Yazılar

Ekonomi Can Yakıyor, AKP Populizmi Halkı Aldatıyor

umutoran

Umut Oran

Basın Açıklaması

19.3.2017

 

Terör, darbe girişimi, OHAL ile alarm veren turizm, dış ticaret ve doğrudan yabancı sermaye verileri işsizliği patlattı. Ülke borçlarını çevirememe noktasına geldi, yüksek dış kaynak ihtiyacına rağmen, dışarıdan para gelmiyor. OHAL KHK’leri ile kamu bankaları, Şans Oyunları, Milli Piyango, At Yarışları vb. daha birçok kamu varlığı, mantığına aykırı biçimde oluşturulan Varlık Fonu’na devredildi. Yasal denetim mekanizmalarının yetki alanı dışına çıkarılan bu kuruluşların varlıkları,dışarıdan borç bulmak için ipotek gösterilecek. Bir çeşit Düyûn-u Umumiye oluşumu peydahladılar. Borçlarını çeviremezse Türkiye’nin iflas riski var! Bu durum sürdürülemez bir siyasi kriz. Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var. Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak. Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak. Oysa Daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.

TURİZMDE CİDDİ KAN KAYBI!

  • Rejim değişikliğine yönelik anayasa değişiklik paketi dayatması ile siyasi riskin tavan yaptığı 2016 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı ve elde edilen turizm gelirinde dramatik düşüşler yaşandı.
  • Önceki yıla göre turist sayısıyaklaşık % 25 düşerek 41 milyon 617 bin 530 kişiden 31 milyon 365 bin 330’a geriledi. Geçen yıl Türkiye’ye 2015’e göre 10 milyon 252 bin 200 daha az yabancı turist geldi.
  • 2016’da turizm geliri, önceki yıla göre yaklaşık % 30azalarak 31,5 milyar dolardan 22,1 milyar dolara geriledi, turizm gelirinde yıllık bazda 9,4 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.

EN ÇOK TURİST GÖNDEREN 10 ÜLKE

  • Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke olan Almanya’dan gelenlerin sayısı geçe yıl % 30 oranında yaklaşık 1 milyon 424 bin kişi azaldı. 2015’te 4 milyon 724 bin 787 olan Alman turist sayısı, 2016’da 3 milyon 300 bin 838’e geriledi.
  • Toplam turist sayısında % 43 pay alan en çok turist gönderen 10 ülkeden gelen turistlerin toplam sayısı geçen yıl % 24,3 oranında 4 milyon 309 bin 22 kişi azalarak 17 milyon 700 bin 335 kişiden, 13 milyon 391 bin 313 kişiye geriledi.
  • En hızlı düşüş ise Rusturist sayısında yaşandı. İlk on ülke arasında yer alan Rusya’dan gelen turistlerin sayısı geçen yıl % 76 azaldı.
  • 2015’te 2 milyon 842 bin 972 kişi ile Türkiye’ye en çok turist gönderen 2. ülke olan Rusya, 2016’da 683 bin 335 turistle 8. sıraya indi.
  • Bu gelişmede, 24 Kasım 2015’te düşürülen Rus uçağı nedeniyle bu ülkeyle bozulan ilişkiler ve uzun süre yaşanan gerilimin 2016 yılına damga vurması etkili oldu.
  • Geçen yıl Ruslardan sonra en hızlı düşüşler; % 56,8’le Avustralyalı, % 55,3’le İtalyan, % 54.9’la Japon, % 53,6 ile İspanyol ve % 50,4’le İsveçli turistlerin sayısında yaşandı.  

KAN KAYBI BU YIL DA SÜRÜYOR

  • Turizmde kan kaybı bu yılın Ocak ayında da devam etti. Avrupa ülkeleri içinde en fazla azalış % 47,7 ile Lüksemburglu turistlerde yaşandı. Bunu % 33,9’la İrlandalı, % 33,6 ile Macar, % 31,9’la Danimarkalı, %31’le Alman, % 30,5’le İzlandalı, % 30,4’le Çek, %29,8’le Finli, % 28’ye Yunan, % 27,6 ile İspanyol turistler izledi.
  • OECD üyesi Avrupa ülkelerinden gelen turistlerin toplam sayısında % 26.9 azalma yaşandı. Toplam yabancı turist sayısı ise yaklaşık % 10 geriledi.  

