Yazılar

Umut Oran’ın GAP Turundan Çıkan Çarpıcı Rapor…

“GİTTİM, GEZDİM, GÖRDÜM, UYARIYORUM”

“İnsani, sosyal, ekonomik kalkınma, iş, aş ve barışın can suyu GAP, AKP döneminde önce ihmal edildi sonra ihanete uğradı.” 

Bölgede GAP ve istihdam ile ilgili çalışmaları 30 yıl öncesine kadar uzanan, Adıyaman’da OSB’nin kuruluşunda büyük emek vermiş olan CHP’li Umut Oran, geçen hafta (25-29 Ekim 2018) sırasıyla Hatay, Osmaniye, Kilis, Adıyaman ve Şanlıurfa’da gezi ve incelemelerde bulundu. Vatandaş, esnaf ve çalışanlarla bir araya gelerek dertlerini dinleyen Umut Oran, bugün de hazırladığı raporu basın açıklaması yaparak kamuoyuyla paylaştı. 

CHP’li Umut Oran raporunda şunları vurguladı:

“Öncelikle GAP’taki 9 ilde bulunan 1,2 milyon Suriyeli, halkımız için büyük sorunlar yaratmaktadır. Bazı illerde Türk vatandaşlarının azınlık durumuna düşmesi, Türk vatandaşlarına tanınmayan kolaylık ve hizmetlerin Suriyelilere tanınması kabul edilemez. Hükümetin acilen “yerli ve milli” tavır göstererek Suriyelilere tanıdığı hakları artık Türk vatandaşlarına da öncelikli olarak tanıması gerekmektedir. Osmaniye’de Suriyeliler dışında açılmasının hemen ardından ilk yağmurda su altında kalan alt geçit yakınma konusu iken, Şanlıurfa şehir merkezindeki Suriyelilere hizmet verirken, doğum sancısı tutan Türk vatandaşını geceyarısında dahi kabul etmeyip şehirin 10 km dışındaki hastaneye yönlendirilmesinin halkımızın vicdanına sunuyorum. “Ekonomi çok iyi, kriz mriz yok” diyenlerin Şanlıurfa Valiliğinin bitişiğindeki traktör pazarına uğrayarak satılmayı bekleyen araçları görmesi gerekmektedir. Yılda 120 traktör satan esnaf, artık 30 traktörü ancak satabilmesinden haklı olarak yakınmaktadır. Pamuk alım fiyatı 4,6 TL olarak açıklanmasına rağmen fiyatlar 3,3 TL’ye kadar düşmüş durumda. Kilis’in merkezindeki Cumhuriyet Caddesinde boş dükkan sayısı giderek artarken, heryeri Arapça reklam tabelaları sarmış durumda. İşsizlerin dernek kurduğu kent olan Adıyaman’da en yoğun çalışan yer kahvehaneler, inşaat ustaları-işçileri işsiz, mutsuz umutsuz burada iş için bekliyor.”

Raporda yer alan diğer saptama ve uyarılar da şöyle:

  • GAP’ın ihmali ve Suriyeli mülteci istilası birleşince, bölgede hayat tam anlamıyla alt üst olmuş durumda. İktidarı acilen Türk vatandaşlarının can güvenliğini sağlayarak işsizlik sorunun çözmeye davet ediyorum.
  • Ağır sosyal ve ekonomik açmazdaki GAP illeri adeta patlamaya hazır bomba…
  • Yıllarca GAP’ı ihmal ederek bölgenin gelişimine ket vuran AKP, yetmez gibi Suriye politikası ile de bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. Şanlıurfa’da geceleri Türk vatandaşı şehir merkezine artık tek başına rahat rahat gidemiyor!  
  • Çok boyutlu entegre bölgesel kalkınma planı olan GAP, hedefine uygun biçimde tamamlansaydı 4 milyon kişilik ilave istihdam sağlanacak, bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve kalkınmada dev bir adım atılmış olacaktı.
  • GAP ihmal edilmeseydi, bugün bölge illerindeki 1,2 milyon Suriyeli mültecinin varlığı da sosyo ekonomik dinamikleri, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzuru bozamayacaktı.
  • Ekonomide yapay canlılık yaratmak uğruna, yandaş firmalara fahiş karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, “rant” ve gösteriş amaçlı popülist projeler yerine, ülkeyi kalkındırıp sosyal barışı sağlayacak GAP’a öncelik verilmeli!
  • Devletten maaş, bedava sağlık ve eğitim hizmeti alma, barınma, erzak ve iaşe yardımı gibi birçok ayrıcalığı bulunan mülteciler, hem kayıt dışı ve ucuz emek olarak iş gücü piyasasını alt üst ederek vatandaşların hızla işsiz kalmasına; hem de sayıları hızla artan çoğu kayıt dışı işyerleri ile yerli girişimcilerin, esnafın iflas etmesine, işinden olmasına yol açıyor.
  • Olumsuzluğun bir başka boyutu da güvenlik. Suriyelilerin varlığı, bölgede günlük hayatın risk, tedirginliklerini ve korkularını üretiyor. Mültecilerden asayiş olaylarına karışan suç işleyen, illegal ticaret, illegal işler yapan, suça meyilli olanların oranı bir hayli yüksek ve bu durum bölgede günlük hayatı, güvenliği, toplumsal huzuru ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu nedenle mültecilerle yerli halk arasında zaman aman ateşli silahların kullanıldığı ölümlü kavgalara kadar varıyor
  • Suriyelileri misafir, göçmen, sığınmacı, mazlum diye adlandırmak sorunun ciddiyeti ve büyüklüğünün üstünü örtmüyor. Demografik, sosyal, ekonomik ve siyasal açıdan ülkenin gelecek on yıllarını da etkileyecek ve katlanarak büyüyecek bu soruna acil çözüm gerekiyor.

BÖLGEDE HER 100 KİŞİDEN 14’Ü SURİYELİ

  • 500 milyon nüfuslu AB’de 866 bin mülteci varken 82 milyonluk ülkemde 3,5 milyon Suriyeli var. Artık “önce benim vatandaşım” demenin zamanı gelmiştir!
  • Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi ve toplam nüfusu 8,5 milyon olan GAP kapsamındaki 9 ilde ise resmi verilere göre 1,2 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Buna göre GAP illerinden her 100 kişiden 14’ü Suriye vatandaşı. Bu iller içinde en fazla mülteci sayısına 474 bin kişi ile Şanlıurfa ulaştı. Buna göre İl’de her 5 kişiden biri Suriyeli oldu. Mülteci sayısının en yüksek olduğu diğer il 385 bin kişiyle Gaziantep. Düşük nüfuslu illerden Kilis’te ise mülteci sayısı vatandaşları geçmiş durumda. 130 bin 825 nüfusu olan Kilis’teki mülteci sayısı 131 bin 261.

GAP’IN ÖNEMİ

  • Başlangıcı çok eski yıllara dayanmakla birlikte 1977’de bugünkü adını alan ve 1980’lerde çok sektörlü, entegre bir “bölgesel kalkınma projesi” şeklinde yeniden yapılandırılan GAP, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere 9 ili kapsıyor. Güneyde Suriye, güneydoğuda ise Irak’la sınırı bulunan bölge, 75 bin 358 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye’nin yüzde 9.7’sini oluşturuyor. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin yüzde 20’si, GAP Bölgesi’nde. 

AKP’NİN GAP’TAKİ BÜYÜK İHMALİ …

  • 2008-2012 GAP Eylem Planı’nda, bu dönemde (2008 fiyatlarıyla) 26.7 milyar TL kaynak aktarımı öngörüldü. Ancak eylem planı döneminin sonuna gelindiğinde toplam harcama (2012 fiyatlarıyla) 14.7 milyarda kaldı. Çünkü “açılım”ın sonucu fiyasko olunca, GAP da giderek hükümetin gündeminden düştü ve popülist vaatler tutulmadı. GAP’a aktarılmak üzere temin edilen kaynaklar aktarılmadı. Vaat edilen kaynağın neredeyse yarısı kadar bir harcama gerçekleşebildi. Yapılan harcamanın da büyük bölümü, çalışanlar ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarıldı. 

SURİYELİ’YE 30 MİLYAR DOLAR, GAP’A PARA YOK!.. 

  • Eylem planının uygulamaya konmasının ardından; Bölgenin kamu yatırımlarından fiilen aldığı pay giderek daha da geriledi. Toplam kamu yatırım tahsislerinde 2009 itibariyle yüzde 14,5 olan GAP’ın payı, 2017 itibariyle yüzde 7’ye kadar düştü. Suriyeli mültecilere 30 milyar dolar harcamakla övünen AKP, bölgenin ve ülkenin sosyo ekonomik gelişiminde sıçrama yaptıracak GAP’ın hedefine uygun biçimde tamamlanması için gerekli ve yeterli kaynağı tahsis etmekten kaçınıyor. 

BÖLGENİN GÖSTERGELER İÇ KARARTICI…

  • GAP bölgesi ortalamasında kişi başına milli gelir Türkiye ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde.
  • Ülke nüfusu ve işgücünün yaklaşık yüzde 9’u, ülkedeki tüm işsizlerin ise yüzde 12’sini GAP illerinde.
  • 2017 itibariyle ülke genelinde yüzde 10.9 olan işsizlik oranı GAP’ta yüzde 17,1,yüzde 52,8 olan işgücüne katılım oranı GAP’ta yüzde 45,3; Türkiye’de yüzde 47,1 olan istihdam oranı bölgede yüzde 37,6…
  • İşsizlik oranı özellikle Mardin, Batman, Şırnak, Siirt illeri ortalamasında yüzde 26,9’la rekor düzeyde.
  • Bölge, yüksek doğum oranı paralelinde nüfus artışı kaydederken sürekli net göç veriyor. En çok net göç veren iller Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Şanlıurfa.
  • Suriye’deki savaş yüzünden ülkemize dolan 3,5 milyon Suriyelinin yaklaşık üçte biri GAP illerinde.
  • Mülteciler eliyle uyuşturucu, beyaz kadın ticareti gibi illegal faaliyetler nedeniyle suç ekonomisi ve Suriyeli kadınlardan ikinci, üçüncü eş almanın yaygınlaşması nedeniyle toplumsal, ahlaki deformasyon ve dejenerasyon her geçen gün artıyor.
  • Aradan geçen uzun yıllara rağmen GAP’ın tamamlanmasında, başta son 17 yıldır ülkeyi yöneten AKP olmak üzere bu sürede görev yapan tüm hükümetlerin ihmali var.
  • Bir bölgesel kalkınma planı olarak başlanan GAP’ta, bölgeye doğrudan katkısı olmayan baraj yapımları ve sudan üretilecek elektriğe öncelik verildi, asıl bölgeyi kalkındıracak sulama projeleri ihmal edildi. GAP, bölge için kalkınma projesinden çok Batı için enerji yatırımına dönüştü.
  • Bölgede yapılacak sulama şebekesinin de ancak bir bölümü tamamlanabildi ve öngörülen 1.8 milyon hektar arazinin sadece yüzde 45’i sulamaya açılabildi. Arazinin tamamı sulanabilse, Türkiye’nin tarımsal üretimini iki üç katına çıkacak.
  • GAP Bölgesinde yeterli istihdam artışı sağlanamadı, Türkiye ortalamasının çok üzerindeki işsizlik en temel sosyo ekonomik sorun.
  • 17 yılda Bölgeye yönelik kamu yatırım tahsisleri yetersiz kalırken, halka iş ve aş yaratacak yatırımlar için art arda açıklanan teşvik paketlerine rağmen özel sektör de yatırıma gitmedi. Sonuçta Bölgede üretim ve istihdam yeterince artmadı, kalkınma ve refah artışı sağlanamadı.
  • GAP’ta yaşanan ağır ihmal nedeniyle olumsuz sosyo ekonomik tablo değişmezken, Suriyeli mülteci göçü bu sorunu kat kat büyüttü.
  • Bölgede mülkiyet eşitsizliği had safhada ve tarıma verilecek teşvikler de karşılık bulsa bile daha çok büyük toprak sahiplerinin işine yarıyor, sosyal yapıyı iyileştirmiyor.
  • GAP bölgesindeki iller hızla göç veriyor. Bu da ülke genelinde sosyal ve demografik sorunların büyümesine katkı yapıyor. Göçlere karşılık yoğun mülteci akını ile bölgenin demografik yapısı da hızla değişiyor.

