Yazılar

Bu iktidara da “ Namert Vergileri ” ne de son!..

Umut Oran

Basın Açıklaması

28.4.2018

HALKÇI VE ADİL BİR VERGİ DÜZENİ İÇİN:

BU İKTİDARA DA “NAMERT VERGİLERİ”NE DE SON!..

  • AKP döneminde halk; insafsız, adaletsiz “dolaylı” vergilerle soyuldu!..
  • 2003-2017 döneminde 60 milyar dolarlık özelleştirme gelirini çarçur eden AKP’nin topladığı  3,8 trilyon TL verginin 2,5 trilyonu, KDV, ÖTV vb. adlar altındaki “dolaylı” vergilerle halkın tüketiminden alındı. 
  • Devletin 15 yılda aldığı her 100 liralık verginin 67,2 lirası dolaylı vergi. 
  • Yandaş sermaye gruplarının yüzlerce milyar liralık vergi borçlarını bir kalemde silen AKP, ağır vergilerle halkın belini büktü. 
  • AKP, her alanda olduğu gibi ekonomide de adaletsizlikle, eşitsizlikle zirve yaptırdı.
  • Gelin 24 Haziran’da “namert vergi” düzeninden de elbirliğiyle kurtulalım! 
  • Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, düzgün işleyen, hakça paylaşıma dayalı bir üretim ekonomisini ve adil bir vergi düzenini birlikte kuralım!..

AKP, Cumhuriyetin birikimi tüm kamu varlıklarını “özelleştirme” adı altında satıp savdığı iktidar döneminde; halkı; insafsız, adaletsiz “dolaylı” vergilerle soydu

Bütçeyi gelir, kar, rant elde eden kesimlerden alınan “doğrudan” vergiler yerine, halkın yaşamı için zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmetlerin fiyatları içine gizlediği KDV, ÖTV ve onlarca başka ad altındaki “dolaylı” vergilere yüklenerek finanse etti. Bu da yetmez gibi yandaş sermaye gruplarının elde ettikleri karlar üzerinden tahakkuk etmiş, ama ödemeye yanaşmadıkları milyarlarca liralık vergi borçlarını bir kalemde sildi. 

Kazanandan, zenginden alınmayan, yandaştan silinen; işçisi, memuru, emeklisi, işsizi ile garibanın ekmeğinden, suyundan, iğneden ipliği tüm tüketim maddelerinden alınan dolaylı vergiler halkın belini büktü. 

Namert Vergisi” de denilen dolaylı vergiler, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun daha derinleşmesine yol açtı. Her alanda olduğu gibi vergi yükünde, ekonomik yaşamda da eşitsizlik ve adaletsizlik zirveye çıktı. AKP yönetimi, ülkenin nimetlerini kendi arasında paylaşırken, halkın sırtına ağır yükler yükledi. 

Şimdi gelin AKP’nin ülkede vergi adaletsizliğine tavan yaptırdığı “namert vergileri”ne, diğerleri ile karşılaştırmalı biçimde kalem kalem bakalım:

3.8 TRİLYONLUK VERGİNİN 2.5 TRİLYONU TÜKETİMDEN…

AKP hükümetleri; 2003 başı ile 2017 sonu arasındaki dönemi kapsayan 15 yılda;

  • Ülkedeki tüm kesimlerden, toplam 3 trilyon 757,7 milyar lira vergi topladı. 
  • 1 trilyon 228 milyar lira ile üçte birden de az bir bölümünü; Gelir, Kurumlar ve mülkiyetten alınan vergiler olmak üzere “doğrudan” vergiler oluşturdu.
  • Bu dönemde devlet verginin asıl büyük bölümünü ise 2 trilyon 526,6 milyar lira ile KDV, ÖTV vb. “dolaylı” vergi niteliğinde tüketimden aldı. 
  • Devletin 15 yılda topladığı vergi gelirinin yüzde 67,2’sini dolaylı vergiler oluşturdu. 

