Yazılar

Trabzon Tam Bir Çevre Felaketi Yaşıyor – Sözcü



Tarih, kültür, doğa, çevre katlediliyor. Doğa kanunlarına, yasalara aykırı ne kadar iş varsa hepsi yapılıyor!

31 Mart seçimlerinde CHP’nin bir belediye daha fazla kazanması için Anadolu’yu karış karış gezen CHP’li Umut Oran, hafta içerisinde Karadeniz’deydi. 5 Mart’ta Trabzon’da çalışıp halkın derdini dinleyen Umut Oran, bu kez şehirin çevresel sorunlarına da yoğunlaştı. Umut Oran’ın, adeta Trabzon’un çevre röntgenini çektiği raporunda şu noktalar öne çıktı:

– Kaya yerine hafriyatla doldurulan deniz – Ortahisar Gülcemal Projesi: Beşirli ve Toklu mahallelerinde devam eden ve sahil şeridinin 6 kilometre doldurularak dinleti ve plaj alanı yapım projesi tamamen yanlış yürütülüyor. Tuzlu suya dayanıklı kalker, bazalt türü kayalar zemine yerleştirilip sıkıştırılmadan sadece hafriyat toprağı ve moloz dökülerek iş götürülmeye çalışılıyor. Bu şekilde bilinçsiz ve bilgisizce sadece moloz dökülmeye devam edilirse ileride çok ciddi zemin oturmaları ve ayrılmaları, yarıkları yaşanacak tamirat maliyeti astronomik düzeye ulaşacak!

– Heyelan alanına çöp tesisi – Araklı Taşönü katı atak alanı:Daha önce çimento fabrikasının kalker ocağı olarak kullandığı sık yaşanan heyelanlar nedeniyle üretimin durma noktasına geldiği bilinen bölgeye katı atık alanı kurulmak istenmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Halen heyelanların devam ettiği bölgede sarkıt ve dikitleri de olan mağaralar da bulunmaktadır ve bu alan turizm açısından dahi incelenmemiş.

– Denizi kirleten Çamburnu Çöp Tesisi : Çamburnu Kutlugün Düzenli Çöp Depolama Sahası adını taşıyan ama izin alınmadan yapılması ve öngörülen süreden önce yetersiz hale gelen yani açıkçası her şeyi düzensiz olan bir çöp sahası. Üstelik bölgedeki yağış miktarı hesaplanmadan tesis kurulduğu için atık su arıtması yetersiz kaldığında tüm kirli sular derin denize boşaltılmaktadır!

– Belediye de bunu yaparsa!: Çarşıbaşı Belediyesi bir ilki başarmaya çalışıyor, denizi dolduracaklar ama sadece çöple! ÇED raporu alınmadan inşaata başlandığı için Çevre Mühendisleri Odası, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne şikâyet ettiği halde belediyeye para cezası dahi verilmedi!

Uzungöl’ün kaderi FotoŞopa bağlı!: Trabzon’da insanın yüreğini yakan yerlerin başında Uzungöl’deki doğa katliamı geliyor. Adına barış denen İmar Katliamı ile yasanın öncesinde sanki o alanda inşaatı varmış gibi gösteren fotoşoplu fotoğraflarla başvuranlara, özellikle otellere tabiat parkının içinde yapı kullanma izin belgeleri verildi! Üstelik tüm bu yapıların neredeyse tamamı mera olması gereken yerlere yapıldı!

– Kışın çıkan orman yangınının nedeni anlaşıldı: 7 Ocak 2017’de kışın ortasında Sürmene Çamburnu’nda çıkan orman yangını çok dikkat çekmişti. Hemen ardından yanının nedeni anlaşıldı çünkü oraya Tabiat Parkı Projesi diyerek 15 orman köşkü, kır lokantası, mescit, kamelya yaparak doğal yapıyı bozmak istiyorlar. Yasaya göre yanan orman arazisinde hiçbir şekilde yapılaşmaya gidilemez! Baktığı her yerde beton görmek isteyenler buraya dokunmasınlar, yeni ağaç fidanları diksinler yeter, doğa kendi işini kendisi görecek.

– Atasu Barajı afete yol açabilir!: Maçka’daki Atasu baraj göledinden elektrik üretimi için boru döşenmesi amacıyla yapılan patlatmalar ile bölgede oluşan heyelanlarla arasında ilişki olduğu düşünülüyor. Bölge zaten geçmişte de çok sık heyelanlar yaşamış, bu nedenle Işıklı mevkiindeki evlerin yakınlarında 1 metreye varan toprak yarıkları kaymalar gözlenmiş durumda. Acilen uydu tabanlı bir izleme ağı kurularak, su iletiminde sızma olup olmadığı, patlatmaların yol açtığı titreşimlerin izlenmesi gerekmektedir aksi takdirde bölgede afet riski bulunmaktadır.

– Beşikdüzü’nde belediye başkanı değil kasabanın şerifi: Beşikdüzü ilçesinde neredeyse her vatandaş imar mağduru durumunda. Tarihi binalar, eski okul ve köy enstitüsü binası ve yeşil alanların tamamı imara açıldı. 800 vatandaş belediyeyi dava etti ve 2018 sonu itibariyle yürütmeyi durdurma kararı almayı başardılar. Beşikdüzü vatandaşı, kendisine “Kasabanın Şerifiyim” diyen bu anlayışa sadece 31 Mart’ta ‘dur’ diyerek kurtulabilir!

Ya Türk Denizi Oluşur Ya da Üç Deniz Türk’e Hayal Olur



Umut Oran, Karadeniz Kıyısından uyardı:

“Ya Türk Denizi Oluşur Ya da Üç Deniz Türk’e Hayal Olur!”

TRABZON

CHP’li Umut Oran, Güneydoğu-GAP incelemesinin ardından Trabzon ve Rize’yi kapsayan iki günlük Karadeniz çalışması için bugün Trabzon’a geldi. Trabzon’da özellikle Türkiye’yi çevreleyen denizler üzerinden yaşanan gelişmelere karşı hükümeti uyaran Umut Oran, “Yaşanan tüm gelişmeler birlikte ele alındığında yaşanan durum: Türk’ün denizlere hapsedilmesi anlamını taşımaktadır. Türk milleti; Karadeniz’de Ukrayna, Ege’de Yunanistan, Akdeniz’de de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi eliyle Anadolu yarımadasına hapsedilmek istenmektedir. Mevcut durumda iki seçenek vardır: Ya Türkiye; Akdeniz’i, Ege’yi ve Karadeniz’i “Türk Denizi” haline getirecek yani bu üç denizde yenilmez armada oluşturacaktır ya da tüm mavi sular Türk’e hayal olacaktır! Bu itibarla Trabzon’la Mersin’in kaderi aynıdır ve her şartta Türk Milleti’nin tüm denizleri “mavi vatan” olarak ilan etmesi bir zorunluluktur” dedi.

