Yazılar

9 Temmuz Bir Son Değil Yepyeni Bir Başlangıç Olmalı!

“Tüm yurttaşlarımı yeni bir başlangıç yapmak için Maltepe’ye davet ediyorum.” 

“Mitingde somut bir yol önerilmeli, heyecan yeni hedeflere yöneltilmeli” 

“Turnusol kağıdına dönüşen bu yürüyüş yarın daha büyük bir ortak hedefe yöneltilmeli, cumhuriyetçilerin beklentilerine umut olmalı” 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran CHP’nin Adalet Yürüyüşünün ardından yarın Maltepe’de yapılacak mitingin sıradan bir toplantı değil, son 15 yılda yükselen gericiliğe, umutsuzluğa, açlığa, yoksulluğa ve tüm haksızlıklara karşı “somut bir yol önermesi” ve yükselen heyecanı “daha adil, özgür, demokratik ve zengin bir ülke” yaratmak için doğru hedeflere yöneltmesi gerektiğini belirtti. Umut Oran, “Ben; tüm kalbimle, bugüne kadar şanla ve şerefle devam eden ve turnusol kağıdına dönüşen bu yürüyüşün 9 Temmuz’da daha büyük bir ortak hedefe kanalize edileceğine ve beklenti içindeki Cumhuriyetçilere umut vereceğine inanıyorum. Bu bağlamda Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği geleceğe yürüme kararlılığında olan tüm yurttaşlarımı, yeni bir başlangıç yapmak için 9 Temmuz’da Maltepe’ye davet ediyorum” dedi. 

CHP’li Umut Oran konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Adaletin, hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı, mühürsüz oy pusulalarıyla millet iradesinin çalındığı bir dönemde başlatılan “Adalet Yürüyüşü” Maltepe aşamasına ulaşmış bulunmaktadır.

Yolun her santimine inancını koyan on binler 

Yurdun dört biryanından yürüyüşe katılan ve 450 kilometrelik yolun her bir santimine inancını koyan on binlerce kararlı yurttaşımızı karşılamak için, benimle birlikte, milyonlarca adalet savunusunun Maltepe’de olacağına eminim. Ancak şunu da biliyorum ki; Maltepe’ye gelme imkânı olmasa da ataması yapılmadığı için acı çeken öğretmenler de çalınan ÖSYM sınav soruları sebebiyle ya da iktidar bloğundan bir torpil bulamadıkları için işsizliğe ve açlığa mahkûm edilen gençler de kahkahasına bile tahammül edilemeyen kadınlar da karın tokluğuna günde 10-12 saat çalıştırılan işçiler, emekçiler, köylüler de televizyonları başından da olsa miting alanına katılacaklardır… 

Somut bir yol önerilmeli 

Bu anlamda 9 Temmuz; sıradan bir miting olmanın ötesinde, özellikle son 15 yılda yükselen gericiliğe, umutsuzluğa, açlığa, yoksulluğa ve tüm haksızlıklara karşı “somut bir yol önermeli” ve yükselen heyecanı “daha adil, özgür, demokratik ve zengin bir ülke” yaratmak için doğru hedeflere yöneltmelidir.

Türkiye’nin bunca adaletsizlikle ilerlemesi mümkün olmadığı gibi, Ankara’dan İstanbul’a kadar yüzlerce kilometre yüründükten sonra adalet arayışını somut bir hedef olmadan bitirmek de mümkün değildir. 

Bundan sonra da gündemi izlemek yerine gündem olunmalı 

Her anlamda milat olması gereken 9 Temmuz, aynı zamanda hem Cumhuriyet Halk Partisi hem de tüm Türkiye için yepyeni bir anlayışın hâkim olacağı ilk adım olmalıdır. İktidar bloğunun dayattığı gündeme rağmen var olunabileceği, yandaş medyanın gücüne rağmen tüm topluma mesaj verilebileceği görüldüğüne göre bundan sonraki süreçte iktidarın gündemini takip eden siyaset anlayışına asla dönülmemelidir.  

Yürüyüş birleştirici oldu 

Yürüyüşün birleştiriciliği göz önüne alındığında ortak hedefe yürüyen bir kitlenin iç kavgalardan nasıl uzaklaştığı yaşanarak tespit edildiğine göre bugüne kadar ortaya çıkan her türlü iç kargaşanın bir sebebinin de “doğru bir ortak hedefin tayin edilememesi” olduğu tespiti yapılarak en azından bundan sonrası için doğru stratejik hedefler ortaya konmalıdır. 

Partiden başlayarak yenilikçi sistem inşa edilmeli 

Aynı bakış açısının bir gerekliliği olarak başta CHP olmak üzere tüm kurumlarda ve doğal olarak devlet organizasyonunda köklü değişiklikler yapılmak zorundadır. Artık bıçak kemiğe dayandığına ve adalete ulaşılabilecek tüm mekanizmalar çöktüğüne göre bugüne kadar yapılan her şey de denenen her yol da söylenen her eski söz de geçmişe ait görülmeli ve net bir özeleştiri yapılarak tamamı terk edilmelidir. Bunların yerineyse önce kendi partimizden başlamak üzere adaletin egemen olacağı yenilikçi, ilerici ve kurumsallaşmış bir sistem inşa edilmelidir. 

