Yazılar

Orta Vadeli Fiyasko !

 

ORTA VADELİ PLANDA;

ENDÜSTRİ 4.0; DİJİTAL DEVRİM; BİLGİ TOPLUMU VE AKILLI TEKNOLOJİ İÇİN AR-GE YOK ! 

BOL BOL VERGİ ARTIŞI VE ZAM VAR 

MİLLET MARS’A GİDERKEN, AKP İLE ORTAÇAĞA YOLCULUK

Türkiye, içeride ve dışarıda öngörülemez, risklerle dolu ve tehditlerin giderek büyüdüğü bir konjonktüre doğru hızla savrulurken AKP hükümeti, ekonominin 3 yıllık yeni yol

haritası diye yine iddiasız, tutarsız, inandırıcılıktan yoksun bir Orta Vadeli Program (OVP) daha açıkladı ve sözde “ekonomik tedbir” adı altında bir sürü vergi ve zama dayalı bir program açıkladı.

Hükümet tarafından açıklanan 2018-2020 dönemine ait OVP’de yer alan hedef ve öngörüler tek kelimeyle dayanaksız ve gerçeklikten uzaktır.. İçsel tutarsızlık ve çelişkilerle dolu OVP, ortaya bir vizyon koyamamıştır.

Bu planda gelecek ile ilgili bütün dengeleri değiştirecek olan ve tüm dünyanın en önemli gündemi olan yakın geleceği belirleyecek “endüstri 4.0” yer almamıştır.

OVP’de 2017’de 852 milyar dolar olacak GSYH’nin önümüzdeki üç yılda, her yıl kaydedilecek yüzde 5,5’erlik büyüme ile 2020’de 1 trilyon doları; bu yıl 10.579 dolar olacak kişi başına gelirin de dönem sonunda 13 bin doları aşacağı öngörülmüş. Önümüzdeki 3 yıla ilişkin hedefler bir yana bu yıla ilişkin gerçekleşme tahminine bakalım. 2017’de öngörülen 852 milyar dolarlık milli gelir gerçekleşme tahmininde ortalama dolar kuru 3,56 TL olarak alınıyor. Oysa OVP’nin açıklandığı 27 Eylül itibariyle cari dolar kuru 3,57 TL’nin üzerinde gerçekleşti ve 1 Ocak-27 Eylül dönemi itibariyle ortalama dolar kuru 3,60 TL oldu. Programdaki yıllık hedefin tutması için kalan 3 ayda cari dolar kurunun düşmesi, son çeyrek ortalamasında 3,50 olması gerekiyor ki trend, dövizde artış/TL’de değer kaybı şeklinde, yani tam tersi yönde. Buna göre OVP’deki 2017 milli gelir gerçekleşme tahmini bile daha baştan sapmış bulunuyor.

2023 hedeflerini artık ağza almıyorlar… 

AKP, önceki yıllarda oldukça iddialı, ancak hayali 2023 hedefleri ile insanımızı kandırıp oyunu aldı. Yeni açıklanan OVP’ye göre2020 yılında GSYH 1,1 trilyon dolar, kişi başı milli gelir de 13bin 24 dolar olacakmış? Hadi diyelim oldu. Hani 2023’te GSYH 2trilyon dolar, kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacaktı? Sonraki3 yılda milli gelir bir mucize ile ikiye mi katlanacak, peki nasıl?

Hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) temel hedefleri

  2017GT 2018H 2019H 2020H
GSYH (Milyar TL) 3.035,0 3.446,0 3.872,0 4.321,0
GSYH (Milyar $) 852,2 930,2 997,6 1.074,4
Büyüme hedefi (%) 5,5 5,5 5,5 5,5
Kişi b.m.gelir ($) 10.579 11.409 12.100 13.024
Ortalama kur öngörüsü ($/TL) 3,5614 3,7046 3,8813 4,0218
Yıllık enflasyon tahmini (%) 9,5 7,0 6,0 5,0

Şirketlerin de çalışanların da vergi yükü artacak!.. 

OVP kapsamındaki önlemler, çalışanlar ve dar gelirliler başta olmak üzere her kesim açısından bir “kemer sıkma” döneminin başladığını gösteriyor. Çalışanlar maaş ve ücretlerindeki vergi yükünün azaltılmasını isterken, ekonomi yönetimi tam tersine gelir vergisi tarifesinin üçüncü diliminde 3 puanlık artışa giderek vergi oranını yüzde 27’den yüzde 30’a çıkarıyor. Bunun anlamı, gelecek yıl çalışanların maaş ve ücretlerinden daha fazla vergi kesintisi demek. Yani, ele geçen para daha da küçülecek, emek kesiminin milli gelirden aldığı pay daha da düşecek.

