Yazılar

Mehmetçiğin Her Zaferi Türk Milletine Aittir

Terör örgütü PKK-YPG unsurlarına karşı Türkiye’nin “sınır güvenliğini korumak” ve Suriye’nin kuzeyinde bir “terör koridoru” oluşturulmasını engellemek için kahraman Türk Ordusunun gerçekleştirmiş olduğu “Zeytindalı Harekatı”, Afrin kent merkezine girilmesiyle beraber önemli bir aşama kat etmiştir.

Harekatın başından beri Türk Ordusunun, sivillerin korunmasına yönelik attığı adımlar, PKK-YPG unsurlarının baskısından yılmış yöre halkına karşı sergilediği insani yaklaşım ve her aşamada “uluslararası hukuk kurallarını” itinayla uygulamış olması hiç kimsenin reddedemeyeceği gerçeklerdir ve her türlü takdire layıktır.

Operasyon boyunca, Türk milletinin her bir ferdinin, teröre karşı birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmesi ve buldukları her vasıtayla Mehmetçiklerin yanında olduklarını göstermeleri “milli konularda” tüm farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiğine dair önemli bir gösterge olmuştur.

Ancak Mehmetçiğin büyük fedakarlıklarla elde ettiği zaferleri “şahsi başarı hanesine yazmak isteyenlerin” ya da “sadece bir partinin tekeline almak” isteyenlerin olduğu da görülmektedir. Milletin emeğini ve desteğini yok sayan, Mehmetçiğin her zaferinin topyekun Türk milletine ait olduğu gerçeğini göz ardı eden bu yaklaşım tamamen yanlıştır ve asla hoşgörü gösterilmemelidir.

Hangi kademede yer alırsa alsın, hiç kimse kendi emeğini Mehmetçiğin fedakarlıklarının ya da gönlünün Mehmetçikle birlikte olduğunu göstermek için evinin balkonuna Türk bayrağı asan 80 yaşındaki ninelerin emeğinin üstünde görmemelidir. Zira Türk Ordusu, hangi görüşten olursa olsun Türk Milletine aittir ve Mehmetçik de hepimizin evladıdır.

Hükümet, Mehmetçiğin Zaferini Pazarlık Masalarında Kaybetmemelidir

Unutulmaması gereken bir diğer noktaysa Mehmetçiğin elde ettiği zaferlerin kapalı kapılar ardında kurulan pazarlık masalarında kaybedilmemesi gereğidir. Hükümetin, operasyonun başından beri “kamu diplomasisi” alanında yeterince çalışmadığı ve PKK-PYD’nin uluslararası alanda yaptığı propaganda faaliyetlerine yeterli tepkiyi göstermediği ortadadır. Oysa PYD-YPG’ye dair uluslararası kurumlar ve bağımsız sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanan ve bu örgütlerin çok sayıda insanlık ve savaş suçu işlediğini gösteren raporlar mevcuttur ve Türkiye’nin elini güçlendirecek onlarca bilgi kullanılmayı beklemektedir. AKP hükümetlerinin “Kırmızı halıyla karşıla; kırmızı bültenle ara!” şeklinde formüle ettiği “tutarsızlıklar” da Türkiye karşıtı cephenin büyütülmesi için kullanılmaktadır. O halde yapılması gereken şey, aklı ve bilimi referans alarak dünya kamuoylarının “doğru bilgilendirilmesine” yönelik çalışmalar başlatmak ve emperyalist odakların art niyetli çözüm masalarına oturmamaktır. Mehmetçiğin zaferleri pazarlık konusu edilmemelidir.

Suriye’nin Toprak Bütünlüğü Türkiye’nin Toprak Bütünlüğüdür

Gelinen noktada Afrin’de Mehmetçiğin kanı pahasına elde ettiği zafer, hükümet kanadında da kendine yer bulan “yayılmacı ve hayalci” odakların hezeyanlarına da kurban edilmemelidir. Zira hangi ad altında olursa olsun Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunamaması zincirleme reaksiyonla ülkelerin parçalanmasına sebep olacaktır. Afrin ve civarında bir tür “Sünni Devletçik” kurmak demek Fırat’ın doğusunda da bir “PKK-PYD-YPG devletçiği” kurulmasına “izin vermek” demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Irak’ın da Suriye’nin de “toprak bütünlüğünü” kırmızı çizgi  olarak görmeli ve her türlü mecaracılıktan uzak durmalıdır. Irak’ın ve Suriye’nin “güçlü merkezi hükümetlere” sahip olması, PKK’nın bölgedeki etkinliğini de engelleyecektir. Türkiye, bu değişmez gerçeği kavradığı müddetçe kendi sınırlarını da daha kolay savunabilecektir.

