Yazılar

Sağlık Bakanlığı Eczacılara Bayram Müjdesi Veremedi



Korona nedeniyle yaşamını yitiren eczacıların sayısının giderek artması üzerine 15 Nisan’da Sağlık Bakanlığı’na başvuran CHP’li Umut Oran, acil önlem alınmasını ve eczacılara da maddi destek verilmesini talep etti. Ancak Sağlık Bakanlığı, teşvik paketinde eczacılara da yer verilmesi ve düzenli olarak Covid19 testinden geçirilmeleri taleplerini görmezden geldi.

Eczacılık Bayramı dolayısıyla bakanlıktan gelen yanıtı değerlendiren Umut Oran, “Eczacılık Bayramında binlerce eczacıya da teşvik paketi müjdesi verilseydi ben de mutlu olacaktım, en azından SGK ödemeleri öne çekilebilirdi ama maalesef gerçekleşmedi. Sağlık sisteminin ayrılmaz parçası olan ve ilaca ulaşmamızı sağlayan eczacılara gönülden teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız” dedi.

Eczacılar İçin Üç Bakanlığa Seslenmişti Ama . . .   

CHP’li Umut Oran, konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya 15 Nisan 2019’da yaptığı bilgi edinme başvurusunda “Korona mücadelesi veren sağlık ordusunun başındaki kişi olmanız nedeniyle bu süreçte büyük zorluklar yaşayan eczacılarla ilgili sorunların da ancak sizin koordinasyonunuzda Çalışma ve Ticaret Bakanlıkları ile yapacağınız işbirliği ile çözülebileceğine inanıyorum” demesine karşın, verilen yanıtta diğer iki bakanlıkla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaması da dikkat çekti.

Nisan Ayında 5 eczacı yaşamını yitirdi

13 Nisan 2020 tarihi itibariyle 4 eczacının hastanede tedavi gördüğünü, 12 eczacının evinde karantinada olduğunu; 3 eczane çalışanının hastanede tedavi gördüğünü, 25 eczane çalışanının ise evinde karantinada olduğuna dikkat çeken Umut Oran, “Nisan ayında yaşamını yitiren eczacı sayısı ise 5’e ulaştı. Bu nedenle bazı soruların doğrudan size yöneltilmesi eczacılarla ilgili tıkanan ve yaşam tehlikesine yol açan sürecin açılmasını sağlayacaktır” diyerek Bakan Fahrettin Koca’ya seslenmişti.

Bakanlığa Önermişti, Yapıldı

Umut Oran’ın başvurusunda dile getirdiği kimi öneriler ise süreç içerisinde yaşanan maske dağıtımı karmaşasının ardından bakanlık tarafından uygulamaya sokuldu. Oran’ın taban ve tavan fiyat belirlenmesi önerisi şöyle idi:

“Eczanelerde eldiven ve ateş ölçerlerin satış fiyatları nedeniyle vatandaşlarla yaşanan tartışmaların, fahiş fiyatların önüne geçebilmek için ecza depolarına satış yapan firmalara bu ürünler için taban ve tavan fiyat ilan edilemez mi? Türkiye genelinde zaten 3 ecza deposu bulunduğu ve ilaç takip sistemi (İTS) üzerinden maske, eldiven, ateş ölçer fiyatları dahi SGK tarafından takip edilebildiği için bu ürünlerin ecza deposuna satışı aşamasında taban-tavan fiyat belirlenmesi için Ticaret ve Çalışma Bakanlıkları ile görüşecek misiniz?”

Eczaneler De Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu

Umut Oran’ın “COVID-19 mücadelesinde Sağlık Bakanlığı eylem planına göre eczaneler korona mücadelesinde hangi statüdedir, bu süreçte eczaneler neden görmezden geliniyor?” sorusuna verilen yanıtta, “Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 11 Kasım 2019’da yayınlanan 6528 (2019/18) sayılı genelge ile eczanelerin de “birinci basamak ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık kuruluşu olarak” tanımlandığı bildirilmekle yetindi. Yanıtta, “Ülkemiz genelinde özveriyle faaliyet gösteren eczacılarımızın, eczane çalışanlarının ve hastaların sağlığının korunması amacıyla” Pandemi Tedbirleri Kılavuzu hazırlanarak sağlık müdürlüklerine gönderildiği de belirtildi.

