Hükümetin Suriye politikasının faturası giderek büyüyor

  • ABD’nin, gelecek nesillerinin ihtiyacı olan enerji arzını güvenceye almak, bu doğrultuda dünya enerji kaynakları üzerindeki hâkimiyetini perçinlemek amacıyla, BOP kapsamında Ortadoğu ülkelerinde “Arap Baharı” adı altında yürüttüğü ülke sınırları ve yönetimlerini değiştirme operasyonu Suriye’de istendiği gibi yürümedi.
  • Ancak BOP taşeronluğu kapsamında Suriye yönetimini devirme görevi verilen AKP hükümetinin, örtülü bir savaş boyutuna getirdiği süreçten en fazla Türkiye ekonomisi zarar görüyor;  yaşanan gerilimin başta sınır ve bölge illeri olmak üzere Türkiye’ye faturası giderek büyüyor.
  • Son yıllarda ticaret, turizm ve emlak alanında hızla gelişen Türkiye-Suriye ilişkileri, bu ülkede AKP’nin körüklediği ve açık-gizli biçimde içinde yer aldığı iç savaş sürecinde hızla kötüleşti. Özellikle Suriye’ye yakın olan Hatay, Kilis, Gaziantep, Mardin ve Şanlıurfa gibi illerin ekonomileri durumdan olumsuz etkilenmeye başladı. Dolaylı etkilerle birlikte bu süreç başta Suriye ile yakın ilişkide olan iller olmak üzere Türkiye ekonomisini olumsuz etkiliyor.
  • İhracatında Suriye’nin önemli yer tuttuğu Gaziantep, Hatay, Kilis, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa’nın oluşturduğu 7 sınır, komşu ve bölge ilinin, bu ülkeye toplam dış satımı ilk yedi ayda yüzde 58 azaldı. 7 ilin geçen yıl ilk yedi ayda Suriye’ye 194.5 milyon dolar olan ihracatı bu yıl 82.3 milyon dolarda kaldı. Bu illerin Suriye’ye ihracatındaki düşüş özellikle Temmuz ayında yüzde 85’e ulaştı.
  • Suriye ile yaşanan gerilimin etkisi komşu illerle sınırlı kalmadı. Türkiye’nin toplam ihracatının olduğu gibi Suriye’ye ihracatın da en büyük bölümünü yapan İstanbul’un bu ülkeye geçen yıl ilk yedi ayda 330.2 milyon dolar olan ihracatı yüzde 43.5 düşüşle bu yıl 186.7 milyon dolara indi. Kocaeli’nin bu ülkeye ihracatı da yüzde 98.9 düşüşle 275.7 milyon dolardan 3.1 milyon dolara geriledi.
  • Türkiye’nin Suriye’ye geçen yıl ilk yedi ayda 1 milyar doları aşan ihracatı, bu yıl yüzde 66.5 düşüşle 338.2 milyon dolara indi.  İhracatta geçen yıla göre 700 milyon dolara yakın kayıp var.
  • Türkiye, Suriye’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 5 ülke arasında yer alırken, 2010’dan itibaren en fazla ithalat yaptığı ülke konumuna gelmişti.
  • Suriye’den gelen turist sayısı yılın ilk yedi ayında geçen yıla göre yüzde 35.3 azalarak 439 binden 284 bine geriledi. Suriyeli turist sayısındaki 155 bin kişilik düşüş 100 milyon doların üzerinde kayıp anlamına geliyor. Bu gelişme, turist sayısının büyük bölümünü Suriyelilerin oluşturduğu Şanlıurfa, Mardin, Hatay, Gaziantep, Kilis gibi illerin ekonomisini doğrudan etkiliyor.
  • Ekonomisinde Suriye ile ticaretin önemli yer tuttuğu bölge illerinin ekonomisinde yaşanan olumsuzluklar, bu illerde toplanan vergi gelirlerinde düşüşe yol açtı.
  • Türkiye’de kamp, okul, yurt vb. tesislerde ağırlanan 80 bine yakın rejim muhalifi Suriyeliye yapılan harcamaların 400 milyon liraya yaklaştığı tahmin ediliyor. Bunlar içinde günü birlik sınırı geçerek savaşıp geri dönen terörist gruplar da var. Devletin, Suriyeli muhaliflere insanı yardımın dışında silah, mühimmat, lojistik sağladığı söyleniyor.
  • Sığınmacılar özellikle Gaziantep’teki kiraları 3 katına çıkardı. Orta halli göçmenler Hatay, Kilis ve Adana, daha varlıklılar ise Mersin’i tercih ediyor.

