Yazılar

Doğru Yere Odaklanırsak Bu Krizi Fırsata Çevirmek Mümkün

Umut Oran

Basın Açıklaması

29.6.2018

CHP’NİN YAPISAL SORUNLARINI “HİÇBİR TEK ADAMIN” ÇÖZME İMKÂNI YOKTUR 

Türkiye gibi kutuplaşmaların zirve yaptığı ülkelerde her seçimin “varlık-yokluk meselesi” olarak görülmesi, seçim sürecine ve sonuçlarına dair “objektif” analiz yapmayı da maalesef imkânsız kılıyor.

Duyguların aklın önüne geçtiği böyle dönemlerde, hele hele kaybeden taraf sürekli aynıysa, “özeleştiri” mekanizmalarının çalıştırılması da neredeyse imkânsız hale geliyor.

Oysa tarihin hiçbir döneminde, hiçbir seçim ne tek başına her şeyin başlangıcıdır ne de tek başına her şeyin sonudur. Bu anlamda siyasette “en önemli seçim” diye bir şey yoktur. Fakat “cevapları yanlış yerde aramak” her zamanda ve zeminde en büyük sorundur.

Uyarıyorum, öneriyorum

Seçim bitmiş rejim değişmişken daha dün yaşananlara baktığımızda yeni dönem için acil önlemlerin konuşulması gerekirken CHP bunun yerine bir milletvekilinin partiden ihracını konuşuyor. Üstelik yine bu sabah, İçişleri Bakanı’nın CHP’yi doğrudan hasım olarak gören dünkü konuşmasından sonra, bir eski milletvekilinin gözaltına alınması da parti yönetiminin çok  daha ciddi değerlendirmeler yapması gerektiğini ortaya koyuyor! CHP Yönetiminin seçim gecesi ve sonrasındaki tavrı, Fatih’in İstanbul’un fethi sırasında Bizans yönetiminin meleklerin cinsiyetini tartışmasından farkı yoktur. Parti yönetimi meselenin ciddiyetini ne zaman fark edecektir? 

Sorunu Doğru Yerde Aramak Gerekir

Gelinen noktada yadsınamayacak tek bir gerçek vardır: Rejim değişmiştir ve CHP oylarında da azalma meydana gelmiştir. Bu gerçeği görmezden gelmeye çalışmak, hangi cümlelerle süslenirse süslensin, durum tespitini gerçekçi kılmaz. Zira çözümsüz sorun yoktur, ama mevcut durum doğru tespit edilmezse bulunabilecek bir cevap da üretilebilecek bir çözüm de zaten olmayacaktır. Örneğin, “ıslak imzalı tutanaklar” sorunu somut şekilde önümüzdedir ve 16 Nisan Referandumunda olduğu gibi, 24 Haziran seçimlerinde de ne tüm ıslak imzalı tutanaklara zamanında ulaşılabilmiş ne de Anadolu Ajansının “manipülasyonlarını” engelleyebilecek, işleyen bir sistem kurulabilmiştir. Bir başka deyişle “sandıklardan Genel Merkeze bilgi akışı” büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. Fedakâr CHP’liler yurdun dört bir yanında büyük bir özveriyle sandıklara sahip çıksalar da “Genel Merkez”; seçim sonuçlarını anında elde edip, işleyip, anlamlı bilgiler olarak kamuoyuna sunamamıştır. O halde bu sorunun ivedilikle çözülmesi için çalışmaya “şu anda” başlamaktan ve “16 Nisan’dan neden ders alınmadığını” sorgulamaktan başka yol yoktur. İlerlemenin ve geçmişten ders almanın yöntemi de budur. 

