Yazılar

Sağlık Bakanlığı Eczacılara Bayram Müjdesi Veremedi



Korona nedeniyle yaşamını yitiren eczacıların sayısının giderek artması üzerine 15 Nisan’da Sağlık Bakanlığı’na başvuran CHP’li Umut Oran, acil önlem alınmasını ve eczacılara da maddi destek verilmesini talep etti. Ancak Sağlık Bakanlığı, teşvik paketinde eczacılara da yer verilmesi ve düzenli olarak Covid19 testinden geçirilmeleri taleplerini görmezden geldi.

Eczacılık Bayramı dolayısıyla bakanlıktan gelen yanıtı değerlendiren Umut Oran, “Eczacılık Bayramında binlerce eczacıya da teşvik paketi müjdesi verilseydi ben de mutlu olacaktım, en azından SGK ödemeleri öne çekilebilirdi ama maalesef gerçekleşmedi. Sağlık sisteminin ayrılmaz parçası olan ve ilaca ulaşmamızı sağlayan eczacılara gönülden teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız” dedi.

Eczacılar İçin Üç Bakanlığa Seslenmişti Ama . . .   

CHP’li Umut Oran, konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya 15 Nisan 2019’da yaptığı bilgi edinme başvurusunda “Korona mücadelesi veren sağlık ordusunun başındaki kişi olmanız nedeniyle bu süreçte büyük zorluklar yaşayan eczacılarla ilgili sorunların da ancak sizin koordinasyonunuzda Çalışma ve Ticaret Bakanlıkları ile yapacağınız işbirliği ile çözülebileceğine inanıyorum” demesine karşın, verilen yanıtta diğer iki bakanlıkla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaması da dikkat çekti.

Nisan Ayında 5 eczacı yaşamını yitirdi

13 Nisan 2020 tarihi itibariyle 4 eczacının hastanede tedavi gördüğünü, 12 eczacının evinde karantinada olduğunu; 3 eczane çalışanının hastanede tedavi gördüğünü, 25 eczane çalışanının ise evinde karantinada olduğuna dikkat çeken Umut Oran, “Nisan ayında yaşamını yitiren eczacı sayısı ise 5’e ulaştı. Bu nedenle bazı soruların doğrudan size yöneltilmesi eczacılarla ilgili tıkanan ve yaşam tehlikesine yol açan sürecin açılmasını sağlayacaktır” diyerek Bakan Fahrettin Koca’ya seslenmişti.

Bakanlığa Önermişti, Yapıldı

Umut Oran’ın başvurusunda dile getirdiği kimi öneriler ise süreç içerisinde yaşanan maske dağıtımı karmaşasının ardından bakanlık tarafından uygulamaya sokuldu. Oran’ın taban ve tavan fiyat belirlenmesi önerisi şöyle idi:

“Eczanelerde eldiven ve ateş ölçerlerin satış fiyatları nedeniyle vatandaşlarla yaşanan tartışmaların, fahiş fiyatların önüne geçebilmek için ecza depolarına satış yapan firmalara bu ürünler için taban ve tavan fiyat ilan edilemez mi? Türkiye genelinde zaten 3 ecza deposu bulunduğu ve ilaç takip sistemi (İTS) üzerinden maske, eldiven, ateş ölçer fiyatları dahi SGK tarafından takip edilebildiği için bu ürünlerin ecza deposuna satışı aşamasında taban-tavan fiyat belirlenmesi için Ticaret ve Çalışma Bakanlıkları ile görüşecek misiniz?”

Eczaneler De Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu

Umut Oran’ın “COVID-19 mücadelesinde Sağlık Bakanlığı eylem planına göre eczaneler korona mücadelesinde hangi statüdedir, bu süreçte eczaneler neden görmezden geliniyor?” sorusuna verilen yanıtta, “Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 11 Kasım 2019’da yayınlanan 6528 (2019/18) sayılı genelge ile eczanelerin de “birinci basamak ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık kuruluşu olarak” tanımlandığı bildirilmekle yetindi. Yanıtta, “Ülkemiz genelinde özveriyle faaliyet gösteren eczacılarımızın, eczane çalışanlarının ve hastaların sağlığının korunması amacıyla” Pandemi Tedbirleri Kılavuzu hazırlanarak sağlık müdürlüklerine gönderildiği de belirtildi.

Antiseptik Formülü Paylaşılmış !

El antiseptiği hazırlama formülünün eczacılarla paylaşıldığı belirtilen yanıtta, bu amaçla eczanelerin ecza depolarından tıbbi kullanım amaçlı etil alkol teminine getirilen sınırlamanın ikinci bir emre kadar durdurulduğu da anımsatıldı.

Koruyucu Ekipman Yerine USHAŞ’a Yazı Gönderildi

Umut Oran’ın “Eczacılar ve eczane çalışanlarının koruyucu ekipman temini konusunda neden acil yardım sağlanmıyor, bu konuda hangi önlemleri alacaksınız? Eczacılar ve çalışanlarının sadece kendilerini koruyabilmeleri için maske satın almalarına neden izin verilmiyor? Kendini koruyamayan eczacı ve çalışanları, virüsü yayan kişiler haline gelmez mi?” sorularına ise sadece ilgili yere yazı gönderildiği belirtilmekle yetinilen şu yanıt verildi:

“Eczacılar ve eczane çalışanlarının koruyucu ekipman temini konusunda Kurumumuz tarafından, Bakanlığımızın yayınlamış olduğu COVİD-19 rehberine uygun tekrar kullanılabilir özellikte koruyucu gözlük, tıbbi maske (cerrahi maske), steril olmayan sıvı geçirimsiz uzun kollu önlüklerin Türk Eczacıları Birliği ile koordineli çalışılmak suretiyle eczacı ve eczane çalışanlarının kullanımı amacıyla yeterli miktarda temin edilmesine yönelik gerekli desteğin sağlanması hususunda USHAŞ Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş’ye yazı gönderilerek Türk Eczacıları Birliği ile koordinasyonu sağlanmıştır. “

İlaç Fiyatı İçin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gerekiyor!

İlaç fiyat kararnamesinin 5 yıldır niye çıkarılmadığı sorusu ise yanıtsız bırakılırken, “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ 2017 yılında yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere kararname çıkarma yetkisi Cumhurbaşkanlığı makamındadır ve gerekli görülmesi durumunda ilaç fiyatlandırılması ile ilgili kararname çıkarılması değerlendirilecektir” denilerek topun Cumhurbaşkanlığı’na atılması dikkat çekti.

Eczacıya Teşvik Paketi Yok

“İlgili birimler tarafından değerlendirilecektir” denilerek yanıtsız bırakılan ve eczacıların neden parasal teşvik paketleri içerisine dahil edilmediğiyle ilgili soruları ise şöyle:

1)     Eczanelere özellikle 11 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak hangi yardım, teşvik veya kolaylıklarda bulundunuz? Yardımınız söz konusu değilse bu konuyu ne zaman gündeme alacaksınız?

2)     COVID-19 mücadelesinde sağlık çalışanları de enfekte oluyor ve yaşamlarını yitiriyor. Mücadelenin ilk gününden bu yana ön safta mücadele eden eczacılar ve eczane çalışanlarının da maalesef hastalık ve vefat haberlerini alıyoruz. Bu nedenle tüm eczacılarımızın ve eczane çalışanlarının düzenli aralıklarla testten geçirilmesi mümkün değil midir, bunu neden yapmıyorsunuz?

3)     Hükümetinizin açıkladığı ekonomik paketlerde eczacılara da yer verilmesi mümkün değil mi, bu konuda hangi girişimde bulundunuz/bulunacaksınız?

4)     Eczanelerin hastalara verdikleri ilaçlar için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 90 gün içinde yaptığı geri ödemelerin bu süreçte 30 güne çekilmesi sağlanamaz mı?

5)     Eczanenin cirosuna bağlı olarak SGK’nın her ilaçta yaptığı yüzde 0,75-2,75 oranındaki indirimin bu süreçte sıfırlanması mümkün değil mi?

14 Mart Tıp Bayramı



Dünyanın en saygın meslek gruplarından birine mensup olan “sağlık çalışanları”, sahip oldukları haklar ve yaşadıkları sorunlar bağlamında, vatandaşı oldukları ülkenin de aynası durumundadır. Sadece sağlık çalışanlarına bakarak bile sözkonusu ülkeye dair anlamlı bir yargıya ulaşılabilir.

Örneğin; hayat kurtaran, en zor anlarda hizmet üreten doktorların ve sağlık çalışanlarının “sistematik bir şiddet dalgasıyla” karşı karşıya olması, ülkenin içine düştüğü travmatik koşulların eseridir.

Çok zorlu ve fedakarlık isteyen bir eğitim döneminden sonra doktorların “performans” adı altında fiziksel ve ruhsal olarak “ezilmesi” de geri kalmışlığın temel göstergelerinden biri olarak kabul edilmelidir.

Nufüsün hızlı artışı göz önüne alındığında “nitelikli sağlık çalışanlarına” olan ihtiyaç artarak devam ederken, öğretim elemanı sayısının aynı derecede artmaması ya da yeterli teknik donanıma sahip olmayan “Tıp Fakültelerinin” açılması da hükümetin “plansızlığı” bir yöntem olarak kabul ettiğinin göstergesidir.

Ne yazık ki, başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık çalışanları, her anlamda “gelişmiş ülkelerle” rekabet edebilecek yeteneğe sahip olsalar da memleketin çok uzun zamandır “kötü yönetiliyor” olmasından kaynaklanan sorunlar çözülememiştir.

Oysa Türk sağlık çalışanları, Tıbbiyeli Hikmetlerin idealizmine sahip, her olumsuzluğu aşabilecek kadar fedakar ve kararlıdır. Geçmişte Türkan Saylan gibi öncü doktorların gerçekleştirdiği büyük sağlık atılımlarının benzerlerini bugün de gerçekleştirmek mümkündür.

Ancak devasa adımlar atmanın ve Tıp Bayramı’nı her anlamda bir ilerleme günü olarak kutlamanın ilk koşulu “aklın ve bilimin” ışığında yeni bir “sağlık anlayışını” egemen kılmaktır. Bu yeni anlayışın bir yanında doğumdan ölüme kadar “parasız sağlık hizmeti” anlayışı varken diğer yanında “toplumun geleceğini kurtarmak demek olan ulusal aşı programları ve idealist hekimleri yetiştirmek için “tıp eğitimi reformu” olacaktır.

Hele hele ülkemizin artan oranda “mülteci barınma ve geçiş” noktası olduğu düşünüldüğünde “önleyici” sağlık hizmetlerinin bugünle kıyaslanmayacak ölçüde geliştirilmesi konusu ciddiyetle ele alınmalıdır. Hiç unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti almak bir hak, kaliteli sağlık hizmeti vermekse bir görevdir.

Tıp Bayramını idrak ettiğimiz bu günde başta doktor annem ve rahmetli doktor babam olmak üzere tüm tıp camiasının bayramını kutluyorum. Şu anda Afrin’de ve Mehmetçiğimizin görev yaptığı her yerde canla başla hizmet veren fedakar sağlık çalışanlarına da en derin şükranlarımı sunuyorum.

umut oran