Suriye Sınırımızda Hala PKK-PYD’nin Silahlı Unsurları Var

Afrin’de gerçekleştirilen operasyon, Mehmetçiğin başarı hanesine yazılmıştır ancak PKK-PYD tehlikesi henüz ortadan kalkmamıştır. Suriye sınırımızın çok büyük kısmında silahlı terör grupları emperyalist devletlerin verdiği modern silahlarla beklemektedir. Hükümet, tüm bölge ülkeleriyle işbirliği yaparak bu tehdidi ortadan kaldırmak ve sınırlarımızı güvenceye almak zorundadır. Türkiye’nin ve Türk milletinin huzur için bölge ülkeleriyle beraber “barışı” tesis etmek, yani her ülkenin “toprak bütünlüğünü” garanti altına alacak adımları hiç bir kompekse kapılmadan atmak tarihsel zorunluluktur. Türk Ordusunun zaferlerini taçlandırmanın en kolay yolu tüm bölgeye barış getirecek olan “bölgesel işbirliği” yollarını açmaktır.

Bu anlamda, ülkemizi terör saldırılarından korumak ve Suriye’de bir terör koridoru oluşturulmasını engellemek için düzenlenen Zeytindalı Harekatına katılan her bir Mehmetçiğimizi elde ettikleri başarılardan dolayı tebrik ediyorum. Vatan için toprağa düşen şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

umut oran

Umut Oran’dan Suriye sınırından dış politika uyarısı

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın !

Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli

Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

Anadolu’yu karış karış gezen CHP’li Umut Oran, bugün Hatay’a giderek çalışmalarda bulundu. Suriye’deki son durumu değerlendiren Umut Oran, “Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli” diye konuştu.

Hatay’da CHP PM Üyesi ve Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile birlikte çalışma yürüten Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, Erzin ve Dörtyol’da esnaf ve vatandaşların yanı sıra esnaf, sanatkar, ticaret ve sanayi odalarını da ziyaret ettiler. Hatay çalışmalarında açıklamalarda bulunan Umut Oran şöyle konuştu:

Referanduma katılım yükseliyor

Türkiye’nin her anlamda varlığını ve birliğini tehdit eden “tek adam rejimine” karşı “hayırlı mücadelemiz devam ediyor. Yurdun dört bir yanında her partiden yurttaşlarımız hayır oyu yönündeki kararlılığı, tüm anketlerde referanduma katılım oranlarının hızla yükseliyor olması AKP hükümetinin dengesinin bozulmasına sebep oluyor.

Bu sebepten olacak ki Amerikan gemilerinden komşumuz Suriye’ye fırlatılan füzeler AKP hükümeti tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve ortada uluslararası bir karar olmamasına rağmen “savaş çığırtkanlığı” başlatılmıştır.

Hatay’da sınırdan hükümeti uyardı

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın ! Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli”

Vekalet Savaşına hayır

Türk Milleti bilmelidir ki Irak’ta ve Suriye’de akan kan Müslümanların kanıdır. Batılı emperyalist güçlerin destekledikleri IŞID, YPG, PKK ve Nusra gibi terör örgütleri tüm insanlığa karşı suç işlemektedirler. Mazlum milletlerin üzerine silahla ve bombayla salınan terör örgütlerinin tamamına hem Türkiye içinde hem de sınırlarımızda müsaade edilmemeli, vekâlet savaşı adı altında emperyalist devletlerin hizmetine girmiş olan bu gruplara karşı Türk devletinin ve komşu devletlerin bütünlüğü savunulmalıdır.

Irak’ın düzmece olduğu kabul edildi

Tıpkı 2003’te düzmece kimyasal silah iddialarıyla Irak’ın işgal edilmesi olayında yaşandığı gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak ve tüm güney sınırımızda bir PKK devleti kuracak olan her türlü oldu-bittiye karşı bölge devletleriyle işbirliği içinde olmak tarihin ve aklın dayattığı zorunluluklardır.

Amerikan askerleri PKK ile kolkola

Gelinen nokta her anlamda tehlikelidir. Özellikle AKP’nin henüz ispatlanmamış bir kimyasal saldırı iddiaları üzerinden, Amerikan askerlerinin yerine Mehmetçiği gözden çıkarma hevesi asla kabul edilmemelidir. Fırat Kalkanı Operasyonunda net olarak görüldüğü üzere PKK-YPG terör örgütleri Afrin’de Rus’larla, Menbiç’te ve Rakka’da Amerikan askerleriyle kol koladır ve kendilerine sağlanan modern silahlarla beraber IŞID’a karşı savaş adı altında Suriye’nin bütünlüğüne karşı savaşmaktadırlar.

Türkiye’nin bütünlüğü tehlikeye atılıyor

Soğuk Savaş sonrasında Amerikalı stratejistler tarafından hedef tahtasına oturtulan “güçlü ulus devletler”, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi tehdit altındadır. Bu devletlerin bölünmesine yol açacak herhangi bir projeye ya da operasyona destek vermekse Türkiye’nin bütünlüğünü de tehlikeye atmak demektir. Bu anlamda sorun sadece Irak, Suriye’nin ya da İran’ın sorunu değil emperyalizmin kendisine rakip olarak gördüğü “güçlü ulus devletlerin” tamamıdır. AKP’nin açıklamaları ve “savaş çığırtkanlığı” Türkiye’nin ve bölgenin gerçekleriyle uyuşmadığı gibi milli bir politika da değildir.

