Yazılar

Umut Oran Trabzon ve Gümüşhane'de



CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Genel Merkezi’nin görevlendirmesiyle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun yıldönümünde (25 Aralık 2014, perşembe günü) Trabzon’a giderek basın toplantısı düzenleyecek. Umut Oran 26 Aralık’ta ise Gümüşhane’ye geçerek temaslarını burada sürdürecek. Umut Oran’ın 25 ve 26 Aralık 2014 programlarının ayrıntıları şöyle:

Trabzon (25 Aralık 2014)

11.00 Park Restoran’da basın toplantısı ve CHP il-içe yönetimleri, partililer ve STK’larla buluşma
14.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet

Gümüşhane (26 Aralık 2014)

10.00 CHP İl Başkanlığında Basın Toplantısı
10.30 GÜSİAD
11.00 Sanayi ve Ticaret Odası
12.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet
13.00 Gümüşhane Baro Başkanlığı
14.00 Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı
14.30 Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
15.30 Sanayi Çarşısı Yönetim Kurulu
16.30 Esnaf ve Sanatkâr Odaları
18.00 Torul ilçesini ziyaret

Umut Oran Trabzon ve Gümüşhane’de



CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Genel Merkezi’nin görevlendirmesiyle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun yıldönümünde (25 Aralık 2014, perşembe günü) Trabzon’a giderek basın toplantısı düzenleyecek. Umut Oran 26 Aralık’ta ise Gümüşhane’ye geçerek temaslarını burada sürdürecek. Umut Oran’ın 25 ve 26 Aralık 2014 programlarının ayrıntıları şöyle:

Trabzon (25 Aralık 2014)

11.00 Park Restoran’da basın toplantısı ve CHP il-içe yönetimleri, partililer ve STK’larla buluşma
14.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet

Gümüşhane (26 Aralık 2014)

10.00 CHP İl Başkanlığında Basın Toplantısı
10.30 GÜSİAD
11.00 Sanayi ve Ticaret Odası
12.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet
13.00 Gümüşhane Baro Başkanlığı
14.00 Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı
14.30 Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
15.30 Sanayi Çarşısı Yönetim Kurulu
16.30 Esnaf ve Sanatkâr Odaları
18.00 Torul ilçesini ziyaret

AKP hükümetinin kod adı artık 17-25’tir



Umut Oran

Basın Toplantısı-TBMM

17.12.2014

Bugün 17 Aralık 2014 ve basın toplantıma Martin Luther’in güzel bir sözü ile başlamak istiyorum: “Zaman gelir sessizlik ihanet olur”

Evet, tam da öyle günlerden geçiyoruz ve bildiğimiz doğruları nefesimiz bitene kadar haykırmamız gerekmektedir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaşadığı en büyük yolsuzluğun yıldönümüdür. 17-25 bu ülkede bir milattır. AKP hükümetinin kod adı artık 17-25’tir. Yani artık Türkiye’de 1 yıldır 61 ve 62’nci değil 17-25 hükümetleri görev yapmaktadır.

Mademki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, o zaman ne olmuştu anımsatmak gerekir. Geçen yıl, 17 Aralık 2013’te Türkiye öfke ve utanç içinde bir güne uyandı. Tam da Hazreti Mevlana’nın Vuslat gününde ar damarı çatlamış olanların dışında herkesin şaşkınlıkla izlediği hırsızlık, ahlaksızlık 77 milyonun gözleri önüne serildi. Savcılık fezlekelerine göre Başbakan, Başbakanın çocuğu, bakanlar, iş adamları ve bürokratların rüşvet, adam kayırmacılık, hırsızlık, altın kaçakçılığı, kara para aklama pisliğine gömüldüklerini gördük.

Ne olmuştu 17-25 Aralık’ta? Savcılığa göre 85 Milyar Euro, yani bugün itibariyle 252 katrilyon lira boyutunda usulsüz işlem yapılmıştı. Bakanlar da bu usulsüz işlemlerden komisyon almıştı. 

17-25 ARALIK YOLSUZLUĞUNUN PARASAL BOYUTU 

İnsanın aklının alamayacağı kadar büyük bir para, yolsuzluğun boyutu tam 252 katrilyon lira. 252 katrilyon lira ne demek biliyor musunuz bunu anlaşılır kılmak için biraz anlatmak lazım? Türkiye’de 77 milyon vatandaşımız var, yani yolsuzluğun kişi başına maliyeti 3273 lira. 

Türkiye’de bugün resmi rakamlara göre 3 milyon 64 bin işsiz var, bu parayla hepsine tam 7,5 yıl boyunca asgari ücretten maaş ödenebilir.  (Aylık 900 TL’den) 

Türkiye’de 10 milyon emekli var ve bu parayla her emeklimize 25.200’er lira ikramiye verilir. 

Türkiye’de 300.000 atanamayan öğretmen var, bu parayla hepsi atanır ve 30 yıl boyunca maaşları ödenir. (aylık 2.300 TL’den)

Peki, ne oldu Almanya’daki gibi promosyon uçak bileti aldı diye istifa eden Cumhurbaşkanı veya harakiri yapan Japon bakanların Türk versiyonlarını mı gördük ülkemizde hayır! Tam tersine yine bir algı yönetimine başlayarak üst perdeden, herkese had bildirmeye girişti. “Sesi çok yüksek çıkıyor. Biliyoruz ki sesinin çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir”, buna da itiraz etmez herhalde çünkü 12. Cumhurbaşkanı 5 yıl önce bu tarifi bizzat kendisi için yapmış adeta.

Savcıları, emniyet müdürlerini görevden aldı, yargının neredeyse üç ayda bir yasasını değiştirdi. Paralel ve haşhaşi diye yeni yeni hayali lobiler, düşmanlar uydurdu ve 17 Aralık’a kadar yol arkadaşlığı yaptığı insanları arkadan hançerledi. Peki, sorarlar adama neden bu haşhaşileri, paralelleri bağrında taşıdın yıllarca? Demokrasiyi, gideceği durağa kadar bindiği vagona benzetenden başka ne beklenirdi ki, şaşırmamak gerekir.

Peki, ne yaptı bu 17-25 Aralık hükümeti? Seçimlerden aldığı sonucunda küstahlığıyla kendisine bir de Kaçak Saray yaptırdı. Sadece inşaat maliyetinin 1,4 katrilyon TL olduğunu bizzat Maliye Bakanı’nın açıkladığı Kaçak Saray;

– kara toprağa düşen yüzlerce madencinin,

– iş cinayetlerinde yaşamını yitiren binlerce işçimizin,

– açlıktan ölen 2,5 aylık Kübra bebeğin,

– babasının sırtında bir çuval içinde son yolculuğuna çıkan 1,5 yaşındaki zavallı Muharrem’in,

– çocuğunu dershane parasını bulamayınca intihar eden annenin,

– öğrencileriyle buluşamayıp baba parası yemenin utancına dayanamayan veya inşaatta çalışırken kalp krizi geçirip ölen öğretmen adaylarımızın

kaderleri üzerinde yükselmektedir.

Ülkede bunca acı varken açlık ve sefalet almış başını gitmişken, diş çekimi için dahi hastanenin 3 ay sonrasına gün verdiği Türkiye’de ancak padişahlar ve soytarıları yaşar 1150 odalı sarayında. Bin odalı sarayında ne dolaplar çevireceksiniz bilmiyoruz ama bir işçinin bir yıllık maaşı kadar parayı bir klozete harcarsan, bir aylık asgari ücrete bir altın varaklı kadeh alıp üzüm suyu içersen olmaz, olmamalı.

Yanlış anlamayın Kaçak Sarayın sadece inşaatı 1,4 katrilyon tam anlamıyla bittiğinde 5 katrilyonu bulacağını açıkladı mimarlar odası. 5 katrilyon ne demek biliyor musunuz arkadaşlar;

-Hükümetin teşvik belgelerine göre söylersek eğer 5 katrilyonla imalat sektöründe 13 bin 192, hizmet sektöründe 15 bin 15 kişi, tarımda ise 17 bin 730 kişiye iş yaratılması demektir.

– 5 katrilyonla üniversite öğrencilerimizin yüzde 60’ına, yani tam 1 milyon 667 bin üniversite öğrencisine aylık 250 TL’den bir yıl boyunca burs verilebilirdi.

– 5 katrilyonla 15’er trilyon üzerinden 500’er yataklı 333 yurt yapılır, 166 bin 500 öğrencimizin barınma sorunu çözülürdü.

– 5 katrilyonla, atama bekleyen 300 bin öğretmen adayımızdan 181 bin 159’u atanabilir ve aylık 2 bin 300 TL üzerinden kendilerine birer yıllık maaşları ödenebilirdi.

