Yazılar

AKP’nin ve Bahçeli’nin Oyununa Gelinmemeli!

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

CHP’li Umut Oran, tek adamlığı savunamayan AKP elitleri ve yardımcısı Devlet Bahçeli’nin, taktik değiştirerek siyasetteki tartışma ortamını kavga ortamına dönüştürmeye çalıştığı uyarısında bulundu. Umut Oran, “Her partiden Cumhuriyet sevdalısı dostlarımız provokasyonlara, yalan rüzgarlarına, itibar cellatlığına ve aleni saldırılara karşı hazır olmalı, ancak hiçbir şartta AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir! Gidişat hayırlıdır! Normal şartlar devam ettiği sürece doğacak olan gün hayırlıdır. Her bir yurtsever en yakınındaki sadece ‘1 kişiyi’ sandığa götürürse ya da ‘hayır demeye ikna ederse’ zafer Türk Milletinin olacaktır. Bu yüzden biraz daha sabır, biraz daha emek, biraz daha dayanışma… Ama hepsinden öte provokasyonlara karşı her zamankinden fazla dikkat!” dedi.

24.Dönem CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, “Hayır” cephesine yönelen ve giderek artan şiddet eylemleri hakkında yazılı bir açıklama yaparak, şunları kaydetti:

AKP ve Yardımcısı Bahçeli kavga stratejisine yöneldi

Vatanın birliği ve milletin bekası için “tek adam rejimine” hayır demesi gerektiğine karar veren Türk Milletinin bu tavrı, AKP’yi ve yardımcısı Sayın Bahçeli’yi strateji değişikliğine sürüklemiştir. Tek adamlığı savunamayan AKP elitleri ve yardımcıları Bahçeli, dünyanın dört bir yanındaki baskıcı odaklar gibi, siyasetin seviyesini düşürerek tartışma ortamını kavga ortamına dönüştürme çabasına girişmişlerdir.

Kaos hevesinin yansımaları

Son günlerde sık sık dile getirilmeye başlanan meşhur “3 koyun meselesi” de, “hayır” diyen partilerin yöneticilerine alenen hakaret edilmesi de Sayın Bahçeli’nin gerçek MHP’lileri hedef göstermesi de aynı kaos hevesinin yansımalarıdır. AKP ve Bahçeli bloğunun planı, talimli oldukları kavga ortamını hayata geçirip toplumu kutuplaştırmak ve böylece reklam/propaganda güçlerini devreye sokarak “hayır” diyen yurtseverleri yenilgiye uğratmaktır.

AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir

Türkiye’nin istikbalini, evlatlarımızınsa geleceğini yok etme pahasına “evet” diyen AKP-Bahçeli ittifakının “şiddeti çağrıştıran” beyanlarının, 16 Nisan yaklaştıkça daha da çok artacağı tahmin edilebilir. Her partiden Cumhuriyet sevdalısı dostlarımız provokasyonlara, yalan rüzgârlarına, itibar cellâtlığına ve aleni saldırılara karşı hazır olmalı, ancak hiçbir şartta “AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir!”

Biraz daha sabır, emek, dayanışma

Gidişat hayırlıdır! Normal şartlar devam ettiği sürece doğacak olan gün hayırlıdır. Her bir yurtsever en yakınındaki sadece “1 kişiyi” sandığa götürürse ya da “hayır demeye ikna ederse” zafer Türk Milletinin olacaktır. Bu yüzden biraz daha sabır, biraz daha emek, biraz daha dayanışma… Ama hepsinden öte provokasyonlara karşı her zamankinden fazla dikkat! Karanlık odaklar, yandaş maşalar, ruhu karartılmış meczuplar puslu havaları beklemektedir.

Basın Açıklaması:

AKP'nin ve Bahçeli'nin Oyununa Gelinmemeli (002)

Parti Değil Memeleket Meselesi – Adana Bölge

adana bol

adana bol2

Haberin linki: http://www.bolgegazetesi.org/haber/350/parti-meselesi-degil-memleket-meselesi.html

Başkanlık “Türk Töresini” Paspas Etmektir!

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BASKAN YARDIMCISI UMUT ORAN             FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

Umut Oran

Basın Açıklaması

09.01.2017

 

Başkanlık “Türk Töresini” Paspas Etmektir!

 

Başkanlık tartışmaları, AKP’nin her dönemde yaptığı gibi, hedef şaşırtılarak devam etmektedir. Kurulduğu günden beri, liberallerden Öcalan’a kadar, hemen her grupla “yol arkadaşlığı” yapan AKP, bugünlerde de MHP üzerinden Başkanlık hedefine ulaşmak istemektedir.

