Yazılar

Konya’nın Görevi ‘Hayır’ Demektir

KONYALILAR TEK ADAM REJİMİNİ DAVUTOĞLU’NUN İNDİRİLMESİYLE GÖRDÜ!

KONYADA TARIMI BİTİREN HÜKÜMET SUDAN’DA TARIM YAPIYOR

AKP, TOPLUMU KAMPLARA BÖLMEKLE VE HUKUKSUZ BİR “EVET” KAMPANYASI YÜRÜTMEKLE BU KADAR MEŞGULKEN HEMEN GÜNEYİMİZDE AMERİKA’NIN VE RUSYA’NIN DESTEĞİNİ ALMIŞ OLAN BİR “PKK DEVLETİ” KURULMAK ÜZERE

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Anadolu’yu karış karış gezerek bu sadece bir referandum değil #memleketmeselesi demek için Konya’ya gitti. Konya’da tarımı bitiren hükümetin Sudan’da 800 bin dönüm arazi kiralayarak tarımsal üretim yaptığını anımsatan Umut Oran, “Konya’nın görevi ‘hayır’ demektir. Konyalılar tek adam rejimini Ahmet Davutoğlu’nun indirilmesiyle gördü! Konya’da tarımı bitiren hükümet Sudan’da tarım yapıyor. AKP, toplumu kamplara bölmekle ve hukuksuz bir ‘evet’ kampanyası yürütmekle bu kadar meşgulken hemen güneyimizde Amerika’nın ve Rusya’nın desteğini almış olan bir ‘PKK devleti” kurulmak üzere’ diye konuştu.

CHP Konya İl Başkanlığında CHP İl Başkanı Mehmet Ali Ünal ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Umut Oran, şöyle konuştu:

UMUT ORANIM ARTIYOR

Daha hayırlı bir Türkiye yaratmak için Anadolu’yu karış karış geziyoruz. Halkımızla bir araya geldikçe vatandaşlarımızın beklentilerini gördükçe umut oranımız artıyor.

CHP’Lİ GENÇLERE BASKI VAR

Uluslararası hukukta OHAL dönemlerinde anayasa değişiklikleri yapılmaz. Ama OHAL’i kullanarak özellikle CHP’le gençlere yönelik olarak AKP hükümetinin bilerek göz yumduğu yönlendirdiği kontrollü bir engelleme ile karşı karşıyayız. Hemen her gün bir ilimizde CHP’li gençlerimiz gözaltına alınıyor. Geçen hafta 29 gün tutuklu kaldıktan sonra Samet Burak sarıyı teslim aldık tutukluluğu kaldırıldı. Trabzon’da gençlik kolları başkanımız Emre Polat gözaltına alındı. Yine dün Antalya’da cem özgür Yaman’ı ifadeye davet ettiler gitti ifadesini verdi ama tutukladılar. İktidarın gençlerimizi engellemekten artık vazgeçmesini istiyorum. Üç sene önce paylaşılmış sosyal medya mesajı nedeniyle engelleme yapılması kabul edilemez.

15 MİLYON İNSAN ZORDA

Konya’da tarımın içine düştüğü durumu işsizliği sanayinin durumunu konuşmamız gerekirken çok yanlış bir gündeme başkanlık dayatmasını konuşuyoruz. Bütün ülke verimli bu haldeyken bunları yaşıyoruz. Bir laf var yağ var şeker var un var bu hükümet bir türlü halkı için helvayı yapamıyor. 6 milyon işsiz var 4 milyon Suriyeli var üniversite öğrencilerini ve mezunların işsizliğini düşününce 15 milyon insan yaşam mücadelesi veriyor.

ÜLKE YANIYOR HÜKÜMET AYRIŞTIRIYOR

Türkiye’de de Konya’da da tarımı bitirildiler. Hollanda ile kontrollü gerelim yaratıyor istismar için hükümet ama onların tarım ürünü ihracatının yüzde 15’ini zor yapıyoruz ülke olarak. Ekmekte bile GDO çakın ülke haline getirdiler güzel ülkemizi. Ülkenin her tarafı cayır cayır yanıyor iktidar bunu söndüreceği yerde tam tersine toplumu bölen ayrıştıran kutuplaştıran bir politika izliyor. Dış politika devlet politikası olması gerekirken içeriye alet ettiği için ülkeyi yeniden Avrupa’nın “hasta adamı” yaptılar.

PKK DEVLETİ KURULMAK ÜZERE

AKP’nin çelişkili siyaseti nedeniyle yurt dışında özellikle terörle mücadelede ülkeyi savunmamızı güçleştirecek engeller çıkartıyor karşımıza. PYD’nin terör örgütü olduğunu sırf bu nedenle dünya anlamıyor, anlamak istemiyor. Hükümetin tutarsız politikaya bir an önce son vermesi lazım. TSK’nın Suriye’de verdiği mücadele bu nedenle istenilen sonucu alamıyor.

Zira Türkiye, AKP’nin 15 yıllık iktidarının ardından yeniden Avrupa basınında “hasta adam” olarak anılmaya başlandı. AKP, toplumu kamplara bölmekle ve hukuksuz bir “evet” kampanyası yürütmekle bu kadar meşgulken hemen güneyimizde Amerika’nın ve Rusya’nın desteğini almış olan bir “PKK devleti” kurulmak üzere.

AKP, ABD-RUSYA-PYD YAKINLAŞMASINI İZLİYOR

Kahraman Mehmetçiğin Celabrus’ta, El Bab’da bedel ödeyerek elde ettiği mevzileri AKP hükümeti dış politikadaki yanlışları sebebiyle heba etti. PYD-YPG’nin Fırat’ın batısından çıkarılacağını ilan eden AKP hükümeti şimdi tamamen seyirci konumuna düşmüş ve ABD’yle Rusya’nın PYD’yle olan yakınlaşmasını izlemekle yetiniyor. AKP, Türkiye’nin hiçbir sorununa çözüm üretemeyecek olan “tek adam rejimi” için devletin tüm imkânlarını kullanırken PKK, Suriye’nin Kuzeyinde yani Türkiyemizin güneyinde yeni bir devlet kurmaya hazırlanıyor. PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin bayrağını ve armasını bir gün Amerikan askerlerinin üniformalarında diğer gün Rus generallerin kollarında görüyoruz. PKK, dünyanın dört bir yanından gelen yüksek teknolojili silahlarla donatılırken ve müttefik denilen ülkeler tarafından eğitilirken AKP tüm olan biteni izlemeyi tercih ediyor.

ABD askerleri Membiç’e yerleştikten sonra Rus askerlerinin de Afrin’e yerleşmesi Türkiye’nin hareket alanının daraltıldığının işareti. Hükümet Türk Ordusunu Suriye’de hareketsiz kılmış durumda. AKP’nin yanlış politikaları sebebiyle ne bir adım ileri gidilebiliyor ne de yeni bir alan açılabiliyor.

KONYADA TARIMI BİTİREN HÜKÜMET SUDAN’DA TARIM YAPIYOR

Ancak Mehmetçiğin Suriye’de hareketsiz kılınması AKP’nin tek yanlışı değil. AKP, Konya’nın tarım alanlarını değerlendirmezken Sudan’da tarım alanları kiralıyor. Gençlerimiz işsizlikte kırılırken milletin tüm parası lüks konutlara harcanıyor. Türk vatandaşlığı “lüks konut alan yabancılara” hediye olarak veriliyor. Türkiye’deki yaklaşık 5 milyon Suriyeli ve Iraklı mültecinin nerede olduğuna, kim olduklarına ve neler yaptıklarına dair hiçbir bilgi ve kayır yok! Türkiye’nin her yeri farklı terör örgütlerinin eleman temin etme ve saldırı planlama merkezi haline dönüştürülmüş durumda.

KONYA’NIN GÖREV ‘HAYIR’ DEMEKTİR

AKP hükümetiyse tüm bunları seyretmekle ve Türkiye’nin bölünmesinin, milletin göç yollarına düşmesinin yolunu açacak olan “tek adam” kampanyasıyla meşgul. Buradan tüm Konyalı hemşerilerime çağrıda bulunuyorum. Avrupa’nın “hasta adam” manşetleri attığı Türkiye’yi kurtarmak için Konyalıların birinci vazifesi “hayır” demektir. Mehmetçiğin Suriye çöllerinde tuzağa düşürülmesini engellemek için güçlü bir “hayır” demek Konyalıların görevidir. PKK’nın Türkiye’nin yaklaşık 900 kilometrelik güney sınırında “devlet” kurmasını engellemek için “hayır” demek Konyalıların sorumluluğu olmalıdır. Ben, Konya’nın da ülkenin birliğinden, Türkiye’mizin geleceğinden yana tavır alacağına inanıyorum. Sokaklarda gördüğüm tablo “hayırlı” bir tablodur. Konyalıların meselelere yaklaşımı “hayırlıdır.” İnanıyorum ki 16 Nisan sabahında açılacak olan sandıklarda Konyalılar en yüksek oranda “hayır” diyen illerden biri olacaktır.

