Yazılar

Umut Oran’ın GAP Turundan Çıkan Çarpıcı Rapor…

“GİTTİM, GEZDİM, GÖRDÜM, UYARIYORUM”

“İnsani, sosyal, ekonomik kalkınma, iş, aş ve barışın can suyu GAP, AKP döneminde önce ihmal edildi sonra ihanete uğradı.” 

Bölgede GAP ve istihdam ile ilgili çalışmaları 30 yıl öncesine kadar uzanan, Adıyaman’da OSB’nin kuruluşunda büyük emek vermiş olan CHP’li Umut Oran, geçen hafta (25-29 Ekim 2018) sırasıyla Hatay, Osmaniye, Kilis, Adıyaman ve Şanlıurfa’da gezi ve incelemelerde bulundu. Vatandaş, esnaf ve çalışanlarla bir araya gelerek dertlerini dinleyen Umut Oran, bugün de hazırladığı raporu basın açıklaması yaparak kamuoyuyla paylaştı. 

CHP’li Umut Oran raporunda şunları vurguladı:

“Öncelikle GAP’taki 9 ilde bulunan 1,2 milyon Suriyeli, halkımız için büyük sorunlar yaratmaktadır. Bazı illerde Türk vatandaşlarının azınlık durumuna düşmesi, Türk vatandaşlarına tanınmayan kolaylık ve hizmetlerin Suriyelilere tanınması kabul edilemez. Hükümetin acilen “yerli ve milli” tavır göstererek Suriyelilere tanıdığı hakları artık Türk vatandaşlarına da öncelikli olarak tanıması gerekmektedir. Osmaniye’de Suriyeliler dışında açılmasının hemen ardından ilk yağmurda su altında kalan alt geçit yakınma konusu iken, Şanlıurfa şehir merkezindeki Suriyelilere hizmet verirken, doğum sancısı tutan Türk vatandaşını geceyarısında dahi kabul etmeyip şehirin 10 km dışındaki hastaneye yönlendirilmesinin halkımızın vicdanına sunuyorum. “Ekonomi çok iyi, kriz mriz yok” diyenlerin Şanlıurfa Valiliğinin bitişiğindeki traktör pazarına uğrayarak satılmayı bekleyen araçları görmesi gerekmektedir. Yılda 120 traktör satan esnaf, artık 30 traktörü ancak satabilmesinden haklı olarak yakınmaktadır. Pamuk alım fiyatı 4,6 TL olarak açıklanmasına rağmen fiyatlar 3,3 TL’ye kadar düşmüş durumda. Kilis’in merkezindeki Cumhuriyet Caddesinde boş dükkan sayısı giderek artarken, heryeri Arapça reklam tabelaları sarmış durumda. İşsizlerin dernek kurduğu kent olan Adıyaman’da en yoğun çalışan yer kahvehaneler, inşaat ustaları-işçileri işsiz, mutsuz umutsuz burada iş için bekliyor.”

Raporda yer alan diğer saptama ve uyarılar da şöyle:

  • GAP’ın ihmali ve Suriyeli mülteci istilası birleşince, bölgede hayat tam anlamıyla alt üst olmuş durumda. İktidarı acilen Türk vatandaşlarının can güvenliğini sağlayarak işsizlik sorunun çözmeye davet ediyorum.
  • Ağır sosyal ve ekonomik açmazdaki GAP illeri adeta patlamaya hazır bomba…
  • Yıllarca GAP’ı ihmal ederek bölgenin gelişimine ket vuran AKP, yetmez gibi Suriye politikası ile de bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. Şanlıurfa’da geceleri Türk vatandaşı şehir merkezine artık tek başına rahat rahat gidemiyor!  
  • Çok boyutlu entegre bölgesel kalkınma planı olan GAP, hedefine uygun biçimde tamamlansaydı 4 milyon kişilik ilave istihdam sağlanacak, bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve kalkınmada dev bir adım atılmış olacaktı.
  • GAP ihmal edilmeseydi, bugün bölge illerindeki 1,2 milyon Suriyeli mültecinin varlığı da sosyo ekonomik dinamikleri, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzuru bozamayacaktı.
  • Ekonomide yapay canlılık yaratmak uğruna, yandaş firmalara fahiş karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, “rant” ve gösteriş amaçlı popülist projeler yerine, ülkeyi kalkındırıp sosyal barışı sağlayacak GAP’a öncelik verilmeli!
  • Devletten maaş, bedava sağlık ve eğitim hizmeti alma, barınma, erzak ve iaşe yardımı gibi birçok ayrıcalığı bulunan mülteciler, hem kayıt dışı ve ucuz emek olarak iş gücü piyasasını alt üst ederek vatandaşların hızla işsiz kalmasına; hem de sayıları hızla artan çoğu kayıt dışı işyerleri ile yerli girişimcilerin, esnafın iflas etmesine, işinden olmasına yol açıyor.
  • Olumsuzluğun bir başka boyutu da güvenlik. Suriyelilerin varlığı, bölgede günlük hayatın risk, tedirginliklerini ve korkularını üretiyor. Mültecilerden asayiş olaylarına karışan suç işleyen, illegal ticaret, illegal işler yapan, suça meyilli olanların oranı bir hayli yüksek ve bu durum bölgede günlük hayatı, güvenliği, toplumsal huzuru ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu nedenle mültecilerle yerli halk arasında zaman aman ateşli silahların kullanıldığı ölümlü kavgalara kadar varıyor
  • Suriyelileri misafir, göçmen, sığınmacı, mazlum diye adlandırmak sorunun ciddiyeti ve büyüklüğünün üstünü örtmüyor. Demografik, sosyal, ekonomik ve siyasal açıdan ülkenin gelecek on yıllarını da etkileyecek ve katlanarak büyüyecek bu soruna acil çözüm gerekiyor.

BÖLGEDE HER 100 KİŞİDEN 14’Ü SURİYELİ

  • 500 milyon nüfuslu AB’de 866 bin mülteci varken 82 milyonluk ülkemde 3,5 milyon Suriyeli var. Artık “önce benim vatandaşım” demenin zamanı gelmiştir!
  • Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi ve toplam nüfusu 8,5 milyon olan GAP kapsamındaki 9 ilde ise resmi verilere göre 1,2 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Buna göre GAP illerinden her 100 kişiden 14’ü Suriye vatandaşı. Bu iller içinde en fazla mülteci sayısına 474 bin kişi ile Şanlıurfa ulaştı. Buna göre İl’de her 5 kişiden biri Suriyeli oldu. Mülteci sayısının en yüksek olduğu diğer il 385 bin kişiyle Gaziantep. Düşük nüfuslu illerden Kilis’te ise mülteci sayısı vatandaşları geçmiş durumda. 130 bin 825 nüfusu olan Kilis’teki mülteci sayısı 131 bin 261.

GAP’IN ÖNEMİ

  • Başlangıcı çok eski yıllara dayanmakla birlikte 1977’de bugünkü adını alan ve 1980’lerde çok sektörlü, entegre bir “bölgesel kalkınma projesi” şeklinde yeniden yapılandırılan GAP, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere 9 ili kapsıyor. Güneyde Suriye, güneydoğuda ise Irak’la sınırı bulunan bölge, 75 bin 358 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye’nin yüzde 9.7’sini oluşturuyor. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin yüzde 20’si, GAP Bölgesi’nde. 

AKP’NİN GAP’TAKİ BÜYÜK İHMALİ …

  • 2008-2012 GAP Eylem Planı’nda, bu dönemde (2008 fiyatlarıyla) 26.7 milyar TL kaynak aktarımı öngörüldü. Ancak eylem planı döneminin sonuna gelindiğinde toplam harcama (2012 fiyatlarıyla) 14.7 milyarda kaldı. Çünkü “açılım”ın sonucu fiyasko olunca, GAP da giderek hükümetin gündeminden düştü ve popülist vaatler tutulmadı. GAP’a aktarılmak üzere temin edilen kaynaklar aktarılmadı. Vaat edilen kaynağın neredeyse yarısı kadar bir harcama gerçekleşebildi. Yapılan harcamanın da büyük bölümü, çalışanlar ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarıldı. 

SURİYELİ’YE 30 MİLYAR DOLAR, GAP’A PARA YOK!.. 

  • Eylem planının uygulamaya konmasının ardından; Bölgenin kamu yatırımlarından fiilen aldığı pay giderek daha da geriledi. Toplam kamu yatırım tahsislerinde 2009 itibariyle yüzde 14,5 olan GAP’ın payı, 2017 itibariyle yüzde 7’ye kadar düştü. Suriyeli mültecilere 30 milyar dolar harcamakla övünen AKP, bölgenin ve ülkenin sosyo ekonomik gelişiminde sıçrama yaptıracak GAP’ın hedefine uygun biçimde tamamlanması için gerekli ve yeterli kaynağı tahsis etmekten kaçınıyor. 