Büyük değişimin ilk adımı 

9 Temmuz; aynı zamanda tüm muhalefet unsurları için organizasyon kabiliyetini test etme günü olarak da görülmelidir. Her sorun büyük bir ciddiyetle ve ortak akıl referans alınarak çözülmeli, kişisel karar alma ve uygulama alışkanlığı yerine her alanda kurullar öne çıkarılmalıdır.

9 Temmuz; aynı zamanda büyük bir “netleşme ve berraklaşma” imkânı sunmalıdır. “Acaba ne derler?” diye düşünme alışkanlığı terk edilerek nasıl bir Türkiye hayaline inanılıyorsa tüm dünyaya ilan edilmelidir. Bu netleşme, korkulanın aksine kitlesel bir daralmayla değil genişlemeyle sonuçlanacaktır.

Görüleceği üzere 9 Temmuz, sadece 25 gündür yürünen bir yolun sonu değil milyonlarca insanın beklediği büyük değişimin ilk adımı olarak kodlandığı zaman anlam ifade edecek ve umutlar tazelenecektir. 

Ülkeyi yeniden muasır medeniyet rotasına sokma borcumuz var 

Muhalefet unsurlarının ve Türkiye’nin ihtiyacı budur. Gezi Direnişinden, onlarca seçimden ve referandumdan sonra yapılan hataların tekrarlanma lüksü yoktur. Zira Cumhuriyetçi kitlelerin bir kez daha “başları önde” evlerine dönmeye tahammülleri kalmamıştır.

CHP üst yönetimi başta olmak üzere, unvan ve makam sahibi her bir Cumhuriyet sevdalısının on yıllardır bedel ödeyen Türk milletine karşı büyük bir borcu bulunmaktadır. Bu borç; Türkiye’yi yeniden Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet rotasına sokmaktır. Akıl ve bilimden başka rehberimiz yoktur. Türk milleti, tıpkı Ergenekon’da olduğu gibi tüm engelleri aşarak kutlu bir yükselişe başlamak için hazırdır. 

Herkesi yeni başlangıç için Maltepe’ye davet ediyorum

İnancım odur ki herkes durumun ciddiyetinin ve görevinin farkındadır. Ben; tüm kalbimle, bugüne kadar şanla ve şerefle devam eden ve turnusol kağıdına dönüşen yürüyüşün 9 Temmuz’da daha büyük bir ortak hedefe kanalize edileceğine ve beklenti içindeki Cumhuriyetçilere umut vereceğine inanıyorum. Bu bağlamda Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği geleceğe yürüme kararlılığında olan tüm yurttaşlarımı, yeni bir başlangıç yapmak için 9 Temmuz’da Maltepe’ye davet ediyorum.

Adalet Yürüyüşü’ne Enternasyonal destek geldi

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın girişimi üzerine Sosyalist Enternasyonal, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasını kınayan ve Adalet Yürüyüşü’ne destek veren bir bildiri yayınladı.

Umut Oran, SE Genel Sekreteri Ayala ile birlikte bu hafta içerisinde Adalet Yürüyüşüne katılacaklarını da açıkladı.

CHP’li Umut Oran yazılı açıklama yaparak girişimi üzerine “Sosyalist Enternasyonal, Muhalefet Partisi Milletvekili Enis Berberoğlu’nun Cezalandırılmasını Protesto Etmektedir!” başlıklı bildiri yayınlandığını duyurdu.

Ayala da Adalet Yürüyüşüne katılacak

Umut Oran, SE Genel Sekreteri Luis Ayala ile birlikte Adalet Yürüyüşüne bu hafta içinde katılacaklarını da bildirdi. Enternasyonal’in, Berberoğlu’nun tutuklanmasını protesto eden ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşüne katılanlarla omuz omuza olduğu mesajını içeren bildirisi şöyle:

Sosyalist Enternasyonal, üye partimiz CHP’nin milletvekillerinden Enis Berberoğlu’nun, Türk istihbarat teşkilatı MİT tarafından gizlice Suriye’ye gönderilen silahlarla ilgili bilgileri açığa çıkarma iddiasıyla cezalandırılmasını ve tutuklanmasını şiddetle kınamaktadır.

Omuz omuza dayanışma

Organizasyonumuz, Erdoğan rejimi tarafından muhalefeti susturmak amacıyla yapılan bu son hamleyi büyük bir üzüntüyle karşıladığı gibi Türkiye’deki üyelerimizle dayanışma halinde olduğumuzu ve onları her anlamda desteklediğimizi bir kez daha teyit etmektedir. Sosyalist Enternasyonal, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ve onunla birlikte adalet talebiyle Ankara’dan İstanbul’a bir protesto yürüyüşü gerçekleştiren muhalefet mensuplarıyla omuz omuza dayanışma içindedir.