GÖSTERİŞ PROJELERİNİ BIRAK, GAP’A BAK!.. 

  • Çok boyutlu entegre bir bölgesel kalkınma planı olan GAP, hedefine uygun biçimde tamamlansaydı, 4 milyon kişiye ilave istihdam sağlanacaktı.
  • GAP’la öngörülen hedeflere ulaşılmış olunsaydı, bugün GAP illerindeki 1,2 milyon dolayındaki Suriyeli mülteci varlığı, bölgenin sosyo ekonomik dinamiklerini, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzurunu bozamayacaktı.
  • GAP, bölge ve ülke kalkınmasına, milli gelir artışına, sosyal barış ve ülke bütünlüğüne, ayrılıkçı terörün bitirilmesine çok büyük katkılar yapacak bir projedir. Proje, günümüz koşullarında, günün ihtiyaçları da göz önüne alınarak güncellenmelidir. Yeterli kaynak aktarımı yoluyla GAP’ın bütün olarak hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
  • Ekonomide geçici ve suni canlılık yaratma amacıyla; yandaş firmalara fahiş ve haksız karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, geçiş sayısı taahhütleri, Hazine garantili krediler vb. ile tüm millete ve milli ekonomiye ağır bedeller ödetilen köprü, yol, havaalanı gibi “rant” ve popülist gösteriş projeleri yerine, ülke kalkınması ve sosyal barış açısından kalıcı ve büyük yararlar sağlayacak, uzun soluklu getirisi olacak GAP’a ağırlık verilmelidir!

Umut Oran’ın GAP Turundan Çıkan Çarpıcı Rapor

 

Umut Oran

Basın Açıklaması

02.11.2018

 – GİTTİM, GEZDİM, GÖRDÜM, UYARIYORUM

– İnsani, sosyal, ekonomik kalkınma, iş, aş ve barışın can suyu GAP,

AKP döneminde önce ihmal edildi sonra ihanete uğradı. 

  • GAP’ın ihmali ve Suriyeli mülteci istilası birleşince, bölgede hayat tam anlamıyla alt üst olmuş durumda. İktidarı acilen Türk vatandaşlarının can güvenliğini sağlayarak işsizlik sorunun çözmeye davet ediyorum.
  • Ağır sosyal ve ekonomik açmazdaki GAP illeri adeta patlamaya hazır bomba…
  • Yıllarca GAP’ı ihmal ederek bölgenin gelişimine ket vuran AKP, yetmez gibi Suriye politikası ile de bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. Şanlıurfa’da geceleri Türk vatandaşı şehir merkezine artık tek başına rahat rahat gidemiyor!  
  • Çok boyutlu entegre bölgesel kalkınma planı olan GAP, hedefine uygun biçimde tamamlansaydı 4 milyon kişilik ilave istihdam sağlanacak, bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve kalkınmada dev bir adım atılmış olacaktı.
  • GAP ihmal edilmeseydi, bugün bölge illerindeki 1,2 milyon Suriyeli mültecinin varlığı da sosyo ekonomik dinamikleri, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzuru bozamayacaktı.
  • Ekonomide yapay canlılık yaratmak uğruna, yandaş firmalara fahiş karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, “rant” ve gösteriş amaçlı popülist projeler yerine, ülkeyi kalkındırıp sosyal barışı sağlayacak GAP’a öncelik verilmeli!

Geçen hafta 25-29 Ekim 2018 tarihleri arasında Hatay, Osmaniye, Kilis, Adıyaman ve Şanlıurfa’da gezi ve incelemelerde bulundum. Öncelikle GAP’taki 9 ilde bulunan 1,2 milyon Suriyeli, halkımız için büyük sorunlar yaratmaktadır. Bazı illerde Türk vatandaşlarının azınlık durumuna düşmesi, Türk vatandaşlarına tanınmayan kolaylık ve hizmetlerin Suriyelilere tanınması kabul edilemez. Hükümetin acilen “yerli ve milli” tavır göstererek Suriyelilere tanıdığı hakları artık Türk vatandaşlarına da öncelikli olarak tanıması gerekmektedir. Osmaniye’de Suriyeliler dışında açılmasının hemen ardından ilk yağmurda su altında kalan alt geçit yakınma konusu iken, Şanlıurfa şehir merkezindeki Suriyelilere hizmet verirken, doğum sancısı tutan Türk vatandaşını geceyarısında dahi kabul etmeyip şehirin 10 km dışındaki hastaneye yönlendirilmesinin halkımızın vicdanına sunuyorum. “Ekonomi çok iyi, kriz mriz yok” diyenlerin Şanlıurfa Valiliğinin bitişiğindeki traktör pazarına uğrayarak satılmayı bekleyen araçları görmesi gerekmektedir. Yılda 120 traktör satan esnaf, artık 30 traktörü ancak satabilmesinden haklı olarak yakınmaktadır. Pamuk alım fiyatı 4,6 TL olarak açıklanmasına rağmen fiyatlar 3,3 TL’ye kadar düşmüş durumda. Kilis’in merkezindeki Cumhuriyet Caddesinde boş dükkan sayısı giderek artarken, heryeri Arapça reklam tabelaları sarmış durumda. İşsizlerin dernek kurduğu kent olan Adıyaman’da en yoğun çalışan yer kahvehaneler, inşaat ustaları-işçileri işsiz, mutsuz umutsuz burada iş için bekliyor.

Bölgeye makro ölçekte baktığımızda ise Güneydoğu’daki 9 ilin sosyo ekonomik gelişimini sağlayıp ülkenin kaderini değiştirecek olan 40 yıllık Güneydoğu Anadolu Projesi’nde (GAP) özellikle AKP döneminde yaşanan ağır ihmal, Suriyeli mülteci patlaması ile birleşince hayat tam anlamıyla alt üst olduğunu söyleyebilirim.

Şanlıurfa başta olmak üzere GAP illerinde Suriyeli mültecilerin varlığı; toplumsal, ekonomik, kültürel, politik ya da hizmet alımı anlamında yaşamı doğrudan etkiliyor, büyük sorunlara yol açıyor, üretim ilişkileri ve sosyal yapıyı tahrip ediyor.

Burası Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi… Yoğun mülteci varlığı, hem mal ve hizmet üretimini; hem tüketimi, yani hem iş gücü piyasasını hem günlük ticaret anlamında esnaf ve tüketici faaliyetlerini baltalıyor.

Zaten yüksek oranda iş gücü fazlası ve işsizlik bulunan bu illerde Suriyeli mültecilerin varlığı bu sorunu aşırı büyütmüş durumda. Suriyeli iş gücü nedeniyle emek piyasasının hızla daralması, bölge halkında işsizliği ve yoksulluğu had safhaya çıkarmış. Özellikle üniversite mezunlarının durumu içler acısı.

Devletten maaş, bedava sağlık ve eğitim hizmeti alma, barınma, erzak ve iaşe yardımı gibi birçok ayrıcalığı bulunan mülteciler, hem kayıt dışı ve ucuz emek olarak iş gücü piyasasını alt üst ederek vatandaşların hızla işsiz kalmasına; hem de sayıları hızla artan çoğu kayıt dışı işyerleri ile yerli girişimcilerin, esnafın iflas etmesine, işinden olmasına yol açıyor.

Olumsuzluğun bir başka boyutu da güvenlik. Suriyelilerin varlığı, bölgede günlük hayatın risk, tedirginliklerini ve korkularını üretiyor. Mültecilerden asayiş olaylarına karışan suç işleyen, illegal ticaret, illegal işler yapan, suça meyilli olanların oranı bir hayli yüksek ve bu durum bölgede günlük hayatı, güvenliği, toplumsal huzuru ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu nedenle mültecilerle yerli halk arasında zaman aman ateşli silahların kullanıldığı ölümlü kavgalara kadar varıyor. Bölge illeri adeta patlamaya hazır bir bomba!..

Suriyelileri misafir, göçmen, sığınmacı, mazlum diye adlandırmak sorunun ciddiyeti ve büyüklüğünün üstünü örtmüyor. Demografik, sosyal, ekonomik ve siyasal açıdan ülkenin gelecek on yıllarını da etkileyecek ve katlanarak büyüyecek bu soruna acil çözüm gerekiyor.

BÖLGEDE HER 100 KİŞİDEN 14’Ü SURİYELİ

Dünyanın ekonomisi en gelişmiş ülkeleri, sosyo ekonomik dengelerini korumak amacıyla mülteci kabul etmekten kaçınırken, ağır ekonomik kriz girdabındaki Türkiye 3,5-4 milyon dolayında Suriyeli mülteciyi ağırlıyor.

Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi ve toplam nüfusu 8,5 milyon olan GAP kapsamındaki 9 ilde ise resmi verilere göre 1,2 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Buna göre GAP illerinden her 100 kişiden 14’ü Suriye vatandaşı. Bu iller içinde en fazla mülteci sayısına 474 bin kişi ile Şanlıurfa ulaştı. Buna göre İl’de her 5 kişiden biri Suriyeli olmuştu. (Geçtiğimiz günlerde vatandaşlar ile mülteciler arasında çıkan kavga ve ölümlü, yaralamalı olayların ardından Suriyeli mültecilerin başka illere dağıtılması kararlaştırıldı). Mülteci sayısının en yüksek olduğu diğer il 385 bin kişiyle Gaziantep. Düşük nüfuslu illerden Kilis’te ise mülteci sayısı vatandaşları geçmiş durumda. 130 bin 825 nüfusu olan Kilis’teki mülteci sayısı 131 bin 261.