Antiseptik Formülü Paylaşılmış !

El antiseptiği hazırlama formülünün eczacılarla paylaşıldığı belirtilen yanıtta, bu amaçla eczanelerin ecza depolarından tıbbi kullanım amaçlı etil alkol teminine getirilen sınırlamanın ikinci bir emre kadar durdurulduğu da anımsatıldı.

Koruyucu Ekipman Yerine USHAŞ’a Yazı Gönderildi

Umut Oran’ın “Eczacılar ve eczane çalışanlarının koruyucu ekipman temini konusunda neden acil yardım sağlanmıyor, bu konuda hangi önlemleri alacaksınız? Eczacılar ve çalışanlarının sadece kendilerini koruyabilmeleri için maske satın almalarına neden izin verilmiyor? Kendini koruyamayan eczacı ve çalışanları, virüsü yayan kişiler haline gelmez mi?” sorularına ise sadece ilgili yere yazı gönderildiği belirtilmekle yetinilen şu yanıt verildi:

“Eczacılar ve eczane çalışanlarının koruyucu ekipman temini konusunda Kurumumuz tarafından, Bakanlığımızın yayınlamış olduğu COVİD-19 rehberine uygun tekrar kullanılabilir özellikte koruyucu gözlük, tıbbi maske (cerrahi maske), steril olmayan sıvı geçirimsiz uzun kollu önlüklerin Türk Eczacıları Birliği ile koordineli çalışılmak suretiyle eczacı ve eczane çalışanlarının kullanımı amacıyla yeterli miktarda temin edilmesine yönelik gerekli desteğin sağlanması hususunda USHAŞ Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş’ye yazı gönderilerek Türk Eczacıları Birliği ile koordinasyonu sağlanmıştır. “

İlaç Fiyatı İçin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gerekiyor!

İlaç fiyat kararnamesinin 5 yıldır niye çıkarılmadığı sorusu ise yanıtsız bırakılırken, “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ 2017 yılında yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere kararname çıkarma yetkisi Cumhurbaşkanlığı makamındadır ve gerekli görülmesi durumunda ilaç fiyatlandırılması ile ilgili kararname çıkarılması değerlendirilecektir” denilerek topun Cumhurbaşkanlığı’na atılması dikkat çekti.

Eczacıya Teşvik Paketi Yok

“İlgili birimler tarafından değerlendirilecektir” denilerek yanıtsız bırakılan ve eczacıların neden parasal teşvik paketleri içerisine dahil edilmediğiyle ilgili soruları ise şöyle:

1)     Eczanelere özellikle 11 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak hangi yardım, teşvik veya kolaylıklarda bulundunuz? Yardımınız söz konusu değilse bu konuyu ne zaman gündeme alacaksınız?

2)     COVID-19 mücadelesinde sağlık çalışanları de enfekte oluyor ve yaşamlarını yitiriyor. Mücadelenin ilk gününden bu yana ön safta mücadele eden eczacılar ve eczane çalışanlarının da maalesef hastalık ve vefat haberlerini alıyoruz. Bu nedenle tüm eczacılarımızın ve eczane çalışanlarının düzenli aralıklarla testten geçirilmesi mümkün değil midir, bunu neden yapmıyorsunuz?

3)     Hükümetinizin açıkladığı ekonomik paketlerde eczacılara da yer verilmesi mümkün değil mi, bu konuda hangi girişimde bulundunuz/bulunacaksınız?

4)     Eczanelerin hastalara verdikleri ilaçlar için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 90 gün içinde yaptığı geri ödemelerin bu süreçte 30 güne çekilmesi sağlanamaz mı?

5)     Eczanenin cirosuna bağlı olarak SGK’nın her ilaçta yaptığı yüzde 0,75-2,75 oranındaki indirimin bu süreçte sıfırlanması mümkün değil mi?