TURİZME DARBENİN BÜYÜĞÜ YOLDA!…

  • Rejim değişikliği yolunda artan iç siyasi gerilim ve Ortadoğu’daki savaşta izlenen yanlış politikaların yansıması olarak ülkemizde zirve yapan terörün yol açtığı güvenlik kaygıları, dış politikada izlenen yanlış tutumla birçok ülkeyle iplerin gerilmesi, Türk turizmine kan kaybettirmeye devam ediyor.
  • 2016 sonlarında, dünyanın en büyük seyahat acentesi olan Carnival Corporation’ın sahibi olduğu üç şirket birden güvenlik endişeleri nedeniyle 2017 yazındaki rotalarından Türkiye’yi çıkarmıştı.
  • Son günlerde hükümetin, iç mevzuata aykırı olması ve ilgili devletlerin izin vermemesine rağmen, referandumda “evet” kampanyası için korsan yollarla Avrupa ülkelerine girme girişimleri ile yaşanan gerilim ve bozulan diplomatik ilişkiler de turizme olumsuz yansıyor.
  • Bu kapsamda ilişkilerin en fazla gerildiği iki ülkeden Almanya, Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke; Hollanda ise geçen yılki 24’lük düşüşe rağmen 7. sırada.
  • Hollanda, Almanya ve sırayla diğer Avrupa ülkelerinden art arda tur, tatil iptalleri geliyor. Bu gelişmeler böyle giderse Türk turizminin bu yıl yeni bir dip yaşayacağını gösteriyor. Avrupa ve dünyada ülkemiz hakkında oluşan negatif algı, bu yıl Türk turizmine çok daha büyük bir darbe indirmeye aday.

YÜKSELEN İŞSİZLİK

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son Kasım 2016dönemi itibariyle açıkladığı verilere göre;

  • İşgücüne dahil nüfus son bir yılda 980 bin kişi artarken, bunların net bazda sadece 391 binine istihdam sağlanabildi, iş gücüne katılanların yarıdan fazlası işsiz kaldı.
  • Dar tanımlı (standart) işsiz sayısı, bir yıl önceye göre (Kasım 2015 dönemi) 590 bin kişi artarak 3 milyon 715bin kişi ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı.
  • Dar tanımlı işsizlik oranı Kasım 2015’e göre 1.6 puan artarak % 12,1’eyükseldi. (İşsizliğin % 12,8 olduğu Mart 2010’dan bu yana en yüksek oran)
  • Genç (15-24 yaş) işsizliği önceki yılın aynı dönemine göre 3,5 puan artarak % 22,6’ya  çıktı. Özellikle genç kadın işsizlik oranı 2015’in Kasım dönemine göre 6,9 puan artarak 28,6’ya kadar yükseldi. Tarım dışı işsizlik bir yıl önceye göre 1,9 puan yükselerek % 14,3 oldu. Tarım dışı genç işsizliği ise % 25,4 düzeyine ulaştı. Tarım dışı kadın işsizliği 3,5 puan artarak 20,7’ye yükseldi
  • Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı toplamda 0,6 puan artışla % 23,9’a çıktı. Bu oran erkeklerde 0,4 puan artışla % 14,3, kadınlarda 0,9 puan artışla % 33,6 olarak gerçekleşti.

İŞSİZLİĞİN GERÇEK BOYUTLARI

TÜİK’in dar tanımlı işsizlik verileri, buzdağının ucunu gösteriyor. İşsizliğin gerçek boyutları bunun çok ötesinde bulunuyor.