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında, gelecek nesillerinin ihtiyacı olan enerji arzını güvenceye almak, bu doğrultuda dünya enerji kaynakları üzerindeki hakimiyetini perçinlemek amacıyla, Ortadoğu ülkelerinde “Arap Baharı” adı altında yürüttüğü ülke sınırları ve yönetimlerini değiştirme-kendi istediği yapıyı oluşturma operasyonu, Suriye ayağında istediği gibi yürümedi. ABD, Suriye yönetimini devirme ihalesini AKP’ye verdi. Son yıllarda ticaret, turizm ve emlak alanında hızla gelişen Türkiye-Suriye ilişkileri, bu ülkede AKP’nin körüklediği ve bizzat içinde yer aldığı iç savaş sürecinde hızla kötüleşti. BOP taşeronluğu kapsamında Suriye yönetimini devirme görevi verilen AKP hükümetinin, örtülü bir savaş boyutuna getirdiği bu süreçten en fazla Türkiye ekonomisi zarar görüyor;  yaşanan gerilimin başta sınır ve bölge illeri olmak üzere Türkiye’ye faturası giderek büyüyor. Özellikle Suriye’ye yakın olan Hatay, Kilis, Gaziantep, Mardin ve Şanlıurfa gibi illerin ekonomileri durumdan olumsuz etkilenmeye başladı. Dolaylı etkilerle birlikte bu süreç başta Suriye ile yakın ilişkide olan iller olmak üzere giderek artan biçimde Türkiye ekonomisinin tamamını etkiliyor.              

  • Ulaştırma ve lojistik firmaları doğrudan etkilendi

Gaziantep ve Hatay, Suriye ve Ortadoğu’ya karayolu ile yapılan ihracat taşımacılığında en önemli sınır kapılarına ev sahipliği yapıyor. Karayolları Ulaştırma Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, bu illeri de kapsayan Adana Bölgesi (Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İçel, Kahramanmaraş, Karaman, Kilis,  Niğde, Osmaniye), İstanbul ve Ankara bölgelerinin ardından en çok çekici, kamyon, römork ve kamyonet tipi araca sahip üçüncü bölge konumunda. Bölge, toplamda ciddi bir araç stoku barındırmasının yanı sıra, Suriye ve Ortadoğu ile ilişkilerin iyileşmesinin ardından uluslararası taşımacılık ve komisyonculuk yetki belgesi sahibi firma sayısındaki artış ile de sektörde önemli bir yere sahip bulunuyor.
Uluslararası eşya taşıma acenteliği yapma yetkisine sahip firma sayısı Türkiye genelinde 2004’ten 2012’ye dek yüzde 22 azalırken, Adana Bölgesi’nde ise yüzde 142 arttı. Çok daha ciddi bir artış ise uluslararası eşya komisyonculuğu yapan firma sayısında gözlendi; 2004-2012 yılları arasında bölgede kurulu firma sayısındaki artış, Türkiye genelindeki artış oranının 8.5 katı düzeyinde gerçekleşti.
Türkiye ile Suriye arasında Akçakale, Cilvegözü, Karkamış, Öncüpınar, Yayladağı ve Nusaybin olmak üzere 6 sınır kapısı bulunuyor. Özellikle 2000 sonrası bu sınır kapılarının önemi arttı ve Suriye ile Orta Doğu’ya ihracatta yoğun bir şekilde kullanılır oldu. 2000-2011 arasında Suriye ile ortak olan sınır kapılarından ihracat amacıyla geçen toplam araç sayısı 140 bini aştı. 2004-2011 döneminde her yıl bir öncekine göre daha çok araç bu kapılardan geçiş yaptı; özellikle vizelerin karşılıklı olarak kalkmasının ardından 2010 yılında araç geçişinde ciddi bir artış yaşandı.
Ancak Suriye’de olayların başladığı 15 Mart 2011 tarihi bir dönüm noktası oldu ve sınırdan geçişler durma noktasına geldi. 2012’nin başında Suriye yönetiminin tadilat gerekçesi ile Akçakale Sınır Kapısı’nı tek taraflı olarak kapatması da krize eklenince, 2012’nin ilk 6 ayında bu kapıdan geçen araç sayısı 631 olarak kaydedildi. Oysa geçen yılın aynı döneminde bu kapıdan geçen kamyon sayısı 125 bin 631 olmuştu. Benzer biçimde Öncüpınar Sınır Kapısı’nda da kamyon geçişi yarı yarıya azaldı, 2012’in ilk 6 ayında sınırı geçen araç sayısı 22 bine düştü.
İhracatın bu durumdan nispeten daha az etkilenmesi içinse Mersin-Mısır ve Mersin-Lübnan-Tripoli RO-RO hatları oluşturuldu. Suriye’ye ve Ortadoğu’ya mal taşıyan karayolu lojistik firmaları, Suriye’deki krizden doğrudan etkileniyor. Riski öngörebilen lojistik firmalarının araçlarını başka rotalara kaydırmaları mümkün olsa da, sınır geçiş belgeleri bu konuda önemli bir kısıt oluşturuyor. Riski öngöremeyen firmaların sefer sayılarındaki azalma ise bu firmaların gelirlerine yansıyacak ve özellikle kredi kullanan firmaları mali bir darboğaza sürükleyecek.
Ortadoğu ile gelişen ticaretten pay almak isteyen ve Suriye’yi bölgeye açılan kapı olarak kullanan birçok taşımacılık firması, krizin etkisiyle sınırın kapanmasından olumsuz etkileniyor. Bu riski öngörüp rotasını başka pazarlara çevirenler zararı en aza indirgerken, riski öngöremeyenler mali zorluğa girecekler. 