Sosyalist Enternasyonal, geçen Temmuz ayında başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından başlayan ve yaygınlaşan yasaklamaların Türkiye’de hak ve özgürlüklere ciddi olarak zarar vermesinden büyük endişe duymakta; adaletsizlik ve yılgınlık yaratan eylemlere, ifade özgürlüğünün önündeki engellere, yasama dokunulmazlığının ve bağımsız bir yargının olmamasına karşı tepkisini ortaya koymaktadır. Bu anlamda tüm yetkilileri yurttaşların haklarına tam olarak saygı duymaya, tutuklu milletvekillerini ve onlarla beraber, siyasi sebeplerden dolayı, haksız yere tutulan tüm diğer vatandaşları serbest bırakmaya çağırıyoruz.

Cenevre BM Merkezinden İstanbul’a destek geldi

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın girişimiyle Cenevre’de bugün başlayan Konsey toplantısında İstanbul AHL saldırısı kurbanları için saygı duruşunda bulunuldu ve 143 üye ülke temsilcisi üzerinde “Stop Terrorism #Istanbul” yazan siyah dövizleri ellerine alarak gösterdi. 

Umut Oran: Tüm insanlığa “Gözyaşlarınızı siliniz!” dememiz gerekiyor. Bu anlamda yeni bir şeyler söylemek ve yeniyollar bulmak zorundayız. 

2

CmRF6bRUMAAJ3HY

CENEVRE 

Sosyalist Enternasyonal Konsey toplantısı Cenevre’deki Birlermiş Milletler merkezinde, SE Başkanı George Papandreu başkanlığında başladı. SE Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran’ın girişimiyle toplantının açılışında İstanbul Atatürk Havalimanında terör  saldırısı ile yaşamını yitiren kurbanlar için saygı duruşunda bulunuldu. 143 ülkenin temsilcileri de Umut Oran’ın hazırlayıp dağıttığı “StopTerrorism #Istanbul” yazılı siyah dövizleri kameralara gösterdi.

Devrim sözcüklerle başlar diyen Umut Oran, konuşmasında, “Sosyalist Enternasyonal, ilericilerin, demokratların ve sosyalistlerin kullanabileceği yeni bir kavramlar sözlüğü yaratabilir. Hepimizin, işçi sınıfı ve orta sınıflar için yeni kavramlara, yeni rüyalara ve yeni hikâyelere ihtiyacı var.

 Bence, Sosyal Demokratlar olarak, bizlerin de tüm insanlara, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir mesaj vermeye ihtiyacımız var. Tüm insanlığa “Gözyaşlarınızı siliniz!” dememiz gerekiyor. Her yaştan, etnik kökenden ve kültürden anneler, babalar, oğullar ve kızlar! “Gözyaşlarınızı siliniz” mesajını verdi. 

SE Başkanı Papandreu’nun terör saldırısını kınayan ve Türkiye’nin yanında olduğunu belirttiği konuşmasının ardından siyah dövizlerle Türkiye ile dayanışma sergilendi. Daha sonra Konsey’in açılışında ilk söz hakkının verildiği Umut Oran şu mesajları verdi: 


CmRF6bVUsAAUiUx

FARKLI MİLLETTEN KURBANLAR 

Değerli Yoldaşlar,

28 Haziran’da, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda, IŞID militanları tarafından düzenlendiği düşünülen bir saldırı sonucunda 44 kişi hayatını kaybetti, 240 ki de yaralandı. Kurbanlardan biri, Sayın Haznedaroğlu, bir havaalanı personeliydi ve yaşamını kaybetmemiş olsaydı 10 gün içinde evlenmiş olacaktı. Başka bir kurban, Sayın An, tercüman olarak çalışıyordu, evli ve bir çocuk babasıydı. Eşi 6 aylık hamileydi. Tercümanla, temizlikçiler, taksiciler, öğrenciler, babalar, oğullar ve kızlar.. Her sosyal statüden, farklı milletlerden, kanaatlerden ve kökenlerden bireyler ve aileler; kurbanlar arasındaydı. Onların hayatları fanatikler tarafından sonlandırıldı. 

ORTAK ÇABA TERÖRÖ DURDURUR 

Fakat hepimiz biliyoruz ki, insanlık dışı tüm saldırılar gibi bu saldırı da ülkemizin ve uluslar arası toplumun huzurunu hedef aldı. Buradan bir kez daha ilan ediyorum ki: Hiçbir gerekçe, terörü meşrulaştıramaz ve ancak uluslar arası toplumun ortak çabaları terörü durdurabilir. Hiçbir ülke tek başına terörizmle mücadele edemez çünkü terörizm uluslar arası işbirliğini ve koordinasyonu gerektiren uluslar arası bir sorundur! Saldırıdan etkilenen herkesin ailelerine, arkadaşlarına, sosyal çevrelerine üzüntülerimi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ve siz değerli yoldaşlarıma da göstermiş olduğunu dayanışma için teşekkürlerimi sunuyorum. 