Umut Oran, sabah saatlerinde geldiği Trabzon’da sırasıyla Çevre Mühendisleri Odası Temsilcisi Vildan Özmen, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Özbek’i ziyaret ederek ilin sorunları hakkında bilgi aldı. Daha sonra CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet eden Umut Oran, saat 13.30’da ise Ortahisar İçe Başkanlığında, CHP İl Başkanı Güzide Uzun ve CHP Ortahisar İlçe Başkanı Ömer Hacısalihoğlu ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Umut Oran toplantıda şunları kaydetti:

Denizler üzerinden Türkiye çevreleniyor

Dünyanın yeni bir paylaşım savaşına hazırlandığı bir dönemde Türkiye, tüm karasuları üzerinden çevrelenmek istenmektedir. Doğu Akdeniz’de başlayan çevreleme harekâtı, Ege Denizi’nde Yunanistan’ın provokasyonlarıyla devam ederken son olarak da Karadeniz, Türk egemenlik sahası olmakta çıkarılmak istenmektedir. Ukrayna’nın ABD’nin teşvikiyle başlattığı Kerç Boğazı provokasyonu aynı zamanda Türkiye’ye bir göz dağıdır zira Ukrayna, Karadeniz’i NATO’ya ve doğal olarak ABD’ye açmak istemektedir. Tek başına değerlendirildiğinde sadece Karadeniz’i ilgilendiren bu girişim, jeopolitik açıdan ele alınırsa Ege’de Yunan kışkırtması ve Akdeniz’de Türk Mavi Vatan’ının işgaliyle birlikte ele alındığında Türkiye’nin denizler üzerinden çevrelenmesi anlamını taşımaktadır.

Türkün denizlere hapsedilmesi !

Yaşanan tüm gelişmeler birlikte ele alındığında yaşanan durum: Türk’ün denizlere hapsedilmesi anlamını taşımaktadır. Türk milleti; Karadeniz’de Ukrayna, Ege’de Yunanistan, Akdeniz’de de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi eliyle Anadolu yarımadasına hapsedilmek istenmektedir.

Mevcut durumda iki seçenek vardır: Ya Türkiye; Akdeniz’i, Ege’yi ve Karadeniz’i “Türk Denizi” haline getirecek yani bu üç denizde yenilmez armada oluşturacaktır ya da tüm mavi sular Türk’e hayal olacaktır! Bu itibarla Trabzon’la Mersin’in kaderi aynıdır ve her şartta Türk Milleti’nin tüm denizleri “mavi vatan” olarak ilan etmesi bir zorunluluktur.

Emperyalizm Mavi Vatanımıza Kastetmektedir!

Hiç şüphe yoktur ki adı konmamış 3.Dünya Savaşının mücadele alanı denizlerdir. Her bir emperyalist güç; Karadeniz’den Akdeniz’e, Çin Denizi’nden Baltık Denizi’ne kadar büyük bir hakimiyet savaşının içindedir. Bu anlamda Türkiye’nin çevresindeki tüm denizleri “Türk Denizi” haline getirmekten başka bir şansı yoktur. Türk milletinin beka sorununu Mavi Vatan’da ortadan kaldırmasının yegâne yolu Mavi Vatanımıza kasteden Emperyalizme karşı “bayrak göstermek” olacaktır. Bu anlamda vakit kaybetmeden KKTC’de deniz ve hava üslerinin kurulması zaruridir. Benzer şekilde Türkiye’nin Ege’de Yunanistan tarafından işgal edilen adalarımızı geri alması ve Karadeniz’i Türk gölü haline getirmesi mecburidir.

Türkiye AKP’den Büyüktür!

Kılıçların çekildiği, egemenlik alanlarının yeniden tarif edildiği bir dönemde Türkiye’nin AKP’den büyük olduğu ve Türk milletinin iradesi dışında hiçbir gücün olmadığı görülmelidir. Zira hükümetler geçici Türk milletiyse bakidir. Atatürk’ün iki büyük eserine sahip çıkma kararlılığında olan Mustafa Kemal’in askerleri için de tek kutup yıldızı “tam bağımsızlıktır”. Türkiye’nin kıskançlıkla sahip çıkacağı “bağımsızlığının” ilk hedefi de tüm mavi vatanıdır. Türk milleti mavi vatanını Anadolu toprağı olarak görmek durumundadır. Kuruluşun ve kurtuluşun sıra neferlerinin torunları olarak bizlerin değişmez görevi de “bağımsızlığımızı” korumak olacaktır.

Umut Oran yarın da Rize’de çeşitli inceleme ve çalışmalarda bulunacak.

Umut Oran’dan Trabzon Raporu



“Gittim Gezdim Gördüm Uyarıyorum” …

UMUT ORAN’DAN TRABZON RAPORU

KARADENİZ’İN GELECEĞİNİ KARARTTILAR

Geçen ay Güneydoğu Anadolu Bölgesine giderek 5 ilde yaptığı incelemeleri raporlaştırarak kamuoyunu uyaran CHP’li Umut Oran, bu kez Kuzey’e, Doğu Karadeniz’e giderek araştırma yaptı, vatandaşın derdini dinledi, sivil toplum kuruluşlarından bilgi aldı. 5 ve 6 Aralık’ta Trabzon ve Rize’de il başkanları Güzide Uzun ve Saltuk Deniz ile birlikte yaptığı incelemeleri İstanbul’a dönünce iki ayrı rapor haline getiren Umut Oran’ın Trabzon’a dair gözlem, uyarı ve çözüm önerileri şöyle:

17 yıldır ülkeyi yöneten ve “tam yetki” verilmesi durumunda ülke ekonomisini “uçuracağını” iddia eden kişi o yetkiyi alır almaz patlak veren ekonomik kriz, tüm ülkeyi kasıp kavuruyor. Giderek büyüyen bu kasırgadan en fazla nasibini alan bölgelerin başında ise Doğu Karadeniz geliyor. 

İktidar Trabzon’daki yıpranmışlığını kendisi de gördüğü için Van’da kayyum olarak görev yapan Sn. Murat Zorluoğlu’nu Trabzon’a aday yaptı. Ama ilköğrenimi dışında Trabzon’da yaşamadığı belirtilen Van Valisi Murat Zorluoğlu da Trabzon’a derman olamayacağı için Trabzon’da değişim vakti gelmiştir! Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verdiği için pişman olduğunu söyleyen vatandaşlarımız, işsizlik ve parasızlık nedeniyle artık oy tercihlerinin değişeceğini bizzat gelip söylemekten bile çekinmemeleri de dikkat çekici idi!

Cumhuriyetin birikimi olan köklü üretim tesislerini özelleştirme adı altında peşkeş çekerek üretim ekonomisini bitiren, büyük şehirlerde rant ve gösteriş projeleri ile borç ve tüketim ekonomisini hayata geçiren AKP’nin, yoksulluk, işsizlik ve umutsuzluğa mahkum ettiği bölgelerden biri ve aynı zamanda en fazla oy aldığı yer Doğu Karadeniz…

Yerinde yaptığımız incelemelerden gördüğümüz şu ki dünyanın başka yerinde olmayan doğal zenginliklere, yer altı kaynaklarına, dış ticaret açısından stratejik ve son derece avantajlı bir konuma, önemli lojistik imkanlarına, nitelikli yetişmiş insan gücüne; özetle kalkınma ve gelişme için gerekli temel faktörlere sahip olmasına rağmen Doğu Karadeniz ekonomisi giderek kan kaybediyor. Bölgede yaşam koşulları hızla kötüleşiyor.

Bölgenin önemli illeri olan Trabzon ve Rize, işsizliğin, geçim derdinin, umutsuzluğun ve maalesef ayrıca incelenmesi gereken müthiş bir çevre katliamının pençesinde kıvranıyor.

“YEREL ÜRÜNLER”DE KAN KAYBI!..

Karadeniz bölgesinde; ekonomik, sosyal ve demografik açıdan çok önemli bir yere sahip ve yöre insanının temel geçim kaynağı olan özellikle fındık ve çayda üretici devasa sorunlarla boğuşuyor, ciddi bir darboğaz yaşıyor.

Hükümetin tarım politikaları ve çiftçiye karşı duyarsızlığı yüzünden bu stratejik ürünlerin üretiminde yaşanan kan kayıpları hem genel ekonomimiz; hem de ekonomisi ağırlıkla bu ürünlere dayalı Karadeniz bölgesinde geçim şartlarını zorlaştırıyor, yerel ekonomiyi ve toplumsal istikrarı tehdit ediyor.

Bölgede temel geçim kaynağı olan, ekonomik ve sosyal yapı açısından hayati önemdeki fındık, çay, mısır, balıkçılık gibi ürün ve sektörlerdeki sıkıntıların bir an önce giderilmesi, geçimini bu ürünlerden sağlayan milyonlarca üretici ve bu ürünlere dayalı sanayii kollarının ayakta kalabilmesi için acil önlem alınması gerekiyor.

FINDIK ÜRETİCİSİ PERİŞAN

Fındıkta dünyadaki toplam üretim alanlarının yüzde 77,9’una sahip olan Türkiye, toplam üretiminin ise 2017 itibariyle yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Türkiye’deki fındık üretim alanlarının yüzde 31,9’u Ordu, yüzde 16,5’i Giresun, yüzde 13,7’si Samsun, yüzde 11,2’si Rize, yüzde 9,2’si Trabzon’da. Ayrıca fındık; Artvin, Sinop, Tokat, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve daha birçok ile yayılan geniş bir alanda 500 bini aşkın üretici (aileleriyle birlikte 2 milyona yakın kişi) için temel geçim kaynağı… Dünyada fındığın yüzde 80’i çikolata sanayinde, yüzde 10-12’si pastane ve bisküvi mamullerinde, yüzde 3-4’ü kuruyemiş ve yüzde 2-3’ü dondurma yağ sanayinde tüketiliyor. Türkiye’de üretilen fındığın yüzde 15-20 oranındaki bir bölümü iç tüketime gidiyor.

Fiskobirlik out, Ferrero in!..

Karadeniz’de fındık üreticisi, özelleştirmeler yoluyla mağdur edildi, şirketlerin insafına bırakıldı. AKP iktidarıyla başta Fiskobirlik ve diğer 13 birliğin yavaş yavaş fındık sektöründe devre dışı bırakılmasıyla birlikte piyasada tekelleşen Ferrero isimli İtalyan şirket, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiren Karadeniz’de piyasayı ele geçirdi. Üreticinin ürettiği ürünü depolama alanı bulunmazken, Fiskobirlik’in her kentteki depolama alanları, birlik devre dışı bırakıldığı için kullanılamaz oldu. Depolama alanı olmayan üretici fındığı hızla elinden çıkarmak zorunda kaldığı için düşük fiyata katlandı. Ürettiği ürüne sezon başında taban fiyat alamayan ve hasat sonrası ürününü depolayamayan üretici fındıkta tekelleşen Ferrero’ya bu ürünü çok düşük fiyatlarla vermek zorunda kaldı.

Fındıkta sorunlar

  • Türkiye’de ağırlıklı bölümü Doğu Karadeniz’de olmak üzere 39 ilde 400 bin aile 700 bin hektar alanda fındık üretimi ile uğraşıyor.
  • Ülkemizde 2015’te yılında 646 bin ton olan fındık üretimi 2016’da yüzde 35 azalarak 420 bin tona düştü, 2017’de ise tekrar artarak 675 bin ton oldu. Bu, fındıkta dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70’i demek.
  • 2016’da miktar 240 bin ton olan 2017’de 270 bin tona yükselirken, ihracat geliri 1.9 milyar dolar olarak değişmedi.
  • 2023 hedefine konulan yaklaşık 1 milyon tonluk tüketime rağmen, Türkiye’de fındık üretimi istikrarlı biçimde artmıyor. Emeğini karşılayacak fiyatı bulamayan üretici fındık bahçelerini sökme yoluna gidiyor.
  • TOPRAK Mahsulleri Ofisi (TMO) fındık alımı yapmazken, serbest piyasadaki fiyatlar da üreticileri tedirgin ediyor. Sezon başında serbest piyasada 13 lira olan fiyatlar 12 liraya geriledi, eski fındık ise 10 liradan alıcı buluyor.
  • Türkiye’nin arzındaki dalgalanmalara bağlı fiyat istikrarsızlığı yüzünden oluşan güvensizlik önemli fındık alıcısı küresel firmaları, Arjantin, Şili gibi ülkelere yönlendiriyor.
  • Dünyanın en büyük fındık üreticisi Türkiye’deki oldukça düşük verimlilik, kârlılığı olumsuz etkileyen ana faktör. Türkiye’de yıllara göre 90-100 kilo olan, 2016’da 58 kiloya kadar düşen hektar başına üretim rakip ülkelerde 150-200 kilo arasında değişiyor.