Siyaset Bu Denli İtibarsızlaştırılmışken TBMM Neyin Tatilini Yaşıyor?



ACİL BÜTÇE REVİZYONU GEREKİYOR

TBMM BAŞKANI 23 NİSAN TALİMATI VEREMEZ !

CHP’li Umut Oran, korona nedeniyle tüm dünyada dengelerin değiştiğini Türkiye’de de hayatın her alanında olumsuzluklar yaşandığını, hükümet ve TBMM’nin çok daha fazla çalışması gerekirken herşey çok sıradanmış gibi davranılmasına tepki gösterdi. Mart ayında bütçenin yüzde 43 açık vermesi nedeniyle hükümetin acilen 2020 bütçesini gözden geçirmesi gerektiğini belirten Umut Oran, “bu duruma gelinmesinde TBMM’nin işlevsizleştirilmesinin payı büyüktür ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yetkisi kısırlaştırılmış TBMM sadece sembolik olarak vardır. Ancak bu olumsuz duruma rağmen milletvekillerinin 45 gün tatil yerine Meclisi açık tutması, gerekli önlemleri alarak halka mesaj vermesi mümkündür. Siyaset itibarsızlaştırılmışken TBMM neyin tatilini yaşıyor? Böylesi bir ortamda TBMM’nin 100. Yıldönümünde TBMM Başkanı da çıkıp ‘sembolik tören yapacağız liderler gelmesin’ deme cüretini gösteremez. TBMM’de bulunan tüm siyasi partilerin genel başkanlarının 23 Nisan ruhuna uygun biçimde Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’e saygılarını sunması ve ardından yüce Meclis’te günün anlamını yaşayıp ne için orada bulunduklarını göstermeleri 83 milyon vatandaşımızın her birine karşı değişmez borçlarıdır!” diye konuştu.

Korona nedeniyle tüm ülkeler gibi Türkiye de zor durumdayken hükümetin bütçeyi gözden geçirerek lüzumsuz harcamalarını kısmamasına ve TBMM’nin de 45 gün tatile girmesine tepki gösteren CHP’li Umut Oran yazılı bir açıklama yaparak şunları ifade etti:

Sadece Sağlık Bakanı’nın Değil Hükümetin Sorumluluğu 

Tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkileyen Korona virüs salgınıyla mücadele, sadece Sağlık Bakanlığı’nın değil, devletin tüm kurumlarının da ortak görevidir. Özellikle Türkiye gibi, yapısal ekonomik sorunlarının yanında “tek adam rejiminden” kaynaklanan sorunların da tüm şiddetiyle yaşandığı ülkelerde, virüs salgınının yarattığı büyük değişim, teknolojinin dayattığı büyük dönüşümle birlikte ele alınmalı ve topyekûn bir mücadele yürütülmelidir.

Ancak virüsün Türkiye’de ilk açıklandığı 10 Mart 2020’den beri yaşananlar göz önüne alındığında, ülkeyi 18 yıldır aralıksız yöneten iktidarın, tüm sorumluluğu Sağlık Bakanı’na, Bilim Kurulu’na ve sağlık çalışanlarına yüklediği, salgını bile “propaganda ve siyasi rant” aracı olarak kullandığı gözlenmektedir. 

Türk milleti canının derdine düşmüşken ve durma noktasına gelen ekonomi sebebiyle önümüzdeki ayların ve yılların tahmin edilenden çok daha büyük sorunlara yol açacağı ortadayken ne yazık ki iktidar bloğu hala “topyekun mücadele” anlayışından çok uzaktır.

Bakanlıkların Geleceğe Yönelik Planları Var mı?

Korona mücadelesi elbette öncelikli olarak Sağlık Bakanlığı’nın görev alanındadır, ancak yarattığı sonuçlar tüm bakanlıkları ve hatta ülkenin geleceğini etkilemektedir. Örneğin virüse karşı sokağa çıkmama ya da sosyal mesafeyi koruma kararı önerisini sağlık kurulları getirmesine karşın boş sokaklar nedeniyle dükkanını işletemeyen esnafın ya da ya da kapanan işyerinden çıkartılıp işsiz kalan yurttaşlarımızın sorunları “tüm bakanlıkları” ilgilendirmektedir. 