 

GAP’IN ÖNEMİ

Çalışmaları 1960’larda başlayan Aşağı Fırat Havzası ve Dicle Havzası projelerinin 1977 yılında “Güneydoğu Anadolu Projesi” adı altında birleştirilmesini başlangıç kabul edersek, GAP 40 yıllık bir proje. Aradan geçen bu uzun sürede Türkiye onlarca hükümet gördü. Ancak ülke kalkınması ve bütünlüğü açısından hayati önemdeki bu proje, yarım asra yaklaşan bu sürede, bir türlü tamamlanamadı.

Bu sürenin de son 16 yılı AKP hükümetleri döneminde geçti. AKP, ülke kalkınması, bölgeler arası kalkınmışlık farklarının giderilmesi, terörle mücadele, sosyal barış ve huzur bağlamında kalıcı yararlar sağlayacak, ülkemizi dünyada birinci lige taşıyacak, uzun soluklu GAP yerine, kısa vadede canlılık suni yaratacak inşaat, toplu konut, duble yol, köprü gibi rant projelerine ağırlık verirken, GAP’a gereken önem ve önceliği vermekten kaçındı.

Başlangıcı çok eski yıllara dayanmakla birlikte 1977’de bugünkü adını alan ve 1980’lerde çok sektörlü, entegre bir “bölgesel kalkınma projesi” şeklinde yeniden yapılandırılan GAP, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere 9 ili kapsıyor. Güneyde Suriye, güneydoğuda ise Irak’la sınırı bulunan bölge, 75 bin 358 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye’nin yüzde 9.7’sini oluşturuyor. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin yüzde 20’si, GAP Bölgesi’nde. 

AKP’NİN GAP’TAKİ BÜYÜK İHMALİ …

AKP, iktidarının ilk 6 yıllık döneminde GAP’ın adını dahi ağzına almadı. 2008 yılında, “açılım” politikasıyla bölgede oylarını artırmayı hedefleyen AKP, ilk kez GAP’ı hatırladı ve açılımın ekonomik ayağı olarak 2008-2012 dönemini kapsayan bir GAP Eylem Planı açıkladı. Mayıs 2008’de neredeyse tüm kabineyi yanına alarak Diyarbakır’a giderek gösterişli bir törenle Eylem Planını açıklayan dönemin Başbakanı Erdoğan, GAP’a 2008-2012 döneminde rekor kaynak aktarımı, 300’ün üzerinde proje ve eylemle projeyi hızlandırma, bölgede yatırım, üretim ve istihdamı artırma yönünde iddialı vaatlerde bulundu.

Yeni Eylem Planının hazırlandığı tarih itibariyle GAP’ın mali portresi 2008 yılı fiyatlarıyla toplam 41.2 milyar TL olarak hesaplanmış, 2007 sonuna kadar yapılan toplam harcama 25.6 milyar TL, nakdi gerçekleşme oranı yüzde 62.2’de kalmıştı. GAP kapsamında inşa edilen barajların elektrik enerjisi üretimi, Türkiye üretiminin yüzde 7’sini oluşturuyordu. Ancak ağır ilerleyen sulama projelerinde 2007 sonu itibariyle hedefin ancak yüzde 15’ine ulaşılabilmişti.

2008-2012 GAP Eylem Planı’nda, bu dönemde (2008 fiyatlarıyla) 26.7 milyar TL kaynak aktarımı öngörüldü. Ancak eylem planı döneminin sonuna gelindiğinde toplam harcama (2012 fiyatlarıyla) 14.7 milyarda kaldı. Çünkü “açılım”ın sonucu fiyasko olunca, GAP da giderek hükümetin gündeminden düştü ve popülist vaatler tutulmadı. GAP’a aktarılmak üzere temin edilen kaynaklar aktarılmadı. Vaat edilen kaynağın neredeyse yarısı kadar bir harcama gerçekleşebildi. Yapılan harcamanın da büyük bölümü, çalışanlar ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarıldı. 

SURİYELİ’YE 30 MİLYAR DOLAR, GAP’A PARA YOK!..

Daha sonra uygulamaya konulan 2014-2018 Eylem Planı’nda bölgeye; ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, sosyal gelişmenin güçlendirilmesi, altyapının geliştirilmesi gibi konular için toplam 26,7 milyar liralık kaynak aktarımı öngörüldü. Yeni eylem planının uygulamaya konmasının ardından; Bölgenin kamu yatırımlarından fiilen aldığı pay giderek daha da geriledi. Toplam kamu yatırım tahsislerinde 2009 itibariyle yüzde 14,5 olan GAP’ın payı, 2017 itibariyle yüzde 7’ye kadar düştü. 

Suriyeli mültecilere 30 milyar dolar harcamakla övünen AKP, bölgenin ve ülkenin sosyo ekonomik gelişiminde sıçrama yaptıracak GAP’ın hedefine uygun biçimde tamamlanması için gerekli ve yeterli kaynağı tahsis etmekten kaçınıyor.

 

BÖLGENİN GÖSTERGELER İÇ KARARTICI…

  • GAP bölgesi ortalamasında kişi başına milli gelir Türkiye ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde.
  • Ülke nüfusu ve işgücünün yaklaşık yüzde 9’u, ülkedeki tüm işsizlerin ise yüzde 12’sini GAP illerinde.
  • 2017 itibariyle ülke genelinde yüzde 10.9 olan işsizlik oranı GAP’ta yüzde 17,1,yüzde 52,8 olan işgücüne katılım oranı GAP’ta yüzde 45,3; Türkiye’de yüzde 47,1 olan istihdam oranı bölgede yüzde 37,6…
  • İşsizlik oranı özellikle Mardin, Batman, Şırnak, Siirt illeri ortalamasında yüzde 26,9’la rekor düzeyde.
  • Bölge, yüksek doğum oranı paralelinde nüfus artışı kaydederken sürekli net göç veriyor. En çok net göç veren iller Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Şanlıurfa.
  • Suriye’deki savaş yüzünden ülkemize dolan 3,5 milyon Suriyelinin yaklaşık üçte biri GAP illerinde.
  • Mülteciler eliyle uyuşturucu, beyaz kadın ticareti gibi illegal faaliyetler nedeniyle suç ekonomisi ve Suriyeli kadınlardan ikinci, üçüncü eş almanın yaygınlaşması nedeniyle toplumsal, ahlaki deformasyon ve dejenerasyon her geçen gün artıyor.
  • Aradan geçen uzun yıllara rağmen GAP’ın tamamlanmasında, başta son 17 yıldır ülkeyi yöneten AKP olmak üzere bu sürede görev yapan tüm hükümetlerin ihmali var.
  • Bir bölgesel kalkınma planı olarak başlanan GAP’ta, bölgeye doğrudan katkısı olmayan baraj yapımları ve sudan üretilecek elektriğe öncelik verildi, asıl bölgeyi kalkındıracak sulama projeleri ihmal edildi. GAP, bölge için kalkınma projesinden çok Batı için enerji yatırımına dönüştü.
  • Bölgede yapılacak sulama şebekesinin de ancak bir bölümü tamamlanabildi ve öngörülen 1.8 milyon hektar arazinin sadece yüzde 45’i sulamaya açılabildi. Arazinin tamamı sulanabilse, Türkiye’nin tarımsal üretimini iki üç katına çıkacak.
  • GAP Bölgesinde yeterli istihdam artışı sağlanamadı, Türkiye ortalamasının çok üzerindeki işsizlik en temel sosyo ekonomik sorun.
  • 17 yılda Bölgeye yönelik kamu yatırım tahsisleri yetersiz kalırken, halka iş ve aş yaratacak yatırımlar için art arda açıklanan teşvik paketlerine rağmen özel sektör de yatırıma gitmedi. Sonuçta Bölgede üretim ve istihdam yeterince artmadı, kalkınma ve refah artışı sağlanamadı.
  • GAP’ta yaşanan ağır ihmal nedeniyle olumsuz sosyo ekonomik tablo değişmezken, Suriyeli mülteci göçü bu sorunu kat kat büyüttü.
  • Bölgede mülkiyet eşitsizliği had safhada ve tarıma verilecek teşvikler de karşılık bulsa bile daha çok büyük toprak sahiplerinin işine yarıyor, sosyal yapıyı iyileştirmiyor.
  • GAP bölgesindeki iller hızla göç veriyor. Bu da ülke genelinde sosyal ve demografik sorunların büyümesine katkı yapıyor. Göçlere karşılık yoğun mülteci akını ile bölgenin demografik yapısı da hızla değişiyor.

GÖSTERİŞ PROJELERİNİ BIRAK, GAP’A BAK!.. 

Sosyo ekonomik açıdan en geri kalmış bölgemiz olan Güneydoğu Anadolu’da refahı ve hayat standardını yükseltmek, üretim ve istihdam artışıyla bölgeyi ve ülkeyi kalkındırmak amacıyla uygulamaya konulan GAP, dünyada eşi bulunmayan bir proje. Türkiye’de önemli siyasal, sosyal, demografik sorunlara kaynaklık eden bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma, sosyal barışı sağlama, ulusal bütünlüğü güçlendirme açısından GAP, ülkemiz için stratejik öneme sahip. 

Çok boyutlu entegre bir bölgesel kalkınma planı olan GAP,  hedefine  uygun biçimde tamamlansaydı, 4 milyon kişiye ilave istihdam sağlanacaktı. 

Türkiye’de ciddi siyasal, sosyal sorunlara kaynaklık eden bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve ülke kalkınması açısından dev bir adım atılmış olacaktı. 

GAP’la öngörülen hedeflere ulaşılmış olunsaydı, bugün GAP illerindeki 1,2 milyon dolayındaki Suriyeli mülteci varlığı, bölgenin sosyo ekonomik dinamiklerini, üretim, tüketim ilişkilerini, toplumsal huzurunu bozamayacaktı.

Sadece bölge değil topyekûn ülke kalkınması, ekonomik büyüme, istihdam ve refah artışına, büyük katkısı olacak GAP’ta arzulanan sonuçlar elde edilebilseydi, tüm ülkenin işsizlik sorununun çözümüne büyük katkı sağlayacaktı. 

GAP, bölge ve ülke kalkınmasına, milli gelir artışına, sosyal barış ve ülke bütünlüğüne, ayrılıkçı terörün bitirilmesine çok büyük katkılar yapacak bir projedir. 

