Yazılar

Umut Oran’dan Saray Operasyonu Açıklaması



Kim, Ne Biliyorsa Türk Milletine Açıklasın!

Genel Başkan Olabilecek CHP’li Saray’dan İcazet Almaz!

CHP, Saray Bahanesiyle Operasyon Yapanlardan Büyüktür

Bir CHP’linin Saray’da AKP Genel Başkanı ile gizli görüşme yaparak, CHP Genel Başkanlığı için icazet almaya çalıştığı iddialarını değerlendiren Umut Oran, “Genel Başkanlık” iddiası ortaya koyabilecek kadar “parti tabanında etkisi” olduğu/olabileceği varsayılan birinin “Saray’dan icazet alma ihtiyacı” duymayacağını bildirdi. Konunun magazinleştirilmeyecek kadar ciddi olduğunu vurgulayan CHP’li Umut Oran, yapılması gerekenleri şöyle özetledi:

“Sözcü Gazetesi ve Rahmi Turan, Türkiye’de “gazeteciliğin” hala yaşadığını göstermek için iddialarının arkasında durmalı ve her vasıtayla “sadece gerçeğin açığa” çıkmasını sağlamalıdır. Saray’ı, sadece 9 Kasım 2019’da değil, herhangi bir tarihte gizlice ziyaret eden herhangi bir CHP’li varsa derhal istifa etmelidir. CHP Üst Yönetimi, hemen soruşturma açmalı ve ucu nereye ve kime varırsa varsın “Saray’a gideni” ortaya çıkarmalı ve partiden “ihraç” etmelidir. AKP Genel Başkanı, bizzat bu duruma açıklık getirmeli ve kendisini tarih önünde “kendi sözleriyle” bağlamalıdır. Gerçeklerin “tartışmasız olarak açığa çıkması için de tüm elektronik kayıtları, hiçbir işleme tabi tutmadan” gazetecilerin ilgisine sunmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş tüm Cumhuriyet çocukları, siyasetin çok ciddi bir iş olduğunu tüm Türkiye’ye göstererek, bu konuyu yarım bırakmamalıdır.”

CHP’li Umut Oran, Sözcü Gazetesi Başyazarı Rahmi Turan’ın bir CHP’linin Saray’da AKP Genel Başkanı ile gizli bir görüşme yaptığını yazması ve bu ismi açıklamaması üzerine başlayan tartışmalara dair kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. Umut Oran açıklamasında şunları kaydetti:

Ciddiyetsizlik, Sistemi Ayaklar Altına Alıyor

Türkiye Cumhuriyeti’ni aralıksız olarak 17 yıldır yöneten AKP iktidarının devletimize ve milletimize verdiği zararlar neredeyse sonsuzdur. Ancak her alanda egemen kılınan “ciddiyetsizlik” tüm zararların derinleşmesine ve değer sisteminin ayaklar altına alınmasına da sebep olmaktadır.

Konu, Troller Arası Geyik Haline Getirilemez

Son günlerde bir magazin konusu haline getirilmeye çalışılan “CHP’li bir ismin Saray ziyareti” iddiaları da bağlamından çıkarılarak “troller arası geyik muhabbeti” noktasına taşınmak istenmektedir. Oysa hayat da siyaset de ciddi işlerdir. Milletin temsilcisi olduğunu iddia eden her bir siyasetçi, konumunun ve unvanının ağırlığına uygun olarak davranmalı, gündeme gelen meseleleri de büyük bir ciddiyetle ele almalıdır.

Genel Başkan Olabilecek CHP’li Saray’dan İcazet Almaz!

Öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün hassasiyetlerini çok iyi bilen bir parti neferi olarak elbette ki CHP’de “Genel Başkanlık” iddiası ortaya koyabilecek kadar “parti tabanında etkisi” olduğu/olabileceği varsayılan birinin “Saray’dan icazet alma ihtiyacı” duyacağını düşünemem. Zira böyle bir olasılığı kabul etmek demek, CHP’nin mahalle örgütünden Genel Merkezine kadar “manipülasyona” açık bir yapı olduğunu kabul etmek anlamına gelecektir. Oysa biz Cumhuriyet Halk Partililer için CHP= Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “ilelebet payidar kalması” için mücadele eden “özgür bireylerin” partisidir. CHP’de “aklını, iradesini, değil rakip partinin Genel Başkanına, kendi partimizin Genel Başkanına bile teslim edecek” tek bir üyenin dahi olduğuna inanmamız mümkün değildir.

Rahmi Turan, O CHP’linin Ortaya Çıkarılmasını Sağlamalıdır

Ancak, ortaya atılan iddia sıradan bir gazetenin, sıradan bir köşe yazarı tarafından dile getirilmemiştir. İddianın sahibi, mesleğinde yarım yüzyılı tamamlamış bir duayendir ve köşe yazdığı gazete de iktidarın her türlü baskısına göğüs germiş Sözcü’dür. O halde, meseleyi “kötü gazetecilik ya da iddiaları teyit etmeme” noktasından ele alma imkânı yoktur. Yani Sayın Turan sadece bir iddiayı değil aynı zamanda tüm gazetecilik itibarını da ortaya koymuştur ve ikinci yazısıyla da “haberinin arkasında” durmuştur. Öyleyse artık bu iddianın takipçisi olmak ve Saray’dan icazetle siyaset yapan CHP’linin ortaya çıkarılmasını sağlamak kendisinin “gazetecilik” görevidir. Aynı şekilde Sözcü Gazetesi de sonuna kadar bu iddianın peşine düşmeli ve Türk basınının “Amiral Gemisi” olduğunu ispatlamalıdır.

CHP Derhal Komisyon Kurmalı

İddiaların ardından CHP içinde yükselen tepkilerin bir kısmı da ne yazık ki “siyasetin ciddiyetine” yakışmamıştır. Tartışmaya açılan iddia, “CHP içinde AKP’nin desteklediği adamların” olduğu iddiasıdır. Böyle bir suçlama ortadayken, hem de bu iddianın sahibi “yandaş medya” değilken Sayın Genel Başkan’ın katıldığı bir televizyon programında “Ben şaşırmadım. Doğrudur!” demesi kabul edilemez. Eğer böyle bir ihtimal varsa ve Sayın Genel Başkan bu iddiaları net bir şekilde yalanlamıyorsa konu basitleştirilemez, önemsizleştirilemez ve ertelenemez. CHP derhal bu konuda uzmanlardan oluşan bağımsız bir komisyon kurmalı ve “bu ziyareti yapan CHP’li mutlaka kamuoyuna açıklanmalıdır.”

AKP Genel Başkanı Sessiz Kalamaz

Ele alınması gereken diğer konuysa AKP Genel Başkanı’nın tutumudur. İddianın içeriği ve gerçekleştiği aktarılan “konuşmalar” AKP Genel Başkanı’nın sessiz kalmasına da atanmış görevliler eliyle açıklama yaptırmasına da manidir. Zira suçlanan kişilerden biri CHP’liyse diğeri de AKP’nin Genel Başkan’ıdır. Bu durumda, iddia edilen tarihe ait tüm giriş-çıkış kayıtlarının ve tüm günü kapsayan video görüntülerinin “araştırmacı gazetecilerin incelemesine” açılması bir zorunluluktur. Aksi durumda AKP Genel Başkanı’nın “CHP’deki adamını koruduğu” düşüncesi ortaya çıkabilecektir.

Acilen Atılması Gereken 5 Adım

Sonuç itibariyle, “Saray’dan icazet almaya giden CHP’li” iddiası, “magazin boyutuyla” ele alınamayacak kadar ciddi bir meseledir. Ve mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bu itibarla;

1) Sözcü Gazetesi ve Rahmi Turan, Türkiye’de “gazeteciliğin” hala yaşadığını göstermek için iddialarının arkasında durmalı ve her vasıtayla “sadece gerçeğin açığa” çıkmasını sağlamalıdır.

2) Saray’ı, sadece 9 Kasım 2019’da değil, herhangi bir tarihte gizlice ziyaret eden herhangi bir CHP’li varsa derhal istifa etmelidir. 

3) CHP Üst Yönetimi, hemen soruşturma açmalı ve ucu nereye ve kime varırsa varsın “Saray’a gideni” ortaya çıkarmalı ve partiden “ihraç” etmelidir.

4) AKP Genel Başkanı, bizzat bu duruma açıklık getirmeli ve kendisini tarih önünde “kendi sözleriyle” bağlamalıdır. Gerçeklerin “tartışmasız olarak açığa çıkması için de tüm elektronik kayıtları, hiçbir işleme tabi tutmadan” gazetecilerin ilgisine sunmalıdır.

5) Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş tüm Cumhuriyet çocukları, siyasetin çok ciddi bir iş olduğunu tüm Türkiye’ye göstererek, bu konuyu yarım bırakmamalıdır.

CHP, Saray Bahanesiyle Operasyon Yapanlardan Büyüktür

Gelinen noktada, herkese düşen görev Cumhuriyet Halk Partisi’ni hızla tüm tartışmaların ve şaibelerin dışına çıkarmaktır. CHP’liler için kaybettiğimiz Cumhuriyet’i geri almaktan ve Atatürk’ün aydınlık yolunu yeniden Türk Milletinin değişmez yolu olarak tesis etmekten daha acil bir görev yoktur. Hatırlatmak isterim ki CHP; Saray’a biat eden sözde CHP’lilerden de Saray’ı bahane edip Cumhuriyet çocuklarına operasyon çekmeyi hedefleyenlerden de büyüktür!

UMUT-ORAN’DAN-SARAY-OPERASYONU-AÇIKLAMASI-HBR-22.11.2019

Türkiye Saray’dan Büyüktür!



Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun zorunlu olarak görevinden ayrılma kararı almasının aslında “bir saray darbesi” olduğunu ve bunun da binlerce kez “milli irade”, “seçim” ve “sandık” diyen AKP’nin demokrasi anlayışını göstermesi açısından ibret verici olduğunu söyledi.

Umut Oran, “Tüm Cumhuriyet güçleri için ilk görev: “Türkiye, saraydan büyüktür!” diyecek en geniş koalisyonu derhal bir araya getirmektir. Cumhuriyetimizin birikimi her türlü yeniden doğuşu örgütleyecek kadar derindir” dedi.

İBRET VERİCİ SARAY DARBESİ

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Umut Oran, şunları kaydetti:

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının, “bir saray darbesiyle” koltuğundan edilmiş olması AKP’nin demokrasi anlayışını göstermesi açısından ibret doludur. Bugüne kadar binlerce kez “milli irade”, “seçim” ve “sandık” diyenlerin seçilmiş bir Başbakan’a operasyon yapması tüm bu kavramların “boş laf” olarak görüldüğünün ilanıdır.

ŞAHSİYETİ AYAKLAR ALTINDA

Yaşanan olaylar, AKP’nin bir siyasi partiden ziyade “tek adamın” talimatlarını yerine getirmek dışında işlevi olmayan bir “örgüte” benzediğini ortaya koymuştur. Sayın Davutoğlu’nun ve AKP’nin diğer unvan taşıyan “unsurlarının” yaptıkları açıklamalar büyük koltuklarda oturmak için feda edilen değerlerin görülmesi açısından acı örneklerdir. Bu anlamda tüm yurttaşlar “saray tipi demokrasi”nin, unvanı profesör bile olsa, şahsiyetleri nasıl ayaklar altına aldığını net bir şekilde görmüştür.

Ancak ülkemizin içinde bulunduğu noktada sarayın talimatına boyun eğen başbakanın şahsi tükenişinden daha önemli konular vardır.

Türkiye, saraydan idare edilemeyecek kadar köklü bir demokrasi kültürüne ve demokrasiye inanmış onurlu evlatlara sahiptir. Kendinden başka kimseye değer vermeyen, milleti sadece kendisi için var gören anlayışla ilerlemek mümkün değildir.

YOL AYRIMINDAYIZ 

Her yaştan yurttaşımız tarihi bir yol ayrımında olduğumuzu görmek zorundadır. Yollardan biri Atatürk Cumhuriyetini yeniden inşa etmek, diğeriyse “başkanlık” adı altında “tek adamlığa” boyun eğmektir.

Tek adamlık isteyenler hamlelerini yapmıştır. Cumhuriyet taraftarları bu hamleye ancak “köklü bir değişimle” yanıt verebilir. Son 14 yılın tüm ezberlerinden kurtulmak ve kurucu atalarımız gibi coşkuyla yeni kadrolar yaratmak, yeniden ve memleketin her metrekaresinde örgütlenmek zaruridir.

TÜRKİYE SARAYDAN BÜYÜKTÜR KOALİSYONU

Tüm Cumhuriyet güçleri için ilk görev: “Türkiye, saraydan büyüktür!” diyecek en geniş koalisyonu derhal bir araya getirmektir. Cumhuriyetimizin birikimi her türlü yeniden doğuşu örgütleyecek kadar derindir.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 38KB)