  • Suriye ile dış ticaret durma noktasına geldi

İhracatında Suriye’nin önemli yer tuttuğu Gaziantep, Hatay, Kilis, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa’nın oluşturduğu 7 sınır, komşu ve bölge ilinin, bu ülkeye toplam dış satımı ilk yedi ayda yüzde 58 azaldı. 7 ilin geçen yıl ilk yedi ayda Suriye’ye 194.5 milyon dolar olan ihracatı bu yıl 82.3 milyon dolara düştü. Bu illerin Suriye’ye ihracatındaki düşüş özellikle Temmuz ayında yüzde 85’e ulaştı. Suriye ile ilgili yaşanan sürecin, bu illerin ekonomik performansını diğer illere göre daha çok etkilemesi kaçınılmaz…
Yedi aylık ihracat, sınır ve bölge iller içinde Gaziantep’te yüzde 51.8 düşüşle 58.5 milyon dolardan 28.2 milyon dolara, Hatay’da yüzde 29.8 düşüşle 51.6 milyon dolardan 36.2 milyon dolara, Şanlıurfa’da yüzde 94.3 düşüşle 42.8 milyon dolardan 2.4 milyon dolara, Osmaniye’de yüzde 97.3 düşüşle 16.8 milyon dolardan 457 bin dolara düştü. Mardin’in Suriye’ye yedi aylık ihracatı yüzde 68 düşüşle 9.5 milyon dolardan 3 milyon dolara, Kilis’in yüzde 30.9 düşüşle 8.1 milyon dolardan 5.6 milyon dolara, Mersin’in yüzde 9.8 düşüşle 7.1 milyon dolardan 6.4 milyon dolara geriledi.
Son yıllarda Suriye ile ilişkilerin gelişmesi sonucu özellikle Gaziantep’teki şirketler yeni pazarlara açılma ve bu sayede büyüme imkânı elde ettiler. Türkiye’nin en büyük 1000 firmasından 36’sının merkezinin bulunduğu Gaziantep’in bu avantajı, krizin ardından dezavantaja dönüştü ve kriz ilk başta Suriye ekonomisi ile sıkı bağları olan illeri vurdu.
Suriye ile yaşanan gerilimin etkisi komşu illerle de sınırlı kalmadı. Türkiye’nin toplam ihracatının olduğu gibi Suriye’ye ihracatın da en büyük bölümünü yapan İstanbul’un bu ülkeye geçen yıl ilk yedi ayda 330.2 milyon dolar olan ihracatı yüzde 43.5 düşüşle bu yıl 186.7 milyon dolara indi. Suriye’ye en fazla mal satan ikinci il olan Kocaeli’nin bu ülkeye ihracatı da yedi ayda yüzde 98.9 düşüşle 275.7 milyon dolardan 3.1 milyon dolara geriledi.
Türkiye’nin Suriye’ye geçen yıl ilk yedi ayda 1 milyar 10.2 milyon dolara ulaşan ihracatı, bu yıl yüzde 66.5 düşüşle 338.2 milyon dolara indi.  Suriye ile bozulan ilişkilerin doğrudan etkisi olarak ihracatta geçen yıla göre 700 milyon dolara yakın kayıp yaşandı. Yedi aylık dönemlere göre 81 ilin 77’sinde ihracat geçen yıla göre geriledi. Yedi aylık dönemde 6 ilde bu ülkeye hiç ihracat yapılmadı. Diğerlerinde de yüzde 9.8 ile yüzde 99.5 arasında değişen oranlarda düşüşler yaşandı. Suriye’ye “sıfır” ihracat yapan il sayısı özellikle temmuz ayında 28’e ulaştı.
Türkiye, Suriye’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 5 ülke arasında yer alırken, 2010’dan itibaren en fazla ithalat yaptığı ülke konumuna gelmişti.  Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı son on yılda hem tutar hem de ürün çeşitliliği açısından zenginleşmişti. Bu ülkeye yapılan ihracatta ürün grubu sayısı son on yılda 51’den 63’e, 25 milyon dolardan fazla ihracat gerçekleştirilen ürün grubu sayısı 1’den 16’ya yükselmişti. Bu ülkeye yapılan ihracatta başlıca fasılları tekstil elyafı ve mamulleri,  demir-çelik, elektrikli makine ve cihazlar, plastik mamuller, kara ulaşım araçları, metallerden nihai ürünler ile taş kömürü katranı ve ham petrol ürünleri oluşturuyor.