Proje, günümüz koşullarında, günün ihtiyaçları da göz önüne alınarak güncellenmelidir. Yeterli kaynak aktarımı yoluyla GAP’ın bütün olarak hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. 

Ekonomide geçici ve suni canlılık yaratma amacıyla; yandaş firmalara fahiş ve haksız karlar sağlayıp maliyeti vatandaşa yüklenen, geçiş sayısı taahhütleri, Hazine garantili krediler vb. ile tüm millete ve milli ekonomiye ağır bedeller ödetilen köprü, yol, havaalanı gibi “rant” ve popülist gösteriş projeleri yerine, ülke kalkınması ve sosyal barış açısından kalıcı ve büyük yararlar sağlayacak, uzun soluklu getirisi olacak GAP’a ağırlık verilmelidir! 

 

FETÖ Darbesi 2010 Referandumundan Kaynaklanıyor, Uyardık Dinlemediler

malatya

O ZAMAN EVET DİYENLER GELİN BU KEZ ‘HAYIR’ DİYİN

CHP’li Umut Oran, Anadolu’yu karış karış gezerek “bu bir referandum değil memleket meselesi diyerek vatandaşı uyarmaya devam ediyor. Malatya’da ilçe ve beldelerde çalışan Umut Oran, “15 Temmuz’da Türkiye büyük bir darbe girişimi yaşadı. Bunun sebebi nedir, ta 2010’daki referanduma kadar uzanıyor. O zaman da uyardık yapmayın yargıyı bağımlı hale getirmeyin yoksa tuz da kokacak dedik uyardık dinletemedik iktidara. O zaman Evet diyenlerin vicdanına sesleniyorum, gelin bu kez ‘hayır’ deyin aynı hatayı tekrarlamayın” diye konuştu.

CHP’li Umut Oran ve CHP İl Başkanı Enver Kiraz, Malatya Doğanşehir ve Akçadağ’daki yoğun çalışma nedeniyle programın sarkması üzerine basın toplantısını il başkanlığı yerine Esnaf ve Sanatkar Odaları Başkanlığında düzenledi.

Eski bir işadamı olduğunu anımsatan Umut Oran, 30 yıldır bu ülkeye vergi ödemiş birisi olarak bir şeyler söylemek istediğini kaydetti. Geçmişte Anadolu’ya gittiğinde parti ayrımı yapılmaksızın siyasetçilerin bir araya gelerek o bölgenin nasıl kalkınacağın tartıştığını, sonuç da alındığını, GAP’ta dahi bu yolun izlendiğini anımsattı. “Atatürk’ün her fabrika bir kaledir” sözünü anımsatan Umut Oran, “Ne oldu da bugün bu noktaya geldi ülke?” diye sordu. Siyasetle ticaretin bir arada olamayacağını düşündüğü için ticaretten ayrıldığın artık tamamıyla siyasetin içinde Türkiye’yi nasıl ileri götüreceğini insanların tamamının nasıl mutlu ve kalkınmış olabileceğine çalıştıklarını söyledi. Umut Oran şöyle konuştu:

SOMALİDE TARIM ARAZİSİ KİRALADILAR

Ülkede tarımı bitirdiler gittiler Somali’de tarım arazisi kiraladılar. Böyle bir şey kabul edilebilir mi, Türkiye nasıl bu hale getirilebilir. Türkiye tarım arazilerinin üçte birini artık ekip dikemiyor çiftçinin borcu nedeniyle ya banka bu arazilere el koymuş ya da çiftçi mazot tohum ilaç alamıyor.

24 YAŞINDA 8 ÇOCUKLU SURİYELİ

4 milyon Suriyeli Türkiye’de misafir ediliyor, dünyada en yüksek sayıda Türkiye’de bulunuyorlar. Ülkemizin eti ne butu nedir, bunun sonu nereye varacak? Geçen hafta Bursa’daydım bir doktor yanıma geldi söyledi geçen hafta 24 yaşında Suriyeli bir kadının doğumunu yaptırmış 8. Çocuğu dünyaya gelmiş … Bu ülkenin sonu nereye varacak?

FETÖ DARBESİ 2010 REFERANDUMUNDAN KAYNAKLANIYOR

15 Temmuz’da Türkiye büyük bir darbe girişimi yaşadı. Bunun sebebi nedir ta 2010’daki referanduma kadar uzanıyor. O zaman da uyardık yapmayın yargıyı bağımlı hale getirmeyin yoksa tuz da kokacak dedik uyardık dinletemedik iktidara. O zaman Evet dilenlerin vicdanına sesleniyorum, gelin bu kez ‘hayır’ deyin aynı hatayı tekrarlamayın.

ESNAF KARA LİSTEDEN ÇIKAMIYOR

Bütün esnaf kara listeye girmiş batmış kredi istiyor ama bir türlü kara listene çıkamıyor. Biz bunları konuşacağımız yere gelmişiz evet mi hayır mı dalatılan bir konuyu görüşüyoruz. Vatandaşımızı koruyup sorunlarını çözmemiz gerekirken iktidarın dayattığı bir konuyu konuşup.

TURİZMCİ BİTTİ

Antalya kan ağlıyor turizmciler rezervasyon iptalleri nedeniyle inanılmaz kötü günler yapıyorlar. Ama birileri Eyy Almanya ey Hollanda diyor. Bu sorunlar bu şekilde çözülmez. Turizmde bir önceki yıla göre 2016’de yüzde 25 turist sayısı kaybı var, gelirde ise yüzde 30 düşüş var. Rusya ile zaten düzelmedi ilişkiler. Bu durumda turizmci 2017’yi bırakın 2018’i bile karamsar görüyor. Türkiye’nin her yanı yangın yeri gibi cayır cayır yanıyor.

GELİŞMİŞ 20’NİN 18’İNDE PARLAMENTER SİSTEM VAR

Bu ortamda biz de dedik ki kişileri tartışmayalım ülkenin geleceğini konuşalım. Gelişmiş ilk 20 ülkenin 18’inde parlamenter sistem var tek başkanlık örneği ABD’de ama orada da sistemin nasıl işlediğin gördünüz. Trump geldi astı kesti ama hukuk durdu yapamazsın dedi. Öbürü de yarı başkanlık olan Fransa ki orası da demokrasinin beşiği. Bizim cumhuriyetçi parlamenter sistemimiz Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet çizgisidir, eksiklikleri olsa da buradan gitmemiz gerekiyor. En kötü durumdaki 20 ülkenin ise 19’u başkanlıkla yönetiliyor ve buralarda iç savaş var bölünme var. Allah bana akıl fikir vermiş yolumuz hangisi olmalı? Yönetim sistemimizdeki eksiklikleri gideriz düzeltiriz ama başkanlık olmaz, bizi geri götürür.

YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI OLMAZ

Yüzde 10 seçim barajı olmaz. 2002’de oyların yüzde 44’ü baraj nedeniyle çöpe gitti. Şimdi de kalkmış iki parti olsun daha iyi diyorlar. Hayır doğru değil. Çoğulcu demokrasi daha iyidir. İstikrar yok diyorlar şimdi. Ben iktisatçıyım, geçmişte 11 hükümetle çalıştım, masanın her tarafında bulundum. Geçmiş cumhuriyet hükümetlerine bakınca büyüme, işsizlik, enflasyon her rakam geçmişten iyi değil. 15 yıldır tek parti var durum iyi değil, istikrar sürsün Türkiye büyüsün diyorlar ama böyle değil gerçekler.

GÜVENİLEN KİŞİDEN SONRA NE OLACAK?

OHAL’de seçim süreci olmaz, burada referandumunu konuşmamamız gerekiyordu. Emeklilerin sorunu esnafın sorunu gençlerin işsizliği bunlar nerede? 18 maddenin hiçbirinde bunlar yok. Bütün yetkiyi tek kişiye veriyor! 80 milyonun her yetkisini bir kişiye veriyor. Buün o kişiye güvenebilirsiniz ama o kişinin başına bir şey gelirse kim gelecek yerine? O kişi isterse yerine eşini getirebiliyor, ki Azerbaycan’da örneğini yaşadık, çocuğunu getirebilenler dahi var.

REJİM DEĞİŞİNCE AKAN SULAR DURUYOR

Anayasa mahkemesinin 15 üyesinin 12’sini atayacak, e bu kişiler bir durum olursa onu yargılayabilir mi? Başbakan yok o makamı yok ediyorlar. TBMM’nin içini yetkisini boşaltıyorlar. Rejimi değişiyor, rejim değişikliği dediğiniz zaman akan sular duruyor. 15 yıldır birçok şeyde beni yanılttılar aldattılar dedin. E şimdi ortalık cayır cayır yanarken yangına körükle gidip toplumu ayırmanın hayırcıları darbece hain olarak nitelemek kabul edemiyorum, üzülüyorum.

KARIŞ KARIŞ GEZİYORUM DAHA İYİ BİR TÜRKİYE MÜMKÜN

Daha iyi bir Türkiye mümkün, herkesin mutlu olduğu Türkiye’yi birlikte yaratacağız. İnşallah 16 nisanı cumhuriyetimizi koruyarak daha da yükselterek geçireceğiz. Ama hemen ertesi gün oturup parlamenter sistemi nasıl daha iyi çalıştırabiliriz oturup ona çalışmamız lazım. Çalışıyorum Anadolu’ya karış karış geziyorum gittiğim yerleri gördükçe de umut oranım artıyor.

malatya

13

Umut Oran’dan Başbakan’a teşvik çağrısı

Doğu Güneydoğu paketinizin başarılı olmasını yürekten diliyorum, ancak eksik attığınız adımlar var…

Umut Oran

Basın Açıklaması

05.9.2016 

UMUT ORAN: BAŞBAKANA TEŞVİK KONUSUNDA ÇAĞRIDA BULUNUYORUM 

DOĞU-GÜNEYDOĞU PAKETİNİZİN BAŞARILI OLMASINI YÜREKTEN DİLİYORUM, ANCAK EKSİK ATTIĞINIZ ADIMLAR VAR. 2008’DEN BERİ TOPLANMAYAN EKONOMİK VE SOSYAL KONSEYİ LÜTFEN ARTIK ACİLEN TOPLAYINIZ. DAHA ÖNCE İŞLEMEYEN 5 PAKET HAZIRLADINIZ, BUNUN AKIBETİ DE ÖNCEKİLERLE AYNI OLMASIN. BÖLGEDEKİ İŞADAMLARI, SOSYAL ÇEVRELER VE TBMM’NİN DE DAHİL EDİLECEĞİ YENİ BİR KALKINMA İKLİMİNİ YARATINIZ.