İNSAN İNSANIN KURDUDUR 

Kapitalizm kontrolden çıkmış ve gerçek ekonomilere büyük zararlar vermeye başlamıştır. Borsalar, sadece bir ticaret unsuru olarak görülen insanları ve işyerlerini yok edecek duruma gelmiştir. Evet, belki işçi sınıfı büyük büyük babaları gibi kötü şartlarda yaşamıyorlar ama onlar da tüketimin, kredi kartlarının ve uzun süreli ev kredilerinin gönüllü köleleri haline dönüşüyorlar. Kapitalizm kendi felsefesini yansıtan o meşhur cümleyi zihinlerimize yerleştiriyor: “Homo homuni lupus!” yani “İnsan insanın kurdudur!” 

ZEHİRLİ CÜMLELERLE BÜYÜLENİYORLAR

Dayanışma, işbirliği ve eşgüdüm yerine medya organları bencilliği, açgözlülüğü ve acımasızlığı kitlelere pazarlıyor. Günün her anında insanlar “ekonomik büyüme, kişi başına düşen gelir” gibi zehirli cümlelerle adeta büyüleniyorlar. Bunlar olurken orta sınıflardan ve işçi sınıfından dünyanın en zenginlerine doğru inanılmaz bir refah transferi gerçekleşiyor. Fakat hiç kimse kalkıp da “eşitsizliklerden” bahsetmiyor.

MÜLTECİLER BİRER META DEĞİL!

Avrupa’nın göbeğinde onlarca hükümet temsilcisi ya da uzman “mültecilerin maliyeti”, mülteciler için kampların inşası”, mültecilerin yarattığı olumsuzluklar” gibi cümleleri içeren konuşmalar yapıyorlar ve mültecileri insan olarak değil de sanki birer mal ya da metaymış gibi konumlandırıyorlar.

DEVRİM KELİMELERLE BAŞLAR

Öncelikle tüm ilericiler, demokratlar ve sosyalistler yeni faşizmi, ayrımcılığı, eşitsizliği, suçu ve nefreti üreten bu dili reddederek işe başlamalıyız. Lütfen hatırlayın, “Devrimler kelimelerle başlar!” Kendimizi ve ihtiyaçlarımızı tanımlamak için özgün kelimeler ve kavramlar kullanmalıyız. Anti-kapitalist bir cephe inşa etmenin en kolay yollarından biridir bu. Daha fazla demokrasi, daha fazla eşitlik, daha fazla katılım, daha fazla sosyal farkındalık, daha fazla şeffaflık ve empati talep etmeliyiz. Her şeyin fazlasını, her şeyimizi isteyen bir avuç milyarder için değil, tüm insanlık için istemeliyiz.

YENİ KAVRAMLARA İHTİYAÇ VAR

Bu anlamda siyasi mücadele için yeni bir yaklaşımdan söz ediyorum. Liberallerin ve muhafazakarların kavramlarını, finansal kapitalizmin doğrularını ve popüler kültürün kodlarını reddetmekten bahsediyorum. Sosyalist Enternasyonal, ilericilerin, demokratların ve sosyalistlerin kullanabileceği yeni bir kavramlar sözlüğü yaratabilir. Hepimizin, işçi sınıfı ve orta sınıflar için yeni kavramlara, yeni rüyalara ve yeni hikâyelere ihtiyacı var. Emin olun halklar ve ülkeler arasındaki dayanışma ruhu ve işbirliği, dünyayı kolayca değiştirebilir.

ATATÜRK’ÜN SÖZLARİNİ ANLATTI

Yaklaşık 100 yıl önce,1934’te, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk başkanı ve Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Avustralyalı ve Yeni Zellandalı annelere bir mektup gönderir. Mektubunda şöyle der:  “Sizler, uzak diyarlardan evlatlarını gönderen anneler! Göz yaşlarınızı siliniz!   Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”

YENİ YOLLARI BULMA ZAMANI

 

Bence, Sosyal Demokratlar olarak, bizlerin de tüm insanlara, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir mesaj vermeye ihtiyacımız var. Tüm insanlığa “Gözyaşlarınızı siliniz!” dememiz gerekiyor. Her yaştan, etnik kökenden ve kültürden anneler, babalar, oğullar ve kızlar! “Gözyaşlarınızı siliniz!” Sizler insanlığın eşit birer üyesisiniz ve asla yalnız değilsiniz. Gözyaşlarınızı siliniz! Çünkü ilericiler, demokratlar ve sosyalistler bir alternatifi mutlaka bulacak. Erkek ve kız kardeşler olarak huzur ve barış içinde yaşayacağız. Bu anlamda yeni bir şeyler söylemek ve yeni yollar bulmak zorundayız.

 3

153 Ülkeye İstanbul Çağrısı

Sosyalist Enternasyonal (SE) Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, İstanbul’da dün yaşanan vahşi terör saldırısının insanlık ailesine boyun eğdiremeyeceğini belirterek, tüm dünyada 153 üyesi bulunan SE’ye “teröre karşı Türk halkıyla beraber olma çağrısında” bulunduğunu bildirdi. Oran, 1-2 Temmuz’da Cenevre’de yapılacak SE Konsey toplantısında uluslararası dayanışma için girişime başladığını açıkladı.