Gelir vergisi tarifesindeki bu artış, zaten kötüye giden ekonomi ve daralan piyasalar nedeniyle mali durumu sıkıntıda olan şirketler kesiminin de vergi yükünü artıracak. Aynı zamanda finans sektöründe kurumlar vergisi oranının yüzde 20’den yüzde 22’yeçıkarılması da banka ve finans kurumlarının vergi yükünü ağırlaştıracak.

Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde yüzde 40 artışa gidiliyor. Yeni alınacak binek otomobillerde aracın değeri arttıkça vergi miktarında da yüzde 10-20 oranında artış olacak. Şans oyunları ve çekilişlerde elde edilen ikramiyeler üzerinden alınan vergilerde yüzde 10 olan vergi oranı yüzde 20’ye çıkarılıyor. Halen kolalı gazozlardan alınan yüzde 25 oranındaki ÖTV’nin kapsamı, meyveli gazozları ve enerji içeceklerini de kapsayacak. OVP’de öngörülen makro ekonomik hedeflerin tutmayacağı aşikarken, şirketler, bankacılık sektörü ve bireylerin vergi yükü artacak, harcanabilir gelir azalacak. Bu durumda, kağıt üstündeki hayali ve iyimser kurla hesaplanmış büyüme hedefi nasıl tutacak?

Savaş önlemi ise yetersiz, değilse fırsatçılık!…

Açıklanan tedbirler kapsamında elde edilecek gelirlerden 8 milyar liralık bir kaynağın münhasıran Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na ilave gelir olarak aktarılacağı belirtiliyor. Tüm bu tedbirlere de “Jeopolitik riskler ve bu risklerin bütçede doğurduğu harcama ihtiyaçları” gerekçe gösteriliyor. Açıklanan bu tedbirler bir “savaş ekonomisi”ni çağrıştırıyor, ancak bir savaş durumunda bu önlemlerin hiçbir işe yaramayacağı da ortada… 

Hazine ciddi nakit sıkıntısında!…

15 yılda Cumhuriyetin tüm birikimlerini satarak elde ettiği 60milyar doların üzerindeki özelleştirme gelirini har vurup harman savuran AKP; şimdi satacak ciddi bir varlık kalmayınca kamu lojmanlarını satarak bütçeye gelir yaratmayı umuyor. Hayali, tutarsız makro ekonomik hedeflerin ötesinde gerçekte neredeyse sırf vergi artışından ibaret olan OVP kapsamındaki bu önlemler, Hazinenin ciddi bir nakit sorunu içinde olduğunu gösteriyor. 

Yüksek işsizlik sürecek!…

OVP’de bir yandan üç yıl boyunca yüzde 5’in üzerinde büyüme iddiası, diğer yandan da işsizliğin düşmeyeceğinin itiraf yer alıyor. İşsizlik oranının bu yıl yüzde 10.8, gelecek yıl yüzde 10.5,2019’da yüzde  9.9 ve 2020’de yüzde 9.6 olacağı öngörülüyor. İşsizlik oranına ilişkin öngörülen geçen yılki OVP’dekin den bile daha kötü bir tablo arz ediyor. Ekonomideki gidişat dikkate alındığında bu hedefler bile çok iyimser kalıyor, çift haneli işsizliğin artarak süreceği görülüyor. KGF garantileri ile piyasaya pompalanan kredilerle sağlanacak hormonlu büyüme, işsizlik sorununu çözmüyor. Önümüzdeki 3 yıla ilişkin işsizlik öngörüleri, öngörülen her yıl yüzde 5,5 büyüme hedefiyle çelişiyor.

Hayat pahalılığı artacak!.. 

Geçen yılki OVP’de 2017 için yüzde 6 enflasyon hedefi yer alıyordu. Yeni OVP’de enflasyonun 2017 yılı sonunda yüzde 9.5olacağı öngörülüyor. Bu yıla ilişkin iyimser gerçekleşme tahmini tutsa bile enflasyonda yüzde 50’nin üzerinde bir sapma var. Bu da gelecek yıllar için öngörülen yüzde 7, 6 ve 5’lik enflasyon hedeflerinin inandırıcılığını şimdiden ortadan kaldırıyor. Hükümetin, Kredi Garanti Fonu garantörlüğünde, kredi verme yarışına giren bankaların boşalan kasalarını doldurmak için yüksek faiz veriyor. Sanayicinin üretim maliyetleri şu an yüzde15’lerde. Bölgesel ve küresel riskler yok sayılsa bile dövizdeki trend artış yönünde. Bu koşullarda bu enflasyon hedeflerinin tutması mucize…

AKP ülkeyi kurtaramaz!..

  • AKP’nin iç siyasette, dış politikada ve ekonomide uyguladığı politikalar sürdürülebilir değildir
  • Türkiye, önümüzdeki dönemde jeopolitik risklerle; ekonomimize ve milli güvenliğimize yönelik ciddi tehditlerle dolu çetin bir sürece giriyor.
  • Ekonomi, milli güvenlik, ülke bütünlüğü ve her alanda ülkemizi ciddi tehlikelerin beklediği bu kritik süreçte AKP’nin, isabetli ve etkili politikalar geliştirip uygulayamayacağı; risk ve tehditleri bertaraf edemeyeceği, bugüne kadarki deneyimle sabittir.
  • Özellikle ekonomide bizi bekleyen ciddi kriz ve çöküş riskine karşı ilgili tüm kesimler, Ekonomik ve Sosyal Konsey zemininde toplanarak bu kötü gidişe “dur” demek için seferber olmalı, yaklaşan tehlikeye karşı ortak akılla doğru ve etkili önlemler alınmalıdır.

 

 

Umut Oran’dan Hükümete “Varlıkfonu” Soruları

– Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran, hükümetin birçok kamu kuruluşunun oluşturulan Türkiye Varlık Fonu’na devrine ilişkin kararını eleştirerek, bunun dünya uygulamaları ile benzeşmediğini vurgula ve sordu:

” yangından mal mı kaçırılıyor?”

– Ciddi kaygılara yol açan bu operasyonun tamamen hukuksuz olduğuna işaret eden Oran, hükümete Fon’la ilgili 15 soru yöneltti.

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran’ın Varlık Fonu ile ilgili değerlendirmesi hükümete yönelttiği sorular şöyle:

AKP hükümeti, Başbakanlığa bağlı, 50 milyon TL sermayeli Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş.’yi Ağustos ayında kurmuştu. OHAL devam ederken ve de Türkiye çok önemli bir referandum öncesinde şimdi de bir Bakanlar Kurulu kararıyla; Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul, TÜRKSAT’ın sermayelerinde bulunan Hazineye ait hisselerin tamamını; Türk Telekom’un Hazine’ye ait hissesi ile Eti Maden ve Çay İşletmelerini bir gecede Türkiye Varlık Fonuna devretti. Turistik beldelerdeki araziler dahil birçok kamu taşınmazı da tahsisleri kaldırılarak Fon’a aktarıldı. Ayrıca Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ait 3 milyar TL kaynağın “3 ay sonra geri ödenmek” şartıyla Varlık Fonu’na aktarılması da kararlaştırıldı.

Görünen o ki; Anayasa paketi ile getirmek istedikleri denetlenemeyen, hesap vermeyen, keyfi yönetim anlayışına dayalı tek adam rejiminin adeta ekonomik altyapısı oluşturuluyor. Bu şekilde birçok kamu kuruluşunu Fon’a devrederek bütçe denetiminden kaçırıyor, kendilerinin istediği gibi yöneteceği devasa bir holding oluşturuyorlar.

Yapılan bu işlemler, dünyadaki “Varlık Fonu” uygulamaları ile hiçbir şekilde benzeşmiyor, açıkça birçok usulsüzlüğü ve hukuk dışılığı daha baştan içinde barındırıyor.

Cumhuriyetin birikimleri olan kamu kuruluşlarının hisse ve varlıklarının Fon’a devri, toplumda kaygı ve kuşkulara yol açmıştır. Bu kaygı ve kuşkuların bir boyutunu kamu varlıklarının talan edilmesi oluştururken; diğer bir boyut ise yapılan bu işlemin, ülkenin ekonomik bir iflasına karşı son bir hamle olduğu algısıdır.

Bu bağlamda hükümet yetkililerinin şu sorulara net yanıt vermesi gerekiyor: 

  1. Varlık fonları, ülkelerin sahip oldukları fazla kaynakların (genellikle bütçe fazlası ya da petrol geliri vb.) heba edilmemesi için değişik varlıklarda değerlendirilmesine yönelik oluşturulan fonlardır. Türkiye’de bu anlamda gelir fazlası değil, açığı bulunuyor. Yani kurduğunuz Varlık Fonu’nun “varlığı” fiilen mevcut değil. O halde kamu kuruluşlarının hisse ve varlıklarını bu Fon’a devretmekteki amacınız nedir?
  2. Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş.’ye ilişkin yasanın gerekçesinde “Kamuya ait varlıkların ekonomiye kazandırılması, fon temininde kullanılması…” amacı yer alıyor. Şimdi Fon’a devrettiğiniz Cumhuriyet birikimi kuruluşlar zaten kamuya ait, yani zaten ekonomiye kazandırılmış, zaten ekonomik değer yaratan kuruluşlardır. Fon’a devirlerinde ne gibi bir ekstra katkı bekliyorsunuz?
  3. Varlık Fonu Sayıştay denetimine tabii değil. Dolayısıyla Meclis denetimde tamamen devre dışı kalacak. AKP iktidara geldiğinde, mali disiplini bozan bütçe dışı fonları tamamen kaldırmıştı. Şimdiden bütçe dışında böyle dev bir fon kuruyorsunuz, bu uygulama “paralel Hazine” kurmak ve kamuya “kayyım” atamak değil midir?
  4. Bütçeye gidecek gelirlerin önemli bir bölümü bu Fon’a aktarılacak. Bütçeye aktarılan özelleştirme gelirlerinin Fon’a yönlendirilmesi ve bütçe gelirlerinden Fon’a pay verilmesi, bütçe gelirlerinin azalmasına ve dolayısıyla bütçe açıklarının artmasına yol açmayacak mıdır?
  5. Kamu malları satılırken satıştan elde edilen gelir, eskiden Hazine’ye giderken bu devirler sonrası Fon’un elinde kalacak, ayrıca Fon ve kuracağı alt şirketler, hemen her tür vergiden de muaf olacak. Sonuçta Hazine ciddi boyutta gelir kaybına uğrayacak. Bu durumda bütçe disiplinini nasıl sağlayacaksınız?
  6. Oluşturduğunuz denetimsiz Fon’un hesap verme yükümlülüğü olmayan yöneticileri, buraya devredilen varlıkları istediği gibi satabilecek, Fon kaynaklarıyla istediği gibi yatırım yapabilecek, bunların hukuksuz işlemlerini kim sorgulayacak?
  7. Fon, Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na ait askeri ihtiyaçlar için harcanması gereken 3 milyar liraya neden ihtiyaç duydu, bu kaynağı nereye harcayacak, 3 ay sonra nasıl geri ödeyecek?
  8. Varlık Fonu’ndan teminat vermek suretiyle borçlarını ödemekte zorlanan iktidara yakın şirketlerin batışını geciktirmek yada onlara ayrıcalık sağlamak gibi bir planınız mı var?
  9. Cari açık büyürken, ülkeye artık “kaynağı belirsiz” sermaye bile gelmezken, döviz girişi için gurbetçilerin sünnet düğününe umut bağlanmışken, ekonomide kriz giderek derinleşirken, bugün bu yapmış olduğunuz devir size şu soruyu sormayı gerektiriyor: ihtiyaç duyduğunuz zaman bir gecede oldubittiyle KHK ile özel bankaları ve şirketleri de Fon’a aktarmayı düşünüyor musunuz?
  10. Toplam batık kredi hacminin 58 milyar TL’ye ulaştığı bu ortamda Varlık Fonu’na aktarılan kamu taşınmazları, Fon şirketlerinin borçlarını ödeyememesi riskine karşı yabancılarca ipotek mi ettirilecek?
  11. Varlık Fonu sonunda Düyun-u Umumiye gibi bir nitelik mi kazanacak, bu paralel Hazine ekonomik çöküşü önler mi, hızlandırır mı? Dünyada gelecek kuşaklara refah aktarmak için kullanılan Varlık Fonu bizde gelecek nesillere devasa borç mu aktaracak?
  12. Yasasında Fon’un gelirleri sıralandığı halde giderlerinin hangi alanlara yöneleceği konusunda neden hiçbir açıklama bulunmamaktadır?
  13. Fondaki varlıkların bir kısmını örtülü ödeneğe aktarmayı, seçim çalışmaları gibi parti işlerinde kullanmayı düşünüyor musunuz, yasal olmayan bu işlemi yapıp yapmadığınızı kim, nasıl denetleyecek?
  14. Fondaki şirketleri satarak büyük bir özelleştirme operasyonu yapmayı mı düşünüyorsunuz?
  15. Bu Varlık Fonu hamleniz, ekonomideki kötü gidişin artık dip yaptığının, devletin mali iflasın eşiğine geldiğinin ilanı mıdır?