15 YILDA 2,1 TRİLYON LİRA KDV+ÖTV…

  • 2003-2017 döneminde toplanan vergilerin; 978,4 milyar liralık bölümü Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yoluyla halktan toplandı. 
    • Vatandaşlar; 15 yılda tükettikleri petrol ürünleri ve doğal gaz için 505 milyar
    • Sigara ve diğer tütün mamulleri için 250,4 milyar,
    • Motorlu taşıt alımları dolayısıyla 128,7 milyar,
    • Alkollü içecekler için 58,8 milyar,
    • Diğer ürünler için de 35,5 milyar TL ÖTV ödedi.
  • Bu dönemde dahilde tüketilen ürünlerin fiyatı içinde toplam 428,3 milyar lira tutarında KDV tahsil edildi. 
  • Aynı dönemde ithal ürünlerden alınan KDV de 671,3 milyar lira oldu. 
  • Böylece 15 yılda ÖTV ve KDV’de toplam tahsilat 2,1 trilyona ulaştı.
  • 15 yılda vatandaşlar ayrıca; 
    • Ehliyet, pasaport, trafik vb. resmi belge ve işlemlere toplam 132,8 milyar TL harç,
    • 101,2 milyar lira da Damga Vergisi ödedi.
    • Bankacılık ve sigorta muamelelerinden 78,2 milyar TL vergi alındı.
    • Diğer dış ticaret vergileri 69,8 milyar lira olurken,
    • Telefon konuşmaları dolayısıyla 58,3 milyar TL Özel İletişim Vergisi,
    • Şans oyunu oynayanlardan da 7,8 milyar TL vergi tahsil edildi. 
  • Üstelik toplam tahsilat içindeki doğrudan vergilerin de yaklaşık yarısını, gelir vergisi tevkifatı kapsamında ücret ve maaşlardan kaynaktan kesilen, yani çalışanlardan alınan vergiler oluşturdu.
  • 15 yılda şirketlerin ödediği toplam vergi ise tüketimden alınan sadece KDV tutarının bile altında kaldı, ÖTV tahsilatının ise yaklaşık üçte biri düzeyinde gerçekleşti. 

2003-2017 döneminde (15 yıl) kim ne kadar vergi ödedi?

 

Milyon TL

TOPLAM VERGİ GELİRİ

3.757.714,8

DOĞRUDAN VERGİLER

1.228.044,5

-Gelir Vergisi

781.161,5

   *Ticari kazanç, irat, ranttan alınan Gelir Vergisi

59.136,5

   *Ücret ve maaş vd. alanlarda yapılan G.V.Tevkifatı

719.735,8

 -Şirketlerden alınan kurumlar vergisi

358.996,8

 -Mülkiyetten Alınan Vergiler (MTV+ Veraset intikal)

87.886,1

DOLAYLI VERGİLER

2.526.621,0

    Dahilde (Yurt içi) Alınan KDV

428.303,8

    ÖTV

978.437,4

        Petrol ve Doğalgaz Ürünleri

505.035,7

        Motorlu Taşıtlar 

128.661,3

        Alkollü İçkiler 

58.840,0

        Tütün Mamulleri 

250.365,4

        Kolalı Gazozlar 

4.355,0

        Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallar 

31.170,8

    Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

78.722,5

    Şans Oyunları Vergisi

7.832,7

    Özel İletişim Vergisi

58.279,3

    İthalde Alınan KDV

671.314,7

    Diğer dış ticaret vergileri

69.829,9

    Damga Vergisi

101.153,5

    Harçlar

132.750,9

DİĞER

3.049,2

DOLAYLI VERGİ ORANI (%)

