Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini zaferle tamamladıktan ve kesintisiz devrimlerle Türk çocuklarının dünyayla mücadele etmesine fırsat verdikten sonra aramızdan ayrıldı. 1938’den bugüne kadar geçen 87 yılda, on milyonlarca Türk çocuğu, her 10 Kasım’da, tıpkı geri kalan 364 günde olduğu gibi, Atatürk’e saygısını ve sevgisini gösterdi. Bu duygu yoğunluğu ve düşünce birliği, dünyanın hiç bir yerinde görülemeyecek, en büyük sivil hareketlerden biridir. Zorunlu olmadıkları halde, milyonlarca insanın aynı anda saygı duruşunda bulunması, on milyonlarca gencin Atatürk’ün yolundan yürüme iradesini ortaya koyması, geleceğe umutla bakabilmemizin de yegane sebebidir.
Cumhuriyet çocuklarının, bir kısmının, bardağın boş tarafına odaklandıklarını, geleceğin de karanlık olduğunu düşündüklerini biliyorum. Son çeyrek yüzyılda yaşananların pek çok gencin üzerinde olumsuz etkiler yarattığını da görüyorum. Ancak her 10 Kasım’da, Türk milletinin, hiç kimseden talimat beklemeden Atatürk’te birleşmesini her olumsuzluğa karşı bize mücadele gücü verecek bir gerçeklik olarak da kabul ediyorum.
Belki bugün, belki yarın ama mutlaka, Tük milletini ve Türkiye Cumhuriyetini “muasır medeniyetlerin ötesine taşıyacak” kadrolar Atatürk’ün yolunda yürüyenler arasından çıkacaktır. Çünkü Atatürk; aklın özgürleştirilmesi, değişen dünyanın kavranması, geleceği inşa etme özgüveninin oluşması demektir.
Atamızı aramızdan ayrılışının 87. yılında hasretle ve minnetle anıyorum. Emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini ilelebet payidar kılma mücadelemiz devam edecek.
Ne mutlu Türk’üm diyene.
Umut Oran
Saygı, sevgi ve özlemle…