  • Suriyeli turist Türkiye’den ayağı kesti

Olayların patlak vermesiyle Türkiye’ye akın eden 100 bini aşkın Suriyeli mülteciye karşın, bu ülkeden Türkiye’ye gelen toplam turist sayısı yılın ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35.3 azaldı. Geçen yıl ilk yedi ayda 439 bin 6 olan Suriyeli turist sayısı, bu yıl aylara göre giderek azalarak yedi ayın toplamında 284 bine 254 bine düştü. Böylece turist sayısında sadece Suriye’den kaynaklanan 155 bin kişiye yakın bir düşüş yaşandı. Bu da 100 milyon doların üzerinde kayıp anlamına geliyor.
2000 yılında 122 bin kişi düzeyinde bulunan Türkiye’ye gelen toplam Suriyeli turist sayısı, 2011 yılında 974 bine ulaşmıştı. Türkiye’nin Suriye, İran ve Irak ile vizeleri kaldırmasının ardından, bu ülkelerin vatandaşları günübirlik alışveriş yapmak üzere Doğu Akdeniz ve Güneydoğu’daki illere gelmeye başlamış, benzer şekilde Türk vatandaşları da özellikle Suriye’ye geçerek alışveriş yapmışlar ve bu karşılıklı ilişki ticareti canlandırmıştı. Ancak Suriye’de yaşananlar ve sınır kapısının kapanmasının ardından Hatay, Mardin ve Antep’e alışveriş için düzenlenen günübirlik gezilerin sayısında ciddi bir düşüş gözlendi; bunun yanı sıra restoranlar, oteller ve perakendeciler de bu durumdan etkilenmeye başladı.
Suriyeliler sınır ve bölge illerindeki turist potansiyelinin büyük kısmını oluşturuyor. Yaşanan gerilim, turist sayısının büyük bölümünü Suriyelilerin oluşturduğu Şanlıurfa, Mardin, Hatay, Gaziantep, Kilis gibi illerin ekonomisini doğrudan etkiliyor. Sınır ve bölge illerinden Şanlıurfa’nın ağırladığı yıllık turist sayısının yüzde 98.4’ünü, Mardin’e gelen turistlerin yüzde 81.3’ünü, Hatay’ın turist sayısının da yüzde 71.8’ini Suriyeliler oluşturuyor. Bu oran Gaziantep’te yüzde 54.4, Kilis’te yüzde 28.8, İstanbul’da ise yüzde 0.7 düzeyinde bulunuyor.
Türkiye’ye gelen Suriyelilerin büyük çoğunluğu, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki illerden ülkeye giriş yapıyor. Suriyeli turistlerin Türkiye’ye en çok giriş yaptıkları altı ilin Suriyelilerin tüm girişlerindeki payı yüzde 95’i geçiyor. Halep’te yaşananların ardından sadece en yakında bulunan Hatay ve Kilis’teki sınır kapılarından geçişlerin sınırlandırılması bile, Türkiye’ye gelen Suriyeli turistlerin yüzde 70’ini etkileme potansiyeline sahip bulunuyor.
Özellikle Suriye ile Türkiye arasındaki vizelerin 16 Eylül 2009 tarihinden geçerli olarak karşılıklı kaldırılmasının ardından, günübirlik alışveriş ya da Türkiye’yi gezmeye gelen Ortadoğulu turistler, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki turizm gelirlerini önemli ölçüde artırmıştı.

