Yazılar

Bol Hamaset, Popülist Siyaset, Tamgaz Ticaret

Umut Oran

Basın Açıklaması

16.5.2018

İSRAİL İLE TİCARET DEĞİL “BİR DAKİKA” BİR SANİYE BİLE KESİLMEDİ!

Erdoğan, iktidarı boyunca Filistinlilerin yanında duruyormuş gibi gözükmekle beraber, aslında hep İsrail ve ABD’ye çıkar sağladı.

  • AKP, iktidarı boyunca Filistin konusunu sürekli siyasi istismar aracı yaparken, Filistinlilere her zaman baskı, zulüm ve haksızlık yapan İsrail ve onun en büyük destekçisi ABD ile Türkiye’nin dış ticareti büyüme rekoru kırdı.Yani İsrail ile ticaret “bir dakika” değil bir saniye bile kesilmedi!
  • 2002 yılında 1,4 milyar dolar olan Türkiye-İsrail dış ticaret hacmi, yüzde 249,4 büyüyerek 2017 yılı itibariyle de 5 milyar dolara yaklaştı.
  • 2002’de 6,5 milyar dolar olan Türkiye-ABD dış ticaret hacmi, yüzde 219,1 büyümeyle 2017 itibariyle 20,6 milyar dolara ulaştı.
  • Filistinlilerin yanında, İsrail ve ABD’nin karşısında ise kendisine soruyoruz: Reza Zarrab için ABD’ye iki defa nota vermişken, Kudüs kararı dolayısıyla ABD’ye ve Filistinlileri katleden İsrail’e de nota verecek misin?
  • Artık bu saatten sonra hem Filistin ile ilgili popülizm hem İsrail ile ticaret, her ikisi de tam gaz gitmez, gidemez, gitmemeli…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin İsrail büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını protesto eden Filistinlilere yönelik İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 61 kişinin hayatını kaybetmesi, 3 bine yakın kişinin yaralanması olayı üzerine üç gün ulusal yas ilan edilmesi talimatı verirken, cuma günü Yenikapı meydanında miting yapma kararı aldı.

İsrail bir terör devletidir. ABD’nin Kudüs kararını tanımıyoruz. Filistinlilere yaptığı sayısız katliamlara bir yenisini ekleyen İsrail devletini kınıyoruz. Mazlum Filistinlilerin yanında, onlarla omuz omuzayız. İsrail kurşunlarıyla katledilen Filistinlilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz. Filistinlilerin acısını yürekten paylaşıyoruz.

Ancak, Erdoğan’ın sözde ABD’nin Kudüs kararını protesto, özde seçim öncesi tabanını siyasi istismarla konsolide ederek düşen oylarını toparlama girişimi olan bu tavrını samimi bulmadığımızın altını çiziyoruz.

Çünkü ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz! Erdoğan, iktidarı boyunca Filistinlilerin acısını istismar etmiş, onların yanında duruyormuş gibi gözüküp, hep İsrail ve ABD politikalarına hizmet etmiştir. Kendisi, ABD emperyalizminin küresel çıkarları ve İsrail’in güvenliği için oluşturulan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eş başkanlığı görevi kapsamında, bölge ülkelerini parçalama ve bu kapsamda Suriye yönetimini devirmek için yıllarca her türlü hukuk dışı yola başvurmuştur. Filistinlilerin en büyük destekçisi olan ve İsrail politikalarına en büyük direnci gösteren Esad yönetimine karşı olan tavrı da Erdoğan’ın gerçek pozisyonunu ortaya koymaktadır.

Popülist siyaset – tam gaz ticaret

AKP’nin, Filistin konusunu sürekli popülist bir söylemle siyasi istismar aracı yaptığı iktidarı boyunca, Filistinlilere sürekli baskı, zulüm ve haksızlık yapan İsrail ve onun en büyük destekçisi olan ABD ile Türkiye’nin dış ticareti rekor bir hızla büyüdü.

Türkiye ve İsrail arasındaki toplam dış ticaretin 2002 yılında 1,4 milyar dolar olan hacmi, AKP döneminde rekor hızla büyüyerek 2013 yılında 5 milyar doları aştı, 2014’te 5,8 milyar dolarla rekor kırdı, 2017 yılı itibariyle de 5 milyar dolara yakın bir düzeyde gerçekleşti. İsrail ile ticaret 2002-2017 döneminde yüzde 249,4 büyüdü.

Aynı şekilde 2002 yılında 6,5 milyar dolar olan Türkiye-ABD dış ticaret hacmi, AKP iktidarının 15’inci yılı sonunda; 2017 itibariyle 20.6 milyar dolara ulaştı. Anılan dönemde ABD ile yapılan dış ticaret yüzde 219,1 oranında büyüme kaydetti.

Mavi Marmara krizi İsrail ticaretini azaltmayıp, artırmış!

İsrail ile ticaretin AKP hükümetleri dönemindeki seyrine bakıldığında Mavi Marmara krizinin yaşandığı Mayıs 2010’dan sonra da ticaretin tam tersine arttığı görülmektedir. Yani İsrail ile ticaret değil “bir dakika”, bir “saniye” bile kesilmemiş durumda! Hatta 2014’te Türkiye’nin İsrail ile ticareti tüm zamanların rekorunu kırarak 5,83 milyar dolara tırmanmıştır!

Doğalgaz taşıma ve askeri anlaşmalar ne olacak?

Peki bugün geldiğimiz noktada İsrail karasularında bulunan doğalgazın Avrupa’ya taşınmasının yanı sıra askeri ve savunma sanayindeki işbirliği anlaşmaları halen yürürlükte olacak mı diye sormak gerekmiyor mu?

 

Sözde “One minute!”, özde “Much more!”

Özellikle, meşhur “one minute” olayı AKP iktidarı-İsrail ilişkilerinin aslını anlamada bir turnusol niteliğinde. 2009’da İsviçre’nin Davos şehrinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu sırasında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistinlilere yönelik politikaları üzerinden İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’e “One Munite” çıkışı yaptı ve toplantıyı terk etti. Bu olay, seçmen tabanı nezdinde Erdoğan’ı “Filistin dostu” ve “kahraman” yaptı. 2009’da 2,5 milyar dolara düşen ikili dış ticaret hacmi, 2010’da 3,4 milyar dolara ulaştı. İzleyen dönemde sürekli artan ticaret hacmi 2014’de 6 milyar dolara yaklaştı.

Evet

Bol Hamaset

Popülist siyaset

Tam gaz ticaret

İşte şimdi samimiyet testi Sayın Erdoğan,

Filistin konusunda hassasiyetin gereği İsrail ile ticaret konusunda yaptırımı gündeme almaktan geçer.

Filistin Halkının Geleceğine Trump Karar Veremez

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, ABD Başkanı Trump’ın “Kudüs’ü İsrail’in başkenti” olarak ilan etmesine tepki göstererek “Filistin halkının geleceğine Trump karar veremez!” dedi. Yaptığı basın açıklamasıyla sorunun ancak “başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin tanınmasıyla” çözülebileceğini söyleyen Oran, İslam coğrafyasında yaşayan her bireyin ve siyasi partinin de yüzyıllardır yapmadıkları “özeleştirileri” yapması gerektiğinin altını çizdi. Aklı egemen kılacak, insanı özgürleştirecek, her türlü baskı kurumunu ortadan kaldıracak yeni bir anlayışın temelleri atılmadığı müddetçe “kaos düzeni” kuran ABD’ye karşı mücadele edilmiş olmayacağını anlatan Oran, Sosyalist Enternasyonal’in Filistin halkının yanında olduğunu söyledi.

Umut Oran’ın yayınladığı basın bildirisinde şu görüşler paylaşıldı:

Ortadoğu’nun kronik hale gelmiş olan pek çok sorunu; başkenti Doğu Kudüs olan ve tüm dünya tarafından egemen bir devlet olarak tanınan “Bağımsız Filistin Devleti” kurulmadığı müddetçe çözülemeyecektir. Bu anlamda Amerikan Başkanı Trump’ın kendi kişisel ajandasına uygun olarak aldığı ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak niteleyen “keyfi karar” her anlamda yanlış ve tek taraflıdır. Filistin halkının geleceğine Trump ya da bir başkası karar veremez. Başkentler de uluslararası hukuk ve tarihsel gerçekler göz ardı edilerek tespit edilemez.

Trump’ın Kararı Keyfi Bir Karardır

Ancak Trump’ın aldığı “keyfi karar”, dünyanın içinde bulunduğu anti-demokratik iklimi açığa vurması ve nefret üzerinden “rant devşiren” anlayışın halkları birbirine kırdırmaktan çekinmeyeceğini göstermesi açısından uyarıcıdır. ABD’ye yön veren güç odakları, “tek kutuplu dünya” dayatmasına uygun olarak çatışma alanlarını kaşımaya ve savaşları yaygınlaştırmaya devam etmektedir. Bu durum bir yandan “medeniyetler çatışması” tezlerine uygun hassasiyetler üzerinden kendi iç kamuoylarını uyuturken diğer yandan da “potansiyel tehdit olarak” görülen devletleri “meşgul ederek” ABD’ye karşı yükselecek gücü çatışma alanlarında parçalara ayırma amacı gütmektedir. Irak’ın, Suriye’nin, Ukrayna’nın, Libya’nın bu denli tarumar edilmesi; Kuzey Kore’nin, Filipinler’in sürekli gündemde tutulması; enerji zengini İslam coğrafyasının da ne idiği belirsiz “krallarla, prenslerle, sözde aristokratlarla” kontrol edilmesi ABD merkezli “kaos düzeninin” yansımaları olarak görülmelidir.

İslam Coğrafyası Özeleştiri Yapmalı

Öte yandan meselenin tüm ezilen halkları ilgilendiren boyutu da gözden kaçırılmamalıdır. İslam coğrafyasında yaşayan her bireyin ve siyasi partinin yüzyıllardır yapmadıkları “özeleştirileri” yapması artık bir zorunluluktur. “Cehennemin kapıları açıldı!” gibi daha önce de onlarca defa yapılan ve hiçbir sonuç doğurmayan açıklamaların, histerik bayrak yakma seanslarının ya da gerçeği göz ardı eden duygusal çıkışların Filistinlilere de, ezilen dünya Müslümanlarına da faydası yoktur. Zira bu ve benzeri tepkiler “kaos düzenine” hizmet etmek demek olacaktır.

Doğru Tavır: Yıkıcı Kapitalist Düzeni Tartışmaya Açmaktır!

Gelinen noktada doğru tavır: “Uluslararası ittifakları yeniden gözden geçirmek, yıkıcı kapitalist düzeni tartışmaya açmak ve aklı egemen kılacak, insanı özgürleştirecek, her türlü baskı kurumunu ortadan kaldıracak yeni bir anlayışın temellerini atmak olacaktır.” Aksi her durumda bugün tepki gösteren devlet yöneticileri yarın Trump’la “samimi pozlar vermek” için kuyruğa girecekler, birkaç dakika telefonda konuşabilmek için milyarlarca dolarlık Amerikan malı satın almak zorunda kalacaklardır.

Sosyalist Enternasyonal Bağımsız Filistin’in Yanındadır

Bu bakış açısıyla, tüm yurttaşlarımızı ve İslam dünyasını mazlum Filistin halkıyla dayanışma içinde olmaya ve gerçek bir “özeleştiri” yapmaya çağırıyorum. Sosyalist Enternasyonal’in ve üye partilerin, “İsrail’le barış içinde yaşayacak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’ne” destek olmaya devam edeceğini de bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyorum.