Yazılar

Siyaset Bu Denli İtibarsızlaştırılmışken TBMM Neyin Tatilini Yaşıyor?



ACİL BÜTÇE REVİZYONU GEREKİYOR

TBMM BAŞKANI 23 NİSAN TALİMATI VEREMEZ !

CHP’li Umut Oran, korona nedeniyle tüm dünyada dengelerin değiştiğini Türkiye’de de hayatın her alanında olumsuzluklar yaşandığını, hükümet ve TBMM’nin çok daha fazla çalışması gerekirken herşey çok sıradanmış gibi davranılmasına tepki gösterdi. Mart ayında bütçenin yüzde 43 açık vermesi nedeniyle hükümetin acilen 2020 bütçesini gözden geçirmesi gerektiğini belirten Umut Oran, “bu duruma gelinmesinde TBMM’nin işlevsizleştirilmesinin payı büyüktür ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yetkisi kısırlaştırılmış TBMM sadece sembolik olarak vardır. Ancak bu olumsuz duruma rağmen milletvekillerinin 45 gün tatil yerine Meclisi açık tutması, gerekli önlemleri alarak halka mesaj vermesi mümkündür. Siyaset itibarsızlaştırılmışken TBMM neyin tatilini yaşıyor? Böylesi bir ortamda TBMM’nin 100. Yıldönümünde TBMM Başkanı da çıkıp ‘sembolik tören yapacağız liderler gelmesin’ deme cüretini gösteremez. TBMM’de bulunan tüm siyasi partilerin genel başkanlarının 23 Nisan ruhuna uygun biçimde Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’e saygılarını sunması ve ardından yüce Meclis’te günün anlamını yaşayıp ne için orada bulunduklarını göstermeleri 83 milyon vatandaşımızın her birine karşı değişmez borçlarıdır!” diye konuştu.

Korona nedeniyle tüm ülkeler gibi Türkiye de zor durumdayken hükümetin bütçeyi gözden geçirerek lüzumsuz harcamalarını kısmamasına ve TBMM’nin de 45 gün tatile girmesine tepki gösteren CHP’li Umut Oran yazılı bir açıklama yaparak şunları ifade etti:

Sadece Sağlık Bakanı’nın Değil Hükümetin Sorumluluğu 

Tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkileyen Korona virüs salgınıyla mücadele, sadece Sağlık Bakanlığı’nın değil, devletin tüm kurumlarının da ortak görevidir. Özellikle Türkiye gibi, yapısal ekonomik sorunlarının yanında “tek adam rejiminden” kaynaklanan sorunların da tüm şiddetiyle yaşandığı ülkelerde, virüs salgınının yarattığı büyük değişim, teknolojinin dayattığı büyük dönüşümle birlikte ele alınmalı ve topyekûn bir mücadele yürütülmelidir.

Ancak virüsün Türkiye’de ilk açıklandığı 10 Mart 2020’den beri yaşananlar göz önüne alındığında, ülkeyi 18 yıldır aralıksız yöneten iktidarın, tüm sorumluluğu Sağlık Bakanı’na, Bilim Kurulu’na ve sağlık çalışanlarına yüklediği, salgını bile “propaganda ve siyasi rant” aracı olarak kullandığı gözlenmektedir. 

Türk milleti canının derdine düşmüşken ve durma noktasına gelen ekonomi sebebiyle önümüzdeki ayların ve yılların tahmin edilenden çok daha büyük sorunlara yol açacağı ortadayken ne yazık ki iktidar bloğu hala “topyekun mücadele” anlayışından çok uzaktır.

Bakanlıkların Geleceğe Yönelik Planları Var mı?

Korona mücadelesi elbette öncelikli olarak Sağlık Bakanlığı’nın görev alanındadır, ancak yarattığı sonuçlar tüm bakanlıkları ve hatta ülkenin geleceğini etkilemektedir. Örneğin virüse karşı sokağa çıkmama ya da sosyal mesafeyi koruma kararı önerisini sağlık kurulları getirmesine karşın boş sokaklar nedeniyle dükkanını işletemeyen esnafın ya da ya da kapanan işyerinden çıkartılıp işsiz kalan yurttaşlarımızın sorunları “tüm bakanlıkları” ilgilendirmektedir. 

Benzer şekilde kapanan okullarda okuyan öğrencilerin “uzaktan eğitimi” için gerekli önlemleri almak birinci derecede Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevidir ancak kısa, orta ve uzun vadede teknolojinin anaokulundan üniversitelere kadar yaygınlaştırılmasından, ihtiyacın çok üzerinde mezunu olan bölümlerin kontenjanlarının azaltılmasından ve teknolojik değişim sebebiyle mevcut nitelikleriyle iş bulması mümkün olmayanların iş hayatına yeniden hazırlanmasından nerdeyse tüm Bakanlıklar en az bir yönüyle sorumludur. 

İktidar, Muhalefete Değil Değişen Dünyaya Odaklanmalıdır

Ancak korona virüsüyle mücadelede geçen yaklaşık 2 aylık süre zarfında, dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan olumlu ve olumsuz tüm örnekler ortada olmasına ve çıkarılacak pek çok ders bulunmasına rağmen iktidar bloğu “krizi fırsata çevirme adı altında” muhalefet partilerini düşmanlaştırmaya ve belediyeler üzerinden ötekileştirici politikalar uygulamaya devam etmektedir. Oysa yaşananların tam tersinin yapılması, aklın ve vatanseverliğin gereğidir. Kanada, Almanya gibi ülkelerin “kimseyi geride bırakmayacağız” anlayışı ile doğrudan yardımlardan vergi indirimlerine ve yeni teşviklere kadar pek çok alanda, aynı anda ve aynı hedefe özgülenmiş adımlar atması gerçeği ortadayken muhalefet partilerine mensup belediyelerin dağıttığı “bedava ekmeğe” göz dikmek mili birliği dinamitlemektir. 

Acil Bütçe Revizyonu Gerekiyor

İktidar bloğu, mart ayında %43 açık veren 2020 bütçesi başta olmak üzere, tüm bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının ödeneklerini gözden geçirmek, acil tasarruf tedbirlerini alarak azalan gelire göre bütçedeki tüm gider kalemlerini revize etmek zorundadır. Acil bütçe müdahalesinin ardından 2023 stratejik planlarının yenilenmesine gelecektir, bunu yaparken de iktidar; süreci meslek odaları, bilim dünyası ve diğer paydaşlarla birlikte ele alarak ülkeyi geleceğe hazırlamalıdır.

Siyaset İtibarsızlaştırılmışken TBMM Neyin Tatilini Yaşıyor?

Geniş toplum kesimlerinin tarifsiz korkular içinde savrulmasının sebepleri sadece virüs tehlikesi ya da çaresizlik duygusu değildir. Paniği körükleyen ana sebeplerden biri “itibarsızlaştırılan siyaset kurumunun topluma güven vermemesidir.” Elbette Türkiye özelinde bu duruma gelinmesinde TBMM’nin işlevsizleştirilmesinin payı büyüktür ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yetkisi kısırlaştırılmış TBMM sadece sembolik olarak vardır. Ancak bu olumsuz duruma rağmen milletvekillerinin Meclisi açık tutması, gerekli önlemleri alarak halka mesaj vermesi mümkündür. Bu derece itibarını kaybetmiş bir siyaset kurumu ortadayken ve Türk milleti küçücük de olsa bir umut ararken, yüzyılın global  krizi yaşanırken Meclis’in böyle bir olağanüstü dönemde 45 gün tatile girmesi, TBMM’yi iyice hayatın dışına çıkarmak dışında bir anlama gelmeyecektir. Böyle bir tavırsa kötü olan itibarı iyice kötüleştirecek ve geleceğe dair olumlu beklentileri de yok edebilecektir.

TBMM Başkanı 23 Nisan Talimatı Veremez

Tam da birlik beraberliğe ihtiyacımız olan böylesi bir ortamda TBMM’nin 100. Yıldönümünde TBMM Başkanı çıkıp da “sembolik tören yapacağız liderler gelmesin” deme cüretini gösteremez. TBMM’de bulunan tüm siyasi partilerin genel başkanlarının 23 Nisan ruhuna uygun biçimde Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’e saygılarını sunması ve ardından yüce Meclis’te günün anlamını yaşayıp ne için orada bulunduklarını göstermeleri 83 milyon vatandaşımızın her birine karşı değişmez borçlarıdır!

Türk Milleti Bu Ablukayı Yarmak Zorundadır

Sonuç olarak artık gerçeklerin üstünü örtecek hiçbir yalan yoktur. Dünya değişmektedir ve salgınlar da bu değişim sürecini hızlandırmıştır. Milyonlarca insanın aynı anda işsiz kaldığı, milyarlarca insanın evlere kapandığı ve üretimin bir anda durduğu bir dönemde, toplumun korkularından faydalanarak sadece Sağlık Bakanlığı’nın ya da sağlık çalışanlarının fedakarlıkları üzerinden propaganda yapılması yeterli değildir. Tüm bakanlıkların topyekun yeni dönemi anlaması, eşit sorumlulukla Türk milletini geleceğe hazırlaması dışında bir yol yoktur. Bu itibarla kamuoyu bir kez daha dikkatini gerçeklere vermeli ve TBMM  başta olmak üzere herkesten ve her kurumdan üstüne düşeni yapmasını beklemelidir. 

Siyaset-Bu-Denli-İtibarsızlaştırılmışken-TBMM-Neyin-Tatilini-Yaşıyor