Çözüm

  • Fiskobirlik, çok daha etkili bir yapılanma ile yeniden canlandırılmalı, fındıkçı Ferrero’nun insafına terkedilmemeli!
  • Fındıkta devlet üreticiye sahip çıkmalı, üreticinin zarar etmemesi için TMO piyasaya girip müdahale alımı yapmalı.
  • Fındıkta verim ve kaliteyi artırmak için bahçelerin yenilenmesi en öncelikli adım olmalı, yaşlı bahçelerin sökülerek yenilenmesine devlet desteği sağlanmalı.
  • Fındıktaki destek, alana değil üreticiye verilmeli, söküm yapanlara teşvik uygulanmalı ve kaliteli üretim ödüllendirilmeli.
  • Haziran 2009’da serbest piyasaya bırakılan fındık üretimine yönelik devlet yardımları artırılmalı, işlevsel hale getirilmeli.
  • Fındıkta lisanslı depoculuk ve ürün borsacılığı piyasanın sağlıklı işleyişini sağlayacak ve sektöre küresel çapta dinamizm kazandıracak şekilde yürütülmeli.
  • Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi, ülkemizin tüketim ve ihracat hedeflerine ulaşılabilmesi için fındıkta verim dekar başına 150-200 kilo aralığına çıkarılmalı.

BALIKÇILIK SEKTÖRÜ S.O.S VERİYOR!..

Bölgenin önemli bir ekonomik faaliyet ve geçim kaynağını da balıkçılık oluşturuyor. Türkiye denizlerinde yapılan avcılıkta yaklaşık yüzde 80’le en büyük paya Karadeniz sahip bulunuyor.

Ne var ki; yanlış avlanma, iklimsel, çevresel koşullar ve ihmal gibi nedenlerle Karadeniz’deki balık popülasyonu giderek azalıyor, her geçen gün yok oluşa biraz daha yaklaşıyor. Bunda; av gücünün çok fazla olması ve dolayısıyla ciddi av baskısının olması birincil faktörü oluşturuyor. Türkiye denizlerinde hunharca avlanma yapılıyor. İklim değişikliği ve nüfus artışına paralel olarak denizlerdeki kirlilik de Karadeniz’deki balık stoklarını etkiliyor. Bu şartlarda devam edilecek olursa yakında balığı sadece resimlerde göreceğiz. Karadeniz’de S.O.S. veren balıkçılık sektörü, ülkeyi yönetenlerin acil önlem almasını, etkili politikalar geliştirmesini zorunlu kılıyor.

Trabzon’da neler oluyor?

  • Trabzon’da tarih, kültür, doğa ve çevre imar rantı yüzünden adeta katlediliyor. Kent kimliği, kent kültürü ve geçmişi Araplara peşkeş çekilerek adeta yok ediliyor.
  • Beşikdüzü ilçesinde mevcut AKP’li belediye başkanı kendisini “kasabanın şerifi” olarak tanımlayarak, kanunları kendi keyfine göre uyguluyor. İmar Kanunu’nun 18.maddesini haksız hukuksuz biçimde uygulayarak kamu alanları 3.şahıslara peşkeş çekiliyor, imar planları halktan saklanıyor, yeşil alanlar yok ediliyor, tarihi binalar, tarihi okullar yıkılıyor, ilçenin neredeyse tamamı belediye uygulamalarından şikayetçi en son 800 Beşikdüzülü nün açtığı dava sonucunda Trabzon İdare Mahkemesi belediye uygulamalarıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı alarak vatandaşın haklılığını kanıtladı.
  • Trabzon Türkiye’nin en fazla göç veren ili, nüfusunun %75’i başta İstanbul büyük şehirlere göç etmiş durumda
  • Araştırmalar gösteriyor ki Trabzonlunun sadece yüzde 5,9’u din faktörünü göz önünde bulunduruyor. Halk işsizlik, ekonomi, terör, altyapı, ulaşım ve eğitim konularında hükümetten memnun değil ve artık alternatif arıyor. 1977’de solun toplam oyunun % 40’larda olduğunu da unutmamak lazım.
  • Fındık taban fiyatı sezon başında Haziran-Temmuz aylarında açıklanmalı. Bu sene belki de hiç fiyat açıklamayacaklardı ama CHP’nin TBMM’de zorlamasıyla hasattan 3 ay sonra 14 TL açıklandı ama yine de parası olmayan üretici sezon başında borçlarını ödeyebilmek için tekel konumuna gelmiş olan Ferrero’ya ve komisyonculara 11 liradan satmak zorunda kaldı. Üretici; budama, gübreleme, ilaçlama, teras bakımı, depolama gibi masraf için 14,5 TL harcamak zorunda kalıyor, verilen fiyat bunu bile karşılamıyor. Bu fiyat hasat başından açıklanmış olsaydı üretici zarar etmeyecek, en azından masrafını çıkarmış olacaktı.
  • Fındık Türkiye’nin yerli, milli stratejik ürünü, üstelik bu üründe Türkiye “net ihracatçı”. 2 milyar $ ihracatla zirai ürün ihracatının %10 undan fazlası tek başına fındıktan oluşuyor ama devlet üreticiye sahip çıkmayarak Ferrero’nun insafına terk etmiş durumda. Aslında iç piyasaya ayrı ihracata ayrı fiyat uygulaması yapılabilir. Dünya fındık üretiminin %70’lerini elinde bulunduran Türkiye ama devletin yanlış politikaları yüzünden fiyatta belirleyici olamıyor.
  • Fındık çalıştayı mutlaka senede 1-2 kere yapılmalı, üreticinin sorunları ilk ağızdan dinlenerek beklentiler karşılanmalı.

SONUÇ olarak, aslında Trabzon’da her şey var. Karadeniz’in incisi, Fındıkta dünya birincisi, tarihi-doğası-kültürü-ipek yolu var, denizi limanı-hamsisi var, Yeraltında madeni var, Ormanı-tarımı var, Trabzonspor’u var ama Üretemiyor-Büyüyemiyor-adil Bölüşemiyor. Yani Un var Şeker var Yağ var, ama Helva olmuyor çünkü sorun ustada artık yeni bir Usta zamanı.

KUTU:

TRABZON’DAKİ GENEL SOSYO EKONOMİK GÖRÜNÜM

Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük ili konumunda ve köklü bir tarihe, coğrafi konumu dolayısıyla önemli avantajlara sahip olan Trabzon, ağır sosyo ekonomik sorunların kıskacında bulunuyor. AKP döneminde hızla büyüyüp ağırlaşan bu sorunlar giderek büyürken, iktidarda çözüm iradesi gözükmüyor.

  • Türkiye’nin geneli gibi Trabzon’un da kanayan yarası işsizlik ve hayat pahalılığı…
  • Kentte ciddi bir iş alanı bulunmuyor. İşsizlik, pahalılık, geçim sıkıntısı, umutsuzluk ve gelecek kaygısı, yöre insanını bir cendere gibi sımsıkı sarmış durumda.
  • Dağlık ve engebeli coğrafi yapısı, toprak azlığı, tarımı zorlaştırırken, bölgeye özgü fındık, çay, tütün, mısır, patates, fasulye gibi tarım ürünleri ile tereyağı, peynir, süt, et gibi hayvansal ürünlerde devletin yanlış politikaları, ülkedeki genel ekonomik darboğaz ve aracılar fahiş karlar elde ederken üreticinin emeğinin karşılığını alamaması, geçimi zorlaştırıyor, hayatı çekilmez kılıyor.
  • Kıyılar mahvolmuş durumda, hayvancılık ve tarım gibi balıkçılık da can çekişiyor.
  • Deniz, doğa, tarih, spor, üniversite, kültür ve sanat kenti olarak bilinen Trabzon’da tüm bu imkanlar turizmin ve genel olarak ekonominin gelişimine katkı veremiyor.
  • Ekonomik yapı ve üretim ilişkilerindeki köklü sorunlar, sosyal sorunlara, işsiz güçsüz, çaresiz insanlar ve özellikle gençlerde yozlaşmaya yol açıyor.
  • Kentin içinde ve tüm ilçelerinde, ileri boyutlarda katı atık sorunları, çevre sorunları, yaşanıyor. HES’lerle dereler adeta kurutuluyor.
  • Önemli uluslararası yolların kavşağında oluşu, zengin turizm potansiyeli, denizi, yer altı kaynakları, yetişmiş insan gücü, eşsiz doğası, Rusya ve BDT ülkelerine yakınlığı ve daha birçok özellikleriyle, büyük bir kalkınma potansiyeline sahip olan Trabzon, izlenen yanlış politikalar nedeniyle bu zengin potansiyelini değerlendirip hak ettiği kalkınma ivmesini yakalayamıyor, ülke ekonomisine verebileceği katkıyı veremiyor.

300 kişinin çalıştığı fındık fabrikası kapandı

İşsizliğin hayatı zorlaştırdığı Trabzon’da az sayıdaki istihdam alanlarından biri olan bir fındık fabrikası geçen ay kapatıldı, 300 çalışan işsiz kaldı. İtalyan Çikolata Firması Ferrero, Oltan Gıda’yı satın aldıktan sonra bünyesine geçen Maçka Esiroğlu Mahallesindeki 300 kişinin çalıştığı “Fındık Kırma” fabrikasında faaliyetleri durdurdu. İşçiler 6 aylık ücretli izne ayrılırken fabrikanın yeniden açılıp açılmayacağı sorusunu ise Ferrero yanıtsız bırakıyor.

TRABZON’A İLİŞKİN TEMEL GÖSTERGELER:

Nüfus:

  • 786 bin 326 kişi
  • 2017 yılında nüfus artış hızı % 0,9 (Türkiye %1,24)
  • Türkiye’nin nüfus bakımından 28., Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük ili.
  • Türkiye nüfusunun yaklaşık %1’i Trabzon’da yaşıyor.
  1. 18 ilçesi var; en kalabalığı 332.504’le Ortahisar, ikinci 121.535’le Akçaabat
  • Nüfusun tamamı il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor.
  • İl nüfusu 2000’den bu yana yaklaşık 200 bin kişi azalmış.
  • Nüfus yoğunluğu (kilometrekareye düşen kişi sayısı) 169. (Türkiye 105)

Trabzon nüfusu (kişi)

2007 740.569
2008 748.982
2009 765.127
2010 763.714
2011 757.353
2012 757.898
2013 758.237
2014 766.782
2015 768.417
2016 779.379
2017 786.326

Yeraltı kaynakları

  • Çok çeşitli maden yataklarına sahip.
  • En önemlileri Bakır, Kurşun, Çinko, Molibden  ve Manganez cevherleşmesi…  Araştırmalara göre, ilde 74 metalik maden yatağı ve zuhuru var. (Bakır-Kurşun-Çinko-Pirit-Molibden gibi önemli maden yatakları özellikle Maçka, Sürmene, Yomra ve Of İlçelerinde yoğunlaşıyor)
  • Önemli endüstriyel hammaddeler ise çimento hammaddesi, kil ve kaolin. Çoğunlukla, inşaat sektöründe dolgu veya endüstriyel hammadde tedarik kaynağı olarak kullanılan taş ocakları yönünden büyük bir potansiyele sahip.

Tarım ve hayvancılık

  • 466 bin hektarlık alanın %43’ünü ormanlar, %26’sını meralar, %22’sini tarımsal alanlar, %9’unu kültür dışı araziler oluşturuyor.
  • 70 bin dolayında tarımsal işletme var.
  • Mısır, patates, yem pancarında Doğu Karadeniz illeri arasında birinci.
  • Karalahana, pazı, kabak ve yeşil fasülye üretiminde önde geliyor.
  • Fındık şehir ve bölge için stratejik bir ürün…
  • Türkiye’nin fındık üretiminin%15’ini, çay üretiminin %29’unu yapıyor.
  • Balıkçılık Trabzon kültürünün en önemli parçalarından biri.

Lojistik

  • Üst seviyede bir ulaşım ağına sahip
  • Tarih boyunca önemli bir lojistik merkezi
  • Yılda 3,5 milyon ton yükleme boşaltma kapasitesiyle 24 saat hizmet veren Trabzon Limanı, 1957’den beri hizmet veren Trabzon Havalimanı büyük avantajları.

Yatırım

  1. AKP döneminde Trabzon teşvikli yatırımlardan sadece yüzde 0,4 pay alabilmiş.
  • Yıllar itibariyle yaratılan yeni istihdam, nüfus artışına karşılık verecek sayının çok altında.
  • 9’u yabancı 8’i yerli olmak üzere toplam 17 firma faaliyet gösterdiği Trabzon Serbest Bölgesi önemli bir yatırım, üretim ve ticaret merkezi

Sanayi

  • Sanayi sicil belgesine sahip 500 dolayında firmanın %26’sı fındık, çay ve su ürünleri başta “gıda ve içecek” sektöründe.
  • Sanayi işletmelerinin %28’i mikro, %60’ı küçük, %10’u orta, sadece %2’si büyük ölçekli.
  • Sanayileşme ilin potansiyeli ile kıyaslanınca yetersiz.

Dış ticaret

  • 2015 yılında 1 milyar 545 milyon dolar ihracatla 81 il arasında 13’üncü sırada yer alan Trabzon’un yıllık ihracatının 2016’da 1 milyar 341 milyon dolara, sırasının 14’e, ihracat tutarının 2017’de 1 milyar 197 milyon dolara, ilin sıralamadaki yerinin 16’ncılığa düştüğü görülüyor.
  • Trabzon’un ihracatının tamamına yakınını tarım, hayvancılık ve balıkçılık ürünleri oluşturuyor. Tarım ürünleri içinde de en büyük pay fındığın

Trabzon’un ihracatı

  Milyon $ Değ. (%)
2011 1.088,5 7,6
2012 1.099,6 1,0
2013 1.165,8 6,0
2014 1.317,0 13,0
2015 1.545,2 17,3
2016 1.341,9 -13,2
2017 1.197,2 -10,8

Turizm

  • Özellikle son 2000’li yıllarda turizm alanında büyük ilerleme kaydeden illerden biri, ancak son yıllarda turizmde ülke genelinde yaşanan sıkıntıdan İl de payını almış.
  • Sümela Manastırı, Uzungöl, Ayasofya Camii gibi dünyaca bilinen turizm destinasyonları, yeşil yaylaları, rahat ulaşım olanakları ve uygun fiyatları ile turistler için cazip özelliklere sahip bir il.
  • Trabzon’un turizmdeki potansiyeli değerlendirilemiyor.

Oran’dan Pekşen’e Destek – Karadeniz’de İstikbal



CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran. CHP Trabzon 1. Sıra Milletvekili Adayı Avukat Haluk Pekşen’in seçim gezisine katılarak destek verdi.
Önümüzdeki seçimlerde aday gösterilmeyen İstanbul Milletvekili Umut Oran. CHP Trabzon Milletvekili adayı Haluk Pekşen’e destek vermek üzere Trabzon’a geldi.

2

Oran'dan Pekşen'e Destek – Karadeniz'de İstikbal



CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran. CHP Trabzon 1. Sıra Milletvekili Adayı Avukat Haluk Pekşen’in seçim gezisine katılarak destek verdi.
Önümüzdeki seçimlerde aday gösterilmeyen İstanbul Milletvekili Umut Oran. CHP Trabzon Milletvekili adayı Haluk Pekşen’e destek vermek üzere Trabzon’a geldi.

2

Umut Oran, 25 Aralık’ın yıldönümünde Trabzon’da



“17-25 Aralık AKP iktidarının özetidir” 

Davutoğlu’na çağrıda bulundu: Lafla peynir gemisi yürümez, kol koparmana gerek yok gel siyasal ahlak yasasını çıkaralım 

Hükümet her kademede yolsuzluğa bulaştı 

AKP, siyasal üstünlüğü yitirdi 

FullSizeRender

TRABZON 

17-25 Aralık yolsuzluklarının yıldönümünde CHP, 18 ayrı ilde görevlendirilen milletvekilleriyle yolsuzluk konulu toplantılar yaptı. Parti göreviyle Trabzon’a gelen CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, AKP hükümetinin neredeyse bütün kademeleriyle yolsuzluğa bulaştığını belirtti. Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na da çağrıda bulunarak,  “CHP olarak yasa teklifimizi 17 Aralık’ın yıldönümünde bu hafta TBMM Başkanlığına sunduk, Davutoğlu’na ve büyük ağabeyine ‘hodri meydan’ dedik. Öyle lafla peynir gemisi yürümez, kol koparmana gerek yok, Gel bu yasayı çıkaralım, Bu yasa çıktığında ortada zaten koparılacak kol kalmayacak, kimse harama, yetimin hakkına elini dahi uzatamayacak” dedi.

Umut Oran, Trabzon’da CHP il-ilçe yönetimleri, belediye meclis üyeleri ve partililerinin geniş katılımıyla yapılan toplantıda şöyle konuştu:

Şüphen yoksa aklan da gel

Eğer temizseniz Yüce Divana gitmekten niye çekiniyorsunuz gidin Yüce Divana yargı gereğini yapsın, aklanın gelin. Protestoları yapıyor diye CHP binalarını kanunsuz emirlerle basıp arama yapanları kınıyorum.

Hükümet her kademede yolsuzluğa bulaştı

Türkiye’de yolsuzluklar ne yazık ki yakın siyasi tarihimizde hep görülmüştür. Pek çok hükümet döneminde Bakanlar Kurulu’nun bir ya da iki üyesi Yüce Divan’a gönderilmiştir. Ancak geçen yıl, 17-25 Aralık 2013’te ortaya çıkan tablo bir hükümetin neredeyse tüm kademeleriyle yolsuzluğa bulaştığını ortaya sermiştir. CHP’nin hırsızlık ve yolsuzlukla mücadele haftası olarak, toplumla paylaştığı bu süreçte, AKP milletvekilleri de ciddi bir sınav vermektedir.

AKP, siyasal üstünlüğü yitirdi

Meclis’te kurulan yolsuzluk komisyonu 9 AKP’li, 4 CHP’li, 1 MHP’li ve 1 HDP’li üyeden oluşmaktadır. Sayısal üstünlüğe sahip olan AKP, siyasal üstünlüğü yitirdi ve 22 aralık günü 4 eski bakanla ilgili yapılması gereken yüce divan oylamasını ertelemek durumunda kaldı. Çünkü AKP, bırakın bu olayı topluma anlatmayı, kendi içinde birbirlerine anlatmaktan dahi aciz duruma düşmüştür.

Kılıçdaroğlu ısrarla gündeme getiriyor

CHP’nin öncü girişimiyle, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla gündemde tutmasıyla, toplumun belleğinde yerini koruyan yolsuzluklar, bir iddia olmaktan öte AKP’nin gerçek yüzüdür. Özgürlüğün ve umudun ülkesini, herkesin mutlu olacağı Türkiye’yi yaratacak olan CHP, AKP’nin gerçek yüzünü de açığa çıkarmaya devam edecektir.

Beş bakandan birisi Yüce Divan yolunda

Bakanlar Kurulu’nun beşte biri, yani her beş AKP bakanından birisi yüce divan yolundadır. CHP, hukuk zemininden sapmadan tüm yolsuzlukların hesabını halk adına soracaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın

Devleti soyan AKP’nin TBMM’yi de kirletmesine izin vermeyeceğiz 

TBMM Soruşturma Komisyonu yeni bir bahane bulmazsa hükümet içinde yeni bir kriz yaşanmazsa yüce divan oylaması 5 Ocak 2015’te yapılacak. Bu nedenle CHP, 17-25 Aralık arasındaki Yolsuzluk ve Hırsızlıkla Mücadele Haftası’nı 5 Ocak gününe dek uzatmıştır. Ancak buradan ilan ediyorum ki hükümet olup devleti soyan AKP’nin TBMM’yi de kirletmesine izin vermeyeceğiz!

Biz dürüst olacağız

Bizim AKP ile en büyük farkımız atacağımız, her adımda dürüst olmamızdır. Şimdi buradan bunları söylüyorum ama tüm yurttaşlarımız bilmelidir ki CHP iktidarının birinci ayında çıkaracağımız ilk yasalardan birisi siyasi etik ve ahlak yasası olacaktır.

Kol koparma, siyasi ahlak yasasını çıkar yeter

CHP olarak yasa teklifimizi 17 Aralık’ın yıldönümünde bu hafta TBMM Başkanlığına sunduk, Davutoğlu’na ve büyük ağabeyine hodri meydan dedik. Öyle lafla peynir gemisi yürümez, kol koparmana gerek yok, Gel bu yasayı çıkaralım, Bu yasa çıktığında ortada zaten koparılacak kol kalmayacak, kimse harama, yetimin hakkına elini dahi uzatamayacak.

Hayırlı evlat bahanesi bitecek

Çünkü tüm milletvekillerinin ve doğal olarak bakanların tamamının malvarlığı daha seçilir seçilmez resmi gazete’de yayınlanacak. Öyle yayınladım gitti yok, milletvekilliğinin sonunda malbeyanı öncekiyle karşılaştırılacak. Arada büyük farklar, açıklanamaz meblağlar varsa; o zaman hiçbir AKP’li bakan “efendim ben hayırlı evladımdan borç aldım, vay efendim o para oğlumun takı parası” falan diyerek martaval okuyamayacak. Hodri meydan! Öyle el kırmayla, kol kopartmayla değil, çaldırmayarak çırptırmayarak bu yolsuzluğu ahlaksızlığı önlersin. Gel 2015 seçimleri öncesinde bu yasayı çıkaralım, erozyona uğrayan siyaseti ayağa kaldıralım, milletvekilliğini – TBMM’yi eski saygınlığına yeniden kavuşturalım. İşte o zaman iktidar milletvekilleri sadece milletvekilliği yapacak, TBMM de grupların çekiştiği değil her toplantısında vatandaşın derdine derman olacak yasaları görüşür hale gelecektir.

CHP, Senin Kadar Güçlüdür

Önümüzde seçim var partimizi, partilerimizi de değerlendirmek gerekir. 12 Eylül’den bu yana müthiş acılar çekti örgütümüz işkenceler gördü, yılmadı, direndi. Sizler nasıl yılmadıysanız biz de milim geriletmeden mücadelemizi sürdüreceğiz. Partimiz bütün gücünü, örgütünden, geçmişten geleceğe uzanan tarihinden, çağın gerçekleriyle bütünleşen siyasal çizgisinden almaktadır. CHP’nin Türkiye’nin geleceğini belirleme gücüne ulaşması için ülke çapındaki tüm örgütlerinin buna inanması gerekir. Örgüt, kendisine üye olan bireylerden oluşur. Bir CHP üyesinin “partimin gücü nedir?”, sorusuna vereceği yanıt şudur; partim benimle güçlüdür! CHP üyelerinin partisine duyduğu güveni ve inancı çevresinde hissettirmesi başarıya giden yolun birinci adımıdır.

Umut; Hedef, Emek ve Sevgi İster

Siyaset, umut üretme sanatıdır. Mevcut iktidarın olumsuzluklarını topluma anlatmanın yanında, en az bunun kadar önemli olan topluma umut verebilmektir. Ülkemizde ve dünyada sandığa giden seçmen hep gelecek umudu ve beklentisiyle oyunu kullanır. Umut nasıl büyür? Bunun başlıca yolu, topluma bir hedef göstermek, o hedef için emek harcamak ve bunu sevgi temelinde yapmaktır. CHP’nin önümüzdeki dönem için başlıca hedefi halkın iktidarını kurup ülkeyi düzlüğe çıkarmaktır. Bu hedefi topluma anlatmak ve inandırmak büyük emek ister. CHP’de bu emek gücü mevcuttur. Yapılması gereken bu emeğin doğru yönde doğru zamanda doğru yerde kullanılmasıdır. Umut ve umutsuzluk, tıpkı nezle gibi çok bulaşıcıdır. Hangisi baskınsa örgüt yapısını o etkiler. Umutsuzluğa meydan vermemek çalışmaya başlama işaretidir. Umudu diri tutmak bir araca benzin koymak gibidir. Nasıl ki bir araç ne kadar sağlam, ne kadar donanımlı olursa olsun benzini yoksa çalışmazsa, umut yoksa örgütün harekete geçmesi de zordur. 

Kâbus Yılları Bitiyor, Umut Yılı Başlıyor

2015 yılına giriyoruz. Genel seçimler önümüzdeki yılın ortasında yapılacak. 12 yıllık AKP iktidarına son vermek, ülkeyi daha iyi, daha huzurlu yönetecek bir iktidar kurmak CHP’nin başlıca hedefidir.  CHP genel merkezinin bu hedef için başlattığı hazırlıklar son aşamasına geldi. Yeni yılla birlikte toplumun bütün kesimlerine hitap eden projeler akılda kalacak, ikna edici başlıklarla kamuoyuna açıklanacak.  Bu aşamadan sonra partimizin kılcal damarları, yani sizler devreye gireceksiniz. 2015’i umut yılı haline getirmek bizim elimizdedir. Buna önce örgütümüzün inanması sonra topluma inandırması gerekir.  Örgütlerimizin içinde toplumla diyalog kurma gücü yüksek yerel önderlere ayrıca gereksiniz vardır. Onları şimdiden bu sorumluluğa hazırlamalıyız. Şundan kimsenin şüphesi olmasın; Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı “Cumhuriyet İlkelerini” bayrak edinmiş iktidarımızda kutlanacaktır. 100. yıla giden yolu CHP döşeyecektir.

Gerçek Türkiye

AKP iktidarı bütün köhnemiş düşünce ve hedeflerini “yeni” diye topluma sunmaktadır. Bu anlamda “yeni” sözcüğü eskimiştir. İktidarın iç barıştan uluslararası ilişkilere, ekonomiden eğitime kadar her alanda sahtelik kokan icraatına karşı biz Türkiye’yi “gerçek” yerine oturmak istiyoruz. Gerçek Türkiye, iç ve dış barışını bir bütün olarak rayına sokmuş, Avrupa’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Karadeniz’e kadar tüm çevre ülkelerin katıldığı kurumlarla ilişkilerini yeniden kurmuş, ekonomisinin temeli tüketimden üretime dönmüş bir Türkiye’dir. 

Parti İçi Demokrasi, Parti İçi Disiplin

Ciddi, köklü, hedefleri olan, kurumlaşmış bir siyasal partiyi ayakta tutan iki sütun vardır; parti içi demokrasi ve parti içi disiplin. Biri ötekine feda edilemez.  Örgütlü mücadelede disiplin, özgürlüktür. Çünkü disiplin, örgüt tablosunda kimin sorumluluğunun nereye kadar olduğunu belirleyen bir çerçevedir. Örgüt içi sorunları çözüm hedefli olarak örgüt içinde konuşmak parti içi demokrasinin ve parti içi disiplinin ilk koşuludur.  Seçime giderken partimizin dışarıdan algılanışı çok önemlidir. Karşımızda algı siyasetini kural tanımadan yapan bir kontrolsüz güç vardır. Bu nedenle örgütlerimizin ortaya koyacağı birlik ve dinamizm ruhu ayrıca önem taşımaktadır. 

Hedef Ortaklığı

AKP iktidarının karşısında başlıca alternatif güç CHP’dir. Bu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Bunun yanında AKP iktidarına karşı olduğunu ilan eden ancak CHP’ye yönelik ağır eleştirileri de siyaset geleneği haline getirmiş, parlamento dışında siyaset yapan başka partiler vardır.  Ana hedefi iktidara gelmek olan CHP, seçime giderken bu partilerle ayrıca polemiğe girmek yerine, “mademki temel hedef AKP iktidarı, tüm mücadelenizi oraya yöneltin. Bu, sağduyulu herkesin ortak hedefi olmalı” düşüncesini işlemek daha sağlıklıdır.

CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na Yönelik Algı Operasyonu

CHP bugüne dek 3 temel devrimi gerçekleştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci, çok partili demokrasiye geçiş, sosyal devlet kavramı ve sosyal demokrasi ideolojisini siyasete katış, birbirini tamamlayan önemli devrimlerdir. CHP’nin önünde 4. devrimi yani demokrasi ve özgürlükleri yaşama geçirme sorumluluğu vardır. İlk 3 devrimi gerçekleştirilen CHP dördüncüsünü de yapacak ve Türkiye’yi gerçek anlamda 21. yüzyıla taşıyacaktır. AKP, CHP’nin önünü kesmek için her türlü yöntemi kullanarak fütursuz bir algı operasyonuna girişmiştir. Bunun için devletin istihbarat organlarından yandaş medyaya kadar her alanı kullanmaktadır. Seçime giderken başlıca hedefleri, CHP’yi güçsüz göstermek, Sayın Genel Başkanımızın ülkeyi yönetme gücünden uzak olduğu, imajını vermektir. Oysa CHP’nin tarihinden gelen gücü, örgütünde ve Genel Başkanında vücut bulmaktadır. Bu algı operasyonuna karşı özgüveni yüksek tutmak, partimizin gücü ve hedeflerini bütün kesimlere anlatmak, kadrolarımızın temel görevi olmalıdır.

Umut Oran Trabzon ve Gümüşhane’de



CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Genel Merkezi’nin görevlendirmesiyle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun yıldönümünde (25 Aralık 2014, perşembe günü) Trabzon’a giderek basın toplantısı düzenleyecek. Umut Oran 26 Aralık’ta ise Gümüşhane’ye geçerek temaslarını burada sürdürecek. Umut Oran’ın 25 ve 26 Aralık 2014 programlarının ayrıntıları şöyle:

Trabzon (25 Aralık 2014)

11.00 Park Restoran’da basın toplantısı ve CHP il-içe yönetimleri, partililer ve STK’larla buluşma
14.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet

Gümüşhane (26 Aralık 2014)

10.00 CHP İl Başkanlığında Basın Toplantısı
10.30 GÜSİAD
11.00 Sanayi ve Ticaret Odası
12.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet
13.00 Gümüşhane Baro Başkanlığı
14.00 Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı
14.30 Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
15.30 Sanayi Çarşısı Yönetim Kurulu
16.30 Esnaf ve Sanatkâr Odaları
18.00 Torul ilçesini ziyaret

Umut Oran Trabzon ve Gümüşhane'de



CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Genel Merkezi’nin görevlendirmesiyle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun yıldönümünde (25 Aralık 2014, perşembe günü) Trabzon’a giderek basın toplantısı düzenleyecek. Umut Oran 26 Aralık’ta ise Gümüşhane’ye geçerek temaslarını burada sürdürecek. Umut Oran’ın 25 ve 26 Aralık 2014 programlarının ayrıntıları şöyle:

Trabzon (25 Aralık 2014)

11.00 Park Restoran’da basın toplantısı ve CHP il-içe yönetimleri, partililer ve STK’larla buluşma
14.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet

Gümüşhane (26 Aralık 2014)

10.00 CHP İl Başkanlığında Basın Toplantısı
10.30 GÜSİAD
11.00 Sanayi ve Ticaret Odası
12.00 CHP İl Başkanlığında partililerle sohbet
13.00 Gümüşhane Baro Başkanlığı
14.00 Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı
14.30 Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
15.30 Sanayi Çarşısı Yönetim Kurulu
16.30 Esnaf ve Sanatkâr Odaları
18.00 Torul ilçesini ziyaret

Etkinlikler

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi