Yazılar

Barzani ateş ile oynuyor

Umut Oran: “Komşumuzda ve bölgede toprak bütünlüğü, ülke bütünlüğü ve sınır güvenliği tehdit altında. Hükümet ise gerekli tepkiyi vermiyor. TBMM’nin de bu gelişmelere seyirci kalmayarak acilen toplanması gerekmektedir”

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Irak Anayasasına aykırı biçimde 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapma kararı almasını eleştirirken, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve TBMM’nin de bu gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini bildirdi. Umut Oran, “AKP’nin ve her anlamda AKP politikalarını benimseyen Devlet Bahçeli’nin, Türk Milletine karşı sorumluluklarını hatırlamaları ve bölgeyi kaosa sürükleyecek “hukuksuz referanduma” karşı somut adımlar atmaları gerekmektedir. Göstermelik tepkilerle olayın geçiştirilmesi mümkün olmadığı gibi bu pasif tutum Türkiye’ye de yakışmamaktadır. Sınırının hemen ötesindeki yıkıcı gelişmelere dahi taraf olamayan, kendisine rağmen sınır değişiklikleri yapılmasına göz yuman bir hükümetin “güçlü” olduğunu düşünmek mantığa aykırı olacaktır. Bugünün konusu, hiç vakit kaybetmeden Irak, İran ve Suriye başta olmak tüm bölge ülkeleriyle bir araya gelmek ve “toprak bütünlüğü” konusunda ortak hareket etmektir” dedi.
Umut Oran konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin, uluslararası hukuka ve Irak Anayasasına açıkça aykırı olarak 25 Eylül 2017’de “bağımsızlık için referandum” kararı alması bölgede halen yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların “yüzlerce yıl” daha devam etmesine yol açacak büyük bir sorumsuzluktur. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, kendi verdikleri oylarla ve mevcut Irak Anayasasına göre kurulmuş olmasına rağmen anayasada yer almayan bir yöntemi herkese dayatmaya çalışmaktadır. Bu girişim hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde “hukuksuzdur”; “Irak Anayasası’na aykırıdır”, Irak’ın toprak bütünlüğüne karşıdır, Irak sınır güvenliğini tehdit etmektedir.

Konu BM açısından da tartışmalı değildir zira “Toprak Bütünlüğüne Saygı” ilkesinin dışında “kendi kaderini tayin hakkının” ayrılma ve bağımsız bir devlet kurma hakkını içerdiğine dair hiçbir örnek yoktur. BM’nin “ana ülkenin rızası” olmadan herhangi bir ayrılıkçı talebe destek vermesi mümkün değildir. BM Irak Yardım Misyonu’nun (UNAMI) referandum sürecini izlemeyeceğini, gözlemlemeyeceğini ve desteklemeyeceğini açıklaması da referandumun meşru olmadığının ispatı sayılmalıdır.

IŞİD’le mücadele bahanesiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin belirlenmiş sınırlarının dışına taşma ve yeni bölgelere bayrak çekme arzusu “yangından mal kaçırma” hevesinin göstergesi olduğu gibi, ne yazık ki, emperyalizmin koruyuculuğunda bölge halklarına egemen olma istediğinin de yansımasıdır.

Ancak bilinmelidir ki tarih boyunca sömürgeci güçler, girdikleri topraklardan bir şekilde ayrılmışlardır. Oysa Irak özelinde olduğu gibi Araplar, Türkmenler ve Kürtler bu bölgede yaşamaya devam edeceklerdir. Irak Bölgesel Yönetimi’nin yaptığı gibi, kısa vadeli çıkarlar için atılan “yanlış adımlarsa” halkların yüz yıllarca sürecek düşmanlıklarına zemin hazırlamak demek olacaktır.

Bu itibarla Irak Anayasasında olmayan bir hakkın “savaş ve ölüm tehdidiyle” kullanılmak istenmesi doğru değildir. Bağlamından koparılmış ve sloganlaştırılmış bir “halkların kendi kaderini tayin hakkı” anlayışı, emperyalizme paralı asker olma hakkı demek olmadığı gibi başka halkları yok etme pahasına kullanılabilecek bir “hak” da değildir.

Bir referandum yapılacaksa bu Irak Anayasasına uygun yapılmalı ve bu referanduma sadece Irak Kürt Bölgesel Yönetimi seçmenleri değil tüm Irak Devleti yurttaşları katılmalıdır.