67,2

VATANDAŞ 365 GÜN 7/24 VERGİ ÖDÜYOR…

  • Yurttaş, gün boyu; yeme, içme, barınma, giyinme, haberleşme ve hayatı için zorunlu olduğu diğer tüm tüketim mal ve hizmetlerini parasını verip satın alırken, fiyatın içindeki fahiş ve adaletsiz “namert” vergilerini ödemek durumunda kalıyor.
  • Sabah uyanıp ilk iş olarak yüzünü yıkamak için musluğa giden vatandaş Mehmet, daha o an güne, kullandığı suyun bedelinden hariç, “Atık Su Bedeli”, “Şube Yolu Bakım Bedeli”, “KDV”, “Çevre Temizlik” gibi 4 adet vergi ile başlıyor.
  • Yurttaş Mehmet, “yaz saati” uygulamasına son verilmesi nedeniyle karanlıkta kalkıp işe gitmek zorunda olduğu için lambanın düğmesine bastığı anda, tükettiği elektriğin faturasında; tüketim bedeli ile birlikte yüzde 18 KDV, yüzde 5 Elektrik (Belediye) Tüketim Vergisi, yüzde 2 TRT Payı, yüzde 1 Enerji Fonu işlemeye başlıyor. Yüzde 29 dağıtım bedeli de eklenince tüketilen elektrik enerjisinin fiyatı ikiye katlanıyor. 
  • İşe gitmek için arabasının kontağını çeviren yurttaş Mehmet, benzin yerine vergi yakmaya başlıyor. KDV, ÖTV ve diğer vergi ve paylarla pompada litresi 6 TL’yi geçen benzine ödenen paranın üçte ikisini vergiler oluşturuyor. Yani yurttaş arabasını çalıştırdığı her dakika akaryakıta 1, devlete 2 ödüyor. 
  • Bu sömürü vatandaşın bir günü değil, yaşamı boyu sürüp gidiyor. Yediği, içtiği, giyindiği, satın aldığı iğneden ipliğe her şeyde fiyatın içine gizlenmiş adaletsiz, insafsız dolaylı vergiler yakasını bırakmıyor. 

DOLAYLI VERGİLER ARASINDA DA CİDDİ ADALETSİZLİK VAR!

  • AKP, tüketimden alınan nispi ve maktu vergilerin oran ve tutarlarını da kesimlere göre son derece adaletsiz uyguluyor. 
  • Örneğin aracına akaryakıt alan da tezek alan da yüzde 18; ilaç, kitap veya simit alan da yüzde 8 KDV ödüyor. 
  • Cenaze hizmetlerinden bile yüzde 1 KDV alınırken; ülkemizin en nadide doğa parçalarının peşkeş çekildiği Suudi, Katarlı vb. gayrimenkul yatırımcısı, konut satın alırsa “sıfır” KDV ödüyor. 
  • 2000 cm3 bir otomobilde yüzde 160’a çıkan ÖTV oranı, birada yüzde 63, traş köpüğünde yüzde 6,7 olarak uygulanırken, iktidar sahibi aile bireylerinin iştigal alanı olan mücevher ile yat, tekne ve gemi alımı ve yakıtında, pırlantada ve Borsa kazancında “sıfır” olarak uygulanıyor. 
  • Yeni alınan bir cep telefonunun fiyatına; yüzde 25 ÖTV, yüzde 18 KDV, yüzde 6 TRT payı ekleniyor.
  • Cepten yapılan iletişimde her ay; yüzde 25 ÖTV, yüzde 18 KDV; 1,64 TL de telsiz kullanım bedeli ödeniyor!

HALKÇI İKTİDAR, ADİL VERGİ DÜZENİ!..

AKP’nin insafsızca uyguladığı dolaylı vergiler, dar ve sabit gelirli halkın yaşamını olumsuz etkilerken vergideki adaletsizliği de görülmemiş biçimde derinleştirdi. Mevcut uygulamada çok ve haksız kazananlar genellikle az, az kazananlar da çok vergi ödemek zorunda kaldı.

Türkiye ekonomisi, siyasal iklimden bağımsız değil. Ekonomide kapıya dayanmış olan “çöküş”ün önüne geçmek için önce siyaseti düzeltmemiz lazım. Bunun için de demokrasiyi geri kazanmak, güçler ayrılığı ilkesini yeniden tesis etmek, hukuk devletini tekrar işler kılmak  ve parlamenter sisteme geri dönmek, 80 milyon olarak en acil ve hayati ihtiyacımız. Güven ortamını yeniden tesis ederek yatırımların önünü açmak, piyasalarda güveni sağlayarak sağlıklı işleyen bir ekonomik ortamı temin etmek, kur istikrarını sağlayarak yaklaşan ciddi borç krizinin önüne geçmek gerekiyor.