Benzer şekilde kapanan okullarda okuyan öğrencilerin “uzaktan eğitimi” için gerekli önlemleri almak birinci derecede Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevidir ancak kısa, orta ve uzun vadede teknolojinin anaokulundan üniversitelere kadar yaygınlaştırılmasından, ihtiyacın çok üzerinde mezunu olan bölümlerin kontenjanlarının azaltılmasından ve teknolojik değişim sebebiyle mevcut nitelikleriyle iş bulması mümkün olmayanların iş hayatına yeniden hazırlanmasından nerdeyse tüm Bakanlıklar en az bir yönüyle sorumludur. 

İktidar, Muhalefete Değil Değişen Dünyaya Odaklanmalıdır

Ancak korona virüsüyle mücadelede geçen yaklaşık 2 aylık süre zarfında, dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan olumlu ve olumsuz tüm örnekler ortada olmasına ve çıkarılacak pek çok ders bulunmasına rağmen iktidar bloğu “krizi fırsata çevirme adı altında” muhalefet partilerini düşmanlaştırmaya ve belediyeler üzerinden ötekileştirici politikalar uygulamaya devam etmektedir. Oysa yaşananların tam tersinin yapılması, aklın ve vatanseverliğin gereğidir. Kanada, Almanya gibi ülkelerin “kimseyi geride bırakmayacağız” anlayışı ile doğrudan yardımlardan vergi indirimlerine ve yeni teşviklere kadar pek çok alanda, aynı anda ve aynı hedefe özgülenmiş adımlar atması gerçeği ortadayken muhalefet partilerine mensup belediyelerin dağıttığı “bedava ekmeğe” göz dikmek mili birliği dinamitlemektir. 

Acil Bütçe Revizyonu Gerekiyor

İktidar bloğu, mart ayında %43 açık veren 2020 bütçesi başta olmak üzere, tüm bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının ödeneklerini gözden geçirmek, acil tasarruf tedbirlerini alarak azalan gelire göre bütçedeki tüm gider kalemlerini revize etmek zorundadır. Acil bütçe müdahalesinin ardından 2023 stratejik planlarının yenilenmesine gelecektir, bunu yaparken de iktidar; süreci meslek odaları, bilim dünyası ve diğer paydaşlarla birlikte ele alarak ülkeyi geleceğe hazırlamalıdır.

Siyaset İtibarsızlaştırılmışken TBMM Neyin Tatilini Yaşıyor?

Geniş toplum kesimlerinin tarifsiz korkular içinde savrulmasının sebepleri sadece virüs tehlikesi ya da çaresizlik duygusu değildir. Paniği körükleyen ana sebeplerden biri “itibarsızlaştırılan siyaset kurumunun topluma güven vermemesidir.” Elbette Türkiye özelinde bu duruma gelinmesinde TBMM’nin işlevsizleştirilmesinin payı büyüktür ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yetkisi kısırlaştırılmış TBMM sadece sembolik olarak vardır. Ancak bu olumsuz duruma rağmen milletvekillerinin Meclisi açık tutması, gerekli önlemleri alarak halka mesaj vermesi mümkündür. Bu derece itibarını kaybetmiş bir siyaset kurumu ortadayken ve Türk milleti küçücük de olsa bir umut ararken, yüzyılın global  krizi yaşanırken Meclis’in böyle bir olağanüstü dönemde 45 gün tatile girmesi, TBMM’yi iyice hayatın dışına çıkarmak dışında bir anlama gelmeyecektir. Böyle bir tavırsa kötü olan itibarı iyice kötüleştirecek ve geleceğe dair olumlu beklentileri de yok edebilecektir.