KONYALI DAVUTOĞLU’NU BİR GÜNDE ALAŞAĞI ETTİLER

Zira Konyalılar “tek adam rejiminin” ne demek olduğunu yaşayarak görmüştür. Konyalı ve seçilmiş bir Başbakanı Sn. Davutoğlu’nu bir günde başbakanlık koltuğundan indirip başka birini “başbakan” olarak atayan anlayışın memlekete hizmet etmediği ortadadır. O günden beri memleketin başına gelmeyen şey kalmamıştır. Çünkü bir kez hukuksuzluk başladığında, bir kez zulüm başladığında kimin nerde duracağı kestirilemeyecektir. “Tek adamlık rejimi” hukuksuzluğun hukuk haline dönüştürülmesi ve sürekli kaos demektir.

YAPILMASI GEREKEN TEK ŞEY 16 NİSAN’DA ‘HAYIR’ DEMEK

Bu gidişe hayır demek ve Avrupa’nın hata adam dediği Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmak mümkündür. Ekonomiyi yeniden üretime dayandırmak, tarım alanlarını değerlendirmek, çiftçiyi mutlu etmek mümkündür. Parlamenter sistemi iyileştirmek ve siyaseti kral yetkisine sahip genel başkanlardan kurtarıp halkın siyasette daha etkin olmasını sağlamak da mümkündür. Yapılması gereken tek şey 16 Nisan’da bir kez “hayır” demektir.

Türkiye Saray’dan Büyüktür!

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun zorunlu olarak görevinden ayrılma kararı almasının aslında “bir saray darbesi” olduğunu ve bunun da binlerce kez “milli irade”, “seçim” ve “sandık” diyen AKP’nin demokrasi anlayışını göstermesi açısından ibret verici olduğunu söyledi.

Umut Oran, “Tüm Cumhuriyet güçleri için ilk görev: “Türkiye, saraydan büyüktür!” diyecek en geniş koalisyonu derhal bir araya getirmektir. Cumhuriyetimizin birikimi her türlü yeniden doğuşu örgütleyecek kadar derindir” dedi.

İBRET VERİCİ SARAY DARBESİ

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Umut Oran, şunları kaydetti:

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının, “bir saray darbesiyle” koltuğundan edilmiş olması AKP’nin demokrasi anlayışını göstermesi açısından ibret doludur. Bugüne kadar binlerce kez “milli irade”, “seçim” ve “sandık” diyenlerin seçilmiş bir Başbakan’a operasyon yapması tüm bu kavramların “boş laf” olarak görüldüğünün ilanıdır.

ŞAHSİYETİ AYAKLAR ALTINDA

Yaşanan olaylar, AKP’nin bir siyasi partiden ziyade “tek adamın” talimatlarını yerine getirmek dışında işlevi olmayan bir “örgüte” benzediğini ortaya koymuştur. Sayın Davutoğlu’nun ve AKP’nin diğer unvan taşıyan “unsurlarının” yaptıkları açıklamalar büyük koltuklarda oturmak için feda edilen değerlerin görülmesi açısından acı örneklerdir. Bu anlamda tüm yurttaşlar “saray tipi demokrasi”nin, unvanı profesör bile olsa, şahsiyetleri nasıl ayaklar altına aldığını net bir şekilde görmüştür.

Ancak ülkemizin içinde bulunduğu noktada sarayın talimatına boyun eğen başbakanın şahsi tükenişinden daha önemli konular vardır.

Türkiye, saraydan idare edilemeyecek kadar köklü bir demokrasi kültürüne ve demokrasiye inanmış onurlu evlatlara sahiptir. Kendinden başka kimseye değer vermeyen, milleti sadece kendisi için var gören anlayışla ilerlemek mümkün değildir.

YOL AYRIMINDAYIZ 

Her yaştan yurttaşımız tarihi bir yol ayrımında olduğumuzu görmek zorundadır. Yollardan biri Atatürk Cumhuriyetini yeniden inşa etmek, diğeriyse “başkanlık” adı altında “tek adamlığa” boyun eğmektir.

Tek adamlık isteyenler hamlelerini yapmıştır. Cumhuriyet taraftarları bu hamleye ancak “köklü bir değişimle” yanıt verebilir. Son 14 yılın tüm ezberlerinden kurtulmak ve kurucu atalarımız gibi coşkuyla yeni kadrolar yaratmak, yeniden ve memleketin her metrekaresinde örgütlenmek zaruridir.

TÜRKİYE SARAYDAN BÜYÜKTÜR KOALİSYONU

Tüm Cumhuriyet güçleri için ilk görev: “Türkiye, saraydan büyüktür!” diyecek en geniş koalisyonu derhal bir araya getirmektir. Cumhuriyetimizin birikimi her türlü yeniden doğuşu örgütleyecek kadar derindir.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 38KB)

 

 

Davutoğlu bu yükü daha fazla taşıyamaz!..Uğur Dündar

Herkes teknik takip araçlarının ABD’den, ya da İsrail’den alındığını bilir. Oysa en sofistike cihazlar, artık İskandinav ülkelerinde üretiliyor.
Bildiğim ama belgeleyemediğim bir gerçek var. O nedenle “iddia”olarak yazıyorum.
Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde bazı işadamlarının bu ülkelerden getirdikleri dinleme ve teknik takip ekipmanlarını havalimanında istihbaratçılara devrettikleri ve paralarını da örtülü ödenekten aldıkları öne sürülüyordu.

* * *

CHP’den İstanbul 1. Bölge milletvekili aday adayı olan Barış Yarkadaş, özel siyasi habercilikte neredeyse rakipsiz bir meslektaşımızdır.
Barış, 25 Mart’ta, sahibi olduğu “Gerçek Gündem” adlı haber sitesinde çarpıcı bir AKP analizi yazdı.
Gelişmeler, orada okuduğum şu bilgiyi tümüyle doğruladı:
“Davutoğlu, geçen hafta sessiz sedasız bir şekilde ‘’örtülü ödeneğin kullanımına’’da müdahale ettirdi. Yapılan değişiklikle birlikte, Erdoğan’ın örtülü ödeneği kullanmasının önüne geçildi. Erdoğan artık Davutoğlu’nun imzası olmadan, örtülü ödenekten tek kuruş dahi harcayamayacak…”
Peki Davutoğlu’nun aldığı bu önlem Tayyip Erdoğan’ı durdurabildi mi?
Mümkün mü?..
Nitekim bu “özel bilgi” yayınladıktan sadece iki gün sonra Torba Yasa’ya eklenen bir maddeyle, Cumhurbaşkanı’na da, örtülü ödenek tahsis edildi!

* * *

CHP’nin çalışkan ve cesur milletvekillerinden Umut Oran, bir soru önergesi vererek, sabaha karşı ve adeta yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirilen bu maddeden Başbakan Davutoğlu’nun haberinin olmadığını iddia etti.
Oran, Davutoğlu’na özetle şu soruları yöneltti:
– Bu önerge verilmeden önce Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü mü? Seçim iş ve işlemleri için 3 aylığına atanan ‘bağımsız’ olması gereken bir ismin İçişleri Bakanı sıfatıyla size sormadan önerge vermesi mümkün mü, bu önergeden haberiniz var mıydı? Bu önergenin size sorulmadan doğrudan 12. Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla verildiği iddiası doğru mudur?
– MİT size bağlı çalışırken, İçişleri Bakanı’nın paralel bir istihbarat yapılanması için önerge vermesi sizin görev alanınıza müdahale değil midir?
– 2015 mali yılı bütçesini hazırlarken, böyle bir örtülü ödenek artışını öngörmüş müydünüz? Buraya hangi kalemden aktarma yapacaksınız? Cumhurbaşkanlığına bu yıl için kaç milyar TL örtülü ödenek aktaracaksınız?
– Bu önerge ve getirilen uygulama Anayasa’nın 104, 105 ve 163’üncü maddelerine aykırı değil midir? Cumhurbaşkanı’nın açık/kapalı istihbarat yürütmek, savunma hizmeti gibi görevleri var mıdır?
– 92 yıldır gereksinim duyulmayan bu uygulamaya hükümetiniz neden gerek duydu? Hükümetlerde Başbakanların namusuna bırakılmış olan örtülü ödeneği siz, Maliye Bakanı ve ilgi personel aracılığıyla üç imzayla harcarken, Cumhurbaşkanlığında örtülü ödeneğin denetimi nasıl sağlanacak?
– Cumhurbaşkanı Saray’da kendisine özel istihbarat birimi mi kurdu? Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı aracılığıyla zaten kendisine istihbarat desteği verilmiyor mu? Cumhurbaşkanı MİT içerisinde kendi özel istihbarat birimini mi kuruyor, bu para oraya mı harcanacak?
– Cumhurbaşkanı’na örtülü ödenek uygulaması yaklaşan 7 Haziran seçimlerine yönelik olarak mı getirildi? Sabaha karşı görüşmelerde sürpriz biçimde hiç tartışılmadan bu önergenin getirilmesinin gerekçesi nedir?

* * *

Bu sorulara cevap verileceğini pek sanmıyorum.
Ama yazının başındaki bilgilerle Barış Yarkadaş’ın analizi, zaten başka bir cevaba gereksinim bırakmıyor.
Başbakan Davutoğlu’nun hayati önem taşıyan yasalarda bile by-pass edilmesi, onun bu yükü daha fazla taşıyamayacağını gösteriyor.