  • Kredilerde geri dönüş riske girdi

Kriz öncesi dönemde Suriyeli turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği illerdeki girişimcilerin, kriz sonrası dönemde kredi borçlarını ödemekte zorlanmaları hem şehirlerin ekonomik yaşamını genel anlamda etkiledi, hem de bundan sonra yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansman zorlukları yaşamaları ihtimalini doğurdu. Bu illerdeki projeler için risk değerlendirmesi yapacak bankaların, verecekleri kredileri daha yüksek risk primi ile fiyatlama ihtimalleri önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor.
Son yıllarda artan Suriyeli turist potansiyelini değerlendirmek amacıyla, özellikle Hatay’da olmak üzere bölge illerinde restoran ve otel sahiplerinin, giriştikleri büyük yatırımlarını finanse etmek için bankalardan yüklü miktarlarda krediler kullandığı biliniyor. Yaşanan süreçte sınır kapısının kapanmasının ardından, turist sayısındaki hızlı düşüş nedeniyle söz konusu yatırımcıların kredi borçlarını ödemede zorlanır hale geldikleri belirtiliyor.

  • Bölgeye iş yapan girişimciler olumsuz etkileniyor

Yaşanan gelişmelerin sonucunda Türkiye-Suriye ilişkilerinin durma noktasına gelmesi, Suriye ve Ortadoğu ile iş yapan girişimcilerin de borçlarını ödemekte zorlanmalarına yol açıyor. Bu durum, bu bölge ile doğrudan iş yapmayan ancak illerinde yaşanan ekonomik yavaşlamadan etkilenen firmaların da finansman ihtiyaçları için daha yüksek risk primi ödemelerine yol açarak onları da dolaylı biçimde etkiliyor. 

  • İl ekonomileri daraldı vergi tahsilâtı düştü

Ekonomisinde Suriye ile ticaretin önemli yer tuttuğu bölge illerinin ekonomisinde yaşanan olumsuzluklar, bu illerde toplanan vergi gelirlerinde düşüşe yol açtı. Tahsilat bu illerin çoğunda geçen yıla göre geriledi ya da düşük artış gösterdi. Geçen yıla göre Kilis’te yüzde 24.3,  Mardin’de yüzde 18.1, Gaziantep’te yüzde 15.4, Mersin’de yüzde 2.2 düştü. Hatay’da yüzde 7.3, Şanlıurfa’da yüzde 4.4, Osmaniye’de yüzde 15.5 düşüş yaşandı. 7 il toplamında tahsilat geçen yılın yüzde 1 altında kaldı. Ekonomide yaşanan daralmanın vergi tahsilatına yansıması belli bir süre aldığı için, olumsuz etkilerin izleyen dönemde daha da net olarak görülmesi bekleniyor.