Başbakan bugün Doğu ve Güneydoğu’ya yönelik bir teşvik paketi açıkladı. Doğu ve Güneydoğu’daki 23 ili kapsayan teşvik paketi ile yatırımcılara 35 milyar dolarlık destek vaat ediliyor. Paketin içeriğinde bölgeye yapılacak yatırımlara verilecek cazip teşvik ve destekler yer alıyor. Bu sayede bölgenin cazibe merkezi haline getirileceği, yatırımların, istihdamın hızla artırılacağı öne sürülüyor.

AKP hükümetleri yıllardır durmadan paket açıklıyor. Hepsinde çok cazip teşvik ve destek unsurları yer alıyor. Ancak uygulamaya bakıldığında teşvik paketleri ile vaat edilen üretim, yatırım ve istihdam artışı bir türlü gerçekleşmiyor. Zaten durmadan yeni paket açıklamaları bir önceki paketin işe yaramadığını teyit ediyor.  Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz: Bugüne kadarki teşviklerin sonuçları ortada.

AKP, ülkede demokrasiyi, hukuk devletini ve buna bağlı olarak güveni ve yatırım ortamını yok etmiştir. Demokrasiden, hukuk devletinden uzaklaşma, yatırımcıyı caydıran bir tabloya yol açmıştır. Bugün ekonomide ciddi bir durgunluk yaşanıyor, piyasalarda para dönmüyor, karşılıksız çek ve protestolu senetlerde patlama yaşanıyor, ülkeye sermaye girişleri durma noktasında, yatırım planları erteleniyor. Ekonomisinin geldiği tıkanma noktasında yatırımlarda, sanayi üretiminde, ihracatta sert düşüşler yaşanıyor. İşsizlik almış başını gitmiş durumda. Hukuksuzluk, tek adam yönetimi ve keyfilik ülkeye güveni bitirmiş. Belirsizlik ortamında bankalar, kat kat teminat gösterseler bile yatırımcıya, esnafa, KOBİ’ye kredi kullandırmıyor. Ülke yatırımcısı, yatırımlarını başka ülkelere kaydırıyor.

Hükümet inandırıcılığını yitirmiştir. Ne kadar cazip teşvik paketleri açıklarsa açıklasın, ülkede demokrasiyi, hukuk devletini yeniden tesis edip, belirsizliği ortadan kaldırmadığı, herkesin önünü görebileceği bir ortamı yaratamadığı sürece kâğıt üzerindeki bu teşvik vaatleri yatırımları harekete geçiremeyecek, ekonomiyi canlandıramayacaktır.

Başbakan bölgedeki 23 ilde 67 bin konut, Batman, Diyarbakır ve Malatya’ya 3 yeni stadyum yapılacağını söylüyor: 10 yıllık Yatırım diye sundukları inşaat ve rant… İktidarları boyunca devlet eliyle gayrimenkul rantları yaratarak ekonomiyi inşaatla döndürmekten başka bir şey bilmeyen AKP’nin bu politikası da çoktan tıkanmıştır.

Başbakan bölgenin temel kalkınma dinamiğinin tarımda olduğunu ve bu alana güçlü teşvikler vereceklerini söylüyor. AKP iktidarı dönemine baktığımızda, bunun tam da tersini yaptıklarını görürüz. Bir bölgesel kalkınma planı olarak başlanan GAP’ta, bölgeye doğrudan katkısı olmayan baraj yapımları ile sudan üretilecek elektriğe öncelik verilip, bölgeyi asıl kalkındıracak sulama projelerinin ihmal edildiğini görüyoruz.  GAP’ı, bölge için kalkınma projesinden çok Batı için enerji yatırımına dönüştürdüler. GAP’ta öngörülen sulama şebekesinin ancak % 17,3’ü tamamlanabildi ve 1,8 milyon hektar arazinin sadece % 20’si sulanabiliyor. Bölge kalkınmasına önemli katkı yapacak olan sulama yatırımları ve genel olarak GAP’ın gecikmesi, teröre uygun zemin yaratan olumsuz sosyoekonomik koşulların devamına yol açmıştır. Bunca yıldan sonra uyardığımız bu konuyu nihayet gördüler ve bu eksiği gidermeye çalışıyorlar. Bölgede mülkiyet eşitsizliği had safhada, ancak bu haliyle bölgede tarıma verilecek teşvikler de daha çok büyük toprak sahiplerinin işine yarayacak, sosyal yapıyı iyileştirmeyecektir. 

AKP, 2002’de ‘sıfır’ noktasından alıp, izlediği yanlış ve tutarsız politikalarla ayrılıkçı terörü zirveye çıkardığı Doğu ve Güneydoğu’da 14 yılda yapmadığını, yapamadığını şimdi nasıl yapacak? 2005 sonrası dönemde AB müzakere süreçlerinin başlamasının etkisiyle Türkiye’ye dış yatırım yağarken, yerli yatırımcının en aktif olduğu yıllarda Doğu ve Güneydoğu’ya götüremediği yatırımları, AB’den ve dünyadan tümden dışlandığımız, güveni tümden yitirdiğimiz, herkesin yarın ne olacak, nerede bir büyük patlama, bir terör olayı yaşanacak korkusuyla yaşadığı bu dönemde mi götürecek?

Doğu-Güneydoğu içinde tüm ülke için çözümün; yatırımları, üretimi, istihdamı artırmanın, kalkınmanın ve büyümenin adresi birinci sınıf demokrasidir.

Türkiye’nin ‘ama’sız, ‘fakat’sız üretmeye ihtiyacı var, istihdam ve ihracat odaklı sektörel kümelenmelerle bölgesel kalkınma hikayesini bir an evvel başlatmak lazım. Ve artık ihracatımızın içerisindeki teknoloji ürünleri oranında, 20 yıl öncekiyle aynı seviyede olduğumuz bu makus tabloyu değiştirmek lazım. 20 yıl önce Türkiye gibi Çin’in ihracatının da ancak yüzde 5’i ileri teknoloji idi bugün biz hala yüzde 5’le yerimizle sayıyoruz, Çin ise yüzde 25’lere ulaştı. 

Sonuçta;

  • Bu paketin bölgede yatırım, üretim ve istihdamı artırma konusunda kayda değer bir katkısı olmayacaktır. Bu da öncekiler gibi süslü vaatler içeren, tamamen göz boyama amaçlı bir pakettir.
  • Siyasal istikrarı, güveni sağlamak, demokrasiyi, hukuk devletini onarıp ekonomide kötüye gidişin önüne geçmek ve halka iş ve aş yaratacak yatırımların önünü açmak, üretim ve istihdam artışını sağlamak için Türkiye’nin acilen yeni bir yönetim anlayışına ve toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır.
  • Bu paket daha çok yıllardır ihmal edilen sosyal kalkınmayı içeriyor, ekonomik kalkınmanın gerçekleşebilmesi içinse ekonomim aktörleriyle bir toplumsal mutabakat gerekir. Bölgeye gidecek çalışacak insanlarla mutabakat sağlanarak, yeni bir hikaye yazılması lazım.
  • Buradan Sayın Başbakana da bir çağrıda bulunuyorum: Doğu Güneydoğu paketinizin başarılı olmasını yürekten diliyorum ancak eksik attığınız adımlar var. 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konseyi lütfen artık acilen toplayınız. Daha önce işlemeyen 5 paket hazırladınız, bunun akıbeti de öncekilerle aynı olmasın. Bölgedeki işadamları, sosyal çevreler ve TBMM’nin de dahil edileceği yeni bir kalkınma iklimini yaratınız.

Basın Açıklaması;

İndir (PDF, 218KB)

Kapalı kapılar ardında 14 yıldır aynı hikaye – Cumhuriyet

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran, dün açıklanan teşvik paketinin AKP’nin bölgeye dönük hazırladığı altıncı paket olduğunu vurgulayarak, “Paket’te işveren kurumları, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve TBMM devre dışı bırakıldı. Ekonomik ve Sosyal Konsey’in fikirleri alınmadı. Bu, masa başında yapılan bir PR çalışmasıdır. 14 yıldır beş kez bu yolla teşvik paketi açıkladılar. Bu altıncısı. Aktörleri devre dışı bırakırsanız bir sonuç alamazsınız” dedi.

CUMHURİYET

AKP GAP’ı Unuttu, GAP’la İlgili Sözlerini Yuttu

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, AK Parti’nin, GAP’ı ihmal ettiğini belirterek, “Tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan, ülke kalkınmasına önemli katkılar sağlayacak GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önemdedir” dedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

01.02.2015 

GÜNEYDOĞU’DA GAP TAMAMLANMADAN BARIŞ GELMEZ, EKSİK KALIR 

AKP; ülkemizin önemli siyasal, sosyal, demografik sorunlarının kaynağında yatan bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldıracak GAP’ı ihmal etmiştir. Tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan, ülke kalkınmasına önemli katkılar sağlayacak GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önemdedir. 

Ülkemizde siyasal, sosyal, ekonomik ve demografik sorunların temelinde yatan bölgeler arası gelişmişlik farklarını ortadan kaldıracak, bölge ve ülke kalkınmasına önemli katkı sağlayacak olan Güneydoğu Anadolu Projesi’nde (GAP), yılların ihmali ve gecikmeye son verilmesi, yeni bir ruh ve kararlılıkla GAP yatırımlarının hızlandırılarak tamamlanması gerekiyor.

Dünyanın en büyük entegre bölgesel kalkınma projelerinden GAP, Türkiye nüfusunun yüzde 11’inin yaşadığı Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerini kapsıyor. Bu iller toplam 75 bin 358 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin ise yüzde 20’si GAP Bölgesi’nde yer alıyor. Bu illerde halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek için 1980’lerde uygulamaya konulan ve tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önem taşıyor.