Yeni Tüzükle Beraber Kaldırılan Danışma Kurullarına Olan İhtiyaç Bir Kez Daha Ortaya Çıktı

Elbette mağlubiyetlerden sonra “yapıcı eleştiriler” bile belli çevrelerde “saldırı olarak” kabul edilebilmektedir. Yaşanılan mağlubiyetlerin özellikle “sorumluluk makamlarında” olanları gerginleştirdiği ve istemeseler de her eleştiriye “yıkıcı karşılıklar” verdikleri görülmüştür. Ancak karşılıklı restleşmenin “ana konuyu unutmak” dışında bir sonuç üretmesi de mümkün değildir. Örneğin son tüzük kurultayında yapılan değişiklikler neticesinde, seçim sonuçlarının “nasıl, kimlerle ve nerelerde” değerlendirileceği belirsiz hale gelmiştir. Eski tüzükte yer alan “Küçük Kurultay” gibi tartışma zeminleri ortadan kaldırılmış, “Onur Kurulları” iptal edilmiş ama yerine hiçbir şey konmamıştır. Oysa CHP gibi sol gelenekten gelen partilerin her seçimden sonra serinkanlı değerlendirmeler yapmak ve sorunları tespit etmek gibi geleneksel yöntemleri olmalıdır. Aksi her durumda, insanlar “kamuoyu önünde” konuşmak zorunda kalacaktır ve bu da en fazla parti tabanını üzecektir. Öyleyse bu ihtiyacın görülmesi ve “kitlesel değerlendirme” imkânı verecek kurulların tüzüğe eklenmesi gerekir. 

Herkesi Bağlayan Kurallar Oluşturulmazsa Her Tartışma Kişiselleşir

Aynı ihtiyaç her konuda geçerlidir. Yani kuralların net olarak konulmadığı her alanda her konu, ister istemez “kişisel” boyutta tartışılmaya mahkûm olur. Bu yüzden aynı seçim sonucuna bakan bazıları “başarı” görürken başka bazıları da “büyük bir hezimet” görebilir. Dünyadaki örneklere baktığımızda köklü partilerin “genel başkanlık başta olmak üzere hemen her konuda dönem ya da süre sınırlaması” getirdikleri böylece “kişisel tartışmaları” daha başlamadan bitirdikleri gözlenmektedir. Örneğin 3 dönem kuralı tüzük maddesi haline getirilmiş olsa ya da bir önceki oy oranından daha düşük oy alınırsa güvenoyuna gidilmesi kuralı getirilse şu anda tartışılan konuların pek çoğu tartışılmayacak, süresi dolanlar otomatik olarak koltuklarını başka arkadaşlara devredebileceklerdi. Aynı şekilde “kim başarılı, kim başarısız” tartışmaları da “objektif kriterlere” dayalı olacağı için “anlamlı yükseliş, anlamlı düşüş” gibi tamamen kişiye bağlı görüşler hiç duyulmayacak “kural neyse o uygulanmış” olacaktı. Bir başka deyişle, partinin enerjisini bitiren şey tartışmak ya da eleştirmek değil “kuralların ortaya konmamasıdır.” Ortada kural yoksa herkes kendine göre haklı olur ve herkesin haklı olduğu yerde sadece çatışma ve çekişme görülür.

CHP Bu Krizi Fırsata Çevirebilir

An itibariyle Cumhuriyet Halk Partililerin üzgün oldukları, bir kez daha hayal kırıklıkları yaşadıkları ortadadır. Ve en hızlı çözümlerin, en radikal kararların her şeyi düzelteceğine inanmak istemeleri de normaldir. Ancak şu hiç unutulmamalıdır: Acil kararlara değil ortak akılı egemen kılacak kararlılığa ihtiyaç vardır.

CHP; köklü geleneği ve fedakâr tabanı sayesinde yaşanan krizi bile fırsata çevirebilir. Bunun ilk adımı “özeleştiri” mekanizmalarını çalıştırmak, herkesi bir araya getirmek, korkmadan mevcut durumu tespit etmek ve kararlılıkla değişimi sağlamaktır.