Milli Duruş Barzani’ye karşı olmaktır

AKP’nin topluma dayattığı “tek adam rejimi”ne Türk milletinin “hayır” diyeceği açık ve net olarak görüldüğü için AKP, savaşçı bir dil kullanarak ve bunu milli bir dava gibi göstermeye çalışarak toplumu etkilemeye çalışmaktadır. Oysa çok açıktır ki milli duruş Musul’un ve Kerkük’ün bir oldu-bittiyle Barzani’ye teslim edilmesine engel olmakla mümkündür. Milli duruş, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak üzere olan PKK devletine karşı mücadeleyle mümkündür. Mehmetçiği Amerikan planları için pazarlık masalarına sürmek milli bir duruş değildir. Türk Milleti, başta medeniyetler şehri Antakya olmak üzere bu savaş çığırtkanlığına hayır demelidir. Bu anlamda 16 Nisan, “savaş naraları” atanlara karşı “güçlü bir hayır” demeyi zorunlu kılmaktadır. Artık AKP’nin iflas etmiş, sürekli sorun yaratan “dış politikasına” ve milletin gerçek sorunlarını öteleyerek kendi kişisel sorunlarına odaklanan siyaset anlayışına “hayır” deme vakti gelmiştir.

Unutmayın, 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

16 Nisan’a sayılı gün kala tüm yurttaşlarıma tekrar çağrıda bulunmak istiyorum. 17 Nisan’da Hayır’lı bir sabaha uyanmak için sadece 1 kişiyi ikna etmek yeterlidir. Oy vermeyi düşünmeyen sadece 1 kişinin kolundan tutup onun sandığa gitmesini sağlamak ülkemize yapılacak en büyük iyiliktir. Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!

Devlet Düzeni Çöküş Sürecindedir! Çöküş Ancak Atatürkçü Milli Duruşla Engellenir

 

umut-oran11

Beşiktaş’ta onlarca polisimizi ve masum insanımızı hedef alan terör saldırısı, Kayseri’de gerçekleştirilen ve kahraman Mehmetçiklerimizi toprağa düşüren hain girişim ve hemen ardından Rusya Büyükelçisi’nin öldürülmesi; çöküş sürecine giren devlet düzeninin yarattığı dehşet verici sonuçlardır.

İktidara geldiği günden beri ortak aklı reddeden zihniyet, yaşanan acı olaylardan hiçbir şekilde ders almadığı gibi sorumluluk da kabul etmemektedir. Son yıllarda sürekli olarak tedavüle sürülen ve temelinde “kıskançlık” olduğu ileri sürülen “uluslararası komplo” iddialarıysa iç kamuoyunun bir kısmını tatmin etse de, “kıskançlık merkezli bir uluslararası ilişkiler teorisi” yoktur.

Benzer şekilde iktidar bloğunun kazanım olarak gördüğü her şey devlet düzeninin çökertilmesi anlamına gelmektedir. Örneğin vesayeti yıkmak olarak tanımlanan süreç; Türk ordusunun emir komuta zincirinin kırılması, laik karakterinin zayıflatılması ve mezhepçi kadrolaşmanın önünün açılmasıdır.  FETÖ’yle mücadele ediyoruz denilense daha önce FETÖ’ye teslim edilen kadroların “başka tarikatlara ve yandaşlara” verilmesinden başka bir şey değildir. Tüm kamu gücünü elinde toplayan iktidar; personel seçiminde ve kariyer basamaklarının tırmanılmasında liyakat yerine sadakati, yetenek yerine parti ya da fikir aidiyetini esas almaktadır.

Yaşanan onca acıya ve saldırıya rağmen iktidar bloğunun herhangi bir çözüm önerisi de bulunmamaktadır. İktidar bloğu, kendileri dışında herkese “şehitlik ve gazilik” önererek halkın kutsal duygularını istismar etmekten başka bir vaat sunmadığı gibi her olaydan sonra özeleştiri yapmak yerine adeta hatalarını bastırarak daha yüksek sesle tehditler savurmayı  ve de  “yayın yasağı” koymayı siyaset sanmaktadır.

Sadece son bir haftada yaşananlar bile yarınlarda yaşanabilecek çok daha acı olayların habercisidir. Çünkü iktidar bloğu yaşananlardan ders çıkarmamaktadır, özeleştiri yapmamaktadır, sorumlu aramamaktadır, aklın ve bilimin ışığında kurumsal çözümler düşünmemektedir. Tam aksine tüm enerjisini kendine göre “düşman” olarak kodladığı muhalif çevreleri ve kurumları yok etmeye harcamaktadır.