AKP, VERDİĞİ SÖZLERİ TUTMADI…

AKP iktidarında 2002-2008 döneminde GAP adeta unutuldu, GAP’ın adı dahi anılmadı. AKP, 2008’de ilan ettiği “Kürt Açılımının ekonomik ayağı” niteliğinde bir GAP Eylem Planı’nı açıkladı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Mayıs 2008’de neredeyse tüm kabineyi yanına alarak gittiği Diyarbakır’da törenle 2008-2012 dönemini kapsayan GAP Eylem Planını açıkladı. Erdoğan, yeni Eylem Planı ile GAP’ı hızlandırma; bölgede yatırım, üretim ve istihdamı artırma yönünde iddialı vaatlerde bulundu.  GAP’ın mali portresi 2008 yılı fiyatlarıyla toplam 41.2 milyar TL olarak hesaplanmış, 2007 sonuna kadar yapılan toplam harcama 25.6 milyar TL, nakdi gerçekleşme oranı yüzde 62.2 olmuştu. 2008-2012 GAP Eylem Planı’nda (2008 fiyatlarıyla) 26.7 milyar TL kaynak aktarımı öngörülürken, eylem planı döneminde (2012 fiyatlarıyla) toplam harcama 14.7 milyarda kaldı. “Kürt açılımı” başarısız olunca, GAP Eylem Planı da adeta hükümetin gündeminden düştü. Hal böyle olunca, “temin edilmiş” o kaynaklar GAP’a akıtılmadı. Vaat edilen kaynağın neredeyse yarısı kadar bir harcama gerçekleşebildi. Enflasyonla güncelleme durumunda ise gerçekleşen harcama reel bazda çok daha düşük. Üstelik yapılan harcamanın da büyük bölümü, çalışanlar ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarıldı. GAP’ta öngörülen sulama şebekesinin ancak yüzde 17.3’ü tamamlanabildi ve 1.8 milyon hektar arazinin sadece yüzde 20’si sulanabiliyor. Tamamlanan 16 barajda tutulan su araziye verilemiyor. Oysa bu arazinin tamamının sulanabilmesi, Türkiye’nin tarımsal üretimini iki katına çıkaracak.

GAP Bölgesinde gerekli istihdam artışı sağlanamadı. Bölgede işsizlik ülke ortalamasının yaklaşık 5 puan üzerinde seyrediyor. Bölgede yer alan 5 il Türkiye’de işsizlikte başı çekiyor. Türkiye’de en yüksek işsizlik; yüzde 23,4’le Batman, yüzde 20,6 ile Mardin, yüzde 20,5 oranıyla Siirt, yüzde 20,1’le Şırnak ve yüzde 18,7’le Diyarbakır’da bulunuyor.

GAP bölgesindeki iller göç vermeye devam ediyor. Türkiye nüfusunun halen yüzde 11 oranındaki 7.6 milyonu GAP bölgesindeki 9 ilde yaşıyor. GAP illerinin toplam nüfusu 2014 yılında yaklaşık 522 bin kişi azalmıştır.

GAP’ta pamuk üretimi gerilemektedir. 2002-2013 döneminde Şanlıurfa dışındaki illerde düşüş yaşanmıştır. En hızlı düşüş yüzde 96 ile Siirt’te gerçekleşmiştir.

İHMAL DEVAM EDİYOR…

Bölgede halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek amacıyla uygulamaya konulan GAP, Türkiye’de ciddi siyasal, sosyal, demografik sorunlara kaynaklık eden bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve ülke kalkınması açısından stratejik önemdedir. Tamamlandığında 3.8 milyon kişiye istihdam sağlanacağı belirtilen GAP, sadece bölge değil ülke kalkınması, ekonomik büyüme, istihdam artışı ve işsizlik sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacaktır.

AKP ise ülke kalkınması, sosyal barış ve huzur bağlamında kalıcı yararlar sağlayacak uzun soluklu GAP yerine, kısa vadede canlılık yaratacak inşaat- toplu konut, duble yol, köprü gibi rant projelerine ağırlık vermeyi tercih etmiştir. Eylem Planı kapsamında verilen sözler tutulmamıştır. Geçen yıl hazırlandığı söylenen, “adı var kendi yok” nitelikteki yeni eylem planı da bir türlü ilan edilememiştir. Bölgeye yönelik “çözüm süreci” gibi GAP’ın akıbeti de halen belirsizdir. GAP’ta ihmal devam ediyor. Oysa ekonomik, siyasal ve sosyal nedenlerden dolayı Türkiye’nin, GAP’ı ihmal etme lüksü yoktur.

GAP’ın bir an önce tamamlanması, tüm iktidarların birincil önceliği olmalıdır. 

Yeni bir hamle ile GAP yatırımlarına hız verilmeli; ülkemiz için hayati önemdeki bu bölgesel kalkınma projesi hızla tamamlanmalıdır. 

GAP’ta yeni bir eylem planı uygulamaya konularak; ayrılan kaynaklar, devlet yardımları ve teşvik araçları artırılmalıdır. 

Bölgede tarıma dayalı sanayinin ötesinde genel bir sanayileşme stratejisi izlenmelidir.

Öncelikle; insanına iş-aş sağlanarak bölge yaşanılır hale getirilmeli, bölgenin göç vermesi önlenmelidir. Güneydoğuda insani sosyal ekonomik kalkınma olmadan, GAP tamamlanmadan, iş aş olmadan kalıcı barış olmaz. 

GAP yatırımlarının hızla tamamlanması bölge sanayisinin gelişmesi, bölgesel kalkınma, gelişmişlik farklarının giderilmesi yönünde önemli katkılar sağlayacaktır. 

Bölgenin kalkınması aynı zamanda ülke kalkınması, toplumsal refahı, sosyal barışı ve huzuru da beraberinde getirecektir.

AKP GAP'ı Unuttu, GAP'la İlgili Sözlerini Yuttu

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, AK Parti’nin, GAP’ı ihmal ettiğini belirterek, “Tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan, ülke kalkınmasına önemli katkılar sağlayacak GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önemdedir” dedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

01.02.2015 

GÜNEYDOĞU’DA GAP TAMAMLANMADAN BARIŞ GELMEZ, EKSİK KALIR 

AKP; ülkemizin önemli siyasal, sosyal, demografik sorunlarının kaynağında yatan bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldıracak GAP’ı ihmal etmiştir. Tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan, ülke kalkınmasına önemli katkılar sağlayacak GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önemdedir. 

Ülkemizde siyasal, sosyal, ekonomik ve demografik sorunların temelinde yatan bölgeler arası gelişmişlik farklarını ortadan kaldıracak, bölge ve ülke kalkınmasına önemli katkı sağlayacak olan Güneydoğu Anadolu Projesi’nde (GAP), yılların ihmali ve gecikmeye son verilmesi, yeni bir ruh ve kararlılıkla GAP yatırımlarının hızlandırılarak tamamlanması gerekiyor.

Dünyanın en büyük entegre bölgesel kalkınma projelerinden GAP, Türkiye nüfusunun yüzde 11’inin yaşadığı Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerini kapsıyor. Bu iller toplam 75 bin 358 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin ise yüzde 20’si GAP Bölgesi’nde yer alıyor. Bu illerde halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek için 1980’lerde uygulamaya konulan ve tarım, enerji, sanayi, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, turizm, kırsal ve kentsel altyapı gibi birçok sektörü kapsayan GAP’ın tamamlanması, sadece bölge değil ülke kalkınması için de hayati önem taşıyor.

AKP, VERDİĞİ SÖZLERİ TUTMADI…

AKP iktidarında 2002-2008 döneminde GAP adeta unutuldu, GAP’ın adı dahi anılmadı. AKP, 2008’de ilan ettiği “Kürt Açılımının ekonomik ayağı” niteliğinde bir GAP Eylem Planı’nı açıkladı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Mayıs 2008’de neredeyse tüm kabineyi yanına alarak gittiği Diyarbakır’da törenle 2008-2012 dönemini kapsayan GAP Eylem Planını açıkladı. Erdoğan, yeni Eylem Planı ile GAP’ı hızlandırma; bölgede yatırım, üretim ve istihdamı artırma yönünde iddialı vaatlerde bulundu.  GAP’ın mali portresi 2008 yılı fiyatlarıyla toplam 41.2 milyar TL olarak hesaplanmış, 2007 sonuna kadar yapılan toplam harcama 25.6 milyar TL, nakdi gerçekleşme oranı yüzde 62.2 olmuştu. 2008-2012 GAP Eylem Planı’nda (2008 fiyatlarıyla) 26.7 milyar TL kaynak aktarımı öngörülürken, eylem planı döneminde (2012 fiyatlarıyla) toplam harcama 14.7 milyarda kaldı. “Kürt açılımı” başarısız olunca, GAP Eylem Planı da adeta hükümetin gündeminden düştü. Hal böyle olunca, “temin edilmiş” o kaynaklar GAP’a akıtılmadı. Vaat edilen kaynağın neredeyse yarısı kadar bir harcama gerçekleşebildi. Enflasyonla güncelleme durumunda ise gerçekleşen harcama reel bazda çok daha düşük. Üstelik yapılan harcamanın da büyük bölümü, çalışanlar ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarıldı. GAP’ta öngörülen sulama şebekesinin ancak yüzde 17.3’ü tamamlanabildi ve 1.8 milyon hektar arazinin sadece yüzde 20’si sulanabiliyor. Tamamlanan 16 barajda tutulan su araziye verilemiyor. Oysa bu arazinin tamamının sulanabilmesi, Türkiye’nin tarımsal üretimini iki katına çıkaracak.

GAP Bölgesinde gerekli istihdam artışı sağlanamadı. Bölgede işsizlik ülke ortalamasının yaklaşık 5 puan üzerinde seyrediyor. Bölgede yer alan 5 il Türkiye’de işsizlikte başı çekiyor. Türkiye’de en yüksek işsizlik; yüzde 23,4’le Batman, yüzde 20,6 ile Mardin, yüzde 20,5 oranıyla Siirt, yüzde 20,1’le Şırnak ve yüzde 18,7’le Diyarbakır’da bulunuyor.

GAP bölgesindeki iller göç vermeye devam ediyor. Türkiye nüfusunun halen yüzde 11 oranındaki 7.6 milyonu GAP bölgesindeki 9 ilde yaşıyor. GAP illerinin toplam nüfusu 2014 yılında yaklaşık 522 bin kişi azalmıştır.

GAP’ta pamuk üretimi gerilemektedir. 2002-2013 döneminde Şanlıurfa dışındaki illerde düşüş yaşanmıştır. En hızlı düşüş yüzde 96 ile Siirt’te gerçekleşmiştir.

İHMAL DEVAM EDİYOR…

Bölgede halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek amacıyla uygulamaya konulan GAP, Türkiye’de ciddi siyasal, sosyal, demografik sorunlara kaynaklık eden bölgeler arası gelişmiş farklarını ortadan kaldırma ve ülke kalkınması açısından stratejik önemdedir. Tamamlandığında 3.8 milyon kişiye istihdam sağlanacağı belirtilen GAP, sadece bölge değil ülke kalkınması, ekonomik büyüme, istihdam artışı ve işsizlik sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacaktır.

AKP ise ülke kalkınması, sosyal barış ve huzur bağlamında kalıcı yararlar sağlayacak uzun soluklu GAP yerine, kısa vadede canlılık yaratacak inşaat- toplu konut, duble yol, köprü gibi rant projelerine ağırlık vermeyi tercih etmiştir. Eylem Planı kapsamında verilen sözler tutulmamıştır. Geçen yıl hazırlandığı söylenen, “adı var kendi yok” nitelikteki yeni eylem planı da bir türlü ilan edilememiştir. Bölgeye yönelik “çözüm süreci” gibi GAP’ın akıbeti de halen belirsizdir. GAP’ta ihmal devam ediyor. Oysa ekonomik, siyasal ve sosyal nedenlerden dolayı Türkiye’nin, GAP’ı ihmal etme lüksü yoktur.