İstanbul saldırısı nedeniyle yazılı bir mesaj yayınlayan Umut Oran mesajından şunları kaydetti:

“Terörizm, vahşi yüzünü bir kez daha göstermiştir. Atatürk Havalimanı’nda masum yolculara saldıran teröristler sadece Türkiye’yi değil, tüm insanlığı da hedef almışlardır. Ancak İstanbul üzerinden tüm dünyaya korku mesajları vermek isteyenler bilmelidir ki hangi kanlı örgütten gelirse gelsin; insanlık ailesi, teröristlere boyun eğmeyecektir.

Terörizme karşı bir arada durmak; din, dil, ırk farkı gözetmeksizin kardeşçe bir dayanışma göstermek ve yaşanan büyük acılara rağmen asla teslim olmamak bir zorunluluktur.

Bu anlamda ben de ülkemin ve insanlığın bu acılı gününde, Başkan Yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonali ve 153 üyesini, vahşi teröre karşı Türk halkıyla beraber olmaya çağırdım. Benim de katılacağım Cenevre’de Birleşmiş Milletler’de 1-2 Temmuz’da yapılacak olan Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda da uluslararası dayanışma için en üst seviyede tavır alınması adına girişimlere başladığımın bilinmesini isterim.

Vahşi terörün bizlerden çaldığı masum insanlara Allah’tan rahmet, yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Halkımız bu günleri de mutlaka aşacak; barbarlığa karşı insanlığın ortak değerlerini mutlaka yükseltecektir. Dayanışma duygularımla”

İndir (PDF, 264KB)

 

İstanbul’un suyu temiz mi?

CHP’li Umut Oran, İstanbul’un içme suyu kaynakları arasında bulunan Melen Çayının kirletilmesinin neden önlenmediğini İstanbul Valiliğine sordu. Oran’ın İstanbul Valiliğine yönelttiği sorular şöyle:

  1. İstanbul’a içme suyu temin eden havza ve dereler arasında bulunan Melen Çayının atık sular ile kirletilmesini önlemek için herhangi bir idari işlem tesis ettiniz mi, varsa işlemlerinizin sonucu ne olmuştur?
  2. Melen çayından gelen suyun asla içilemeyeceği hatta bu su ile el yüz yıkanmasının bile sakıncalı, sağlığa zararlı olduğu bilgisi doğru mudur?
  3. 5237 Sayılı Türk Ceza  Kanunu’nun 181. Maddesinde düzenlenen Çevrenin Kasten Kirletilmesi suçunun önlenmesi amacıyla Düzce Valiliği ile herhangi bir temasınız oldu mu?
  4. Düzce ili Belediyeleri Katı Atık Birliği tarafından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 28 Şubat 2011’de verdiği ÇED olumlu kararıyla, Çilimli İlçesi Esençam Köyü mevkiinde, Melen Çayı’na 200 metre uzaklıkta katı atık bertaraf tesisi kurulmasını önlemek için herhangi bir girişiminiz oldu mu?
  5. Düzce İli Merkez Esençam Köyü mevkiinde yapılan Düzce İli Belediyeleleri Katı Atık Bertaraf Tesisinin, Melen Çayı’na yalnızca 200 metre mesafede olması, göre kısa mesafeli koruma alanı içinde yer aldığı için İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) İçme Suyu Havzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliği’ne aykırılık teşkil etmiyor mu? Bunu önlemek için neden kolluk kuvveti marifetiyle girişimde bulunmuyorsunuz?
  6. Söz konusu katı atık bertaraf tesisi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği ÇED kararı; Danıştay 14. Dairesi’nin 15.09.2015 gün ve 2014/8970 Esas ve 2015/510 Karar sayılı kararı ile verdiği bozma kararı üzerine Sakarya 2. İdare Mahkemesi tarafından 06.11.2015 gün ve 2015/1154 Esas 2015/1051 Karar sayılı kararı ile “diğer koruma alanlarına kıyasla daha esnek koruma tedbirlerine yer verilen uzun mesafeli koruma alanında dahi kurulması mümkün olmayan dava konusu katı atık bertaraf tesisi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı” gerekçesi ile iptal edilmiştir. Bu durum karşısında İstanbul’da yaşayan 14,5 milyon vatandaşın sağlığını korumak adına hangi adımları atacaksınız?
  7. “Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler” düzenlemesini içeren 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 3. Maddesi uyarınca İstanbul ili sınırları ile ilgili olmasa da İstanbul’a getirilen içme suyu kaynağı nedeniyle milyonlarca yurttaşın sağlığını doğrudan ilgilendiren bu olumsuzluğu giderecek misiniz?

Mimar Sinan Köprüsü çökerse sorumlusu kim olacak?

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim.