Zira CHP’nin acil olarak “İdeolojik netleşmeye, yönetişim konusunda yenilenmeye, kurumsal değişimlere ve teknolojik bir dönüşüme” ihtiyacı vardır. Bu gereklilikler bugüne kadar ertelendiği için “sorunlar büyümektedir.” Ve gelinen noktada CHP’nin yapısal sorunlarını “hiçbir tek adamın” çözme imkânı yoktur. Zaten mesele de sen-ben noktasını çoktan geçmiştir. Mesele memleketin ve CHP’nin ne olacağı meselesidir. O halde bir kez daha tüm CHP’lileri ve CHP üst yönetimini mevcut durumu doğru analiz etmeye, ertelenen kurumsal dönüşüm için acil olarak ortak akılı hâkim kılmaya, özeleştiri mekanizmalarını çalıştırmaya ve köklü bir reform sürecini başlatmaya çağırıyorum. Aksi her durumda 2019’daki yerel seçimlerin de kaybedileceğini, kısır çekişmelere mahkûm olunacağını ve CHP tabanında büyük kopmalar olacağını öngörüyorum.

Daha iyi bir Türkiye için daha iyi bir CHP mümkün.

Daha iyi bir CHP’nin yolu da “ortak akıldan“, “özeleştiriden”, “hatalarla yüzleşmekten”, “daha iyisini aramaktan” ve “bulmaktan” geçer.

Umut Oran’dan yüzde 50+1 barajını yıkacak öneri

“Halk adayını kendisi belirlerse onu Cumhurbaşkanı da seçer” 

“Cumhurbaşkanı adayımızı önce partililerimiz, sonra da tüm seçmenle birlikte iki turlu seçimle kendimiz belirleyelim” 

“Her koşulda koltukta kalmak isteyenlerle de her koşulda aynı koltuğa tekrar tekrar aday olanlarla da aynı fikirleri paylaşmıyorum”

CHP’li Umut Oran, 2019’da yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı seçiminde gereken yüzde 50+1’lik oy oranının, ancak CHP’nin cumhurbaşkanı adayının iki turlu önseçimle belirlenmesi halinde sağlanabileceğini belirterek, “Halk, Cumhurbaşkanı seçeceği kişinin kim olacağına kendisi karar verirse, yani kimi aday görmek istiyorsa onu da kendisi belirlerse ancak o zaman yüzde 50+1 barajını geçeriz. Halk adayını kendisi belirlerse onu zaten Cumhurbaşkanı da seçer. Cumhurbaşkanı adayımızı önce partililerimiz, sonra da tüm seçmenlerle birlikte iki turlu seçimle kendimiz belirleyelim” dedi. “Her koşulda koltukta kalmak isteyenlerle de her koşulda aynı koltuğa tekrar tekrar aday olanlarla da aynı fikirleri paylaşmadığını” vurgulayan Umut Oran, CHP Ayağa Kalkmadan İktidar Bloğu Yerine Oturmaz! “DEĞİŞİME TÜZÜKTEN BAŞLAMAK” başlıklı bir çalışma ile kimi çarpıcı saptamalarda bulundu.

Umut Oran, 9-10 Mart’ta yapılacak CHP Tüzük kurultayı öncesinde, CHP örgütüyle yaptığı temaslarda ortaya çıkan beklentileri, pekçok Avrupa ülkesinde mevcut olan kimi uygulamalarla sentezleyerek bir tüzük kitapçığı hazırladı. Tüm CHP il ve ilçe başkanlıkları ile kurultay delegelerine çalışmasını göndermeye başlayan Umut Oran, CHP Ayağa Kalkmadan İktidar Bloğu Yerine Oturmaz! “DEĞİŞİME TÜZÜKTEN BAŞLAMAK” isimli kitapçığı www.umutoran.com  adresi üzerinden de yayınladı. Umut Oran, iki turlu cumhurbaşkanı adayı belirleme önerisi için, “Cumhurbaşkanı seçimini bu kez kazanmak zorundayız. Bunun için de ezber bozmamız, rakibimi şaşırtmamız gerekmektedir. Bunu da ancak parti içi demokrasiyi çalıştırarak, dayatılan tek adam siyasetini reddederek başarabiliriz. Katılımcı, çoğulcu, kolektif bir ortak akıl ile halkın iktidarının inşa edileceği bir süreç ve zemini oluşturmamız gerekmektedir” dedi.

2017 yılı başından itibaren dile getirdiği cumhurbaşkanı adayının iki turlu önseçimle belirlenmesi modelinin ayrıntılarını hazırladığı kitapçıkla anlatan Umut Oran, şunları kaydetti:

“Cumhuriyet Halk Partisi ayağa kalmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin ayağa kalkması mümkün değildir. Türkiye’yi karanlıktan kurtarmanın yegâne yolu Cumhuriyet Halk Partisinin tüm Türkiye’ye umut olmasıdır… Her koşulda koltukta kalmak isteyenlerle de her koşulda aynı koltuğa tekrar tekrar aday olanlarla da aynı fikirleri paylaşmıyorum. Dün olduğu gibi bugün de Mustafa Kemal’in Askeri olma onurunu, Cumhuriyet Halk Partililerle beraber omuz omuza yol yürümenin büyük zevkini yaşayan bir partili olarak bir kez daha “Kaybedeni değiştirerek kazananı değiştirebiliriz. Kaybedene kaybetme alışkanlığında olanları kenara çekerek yeni bir yol da bulabiliriz!” fikrimi tekrarlıyorum.

CUMHURBAŞKANI ADAYINA TEK KİŞİ KARAR VEREMEZ

Kabul etmek zordur ancak 2019’da yapılacak olan seçim 16 Nisan’ın rövanşı değil “yeni dönemin ilk Cumhurbaşkanını belirleyecek” olan seçimdir. Seçilecek Cumhurbaşkanı da nerdeyse “tek başına her şey” anlamına geleceği için Parlamenter Sisteme dönmeden önce zorunlu ve kaçınılmaz olarak onlarca bakan atayacaktır, yüzlerce üst düzey bürokratı belli makamlara getirecektir, devleti her anlamda yönetecektir ve MİT başta olmak üzere devletin tüm önemli kurumlarına dair kararlar alacaktır. Bir başka deyişle Parlamenter Sisteme geçmek için “bir gün değil belki de birkaç yıl” gerekecektir. Seçilecek Cumhurbaşkanı, devleti bir süre, çok geniş yetkilerle yönetecektir. Yani anılan makam “bir emanetçi için çok ama çok büyük bir sorumluluk makamını” işaret etmektedir. Doğal olarak CHP’nin ikinci bir Ekmeleddin İhsanoğlu hatası yapmasının bedeli tüm tahminlerin ötesine geçecek büyüklükte hasarlar oluşturacaktır.

CUMHURBAŞKANI ADAYI 2 TUR SEÇİMLE BELİRLENMELİ

Cumhurbaşkanlığı Adaylık Süreci Şu Şekilde Düzenlenebilir:

– Aday Adaylarının Belirlenmesi: CHP Kurultay delegeleri, il-ilçe başkanları, milletvekilleri ile PM üyelerinden toplam 50 imza alan her CHP’li, “Cumhurbaşkanı Aday Adayı” olabilecektir.  50 imza ile aday adayı olan CHP üyelerinin isimleri Genel Merkez tarafından ilan edilecek ve 45 günlük süre için chp.org.tr adresinden “imza sayfası” açılacaktır. Aynı sayfaya erişim için il ve ilçe başkanlıkları da yetkili kılınacak bu sayede CHP üyeleri evlerinden ya da CHP örgütlerine giderek Cumhurbaşkanı adayı görmek istedikleri kişiye oy verebilecektir. Yapılan oylama sonucunda en fazla oy alan 3 kişi 2.tura katılmaya hak kazanacaktır. Üye tam sayısının %3’ünden az imza alan adaylar ilk 3 sırada yer alsalar bile ikinci tura katılamayacaktır.

– İkinci Tur: İlk turda CHP üyelerinden en fazla oy alan 3 kişi, 45 gün sürecek ikinci turda CHP üyelerinin tamamının yanında “Parlamenter Sisteme Dönme” taahhüdünü paylaşan ve “Temel İlkeler Beyannamesini” imzalayan tüm yurttaşlardan da oy talep edebileceklerdir. chp.org.tr adresinin yanında, il ve ilçe başkanlıklarının aktif çalışmasıyla imza standları kurulacak ve imzalar günlük olarak, mükerrer oyların kontrol edilerek sağlıklı listelerin oluşturulması için genel merkeze bildirilecektir. “İl ve ilçe bilişimden sorumlu başkan yardımcılarının” koordinasyonuyla gerçekleştirilecek “imza kampanyası” sürecinin uygulama yönetmeliği de ayrıca hazırlanacaktır. İkinci turda en çok oy alan kişi, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak tespit edilecektir. Her iki turda da adayların eşit ve adil şartlarda yarışabilmeleri için “bütçe sınırlaması” getirilecek ve adaylardan birinin lehine ortam oluşması engellenecektir. Böylece ilk turda tüm CHP örgütleri, ikinci turdaysa tüm “hayır bileşenleri” aday adaylarını dinleme ve faaliyetlerin parçası olma şansına ulaşacaktır. Benzeri örnekleri pek çok Avrupa ülkesinde olan aday belirleme süreci sayesinde seçilecek olan Cumhurbaşkanı, toplumun tüm kesimlerinden oy almış olarak Parlamenter Sisteme geçilene kadar ülkeyi yönetecek ve eksikleri tamamlandıktan, anti-demokratik yönleri törpülendikten sonra yeniden Parlamenter Sisteme dönüş sağlanmış olacaktır.

OYUNU 2 SEÇİMDE ARTIRAMAYAN GENEL BAŞKAN DEĞİŞMELİ

Genel Başkanlar için “devralınan oy oranlarını arka arkaya iki seçimde yüzdelik olarak arttıramayan Genel Başkan, seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra aday olmamak üzere Olağanüstü Kurultay’ı toplar” maddesinin eklenmesi parti içindeki yenilenmeyi sağlayacağı ve yeni kadroların siyasette yer almasına imkân vereceği için dikkatle değerlendirilmelidir.

HER MAKAMA 3 DÖNEM KURALI GETİRİLMELİ

Siyaseti “meslek” haline getirenler de isimleri ne kadar büyük olursa olsun, unvansız siyaset yapmayı öğrenebilmelidir. 16 yıldır aralıksız milletvekilliği yapanlar var. Bu anlamda 3 dönem kuralı getirilmesi anlamlıdır.

YÜZDE 50-50 KADIN -ERKEK EŞİTLİĞİ

Tüzük kurultayında hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan “%50-%50 cinsiyet eşitliğini sağlayacak” değişiklikleri yapmak ve cinsiyet eşitliği sağlanmamış kurulların istifa etmiş sayılacaklarını tüzüğe eklemektir.

PM’YE MİLLETVEKİLİ AYARI

“Parti Meclisi’ne seçilecek Milletvekili sayısı PM üye sayısının %20’sini geçemez!” şeklinde bir tüzük maddesi sayesinde hem milletvekillerinin gereksiz rekabeti engellenmiş olacak hem de Meclis Grubu dışında da fenomen siyasetçiler yetiştirilebilecektir.

DİĞER ÖNERİLER

– “Onur Kurulu’nun ve Küçük Kurultay’ın süresi içinde toplanmaması halinde ihlalin yapıldığının tespitinden itibaren 45 gün içinde Olağanüstü Kurultay toplanır.

– Danışmanlara/Başdanışmanlara Siyasi Görev Vermek Seçilmişleri İtibarsızlaştırmak Demektir.

– Maymuncuk ya da Anahtar Liste Dağıtmakla Blok Liste Arasında Fark Yoktur: İkisi de Anti-Demokratiktir

– Parti Meclisinin Seçeceği Bir Genel Sekreter, Kaos Görüntüsünü Bir Nebze Dağıtacaktır.

-Şehit Ailelerinin ve Gazilerin Temsil Edilmesi, CHP’nin Kurucularına Vefa Göstermek Demektir.

– Öz Gücümüz Olan Gençlik Kollarına mali özerklik sağlanıp, ayrı bina tahsis edilerek Ana Kademenin Gölgesinden Kurtulmalıdır.