Değerli Dostlarım,

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 102. yılındayız. Türk milletinin Avrupa’dan tamamen sürülüp, yok oluşa terk edilmek istendiği bir dönemde, bedelini kanla ödeyip, bizlere bağımsız ve özgür bir Türk Yurdu armağan edenlere minnet duyuyorum. Onların emaneti olan Türkiye Cumhuriyet’inin de ilelebet payidar kalmasını diliyorum; Türk gençliği sayesinde, öyle olacağını da biliyorum. 

Ancak ülkemizin çok zor bir dönemden geçtiğini de görmek zorundayız. Dünyada ittifaklar kuruluyor, eski ittifaklar yıkılıyor. Tıpkı I. ve II.Dünya Savaşlarından önce olduğu gibi her devlet, elindeki tüm imkanlarla ordularını büyütmeye, en etkili silahları üretmeye/satın almaya çalışıyorlar. Yarınların nasıl olcağı ise belirsiz!

Ben, bu ahval ve şerait içinde dahi Türk çocuğunun başarılı olacağına ve geleceğe ulaşacağına eminim. Ancak bunun için en temel ihtiyacın: Millet olarak birbirimize daha sıkı sarılmak, dayanışmak, birlik içinde yaşamak olduğuna inanıyorum. Bana göre, dünyanın bu derece silahlandığı bir dönemde, küçük ayrılıklar üzerinden, sen-ben diyerek, bir diğerine diş bileme dönemini geride bırakmalı ve gücümüz neye yetiyorsa Türkiye Cumhuriyet’inin ve Türk milletinin geleceği için onu yapmalıyız. Çiftçiler, tüm zorluklara rağmen daha fazla üretmeye, toprağı daha verimli kullanmaya çalışmalı. Mühendislerimiz, tüm bilgi-birikimlerini maksimum seviyede kullanarak yurdumuza daha geniş imkanlar sunacak yol ve yöntemlere odaklanmalı. Doktorlarımız, öğretmenlerimiz, işçilerimiz ve hatta çocuklarımız bile “en iyi” hallerine ulaşmak için çabalamalı ve bu sıkıntılı dönemde geleceğe dair umut olmalı. 

Biliyorum ki Türk milleti, ekonomik olarak çok ezildi. Özellikle eğitimli, üniversite mezunu gençlerimiz büyük bir belirsizliğin içindeler. Biliyorum ki, aileler yoruldu, sofraların bereketi azaldı, yaşam her anlamda zorlaştı… Elbette biliyorum ki her yaştan Cumhuriyet çocuğu çok büyük ayrımcılıklara, ötekileştirmelere maruz kaldılar. Ancak tüm bunlara rağmen asla pes etmeden, Türk yurdunun ve Türk milletinin geleceği için umutlu olmalı, Cumhuriyetimizin 102.yılından sonsuzluğa kararlı bir selam göndermeliyiz. Bunu da bir olursak başarabiliriz. Zaten Atatürk’ün tavsiyelerinin özü de budur: Şartlar ne kadar ağır olursa olsun Türk bağımsızlığını ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmak.

İnanıyorum ki muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Lütfen vazgeçmeyin, umudunuzu yitirmeyin, tüm olumsuzluklara rağmen hep birlikte geleceği inşa edeceğimize inanın. 

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Umut Oran