Sadece Irak Bölgesel Yönetimi sınırları içinde yaşayanları değil, hiçbir bölgeye ait olmayan Kerkük’te, tüm Irak’ta ve Türkiye dâhil tüm Ortadoğu bölgesinde yaşayan emekçi kesimlerin çıkarlarına aykırı olan hukuksuz referandum girişimi derhal iptal edilmelidir. Irak’ın ve bölgedeki diğer tüm devletlerin, istisnasız olarak “toprak bütünlüğüne” saygı duyulmalıdır. Geçmişte “sınırlar cetvelle çizildiği” için bugünlerde sorunlar yaşandığını söyleyenlerin yeni cetvellerle ortada dolaşmasına izin verilmemelidir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Barzani “agresif yayılmacılık” politikasına derhal son vermeli ve tartışmalı bölgelere bayrak dikme alışkanlığını terk etmelidir. Tüm bölge halklarının çıkarı demokrasinin, özgürlüklerin ve adaletin mevcut ulusal sınırlar içinde inşa edilmesinde yatmaktadır.

Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Türkiye’ye kadar bölgede yaşayan yüz milyonlarca insanı etkileyecek olan “referandum dayatmasına” karşı AKP hükümeti de gerçekçi ve kararlı politikalar uygulamak durumundadır. Barzani ailesiyle AKP arasında kurulduğu gözlenen “özel ilişkiler” ve belli gruplara sağlanan Kuzey Irak’la imtiyazlı ticaret ilişkileri için bölge halklarını birbirine düşürecek adımlara zemin yaratılmamalıdır.

AKP hükümetlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimiyle ve Suriye’deki Kürt gruplarla geçmişte geliştirdikleri ilişki biçimlerinin sorunlu olduğu artık görülmüş olunmalıdır. İstanbul’da göndere ‘Kürdistan” bayrağı çekenlerin, Ankara’da “kırmızı halılarla” karşılananlar için söyledikleri sözler hala kulaklardadır. Mesele Türkiye dâhil tüm bölgenin geleceğini ilgilendirmektedir. Bu anlamda AKP’nin ve her anlamda AKP politikalarını benimseyen Devlet Bahçeli’nin, Türk Milletine karşı sorumluluklarını hatırlamaları ve bölgeyi kaosa sürükleyecek “hukuksuz referanduma” karşı somut adımlar atmaları gerekmektedir. Göstermelik tepkilerle olayın geçiştirilmesi mümkün olmadığı gibi bu pasif tutum Türkiye’ye de yakışmamaktadır. Sınırının hemen ötesindeki yıkıcı gelişmelere dahi taraf olamayan, kendisine rağmen sınır değişiklikleri yapılmasına göz yuman bir hükümetin “güçlü” olduğunu düşünmek mantığa aykırı olacaktır. Bugünün konusu, hiç vakit kaybetmeden Irak, İran ve Suriye başta olmak tüm bölge ülkeleriyle bir araya gelmek ve “toprak bütünlüğü” konusunda ortak hareket etmektir.   

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu gelişmelere seyirci kalmamalıdır ve bu konu acilen TBMM de olağanüstü gündemle görüşülmelidir hem de derhal.

Ya Terörü Bitir, Ya Görevi Bırak !

10“HÜKÜMET FARKINA VARMAK İSTEMESE DE DEVLET DÜZENİ ÇÖKMEKTEDİR. AKILA, BİLİME VE CUMHURİYET İLKELERİNE GÖRE YENİDEN YAPILANMA DERHAL BAŞLATILMAZSA ÇÖKÜŞ KAÇINILMAZDIR.” 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, OHAL koşullarında dahi giderek artan terör saldırıları ve kayıpları nedeniyle hükümete “Ya terörü bitir ya da görevi bırak” çağrısında bulundu. Oran, “Kınama yayınlamak, terörü lanetlemek, ‘misliyle karşılık vereceğiz’ demek halka yalan söylemektir. Hükümetin görevi bahane bulmak değil yurttaşlarımızın güvenliğini sağlamak, çözüm üretmek ve terörü bitirmektir. Halkımız huzur ve güvenlik içinde yaşama hakkına sahiptir. Bu gerçeği anlamamak ve sorumluluk üstlenmemek için sürekli düşman yaratmak, her şeyi komplo teorisiyle açıklamak, toplumu kutuplaştırmak siyaset değildir. Hükümet farkına varmak istemese de devlet düzeni çökmektedir. Akıla, bilime ve Cumhuriyet ilkelerine göre yeniden yapılanma derhal başlatılmazsa çöküş kaçınılmazdır. Koltuk, makam, unvan ve söz sahibi her bir yurttaşımızın bu hakikate göre hareket etmesi artık zaruridir” dedi.

HERŞEY KÖTÜYE GİTMEKTEDİR

Umut Oran, konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Devletin en temel görevlerinden biri vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak ve huzuru tesis etmektir. Bu görevi yerine getirme sorumluluğuysa hükümete ve bağlı kurumlara aittir. Ancak yerel, bölgesel ve küresel denklemleri bir türlü kavrayamayan, anlamak istemeyen ve yanlışı başka yanlışlarla ortadan kaldırabileceğine inanan zihniyet sebebiyle her şey kötüye girmektedir.

KATLİAM ANMA GÜNLERİNDE BİLE SALDIRI

Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki artık büyük patlamaların, tüyler ürperten katliamların anma günleri bile başka büyük patlamaların ve katliamların haberleriyle unutulmak zorunda kalmaktadır. Bir yıl önce bugün, Ankara Garı’nda katledilen 100’den fazla yurttaşımızın ve yaralanan 500’ün üzerindeki insanımızın anma gününden hemen önce bu sefer Şemdinli’den 10 asker 8 sivil vatandaşımızın şehit haberi gelmiştir.

ACININ GÖLGESİNE DÜŞEN YENİ ACILAR

Bir büyük acı, başka bir büyük acının gölgesine düşmüştür ve ne acıdır ki devletin tüm işleyişini bozan zihniyet iktidarda olduğu sürece bugünkü acılar da başka büyük acıların gölgesine düşecektir. Acıları anmayı bile OHAL’e sığınarak yasaklayan, şehit ve gaziler arasında dahi ayırım yapan bir iktidar var karşımızda.

PATLAYAN HER BOMBANIN SORUMLUSU HÜKÜMETTİR

İktidar bloğu, yasaları dikkate almadan devlet mekanizmasını kendi lehine kullanıp, rakipsiz olmanın verdiği güçle ekranları kapatabilir, muhalif sesleri bastırabilir ya da gerçekleri tersyüz edebilir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak gibi vazgeçilmez bir görevleri olduğunu unutturamazlar. Hükümetin, patlayan her bombanın, yiten her canın sorumlusu olduğu gerçeğini saklayamazlar.

TERÖRİSTLER IŞINLANARAK BOMBA PATLATMIYOR

Ortada siyasi bir sorumlu olmak zorundadır. Patlatılan bomba uzaydan gelmemiştir, teröristler bir anda olay yerine ışınlanmamıştır, saldırı planları telepatiyle hazırlanmamıştır. Teröristler bir yerlerde örgütlenmişler, patlayıcıları bir yerlerde imal etmişler, aralarında haberleşmişler, planlar yapmışlar, inceleme ve araştırma yapmışlar ve evlatlarımızı şehit etmişlerdir. Hükümetin görevi, tüm bu olaylar olurken fark etmek, tedbir almak, engellemek ve Mehmetçiğimizi korumaktır. Eğer bunların hiç biri olmuyor ve bombalar patlıyorsa en hafif deyimiyle ortada bir “görev ihmali “vardır.

DEVLET DÜZENİ ÇÖKÜYOR

Bu gerçek göz ardı edilerek kınama yayınlamak, terörü lanetlemek, ‘misliyle karşılık vereceğiz’ demek halka yalan söylemektir. Hükümetin görevi bahane bulmak değil yurttaşlarımızın güvenliğini sağlamak, çözüm üretmek ve terörü bitirmektir. Halkımız huzur ve güvenlik içinde yaşama hakkına sahiptir. Bu gerçeği anlamamak ve sorumluluk üstlenmemek için sürekli düşman yaratmak, her şeyi komplo teorisiyle açıklamak, toplumu kutuplaştırmak siyaset değildir. Hükümet farkına varmak istemese de devlet düzeni çökmektedir. Akıla, bilime ve Cumhuriyet ilkelerine göre yeniden yapılanma derhal başlatılmazsa çöküş kaçınılmazdır. Koltuk, makam, unvan ve söz sahibi her bir yurttaşımızın bu hakikate göre hareket etmesi artık zaruridir.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 192KB)

 

CHP’li Oran’dan ezber bozan çıkış – Sözcü

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran, sayılan 3 milyonu bulan Suriyeli göçmenler hakkında ezber bozan bir çıkış yaptı.

sözcü