Sanayici ve ihracatçı olarak, her zaman umutlu olmak zorundayız. Çünkü, hem bu ülkeye hem de istihdam ettiğimiz binlerce kişiye karşı büyük bir sorumluluğumuz var. Türk girişimcisinin son çeyrek asırda gerçekleştirdiği büyük atılımda geleceğe yönelik bu iyimser yaklaşımın büyük etkisi vardır. Bu bağlamda, hükümetin en önemli görevlerinden birinin attığı somut adımlarla sanayicinin yurtdışındaki rakipleriyle eşit şartlarda yarışmasına imkan vermek ve onun geleceğe dair inancını korumasını sağlamak olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında, 2002 yılından bugüne kadar yaşanan süreçte hükümet politikalarının sanayicinin umutlarını, adım adım tükettiğini ifade etmek isterim. Özellikle 2007 yılında 60. hükümet kurulduğunda, sanayici ve ihracatçılar olarak bütün iyimserliğimizle hükümetin, Türk sanayisi, ekonomisi adına sanayi dostu politikalar izlemeye başlamasını büyük bir umutla bekledik. Ancak, sanayici dostu politikalar izlemek bir tarafa, hükümet 5 yıldır izlediği yüksek faiz düşük kur politikasını kararlılıkla devam ettirerek ve özellikle 2008 yılının başından itibaren enerjiye astronomik zamlar yaparak sanayicinin hükümete dair son umutlarını da tüketti.
Dünyada fiyatlar düştü, bizde zam geldi
2008 Temmuz ayının ilk haftası 145 dolar düzeyini aşan petrolün varil fiyatı, bu hafta 120 dolar/varil fiyatına geriledi. Doğal gaz ve benzin gibi ana enerji kaynaklarının hammaddesi niteliğindeki petrolün fiyatının yüzde 17 oranındaki gerilediği bir dönemde, doğal gaz fiyatlarına 1 Ağustos’tan geçerli olmak üzere konutlarda yüzde 16.8 sanayide yüzde 18.7 oranında zam yapılması düşündürücüdür. Böylece yıl başında itibaren sanayide kullanılan doğal gaza yüzde 33.5; konutlarda kullanılan doğal gaz fiyatlarına yüzde 31.6 oranında zam yapılmıştır. Türk sanayicisin rekabet gücü bu zamlarla bir kez daha darbe almıştır.
En pahalı ikinci sanayi doğal gazı Türkiye’de
Bu noktada, hükümetin enerji politikalarının sanayici dostu olmadığı, yüksek enerji fiyatları ve enerji girdileri üzerinden alınan rekor düzeydeki vergilerle de teyit edilmektedir. OECD verileri dikkate alındığında Türkiye, sanayide kullanılan doğal gaz fiyatı açısından en yüksek ikinci ülke konumundadır. Türkiye, OECD’de sanayide kullanılan doğalgaza vergi uygulayan az sayıdaki ülke arasında yüzde 22.1 oranındaki vergi ile ilk sıralarda yer almaktadır. Kısacası, Türkiye OECD ülkeleri arasında sanayicinin kullandığı doğal gazdan en fazla vergi alan ülkeler arasındadır.
Türkiye’ye inandığımız için üretiyoruz
Hükümetin, bu yıl enerjide izlediği zam politikası elektrikte de kendini göstermektedir. Elektriğe yıl başından itibaren yapılan zam oranı konutta yüzde 44.6 sanayide yüzde 36.6 düzeyindedir. Türk sanayicisinin pahalı elektrik kullandığı OECD verileri ile de tespit edilmiştir. OECD’nin en son 2006’da yaptığı araştırmaya göre, Türk sanayicisi OECD ülkeleri arasında en pahalı elektriği kullanan 3. ülke konumunda idi. Bu yıl yapılan yüzde 36.6 oranındaki zam ile Türkiye pahalılıkta ilk sıraları bırakmamıştır.
Türk sanayicisinin tek istediği, rakipleri ile aynı şartlarda oynamak, mücadele etmek. Türk sanayicisi her bir maçı kaybettiğinde, Türkiye eksik vergi, istihdam olarak kayıp veriyor. İşte Türk sanayicisi, bu olumsuz üretim ortamında Türkiye’ye ve Türk insanına duyduğu inançla her türlü engele rağmen üretime devam diyor.
Nereye Kadar ?
Enerjideki bu zamların sanayicinin enerjisi çaldığını ve rekabet gücünü zayıflattığını bir kez daha kaydetmek isterim. Hükümetin acil olarak Türkiye’nin gerçek gündemine, doğru önceliklerine dönmesini ve Türk sanayicisinin rekabet gücünü zayıflatan yüksek faiz, düşük kur ve  ithalat ile büyü-me ! politikasını terk ederek, “ işi, aşı, sosyal barışı “ destekleyecek istihdama dayalı, yerli girdi ile ihracat odaklı yeni bir ekonomi politikası benimsemesi ve uygulaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim.
Saygılarımla,
Umut Oran
İş İnsanı / CHP Üyesi