Umut Oran

İstanbul Milletvekili

 

 

 

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, geçen aylarda bir bölümü çöken E-5 üstündeki Mimar Sinan Köprüsü’nün bir an önce yenilenmesini isterken, “Kolon ve kirişlerde yarılmalar var. Köprü her geçen gün çürüyor. Facia yaşanacak” uyarısında bulundu.Bu kapsamda;

  1. Belediye Başkanımız Hasan Akgün, kolonları ve kirişleri yarılmış durumdaki köprünün fotoğraflarını da çekerek durumu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a iletmesine rağmen neden önlem alınmıyor?
  1. E-5 üzerinde kuzeyde kalan ve artık kendisini taşıyamayacak haldeki köprünün, geçtiğimiz aylarda batı kısmında yaşanan çökme sonrasında onarım yapılmasına karşın o tarih sonrasında köprüde yeniden 7-8 santimetrelik çökme yaşanmasının gerekçesi nedir?
  1. Acilen trafiğe kapatılıp, onarıma alınıp güçlendirilmediği takdirde, üzerinde otobüsler, kamyonlar varken köprünün çökmesi halinde yaşanabilecek felaketin sorumlusu kim olacaktır, neden acilen bu duruma müdahale etmiyorsunuz?

Deprem’de İstanbullunun sadece yüzde 16,41’ine yer var!

İstanbul’un deprem hazırlığının peşini bırakmayan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın ısrarlı soru önergeleri üzerine, İstanbul’da 39 ilçede belirlenen 367 alana 230 bin 315 çadır kurulacağı ve buralarda toplam 1 milyon 151 bin 575 kişinin kalabileceği çadır kurulacağı ortaya çıktı.

Yine İstanbul’da depreme dayanaklı okul, spor tesisi ve sosyal tesis alanlarında toplam 1 milyon 75 bin 115 kişinin daha geçici olarak barınma olanağı bulunduğu bildirildi. 

İstanbul’un 2014 yılı resmi nüfusu ise toplam 14 milyon 377 bin 18 kişi. Umut Oran’ın önergesi ve Kurtulmuş’un buna verdiği yanıt büyük bir depremde İstanbulluların ancak yüzde 16.41’i için geçici barınma planlamasının yapıldığı anlamına geliyor.

ÖNCE BAŞTAN SAVMA YANIT VERDİLER

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran son olarak 18 Kasım 2014 tarihinde İstanbul’un deprem hazırlığını sorgulayan bir soru önergesi verdi. Ancak bu önergeyi (www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-56144s.pdf ) yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş sadece 76 adet alanda 122 bin 400 çadır kurulabilecek bölgenin belirlendiğini, 1620 okul, 76 spor salonu ve 22 kamu misafirhanesinin kullanılacağını belirtmekle yetindi.

UMUT ORAN ISRAR EDİNCE KURTULMUŞ BU KEZ YANITLADI

Ancak bu ciddi konunun peşini bırakmayan Umut Oran, 21 Ocak 2015 tarihinde bu kez çok daha ayrıntılı bir biçimde yeni soruları Kurtulmuş’a yöneltti. Bu önergeyi (www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-60115s.pdf) yanıtlamak zorunda kalan Numan Kurtulmuş, bu kez ayrıntılı olarak İstanbul’un deprem hazırlığının ipuçlarını açıkladı. Buna göre İstanbul’da yaşanacak büyük deprem için olası barınma planları şu şekilde işleyecek:

OKUL VE TESİSLERDE 1 MİLYON 207 BİN KİŞİ KALACAK

– Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında İstanbul İli Afet Müdahale Planı çalışmalarında;

– 76 spor tesisinde 129 bin 670 kişi (25.934 hane)

– 22 ilçe 46 sosyal tesiste 2 bin 929 kişi (585 hane)

– Okul+spor tesisi+sosyal tesis alanında: 1 milyon 75 bin 115 kişi (215.023 hane)

39 İLÇEDE KURULACAK 230 BİN ÇADIRDA DA 1 MİLYON 151 BİN KİŞİ KALACAK

Yine Umut Oran’ın soru önergesine verilen yanıta göre, 39 ilçede toplam 367 çadır alanı belirlendi ve bu çadırkentlere 230 bin 315 adet çadır kurulacak. Kurulacak bu çadırkentlerde ise İstanbul’da toplam 1 milyon 151 bin 575 afetzede barınacak.

İSTANBUL NÜFUSUNUN SADECE 16,41’İNE YER VAR!

Böylece İstanbul’da büyük bir deprem durumunda toplam olarak 2 milyon 359 bin 289 kişinin geçici barınma imkanı planlanmış durumda. İstanbul’un 2014 yılı resmi nüfusu ise toplam 14 milyon 377 bin 18 kişi. Bu tablo ise İstanbulluların ancak yüzde 16.41’i için deprem durumunda geçici barınma planlamasının yapıldığı anlamına geliyor.

İstanbul ilçelerindeki çadırkent listesi

Metrobüs’te Otomatik Yangın Algılayıcı Sistem neden devreye girmedi?

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Şirinevler’de içinde yolcuları varken başlayan yangın sonucunda tamamen yanarak kullanılmaz hale gelen 1,2 milyon euro değerindeki metrobüste Otomatik Yangın Algılayıcı Sistem’in neden devreye girmediğinin açıklanmasını istedi.

Konuyu Başbakan Davutoğlu’na yönelttiği soru önergesiyle TBMM’ye taşıyan CHP’li Umut Oran, “İstanbul’da 24 Mart 2015 tarihinde Şirinevler’de duraktan yolcu aldıktan sonra Avcılar yönüne ilerleyen 34 No’lu hattaki Metrobüs, hareket halindeyken araçta yangın çıkması üzerine içindeki yolcuların tahliye edilmesinin ardından tamamen yanarak kullanılmaz hale gelmiştir” dedi.

YANGIN ÇIKIŞ NEDENİ NEDİR?

Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’na şu soruları yöneltti:

– İstanbul’un en yoğun trafiğinin olduğu E5’te yaşanan ve büyük tehlike yaratarak saatlerce trafiğin durmasına yol açan bu yangının çıkış nedeni nedir?

SON MUAYENESİ NE ZAMAN YAPILDI?

– Bu yangın, uygun olmayan yedek parça/malzeme kullanımı, zamanında bakım yaptırılmaması veya yanlış, uygun olmayan akaryakıt kullanımından mı kaynaklanmıştır? Bu aracın trafik muayenesi son olarak hangi tarihte yapıldı?

OTOMATİK YANGIN ALGILAYICI SİSTEM DEVREDE Mİ?

– Bu araçlarda 1.1.2014 tarihi itibariyle Otomatik Yangın Algılayıcı Sistem’in kurulmuş olması gerekmiyor muydu? Yanan araçta Otomatik Yangın Algılayıcı Sistem takılmış mıydı, takıldı ise neden devreye girmedi?

METROBÜSÜN KASKOSU VAR MIYDI?

– Her birisi 1,2 milyon euroya satın alınan bu metrobüslerin sigortası, kaskosu var mı, tamamen kullanılmaz hale gelen metrobüsün rayiç bedeli sigorta şirketin tahsil edilecek mi? Metrobüslerin zorunlu trafik sigortaları dışında kaskoları da var mı? Metrobüslerin trafik sigortası ve kaskoları hangi acente üzerinden hangi şirket tarafından sigortalanmış durumdalar, şirketlerin isimleri nelerdir?

SİGORTA 1,2 MİLYON EURO ÖDEYECEK Mİ?

– Yanarak kullanılmaz hale gelen, pert olan söz konusu metrobüsün bedeli tam olarak sigorta şirketinden tahsil edilebilecek mi? Bu araçların rayiç bedeli nedir, hangi miktar üzerinden kaskoları/sigortaları yapıldı, yanan bu araç için sigorta şirketinden kaç TL tahsil edilecek?

 

İstanbul’da deprem için 122 bin 400 çadırlık 76 alan belirlendi

CHP’li Umut Oran’ın önergesi üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, İstanbul’da 76 adet deprem toplanma alanı belirlediklerini ve buralarda 122 bin 400 çadır veya konteynır kurulabileceğini bildirdi. 

Umut Oran: Bu alanlar hangi ilçelerde neden açıklanmıyor?

ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, İstanbul’da imar değişiklikleri ve yapılaşmaya kurban giden deprem toplanma alanlarının akıbetinin peşine düştü. Umut Oran’ın bu amaçla yönelttiği soru önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da 76 deprem toplanma alanı belirlendiğini, buralarda 122 bin 400 çadır veya konteynır kurulabileceğini bildirdi. Deprem toplanma alanlarının hangi ilçelerde olduğunun açıklanmasında ısrar eden Umut Oran, “15 milyonluk bir megakent için 122 bin çadırlık alan yeterli midir, neden artırılmıyor?” diye sordu.

Çok alan yerine büyük alanlar seçiliyor

İstanbul’daki deprem toplanma alanlarının giderek yok edildiği, yerlerine AVM yapıldığı tartışmaları üzerine Umut Oran konuyu TBMM gündemine taşımıştı. Oran’ın Kasım ayında Meclis’e sunulan önergesini yanıtlayan Kurtulmuş, “İstanbul Afet Müdahale Plan çalışmaları kapsamında AFAD Başkanlığımızca belirlenen kriterler doğrultusunda; nakliye, ulaşım, yönetim ve hizmet açısından daha kaliteli ve hızlı hizmet verebilmek için çok sayıda alan seçmek yerine çok sayıda afetzedenin barınabileceği büyük alanların seçimi hedeflenmiştir” dedi.

122 bin 400 çadırlık 76 nokta belirlendi 

AFAD kriterleri uyarınca halı saha, stadyumlar dışarıda bırakılmak suretiyle, sokak arası olmaması, ulaşıma yakın olmasını dikkate alarak İstanbul’da 76  alan belirlendiğini belirten Kurtulmuş, “122 bin 400 adet çadır/konteynır kurulabilecek alanlar, adres ve koordinat olarak belirlenmiştir. Bununla beraber, açıkta kalan vatandaşlarımız çok daha nitelikli, sıhhi şartları yerinde olan tesislerde geçici barınma imkânı sağlanması için Yapı Yönetmeliğine uygun olan toplam 1620 okul, 76 Spor salonu ve 22 adet kamu misafirhanesinde barındırılması planlanmıştır” dedi.

İlçelere göre dağılım neden açıklanmıyor?

Önergesinde İstanbul’daki deprem toplanma alanlarının ilçelere göre dağılımını, adreslerini sormasına karşın buna yanıt alamayan Umut Oran, yeni bir önerge daha vererek 76 alanın ilçelere göre dağılımı, tam adresleri ve söz konusu 122 bin 400 çadır/koyteynır alanında kaç kişinin konaklayabileceğinin açıklanmasını istedi. TÜİK verilerine göre İstanbul’un 2013 resmi nüfusunun 14 milyon 160 bin 467 kişi olduğunu anımsatan Umut Oran, “122 bin 400 adet çadırlık alan deprem gibi afet karşısında yetersiz değil midir?” diye sordu.

NOT: Önergeye ve yanıta buradan ulaşabilirsiniz:

www.tbmm.gov.tr/develop/owa/yazili_sozlu_soru_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=170981

Hürriyet Gazetesi’nin 18 Ocak tarihli haberi;

hürriyet haber

 

İstanbul’da Kaos Yaratan Elektrik Kesintisi Meclis Gündeminde

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Erdoğan’a sordu:

Ekonominin kalbi olan Marmara için enerjide A ve B planlarınız nedir?

Elektrik kesintisi nedeniyle kaç işyeri kazası yaşandı?

Sinyalizasyon bozukluğu nedeniyle trafik kazası sayısında herhangi bir artış oldu mu?

ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, haftasonunda (14 Ocak’ta) İstanbul’da yaşanan ve kentin gündelik yaşamını kaosa çeviren elektrik kesintisini TBMM gündemine taşıdı. Oran, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Özellikle ekonominin kalbi olan Marmara Bölgesi için kademeli olarak devreye girecek alternatif çözüm planlarının bulunmama sebebi nedir? Enerji Bakanlığı benzer bir durumun yaşanmaması için hangi A planını, B planını hazırlamaktadır?” diye sordu. Oran, Erdoğan’ın, “Elektrik kesintisi nedeniyle kaç işyeri kazazsı yaşandı? Sinyalizasyon bozukluğu nedeniyle trafik kazası sayısında herhangi bir artış oldu mu?” sorularına da yanıt vermesini istedi.

Oran, Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde; 14/01/2012 günü Bursa Doğalgaz Santrali’nde meydana gelen frekans kayması nedeniyle Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesindeki birçok şehrimize elektrik ve doğalgazın verilemediğini, yoğun kar yağışı ve soğuk hava şartlarının da etkisiyle kent genelinde ısınma sorunu yaşandığını,  aralarında hastanelerin de olduğu birçok kamu kuruluşunda gereken hizmetlerin verilmesinin aksadığını, metro ve tramvayların çalışmaması nedeniyle vatandaşların mağdur olduğunu belirtti.  Bu durumun; anlık talep ile bazı bölgelerde o an için üretilen enerjinin tüketilen enerjiyi karşılamakta güçlük çekmesi, jeneratörlerde oluşan yüklenme sonucunda devir düşmesi ve bunun sonucunda da frekans kaymasından kaynaklandığının basına yansıdığını belirten Oran’ın, Başbakan Erdoğan’a yönelttiği sorular şöyle:

– Her ne kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2012 yılı bütçe konuşmanızda Türkiye’nin OECD ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 10 yılda enerji talep artışının en çok gerçekleştiği ülke olduğu belirtilmişse de, yine hükümet döneminde enerji arzının sürdürülebilir bir politikaya kavuşmadığı, hala tüketimi karşılamakta zorluk çektiği somut olarak gözükmektedir. 2012 yılı başta olmak üzere önümüzdeki yıllarda oluşacak enerji talebini karşılamak için kısa vadeli hangi adımların atılması planlanmaktadır?

– 10 yıla yaklaşan hükümet döneminde, Türkiye’nin en büyük sanayi, ticaret ve kültür merkezi İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinin alternatif enerji dağıtım alanları neden yaratılamamış, enerji arzını uzun süreli engelleyebilecek durumların oluşmasını engellemek için gereken adımlar niçin atılmamıştır?

– Kış koşullarındaki anlık talebin yarattığı baskı henüz karşılanamamışken deprem gibi çeşitli tabii afetler durumunda yaşanabilecek sıkıntılara yönelik alternatif planlar bulunmakta mıdır?

– Özellikle ekonominin kalbi olan Marmara Bölgesi için kademeli olarak devreye girecek alternatif çözüm planlarının bulunmama sebebi nedir? Enerji Bakanlığı benzer bir durumun yaşanmaması için hangi A planını, B planını hazırlamaktadır?

-13 milyon 255 bin kişinin yaşadığı, Türkiye nüfusunun beşte birini barındıran İstanbul’da saatler süren bir kesinti yaşanması karşısında şayet ihmali olan kamu görevlileri varsa bunların belirlenmesi, oluşan maddi zararların giderilmesi için herhangi bir adım atılması planlanmakta mıdır?

– Elektrik kesintisi sırasında İstanbul’da kaç adet iş yerinde iş kazası gerçekleşmiş, kaç hastanede kaç hasta sağlık hizmetinden mahrum kalmıştır?

– 14 Ocak 2011 tarihiyle kıyaslandığında elektrik kesintisinin yol açtığı sinyalizasyon bozukluğu nedeniyle kaza sayısında herhangi bir artış olmuş mudur?”