Yüzlerce yıllık geleneği temsil eden GATA’nın, Askeri Okulların kapatılması iktidarın “düşman” algısının sonucudur. Oysa son olayda görülmüştür ki mesele kurumun adı değildir mesele topyekûn zihniyet meselesidir. Rus Büyükelçiyi katleden polis, bu iktidar döneminde Polis Okulu’na girmiş, bu iktidar döneminde “güvenlik soruşturmasından geçmiş”, bu iktidar döneminde polis olmuş, bu iktidar döneminde asaleti tasdik olunmuş ve yine bu iktidar döneminde görev almış biridir. Aynı şekilde AKP’nin hükümet olduğu dönemde okula gitmiş, AKP’nin “dindar ve kindar gençlik” yaratma iddiasının hayat bulduğu yıllarda eğitim görmüş, her kanalda AKP’lilerin konuştuğu bir iklimde yetişmiş ve nerdeyse tüm ömrünü AKP’nin tek başına iktidar olduğu bir dönemde geçirmiştir. Ve ne yazık ki kutuplaştırmanın, düşmanlaştırmanın, ötekileştirmenin, saldırganlaştırmanın egemen olduğu son 15 yılın bir parçasıdır. O; Taksim’de terör estiren “palalıların”, Ali İsmail’e tekme atan “fırıncıların” ve Kayseri’de olduğu gibi ana muhalefet partisine mensup gençleri “linç etmeye” çalışanların oluşturduğu “zorbalığın” bir parçasıdır Ülkemizin dört bir yanında Aleviden, Kürtten, spor yapan kadınlardan, şort giyen kızlardan yani kendileri gibi düşünmeyen herkesten nefret eden gençler vardır. Ve yaratılan “nefret iklimi” bu insanları provokasyona açık hale getirmektedir.

Şüphesiz ki yaşanan bu durum sürdürülebilir değildir. Hiçbir ülkede toplumun farklı kesimleri bir diğerini hain diye damgalayıp sonra da başarılı olamaz. Milli birlik, “makbul gruplar” yaratarak değil tüm yurttaşları “makbul” görerek ve ortak idealler etrafında toplayarak sağlanır. Türkiye özelinde birliğin formülüyse adil olmak, laikliğe sahip çıkmak, nefret söyleminden vazgeçmek ve her koşulda ATAMIZIN aydınlık mirasına sahip çıkmaktır. Ortaya koyduğu ilkeler bağlamında ATAMIZIN  görüşleri günceldir ve yaşadığımız her sorunu çözecek kadar nettir. “Yurtta barış dünyada barış!” ilkesine sarılmak, “Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir!” demek, “Bağımsızlığın bütünlüğü ancak mali bağımsızlık ile mümkündür!” sözünü rehber edinmek ülkemizi kurtuluşa götürecektir. Mezhepçilikte, etnikçilikte, nefrette, hurafecilikte, İslamcılıkta, piyasacılıkta, ötekileştirmede ısrar etmekse kan, gözyaşı ve ölüm getirecektir.

Dünyanın hızla kaotik bir ortama sürüklendiği bu dönemde bir kez daha tüm yurttaşlarımızı aklı, bilimi ve adaleti referans alarak “ATATÜRKÇÜ milli bir duruş” sergilemeye ve akılla, bilimle, adaletle ve gerçeklerle bağını koparmış görünen iktidar bloğuna karşı hayatın her alanında sesimizi yükseltmeye çağırıyorum. Çocuklarımızı bu yıkım ikliminden kurtarmak için dayanışma içinde birleşmekten, mücadele etmekten ve bir diğerimize yalnız olmadığını hissettirmekten başka bir seçenek yoktur… PKK’yı da, FETÖ’yü de, IŞİD’i de uluslararası komploları da yenecek olan güç: Laikliğe, demokrasiye, kardeşliğe ve barışa inanan halkımızdır.

Daha iyi bir Türkiye mümkündür

Kayseri saldırısı Malaga’dan ses getirdi

 

malaga

PKK’ya Enternasyonal kınama

 “Ama Erdoğan…” diyen Suriyeliyi Umut Oran susturdu 

“Önce vatanım” diyen Umut Oran, Erdoğan ve AKP hükümetini gündeme aldırmadı 

PKK’ya YPG’ye giden AB ve ABD silahları da konuşuldu 

Sosyalist Enternasyonal (SE) Akdeniz Komitesi’nin 16-17 Aralık 2016 tarihlerinde İspanya’nın Malaga kentinde yaptığı toplantıda CHP’li Umut Oran tarafından Kayseri saldırısının da gündeme getirildiği öğrenildi. Umut Oran’ın AB ve ABD’nin PKK bağlantılı gruplara kontrolsüz verdiği silahların Türkiye’de masum insanları öldürmesinden duyduğu rahatsızlığı anlattığı toplantıda, o sabah yaşanan Kayseri saldırısını da gündeme getirdiği kaydedildi. SE Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın ”PKK’nın kınanması ve örgüt mensuplarının yakalanıp yargılanması konusunda Türkiye ile aktif işbirliği yapılması” çağrısı üzerine Suriyeli temsilcinin, “Türkiye’nin tutarsız politikaları uluslararası arenada bu konudaki samimiyeti etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” itirazına sert çıkan Umut Oran, “Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem” dedi. Bunun üzerine Sosyalist Enternasyonal, PKK’yı kınayan bir bildiri yayınladı.

AB ve ABD silahları Türk vatandaşlarını öldürüyor!

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran’ın, Malaga’daki toplantıda cuma günü yaptığı konuşmada, “Özellikle AB üyeleri ve ABD’nin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le mücadele edilmesi için muhaliflere ve Kürt gruplara, PKK’ya bağlı PYD ve YPG gibi örgütlere kontrolsüz biçimde verdikleri silah ve mühimmat Türkiye’de benim vatandaşlarımı vurmakta güvenlik güçlerimiz şehit edilmektedir. Bundan çok büyük rahatsızlık duyuyoruz” dediği öğrenildi.

Umut Oran, Halep’te yaşanan insanlık dramı karşısında uluslararası kurumların daha fazla sessiz kalmamaları gerektiğini belirterek, katliamın bitirilmesi için bir an evvel harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye adına sizden büyük bir ses bekliyorum

Cumartesi günü ise Kayseri’de askerlere yönelik saldırı haberini alması üzerine Umut Oran’ın bir kez daha söz alarak SE üyelerine şu çağrıda bulundu:

“Bu sabah Türkiye’de Kayseri’de bombalı saldırı yapıldı masum insanlarımız can verdi. Terör insanlık suçudur, iyi terörist ya da kötü terörist olmaz. Teröre doğrudan veya dolaylı olarak hizmet eden teröristtir ve mutlaka cezalandırılması gerekir. Bakın bugün ülkemde olmam ve yurttaşlarımın acısını paylaşmam, beraber yas tutmam ve terörle mücadeleye destek olmam gerekirken burada Enternasyonal toplantısındayım. Sizler de terörle mücadele konusunda samimi iseniz açıkça bu terör örgütlerini deşifre edin, en sert şekilde kınayın. Bu nedenle sizlerden Türkiye adına büyük bir ses bekliyorum. Bu teröristlerin yakalanıp yargılanmaları, Türkiye’ye iade edilmeleri için aktif bir işbirliği, büyük bir kınama ve dayanışma bekliyorum.”

Suriyeli’den Erdoğan itirazı geldi

Ancak SE’ye üye olmamasına rağmen Suriyeli Ezidileri temsilen Londra’dan gelen bir katılımcı, “Saldırılar nedeniyle çok üzgünüm, masum insanların ölmesini ben de kınıyorum. Ama Türkiye de kendi iç politikalarını gözden geçirmeli. 4 yıl boyunca başbakanınız PKK ile ortak çalışma yaptı ve müzakere ederek barış sürecini sürdürdü sonra da birden fikir değiştirerek PKK’yı düşman ilan etti. Bu tutarsız politikalar uluslararası arenada Türkiye’nin bu konudaki samimiyetini etkiliyor. Uluslararası politika Erdoğan’a göre şekillendirilmez” diyerek itiraz etti.

Umut Oran sesini yükseltti: Toplantıyı terk ederim!

Bunun üzerine yeniden söz alan Umut Oran’ın ise yüksek sesle şu konuşmayı yaparak başlamadan tartışmayı bitirdiği öğrenildi:

“Gündemimiz Erdoğan’ın siyaset anlayışı değil. Ortada terör örgütü PKK’nın yaptığı bir terör olayı, bombalı saldırı bir katliam var, masum insanlarımız ölüyor. Ya PKK’yı en sert şekilde kınayıp deşifre edersiniz ve bizimle aktif işbirliğinde bulunursunuz ya da ben bu toplantıyı terk ederim. Söz konusu olan vatandaşımın canıysa söz konusu olan vatanımsa gerisi teferruat. Bu konuda gereğini derhal, amasız fakatsız yapın. Bugün bu ortamda ülkemde yas varken, bu konuyu Erdoğan ya da AKP politikalarıyla bir araya getiremezsiniz, buna izin veremem.”

Enternasyonal PKK’yı kınadı

Umut Oran’ın bu konuşmasının ardından Malaga Bildirisine PKK’nın kınanmasıyla ilgili şu ifadeler oybirliğiyle eklendi:

“İstanbul’dan Paris’e, Brüksel’den Tunus’a kadar tüm Akdeniz boyunca gerçekleştirilen terör saldırıları hepimizi dehşete düşürmüştür. Geçtiğimiz haftalarda PKK tarafından gerçekleştirilen ve onlarca masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olan terör saldırılarını şiddetle kınıyoruz.  Hükümetlerimiz, bu tarz tehditleri küresel düzeyde ele almalı ve yalnızca sahada mücadele etmek yerine radikalizmin sebepleriyle de mücadele etmelidir.” 

15 Temmuz eleştirisi de var 

Bu arada bildiride 15 Temmuz askeri darbe girişimi kınanırken sonrasında yaşanan hukuksuzluklara da şu şekilde dikkat çekildi:

“Bizler, Türkiye’deki 15 Temmuz askeri darbe girişimini kınadığımız gibi o tarihten beri hükümetin baskıcı ve antidemokratik yönelimini de derin bir üzüntüyle karşılamaktayız. Türk halkını, sivil toplum örgütlerini, gazetecileri ve insan hakları savunucularını ayrıca demokratik değerleri ve fikirleri savundukları için baskı altına alınan CHP ve HDP’yi de güçlü şekilde desteklediğimizi ve hepsiyle dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. “

 

PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle masaya oturanlar bugün CHP’ye çamur atamazlar

Yapılması gereken tek şey bütün gücümüzle üflemektir. Ampul patlamak üzeredir” 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, İktidar yanlısı “zift medyasının” yeniden saldırıya geçmesi üzerine, “CHP’nin ulus devlet, üniter yapı konusunda değişmez tavrı dün olduğu gibi bugün de aynen geçerlidir ve ona yönelecek her türlü iç ve dış tehditlerle mücadele azmi ve kararlığı tamdır. PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle el ele tutuşup, Cumhuriyet Halk Partisi’ne çamur atabilme cüretini göstermektedir. Tüm insanlığın düşmanı haline gelmiş olan IŞİD’i besleyip büyüten ruh ikizleri, ona karşı mücadele verenleri tüm dünyada meşru kıldığını gizlemek ve 29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında YPG’yi sınırlarımızdan törenle geçirenin kendileri olduğunu unutturmak için bugün de 78 milyonun zekasıyla dalga geçmektedirler!” açıklamasını yaptı. 

CHP’li Umut Oran, Cenevre’de 1-2 Temmuz’da yapılan Sosyalist Enternasyonal Konsey toplantısıyla ilgili yazılı açıklama yaparak “havuz medyasının” çarpıtma yayınlarına açıklık getirdi. Umut Oran’ın açıklaması şöyle: 

ZİFTİ MEDYASI TAARRUZDA 

İçeride ve dışarıda tüm itibarını yitirmiş olan AKP siyaseti, elindeki son silah olan “zift medyasıyla” birlikte yeniden taarruza geçmiştir. İstanbul Atatürk Havalimanında patlayan bombaların yankısı bile dinmeden gülücükler eşliğinde açılışlarda kutlamalar yapan iktidar bloğu, her zaman olduğu gibi, “baskın basanındır” taktiğine başvurmaktadır. Şehit cenazelerini provoke eden, yalanı ve iftirayı vazgeçilmez gören bu zihniyetin yeni zırvası; terör örgütleriyle CHP kurumsal kimliğini aynı cümle içinde kullanmaktır. 

CHP’NİN DEĞİŞMEZ ULUS DEVLET TAVRI AYNEN GEÇERLİDİR 

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bir partiyi, bölücülükle itham edebilmek ancak ve ancak büyük yalancıların işi olabilir. CHP’nin ulus devlet, üniter yapı konusunda değişmez tavrı dün olduğu gibi bugün de aynen geçerlidir ve ona yönelecek her türlü iç ve dış tehditlerle mücadele azmi ve kararlığı tamdır. Dedelerimizin vatan için dövüştüğü sırada emperyalizmin uşaklığına soyunanların torunları, bugün de aynen geçmişte olduğu gibi, Türkiye’yi bölmeye uğraşmaktadırlar. Bu anlamda tarih tekerrür etmektedir. Bir yanda Kuvayi Milliyeciler diğer yandaysa menfaat için vatanı bölmeye uğraşan işbirlikçiler bulunmaktadır. 

PKK, PYD VE YPG İLE EL ELE TUTUŞUP CHP’YE ÇAMUR ATANLAR 

Ancak bilinmelidir ki dün bu topraklara ihanet edenler nasıl işgal kuvvetleriyle koyun koyuna iş tutup, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını “hainlikle suçladılarsa” bugün de emperyalizmin hizmetine girmiş olan bu zihniyet PKK’yla, PYD’yle ve YPG’yle el ele tutuşup, Cumhuriyet Halk Partisi’ne çamur atabilme cüretini göstermektedir. İktidarın bu suçluluk durumu hem suçlu hem güçlü psikolojisinin tezahürüdür. Tüm insanlığın düşmanı haline gelmiş olan IŞİD’i besleyip büyüten ruh ikizleri, ona karşı mücadele verenleri tüm dünyada meşru kıldığını gizlemek ve 29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında YPG’yi sınırlarımızdan törenle geçirenin kendileri olduğunu unutturmak için bugün de 78 milyonun zekasıyla dalga geçmektedirler!! CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’de PYD’ye karşı tavrı ve duruşu nettir. Ayrıca dün Salih Müslim’i Türkiye’de defalarca ağırlayıp üst düze görüşmeler yapanların bu iktidar olduğunu da hepimiz biliyoruz. 

CUMHURİYETÇİ GÜÇLERE SALDIRIYORLAR 

Dün; Menemen’de Kubilay’ın kafasını kesenler, Çorum’da, Maraş’ta masum insanları katledenler, Sivas’ta canlarımızı ateşe itenler bugün de IŞİD’le, El Nusra’yla, insan kanı içen ÖSO’yla yan yana gelip Cumhuriyetçi güçlere saldırmaktadırlar. 

Ancak sonuçları bağlamında da tarih tekerrür edecektir. AKP zihniyetinin iftiraya dayalı bu oyununu Cumhuriyet Halk Partililer bozacaktır! Tıpkı tüm olumsuzluklara rağmen Kuvayi Milliye ruhunu yaratanlar gibi bugünün Cumhuriyet Halk Partilileri de aynı direniş ruhunu yaratacaklardır. 

ÜFLEYİN, AMPÜL PATLAMAK ÜZERE 

Artık yolun sonuna gelinmiştir. AKP zihniyetinin yükselen sesi, içinin iyice boşaldığına işarettir. Bundan sonraki süreçte iftiralar daha da artacaktır. Yalanlarına yeni yalanlar ekleyecekler, şeytanı bile kıskandıracak kumpaslar uyduracaklardır. Ama sonuç yine değişmeyecektir çünkü iktidar bloğu çökmektedir. Topyekûn zırvalara sarılmalarının sebebi budur. Seslerini yükseltmelerinin sebebi çatırdayan binalarının gürültüsünü bastırmaktır. O yıkılmaz denen menfaat ağı artık pamuk ipliğine bağlı haldedir. Yapılması gereken tek şey bütün gücümüzle üflemektir. Ampul patlamak üzeredir. 

Bu yüzden tüm CHP’liler için vakit: Dayanışma ve AKP’nin oyununu bozma vaktidir. Muhtaç olduğumuz kudret, şanlı geçmişimizde mevcuttur.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 46KB)

Ey PKK Derhal Silah Bırak Ve Şiddeti Terk Et

 

CHP’li Umut Oran, PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunurken, kazılan hendeklerin AKP’nin baskıcı anlayışına hizmet ettiğini belirtti. Umut Oran, “PKK’nın yarattığı vahşet ortamından faydalanmak için her türlü baskıyı arttıran ve hukuksuzluğu sıradanlaştıran AKP iktidarına karşı mücadele etmek de zorunludur” dedi.

“Bu millet ve bu ülke AKP parti-devletinin zulmü altında acı çekmektedir. Halkımız bu büyük tehlikeyi bir an evvel görmek, yeniden umutlu yarınların hayalini kurabilmek için örgütlenmek ve mücadele etmek zorundadır. Başka bir kurtuluş yolu yoktur. Türkiye, AKP’nin otoriter zihniyetini de PKK’yı da aşmak zorundadır.”

Basın Açıklaması için:

İndir (PDF, 192KB)

Siyaset; AKP’den ve HDP-PKK’dan Kurtarılmalıdır!

AKP’NİN ÜLKEYİ YÖNETİLMEZ HALE GETİRDİĞİNİ GİZLEMEK İÇİN SÜREKLİ KAOS ORTAMINDAN MEDET UMDUĞUNU BELİRTEN UMUT ORAN, “AKP’NİN KAOS PLANINA EN BÜYÜK KATKIYI HDP-PKK BLOĞU VERMEKTEDİR” DEDİ. 

“HDP-PKK, KAZDIĞI HENDEKLERİ KİN VE NEFRETLE DOLDURMAYA ÇALIŞIRKEN, BÖLGEDE YAŞAYAN YURTTAŞLARIMIZI ZERRE KADAR DÜŞÜNMEDİĞİ GİBİ AKP DE DÜNE KADAR EL ELE YÜRÜDÜĞÜ PKK’YA KARŞI GÖSTERMELİK BİR KARŞITLIK İÇİNDEDİR.” 

“BÖLGE HALKI AKP’YLE HDP-PKK ARASINDA TERCİH YAPTIĞI MÜDDETÇE HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLMEYECEKTİR. ÇÖZÜM VE BARIŞ TALEBİNİN GERÇEKLEŞEBİLMESİNİN İLK KOŞULU, SİYASETİ AKP’DEN VE HDP-PKK ORTAKLIĞINDAN KURTARMAKTIR” 

“BAŞTA DOĞU-GÜNEYDOĞU BÖLGESİ OLMAK ÜZERE TÜM HALKIMIZI AKP’YE, HDP’YE, PKK’YA VE HENDEKLERE KARŞI AKTİF MÜCADELE ETMEYE VE CUMHURİYET SAFLARINDA YER ALMAYA DAVET EDİYORUM. GERİCİLİĞE VE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI İLERİCİ BİR ALTERNATİF YARATMAK ELİMİZDEDİR.” 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, AKP’nin ülkeyi yönetilemez hale getirdiğini gizlemek için sürekli kaos ortamı yarattığını belirterek, “AKP’nin kaos planına en büyük katkıyı HDP-PKK bloğu vermektedir” dedi. Umut Oran, yaptığı yazılı açıklama ile “HDP-PKK, kazdığı hendekleri kin ve nefretle doldurmaya çalışırken, bölgede yaşayan yurttaşlarımızı zerre kadar düşünmediği gibi AKP de düne kadar el ele yürüdüğü PKK’ya karşı göstermelik bir karşıtlık içindedir. Bölge halkı AKP’yle HDP-PKK arasında tercih yaptığı müddetçe hiçbir sorun çözülmeyecektir. Çözüm ve barış talebinin gerçekleşebilmesinin ilk koşulu, siyaseti AKP’den ve HDP-PKK ortaklığından kurtarmaktır. Başta Doğu-Güneydoğu bölgesi olmak üzere tüm halkımızı AKP’ye, HDP’ye, PKK’ya ve hendeklere karşı aktif mücadele etmeye ve Cumhuriyet saflarında yer almaya davet ediyorum. Gericiliğe ve bölücülüğe karşı ilerici bir alternatif yaratmak elimizdedir” mesajı verdi.

