değişiklikleri konusunda küresel bir işbirliğine ihtiyacı olduğunu da sözlerine eklemiştir.

Terörle mücadele konusunda, terörden muzdarip ülkelerin temsilcileri durumu kendi tecrübelerine dayanarak sunmuşlardır. Irak ve Suriye’de varlığını duyduğumuz İŞİD veya DAEŞ olarak bilinen terörist gruba karşı yapılan mücadele hakkındaki raporlar, bu ülkelerin ön saflardaki mücadelesinde uluslararası toplumun artan bir desteği için çağrıda bulunmaktadır. Bir çok konuşmacı terörizm ve şiddet karşında Enternasyonalimizin değerlerini sürdürme ve savunma ve güvenlik arayışında demokrasi ve özgürlükleri terk etmeme gereğinin altını çizmiştir.İşleyen bir demokratik devlet, korku ve terör savunucularına bir karşı örnektir ve korunmalıdır. Katılımlardan doğan bir başka güçlü mesaj da dünyada ortaya çıkan yeni güvenlik tehditlerini irdelemek için daha etkili bir uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyulabileceği idi. Dünyada terörist grupların Orta Doğu, Kuzey Afrika, Sahel ve diğer bölgelerde uluslararası sınırları dikkate almadan faaliyette olması nedeniyle, bu gruplara olan tepki de uluslararası ve çok taraflı olmalıdır. Tartışmalar sırasında değinilen bir dizi belirli durumlara ilişkin dünyadaki terörizm ve emniyetsizlik karşısında Enternasyonalin konumunu özetleyen bir deklarasyon Konsey tarafından kabul edilmiştir. İsrail ve Filistin’deki üye partilerin temsilcileri tarafından yapılan müdahaleler ayrıca dinlenilmiş ve Filistin sorunu hakkında bir deklarasyon ayrıca kabul edilmiştir.

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SKH) konusunda, daha önce 2015’in gelişim için bir fırsat üretme yılı olduğunu vurgulamış olan Birleşmiş Milletler Gelişim Programı (BMGP) Yöneticisi Helen Clark tarafından temel düşünceleri anlatan bir konuşma yapılmıştır.Clark, insanları ortak bir gaye için çalışmaya motive eden istekli, küresel hedeflere olan inancını ve SKH’lerin üç ayaklı bir gündemde ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri içeren Binyıllık Kalkınma Hedefleri süresinde bitirilmemiş işleri hedef alması gerektiğini ifade etmiştir. Bu konu üzerine delegelerden çeşitli müdahaleler sürdürülebilir gelişmenin barış ve refah ve de eşitsizlik ve kadın ve azınlık haklarına karşı gösterilen mücadele üzerinde önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır. SKH’ların konu ile ilgili bir deklarasyonda belirtilen sosyal demokrasinin amaçlarının çoğu için oldukça temsil edici olduğu konusunda bir fikir birliği oluşmuştur.

Sosyalist Enternasyonal, özellikle iklim değişikliğini önlemek için uzun zamandır beklenen kapsamlı anlaşmanın yapılması ile ilgili yüksek beklentiler olan yakında yapılacak COP21 zirvesinin ışığında küresel çaplı iklim değişikliklerini önlemedeki savaşına yüksek öncelik vermeye devam etmiştir.  Konu ile ilgili bir tanıtım konuşmasında, SE Başkan Yardımcısı Elio Di Rupo (Belçika, Sosyalist Parti) küresel iklim adaletini sağlamak için, iklim değişikliği üzerinde farklı bir ekonomik model çağrısı yapmıştır.Gezegeni paylaşmak için, daha iyi bir sosyal adalet, fakirliğe karşı daha etkin bir mücadele ve çevresel mücadeleyi harmanlayan farklı bir yol gerektiğini sözlerine eklemiştir. Maldivler eski başkanı Muhammed Waheed’de ayrıca küçük ada ülkelerinin iklim değişiklikleri sonucunda karşılaştıkları belirli zorlukları ana hatlarıyla anlatan bir açılış konuşması yapmıştır. Bu ülkeler genellikle deniz seviyesinin altında, uzak ve gelişmemiş ülkeler olup adaptasyon sürecine yardım etmek için Paris’te hafifletici olmanın ötesine geçerek ilerleyici olan bir anlaşmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Konsey, iklim ve COP21 konusunda, gezegenin geleceği için büyük önem taşıyan bu ana yaklaşıyorken SE’nin görüşlerini ana hatlarıyla belirleyen bir deklarasyonu kabul etmiştir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, Jan Eliasson, BM’nin daha yüksek bir belirsizlik, kargaşa ve çatışmaya sahip daha karmaşık uluslararası bir durumdaki görevlerini vurguladığı özel bir konuşma yapmak için davet edilmiştir. Mevcut krizlerdeki etnik ve dini faktörler, klasik diplomasi araçlarının dağılan ve bölgesel ve uluslararası güvenlikte ciddi tehdit oluşturan milletlerde artık geçmişte olduğu gibi işe yaramadığı anlamına gelmektedir. Eliasson, bütün uluslararası çözümlerin, barış, kalkınma ve insan haklarına dayalı bir formül gerektiğinin altını çizmiştir. Konuşmasının ardından, Eliasson, BM yetki alanındaki, Sahel ve Yemen’deki çatışmalar ve uluslararası hukuka saygı hakkında, BM’nin iyi bir güç olduğu ancak halen bu imtiyazı ve yükümlülükleri dünyadaki tüm insanlara yaşatmak için üyelerince gösterilecek ekstra çabanın gerekli olduğu durumların mevcut olduğuna dair inancını vurgulayarak bir dizi soruyu yanıtladı.

Bir önceki Konsey toplantısında alınan bir karar doğrultusunda, gündem, Sosyalist Enternasyonalin Ermeni Soykırımının bir dizi ulusal parlamento ve uluslar üstü kurum tarafından tanınması ile ilgili konulardaki bakış açısını içermekteydi. Ermenistan ve Türkiye SE Başkan Yardımcıları ile yapılan anlaşma sonucunda, bu konuda yıl içerisinde daha sonraki bir tarihte Sosyalist Enternasyonal tarafında “Ermeni soykırımının Türk tarafınca tanınması Türkiye ve Ermenistan arasında gerçek bir uzlaşma sağlayabilir mi?” başlıklı bir yuvarlak masa tartışması yapılması kabul edilerek açıklandı. Bu toplantı, Türkiye ve Ermenistan’dan SE üyesi partiler ile katılmak isteyen diğer taraflar, özellikle davet edilen aydınlar, sosyal organizasyonların liderleri ve diğerlerinin de katılımını içerecektir.

SE Göçler komitesinin yoğun çalışmasını müteakip, Göçmenlerin hakları konusundaki SE bildirgesinin nihai taslağı Konseye komite başkanı Habib el-Maliki (FAS, Sosyalist Birleşik Halk Güçleri Partisi) tarafından sunulmuştur. Bu Bildirge, bu konudaki ulusal tartışmalarda sıklıkla gözden kaçan her bir göçmenin haklarına odaklanan SE gündeminin kalbine göç sorununu yerleştirir. Konsey, Bildirgeyi, Enternasyonal’in gezegendeki tüm insanların temel haklarına bağlılığını vurgulayarak oy birliği ile kabul etmiştir.

Batı Sahra üzerinde son SE Misyonu, SE Akdeniz Komitesi Başkanı Carme Chacón (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, İspanya) tarafından SE’nin barış doğrultusunda aktif bir katkısı olarak tanıtılmıştır. Önceki kararlar ve Sosyalist Enternasyonal’in kararları doğrultusunda, misyon çatışmanın tarafları ile yerinde görüşmelerde bulundu ve bir rapor tamamlandı.Misyona liderlik eden Juan Antonio Yáñez-Barnuevo (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, İspanya), raporunun ana hatlarını ve tavsiyelerini sundu. Konsey, raporu oybirliği ile kabul etmekle, komite ve başkanlığına ve misyon üyelerine olan takdirlerini ve misyonun üyelerini tasdikini kaydetmiş oldu.Konsey, bu çatışmaya siyasi bir çözüm bulmaya katkı ve adil ve uzun ömürlü bir barış sağlama görüşü ile bu konuya aktif olarak eğilmiş olmaya devam etmeyi kabul etmiştir.

Konsey, bu yıl Aralık ayı yapılacağı duyurulan yasal seçimler öncesinde Venezuela’daki mevcut gelişmeler ile ilgili olarak bir katkıda bulunacak ve Leopoldo López, Daniel Ceballos, Antonio Ledezma ve diğer siyasi tutukluların salınmasına, temel hak ve hürriyetlere saygı gösterilmesinin garanti edilmesine ve siyasi sürgündekilerin dönüşüne çağrıda bulunan bir kararı kabul edecektir.Kamerun’da tutuklu bulunan Marafa Hamidou Yaya’nın hakları ile ilgili çağrıda bulunan bir başka karar da ayrıca kabul edilmiştir.

SEFAC eş başkanlığı ve Etik Kurulu başkanı tarafından verilen raporlar da ayrıca kabul edildi. Konsey, tüzük uyarınca üyelik ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle dört partinin üyeliğinin durdurulmasını not etmiştir.

Konsey toplantısında Fas Sosyalist Birleşik Halk Güçleri Partisi lideri Driss Lachgar yeni SE Başkan Yardımcısı ve SE Başkanlık Divanı üyesi olarak seçildi.

Son olarak, Konsey, bu ülkedeki SE üyesi parti olan Angola’nın Bağımsızlığı İçin Halk Hareketi’nin kardeşçe açık davetini kabul etmek suretiyle 2015 yılı ikinci SE Konsey Toplantısını Luanda, Angola da yapmayı kabul etmiştir.

New York'taki Birleşmiş Milletler'deki SE Konseyi Toplantısı



06-07 Temmuz 2015

Sosyalist Enternasyonal Konseyi 6-7 Temmuz tarihlerinde New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde SE üyesi partiler ve davetli misafirler ( katılımcıların listesi ) eşliğinde global gündem hakkında hareketimizin kilit konularını görüşmek üzere toplanmıştır.İki gün süren toplantıda, katılımcılar güvenlik ve terörle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine olan bağlılığımız ve iklim değişikliği ve COP21 konularını ele almıştır.

Toplantıyı Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, açmış ve tüm delegeleri karşılamıştır. Ayala, güçlü bir sosyal demokrat etkinin gerekli olduğu ana başlıklardan ibaret olan gündemdeki konuları sunmuştur. Delegeler, her konuda eldeki sorunlardan doğrudan etkilenen kişilerden ve tartışmayı uluslararası seviyede şekillendirmekten sorumlu olan diğerlerinden gelen müdahaleleri dinleme şansına sahip olacaktı. Sosyalist Enternasyonal’in güçlerinden biri tüm bu tartışmalara bir çok farklı açıdan katkıda bulunma ve ayrıca bu toplantıyı BM Genel Merkezinde düzenleyerek Birleşmiş Milletler’in iş ve görüşlerine verdiği desteği göstermek suretiyle kurumsal bir seviyede devreye sokma yeteneği olmuştur.

SE Başkanı Yorgo Papandreu açılış konuşmasına Yunanistan’da önceki gün yapılan referandumun sonuçlarını yansıtarak ve regresif politikaların ve global anlamda küreselleşmeden faydalandığını ve faydalanamadığını hissedenlerin varlığının bir sonucu olarak toplumdaki yeni ayırıcı çizgilerden bahsederek bu neticeye yol açan durum hakkındaki analizini sunarak başlamıştır. Bu Konsey toplantısının arifesinde Yunanistan ile ilgili olarak yayınlanan ve Avrupa liderlerine yapılan çağrıyı içeren SE Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya , değinmiştir.Ayrıca, küresel ilerici hareketin önceliklerini yansıtan bu toplantının ana konularının altını çizmiştir. Dünyanın terörizme karşı koordineli bir harekete, gelişme sorunlarının merkezine insan haklarının yerleştirilmesine ve iklim değişiklikleri konusunda küresel bir işbirliğine ihtiyacı olduğunu da sözlerine eklemiştir.

Terörle mücadele konusunda, terörden muzdarip ülkelerin temsilcileri durumu kendi tecrübelerine dayanarak sunmuşlardır. Irak ve Suriye’de varlığını duyduğumuz İŞİD veya DAEŞ olarak bilinen terörist gruba karşı yapılan mücadele hakkındaki raporlar, bu ülkelerin ön saflardaki mücadelesinde uluslararası toplumun artan bir desteği için çağrıda bulunmaktadır. Bir çok konuşmacı terörizm ve şiddet karşında Enternasyonalimizin değerlerini sürdürme ve savunma ve güvenlik arayışında demokrasi ve özgürlükleri terk etmeme gereğinin altını çizmiştir.İşleyen bir demokratik devlet, korku ve terör savunucularına bir karşı örnektir ve korunmalıdır. Katılımlardan doğan bir başka güçlü mesaj da dünyada ortaya çıkan yeni güvenlik tehditlerini irdelemek için daha etkili bir uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyulabileceği idi. Dünyada terörist grupların Orta Doğu, Kuzey Afrika, Sahel ve diğer bölgelerde uluslararası sınırları dikkate almadan faaliyette olması nedeniyle, bu gruplara olan tepki de uluslararası ve çok taraflı olmalıdır. Tartışmalar sırasında değinilen bir dizi belirli durumlara ilişkin dünyadaki terörizm ve emniyetsizlik karşısında Enternasyonalin konumunu özetleyen bir deklarasyon Konsey tarafından kabul edilmiştir. İsrail ve Filistin’deki üye partilerin temsilcileri tarafından yapılan müdahaleler ayrıca dinlenilmiş ve Filistin sorunu hakkında bir deklarasyon ayrıca kabul edilmiştir.

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SKH) konusunda, daha önce 2015’in gelişim için bir fırsat üretme yılı olduğunu vurgulamış olan Birleşmiş Milletler Gelişim Programı (BMGP) Yöneticisi Helen Clark tarafından temel düşünceleri anlatan bir konuşma yapılmıştır.Clark, insanları ortak bir gaye için çalışmaya motive eden istekli, küresel hedeflere olan inancını ve SKH’lerin üç ayaklı bir gündemde ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri içeren Binyıllık Kalkınma Hedefleri süresinde bitirilmemiş işleri hedef alması gerektiğini ifade etmiştir. Bu konu üzerine delegelerden çeşitli müdahaleler sürdürülebilir gelişmenin barış ve refah ve de eşitsizlik ve kadın ve azınlık haklarına karşı gösterilen mücadele üzerinde önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır. SKH’ların konu ile ilgili bir deklarasyonda belirtilen sosyal demokrasinin amaçlarının çoğu için oldukça temsil edici olduğu konusunda bir fikir birliği oluşmuştur.

Sosyalist Enternasyonal, özellikle iklim değişikliğini önlemek için uzun zamandır beklenen kapsamlı anlaşmanın yapılması ile ilgili yüksek beklentiler olan yakında yapılacak COP21 zirvesinin ışığında küresel çaplı iklim değişikliklerini önlemedeki savaşına yüksek öncelik vermeye devam etmiştir.  Konu ile ilgili bir tanıtım konuşmasında, SE Başkan Yardımcısı Elio Di Rupo (Belçika, Sosyalist Parti) küresel iklim adaletini sağlamak için, iklim değişikliği üzerinde farklı bir ekonomik model çağrısı yapmıştır.Gezegeni paylaşmak için, daha iyi bir sosyal adalet, fakirliğe karşı daha etkin bir mücadele ve çevresel mücadeleyi harmanlayan farklı bir yol gerektiğini sözlerine eklemiştir. Maldivler eski başkanı Muhammed Waheed’de ayrıca küçük ada ülkelerinin iklim değişiklikleri sonucunda karşılaştıkları belirli zorlukları ana hatlarıyla anlatan bir açılış konuşması yapmıştır. Bu ülkeler genellikle deniz seviyesinin altında, uzak ve gelişmemiş ülkeler olup adaptasyon sürecine yardım etmek için Paris’te hafifletici olmanın ötesine geçerek ilerleyici olan bir anlaşmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Konsey, iklim ve COP21 konusunda, gezegenin geleceği için büyük önem taşıyan bu ana yaklaşıyorken SE’nin görüşlerini ana hatlarıyla belirleyen bir deklarasyonu kabul etmiştir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, Jan Eliasson, BM’nin daha yüksek bir belirsizlik, kargaşa ve çatışmaya sahip daha karmaşık uluslararası bir durumdaki görevlerini vurguladığı özel bir konuşma yapmak için davet edilmiştir. Mevcut krizlerdeki etnik ve dini faktörler, klasik diplomasi araçlarının dağılan ve bölgesel ve uluslararası güvenlikte ciddi tehdit oluşturan milletlerde artık geçmişte olduğu gibi işe yaramadığı anlamına gelmektedir. Eliasson, bütün uluslararası çözümlerin, barış, kalkınma ve insan haklarına dayalı bir formül gerektiğinin altını çizmiştir. Konuşmasının ardından, Eliasson, BM yetki alanındaki, Sahel ve Yemen’deki çatışmalar ve uluslararası hukuka saygı hakkında, BM’nin iyi bir güç olduğu ancak halen bu imtiyazı ve yükümlülükleri dünyadaki tüm insanlara yaşatmak için üyelerince gösterilecek ekstra çabanın gerekli olduğu durumların mevcut olduğuna dair inancını vurgulayarak bir dizi soruyu yanıtladı.

Bir önceki Konsey toplantısında alınan bir karar doğrultusunda, gündem, Sosyalist Enternasyonalin Ermeni Soykırımının bir dizi ulusal parlamento ve uluslar üstü kurum tarafından tanınması ile ilgili konulardaki bakış açısını içermekteydi. Ermenistan ve Türkiye SE Başkan Yardımcıları ile yapılan anlaşma sonucunda, bu konuda yıl içerisinde daha sonraki bir tarihte Sosyalist Enternasyonal tarafında “Ermeni soykırımının Türk tarafınca tanınması Türkiye ve Ermenistan arasında gerçek bir uzlaşma sağlayabilir mi?” başlıklı bir yuvarlak masa tartışması yapılması kabul edilerek açıklandı. Bu toplantı, Türkiye ve Ermenistan’dan SE üyesi partiler ile katılmak isteyen diğer taraflar, özellikle davet edilen aydınlar, sosyal organizasyonların liderleri ve diğerlerinin de katılımını içerecektir.

SE Göçler komitesinin yoğun çalışmasını müteakip, Göçmenlerin hakları konusundaki SE bildirgesinin nihai taslağı Konseye komite başkanı Habib el-Maliki (FAS, Sosyalist Birleşik Halk Güçleri Partisi) tarafından sunulmuştur. Bu Bildirge, bu konudaki ulusal tartışmalarda sıklıkla gözden kaçan her bir göçmenin haklarına odaklanan SE gündeminin kalbine göç sorununu yerleştirir. Konsey, Bildirgeyi, Enternasyonal’in gezegendeki tüm insanların temel haklarına bağlılığını vurgulayarak oy birliği ile kabul etmiştir.

Batı Sahra üzerinde son SE Misyonu, SE Akdeniz Komitesi Başkanı Carme Chacón (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, İspanya) tarafından SE’nin barış doğrultusunda aktif bir katkısı olarak tanıtılmıştır. Önceki kararlar ve Sosyalist Enternasyonal’in kararları doğrultusunda, misyon çatışmanın tarafları ile yerinde görüşmelerde bulundu ve bir rapor tamamlandı.Misyona liderlik eden Juan Antonio Yáñez-Barnuevo (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, İspanya), raporunun ana hatlarını ve tavsiyelerini sundu. Konsey, raporu oybirliği ile kabul etmekle, komite ve başkanlığına ve misyon üyelerine olan takdirlerini ve misyonun üyelerini tasdikini kaydetmiş oldu.Konsey, bu çatışmaya siyasi bir çözüm bulmaya katkı ve adil ve uzun ömürlü bir barış sağlama görüşü ile bu konuya aktif olarak eğilmiş olmaya devam etmeyi kabul etmiştir.

Konsey, bu yıl Aralık ayı yapılacağı duyurulan yasal seçimler öncesinde Venezuela’daki mevcut gelişmeler ile ilgili olarak bir katkıda bulunacak ve Leopoldo López, Daniel Ceballos, Antonio Ledezma ve diğer siyasi tutukluların salınmasına, temel hak ve hürriyetlere saygı gösterilmesinin garanti edilmesine ve siyasi sürgündekilerin dönüşüne çağrıda bulunan bir kararı kabul edecektir.Kamerun’da tutuklu bulunan Marafa Hamidou Yaya’nın hakları ile ilgili çağrıda bulunan bir başka karar da ayrıca kabul edilmiştir.

SEFAC eş başkanlığı ve Etik Kurulu başkanı tarafından verilen raporlar da ayrıca kabul edildi. Konsey, tüzük uyarınca üyelik ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle dört partinin üyeliğinin durdurulmasını not etmiştir.

Konsey toplantısında Fas Sosyalist Birleşik Halk Güçleri Partisi lideri Driss Lachgar yeni SE Başkan Yardımcısı ve SE Başkanlık Divanı üyesi olarak seçildi.

Son olarak, Konsey, bu ülkedeki SE üyesi parti olan Angola’nın Bağımsızlığı İçin Halk Hareketi’nin kardeşçe açık davetini kabul etmek suretiyle 2015 yılı ikinci SE Konsey Toplantısını Luanda, Angola da yapmayı kabul etmiştir.