Geçen hafta Sosyalist Entenasyonal’deydim ve Türkiye hakkında gelen sorulara yanıt veremiyorum, yaşanan durumu anlatmakta zorlanıyorum.

Peki, bunca yolsuzluk, ahlaksızlık neden oluyor? Bunun elbette çeşitli nedenleri var o kişinin, siyasetçinin ahlak yoksunluğu ve açgözlülüğü, ülkesini sevmemesi, ulusal duyarlılıklarının olmaması en başta gelen nedenlerdir. Bu durum önlemez mi, elbette önlenebilir ve uzun vadeli çözüm, toplamsal yeniden inşa için politika değişikliğine gidilmesi, eğitim sisteminin ve yasaların sil baştan ele alınması gerekmektedir. Bu ülkenin, bizlerin, vatandaşların bu kadar uzun süre bekleme olanağı ve lüksü var mı, hayır yok! O zaman acilen toplum olarak ülke olarak yenilenmeye, tazelenmeye, siyasete güveni yeniden inşa etmeye gereksinimimiz var.

Bunun ilk adımı ise siyasi etik ve ahlak yasasının çıkartılmasıdır. CHP’nin seçim taahhütlerinden birisi budur. CHP iktidarında ilk 100 günde yapacağımız en önemli uygulama bu olacaktır. Türkiye’nin temizlenmeye ihtiyacı var, ilacı da bellidir. Bu nedenle 17 Aralık 2013’ün yıldönümünde Siyasi Ahlak ve Etik Yasa Teklifimi TBMM Başkanlığı’na sunuyorum.

TEMİZ SİYASET / DÜRÜST YÖNETİM / AÇIK TOPLUM DİYORSAK TÜRKİYE’NİN BU YASAYI DAHA FAZLA ERTELEMEYE TAHAMMÜLÜ YOKTUR. 

Benim de imzam olan Yolsuzlukla Mücadele Haftası teklifimiz ekim ayından bu yana TBMM’de bekliyor. Ama AKP’nin bu teklife bu kez destek vereceğini düşünüyorum çünkü Tayyip Erdoğan partisini kurarken 14 Ağustos 2001 tarihinde, “üst yönetimde etkin olan herkesin mal bildirimini genişletiyoruz” demişti. Yasa teklifim, Erdoğan ve Davutoğlu için samimiyet testidir, turnusol kâğıdıdır umarım bu testi geçebilirler. 

Şimdi size bazı hükümler okuyacağım, “Siyasetin kirlenmesini önleyen yasal düzenlemeler yapılacaktır.  Siyaset bir rant aracı görüntüsünden kurtarılacaktır. Seçimle gelen herkesin kanunen vermek zorunda olduğu mal bildirimi şeffaf olarak kamuoyunun bilgi ve denetimine sunulacaktır. Milletvekili ve bakanların yargılanmaları önündeki anayasal engeller kaldırılacak; dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir.” Altına imzamı atıyorum bu vaatlerin. Bunu da unutmuşlardır hatırlatayım 12. Cumhurbaşkanı ve Vekil Başbakanı Davutoğlu’na, bu okuduğum sizin programınızdır ey 17-25 Hükümeti unuttunuz mu programınızı? (AKP Programının 2.2 maddesi)

AKP ne söylediyse tersini yapmıştır bu da kanıtıdır: ‘Şeffaf mal beyanında bulunacağız’ dediler ama yasal zorunluluğu bile çiğniyorlar, mal beyanı vermemek için bin dereden su getiriyorlar. Mal beyanlarına göre evlatlar çok hayırlı, babalarına borç verip duruyorlar, eşlerin altınları sürekli suyunu çekiyor, memleketteki araziler hiç değer kazanmıyor, eşinin arabası yaşlanıyor ama değeri sürekli artıyor. Tabi 17-25 AKP hükümeti için normaldir bu durum.

Davutoğlu’na seslenmek istiyorum, madem 17-25 Aralık’ta hiçbir yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama yaşanmadı, savcılık mahkeme işlerini sıfırladınız. Maden o 4 bakanın hiçbir suçu yok niye onları yeniden görevlerine atamıyorsun? Madem tertemiz bu 4 kişi al yanına miting miting gez, 57iniz birlikte fotoğraf çektirin seçimde kullanın. Madem kendine güveniyorsun hadi durma yap bunu.

Bu arada hakkını yemeyeyim 12’nci Cumhurbaşkanı bir konuda çok doğru söylüyor: “Ben bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım. Hırsızlık babadan evlada geçer, evlattan babaya değil.”

Martin Luther’le başladık ama Shakespeare ile bitirelim. Shakespeare “Cehennem boş. Bütün şeytanlar burada” sözünü herhalde 17 Aralık 2013 Türkiye’si için yazmış, ne dersiniz?

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 211KB)

 

AB’de aldatılmışlık şoku yaşanıyor – Yurt Gazetesi



Son beş yıldır her gün farklı operasyonlara şahit olduk. 14 Aralık’ta medyaya yönelik başlatılan operasyon da bunlardan biri. Bu operasyonların hiçbirinden sonuç çıkmıyor, çünkü operasyonlar artık dikiş tutmuyor.
17-25 Aralık tarihinde yolsuzluk ve rüşvet ile ilgili bir hadise gerçekleşti. Bu tarihin ardından hükümet tamamen kontrolünü kaybetti. Çünkü, o zamana kadar yaptıkları yolsuzluk, hırsızlık ayyuka çıktı. Şimdi ise hükümet içinde bulunduğu paranoyayla bu yolsuzlukların üstünü kapatmaya çalışıyor. Bakıyorsunuz, yargıda, emniyette bürokrasi de binlerce kişi yer değiştiriyor. Bu insanlar öbür dünyaya gitmiyor ya da hapishaneye girmiyorlar. Hepsi sistemin içerisinde bir yerlerde bekliyor. Gün gelecek ki kendilerine yapılanların hesabını soracaklar.

yurt

 

yurt2

AB'de aldatılmışlık şoku yaşanıyor – Yurt Gazetesi



Son beş yıldır her gün farklı operasyonlara şahit olduk. 14 Aralık’ta medyaya yönelik başlatılan operasyon da bunlardan biri. Bu operasyonların hiçbirinden sonuç çıkmıyor, çünkü operasyonlar artık dikiş tutmuyor.
17-25 Aralık tarihinde yolsuzluk ve rüşvet ile ilgili bir hadise gerçekleşti. Bu tarihin ardından hükümet tamamen kontrolünü kaybetti. Çünkü, o zamana kadar yaptıkları yolsuzluk, hırsızlık ayyuka çıktı. Şimdi ise hükümet içinde bulunduğu paranoyayla bu yolsuzlukların üstünü kapatmaya çalışıyor. Bakıyorsunuz, yargıda, emniyette bürokrasi de binlerce kişi yer değiştiriyor. Bu insanlar öbür dünyaya gitmiyor ya da hapishaneye girmiyorlar. Hepsi sistemin içerisinde bir yerlerde bekliyor. Gün gelecek ki kendilerine yapılanların hesabını soracaklar.

yurt

 

yurt2

Yolsuzluk tavan yapınca sermaye tabana kuvvet



CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran‘ın, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluk ve yolsuzluklar nedeniyle Türk sermayesinin yurt dışına çıkışı ile ilgili araştırması aşağıdadır.

Umut Oran

Basın Açıklaması

07.12.2014 

– İlk dokuz ayda yurt dışına doğrudan yatırıma giden Türk sermayesi net 4.2 milyar dolara ulaştı. Yabancıların doğrudan yatırımı gerilerken, Türk sermaye göçü yüzde 113’le artış rekoru kırdı. Giden Türk sermayesi gelen yabancı doğrudan sermayenin yüzde 50’sine yaklaştı. Makas, ilk kez bu kadar daraldı.

– Demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşma, eli kolu bağlanan yargı, kamu denetimi mekanizmalarının iktidarın elinde silah olarak kullanılması, tek adam yönetiminin güçlenmesi ile giderek 3. dünya ülkesine dönen; yolsuzlukların ayyuka çıktığı Türkiye artık dışarıdan sermaye çekemiyor, mevcut yerli sermaye de kaçacak ülke arıyor.

– Türk sermayesinin yeni adresi Hollanda, Almanya, Azerbaycan ve ABD

– 12 yılda yurt dışına giden sermaye ile ülkede 122 bin kişiye iş yaratılabilirdi. 

AKP yönetiminde demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşıp, tek adam yönetimine dönüşen Türkiye’de yolsuzluklar ayyuka çıkarak sisteme damgasını vurdukça, yabancı yatırımcının ilgisi azalıyor, yerli sermaye ise hızla ülkeden kaçıyor.

Türkiye’nin küresel yolsuzluk liginde 11 basamak birden yükseldiği 2014 yılında yurt dışına kaçan Türk sermayesinde rekor bir artış yaşandı. Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerine göre Türklerin doğrudan yatırım için yurt dışına götürdüğü sermaye ilk dokuz ayda geçen yılın aynı dönemine göre tam yüzde 123’lük bir artışla 4.4 milyar dolara ulaştı. Yurt dışı yatırımlardan tasfiye ve dış iştiraklere verilen krediler gibi kalemlerden arındırıldığında da net sermaye göçü dokuz ayda 4.2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Net sermaye göçü geçen yılın aynı dönemindekinin tam yüzde 113 üzerinde. Sermaye göçünün yıllık tutarının ilk kez 5 milyar doları aşabileceği görülüyor.

Aynı dönemde yabancıların doğrudan yatırım için Türkiye’ye getirdiği net sermaye ise yüzde 2.2 azalışla 6.5 milyar dolara geriledi. Buna karşılık yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alımları yüzde 55 artışla 3.1 milyar dolara ulaştı. Kredi işlemleri de dâhil toplamda net doğrudan yabancı sermaye yatırımı 9.1 milyar dolarla geçen yıla göre yerinde saydı. Yurt dışından gelen ile Türklerin dışarı götürdüğü sermaye netleştirildiğinde dokuz aydaki net doğrudan yatırım girişi sadece 4.9 milyar dolar oldu ve geçen yılkinin yüzde 24 altında kaldı.

Doğrudan yatırımlar (İlk 9 ay; Milyon $)

 2013 2014 Değ.(%)
-TÜRKLERİN YURT DIŞINA DOĞ.YATIRIMLARI (Net)-1.981-4.211112,6
. Sermaye-1.892-4.174120,6
    Giriş95257170,5
    Çıkış-1.987-4.431123,0
. Diğer sermaye (1)-89-37-58,4
-YABANCILARIN TOPLAM  DOĞ. YATIRIMI (Net)8.4199.1248,4
. Doğrudan sermaye(net)6.5976.454-2,2
    Giriş7.1106.562-7,7
    Çıkış-513-108-78,9
. Diğer sermaye (2)-177-429142,4
. Yabancıların gayrimenkul alımları1.9993.09955,0
NET DOĞRUDAN YATIRIM6.4384.913-23,7

(1) Türkiye’de yerleşik ana ortağın yurt dışı şube, iştirak ve bağlı ortaklığına verdiği krediler.

(2)Yurt dışında yerleşik ana ortağın Türkiye’deki şube, iştirak ve bağlı ortaklığına verdiği krediler

GİDEN TÜRK SERMAYESİ YABANCI YATIRIMININ YARISINA ULAŞTI…

2004 yılında yurt dışına yatırıma giden Türk sermayesi, gelen doğrudan yabancı sermayenin yüzde 28’i düzeyinde bulunuyordu. Türkiye-AB müzakerelerinin başlaması ile hızlanan yabancı doğrudan yatırımları ile bu denge 2005 yılında yüzde 11’e, 2006 yılında ise yüzde 5’in altına inmişti. 2008’den sonra ise doğrudan yabancı sermaye girişleri yavaşlarken, Türk sermaye göçü hızlandı. Doğrudan yatırım için yurt dışına götürülen yerli sermayenin doğrudan yabancı yatırımına oranı 2012’de yüzde 30’u aştı, geçen yıl da yaklaşık bu düzeylerde gerçekleşti.

Yurt dışına götürülen Türk sermayesi bu yılın ilk dokuz ayında ise gelen toplam yabancı doğrudan sermayenin yüzde 50’sine yaklaştı. Yabancıların Türkiye’ye ve Türklerin yurt dışına yatırımları arasındaki makas, ilk kez bu kadar daraldı. Doğrudan yatırımlar cephesi, Türkiye’den sermaye kaçışı yönünde alarm veriyor.

Yıllara göre doğrudan yatırım trafiği (Milyon $)

GidenTürk serm.

(Net)

GelenYab. Serm.

(Net)

Net PortföyyatırımlarıDenge(%)
2002-1431.082939-13,2
2003-4801.7021.222-28,2
2004-7802.7852.005-28,0
2005-1.06410.0318.967-10,6
2006 -92420.18519.261-4,6
2007-2.10622.04719.941-9,6
2008-2.54919.85117.302-12,8
2009-1.5538.5857.032-18,1
2010-1.4699.0957.626-16,2
2011-2.33016.11413.784-14,5
2012-4.10613.2869.180-30,9
2013-3.52712.7239.196-27,7
2014 (9 ay)-4.2119.1244.913-46,2

 

12 YILDA 27 MİLYAR DOLAR TÜRK SERMAYESİ GÖÇ ETTİ

2002 sonundan bu yana Türklerin doğrudan yatırım için yurt dışına götürdükleri toplam sermaye 30 milyar dolara yaklaşıyor. Dışarı giden Türk sermayesinin ilk adresi ise demokrasisi gelişmiş, hukuk devleti kökleşmiş, sosyoekonomik yapısı düzgün, insan haklarına saygılı, yargı bağımsızlığına sahip, yatırımcının güvenle önünü görebildiği Avrupa ülkeleri… 12 yılda giden Türk sermayesinin 17.1 milyar dolarla en büyük bölümü Avrupa ülkelerinde park etti. Bu ülkelerin de başında 7.4 milyar dolarla Hollanda, 1.6 milyar dolarla Almanya geliyor. Türk girişimcilerin Avrupa dışında en fazla yatırım yaptıkları ülkeler ise Azerbaycan ve ABD.

Türklerin yurt dışında yatırımlarında yarıya yakını gıda olmak üzere toplamda 8.7 milyar dolarla en büyük payı imalat sanayii alıyor. Türkiye madenciliği kan kaybederken, Türklerin yurt dışında 12 yıldaki madencilik yatırımları 7 milyar dolara yaklaşıyor. Bu dönemde Türklerin yurt dışında banka, finans ve sigorta yatırımlarının tutarı 5 milyar doları aşmış bulunuyor.

Son 12 yılda yurt dışında yatırım yapan Türk sermayesi,  başka ülkelerin üretimine ve istihdamına katkı yaptı. Türkiye’de ortalama bir kişilik iş yaratma maliyeti 450 bin TL.  12 yılda yurt dışına giden sermaye ülkede yatırım yapsaydı 122 bin dolayında kişiye iş yaratılabilecekti…

ÇÜRÜME VE YOZLAŞMA, ÜLKEDEN SERMAYE KAÇIRIYOR…

Demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaştıkça, kuvvetler ayrılığı ilkesi yara aldıkça, bağımsız yargı ortadan kaldırıldıkça Türkiye’nin riski artıyor, dünyadaki saygınlığı azalıyor. Buna paralel olarak Türkiye’ye yerli ve yabancı yatırımcının güven ve ilgisi azalıyor.

Demokrasinin işlemediği bir ülkede yolsuzlukla baş edilemez. Hele de ayyuka çıkmış yolsuzlukların ana kaynağı iktidar ise bu hiç mümkün olmaz.

AKP tarafından ağır darbe indirilen hukuk devleti, eli kolu bağlanan yargı, silah olarak kullanılan kamu denetimi mekanizmaları ile Türkiye giderek üçüncü dünya ülkesine dönüyor, yozlaşma ve çürüme sisteme damgasını vuruyor; ülkede yolsuzluklar tavan yapıyor.

Bu kötüye gidiş; ülke kalkınması ve toplumsal refah açısından hayati role sahip bulunan, yatırım ve üretim yapacak, istihdam yaratacak olan sermayeyi ülkeden kaçırıyor. Türkiye giderek dış sermaye çekemez hale gelirken, mevcut yerli sermaye de kaçacak ülke arıyor. Bu gidişat ülkenin ekonomisine, sosyal yapısına, geleceğine ağır darbe indiriyor.

Bu tablo karşısında CHP olarak bizim tüm çabamız Türkiye’yi hem G-20 gayrisafi milli hasıla büyüklüğü bakımından ilk 10’a taşımak, hem de halkımızın yaşam koşullarını ve standartlarını (demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliği, insanı ve sosyal gelişmişlik) yükseltmesi içindir. Türk vatandaşı da G20’de kişibaşına gelirde sonlarda değil ilk 10’da olmayı hak ediyor ve bunu yapacak potansiyel de bu ülkede mevcuttur. Yeter ki akılcı, insana ve doğaya saygılı bir iktidar iş başında olsun, aşılamayacak sorun yoktur!

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 423KB)