  • 80 bine yakın Suriyeli mülteci var

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı verilerine göre,  bugüne kadar Türkiye’ye toplam 110 bin 772 Suriye vatandaşı giriş yaptı, 32 bin 363 Suriye vatandaşı ise ülkesine döndü. Halen Hatay’da 11 bin 62, Gaziantep’te 11 bin 740 (3.631’i okul, yurt ve spor salonlarında), Kilis’te 15 bin 92 (2.950’si okul ve yurtlarda) Şanlıurfa’da 24 bin 947 kişi  barındırılıyor. Ayrıca Kahramanmaraş’ta 6 bin 589, Adana’da 3 bin 129, Adıyaman’da 951, Osmaniye’de 1.491 ve Malatya’da 2 bin 936 Suriyeli geçici olarak yatılı okullarda misafir ediliyor. 58’i refakatçi, 414’ü hasta ve yaralı olmak üzere toplam 472 kişi hastanelerde bulunuyor.  Hastanedekilerle birlikte Türkiye’deki Suriye vatandaşlarının sayısı toplam 78 bin 409’a  ulaşıyor.
Suriyelilerin Türkiye’ye gelmeye başladığı Nisan 2011’den Haziran 2012’ye kadar bu kamplar için harcanan para 200 milyon lirayı geçtiği açıklanmıştı. Gelinen aşamada bu harcamanın 300-400 milyon lira arasında olduğu tahmin ediliyor.

  • Orta ve yüksek gelirli sığınmacılar kiraları fırlattı

Kampların her türlü ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak inşa edilmesi nedeniyle, mültecilerin büyük bölümü barınma için herhangi başka bir girişimde bulunmuyor. Ancak özellikle orta halli ve üst gelir grubundaki sığınmacıların artan kiralık ev talepleri, bölgedeki illerde kiraların yükselmesine yol açıyor.
Sığınmacıların kiralık konut için hedeflerindeki illerin başında Gaziantep geliyor. Gaziantep’teki Tüm Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Aytaç’ın yaptığı açıklamaya göre, İl’de son 3-4 aylık süreçte kiralar 3 katına çıktı. Antep dışında Hatay, Kilis ve Adana’daki evlerin de orta halli göçmenlerden talep gördüğü, daha zengin göçmenlerin ise Mersin’i tercih ettikleri belirtiliyor.

  • AKP yanlış yolda!…

Suriye’de kanlı eylemler yapan muhalif gruplar Türkiye’deki sınır kamplarında ağırlanıyor. Halktan toplanan vergiler, AKP’nin bu taşeronluk görevi kapsamında yürüttüğü hizmetlerin finansmanında kullanılıyor. “Suriyeli mülteciler” diye anılan kimlikleri tam bilinmeyen kişiler için kurulan kamplarda kalanlar için milyonlarca dolar harcanıyor. Bu kamplarda kalanlar içinde El Kaide başta çeşitli terör örgütü üyeleri de bulunuyor. Bu kişiler günü birlik sınırı geçerek savaşıp geri dönüyorlar. Devletimiz, sığınmacıların barınma, beslenme her türlü ihtiyacının yanı sıra muhalif gruplara silah, mühimmat, lojistik desteği sağlıyor. Türkiye Devleti, Suriye’de örtülü bir savaşın içinde. Ancak bu Türkiye’nin savaşı değil, olmamalı.
ABD’nin bölgeyi yeniden dizayn etme projesinde verilen taşeronluk görevi çerçevesinde, bu ülkenin küresel çıkarları uğruna, Türkiye’nin komşularıyla arasında düzelmesi yüzyıllar alabilecek büyük düşmanlık ve sorunların tohumları atılıyor. Hükümet, izlediği dış politika ile hem ülkemizin, ulusumuzun aleyhine olacak bir siyasi sürece yol açıyor, hem de ülke ekonomisine ağır darbe vuruyor.
Rapor:
uo-SURIYE-2-1

 
 

Print Friendly, PDF & Email