GAP’ın bir an önce tamamlanması, tüm iktidarların birincil önceliği olmalıdır. 

Yeni bir hamle ile GAP yatırımlarına hız verilmeli; ülkemiz için hayati önemdeki bu bölgesel kalkınma projesi hızla tamamlanmalıdır. 

GAP’ta yeni bir eylem planı uygulamaya konularak; ayrılan kaynaklar, devlet yardımları ve teşvik araçları artırılmalıdır. 

Bölgede tarıma dayalı sanayinin ötesinde genel bir sanayileşme stratejisi izlenmelidir.

Öncelikle; insanına iş-aş sağlanarak bölge yaşanılır hale getirilmeli, bölgenin göç vermesi önlenmelidir. Güneydoğuda insani sosyal ekonomik kalkınma olmadan, GAP tamamlanmadan, iş aş olmadan kalıcı barış olmaz. 

GAP yatırımlarının hızla tamamlanması bölge sanayisinin gelişmesi, bölgesel kalkınma, gelişmişlik farklarının giderilmesi yönünde önemli katkılar sağlayacaktır. 

Bölgenin kalkınması aynı zamanda ülke kalkınması, toplumsal refahı, sosyal barışı ve huzuru da beraberinde getirecektir.

GAP eylem planına ilişkin değerlendirme ve görüşler

Bu çalışma, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, 28 Mayıs 2008 tarihinde Diyarbakır’da açıkladığı “GAP Eylem Planı”na istinaden görüş ve değerlendirmeleri içermektedir. Çalışmada, olumlu bulunan noktaların altı çizilirken, eksik ya da yanlış bulunan konular da işaret edilmiştir. Dileğim, bu eylem planının da 1989 yılında hazırlanan

ve 2002 yılında revize edilen GAP Master Planı gibi aradan geçen sürede kadük kalmaması; başta bölge insanı olmak üzere bütün vatandaşlarımızın yeşeren umutlarını hayal kırıklığına uğratmamasıdır.

GENEL GİRİŞ

Öncelikle, Başbakanın, 12 Bakanın katılımıyla Diyarbakır’da, geniş bir eylem planı açıklaması prensip olarak doğru buluyorum. Ancak, maalesef planın içeriği ve derinliğinin; planın genişliği ile paralel olduğunu söylemem maalesef mümkün değil. Diğer taraftan, planın Devlet Bakanı Sn.Nazım Ekren’e de sunulan, “GAP Kalkınma Platformu” nun 9 aydan uzun süren çalışmalarına atıfta bulunmaması ve platformun hazırladığı somut rapordan istifade etmemesini, özellikle bölgedeki yatırımcı açısından düşündürücü bir nokta olarak öne çıkmaktadır. Açıklanan birçok niyetin bundan önceki 17 paket gibi niyet düzeyinde kalmamasını umar, asıl farkın uygulamada ortaya konması gerektiğini belirtmek isterim. Yine açıklanan eylem planındaki hedeflerin birçoğunun 1989 yılında hazırlanan, 2002 yılında revize edilen GAP Master Planı’ndaki hedeflerle rakamsal anlamda dahi benzerlik göstermesi, Başbakanın açıkladığı eylem planına dair yeni bir beklenti yaratmamaktadır. Diğer bir ifade ile Başbakanın açıkladığı eylem planında yeni bir hedef bulunmamakla birlikte zamansal bir hedef eklenmiş olmakta ancak “ nasıl “ sorusu yanıtsız bırakılmaktadır.

Verilere bakıldığında toplam maliyeti 41.3 milyar YTL olan GAP’ta 2007 sonu itibarıyla nakdi gerçekleşme oranı yüzde 62 düzeyindedir. Tarım yatırımlarında gerçekleşme oranı yüzde 27, enerji yatırımlarında gerçekleşme oranı yüzde 84, ulaştırma/haberleşme yüzde 46, turizm yüzde 35 düzeyindedir. Görüldüğü üzere genel gerçekleşme oranı yeterli seviyede değildir. Projenin gerçekleşmesi için gerçekçi bir finansal planın ortaya konması gerekmektedir.

Bu çalışmada önce eylem planına dair olumlu bulduğum noktaları, ardından eleştirilerimi ve son olarak da önerilerimi aktaracağım.

OLUMLU ADIMLAR

Aşağıda sıraladığım noktaları, içeriklerine ve “ nasıl “ gerçekleştirileceklerine dair yeterli bilgi sunulmamasına rağmen niyet anlamında olumlu değerlendiriyorum.

– Öncelikle planın, ‘ekonomik kalkınma’, ‘sosyal gelişme’, ‘kurumsal kapasite’ ve ‘altyapı’ olmak üzere 4 eksen ve 73 alt başlık altında geniş bir bakış açısıyla sunulmasını olumlu değerlendirmekteyim.

– Ekonomik kalkınma başlığı altında açıklanan; yeni yatırım desteklerini, sübvansiyonlu kredi, mayınlı arazilerin temizlenmesini gibi vaatleri olumlu buluyorum.

– Altyapı geliştirme kapsamında açıklanan sulama projelerinin hızla realize edilmesi gerektiğine inanıyorum.

– Sosyal gelişme başlığı altında okullaşmaya dair önemli olduğunu ve hızlı gerçekleşmesini temenni ediyorum.

ELEŞTİRDİĞİM NOKTALAR

Öncelikle, bu eylem planına iyi niyetli bir bakış açısıyla yaklaşıyor; planı daha öncelik 17 eylem planının birçoğunda olduğu gibi vizyon bazında olumlu ancak strateji ve taktik anlamda yetersiz buluyorum.

– Öncelikle, kişisel olarak dahil olduğum, Devlet Bakanı Nazım Ekren aracılığıyla hükümete sunulan GAP Kalkınma Platformu’nun konuyla ilgili çalışmalarının dikkate alınmadığı görülmektedir. Hükümetin de temsil edildiği, uzun süredir konuyla ilgili somut çalışmalar yapan GAP Kalkınma Platformu’nun çalışmasını dikkate alınmamasının, hükümet adına bir yönetsel koordinasyon zaafına işaret ettiğini görmekteyim. Bu zaafiyet, eylem planının uygulanması aşamasında büyük zararlara yol açabileceği düşüncesindeyim, zira yapılan çalışma, özellikle bölgeye yatırım gelmesinin önünü açacak, devlet yardımı (vergi muafiyeti-teşvik) sisteminin hayata geçirilmesini sağlayacak bir mekanizmadır.

– GAP Rekabet Gündemi kapsamında hazırlatılan ve GAP Kalkınma Platformu tarafından kaynak olarak kullanılan plana göre, tarım dışında, bölgede 3 stratejik sektör belirlenmişti: Turizm, organik giysi ve yenilenebilir enerji. Başbakan’ın açıkladığı eylem planında ya bu sektörlere dair yeterli bir vurgu yapılmamış ya da bu sektörlerden hiç bahsedilmemiştir. Bölge organik pamuk üretiminde lider olmasına ve bölgede organik tekstil-hazır giyim üretiminde büyük potansiyel bulunmasına rağmen bu sektör dikkate alınmamıştır.

2002’de revize edilen GAP Master Planı ile düşündürücü benzerlikler…

– İddialı bir şekilde ortaya konan hedeflerin 1989 yılında açıklanan ve 2002 yılında revize edilen GAP Master Planı’ndaki hedeflerle rakam bazında dahi paralellik göstermesi bu eylem planın güvenilirliğini sarsmakta, hangi ölçüde güncel verilerle hazırlandığı konusunda soru işaretleri uyandırmaktadır. 1989 yılında hazırlanan ve 2002 yılında revize edilen GAP Master Planı’nda şu hedefler açıklanmıştır:

* 1.7 milyon hektar alanın sulanması

* Kişi başı gelirin %209 oranında artması

* 3.8 milyon kişiye istihdam sağlanması

Başbakan 6 yıl önce revize edilen planda yer alan bu hedefleri sanki yeni bir hedef gibi açıklamıştır.

– Eylem planında, tarımsal işletmelere destek verileceği kaydedilmekte bu tarımsal işletmelerin sanayi ile entegrasyonun nasıl gerçekleştirileceğine dair bir strateji ve taktik ortaya konmamaktadır.

– Diğer taraftan hükümet işletmelere, sanayiciye vaat ettiği kaynağı hangi kriterlere göre vereceğini belirtmemektedir. Bu da kaynakların yanlış noktalara yönelmesi tehlikesine yol açabilir.

– Hükümet gerçekleştirmeyi vaat ettiği eylem planı için 7.3 milyar YTL büyüklüğünde bir kaynak öngördü. GAP’taki projelerin finansmanı için halen 4.9 milyar YTL büyüklüğünde bir finansman açığı bulunuyor; bu rakamın da bütçe dışı finansman kaynaklarından sağlanacağı ifade ediliyor. Bu bütçe dışı kaynağın ne olduğunun açıklanması gerekmektedir.

– Hükümet 3 milyon 800 bin kişiye iş sağlayacağını açıklamıştır. Ancak, bununla ilgili olarak gerçekçi bir plan ve kaynak sunulmamaktadır. Burada sulanacak hektar başına 1.5 kişinin tarımda çalışma şansı bulacağı ve bunun diğer sektörlerde yaratacağı sinerji üzerinden hesaplanmaktadır. Bu hesaplama tarımın geldiği nokta ve rekabetçi tarımsal üretim için şart olan teknoloji kullanımı dikkate alındığında hektar başına 1.5 kişiye iş bulmayı öngörmek gerçekçi değildir. Yine Türkiye’de toplam işsiz sayısının 2.5 milyon dolayında olduğu düşünüldüğünde rakamın ulaşılabilirliği şüphe yaratmaktadır.

– Şu an bölgede “ 9 “ ilde mevcut sanayi istihdamının 85 bin kişi düzeyinde olduğu dikkate alındığında hükümetin ortaya koyduğu hedefin ne kadar gerçekçi olduğu konusunda soru işaretleri ortaya çıkmaktadır.

– Eylem planında cazibe merkezleri kurulacağı ifade edilmiştir. Halihazırda bölgede kalkınma ajanslarının faaliyet gösterdiği GAP İdaresi’nin yükümlülükleri dikkate alındığında kurulacak cazibe merkezlerinin katkıdan ziyade bir koordinasyon sorununa yol açma ihtimali bulunmaktadır. Çünkü 3 kurumun da yetki sorumluluk ve görevleri birçok noktada çakışmaktadır. (GAP İdaresi, Kalkınma Ajansları, Cazibe Merkezleri)

– Bölgede her ilde tüm kanaat önderlerinin katılımıyla, GAP konusundaki güncel planları yakından tanıyan ve takip eden Devlet Bakanı Sn. Nazım Ekren’in açıklanan eylem planının teknik içeriğine dair bilgilendirici bir açıklama yapmasının son derece yararlı olacağını düşünmekteyim.