  • Resmi tanıma göre 3 milyon 715 bin kişiolarak açıklanan işsiz sayısında, sadece aktif iş arayan işsizler bazı baz alınıyor. Bu kişilerin 2 milyon 897 bini bir yıldan az, 818 bini ise bir yıldan uzun süredir iş arıyor. Erek işsizlerde % 18 olan bir yıldan fazla süredir iş arayanların oranı, kadın işsizlerde % 28’e ulaşıyor.
  • Bunların dışında, iş bulma umudunu yitirerek iş aramayı bırakmışkadın ve erkek toplam 2 milyon 286 bin işsiz kişi bulunuyor. Bunların da 1 milyon 368 bin kişi ile büyük bölümü kadın…
  • Bu iki sayıyı topladığımızda 6 milyonunüzerinde bir işsiz sayısı ve % 18,1 düzeyinde işsizlik oranı ortaya çıkıyor.
  • Öte yandan TÜİK’in anket yoluyla belirlediği işgücü araştırmasının referans haftasında herhangi bir işte 40 saatten az (bir saat bile olsa) çalışmış olan, mümkün olsa tam zamanlı çalışmak isteyen 507 binkişi de “Zamana bağlı eksik istihdam” tanımına dahil ediliyor (İşsizler ordusuna dahil edilmiyor).
  • Ayrıca, yılın belli döneminde çalışıp diğer zamanlarda işsiz kalan mevsimlik işsizlerin sayısı da Kasım 2016 itibariyle 103 bindüzeyinde bulunuyor.
  • Bu kategorilerdeki işsizleri de eklediğimizde en geniştanımlı işsizler ordusu olarak 6 milyon 611 binsayısına ulaşıyoruz. Buna göre işsizlik oranı da % 20 düzeyinde bulunuyor.  

İŞSİZLER ORDUMUZ 89 ÜLKENİNNÜFUSUNDAN FAZLA

Türkiye’de en geniş tanımla 6 milyon 611 bine ulaşan işsiz sayısı, dünyadaki belli başlı 190 ülkenin 89’unun nüfusundan daha fazla. Ki bu sayıya ülkemizdeki 4 milyona yakın Suriyeli göçmen dahil değil. 

PEKİ İŞSİZLİK NASIL ÖNLENİR?

  • Sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir sorun olan işsizlik, ülkemizin bir numaralı ulusal sorunuolmaya devam ediyor. İstihdama katılımı artırmak, işsizliği azaltmak, ülkemizin, uzun yıllardır değişmeyen başlıca gündem maddesi…
  • Bir ekonominin istihdam yaratma becerisi, toplumsal refah ve huzurun güvencesini oluşturur. Nüfus ve işgücündeki artışla orantılı istihdam yaratamayan ülkelerde büyüyen işsizlik, beraberinde yoksullaşmaile birlikte birçok toplumsal, yönetsel, adli, kriminal, kültürel, psikolojik ve etik sorunu beraberinde getiriyor.
  • Ekonominin istihdam yaratma kapasitesi ise sürdürülebilir büyümeyebağlı.
  • Türkiye artan siyasi riskin ekonomiye olumsuz yansımalarının etkisiyle son dönemde yatırımlar ve büyüme hızındaki yavaşlama paralelinde işsizlikte kaygı verici hızlı bir artış yaşanıyor.
  • Açıklanan işgücü verileri, işsizlikte son beş yılın en kötü tablosunu ortaya koyuyor.
  • Artan iş gücünü üretken hale getirerek ekonomik ve sosyal güvenceye bağlamak, işsizliği azaltmak, gelir dağılımını düzeltmek, toplumsal huzuru tesis etmek için ekonomik sürdürülebilir büyümeye ihtiyacımız var.  

HOLLANDA – ALMANYA –TÜRKİYE

  • AKP’nin referandum arifesinde ilişkileri gerdiği iki ülke; Almanya ve Hollanda, uzun yıllardır Türkiye’nin en fazla ticaret yaptığı ülkeler arasında yer alıyor.
  • Almanya, Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık % 10 payla ilksırada, Hollanda ise 10’uncu sırada bulunuyor.
  • İthalatta ise Almanya % 10’un da üzerindeki payla Çin’in ardından 2’nci; Hollanda ise 20’nci sırada yer alıyor.

ÜÇ ÜLKENİN DIŞ TİCARETİNDE KİM KİMİN İÇİN DAHA ÖNEMLİ!

  • 2016 yılında Almanya, 1 milyar 311,7 milyon dolarlık ihracat, 1 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı ve 267,7 milyar dolarla Türkiye’nin toplam ihracatından daha büyük bir dış ticaret fazlasıverdi.
  • Aynı yıl 570 milyar dolarlık ihracata karşılık 513,8 milyar dolar ithalat gerçekleştiren Hollanda 56,3 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıelde etti.
  • Türkiye ise 2016’da 142,6 milyar dolarlık ihracata karşılık 198,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi ve 56 milyar dolarlık dış ticaret açığıverdi.
  • Almanya’nın geçen yıl 2 trilyon 355,7 milyar dolara ulaşan toplam dış ticaret haddi içinde Türkiye ile yaptığı 35,5 milyar dolarlık ticaret (ihracat+ithalat) sadece % 1,5 paya sahip. Buna karşılık Türkiye toplam dış ticaretinin % 10,4’ünü tek başına Almanya ile yapıyor.
  • Hollanda’nın 2016’da 1 trilyon 83,9 milyar dolar olan toplam dış ticareti içinde de Türkiye ile yaptığı 6,6 milyar dolarlık ticaretin payı sadece % 1. Türkiye ise toplam dış ticaretinin % 2’sini bu ülkeyle gerçekleştiriyor.
  • Yüzölçümü Konya kadar olan 17 milyon nüfuslu Hollanda’nın 2016’da yaptığı sadece tarım ihracatı 94 Euro (yaklaşık 100 milyar $) dolar. 80 milyon nüfuslu ve Hollanda’nın 7 katı tarım alanına sahip olan Türkiye’nin aynı yıl yaptığı tarım ihracatı ise yaklaşık 18 milyar dolarla bunun beşte birinden de az.

BİRKAÇ ÖNEMLİ HUSUS…

Ülke olarak ciddi bir ekonomik kriz yaşıyoruz!

Bunun kaynağı; AKP’nin yıllarca uyguladığı yanlış politikalarla meydana çıkan yapısal koşulların üzerine son yıllarda alevlenen tek adamlık hırsı ile Cumhuriyeti yıkıp yerine otoriterlik kurma girişiminin yol açtığı siyasi risklerdir. Ortaya çıkan demokrasi-hukuk açığı ve  ekonomide kriz giderek derinleşecek, aklıselim galip gelmezse çöküş hızlanacaktır!

Dövizdeki oynaklık, gizli faiz artırma operasyonlarına rağmen kontrol edilemiyor, özel sektörde her gün artan iflaslar ve işsizlik bir çığ gibi büyüyerek üzerimize gelecektir!

Ülke borçlarını çevirememe noktasına geldi, yüksek dış kaynak ihtiyacına rağmen, dışarıdan para gelmiyor.

OHAL KHK’leri ile kamu bankaları, Şans Oyunları, Milli Piyango, At Yarışları vb. daha birçok kamu varlığı, mantığına aykırı biçimde oluşturulan Varlık Fonu’na devredildi. Yasal denetim mekanizmalarının yetki alanı dışına çıkarılan bu kuruluşların varlıkları, dışarıdan borç bulmak için ipotek gösterilecek. Bir çeşit Düyûn-u Umumiye oluşumu peydahladılar. Borçlarını çeviremezse Türkiye’nin iflas riski var!

Bu durum sürdürülemez bir siyasi kriz.

Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var

Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak

Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak.

Oysa Daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.

Basın Açıklaması:

AKP POPULİZMİ HALKI ALDATIYOR AMA EKONOMİNİN GERÇEKLERİ CAN YAKIYOR (002)

 

AKP Ülkeye Cinnet Geçirtirken Ekonomik Kriz Bağıra Bağıra Geliyor!

 

Dünya Mars’a giderken, yapay zekayı, robotlardan cobota geçişi yaşarken, 3 boyutlu yazıcıyı, endüstri 4,0 ‘ı, dijital dönüşümü konuşurken,

AKP hükümeti demokrasiyi katlederek, hukuku mahvederek, ekonomiyi kötü yöneterek, idamı tartışarak, çocuk evliliğini ve tecavüzü savunarak, Türkiye’yi hızla ve istikrarlı bir şekilde Orta Çağa götürüyor ve büyük ekonomik krizin göz göre göre gelmesine adeta davetiye çıkarıyor

TÜRKİYE ÇÖKÜŞTE

EKONOMİDE BÜYÜK FELAKET KAPIDA….

Yıllardır izlenen yanlış ekonomi politikaları ile ülkeyi aşırı biçimde dış kaynağa bağımlı hale getirildi

Ortaya çıkan hukuk ve demokrasi açığı, güveni, itibarı tüketti, ülkeye sermaye girişlerinin önünü kesti. Buna bağlı olarak yatırım ortamı yok oldu, sermaye kaçışı başladı. Aşırı döviz ihtiyacına karşılık yeterli dış kaynak gelmediği gibi içerideki de çıkma eğilimine girince kurlarda oynaklık başladı, füze gibi yükselen kurlar durdurulamıyor. 