Gelin 24 Haziran’da bu iktidardan kurtulalım; siyaseti ve ekonomiyi düzeltirken bu “namert vergi” düzenine de elbirliğiyle son verelim: 

  • Gıdada, kitapta, akaryakıtta, diğer temel tüketim maddelerindeki fahiş dolaylı vergiler, makul düzeylere çekilsin.
  • Asgari ücretten vergi alınmasın. 
  • pırlanta, yat, tekne, gemi gibi lüks ürünler vb. ekonomik durumu iyi küçük azınlığın; Borsa kazancı, faiz geliri gibi rantiye kesiminin hayatındaki kalemler vergiden muaf tutulmasın. 
  • Çiftçinin kullandığı mazota asıl fiyatının iki katı vergi bindirilirken, yat, gemi sahiplerinin kullanımının vergiden muaf olması şeklindeki adaletsizliğe son verelim.
  • Halk, ağır dolaylı vergi yükü altında ezilirken, iktidar yandaşı sermaye gruplarının şaibeli kazançları üzerinden tahakkuk etmiş vergiler silinmesin.
  • Devlet vergi alır, karşılığında hizmet verir. Toplanan vergilerin nasıl kullanıldığını denetleyen Sayıştay’ı tekrar işlevsel hale getirelim.
  • Amaç gider vergisini (harcama ve borçlanma) düşürmek, gelir vergisi kalemini artırmak olmalıdır. Gelir vergisinde adalet mekanizması kurulmalıdır. 
  • Kent rantı adil ve üretime katkı yapacak şekilde olmalıdır.
  • Toprak, sermaye, emek ve organizasyon kayıt altına alınmalıdır.
  • Servet Beyanı Kurumu kurularak mutlaka bir denetim mekanizması getirilmelidir.
  • Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi seçmen sayısı kadar vergi mükellefi hedeflenmelidir. Yani Türkiye’de seçmen sayısı 50 milyon ise vergi mükellefi salısı da 50 milyon olmalıdır. Bugün ısıveren mükellefi sayısı sadece 1 milyondur. 

Gelin bu soygun düzenine, “altta kalanın canı çıksın” anlayışına bir son verelim!..

Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, sağlıklı işleyen, hakça bölüşüm esasına dayalı bir üretim ekonomisini ve adaletli, şeffaf bir vergi düzenini hep birlikte kuralım!..

AKP, yandaş şirketlerin 3 milyar liralık vergi borcunu sildi

 

CHP İstanbul MilletvekiliUmut Oran, AKP’nin “yandaş şirketlerin” 3 milyar liralık vergi borcunu bir kalemde sildiğini söyledi.

Oran, “Silinen vergi, 4 milyon asgari ücretlinin bir yıl boyunca ödeyeceği gelir vergisine denktir. Birkaç yandaşı hatırına bu miktarda bir kamu alacağından bir çırpıda vazgeçebilen AKP’nin, milyonlarca asgari ücretliye soluk aldıracak vergi muafiyetine ısrarla karşı çıkması manidardır” dedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

14.5.2015 

ADALETİN BATSIN! 

YANDAŞA “VERGİ ÇOK” DE AF ÇIKAR,

VATANDAŞA “KAYNAK YOK” DE GÜNAH ÇIKAR 

  • Asgari ücretin vergi dışı olmasına “kaynak yok” gerekçesiyle karşı çıkan AKP, yandaşı şirketlerin 3 milyar liralık vergi borcunu bir kalemde silmiştir. Silinen vergi, 4 milyon asgari ücretlinin bir yıl boyunca ödeyeceği gelir vergisine denktir. Birkaç yandaşı hatırına bu miktarda bir kamu alacağından bir çırpıda vazgeçebilen AKP’nin, milyonlarca asgari ücretliye soluk aldıracak vergi muafiyetine ısrarla karşı çıkması manidardır.
  • Vatandaş yediği ekmeğe, içtiği suya dolaylı vergi ödüyor. Devletin vergi gelirlerinin yüzde 70’ini, tüketim mallarında fiyatın içinde ve gelirine bakılmaksızın herkesten aynı miktarda alınan ÖTV, KDV gibi dolaylı vergiler oluşturuyor.
  • İşçi, memur, emekli, küçük esnaf, çiftçi açlık sınırında, iktidardakiler ise şatafat ve lüks içinde yaşıyor. Bu da yetmiyor; iktidar eliyle ile kısa sürede zengin yapılan yandaş girişimcinin şaibeli kazançlarının vergisi “uzlaşma” adı altında bir kalemde siliniyor.
  • AKP maliyesi, eğer mükellef yandaşsa “çok kazansa da hiç”, KOBİ, esnaf ya da çalışansa “hiç kazanmasa da çok vergi” ilkesi ile mi hareket ediyor?

CHP’nin asgari ücretten ve çiftçiye satılan mazottan vergi alınmayacağı, emekliye yılda iki ikramiye verileceği taahhüdü karşısında paniğe kapılarak koro halinde “kaynağı nereden bulacaksınız, kaynak yok” diyerek karşı çıkan AKP’nin, yandaş şirketlerin 3 milyar lirayı aşkın vergi borcunu silmesi tam bir fiyaskodur. AKP’nin, çoğunluğu yandaş şirketlere ait milyarlarca liralık vergi borcunu silme işleminin belgeleri ortaya çıkmıştır. Borcu silinenler arasında millete ettiği sinkaflı küfürlerle hafızalarda yer eden işadamı (421 milyon TL) da AKP’nin yarı resmi yayın organı niteliğindeki kara propaganda merkezinin sahibi de (98 milyon TL)  bulunuyor.

AL SANA KAYNAK

Halen bekâr ve eşi çalışmayan bir asgari ücretliden asgari geçim indirimi sonrası her ay 63,08 TL gelir vergisi kesilmektedir. Buna göre Maliye tarafından silinen toplam 3 milyar 31 milyon 485 milyon TL’lik vergi borcu, 4 milyon 4 bin 815 asgari ücretlinin 1 yıllık gelir vergisine denktir.

AKP maliyesi adeta, mükellef eğer yandaşsa “çok kazansa da hiç”; KOBİ, esnaf ya da çalışansa “hiç kazanmasa da çok vergi” ilkesi ile hareket etmektedir. Vatandaşa gelince “kaynak yok”, yandaşa ise “kaynak çok”! Adı “Adalet ve Kalkınma” olan bu partinin, kalkınmasından çoktan vazgeçtik, adaletle de uzaktan yakından ilgisi olmadığı bir kez daha tescillenmiştir. Üç beş yandaşı hatırına bu miktarda bir kamu alacağından bir çırpıda vazgeçebilen AKP’nin milyonlarca asgari ücretliye soluk aldıracak vergi muafiyetine ısrarla karşı çıkması manidardır.

Vatandaş yediği ekmekten içtiği suya, giyimden elektriğe, akaryakıttan kitaba yaşam için gerekli tüm tüketim maddelerine, fiyatının içinde peşin olarak dolaylı vergi ödüyor. Türkiye’de devletin vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’ini gelir düzeyine bakılmaksızın herkesten aynı miktarda alınan ÖTV, KDV gibi dolaylı vergiler oluşturuyor. Ücret ve maaşlarının önemli bölümü zaten kaynağından gelir vergisi olarak kesilen çalışanlar, Türkiye’de gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerin yaklaşık üçte ikisini ödüyor. Ücretliler, ayrıca dolaylı yoldan tekrar vergilendiriliyor. İşçi, memur, emekli, küçük esnaf, çiftçi açlık sınırından yaşarken, iktidardakiler lüks hayat sürüyor. Sadece betonarmesi 1.4 milyar liraya mal olduğu açıklanan Saray’daki yalnızca masa ve sandalyeler için 6,5 milyon TL harcanırken, bu paranın kaynağının, halktan kesilen vergiler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu da yetmiyor; iktidar kayırmacılığı ile kısa sürede haksız servete kavuşup, kısa yoldan zengin olan yandaş girişimcinin, şaibeli kazançlarının milyarlık vergisi ise “uzlaşma” adı altında bir kalemde silinebilmektedir.

VERGİ ARTIŞI İLE MİLYONLARCA ÇALIŞANIN MAAŞI DÜŞECEK

Öte yandan AKP, gelir vergisi dilimlerinde yaptığı düzenleme ile milyonlarca asgari ücretli ve memurun maaşında düşüşe yol açacak bir başka adaletsizliğe imza atmıştır. Temmuz ayında 51 bir liralık artışla net asgari ücret 949,00 liradan 1.000,55 TL’ye yükselecek. Ancak Aralık ayına gelindiğinde asgari ücretli yüzde 15’lik vergi diliminden yüzde 20’lik dilime geçeceği için ücreti 34 lira düşüşle 966,46 TL’ye inecek. Bu durumu gidermek için asgari ücretliden gelir vergisi alınmaması amacıyla TBMM’ye sunduğum yasa teklifim ise halen komisyonda beklemektedir. (www.umutoran.com/2015/04/06/chp-asgari-ucretliden-gelir-vergisi-kesilmesin-teklifi-verdi/) 

Vergi dilimi ayarlamasının memur maaşlarında yol açacağı ek kesinti ise toplu sözleşme gereği Temmuz ayında verilecek yüzde 3’lük zammın üzerindedir. Eylül ayına gelindiğinde bütün memurlar, yüzde 20’lik gelir vergisine tabi ikinci dilime geçecek, kesinti oranı 5 puan artarken ele geçen net maaşlarda düşüş yaşanacaktır. Yani ikinci yarı zammı gelir vergisi artışı ile fazlasıyla geri alınacaktır.

VERGİDE ADALET, YÖNETİMDE HESAP VEREBİLİRLİK ŞART!

Vergi vatan borcudur, ancak adil; gelir ve kazançla orantılı olmalı; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Hukukun yok edildiği ülkemizde, vergi adaletinden de eser kalmamıştır. Vergi gelirlerinin yüzde 70’inin dolaylı yoldan gariban halktan alındığı, trilyonlar kazananların ücretli kadar vergi ödemediği bir ülkede vergi adaleti yoktur. “Yandaşlık kriterine” göre bazı girişimcilere mesnetsiz denetim ve cezalarla görülmemiş haksız baskılar uygulanırken, birilerinin milyarlarca vergi borcunun keyfi biçimde silindiği, yok sayıldığı bir ülkede adalet de olamaz, kalkınma da…

CHP iktidarında, asgari ücretten alınan gelir vergisi kaldırılacak, herkesten gücüne göre vergi alınan adil bir vergi sistemi kurulacak. Dolaylı vergilerle halk ezilmeyecek, doğrudan vergileri esas alan bir yapıya geçilecek. Vergi, iktidarın siyasi aracı olmaktan çıkarılacak, farklı sermaye gruplarının haksız vergi cezalarıyla sindirilmeye çalışılmasına son verilecek. Yurttaşa, ödediği vergilerin nereye harcandığının hesabı verilecek. TBMM’de başkanlığını muhalefet milletvekilinin yapacağı Kesin Hesap Komisyonu kurularak tüm kamu harcamaları denetlenecek.

Kaçak Saray’ın elektriği için her vatandaş 1 kuruş vergi mi ödeyecek?

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Cumhurbaşkanlığı’nın bin odalı kaçak sarayının aylık elektrik faturasının 700 bin TL’yi bulacağını anımsatarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a, “76 milyon vatandaştan ayda 1 kuruş vergi mi toplayacaksınız? Ya da 700 bin liralık elektrik faturası için 34 milyon elektrik abonesine aylık 2 kuruşluk yeni kesinti kalemi mi ilave edilecek?” diye sordu.