ÖNERİLER

– Hükümet, bu eylem planının düzenli olarak izleneceğini ifade etmiştir. GAP ve bölgedeki kalkınma bir devlet meselesi olduğu için bu izlemenin şeffaf, siyaset üstü bir şekilde yapılması için gerekli kurumsal yapı oluşturulmalıdır. Sivil toplumun ve bürokrasinin de yer alacağı şeffaf bir mekanizmanı kurulmalıdır.

– GAP Bölgesi’nde Rekabet Odakları ile ilgili olarak gerek rekabetin sürdürülebilirliği gerek yerel yönetişimin sağlanması ve ayrıca merkezi hükümet ve yerel aktörler arasında yönetişimin temin edilmesine yönelik bölge kanaat önderlerinin dahil olduğu “ GAP Yürütme Kurulu “ nun teşkil edilmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyim.

– Hükümetin öncelikle, GAP Kalkınma Platformu çerçevesinde tespit edilen öncelikli sektörleri ve yine platformun şubat ayında yaptığı toplantıda ortaya koyduğu devlet yardımlarında yeni yaklaşım önerilerinin dikkate alınması gerektiğine inanıyorum.

– GAP Rekabet Gündemi’nin 2007 yılı sonunda tamamladığı, dünya çapında tanınmış 11 yabancı kümelenme uzmanın katkıda bulunduğu ve Birleşmiş Milletlerin (BM) de desteklediği çalışma uyarınca bölgede stratejik sektörler belirlenmiş ve nasıl bir kalkınma stratejisi izleneceği belirtilmiştir. Bu kalkınma stratejisinin ihracatı destekleyecek bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu çalışmanın dikkate alınarak mevcut eylem planının gözden geçirilmesi gerekmektedir.

– GAP İdaresi’nin aradan uzun bir süre geçmesine rağmen halen başkanı atanmamıştır. GAP Projesi’nden birinci derecede sorumlu bu kurumun daha etkin olması için bu atamanın yapılması gerekmektedir.

– GAP Kalkınma Platformu tarafından önerilen teşvik mekanizmasının dikkate alınması gerekmektedir. GAP Kalkınma Platformu’nun 2008 Şubat ayında gerçekleştirdiği toplantıda sunduğu, GAP bölgesinde kısa ve uzun vadeli şu tedbirlerin değerlendirilmesi gerekmektedir:

– GAP Bölgesi’nde asgari ücret uygulaması yerine her ilde Valilik ve ilin kanaat önderlerinden oluşan bir grubun belirleyeceği ücret politikası ile her yıl ücretlerin tespit edilmesi,

– Bölgede çalışanlar üzerinden SSK ya da gelir vergisi kesintisinin yapılmaması, ücretlerin vergiden muaf olması,

–  Bölgede ihracata yönelik üretim yapan şirketler arasında, ‘istihdam sayısı’, ‘ihracat miktarı’ ve ‘yerli ara malı kullanım oranları’ gibi ölçütler bazında istihdam odaklı ve net ihracat hedefli olanların belirlenmesi ve bunlara yönelik Eximbank kredi koşullarından farklı olarak daha uzun vadeli ve daha düşük faiz oranlı kredi temin edilmesi,

– Bölgede üretilen ürünlerin; liman, gümrük ya da hava alanlarına taşınmasında firmaların ihracat cirolarına göre kademeli olarak, nakliyelerinde kullanılmak üzere ÖTV vergisiz ya da düşük vergili akaryakıt desteğinin gerekli denetim mekanizmaları kurularak sağlanması,

– Bölgede üretim yapan şirketlere, istihdam ettikleri kişi sayısına göre kademeli enerji desteğinin sağlanması ve bu muafiyetin işletmelerin aylık kullandıkları enerjinin fatura bedellerinden mahsup sistemi ile karşılanması. Saygılarımla,

Umut Oran

Nitelikli Sanayi Bölgesi (QIZ)

OBAMA ZİYARETİ, ABD İLE ‘SMART’ İLİŞKİLERE KAPI AÇSIN…

Hem küresel ölçekte hem de bölgemizde yeni dengelerin, yeni yapıların oluştuğuna şahit oluyoruz. Böylesi bir değişim döneminde ABD Başkanı Obama’nın Türkiye’ye yapacağı ziyaret kuşkusuz Türkiye ve içinde bulunduğu coğrafya için büyük önem taşıyor. Obama’nın ABD olarak 2010 yılına kadar Irak’taki muharip güçlerini çekeceklerini ve bölgenin istikrarına büyük önem verdiklerini açıklamış olması bu noktada olumlu işaretler olarak değerlendirilmeli.

Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un, ABD olarak bundan sonra dünya genelinde ‘askeri güce karşılık gelen ‘hard power-sert güç’ politikası izlemek yerine, ekonomik ve diplomatik ilişkiler ile askeri gücün bir arada değerlendirildiği ‘Smart Power – Akıllı Güç’ stratejisi izleyeceklerini açıklamıştır.

Bu yaklaşım ABD’nin yeni dönemdeki uluslararası ilişkiler politikasının genel hatları konusunda değerli işaretler veriyor… Kısacası yeni ABD yönetimi, Bush dönemin kötü hatıralarını silmek noktasında oldukça istekli görünüyor. Bu durum, yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinde yapıcı bir siyaset oluşturulması fırsatı veriyor.

Yeni dönemde Türk-ABD ilişkilerinin yapıcı bir zemine oturması için Türkiye’nin proaktif davranarak siyasal insiyatifi eline alması gerektiği inancındayım. Bunun için iki ülkenin siyasal ilgi alanlarının kesişim noktalarına odaklanmalıyız. Bu bağlamda iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik hedefi olarak ‘ekonomiyi’, ilgili alanı olarak Kuzey Irak başta olmak üzere Ortadoğu bölgesini işaret etmeliyiz.

İlişkilerin kaldıracı NSB ve GAP olmalıdır

Bu stratejik hedefin iki kaldıracı ise Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) ve GAP projeleri olmalıdır. Öncelikle ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugüne kadar askeri ve güvenlik odaklı ilerlediğini, ekonomik ayağının yetersiz olduğu ve bu anlamda ilişkilerin bir ayağının topal kaldığını kaydedelim. Sadece Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracatın son 8 yıldaki değişim trendi dahi bu durumu somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Aradan geçen 8 yılda Türkiye’nin toplam ihracatı içinde ABD’nin payı %9,9’dan %3.3’ye inmiştir.

Türkiye’nin ihracatında ABD’nin payı

ABD (bl$)

Toplam ($)

Pay (%)

2001

3,1 31,3 9,9
2002

3,4 36,1 9,4
2003

3,7 47,3 7,8
2004

4,8 63,2 7,6
2005

4,9 73,5 6,7
2006

5,1 85,5 5,9
2007

4,2 107,2 3,9
2008

4,3 131,9 3,3

İki ülke arasında her geçen gün irtifa kaybeden bu ekonomik ilişkinin güçlendirilerek ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un ifadesiyle ‘Smart-Akıllı’ bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. ABD yönetimin yeni dış politikasının ‘Smart Diplomasi olarak belirlenmesi bize büyük avantaj sağlıyor.

Bu çerçevede ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyareti kapsamında kendisine ekonomik ilişkilerin altının doldurulması adına bir ekonomik paket sunmalıyız. Bu pakette Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ana ayakları oluşturmalıdırlar.

Hatırlanacağı üzere, Türkiye ile ABD arasında gerçekleştirilecek bir NSB projesi ilk olarak 1999 yılında gündeme gelmişti. 2002 yılında ise, Ecevit’in başbakan olarak ABD’ye düzenlediği ziyaret esnasında Türk tarafı konuyu tekrar masaya taşımış ama olumlu bir sonuç alınamamıştı. İlerleyen dönemde de konu iki ülke arasındaki ilişkilerin gündeminden düştü.

Bugün, Türkiye ile ABD arasındaki ticaretin Türkiye’nin aleyhine geliştiği bir ortamda bu proje daha büyük önem taşımaktadır. Öte yandan bilindiği üzere Mısır, 2004 yılında ABD ile imzaladığı anlaşma uyarınca, kurulan nitelikli sanayi bölgelerinde (NSB) üretilen ürünleri ABD’ye gümrük vergisinden muaf ihraç edebilmektedir. Bugün Mısır’daki tekstil ve hazır giyim sanayinin dinamosu bu anlaşmadır. Benzer şekilde NSB uygulaması Ürdün’de de gerçekleştirmektedir. Bu iki ülkede gerçekleşen NSB projelerinin başarısı modelin doğruluğunu ispatlamıştır.

Benzer şekilde Türkiye ile ABD arasındaki NSB projesi yeniden gündeme getirilebilir. Böylece Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki terör merkezli istikrarsızlık zamanla ortadan kaldırılabilir.

Türkiye ABD ve Irak arasında bir barış projesi…

Hatta projeye Irak da dahil edilerek bu ülkenin savaşın yaralarını biran önce sarmasına katkı sağlanabilir. Böylece ABD’nin pazar imkanları, Türkiye’nin sanayi gücü ve bölgesel avantajı ile Irak’ta ekonomik temelli bir ‘barış ve kalkınma projesi’ hayata geçirilebilir.

Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi noktasındaki ikinci kaldıraç Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) olacaktır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) desteklediği, GAP İdaresi ve bölgedeki yerel yönetimlerin inisiyatifindeki GAP Rekabet Gündemi’nin 2007 sonunda tamamladığı çalışma, projenin gelişimine yeni bir ivme vermiştir. GAP projesi kapsamında bölgede, yenilenebilir enerji, organik tekstil ve tarım gibi sektörlerde kümelenme odaklı bir kalkınma stratejisi ortaya konmuştur.

GAP Rekabet Gündemi kapsamında edinilecek deneyimler ve ulaşılacak başarılar,  sadece Türkiye için değil başta Kuzey Irak olmak üzere bütün Ortadoğu ekonomisi için önemli bir kazanım olacaktır.

Yukarıda anlattığımız üzere NSB ve GAP projesi ekseninde Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ilişkiler zenginleştirilerek ‘Smart –Akıllı’ hale getirilmelidir. Bölgede Türkiye ve ABD marifeti ile oluşturulacak bu akıl zamanla Irak coğrafyasına da geliştirilerek bölgesel kapsamlı bir ‘barış ve kalkınma’ projesi kimliğine kavuşmalıdır.