BÖLGENİN GÖSTERGELER İÇ KARARTICI…

  • GAP bölgesi ortalamasında kişi başına milli gelir Türkiye ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde.
  • Ülke nüfusu ve işgücünün yaklaşık yüzde 9’u, ülkedeki tüm işsizlerin ise yüzde 12’sini GAP illerinde.
  • 2017 itibariyle ülke genelinde yüzde 10.9 olan işsizlik oranı GAP’ta yüzde 17,1,yüzde 52,8 olan işgücüne katılım oranı GAP’ta yüzde 45,3; Türkiye’de yüzde 47,1 olan istihdam oranı bölgede yüzde 37,6…
  • İşsizlik oranı özellikle Mardin, Batman, Şırnak, Siirt illeri ortalamasında yüzde 26,9’la rekor düzeyde.
  • Bölge, yüksek doğum oranı paralelinde nüfus artışı kaydederken sürekli net göç veriyor. En çok net göç veren iller Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Şanlıurfa.
  • Suriye’deki savaş yüzünden ülkemize dolan 3,5 milyon Suriyelinin yaklaşık üçte biri GAP illerinde.
  • Mülteciler eliyle uyuşturucu, beyaz kadın ticareti gibi illegal faaliyetler nedeniyle suç ekonomisi ve Suriyeli kadınlardan ikinci, üçüncü eş almanın yaygınlaşması nedeniyle toplumsal, ahlaki deformasyon ve dejenerasyon her geçen gün artıyor.
  • Aradan geçen uzun yıllara rağmen GAP’ın tamamlanmasında, başta son 17 yıldır ülkeyi yöneten AKP olmak üzere bu sürede görev yapan tüm hükümetlerin ihmali var.
  • Bir bölgesel kalkınma planı olarak başlanan GAP’ta, bölgeye doğrudan katkısı olmayan baraj yapımları ve sudan üretilecek elektriğe öncelik verildi, asıl bölgeyi kalkındıracak sulama projeleri ihmal edildi. GAP, bölge için kalkınma projesinden çok Batı için enerji yatırımına dönüştü.
  • Bölgede yapılacak sulama şebekesinin de ancak bir bölümü tamamlanabildi ve öngörülen 1.8 milyon hektar arazinin sadece yüzde 45’i sulamaya açılabildi. Arazinin tamamı sulanabilse, Türkiye’nin tarımsal üretimini iki üç katına çıkacak.
  • GAP Bölgesinde yeterli istihdam artışı sağlanamadı, Türkiye ortalamasının çok üzerindeki işsizlik en temel sosyo ekonomik sorun.
  • 17 yılda Bölgeye yönelik kamu yatırım tahsisleri yetersiz kalırken, halka iş ve aş yaratacak yatırımlar için art arda açıklanan teşvik paketlerine rağmen özel sektör de yatırıma gitmedi. Sonuçta Bölgede üretim ve istihdam yeterince artmadı, kalkınma ve refah artışı sağlanamadı.
  • GAP’ta yaşanan ağır ihmal nedeniyle olumsuz sosyo ekonomik tablo değişmezken, Suriyeli mülteci göçü bu sorunu kat kat büyüttü.
  • Bölgede mülkiyet eşitsizliği had safhada ve tarıma verilecek teşvikler de karşılık bulsa bile daha çok büyük toprak sahiplerinin işine yarıyor, sosyal yapıyı iyileştirmiyor.
  • GAP bölgesindeki iller hızla göç veriyor. Bu da ülke genelinde sosyal ve demografik sorunların büyümesine katkı yapıyor. Göçlere karşılık yoğun mülteci akını ile bölgenin demografik yapısı da hızla değişiyor.

GÖSTERİŞ PROJELERİNİ BIRAK, GAP’A BAK!.. 

  • Çok boyutlu entegre bir bölgesel kalkınma planı olan GAP, hedefine uygun biçimde tamamlansaydı, 4 milyon kişiye ilave istihdam sağlanacaktı.
  • GAP’la öngörülen hedeflere ulaşılmış olunsaydı, bugün GAP illerindeki 1,2 milyon dolayındaki Suriyeli mülteci varlığı, bölgenin sosyo ekonomik dinamiklerini, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzurunu bozamayacaktı.
  • GAP, bölge ve ülke kalkınmasına, milli gelir artışına, sosyal barış ve ülke bütünlüğüne, ayrılıkçı terörün bitirilmesine çok büyük katkılar yapacak bir projedir. Proje, günümüz koşullarında, günün ihtiyaçları da göz önüne alınarak güncellenmelidir. Yeterli kaynak aktarımı yoluyla GAP’ın bütün olarak hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
  • Ekonomide geçici ve suni canlılık yaratma amacıyla; yandaş firmalara fahiş ve haksız karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, geçiş sayısı taahhütleri, Hazine garantili krediler vb. ile tüm millete ve milli ekonomiye ağır bedeller ödetilen köprü, yol, havaalanı gibi “rant” ve popülist gösteriş projeleri yerine, ülke kalkınması ve sosyal barış açısından kalıcı ve büyük yararlar sağlayacak, uzun soluklu getirisi olacak GAP’a ağırlık verilmelidir!

Düşünemeyen İşsiz Ordusu 87 Ülke Nüfusunu Geçti

 

Umut Oran

Basın Açıklaması

05.5.2018

 ELALEM MARS’TA HAYAT, DÜŞÜNEN ROBOT PEŞİNDEYKEN,

AKP’NİN ÇAĞDIŞI EĞİTİM POLİTİKASI SAYESİNDE DÜŞÜNEMEYEN İŞSİZ ORDUSU 87 ÜLKE NÜFUSUNU GEÇTİ!

  • Gerçek işsiz sayısı: 6.402.000…
  • AKP, işsizlere ve her yıl iş gücüne katılan nüfusa yetecek istihdamı yaratacak bir yatırım ortamı ve ekonomiyi hayata geçiremedi.
  • Resmi tanımla 2002 sonunda yüzde 10,3 olan işsizlik son açıklanan veriye göre yüzde 10,8; o tarihte 2,5 milyon olan işsiz sayısı şimdi 3,4 milyon.
  • Umudunu yitirip iş aramayı bırakanlar, eksik istihdamdakiler, mevsimlik çalışanları da dahil edince geniş tanımlı hesaplamayla gerçek işsizler ordusu 6 milyon 402 bin kişiye, gerçek işsizlik oranı da yüzde 18,9’a ulaşmış bulunuyor.

·       Geniş tanımlı işsizler belli başlı 190 ülkenin 87’sinin nüfuslarından daha fazla.

  • Cumhurbaşkanı diplomasının tartışıldığı ülkemizde dört işsizden biri üniversite diplomalı. Genç nesiller ve onlara harcanan kaynaklar vicdansızca heba edildi.
  • AKP, döneminde eğitimde ticarileşme ve dinselleştirme zirve yaptı.
  • Dünya yapay zeka teknolojisi ile insan gibi düşünen robotlar yaparken; AKP, çağ dışı eğitim sistemiyle düşünemeyen nesiller yetiştirme peşinde…
  • Yapay teknoloji ve Sanayi 4.0 ile bugünkü birçok meslek tarihe karışacak, yeni mesleklere ihtiyaç doğacak. Ekonomiye, işe göre insan yetiştirmeliyiz.
  • Orta Çağ referanslı eğitim sistemiyle her alanda irtifa kaybediyoruz: Sanayi 4.0’a uygun eğitim  ve istihdam politikalarını hayata geçirmeliyiz.
  • Gelin; 24 Haziran’da, adım adım eğitim sistemini çağ dışına çıkararak, bizi dünyanın gerisine düşüren bu iktidara hep birlikte “dur” diyelim.
  • Gelin yeni dönemde; halkçı bir yönetimle, akla, bilime dayalı, çağdaş uygarlık düzeyinin üstünü hedefleyen, Sanayi 4.0’la uyumlu “Eğitim 4.0”ı ve “İstihdam 4.0”ı hayata geçirelim.

Büyüyen bir ekonominin en birinci göstergesi istihdam yaratmasıdır. Ekonomi büyürken işsizlik azalır. 

AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde ise sıcak parayla, borca dayalı tüketimle sağlanan ve çeşitli istatistik oyunları ile manipüle edilerek kâğıt üzerinde şişirilerek olduğundan büyük gösterilen büyümeye karşın, iş gücü göstergeleri bunun tersini söylüyor. 

AKP döneminde, birikmiş işsizliği azaltacak ve her yıl iş gücüne katılan yeni nüfusa yetecek boyutta istihdam yaratan bir yatırım ortamı ve ekonomik işleyiş hayata geçirilemedi. Gelinen aşamaya baktığımızda, iş gücü göstergelerinin iyileşme bir yana, AKP öncesinden çok daha kötü olduğu görülüyor. 

AKP, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, grev yasağı gibi emek kesiminin örgütlü gücünü kısacak yöntemleri sonuna kadar uyguladı.   

Yol açtığı ekonomik çöküntünün faturasını ödememek için seçimlere daha 16 ay varken, erken seçim kararı alan AKP, geriye 6.402.000 kişi ile 87 ülkenin nüfusundan büyük bir işsizler ordusu bırakıyor. 

İş gücünün 16 yılda aldığı şekil ise yanlış eğitim politikalarının ürünü olarak çağın gereklerine uygun vasıflar barındırmayan, iş dünyasının talebiyle uyumsuz bir tablo arz ediyor. Plansız, programsız, popülist, yanlış eğitim politikaları ile iş hayatının gereksinimlerini karşılayacak, yapay zekâ, Sanayi 4.0 gibi küresel trendleri yakalayacak vasıfta bir iş gücünü de gerçekleştiremeyen AKP, diplomalı/beyaz yakalı işsizliği zirveye çıkardı. 

GÖSTERGELER 16 YIL ÖNCESİNDEN KÖTÜ 

  • TÜİK’in en son Ocak 2018 itibariyle açıkladığı iş gücü verilerine göre AKP’nin iktidarda olduğu 2002 sonundan bu yana 15 yaş üzeri nüfus 12 milyon 319 bin kişi artarak 60 milyon 360 bine; TÜİK tanımıyla iş gücüne dahil nüfus 7 milyon 620 bin kişi artışla 31 milyon 438 bine, iş gücüne dahil olmayanlar ise 4 milyon 699 bin kişi artarak 28 milyon 699 bine ulaştı.
  • Bu dönemde; TÜİK’in eksik istihdamdakiler ve mevsimlik çalışanları da dahil ederek sayıyı şişirdiği istihdamdakilerin toplam sayısı yüzde 31,8 oranında 6 milyon 675 bin kişi artarak 28 milyon 29 bine ulaştı.
  • Aynı dönemde, umudunu yitirip iş aramayanlar, eksik istihdamdakiler, mevsimlik çalışanların yer verilmemesine rağmen, (dar tanımlı) işsizler kategorisinde yer alanların sayısı yüzde 38,4 oranında 1 milyon kişiye yakın artışla 2 milyon 464 binden 3 milyon 409 bine yükseldi.
  • 2002’de yıllık bazda yüzde 10,3 olan dar tanımlı işsizlik oranı Ocak 2018 itibariyle yüzde 10,8 düzeyinde.
  • Ocak 2018 itibariyle tarım dışı işsizlik 12,3, genç işsizliği yüzde 19,9, genç kadın işsizliği yüzde 24,5, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı da yüzde 23,1 olarak gerçekleşti.
  • İşsizlerin 837 bin kişi ile dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. Yüksek öğrenimlilerde işsizlik oranı yüzde 11,3.
  • İstihdamda (çalışıyor) gözüken nüfusun yaklaşık 1,5 milyonunu ise Şubat 2017’de başlatılan sözde “istihdam seferberliği” kapsamında, prim ve vergi yükünü devletin üstlendiği çıraklar ile stajyer ve kursiyerler oluşturuyor. Yani seferberlikle sağlandığı iddia edilen istihdam artışı da asıl olarak sigortalı işçi sayısından çok; ucuz işgücü deposu olarak kullanılan stajyer ve kursiyer sayısındaki artıştan kaynaklanıyor.

İş gücü göstergeleri (Ocak 2018; Bin kişi)

GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6,4 MİLYON, ORANI YÜZDE 18,9!..

TÜİK’in dar tanımlı (standart) genel işsizlik oranı işgücü piyasalarındaki durumu bütün boyutlarıyla ortaya koymaya değil, gizlemeye yönelik. Buzdağının sadece ucunu gösteren dar tanımlı işsizlik verilerinin gizlediği işsizliğin gerçek boyutunu görmek için, gözden kaçırılan diğer işsizlik çeşitlerine de bakmak lazım. 

TÜİK sadece, referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişileri işsiz kabul ediyor. Oysa, dar tanım kapsamında yer alan işsizlerle birlikte, iş bulma umudunu yitirip iş aramayı gevşetmiş, iş aramayan ancak iş olsa çalışmaya hazır olan işsizler ile mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları da işsiz sayısına eklemek gerekiyor. 

Ocak 2018 itibariyle;

  • İş başı yapmaya hazır olduğu halde iş aramayı bırakmış 1 milyon 676 bin ve umudunu yitirip iş aramayan 676 bin işsiz ile zamana bağlı eksik istihdamdaki 462 bin ve mevsimlik işçi statüsündeki 179 bin kişiyi de eklediğimizde gerçek (geniş tanımlı) işsizler ordusu 6 milyon 402 bin kişiye, gerçek işsizlik oranı da yüzde 18,9’a ulaşıyor.
  • Buna göre ülkede çalışabilecek durum ve yaştaki her 5 kişiden biri işsiz.

İşsizliğin gerçek boyutu (Ocak 2018; Bin kişi)İŞSİZLER ORDUMUZ 87 ÜLKENİN NÜFUSUNDAN FAZLA

Türkiye’de Ocak 2018 itibariyle 6 milyon 402 bin kişiye ulaşan geniş tanımlı işsizlerin sayısı, dünyadaki belli başlı 190 ülkenin 87’sinin nüfusundan daha fazla. 

Bunlar içinde, dünyanın önde gelen ya da adı bilinen ülkelerinden Kırgızistan’ın toplam nüfusu 6 milyon 263 bin, Nikaragua’nın 6 milyon 221 bin, Danimarka’nın 5 milyon 749 bin, Türkmenistan’ın 5 milyon 710 bin, Finlandiya’nın 5 milyon 503 bin, Norveç’in 5 milyon 290 bin, Yeni Zelanda’nın 4 milyon 844 bin, İrlanda’nın nüfusu 4 milyon 728 binle bizdeki işsiz sayısının altında bulunuyor. 

TÜİK’in dar tanımlı 3 milyon 409 bin kişilik işsiz sayısını baz alırsak da bunun; Ermenistan, Moğolistan, Arnavutluk, Slovenya, Katar, İsviçre ve Malta’nın da aralarında bulunduğu 61 ülkenin nüfuslarından kalabalık olduğu görülüyor.

GENÇ NESİLLER HEBA EDİLDİ!… 

Türkiye’de üniversite okumak, iş bulmaya yetmiyor. Her dört işsizden biri üniversite diplomalı. 

Aileler yıllarca çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için tüm maddi imkanlarını onların eğitimine sarf ediyor; yıllar süren eğitim süreci boyunca çocuklarına bir servet harcıyorlar. Yıllarca dirsek çürüten, yüzlerce sınava giren, farklı farklı illerde üniversite kazanıp, yurt yetersizliği nedeniyle barınma sorunu çeken ve birçok sıkıntı yaşayan gençleri, eğitim süreci sonunda diplomasını aldığında bir hayal kırıklığı bekliyor. Üniversite mezunları iş bulamıyor. Toplumun geleceği olan genç nesiller heba ediliyor, onlara yıllarca harcanmış kaynaklar israf ediliyor. 

Öte yandan iktidara yakın bir avuç azınlık, gerekli liyakate sahip olmadığı halde, torpille, kayırma ile hatta sınavsız, kamuda çeşitli pozisyonlarda istihdam edilerek, görülmemiş bir adaletsizliğe yol açıldı. 

Popülist anlayışla; devletçe plansız, programsız, en ücra yerlerde ya da özel kişi ve kuruluşlarca açılan sözde üniversiteler, ülke ekonomisinin ihtiyaçlarıyla orantısız biçimde mezun verdi. İhtiyaç duyulan alanlarda yetişmiş eleman bulunamazken, üniversitelerin birçok bölümünden mezun olmuş ihtiyacın kat kat üzerinde yüzbinlerce genç için çalışacak alan yok. 

Söz konusu üniversite ve bölümlerle yüksek öğrenimin kalitesi de yerle bir edildi, bilimsel kapasitesi düşürüldü, kendi demokratik teamülleri yok edilerek liyakatsiz kişiler öğretim üyesi yapıldı, siyasi nitelikli rektör atamalarıyla üniversiteler medreseye çevrilmeye çalışıldı. 

AKP’DEN YENİ İSTİHDAM OYUNU!.. 

2017’deki istihdam seferberliği ile stajyer, kursiyer sayısında sağladıkları artışı istihdam artışı gibi gösteren AKP hükümeti, şimdi de istihdam desteği ile 700 bin ek istihdam sağlanacağını, istihdam destekleri için İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 3.4 milyar lira kaynak kullanılacağını açıkladı. 

Açıklanan istihdam projesi istihdamı artmış gösterecek, ancak işin aslı böyle mi?.. “Bir senden bir benden” adı verilen destekten yararlanmak isteyen işveren, aldığı yeni işçinin ilk ay vergi, prim ve ücretini ödeyecek. İkinci aydan itibaren iki ayda bir bu masrafları devlet üstlenecek. Destekten 2 işçi için yararlanılabilecek. Buna göre işverenin işyerine aldığı 2 işçinin vergi ve primlerini ikinci aydan itibaren İşsizlik Fonu ödeyecek. Bu yolla 700 bin kişi için Fon’dan 3.5 milyar TL aktarılacak. Bu uygulama, kâğıt üzerinde istihdam edilecekler yoluyla istihdamı artmış, işsiz sayısını azalmış gösterme ve aynı zamanda işsizleri finanse etmek için var olan Fon’un kaynaklarını bu yolla SGK ve Maliye’ye aktarma şeklindeki bir suiistimale son derece açıktır. 

DÜNYA DÜŞÜNEN ROBOT, AKP DÜŞÜNMEYEN İNSAN PEŞİNDE…

Ülke ekonomisini, üretim ve bölüşüm ilişkilerini ve istihdam konusunu eğitim sisteminden bağımsız düşünemeyiz. Ülkeyi yönetenlerin görevi; geleceğin dünyasını öngörerek, ülkemizin orada iyi bir yer alabilmesi için, gelecek nesilleri buna göre yetiştirmek, eğitim sistemini buna göre dizayn etmektir. 

Eğitim sistemi kaliteli ve bu yüzden de ekonomik ve sosyal açıdan ileri olan ülkeler, şimdi “Yapay Zekâ” denilen yeni bir devrimin eşiğinde. Yapay zekâ, bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki robotların çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirmesi demek. Yapay zekâ bilgisayarın insanlar gibi düşünmesini sağlıyor, makinelerin karmaşık sorunları insana benzer şekilde çözmesine yardımcı oluyor. Zekâ ve akıl gerektiren sorunlar artık bilgisayar yardımıyla etkili bir şekilde çözülecek. 

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte pek çok iş kolunda da önemli değişimler yaşanacak. İleride bu işleri robotlar yapacağı için; fabrika işçiliği, inşaat işçiliği, banka çalışanı, finansal analistlik, sigortacılık, çiftçilik, şoförlük, pilotluk, gemi kaptanlığı gibi bugün için hatırı sayılır bazı meslekler tarihe karışacak. 

Bununla birlikte, yapay zekâ teknolojisindeki gelişme paralelinde; ortaya çıkacak bazı yeni ve gözde mesleklerden birkaçı ise şöyle:

  • Veri bilimciliği
  • Robot koordinatörlüğü
  • IT çözüm mimarlığı
  • Endüstri bilgisayar mühendisliği
  • 3D yazıcı mühendisliği
  • Giyilebilir teknoloji tasarımcılığı

AKP’NİN ÇAĞ DIŞI EĞİTİM ISRARI…

Dünya yapay zekâ teknolojisinde her gün daha da artan bir ivmeyle ilerlerken, AKP zihniyeti ülkemizde çağ dışı bir eğitim sistemini tahkim etme çabasından geri dönmedi. 

AKP, döneminde eğitimde ticarileşme ve dinselleştirme zirve yaptı. İlk ve orta öğretim müfredatında fen bilimlerinin ağırlığı azaltılarak, dinle ilgili derslere ağırlık verildi. Zaten ihtiyacın çok üzerinde olan imam hatip lise ve ortaokullarının sayısı rekor düzeyde artırılırken, normal orta öğretim kurumları da imam hatibe çevrilmeye çalışıldı. Kamu bütçesinden milli eğitime ayrılan kaynakların büyük bölümü imam hatip okullarına aktarıldı. 

Özetle; eğitimde ve dolayısıyla diğer alanlarda ileri ülkeler; yapay zekâ teknolojisi ile insan gibi düşünen robotlar yapma aşamasına gelmişken; AKP, ülkemiz eğitim sistemini orta çağa indirgeyerek düşünemeyen nesiller yetiştirme peşinde 

İŞE GÖRE İNSAN YETİŞTİRMELİYİZ 

Dünya, yapay zekâ ile Sanayi 4.0 devrimi yaşarken, orta çağ anlayışına dayalı eğitim sistemiyle ülkemiz her alanda sürekli irtifa kaybediyor. Sanayi 4.0’ı yakalamak için bu yeni ve çok farklı döneme uygun biçimde “Eğitim 4.0” ve “İstihdam 4.0” politikalarını geliştirip hayata geçirmeliyiz. 

Yeni dönemde dünyada saygın bir yerimiz olmasını istiyorsak, buna uygun biçimde yeniden kuracağımız eğitim sistemi ile eğitim sürecinin sonunda gençlerimize başlıca şu özellikleri kazandırmalıyız: 

  • Karışık problem çözme yeteneği
  • Eleştirel düşünce yeteneği
  • Yaratıcılık
  • Yenilikçilik
  • Girişimcilik
  • Duygusal zekâ
  • İK’nı iyi yönetebilme
  • Çevre ile koordinasyon
  • Muhasebe edebilme yeteneği
  • Bilişsel estetik

“18 YAŞINI BİTİRENE 90 GÜNDE İŞ” TAAHHÜDÜ 

Ekonomi, kalkınma ve eğitim, bir bütünün parçalarıdır. Hiçbir ülke, bu alanlarda plansız programsız hareket edemez. Bu anlamda en az 50 yıllık planlar yapılmalıdır. 

Ülke kalkınması için hangi sektör ve alanlarda hangi sayıda, hangi özellikte iş gücüne ihtiyaç varsa, eğitim sistemi, ileriye yönelik projeksiyonlar ışığında bu ihtiyacı karşılayacak insan gücünü yetiştirecek biçimde planlanmalıdır. 

Bu plan yapılırken, ülke nüfusunun yaş gruplarına göre dağılımı, emekli, yaşlı, engelli sayısı gibi unsurlar da dikkate alınmalıdır. 

Oy kaygısıyla, plansız programsız, ihtiyaçtan bağımsız biçimde, yeterli bilimsel alt yapı olmadan, gereksiz sayıda üniversite ve bölüm açarak sadece diplomalı işsizlerin sayısını artırırız. Buna karşılık sanayide, ileri teknoloji alanında çalışacak, Sanayi 4.0 devrimini yakalayacak vasıflı eleman sıkıntısı çekmeye devam ederiz. 

Ülkenin; eğitim hayatını yarınları düşünerek planlayacak, kalkınma için gereken alanlarda gereken sayıda nitelikli iş gücünü sağlayacak kapasite ve yapıda yeni bir eğitim sistemi kuracak yeni bir yönetime ihtiyacı bulunuyor. 

Bunu hayata geçirdiğimizde, İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin seçim bildirgesinde yer alan “18 yaşını bitiren her genç 90 gün içinde iş sahibi olacak” şeklinde gençlerimize söz verebiliriz.

24 HAZİRAN’DA BU GİDİŞATA DUR DİYELİM! 

Gelin; adım adım ülkemizin eğitim sistemini çağ dışına çıkararak, çağdaş dünyanın gerisine düşüren bu iktidara, 24 Haziran’da, hep birlikte “Dur!” diyelim. 

Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, akıla, bilime dayalı, çağı yakalayan, çağdaş uygarlık düzeyinin üstünü hedefleyen, Sanayi 4.0’ı gerçekleştirecek ve bununla uyumlu Eğitim 4.0’ı, İstihdam 4.0’ı hayata geçirecek bir yönetime görev verelim. 

Gelin, gelecek yüzyılların uygar, ileri, müreffeh toplumunu oluşturacak, yeni nesilleri yetiştirecek bir eğitim, bilim, ekonomi, istihdam, üretim ve bölüşüm düzenini daha da gecikmeden hep birlikte kuralım!..

 

Teşvik Paketi Tamamen Göz Boyama Amaçlı

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan’ın açıkladığı İstihdam ve Teşvik Paketine ilişkin, “Seçim öncesi kamuoyu algısına yöneliktir. Bu paket de öncekilerle ‘aynı güfte, aynı beste’ ve tamamen göz boyama amaçlıdır. Dayatarak paket açıklanmaz” değerlendirmesini yaptı.

Umut Oran

Basın Açıklaması

02.04.2015 

DAYATARAK PAKET AÇIKLANMAZ, YOKSA BÖYLE DURMADAN AYAKLARI YERE BASMAYAN PAKETLERİ AÇIKLAR DURURSUNUZ 

AKP hükümetleri durmadan paket açıklıyor bunun tek anlamı var “bir önceki paketin işe yaramamış olması”. Bugüne kadarki teşviklerin sonuçları ortada, hedeflenen üretim ve yatırıma ulaşamadı. Çünkü meslek odalarıyla, sivil toplumla, sendikalarla kavga ederek  sosyal, ekonomik paket açıklanamaz, uygulanamaz. Yukarıdan dayatmayla bu işler yürümez yeni bir başarı hikayesine inandırıcılığa gereksinim var, bu hükümet ise bunu kaybetmiştir! 

Türkiye ekonomisinin geldiği tıkanma noktasında yatırımlarda, sanayi üretiminde, ihracatta sert düşüşler yaşanıyor. İşsizlik almış başını gitmiş durumda. 2014’te iyice yavaşlayan ekonomide yaprak kımıldamıyor. Hukuksuzluk, çift başlı yönetim ve keyfilik ülkeye güveni bitirmiş. Sermaye kaçış eğiliminde, kurlardaki yükseliş durdurulamıyor. Kimse yatırım, üretim, ihracat yapmak istemiyor. 2015’te ekonomide küçülme eğilimi güçleniyor. 750 milyar doların altına giden bir GSYH ve 9 bin dolarlı düzeylere inen bir kişi başına milli gelir var. Bu koşullarda Başbakan, seçime 2 ay kala açıkladığı “İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destekleme Paketi ile sorunları çözmeyi vaat ediyor.

Böyle istihdam mı olur?

Ülkemizde umudunu yitirip iş aramayı bırakmışlarla birlikte 6 milyona yakın işsiz ve yüzde 20’ye yaklaşan işsizlik varken, Başbakan “Toplum yararına çalışma kapsamında ilave 120 bin istihdam sağlanacağını” açıklıyor. Bu zaten var olan; iş gücü ihtiyacını ucuz, güvencesiz ve adeta kölelik koşullarında karşılamaya yönelik bir uygulama. Bu kapsamda yılda 100 bin dolayında kişi asgari ücret karşılığında, çöp toplama, ağaç dikme gibi işlerde günde 9 saate varan sürelerle çalıştırılıyor. Taşeron uygulamasından da kötü olan bu uygulama, giderek kalıcı bir istihdam biçimine dönüştürülüyor. Böyle istihdam olmaz; işsizlik sorunu böyle çözülemez!

Davutoğlu, yatırım ve ara malı vadeli ithalatında KKDF’nin sıfıra indirilmesiyle sanayicinin girdi maliyetini azaltacaklarını açıklıyor. Bu önlem üretim ve yatırımda girdi maliyetlerini düşürme açısından yararlı, ancak ithal girdi bağımlılığını artırıcı niteliktedir. Asıl yapılması gereken yerli ara malı üretiminin teşvik edilmesidir. Amaç yurt içinde temin imkânı bulunan ara malı sektörlerini geliştirmek, sanayi üretiminde yerli katkı oranını artırmak olmalıdır.

Başbakan, KOBİ’lerin finansmana erişiminin artırılması amacıyla gayrimenkullerinin teminat kabul edilmesini teşvik olarak açıklıyor. Buna göre taşınmazlarını ipotek ettirerek aldığı krediyi ödeyemeyen KOBİ’nin taşınmazı haczedilecek. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmanın yolu bu değildir! Siz sağlıklı işleyen bir ekonomi ortaya koysaydınız, KOBİ’ler de aldığı krediyi rahatlıkla geri öder, icralık olmazdı!…

Yatırımda vergi indiriminin artırılması, uygulama süresinin uzatılması, yüksek teknolojili yatırımlara, 5’nci bölge teşviklerinden yararlandırma yoluyla daha fazla destek, 2014 sonunda uygulaması sona eren vergi indirimi ve SGK primi işveren hissesi desteğinin 2015 sonuna kadar uzatılması, kadın girişimcilerin desteklenmesi doğru kararlardır. Ancak bu teşviklerin yatırım eğilimini harekete geçirmesi, yatırım artışı yaratabilmesi için ülkede güven, huzur ve istikrar olması lazım! En son 2012’de teşvik sistemini değiştirdiniz ve söz konusu destek unsurlarını getirdiniz. Ancak, ülkede yatırım iklimini yok ettiğiniz için bu teşvikler işe yaramadı, yatırım eğilimi artmak bir yana geriledi.

Yatırımı, üretimi, istihdamı biz artırırız…

AKP’nin 12 yılda Türkiye’yi getirdiği durum ortadadır. Hukuksuzluk, yönetimde keyfilik, siyasi istikrarsızlık, içeride ve dışarıda güven azalışı, ileriye yönelik beklentilerde bozulma Türkiye ekonomisini tıkamıştır. Daha önce teşvik sistemini 5 kez değiştirdiler, ancak yatırımı, üretimi, istihdamı artıramadılar. Ülkeyi bu noktaya getiren AKP, seçime 2 ay kala açıkladığı paketle sorunlara çözüm vaat ediyor. Davutoğlu’nun Başbakan koltuğuna oturduğunda art arda açıkladığı ekonomi paketleri gibi bugün açıklanan da seçim öncesi kamuoyu algısına yöneliktir. İçeriğinde olumlu unsurlar var gibi gözükse de bu paket de öncekiler gibi kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur. Bu paketin yatırım, üretim ve istihdamda tıkanmayı aşma konusunda herhangi bir katkısı olmayacaktır. Bu paket de öncekilerle “aynı güfte, aynı beste” ve tamamen göz boyama amaçlıdır. AKP’nin olumlu anlamda Türkiye’ye vereceği bir şey yoktur. Siyasal istikrarı, güveni sağlamak, ekonomide kötüye gidişin önüne geçmek ve halka iş ve aş yaratacak yatırım iklimini oluşturmak, üretim ve istihdam artışını sağlamak için Türkiye’nin acilen yeni bir iktidara ihtiyacı vardır. Ekonomi ve siyasetteki tıkanma CHP iktidarı ile aşılacaktır.