 

Dün “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almakla” övünen bir anlayışın bugün isminin içinde “milliyetçi” ibaresi olan bir partinin Genel Başkanı vasıtasıyla milleti bölmeye çalışması ilginç, ama şaşkınlık verici değildir. Zira AKP, budur! AKP; yeterince kullandıktan sonra bir kenara atmak üzere, herkesle ve her koşulda “pazarlık” edebilen bir partidir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olmak da, Barzani Devleti’nin hamiliğine soyunmak da, komşu devletlerin kan gölüne dönmesine seyirci kalmak da, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne operasyon üstüne operasyon yapılmasına göz yummak da AKP için normaldir. Ancak AKP’nin ne olduğunu yaşayarak gören bir siyasinin, hem de adında “milliyetçi” ibaresi olan bir partinin Genel Başkanı’nın AKP’ye teslim olması; bağlı olduğunu iddia ettiği “Türk töresine” de, “akla” da, “Türk milletine” de ihanet etmek demektir ve her durumda şaşırtıcıdır.

 

AKP; ulus devleti yok etmeye çalışmaktadır ve Bahçeli bakmaktadır.

AKP; devletin itibarını zayıflatmaktadır ve Bahçeli sessizdir.

AKP; Başkanlık rejimiyle beraber devletin ruhunu yok etmeye uğraşmaktadır ve Bahçeli itaatkârdır.

Gelinen noktada “milletin birliğini” AKP’nin “dirliği” için feda eden Devlet Bahçeli bir yanda; vatanın ve milletin bekası için Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan MHP tabanı ve milletvekilleri diğer yandadır. 

 

Okullarda “Türküm” diye başladığı için “Andımız”ı kaldıranlara, Türk Milleti ifadesinin “ırkçılık” olduğunu öne sürenlere, tabelalardan T.C. ibaresini kaldıranlara karşı MHP milletvekilleri tarihi bir cevap vermelidir. Başkanlığa “evet” oyu verenler “Türk Töresini de paspas edenler olarak tarihe geçecektir.

 

İnancım odur ki “Türk Milleti”; kendilerine Genel Başkan diyenlerle değil “doğrudan ve haktan yana” saf tutanlarla beraber olacak, Atatürk’ün “7.000 yıllık Türk beşiği” dediği Anadolu’nun paramparça edilmesine ve kardeş kavgaları içinde yok olmasına fırsat vermeyecektir.

Devlet Bahçeli, Cumhuriyet’le Hesaplaşanların Safına Düştü

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

 

Umut Oran

Basın Açıklaması

27.12.2016

Devlet Bahçeli, Cumhuriyet’le Hesaplaşanların Safına Düştü

Başkanlık tartışmalarını yıllar boyunca doğru noktadan değerlendiren ve karşı duruş sergileyen Sayın Devlet Bahçeli’nin, tüm sözlerini yalanlayarak AKP’nin yanında saf tutması tesadüf değildir.

Her önemli dönemeçte AKP’nin önünü açmasından dolayı kendi tabanından uzaklaşan Bahçeli’ye duyulan tepki son seçimlerin ardından, Tüzük Kurultayı için toplanan imzalarla beraber, açık bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. Sayın Bahçeli’nin, yükselen muhalif dip dalgaya karşı geliştirebildiği çözümse hukuksuzluğa başvurmak ve AKP’ye kayıtsız-şartsız teslim olmak olmuştur.

Sayın Bahçeli, her ne kadar kendince bahaneler ortaya koysa da AKP’nin Başkanlık Rejimine destek vermesinin tek gerekçesi: ”Muhaliflerine karşı hükümetin desteğini almak ve koltuğunu korumaktır.”

Türkiye’nin kurucu değerlerini hiçe sayan, ülkenin her anlamda kamplaşmasına sebep olan ve milletin birliğini bozan bu tavır aynı zamanda Bahçeli’nin “Cumhuriyetle hesaplaşma derdinde olanlarla” aynı safa düştüğünün de göstergesidir. Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan açıklamalarında görülen artış da bunun ispatıdır, Sayın Bahçeli suçunu bastırma çabası içindedir.

Ancak Sayın Bahçeli unutmamalıdır ki karanlık dönemlerden geçen milletlerin yöneticileri, sorunların sebebi olanlara destek vererek değil “doğrudan ve haktan” yana tavır alarak ülkelerine hizmet edebilirler. Türkiye de şu anda AKP’nin yarattığı sorunlar yumağıyla boğuşmaktadır. Bu noktada sorunların sebebi olanları meşrulaştırmak anlamına gelecek her destek; milletin birliğini ve devletin bekasını dinamitlemek anlamına gelecektir.

Hele hele işi bir adım daha ileri götürerek, konuyu ilk kurultayını Sivas Kongresiyle yapan Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve onun vatanseverliği asla tartışılamayacak olan tabanına hakaret etmeye vardırmak tam anlamıyla “yanlışa saplanmak” demektir. Böyle bir tavır, delegelerin ezici çoğunluğunun imzasıyla “meşruiyeti tartışmalı hale gelmiş” bir siyasinin son ve anlamsız çabaları şeklinde yorumlanmalıdır.

Asla şüphe edilmemelidir ki Kuva-yi Milliye ruhuna sahip olan Türk Milleti, Cumhuriyet’le hesaplaşma hevesinde olanları da onların saflarına düşenleri de görmektedir. Millet; Habur’da, Oslo’da, Dolmabahçe’de teröristlerle iş tutanları unutmadığı gibi onlara destek verenleri de asla unutmayacaktır. İşbirlikçiler ve destekçileri bir gün mutlaka yüce Türk Milletine hesap verecektir.

Mars’a Gidilirken İdamı Tartışmak Türkiye’yi Orta Çağ’a Geri Götürüyor

5umutoransbeko

“İKTİDARIN HER KESİMİ HAİN OLARAK SUÇLADIĞI VE TÜM KAVRAMLARI KENDİNE GÖRE YORUMLADIĞI BİR DÖNEMDE İDAM CEZASINI TARTIŞMAK, HERKESİN ÖLÜM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞU ANLAMINI TAŞIYACAKTIR.” 

Hükümet ve MHP arasında artan görüşmelerin ardından önümüzdeki hafta başında taslaklarının günışığına çıkması beklenirken, CHP’den idam cezası uyarısı geldi. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran “Mars’a gidilirken idamı tartışmak Türkiye’yi Orta Çağ’a gere götürüyor” dedi.

Türkiye gibi, iktidar mensuplarının hemen her konuda “aldatılmış” olduklarını iddia etmelerine rağmen siyasi sorumluluk üstlenmemelerinin idam tartışmalarının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Umut Oran, “İktidar bloğunun her dönemde kendinden olmayanı düşmanlaştırdığı, her kesimi hain olarak suçladığı ve tüm kavramları kendine göre yorumladığı bir dönemde idam cezasını tartışmak, herkesin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlamını taşıyacaktır” dedi. 

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAK 

AKP ve MHP’nin anayasa taslaklarının belirginleşmesinin öncesinde bir kez daha idam cezasına dikkat çeken Umut Oran, bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

İstanbul’un fethi sırasında bilim, teknik ve savaş sanatı konularında yükselen Osmanlı İmparatorluğu şehrin kapılarından girmeye hazırlanırken Bizans İmparatorluğundaki bir kısım din adamının meleklerin cinsiyetini tartışmayı tercih ettikleri anlatıla gelmiştir. 

GELİŞMİŞ ÜLKELER MARS’A GİDERKEN, ORTA ÇAĞ’A DÖNMEK 

Ne yazık ki aradan geçen yüzlerce yılın sonunda batı ülkeleri Mars’a yapılacak turistik seyahatleri planlarken 14 yıldır iktidarda olan bir parti “idam tartışmalarını” hararetle gündemde tutmaktadır. Hiçbir anlamlı gerekçeye dayanmayan ve tamamen gerici bir yaklaşımın eseri olan idam tartışmaları, hükümetin Türkiye’nin sorunlarını çözmek gibi bir amacının olmadığını da açığa çıkarmaktadır. Zira idam tartışmaları on yıllar önce kapanmış bir konudur ve bugün hala tartışılıyor olması Türkiye’yi aşağılamaktan, ülkeyi Orta Çağ’a geri götürmekten başka bir şey değildir. 

HEP “ALDATILANLAR” SORUMLULUK ALMIYOR Kİ 

Tüm yurttaşlarımız bilmelidir ki idam cezası Orta Çağ kalıntısı bir intikam duygusunu yansıtmaktadır. İnsanlık ailesi, binlerce yıllık deneyimin sonucunda suç işleyenleri “yok etmeyi” değil, “topluma kazandırmayı” ve “rehabilite etmeyi” doğru bulmuştur. Tüm dünyada da gidişat aynı yöndedir ve idam cezası gelişmiş ülkelerde hızla terk edilmiştir. Bu noktada hükümet yandaşlarının başta ABD olmak üzere bazı ülkelerden örnekler vermesi anlamlı değildir zira kötü örnek, örnek olarak kabul edilemez. Hele hele Türkiye gibi, siyasi sorumluluk sahibi olanların hemen her konuda “aldatılmış” olduklarını iddia etmelerine rağmen siyasi sorumluluk üstlenmemeleri de idam tartışmalarının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koymaktadır. 

BU İKTİDARLA HERKES ÖLÜM TEHLİKESİ İÇİNDE 

İktidar bloğunun her dönemde kendinden olmayanı düşmanlaştırdığı, her kesimi hain olarak suçladığı ve tüm kavramları kendine göre yorumladığı bir dönemde idam cezasını tartışmak, herkesin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlamını taşıyacaktır. 

İDAM TARTIŞMASI DEĞİL GERÇEK SORUNLARA BAKALIM 

Oysa Türkiye’mizin çözülmeyi bekleyen binlerce sorunu var. Dünya inanılmaz bir hızla gelişirken teknoloji yatırımları akıl almaz sonuçlar doğurmaktadır. Çin, Güney Kore, Tayvan gibi ülkeler adeta koşar adım büyümektedir. Türkiye’yse her anlamda oyunun dışındadır. Dünyanın ölçeği değişmektedir ve maalesef “As kurtul!” cümlesi hiçbir anlam ifade etmektedir.

Tüm halkımızı iktidar bloğunun dayattığı gereksiz idam tartışmalarından uzak durmaya ve Türkiye’mizin çözülmeye bekleyen gerçek sorunlarına odaklanmaya çağırıyorum.

İndir (PDF, 39KB)