35 bin m2 kapalı alanı var

Enerji Bakanı Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesini TBMM’ye sunan CHP’li Umut Oran, önergesinde, “Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetine aykırı davranılıp binlerce ağaç kesilerek ve imar yasasına aykırı biçimde kaçak olarak yapıldığı mahkeme kararıyla sabit olan ve sadece inşaatı 1,37 katrilyon liraya malolan Başbakanlık-Cumhurbaşkanlığı Sarayının 300 bin metrekare üzerine kurulu 35 bin metrekare kapalı alandan oluştuğu belirtilmektedir” dedi. Oran, Bakan Yıldız’A şu soruları yöneltti:

Elektrik Mühendisleri Odası hesapladı

– Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) eski yöneticisi Nevzat Çeltek’in Cumhurbaşkanlığı’nca kaçak olarak kullanılacak binanın kurulu elektrik gücünün 10 bin kVA (Kilovolt amper) olacağı şeklindeki öngörüsü doğru mudur? AOÇ’de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayının kurulu elektrik gücü kaç kVA’dır?

Aylık elektrik tüketimi 1 milyon 800 bin kilovat saat

– Cumhurbaşkanlığı Sarayının aylık elektrik tüketiminin, eşzamanlılık faktörleri ile birlikte, kurulu gücünün yüzde 40 oranında daimi kullanımda olduğu göz önüne alındığında yaklaşık 1 milyon 800 bin kilovat saat olacağı bilgisi doğru mudur?

Yıllık 8,5 milyonluk faturayı kim ödeyecek?

– Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, her türlü ısıtma-soğutma sistemleri, iç ve dış aydınlatma gibi faktörleri birlikte düşünülerek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) resmi daireler için geçerli kılınan ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığında aylık olarak yaklaşık 700 bin lira elektrik faturası mı ödenecektir? Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yıllık 8,5 milyon lira elektrik faturasını kim ödeyecek?

Vatandaşa aylık 1 kuruşluk vergi mi geliyor?

– Cumhurbaşkanlığının imar mevzuatı açısından kaçak konumundaki sarayının aylık 700 bin liralık elektrik faturasının ödenmesi için 76 milyon vatandaştan ayda 1 kuruş vergi mi toplayacaksınız? Ya da 700 bin liralık elektrik faturası için 34 milyon elektrik abonesine aylık 2 kuruşluk yeni kesinti kalemi mi ilave edilecek?

Soru Önergesi;

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 10.11.2014

 

    Umut Oran

İstanbul milletvekili

 

Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetine aykırı davranılıp binlerce ağaç kesilerek ve imar yasasına aykırı biçimde kaçak olarak yapıldığı mahkeme kararıyla sabit olan, 1,37 katrilyon liraya malolan Başbakanlık-Cumhurbaşkanlığı Sarayının 300 bin metrekare üzerine kurulu 35 bina metrekare kapalı olandan oluştuğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda;

  1. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) eski yöneticisi Nevzat Çeltek’in Cumhurbaşkanlığı’nca kaçak olarak kullanılacak binanın kurulu elektrik gücünün 10 bin kVA (Kilovolt amper) olacağı şeklindeki öngörüsü doğru mudur? AOÇ’de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayının kurulu elektrik gücü kaç kVA’dır?
  1. Cumhurbaşkanlığı Sarayının aylık elektrik tüketiminin, eşzamanlılık faktörleri ile birlikte, kurulu gücünün yüzde 40 oranında daimi kullanımda olduğu göz önüne alındığında yaklaşık 1 milyon 800 bin kilovat saat olacağı bilgisi doğru mudur?
  1.  Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, her türlü ısıtma-soğutma sistemleri, iç ve dış aydınlatma gibi faktörleri birlikte düşünülerek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) resmi daireler için geçerli kılınan ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığında aylık olarak yaklaşık 700 milyar lira elektrik faturası mı ödenecektir? Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yıllık 8,5 trilyon lira elektrik faturasını kim ödeyecek?
  1.  Cumhurbaşkanlığının imar mevzuatı açısından kaçak konumundaki sarayının aylık 700 milyar liralık elektrik faturasının ödenmesi için 76 milyon vatandaştan ayda 1 kuruş vergi mi toplayacaksınız? Ya da 700 milyar liralık elektrik faturası için 34 milyon elektrik abonesine aylık 2 kuruşluk yeni kesinti kalemi mi ilave edilecek?