AKP’YE KATKIYI HDP-PKK BLOĞU VERMEKTEDİR

CHP’li Umut Oran bugün yaptığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

Türkiye’yi sonu belli olmayan, karanlık bir yola sokan AKP hükümeti, yurtiçinde ve yurtdışında rotasını kaybetmiş bir şekilde savrulmaktadır. Hiçbir öngörüsü gerçekleşmeyen, hayatın akışına anlamlı ve yapıcı müdahalelerde bulunamayan AKP zihniyeti Suriye’den sonra Rusya’yı da “düşmanlaştırmayı” başarmıştır.

Türkiye’yi yönetemez hale gelen AKP, kitlelerin dikkatini dağıtmak için her alanda kaos ve çatışmayı da yöntem olarak seçmiş bulunmaktadır. Bu noktada AKP’nin kaos planına en büyük katkıyı HDP-PKK bloğu vermektedir. “Gerici-Bölücü” ittifakı denilebilecek bu blok, 13 yılda defalarca bir araya gelmiş ve Cumhuriyet karşıtlığı noktasında ortak hareket etmişlerdir.

GEZİ’YE DARBE DİYEN HDP, ŞİMDİ DE AKP’YE HENDEK DESTEĞİ VERİYOR

Gezi Direnişi sırasında AKP’nin yanında saf tutan ve meşru protesto hakkını kullanan gençleri darbeci olarak yaftalayan HDP zihniyeti, AKP’nin kaos planına “hendek siyaseti” yoluyla destek olmaktan da geri durmamıştır.

PKK-HDP KAZDIĞI HENDEKLE HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİ GÖSTERİYOR

Gelinen noktada, düne kadar her konuda gizli görüşmelerin, pazarlıkların, anlaşmaların tarafı olan AKP ve HDP-PKK çizgisi fakir halka zarar vermek, emekçi kitleleri ezmek dışında bir işlev görmemişlerdir.

Meydanlarda ya da televizyonlarda birbirlerine ağır hakaretler eden, ölümden, kandan bahseden bu iki kanat, nihai hedefler ve temsilcisi oldukları egemenler bağlamında ruh ikizleridir.

HDP-PKK, kazdığı hendekleri kin ve nefretle doldurmaya çalışırken, bölgede yaşayan yurttaşlarımızı zerre kadar düşünmediği gibi AKP de düne kadar el ele yürüdüğü PKK’ya karşı göstermelik bir karşıtlık içindedir. Bölgenin geri kalmışlığına, çocuk yaşta evliliklere, töre cinayetlerine karşı çıkmayan bu iki anlayış aşiret düzenine ise büyük bir şevkle omuz vermektedir. Gericilik ve bölücülük ittifak halinde huzurumuza, kardeşliğimize ve geleceğimize saldırmaktadır.

BÖLGE HALKI AKP, HDP-PKK DIŞINDA 3. SEÇENEĞİ YARATMALI

Bu noktada gidişata dur demek ve iki yanlış arasında seçim yapmadan üçüncü bir seçenek yaratmak yine yurttaşlarımıza düşmektedir. Bölge halkı AKP’yle HDP-PKK arasında tercih yaptığı müddetçe hiçbir sorun çözülmeyecektir. Çünkü sorunların önemli bir kısmının sebebi bahsedilen taraflardır. Çözüm ve barış talebinin gerçekleşebilmesinin ilk koşulu, siyaseti AKP’den ve HDP-PKK ortaklığından kurtarmaktır.

Türkiye’nin bu birikimi vardır. Türkiye alternatif üretebilecek kadar derin entelektüel birikime sahiptir. Çözümün ilk adımıysa bölge halkının AKP’ye ve HDP-PKK’ya karşı aktif protestosundan geçmektedir. Anılan gerici ve bölücü bloğu reddetmek, sorunların sağlıklı zeminde tartışılmasının ilk aşamasıdır. Barıştan, özgürlükten, demokrasiden ve kardeşçe yaşamdan yana olan herkesin sorunların sebebi olan AKP-HDP-PKK’ya karşı çıkmak gibi bir sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk yerine getirildiği anda Türkiye, gerici-bölücü ittifakını yerle bir etme ve tüm sorunları çözme şansına sahip olacaktır.

AKP, HDP PKK VE HENDEĞE KARŞI CUMHURİYET SAFLARINDA BİRLEŞMELİ

Türkiye’nin batısıyla doğusu arasında yaratılmaya çalışılan soğukluğu da kardeş sıcaklığına çevirecek olan şey: Cumhuriyet değerlerinde birleşmek ve birinci sınıf demokrasiyi inşa etmektir. Kurtuluşun tek yolu budur. Başta Doğu-Güneydoğu bölgesi olmak üzere tüm halkımızı AKP’ye, HDP’ye, PKK’ya ve hendeklere karşı aktif mücadele etmeye ve Cumhuriyet saflarında yer almaya davet ediyorum. Gericiliğe ve bölücülüğe karşı ilerici bir alternatif yaratmak elimizdedir.

Zafer; Kuvayi Milliye ruhuna sahip çıkanların olacaktır. Zafer; daha özgür, daha demokrat, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye hayali için mücadele edenlerindir.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 189KB)