TBMM Başkanı 23 Nisan Talimatı Veremez

Tam da birlik beraberliğe ihtiyacımız olan böylesi bir ortamda TBMM’nin 100. Yıldönümünde TBMM Başkanı çıkıp da “sembolik tören yapacağız liderler gelmesin” deme cüretini gösteremez. TBMM’de bulunan tüm siyasi partilerin genel başkanlarının 23 Nisan ruhuna uygun biçimde Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’e saygılarını sunması ve ardından yüce Meclis’te günün anlamını yaşayıp ne için orada bulunduklarını göstermeleri 83 milyon vatandaşımızın her birine karşı değişmez borçlarıdır!

Türk Milleti Bu Ablukayı Yarmak Zorundadır

Sonuç olarak artık gerçeklerin üstünü örtecek hiçbir yalan yoktur. Dünya değişmektedir ve salgınlar da bu değişim sürecini hızlandırmıştır. Milyonlarca insanın aynı anda işsiz kaldığı, milyarlarca insanın evlere kapandığı ve üretimin bir anda durduğu bir dönemde, toplumun korkularından faydalanarak sadece Sağlık Bakanlığı’nın ya da sağlık çalışanlarının fedakarlıkları üzerinden propaganda yapılması yeterli değildir. Tüm bakanlıkların topyekun yeni dönemi anlaması, eşit sorumlulukla Türk milletini geleceğe hazırlaması dışında bir yol yoktur. Bu itibarla kamuoyu bir kez daha dikkatini gerçeklere vermeli ve TBMM  başta olmak üzere herkesten ve her kurumdan üstüne düşeni yapmasını beklemelidir. 

Siyaset-Bu-Denli-İtibarsızlaştırılmışken-TBMM-Neyin-Tatilini-Yaşıyor

Bu Kez de Eczacıların Sesi Oldu



Korona nedeniyle yaşamını yitiren eczacıların sayısının giderek artması üzerine konuyu masaya yatıran CHP’li Umut Oran, Sağlık Bakanı Koca’ya başvurarak acil önlem alınmasını istedi.

Covid19 virüsü nedeniyle giderek artan olumsuzlukların yansımalarının azaltılması için özel çaba harcayan CHP’li Umut Oran, bu kez de eczacıların sesi oldu ve giderek artan sorunlarını gündeme taşıdı. 

Eczacılar için üç bakanlık birlikte çalışmalı 

Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bilgi edinme başvurusu yapan CHP’li Umut Oran, “Korona mücadelesi veren sağlık ordusunun başındaki kişi olmanız nedeniyle bu süreçte büyük zorluklar yaşayan eczacılarla ilgili sorunların da ancak sizin koordinasyonunuzda Çalışma ve Ticaret Bakanlıkları ile yapacağınız işbirliği ile çözülebileceğine inanıyorum” dedi.

5 eczacı yaşamını yitirdi

13 Nisan 2020 tarihi itibariyle 4 eczacının hastanede tedavi gördüğünü, 12 eczacının evinde karantinada olduğunu; 3 eczane çalışanının hastanede tedavi gördüğünü, 25 eczane çalışanının ise evinde karantinada olduğuna dikkat çeken Umut Oran, “Bugüne dek yaşamını yitiren eczacı sayısı ise 5’e ulaştı. Bu nedenle bazı soruların doğrudan size yöneltilmesi eczacılarla ilgili tıkanan ve yaşam tehlikesine yol açan sürecin açılmasını sağlayacaktır” dedi. Umut Oran, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya şu soruları yöneltti:

1)     COVID-19 mücadelesinde Sağlık Bakanlığı eylem planına göre eczaneleri 1. Basamak sağlık kuruluşu olarak mı görüyorsunuz, eczaneler korona mücadelesinde hangi statüdedir, bu süreçte eczaneler neden görmezden geliniyor?

2)     Eczanelere özellikle 11 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak hangi yardım, teşvik veya kolaylıklarda bulundunuz? Yardımınız söz konusu değilse bu konuyu ne zaman gündeme alacaksınız?

3)     COVID-19 mücadelesinde sağlık çalışanları de enfekte oluyor ve yaşamlarını yitiriyor. Mücadelenin ilk gününden bu yana ön safta mücadele eden eczacılar ve eczane çalışanlarının da maalesef hastalık ve vefat haberlerini alıyoruz. Bu nedenle tüm eczacılarımızın ve eczane çalışanlarının düzenli aralıklarla testten geçirilmesi mümkün değil midir, bunu neden yapmıyorsunuz?

4)     Eczacılar ve eczane çalışanlarının koruyucu ekipman temini konusunda neden acil yardım sağlanmıyor, bu konuda hangi önlemleri alacaksınız?

5)     Eczacılar ve çalışanlarının sadece kendilerini koruyabilmeleri için maske satın almalarına neden izin verilmiyor? Kendini koruyamayan eczacı ve çalışanları, virüsü yayan kişiler haline gelmez mi?

6)     Hükümetinizin açıkladığı ekonomik paketlerde eczacılara da yer verilmesi mümkün değil mi, bu konuda hangi girişimde bulundunuz/bulunacaksınız?

7)     Eczanelerin hastalara verdikleri ilaçlar için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 90 gün içinde yaptığı geri ödemelerin bu süreçte 30 güne çekilmesi sağlanamaz mı?

8)     İlaç fiyat kararnameleri 5 yıldır neden çıkarılmıyor?

9)     Eczanenin cirosuna bağlı olarak SGK’nın her ilaçta yaptığı yüzde 0,75-2,75 oranındaki indirimin bu süreçte sıfırlanması mümkün değil mi?

10)  Eczanelerde eldiven ve ateş ölçerlerin satış fiyatları nedeniyle vatandaşlarla yaşanan tartışmaların, fahiş fiyatların önüne geçebilmek için ecza depolarına satış yapan firmalara bu ürünler için taban ve tavan fiyat ilan edilemez mi

11)  Türkiye genelinde zaten 3 ecza deposu bulunduğu ve ilaç takip sistemi (İTS) üzerinden maske, eldiven, ateş ölçer fiyatları dahi SGK tarafından takip edilebildiği için bu ürünlerin ecza deposuna satışı aşamasında taban-tavan fiyat belirlenmesi için Ticaret ve Çalışma Bakanlıkları ile görüşecek misiniz?

Çalışma Bakanlığı’na Başvurdu



600 MÜFETTİŞ 19 BİN İŞYERİNİ  60 GÜNDE İNCELEYEMEZ, İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLMEDEN HEMEN ACİL ÇÖZÜM BULUNMALI.

İŞSİZLİK SİGORTASI FONU İLE 4,5 MİLYON İNSANA 3 AY BOYUNCA EN AZINDAN ASGARİ ÜCRET VERİLEREK BU ZOR DÖNEMİ GEÇİRMELERİNE YARDIM EDİLMELİ

Umut Oran, kısa çalışma ödeneği için 19 bin işyerinden 420 bin çalışan adına yapılan başvuruların rutin kontrollerle incelenmesinin aylar süreceğini, insanların bu sürede açlıktan ölebileceği uyarısı yaparak, “Çalışma Bakanı’na, ‘olağanüstü dönemde olağanüstü önlemler’ alınamaz mı, e-bildirgeler ve banka üzerinden yapılan maaş ödemeleri belli, yazılımla otomatik kontrol sağlayarak ödenek ödemesi hızlandırılamaz mı?” diye sordu.

Korona nedeniyle ortaya çıkan acil sağlık ve çalışma yaşamına dair sorunlara çözümler üretmek amacıyla ayrıntılı çalışmalar yürüten CHP’li Umut Oran bu kez de 19.000 işyerinde izine çıkartılan 420.000 çalışana ödenecek kısa çalışma ödeneğinin önündeki devasa sorun için devreye girdi. Umut Oran Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zümrüt Selçuk’a, “600 müfettiş 19 bin işyerini  60 günde inceleyemez, insanlar açlıktan ölmeden hemen acil çözüm bulunmalı. , olağanüstü dönemde olağanüstü önlemler alınamaz mı, e-bildirgeler ve banka üzerinden yapılan maaş ödemeleri belli, yazılımla otomatik kontrol sağlayarak ödenek ödemesi hızlandırılamaz mı?” diye sordu.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bilgi edinme başvurusu yapan Umut Oran, dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği corona salgını mücadelesinde bazı önlemlerin ivedilikle alınması gerektiğine işaret etti. Umut Oran’ın başvurusu şöyle:

“Malumunuz olduğu üzere  7226 sayılı Kanun’un 41. maddesi ile 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na geçici 23. madde eklenerek; 30.6.2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, Ek 2/3. maddede işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanacak hale getirilmiştir. Buna göre; kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, işyerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 Sayılı Kanun’un 25/1. maddesinin (II) numaralı bendinde yer alan sebepler (ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri) hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekmektedir. Yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılacağı da belirtilmektedir. Bu kapsamda;

1.     Kısa çalışma ödeneği için 19 bin işyerinin toplam 420 bin çalışan için başvurduğu doğru mudur, başvuran söz konusu işletme ve çalışan sayısı güncel olarak kaç kişiye/işyerine ulaşmıştır?

2.     Ödeme yapılması için her başvuru, her işletme için müfettişlerin uygunluk denetimini bitirmeleri mi beklenecek? 

3.     60 müfettiş ile 500 bin işyerinin uygunluk denetimi yapılması için kaç aylık zaman gerekmektedir?

4.     Söz konusu uygunluk denetiminin yapılması için, içinden geçilen olağanüstü dönemde giderek büyüyen kriz nedeniyle, olağanüstü yöntemler getirilemez mi? Herşeyin dijital kayıt altına alındığı günümüzde söz konusu uygunluk denetimi bakanlığınız kaydındaki e-bildirgeler, yapılan ödemeler üzerinden geliştirilecek algoritmayla süre kısaltılamaz mı?

5.     60 günlük süre içerisinde 420 bin çalışan için denetimin bitmeyeceği bugün bile belli olması karşısında hangi önlemleri aldınız ya da alacaksınız?

6.     Zorunlu olarak kapatılan kahvehane, berber, kuaför, hamam, otobüs taşımacılığı, havayolu taşımacılığı, işten çıkarılan taksicilerle birlikte aylık alamayan geçinemeyen insan grubuna 500 bin kişinin daha katılacağı bilgisi doğru mudur?

7.     Toplam olarak 4,5 milyon insana ulaşan bu gelirini kaybetmiş çalışanlar için İşsizlik Sigortası Fonu’nu devreye neden sokmuyorsunuz?

8.     İnsanların evlerinde açlıktan ölmeleri veya zayıf düşen vücut dirençleriyle coronaya yakalanmalarını önleyebilmek, yaşamak için gereken temel giderlerini karşılayabilmeleri için İşsizlik Fonundaki 131 milyar TL’nin söz konusu 4,5 milyon vatandaşımıza 3 ay boyunca asgari ücret üzerinden desteklenmeleri için çalışmanız var mı, yoksa bu çalışmayı neden yapmıyorsunuz? 

600-MÜFETTİŞ-19-BİN-İŞYERİNİ-60-GÜNDE-İNCELEYEMEZ-İNSANLAR-AÇLIKTAN-ÖLMEDEN-HEMEN-ACİL-ÇÖZÜM-BULUNMALI

Umut Oran Doktorların Sesi Oldu



Heybeliada Sanatoryumu’nun  yeniden açılmasını istedi

Anne babası tıp doktoru olan CHP’li Umut Oran Corona mücadelesinde kahramanca görev yapan doktorların yaşadıkları sıkıntılara duyarsız kalmadı. Kamu hastanelerindeki sağlık çalışanlarının sorunlarını zaten gündemde tutan Umut Oran, pandemi hastanesi ilan edilmesinin ardından özel sağlık kuruluşlarında çalışan 45 bin doktorun yanı sıra binlerce sağlık personelinin maaşlarını tam olarak alamaması ve hatta 1-2 ay içerisinde bu tesislerin tamamının kapanmak zorunda kalacağı uyarısıyla Sağlık Bakanlığına başvurarak önlem alınmasını istedi. 1924 yılında kurularak vereme karşı onyıllarca başarılı mücadele veren Heybeliada Sanatoryumu’nu da unutmayan Umut Oran, 2005 yılında kapatılan sanatoryumun yeniden açılmasını bakanlıktan talep etti.