Asıl OHAL ekonomide ilan edilmeli” dediğimizde dolar 2,95 TL’ydi, bugün 3,40 TL’yi gördü.

Son 2 yılda TL’nin ABD $’ı karşısında değer kaybı %50’yi buldu

AKP’nin 10. Beş yıllık kalkınma planında 2018 yılı için öngörülen dolar kuru 1,97 liraydı

Ancak AKP bu tehditi görmek yerine; FETÖ darbe girişimini fırsat bilerek getirdikleri OHAL kapsamında hukuksuz KHK’lerle otoriter ‘tek adam’cılıkla Türkiye’yi yönetilemez hale getirdiler Ekonomide “geliyorum” diyen krizi yok sayıp, tüm enerjilerini sistem değişikliğine harcadılar, “başkanlık” rejimi getirmeye odaklandılar. Halka gerçekleri ulaştırmaya çalışan gazetecileri, muhalifleri hapise atıp susturmaya çalıştılar. Bu konuda kendilerine engel gördükleri herkese saldırıp, hukuksuz işlere imza attılar.

Keyfi yönetim, hukuk dışı uygulamalar ve totalitarizm ile ekonomide çöküş ivmesi paralel hale geldi. 

İktidarın yıllarca izlediği yanlış politikalar ve son dönemdeki büyük ihmali yüzünden ekonomimiz ne yazık ki göz göre göre iflas noktasına doğru ilerliyor.

Hızlı yükselen dolar 3,40 TL’yi de aştı. Doların nerede duracağı bilinmiyor.

Dolarda kritik eşik nedir? Bize göre dolar kurunun 3.50’nin üzerinde devam etmesi durumunda şirket iflasları, işsizlik patlar, kredilerde geri dönüşler riske girer, bankacılık sıkıntı yaşar.

KUR ARTIŞI BORÇLARIN ÇEVRİLMESİNİ ZORLAŞTIRDI

Kamu ve özel sektöre ait olmak üzere Türkiye’nin toplam dış borcu 411,5 milyar. 15 Ağustos’tan bu yana dolarda yaşanan 45 kuruşluk artış, dış borcun karşılığını 185 milyar TL büyüttü. Kur artmaya devam ettikçe bu ek yük de büyümeye devam edecek.

Önümüzdeki bir yıl içinde devletin ve özel sektörün geri ödemesi gereken dış borç yükü ise 165 milyar dolar ve kurdaki anormal artış nedeniyle şimdiden 74 milyar liralık ek yük geldi.

Ekonominin geldiği bu tıkanma noktasında;

  • Ülkemizde yatırımlar durdu; çünkü kimse önünü göremiyor.
  • Üretim bıçak sırtında; kurlarda aşırı yükselme, yıllarca ithal girdiye bağımlı yapılan sanayicinin üretim ve ihracat performansını baskılıyor.
  • Rating kuruluşlarının notunu düşürdüğü Türkiye’nin risk primi hızla yükseliyor, yatırımlar kaçıyor.

VATANDAŞ ÜLKE GELECEĞİ İÇİN KAYGILI…

Dünya genelinde TREXİT (Türkiye’nin AB’den çıkabileceği) konuşulurken demokrasiden, laiklikten uzaklaşma yönündeki politikalar ve ekonomide çöküş riski yüzünden geleceğinden endişeye kapılan milyonlarca insanımızın ruh hali ise ne yazık ki ülkeyi terk etme noktasında. Varlıklı kesimden çok sayıda vatandaşımızın zaten her an gidebilmek için kendine yurt dışında yeni düzen kurduğu dikkati çekiyor. Ülke sermayesi, çoktan yatırımlarını başka ülkelere kaydırma eğilimine girdi.  Bu yönetim, Türk insanının kendi vatanında huzur ve güven içinde yaşamasına da imkân vermiyor.

BANKACILIKTA DA RİSKLER ARTIYOR

Hükümetin, ellerindeki kaynakları kendi bilançolarını bozma pahasına düşük faizle müteahhitlere aktarmaları yönünde baskısı yaptığı bankacılıkta da sıkıntılar başladı. Bankaların sendikasyon bulması zorlaştı, maliyetleri aşırı yükseldi. Maaşının üçte ikisiyle taksit ödeyip başını sokacak iki göz ev alan yurttaş, geri vermek zorunda kalacak, şimdiden hacizler başladı. Kur artışı yüzünden mali yapısı bozulan şirketlerin kredi borcu geri dönüşlerinde sıkıntı artacak. Bankaların batıkları ve hacizler dolayısıyla konut stoku büyüyecek.

Ekonomide çöküş bağırarak geliyor!..

Çünkü 14 yıl “Hans’ın, George”un sıcak parasıyla halka sahte kalkınma ve ödünç refah yaşatıldı

Ancak şimdi kaynak olmayınca ekonomi de işler tehlikeli bir sürece girdi.

Böyle giderse devletten ekmek bekleyen 4 milyon Suriyelinin yanına bunun beş-on katı da vatandaş eklenecek.

Türkiye, milli gelirde ilk 20 ekonomi liginden düşüyor; GSYH’miz 600 milyar dolarlı düzeylere, kişi başına gelir 8 bin dolarlı düzeylere geriliyor.

NE YAPILMALI?

Ülkemiz, tarihinde görülmemiş büyüklükte bir ekonomik kriz yaşama tehlikesi ile karşı karşıyadır. 

Mevcut hükümetin tek başına krizi önleyecek önlemleri hayata geçirerek, olası bir krizi yönetmesi de mümkün değildir. 

Gelinen bu kritik aşamada hükümetin acil olarak gereksiz tartışmalardan kaçınması, başkanlık referandumunu gündeminden çıkarması,

TBMM’de ekonomide öncelikle yapılması gereken ve atılması gereken adımlarla ilgili bir komisyon kurması ve de Anayasal bir kurum olan Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplaması gerekiyor!.. 

Ekonomideki durum, özel sektörle, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla ve toplumun tüm kesimlerinin temsilcilerinin katılımı ile ele alınmalı ve uygulanacak önlemler kolektif akılla belirlenmelidir. 

Kısacası AKP hukukun üstünlüğüne karşı, demokrasiye karşı, insan haklarına karşı, temel hak ve ifade özgürlüklerine karşı uyguladığı OHAL’i kaldırıp, ekonomide OHAL tedbirleri alması gerekmektedir

 

Önümüzdeki bir yıldaki dış borç servisi kur artışı yüzünden ne kadar büyüdü?

Ödenecek dış borç

 (Milyon $)

Türk parası karşılığı

 (Milyon TL)

Borçta kur

 artışına bağlı

 büyüme

(Milyon TL)

15 Ağustos 18 Kasım
KAMU 26.104 77.007 88.754 11.747
TCMB 941 2.776 3.199 423
ÖZEL 137.664 406.109 468.058 61.949
-FİNANSAL KURULUŞLAR 85.139 251.160 289.473 38.313
   Bankalar 76.420 225.439 259.828 34.389
   Bankacılık Dışı 8.719 25.721 29.645 3.924
-FİNANSAL OLM. KURULUŞLAR 52.525 154.949 178.585 23.636
TOPLAM 164.709 485.892 560.011 74.119
Kur: $/TL 2,95 3,40 0,45

 

İndir (PDF, 360KB)

Türkülerin Bile Yasaklandığı OHAL’e Hayır “DEMOKRASİHEMENŞİMDİ

 “Türkiye’nin acilen normalleşmeye, FETÖ de dahil olmak üzere başta siyaset ve kamunun içinde yuvalanmış her türlü cemaat ve çetelerden arınarak demokratik, laik, liyakate dayalı hukuk devletine geri dönmesi gerekmektedir.” 

“Sosyalist Enternasyonal yönetimi en kısa sürede Türkiye’ye gelerek TBMM, hükümet ve STÖ’ler nezdinde çeşitli temaslarda bulunarak Türkiye’nin acilen tam demokrasi ve hukuk devleti normlarına geri dönmesi için çaba göstermek istemektedir”

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından Türkiye’nin acilen normalleşmeye, FETÖ de dahil olmak üzere başta siyaset ve kamunun içinde yuvalanmış her türlü cemaat ve çetelerden arınarak demokratik, laik, liyakate dayalı hukuk devletine geri dönmesi gerektiğini bildirdi. Başkan Yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonal’de Türkiye’ye dair büyük bir kaygı yaşandığını, Enternasyonal yönetiminin en kısa sürede Türkiye’ye gelerek TBMM, hükümet ve STÖ’ler nezdinde çeşitli temaslarda bulunarak Türkiye’nin acilen tam demokrasi ve hukuk devleti normlarına geri dönmesi için çaba göstermek istediğini vurgulayan Umut Oran, “Türkülerin bile yasaklandığı #OHALeHayır #DemokrasiHemenŞimdi diyoruz” mesajı verdi.

CHP’li Umut Oran konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

İKTİDAR İÇİN FIRSAT, MUHALEFETİ SUSTURMA ARACI

Türkiye, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün ülkeyi karanlığa sürükleyecek büyük bir ihanetini boşa çıkarmıştır. Bu darbe girişimi karşısında olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesi, çok zorunlu olmasa da bir noktaya kadar kabul edilebilir bulundu. Ancak ilk kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) birlikte hükümetin süreci kendisi için bir fırsat, muhalifler içinse bir susturma aracı olarak götüreceğini ortaya koydu.

AYM BAŞKANI İHSAS-I REY’DE BULUNDU

Ancak yasaları değiştirme gücüne sahip olabilecek KHK’ler 2016 Türkiye’sinde anayasayı da değiştiren kararnamelere dönüşürken, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın dahi OHAL ile ilgili olarak yapacağı inceleme öncesinde ihsas-ı rey’de bulunmaktan hiç çekinmemesi dikkat çekmektedir. Onbinlerce kamu çalışanın yaş-kuru ayırımı yapılmaksızın açığa alınması, Türk basınının neredeyse 1/3’ünün işsiz bırakılmasına rağmen FETÖ’cü olduğu saptanan kamu çalışanlarına liyakati hiçe sayarak referans olan siyasi iktidar mensuplarının ortaya çıkartılmaması, hatta bu konunun unutturulmak istenmesi birincil amacın; siyasi sorumlular kayırılırken muhalifleri sindirmek, temel insan hak ve hürriyetlerini askıya almak olduğunu kanıtlamaktadır.

PARTİ DEVLETİ YÖNETİM ANLAYIŞI

Tüm belirtiler OHAL bahanesiyle iktidarın kendisi dışındaki tüm kesimlerin ötekileştirilerek korku, baskı, eşitsizlik, haksızlık ve hukuksuzluk uygulanarak üzerinden silindir gibi geçeceği ve Türkiye’nin tam bir parti devleti anlayışıyla yönetilmek istendiğini göstermektedir

Türkiye’nin acilen normalleşmeye, FETÖ de dahil olmak üzere başta siyaset ve kamunun içinde yuvalanmış her türlü cemaat ve çetelerden arınarak demokratik, laik, liyakate dayalı hukuk devletine geri dönmesi gerekmektedir.

ENTERNASYONAL TÜRKİYE’YE GELECEK

Bu kapsamda Türkiye’de yaşanan hak kayıpları, yaşanan mağduriyetler; tüm dünyada 120’yi aşkın sol partinin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal’de de gündeme gelmektedir.  Başkan Yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal’de Türkiye’ye dair büyük bir kaygı yaşanmaktadır. Sosyalist Enternasyonal yönetiminin en kısa sürede Türkiye’ye gelerek TBMM, hükümet ve STÖ’ler nezdinde çeşitli temaslarda bulunarak Türkiye’nin acilen tam demokrasi ve hukuk devleti normlarına geri dönmesi için çaba göstermek istediğini de bu vesileyle kamuoyunun bilgisine sunarım.

Sonuç olarak Türkülerin bile yasaklandığı #OHALeHayır #DemokrasiHemenŞimdi diyoruz.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 188KB)

 

Türk Ekonomisinin OHAL’e ihtiyacı var – Taylan Büyükşahin

Ekonominin birikmiş yapısal sorunları olduğunu belirten Umut Oran, 15 Temmuz’dan sonra reform ihtiyacının arttığını söyledi. İstikrar için acil önlem şart.

sözcü