Yazılar

Herkes Kendi Samsun’una Çıkmalı!



1919 ruhunun 100.yılında, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, dahili ve harici bedhahlar ne kadar yenilmez görünürse görünsün, Türk çocuğuna düşen görev: Kendi yüreklerindeki Samsun’a ilk adımı atmaktır. Zira “Samsun’a çıkış demek” sadece 1919’a özgü bir eylem değil, Mustafa Kemal’in takipçileri için ilelebet yaşatılacak “devrimci bir tavırdır.”

Her bir Cumhuriyet çocuğu, vatanın ve milletin geleceği için mücadele etme azim ve kararını ilk önce kendisine anlatmalı ve yüreğindeki tüm korkulardan arınarak 1919 ruhunu sahiplenmelidir. Bilinmelidir ki ne yeni bir Atatürk doğacaktır ne de işgale karşı, fiziksel olarak Samsun şehrine çıkmaya ihtiyaç olacaktır. 19 Mayıs 1919, tarihselliği içinde yaşanmış ve atılan ilk adımla beraber kutlu dava zafere taşınmıştır. Ancak bu devrimci eylem, kuşaktan kuşağa, devrimci bir tavır olarak aktarılmış ve nihayet 2019 Türkiye’sinin her yaştan devrimcisinin bakış açısını oluşturmuştur.

O halde “devrimcilik nedir?” Devrimcilik hem mevcut düzende köklü değişiklik yapmayı hedeflemek hem de mücadele yol ve yöntemlerinde “sıradanlaşmış bakış açılarının dışına çıkmayı” göze almaktır. Bugünün Türkiye’sinde “sistemin dayattığı yol ve yöntemlerle” Atatürk Cumhuriyet’ini korumak ve geliştirmek olası görünmüyorsa devrimciler en az ataları kadar “sıra dışı yöntemleri” gündemlerine alabilmeli ve tıpkı 4 Eylül 1919’da olduğu gibi, yurdun dört bir yanındaki devrimcileri aynı çatı altında ve aynı hedef uğruna birleştirebilmelidir. Günümüzün sorunu da budur! Mustafa Kemal’in fikri takipçileri 1919’un ruhunu 2019’a aktarmakta güçlük çekmektedir. Bu yetersizlik sebebiyle, Cumhuriyet çocukları, hayal ettikleri ülkeyi inşa etme hedefine yürümekte zorlanmaktadır.

Öyleyse ilk hedef: 1919 ruhunu 2019’da yeniden egemen kılmak ve herkesin kendi yüreğindeki Samsun’a çıkmasını sağlamak olacaktır. Cumhuriyet çocukları, ancak ve ancak kendi kavramlarıyla, kendi yol haritalarıyla ve kendi hayalleriyle Türk Devrimini sonsuza kadar yaşatma ve geliştirme imkanına sahip olacaktır.

Bu duygularla, büyük Türk milletinin 19 Mayıs’ını ve asla yok olmayacak millet iradesine dayalı tam bağımsızlık aşkını selamlıyorum. Yurt içinde ve yurt dışında Türk bayrağının gölgesinde nöbet tutan Mustafa Kemal’in Mehmetçiklerine de şükranlarımı sunuyorum.

umut oran

19 Mayıs, Sürekli Devrim Demektir!



Devrimlerin en zor adımı, herkesin kenara çekilip teslim olmayı düşündüğü anda, büyük bir cesaret göstererek atılan ilk adımdır. 19 Mayıs 1919 günü; eşsiz Türk devriminin ve mazlum milletlerin şahsiyet mücadelesinin en başarılı adımıdır.

O gün Samsun’a ayak basanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsında, Anadolu’nun binlerce isimsiz kahramanı ve tüm ezilen milletlerdir. Samsun’da yakılan özgürlük meşalesi Kahire’yi, İslamabad’ı, Cezayir’i, Beyrut’u, Bakü’yü ve tüm İslam dünyasını da ısıtmıştır.

Hanedanın kendi derdine düştüğü o günde Anadolu insanı hiç kimseden emir ve onay beklemeden tercihini yapmış ve işbirlikçilere karşı devrim saflarında yerini almıştır. Yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’dur ancak dirilen bütün bir insanlıktır. Doğan güneşin adı: Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Dâhili ve harici bedhahlara karşı devrimci mücadele veren Mustafa Kemal, en kıymetli iki eseri olan Türkiye Cumhuriyetini ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni, gençlere emanet ederek, ilelebet payidar kalmalarını sağlamıştır. Bu anlamda 19 Mayıs, geçmişe işaret eden bir gün değil geleceği hedefleyen sürekli bir devrim parolasıdır…

Gelinen noktada, Cumhuriyet düşmanlarının Türk gençliğini hedef alması ve her türlü araçla gençliği siyasetten uzak tutmaya çalışması tesadüf değildir. Cumhuriyet’in gerçek sahipleri susturularak aslında karşı devrim süreci tamamlanmak istenmektedir.

Öyleyse gençlik, mücadelenin sahibi olmanın yanında cephesi de olmuştur. Cephe düşerse, Cumhuriyet de düşecektir. Gençliğin azim ve kararlılığı, geleceğimizi de şekillendirecektir. Bu gerçekle bir an evvel yüzleşerek gençliğin yanında saf tutmaksa Cumhuriyet Halk Partisi’nin ertelenemez görevidir. Her yaştan genç erkekler ve kadınlar, hak ettikleri şekilde yetkilendirilmeli ve Cumhuriyetlerine hangi yöntemle sahip çıkmak istiyorlarsa o şekilde yol almalarının önü açılmalıdır. Özellikle CHP Gençlik Kolları ve Kadın Kolları, bu anlamda “devrimin öncü kadroları” olarak görülmeli ve vakit kaybetmeden “sorumluluk ve yetki” sahibi kılınmalıdır.

19 Mayısları “gençlerin ağzına çalınan bir parmak bal” olmaktan çıkaracak ve sürekli devrim parolasına uygun olarak konumlandıracak bakış açısı budur. Atatürk devrimi, gençlerin figüranlığını değil tarih yapıcılığını beklemektedir. Tıbbiyeli Hikmetlerin, Kubilayların, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’lerin yolu, durumdan vazife çıkararak gereğini yapanların yoludur. 1919’u sonsuzluğa taşıyacak olanlar da bugünün gençleri olacaktır.

Gün, umutsuzluktan umut yaratma günüdür.

Saygılarımla,

Umut Oran