Bilgi Edinme Yasası kapsamında bugün Sağlık Bakanlığına başvuran CHP’li Umut Oran özel hastanelerin büyük bölümünün kapanmak üzere olması ve Heybeliada Sanatoryumunun durumunu gündeme getirdi. Umut Oran, Sağlık Bakanlığına yaptığı başvuruda şunları kaydetti:

“Coronaya karşı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de topyekun mücadele veriyoruz ve bu savaşta doktorlarımız sağlık çalışanlarımız ön cephede yaşamları bahasına uğrayıp halkımızı korumaya çalışıyor. Bu mücadelede kamu özel ayrımımı olmaması için SAĞLIK BAKANLIĞI olarak da birtakım önlemleri aldınız. Anne babası tıp doktoru olan bir vatandaş olarak bu mücadelede bakanlığımızın çalışmalarını yürekten destekliyorum. Ancak işleyişte ortaya çıkan sorunları gidermek adına bazı sıkıntıları gündeme getirip çözmek gerekiyor. 2005 yılında kapatılan Heybeliada Sanatoryumunun da bu süreçte değerlendirilmesi düşünülebilir.”

CHP’li Umut Oran’ın yanıt beklediği sorular şöyle:

1- Pandemi hastanesi ilan edilen özel hastanelerin ayakta muayene ve normal ameliyat yapamadığı için Mart ayında gelirlerinin yüzde 90’ını kaybettiği bilgisi doğru mudur?

2- 45 bin doktorun çalıştığı özel hastanelerin, Türkiye’deki 25 bin yetişkin yoğun bakım yatağının yüzde 65’ine sahip olduğu bilgisi doğru mudur?

3- Mart ayı içerisinde kaç özel hastaneye toplam kaç TL ödeme yaptınız? Corona tedavisi ve yoğun bakımı için yapılan ödemelerin toplam miktarı kaç TL’dir? Özel hastaneler Corona ile ilgili sarf malzemelerinin bedelinin karşılanmaması nedeniyle zorlandıkları için bu bedelin günlük olarak karşılanması mümkün müdür?

4- Mart ayı maaşlarını zorlanarak ödeyen özel hastanelerin nisan ayında doktor ve hemşirelere maaşlarını yüzde 25’ini keserek ancak yatırabileceği, Mayıs’ta ise ödeme yapamayacağı bilgisi size iletildi mi? Bu vahim durumu nasıl önleyeceksiniz?

5- Pandemi mücadelesi veren özel hastanelerdeki doktor/hemşirelerin maaşlarını, kamudaki muadillerinin düzeyinde en azından 3-4 ay boyunca Sağlık Bakanlığı olarak ödeme vb. planlamanız var mıdır?

6- Tedavi yaparken, görevi başında coronaya yakalanarak yaşamını yitiren sağlık çalışanları da aynen cephede yaşamını yitiren askerlerimiz gibi görev şehidi sayılacak mı?

7- Corona mücadelesinin sekteye uğramaması için bu süreçte özel hastanelerin geçici veya sürekli olarak kamulaştırılması mümkün müdür?

8- Sağlık Bakanlığı’nın 01.08.2005 tarihli kararıyla lağvedilen Heybeliada Sanatoryumu Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni neden yeniden açmıyorsunuz, bu konuda bir planlamanız var mıdır?

9- Heybeliada’da 1924’ten itibaren yalıtılmış bir şekilde yıllarca vereme karşı başarılı mücadele yürüten 660 yataklı sanatoryum hastanesi yeniden açılarak Corona pandemisine karşı yürütülen savaşta Türkiye’ye güç katmaz mı?