Yazılar

Umut Oran’dan Rize Raporu



“Gittim Gezdim Gördüm Uyarıyorum” …

UMUT ORAN’DAN RİZE RAPORU

3 İLÇE “ARTIK YETER” DİYECEK

Türkiye’yi 17 yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baba ocağı Rize, tüm ülke gibi bu dönemde ekonomik ve sosyal açıdan hızla geriye gitti. İçinden Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar çıkarmış olan Rize’de işsizlik ve yoksullaşma had safhaya ulaştı. Rize’de yıllar itibariyle yaratılan istihdam, nüfus artışına yetecek sayının çok altında kaldı. 2014 seçimlerinde çok az bir oy farkıyla kaybettiğimiz Pazar, Ardeşen ve Fındıklı’da adaylarımızla birlikte ilk çalışmalarımızı yaptık ve inanıyorum bu üç ilçe artık AKP’ye kırmızı kartı gösterecek halkçı belediye ile tanışarak rahatlayacak.

Rize’yi gezerken hemen fark ettiğiniz şey ilin genç nüfus ağırlığı oluyor. Rize ili şehirleşme oranı, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla, sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı bakımından Türkiye ortalamalarının altında bulunuyor. AKP döneminde Rize’nin, istihdam yaratma açısından hayati önemdeki teşvikli yatırımlardan aldığı pay son derece düşük kaldı.

  • Rize’nin toplam 54.589 hektar olan tarımsal alanının % 91’inde çay tarımı yapılıyor. Rize’de tarımsal gelirin % 98`i, çaydan elde ediliyor.
  • Sanayi işletmelerinin yüzde 75’ini ÇAYKUR ve özel sektöre ait çay fabrikaları oluşturuyor.
  • Sanayi siciline kayıtlı işletmelerin sayısı çok az, turizm potansiyeli kullanılamıyor. Çay dışında ilin tüm sanayisi, Merkez, Çayeli ve Ardeşen küçük sanayi sitelerindeki toplam 500 dolayında işyerinden ibaret.
  • Günlük ortalama 240 milyon civarında bardak çay tüketilen ülkemizde çay tarımı uzun yıllar Rize ekonomisini ayakta tuttu.
  • Topraklarının dağlık, ormanlık ve çok engebeli olması nedeniyle sürülmeye elverişli olmadığı için kullanılabilen tarım arazisinin son derece az olduğu Rize’nin ekonomisi tam anlamıyla çay tarımına dayanıyor.
  1. Ancak AKP politikaları yüzünden çay tarımı artık geçim kaynağı olmaktan çıkıyor.

ÇAY ÜRETİCİSİ MAĞDUR

Doğu Karadeniz Bölgesinde Rize, Trabzon, Artvin, Giresun il sınırları içindeki toplam 830 bin dekarlık alanda gerçekleşen çay tarımında çalışan faal nüfus 250 bin kişi dolayında. Çay üretim sanayii de bu illerde bulunuyor. Her yıl bölgede 1.200.000-1.300.000 ton arasında yaş çay yaprağı hasat ediliyor. Bu miktar yapraktan yaklaşık 220.000-230.000 ton kuru çay üretiliyor.

AKP döneminde çay piyasasında özel firmalara izin verilmesiyle ÇAYKUR’un üreticiden yaptığı alım hızla düştü. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün 2013 yılında 672 ton olan üreticiden aldığı yaş çay miktarı 2017’de 500 ton civarına geriledi. Yaş çaya verilen fiyatla da üretici mağdur edildi.

Yıllar itibariyle yaş çay alım fiyatı

ÇAYKUR’un Fon’a devri bölgeye büyük darbe!

Türkiye’de çay yetiştiriciliği, Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan halka geçim kaynağı yaratmak ve ülkenin çay talebini karşılamak amacıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılmıştı. 1924 yılında çıkarılan 407 sayılı yasa ile başlayan süreç, devletin uzun yıllar teşvik ve destekleme uygulamaları ile bölgenin en temel geçim kaynağı ve istihdam potansiyeli oldu. Rize başta Doğu Karadeniz halkının da ağırlıklı geçim kaynağı çay…

  • Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), geçen yıl Türkiye Varlık Fonu’na devredildi.
  1. Artık Fon üzerinden ÇAYKUR, Meclis ve Sayıştay denetimi; Sermaye Piyasası, kamu ihale ve devlet memurları mevzuatı gibi hiçbir kamu denetim mekanizmasına tabi olmayacak.
  • İş ve işçi hakları da tamamen özel kurallara dayanacak olması nedeniyle keyfiyete bırakılacak.
  • Bu devir işlemi; ÇAYKUR’un bütün mal varlıklarının sorgusuz sualsiz ipotek edilebilmesi, teminat gösterilmesi, hiçbir denetime tabi olmayacak, Varlık Fonu yönetiminin ÇAYKUR’la ilgili tüm kararları keyfine göre alabilmesi demek.
  • Üreticisinden işçisine ÇAYKUR’dan ekmek yiyen on binlerce Rizeli, ÇAYKUR’un başına neler gelebileceğini endişeyle izliyor.
  • Rize’de 250 bine yakın ve Doğu Karadeniz’de 1 milyondan fazla insan, bu durumdan doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz etkileniyor.
  • Fon’a devir; ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin yolunun açılması, bunun da Fonun inisiyatifine bırakılması demek.
  1. Artık Ankara’dan yönetilecek ÇAYKUR; üreticinin ve çalışanın güvencesi olmaktan çıktı. Bölge insanı, Fon’a devri; ÇAYKUR’un sonu olarak.
  • ÇAYKUR’un özelleştirilmesi durumunda çay piyasası tamamen yabancı firmaların eline geçecek.

Çayda sorunlar

  • Çay bahçeleri yaşlanmış durumda; çaylıkların yenilenmesi gerekiyor.
  • Yaş çay fiyatı düşük; üretici mağdur. ÇAYKUR’un günlük işleme kapasitesinin yetersizliği nedeniyle üretici çayını özel sektöre düşük fiyattan satmak zorunda kalıyor.
  • Türk çayının en büyük sorunlarının başında ülkeye sokulan kaçak çaylar geliyor.
  • Hasat edilen çayların üretim hattına gelene kadar muhafazasında güçlükler var.
  • Kuru çay üretim ve satış koşulları yeterince denetlenmiyor; standart dışı hammadde alımı nedeniyle kaliteli çay üretimi sağlanamıyor.
  • ÇAYKUR yönetim kurulunda üretici örgütlerinin temsilcileri yer almıyor.
  • Gübre denetim yetersiz, gereksiz miktarda gübre kullanımı çevreye zarar veriyor.
  • Çay üretim maliyeti yüksek; ihracat miktarı düşük.
  • Sektörde Ar-Ge çalışmaları da ziraat ve gıda mühendislerinin istihdamı da yetersiz.
  • Kuru çayda piyasa düzenlemesi, ticaretin kayıt altına alınması yetersiz. 3092 Sayılı Çay Kanunun günümüz şartlarında yetersiz kalıyor. 

Çözüm

  • Yaşlanan çay bahçelerinde gençleştirmeye gidilerek, verim ve kalitenin artırılması için budama ve yenileme sisteminin daha cazip hale getirilmesi, buna devlet desteği.
  • İç pazarda haksız rekabete yol açan kaçak çay girişlerinin önlenmesi.
  • Günümüzde organik ürünlere talep artışı da değerlendirilerek dünyanın en natürel çayları arasındaki Türk çayının yurt dışında pazar bulması için çalışmalar yapılması.
  • Sürdürülebilir çay tarımına yönelik programların hayata geçirilmesi.
  • Organik tarım, iyi tarım gibi uygulamalara gidilmesi.
  • Üreticilere yeterli gelir için, yaş çay fiyatının günün şartlarına göre belirlenmesi.
  • Çay kooperatiflerinin güçlendirilmesi için devlet desteği sağlanmalı.
  • Hammadde alımı ve kalite kontrol noktalarında yeterli eksper ve mühendis istihdamı.
  • Gübre ve budama konularında çiftçilere aydınlatıcı eğitim programlar.
  • (Girdi bedellerinin ödemesinin çay bedellerinin ödemesine göre ayarlanması ve faiz uygulanmaması. Çay bedelleri peşin ödenmezken, tarımsal girdiler ve kredilere faiz uygulanıyor)
  • Kaliteli çay üretme konusunda özel sektör kamu iş birliği.
  • Paketleme tesislerinin ve kuru çay satışlarının denetlenmesi.
  • ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devri hatasından dönülmesi!…

BALIKÇILIK SEKTÖRÜ S.O.S VERİYOR!..

Bölgenin önemli bir ekonomik faaliyet ve geçim kaynağını da balıkçılık oluşturuyor. Türkiye denizlerinde yapılan avcılıkta yaklaşık yüzde 80’le en büyük paya Karadeniz sahip bulunuyor.

Ne var ki; yanlış avlanma, iklimsel, çevresel koşullar ve ihmal gibi nedenlerle Karadeniz’deki balık popülasyonu giderek azalıyor, her geçen gün yok oluşa biraz daha yaklaşıyor. Bunda; av gücünün çok fazla olması ve dolayısıyla ciddi av baskısının olması birincil faktörü oluşturuyor. Türkiye denizlerinde hunharca avlanma yapılıyor. İklim değişikliği ve nüfus artışına paralel olarak denizlerdeki kirlilik de Karadeniz’deki balık stoklarını etkiliyor. Bu şartlarda devam edilecek olursa yakında balığı sadece resimlerde göreceğiz. Karadeniz’de S.O.S. veren balıkçılık sektörü, ülkeyi yönetenlerin acil önlem almasını, etkili politikalar geliştirmesini zorunlu kılıyor.

Çay üretimi iç pazara, madenin karı Kanadalıya…

İlin ekonomisi büyük ölçüde çaya bağlı olmakla birlikte çay ürününün ihracata katkısı yok denecek kadar düşük, üretilen çayın neredeyse tamamı iç tüketime sunuluyor.

  • Rize ilinin toplam yıllık ihracatı son beş yılda yüzde 60 geriledi. İlin  2012 yılında 389 milyon dolar olan toplam ihracatı 2017’de 160 milyon dolara indi.
  • İlin en çok ihracat yaptığı ekonomik faaliyetlerin başında, yüzde 71 payla “Metal cevherleri” geliyor. Ancak, bu ihracatın tamamını gerçekleştiren Çayeli Bakır İşletmesi artık First Quantum Mining Co. unvanlı Kanadalı firmaya ait bulunuyor.

Çayeli Bakır’ı yıllık cirosu kadar bir bedelle sattılar

Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş. 1994’te 45’i kamu ve %49’u Inmet’in ortaklığıyla kurulmuştu. Eti Holding A.Ş.’nin, Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş.’de bulunan kamu hisseleri 2004 yılında 49,3 milyon dolar bedelle Inmet Mining Corp.’a satılarak işletme tamamen özelleştirildi. Oysa Şirketin 2003 yılı itibariyle cirosu 83,5 trilyon TL, ihracatı 41,5 milyon dolar, iç satımı da 4,5 milyon dolar, net kârı da 11,5 milyon dolardı. Özelleştirme sonrası işletmede çalışan sayısı hızla azaldı. İşletme 2013 yılında First Quantum Mining Co. unvanlı Kanadalı firma tarafından satın alındı.

RİZE’DE NELER OLUYOR?

  • ÇAYKUR’da son 8 ayda 3 kez genel müdür değişti. Çaykur yönetilemiyor zarar ettiriliyor, yapay ve bilinçli olarak çay tarımı bitti algısı pompalanıyor. Amaç Çaykur’u Arap sermayesine yok pahasına satarak Çaykur’un sahip olduğu paha biçilmez mülk ve taşınmazları ucuza Arapların almasını sağlamak.
  • Rize çayın başkenti ama burada bile kaçak çay var, ithal çay da giderek artıyor
  • Bugünkü uygulamalar düzeltilmeden devam ederse, Çaykur Araplara satılmasa dahi AKP Milletvekilinin de itiraf ettiği 2023’e doğru Türkiye çay ithalatçısı durumuna düşecek. Böyle bir olasılık bile Türkiye için Karadeniz için Rize için büyük bir utanç ve acıdır.
  • Çaykur işçisi yılın 3-4 ayı maaş alıyor sigortası yatıyor yani güvencesi yok, mezarda emeklilik bekliyorlar! Kadrolu çalışan 1.500 kişi, geçici çalışan ise 10 bin emekçi var.
  • Rize’de 16 yıldır yeni açılan fabrika yok, iş yok aş yok göç çok.
  • Komşu Trabzon Rize’nin 2 kat nüfusuna sahip tam 10 kat fazla ihracat yaparken koca Rize’nin ihracatı neredeyse bir KOBİ kadar bile değil toplam ihracatı 150-200 milyon $
  • Yatırım yok Rize’de. Son 16 yılda Türkiye genelinde yaklaşık 50 bin yatırım teşvik belgesi alındı Rize için ise sadece 138 adet başvuru yapıldı.
  • İstihdam: Bu teşviklerle ilgili son 16 yılda toplam 2,5 milyon istihdam sağlandı Rize’de ise ancak 3.000 kişiye iş bulunabildi bu koskoca 16 yılda. Yani yılda sadece 188 kişi iş bulmuş Rize’de!
  • Neden koca bir kent Tek Ürüne-Tek Üreticiye (ÇAYKUR-TEKEL)-Tek Pazara mahkum ediliyor? Neden çay ihracatı yapılamaz?
  • Rize’de il özel idaresi bünyesinde içilen suyun %82’si kirli. Rize’nin her tarafı su-akarsu ama suyu da en sorunlu kent burası. Dere yataklarından izinsiz çakıl alınıyor, yerel yönetim göz yumuyor Rize’nin suyu kirleniyor, su kaynakları kuruyor.
  • Fırtına vadisi-Ayder yaylası -Çak vadisinde çarpık yapılaşma, çevre ve doğa tahribatına izin veriliyor, tarih çevre doğa imara açılıyor vahşice katlediliyor.
  • Yılda 4 ay çalışan mevsimlik çay üreticinin aylık ücreti asgari ücret bile değil. Geçmişte Çay-Simit hesabı yapılanlara duyurulur. Türkiye’de 5 kişilik bir aile 3 öğün birer çay içip birer simit yese aylık 1678 harcaması gerekiyor, asgari ücret ise 1603 lira. Yani bu zalim yönetim halka bir çay bir simiti bile çok görüyor.
  • Rize’de durum çok daha vahim sanırım bu sebeple olsa gerek Rize’de simitler susamsız yapılıyor. Vatandaş Rize’de simite susam bile koyamıyor. Rize’de susamsız simitin adı Kel Simit
  • Rizeliler Sokakta-Evde-Dükkanda iktidarı “Artık banko oy yok” diye uyarıyor!
  • Rize’de mavi var yeşil var deniz var çay var balık var yeraltında maden var, ama iş yok aş yok göç çok. Yani Rize’de Yağ var-Un var -Şeker var, ama Helva yok. Artık yeni usta zamanı !

DOĞU KARADENİZ İÇİN KALKINMA ÖNERİLERİMİZ

  • Bölgenin en önemli ürünü olan fındık konusunda yeni ve kalıcı bir politikanın oluşturulması (Türkiye, fındık üretimi ve ticaretinde sahip olduğu önemli avantajı sanayi alanında değerlendiremiyor. Karadeniz Bölgesi’nde gıda sanayini destekleyecek yan sektörler yeterli ölçüde oluşturulamamış. Dünya fındık üretiminin % 70’ini gerçekleştiren Türkiye’nin, bu alanda sanayileşemediği takdirde gelecekte ticarette de çok daha zorlanacağı görülüyor. Önümüzdeki süreçte uygulanacak fındık politikalarında, belirlenecek stratejilerde fındığın mamul olarak ihraç edilmesi büyük önem taşıyor)
  • Bölgenin temel geçim kaynağı olan fındığın yanı sıra çayda üreticinin mağduriyetini giderecek önlemlerin, balıkçılıkta riskleri karşılayacak, sektörel gelişimi sağlayacak etkin politikaların derhal devreye alınması
  • Büyük sanayinin olmadığı ve tarım arazilerinin giderek daraldığı Bölgenin turizmle kalkınması yönünde politikalar geliştirilmesi
  • Karadeniz yaylaları, ormanları gibi dünyada eşi az bulunur doğal miras katledilerek, açılan gayrimenkul rant alanlarının zengin Arap turistlere pazarlanması yerine, planlı, tutarlı, sürdürülebilir bir turizm politikası izlenmesi
  • Bölgenin, kongre, konferans, fuar ve buna bağlı turizm merkezi olması yönünde desteklenmesi ve turizm konusunda bölgesel teşvikler verilmesi
  • Bölge illerinin turizm potansiyellerinin birleştirilmesine dönük alt yapı çalışmalarına başlanması
  • Sahip olunan yayla turizmi potansiyelinin iyi değerlendirilmesi için Bölge illerinin ayrı ayrı turizm merkezi olarak planlaması yerine bir bütün olarak tek bir hinterlant içinde değerlendirilmesi, bu kapsamda yaylalardan illerin bağlantılarını ve geçişlerini sağlayacak altyapıya başlanması
  • Bölgenin bir eğitim merkezi olma potansiyelinin desteklenmesi
  • Karadeniz havzasında önemli bir konumu bulunan Bölgenin sağlık turizmi merkezi olması potansiyelinin değerlendirilmesi
  • Bölge için hayati önem taşıyan tersane projelerinin hayata geçirilmesi
  • Bölge sanayici ve işadamlarının da dile getirdiği gibi, Karadeniz Bölgesi’nin GAP’a bağlanması. (Güney Doğu Anadolu ile Karadeniz arasında inşa edilecek bir demiryolu hattı ile veya karayollarının iyileştirilmesiyle GAP’ta üretilen malların bölge ülkelerine ihracında sevkiyatında Doğu Karadeniz’in köprü konumuna getirilmesi)
  • Teşviklerin, Bölgenin özellikleri dikkate alınarak teşvikin yeniden değerlendirilmesi (Doğu Karadeniz Bölgesi’nin içerdiği jeopolitik önem, dış ticaret üstünlüğü, ulaşım ve hammadde kaynağı avantajları, ticaret kimliği, üretim yeterliliği ve nitelikli insan gücü gibi parametreler dikkate alınarak mevcut teşvik sisteminin bölgesel bazda yeniden ele alınması)

KUTU:

RİZE’YE İLİŞKİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER:

Nüfus:

  • 331 bin 41 kişi
  • 2017’de yıllık nüfus artış hızı % 0,0 (sıfır)
  • Türkiye’nin nüfus bakımından 56. ili
  • Türkiye nüfusunun %0,4’ü Rize’de yaşıyor.
  • 12 ilçesi var; en kalabalığı 147.317 ile merkez, ikinci 42.356 ile Çayeli.
  • Nüfusun üçte ikisi il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor.
  • Nüfus yoğunluğu (kilometrekareye düşen kişi sayısı) 84. (Türkiye 105)

Rize nüfusu (kişi)

2007 316.252
2008 319.410
2009 319.569
2010 319.637
2011 323.012
2012 324.152
2013 328.205
2014 329.779
2015 328.979
2016 331.048
2017 331.041

Yeraltı kaynakları

  • Bakır-Kurşun-Çinko, Feldispat, Jeotermal, Kaolen, Manganez gibi kaynaklarda yüksek; mermer ve demirde ise düşük rezerv var.
  • Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü ülke toplam ihracatının yaklaşık %6’sını gerçekleştiriyor.
  • Metalik madenler bakımından ildeki en önemli maden sahası Çayeli-Madenköy Bakır-Kurşun-Çinko sahası. Çayeli ilçesi sınırları içerisinde bulunan Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş. yeraltı metal madenciliği sektöründe Türkiye birincisi.

Tarım ve Hayvancılık

  • Toplam tarımsal alan 54.589 hektar. Bunun da %91’ini aşan kısmında çay tarımı yapılıyor.
  • Rize’nin bitkisel üretim değerinin, Türkiye bitkisel üretim değeri içindeki payı %1,1. Bitkisel üretim değeri bakımından Rize 81 il arasında 31. sırada.
  • Hayvancılık ölçek olarak gelişmemiş.
  • Ordu, Trabzon ve İstanbul’dan sonra balık üretiminin en fazla gerçekleştiği il Rize.

Dış Ticaret

  • 2016 yılı ihracatı % 16 düşüşle 163 milyon dolara gerilemiş.
  • İhracat hacminde 81 il içinde 44’üncü.
  • En çok ihracat yaptığı ekonomik faaliyetler sırasıyla  “Metal cevherleri”, “Gıda ürünleri ve içecek” ve “Kimyasal madde ve ürünler”…
  • Metal cevherleri ihracatı tek başına ilin toplam ihracatının %71’ini oluşturuyor. Bu da sektörde Türkiye ihracatının %16,3’üne denk.
  • İhracatın çok büyük bir kısmı First Quantum Mining Co. unvanlı Kanadalı firma tarafından işletilen Çayeli Bakır İşletmesi tarafından gerçekleştiriliyor.
  • İlin ekonomisi büyük ölçüde çaya bağlı olmakla birlikte çay ürününün ihracata katkısı yok denecek kadar düşük, çayın neredeyse tamamen iç tüketime sunuluyor.

Yatırım

  • AKP döneminde Rize teşvikli yatırımlardan sadece yüzde 0,2 pay almış.
  • Rize’de yıllar itibariyle yaratılan istihdam, nüfus artışına yetecek sayının çok altında…

Turizm

  • Rize ilinde biri Ayder diğeri Anzer mevkiinde olmak üzere iki adet Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi var.
  • Rize, doğa, inanç, kültür, sağlık turizmi gibi alanlarda önemli bir potansiyele sahip.
  • İlde turizm faaliyetleri yetersiz, sektör potansiyeline göre geri kalmış durumda…

Sanayi

  • İlde sanayi gelişmemiş.
  • Sanayi işletmelerinin 75%’ini Çaykur ve özel sektöre ait çay fabrikaları oluşturuyor.
  • Sanayi alanında istihdam edilen yaklaşık 15.000 kişinin tamamına çay sektöründe çalışıyor.
  • Sanayi siciline kayıtlı işletmelerin sayısı çok az.
  • Çay dışında ilin tüm sanayisi, Merkez, Çayeli ve Ardeşen küçük sanayi sitelerindeki toplam 500 dolayında işyerinden ibaret.

Umut Oran’dan Trabzon Raporu



“Gittim Gezdim Gördüm Uyarıyorum” …

UMUT ORAN’DAN TRABZON RAPORU

KARADENİZ’İN GELECEĞİNİ KARARTTILAR

Geçen ay Güneydoğu Anadolu Bölgesine giderek 5 ilde yaptığı incelemeleri raporlaştırarak kamuoyunu uyaran CHP’li Umut Oran, bu kez Kuzey’e, Doğu Karadeniz’e giderek araştırma yaptı, vatandaşın derdini dinledi, sivil toplum kuruluşlarından bilgi aldı. 5 ve 6 Aralık’ta Trabzon ve Rize’de il başkanları Güzide Uzun ve Saltuk Deniz ile birlikte yaptığı incelemeleri İstanbul’a dönünce iki ayrı rapor haline getiren Umut Oran’ın Trabzon’a dair gözlem, uyarı ve çözüm önerileri şöyle:

17 yıldır ülkeyi yöneten ve “tam yetki” verilmesi durumunda ülke ekonomisini “uçuracağını” iddia eden kişi o yetkiyi alır almaz patlak veren ekonomik kriz, tüm ülkeyi kasıp kavuruyor. Giderek büyüyen bu kasırgadan en fazla nasibini alan bölgelerin başında ise Doğu Karadeniz geliyor. 

İktidar Trabzon’daki yıpranmışlığını kendisi de gördüğü için Van’da kayyum olarak görev yapan Sn. Murat Zorluoğlu’nu Trabzon’a aday yaptı. Ama ilköğrenimi dışında Trabzon’da yaşamadığı belirtilen Van Valisi Murat Zorluoğlu da Trabzon’a derman olamayacağı için Trabzon’da değişim vakti gelmiştir! Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verdiği için pişman olduğunu söyleyen vatandaşlarımız, işsizlik ve parasızlık nedeniyle artık oy tercihlerinin değişeceğini bizzat gelip söylemekten bile çekinmemeleri de dikkat çekici idi!

Cumhuriyetin birikimi olan köklü üretim tesislerini özelleştirme adı altında peşkeş çekerek üretim ekonomisini bitiren, büyük şehirlerde rant ve gösteriş projeleri ile borç ve tüketim ekonomisini hayata geçiren AKP’nin, yoksulluk, işsizlik ve umutsuzluğa mahkum ettiği bölgelerden biri ve aynı zamanda en fazla oy aldığı yer Doğu Karadeniz…

Yerinde yaptığımız incelemelerden gördüğümüz şu ki dünyanın başka yerinde olmayan doğal zenginliklere, yer altı kaynaklarına, dış ticaret açısından stratejik ve son derece avantajlı bir konuma, önemli lojistik imkanlarına, nitelikli yetişmiş insan gücüne; özetle kalkınma ve gelişme için gerekli temel faktörlere sahip olmasına rağmen Doğu Karadeniz ekonomisi giderek kan kaybediyor. Bölgede yaşam koşulları hızla kötüleşiyor.

Bölgenin önemli illeri olan Trabzon ve Rize, işsizliğin, geçim derdinin, umutsuzluğun ve maalesef ayrıca incelenmesi gereken müthiş bir çevre katliamının pençesinde kıvranıyor.

“YEREL ÜRÜNLER”DE KAN KAYBI!..

Karadeniz bölgesinde; ekonomik, sosyal ve demografik açıdan çok önemli bir yere sahip ve yöre insanının temel geçim kaynağı olan özellikle fındık ve çayda üretici devasa sorunlarla boğuşuyor, ciddi bir darboğaz yaşıyor.

Hükümetin tarım politikaları ve çiftçiye karşı duyarsızlığı yüzünden bu stratejik ürünlerin üretiminde yaşanan kan kayıpları hem genel ekonomimiz; hem de ekonomisi ağırlıkla bu ürünlere dayalı Karadeniz bölgesinde geçim şartlarını zorlaştırıyor, yerel ekonomiyi ve toplumsal istikrarı tehdit ediyor.

Bölgede temel geçim kaynağı olan, ekonomik ve sosyal yapı açısından hayati önemdeki fındık, çay, mısır, balıkçılık gibi ürün ve sektörlerdeki sıkıntıların bir an önce giderilmesi, geçimini bu ürünlerden sağlayan milyonlarca üretici ve bu ürünlere dayalı sanayii kollarının ayakta kalabilmesi için acil önlem alınması gerekiyor.

FINDIK ÜRETİCİSİ PERİŞAN

Fındıkta dünyadaki toplam üretim alanlarının yüzde 77,9’una sahip olan Türkiye, toplam üretiminin ise 2017 itibariyle yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Türkiye’deki fındık üretim alanlarının yüzde 31,9’u Ordu, yüzde 16,5’i Giresun, yüzde 13,7’si Samsun, yüzde 11,2’si Rize, yüzde 9,2’si Trabzon’da. Ayrıca fındık; Artvin, Sinop, Tokat, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve daha birçok ile yayılan geniş bir alanda 500 bini aşkın üretici (aileleriyle birlikte 2 milyona yakın kişi) için temel geçim kaynağı… Dünyada fındığın yüzde 80’i çikolata sanayinde, yüzde 10-12’si pastane ve bisküvi mamullerinde, yüzde 3-4’ü kuruyemiş ve yüzde 2-3’ü dondurma yağ sanayinde tüketiliyor. Türkiye’de üretilen fındığın yüzde 15-20 oranındaki bir bölümü iç tüketime gidiyor.

Fiskobirlik out, Ferrero in!..

Karadeniz’de fındık üreticisi, özelleştirmeler yoluyla mağdur edildi, şirketlerin insafına bırakıldı. AKP iktidarıyla başta Fiskobirlik ve diğer 13 birliğin yavaş yavaş fındık sektöründe devre dışı bırakılmasıyla birlikte piyasada tekelleşen Ferrero isimli İtalyan şirket, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiren Karadeniz’de piyasayı ele geçirdi. Üreticinin ürettiği ürünü depolama alanı bulunmazken, Fiskobirlik’in her kentteki depolama alanları, birlik devre dışı bırakıldığı için kullanılamaz oldu. Depolama alanı olmayan üretici fındığı hızla elinden çıkarmak zorunda kaldığı için düşük fiyata katlandı. Ürettiği ürüne sezon başında taban fiyat alamayan ve hasat sonrası ürününü depolayamayan üretici fındıkta tekelleşen Ferrero’ya bu ürünü çok düşük fiyatlarla vermek zorunda kaldı.

Fındıkta sorunlar

  • Türkiye’de ağırlıklı bölümü Doğu Karadeniz’de olmak üzere 39 ilde 400 bin aile 700 bin hektar alanda fındık üretimi ile uğraşıyor.
  • Ülkemizde 2015’te yılında 646 bin ton olan fındık üretimi 2016’da yüzde 35 azalarak 420 bin tona düştü, 2017’de ise tekrar artarak 675 bin ton oldu. Bu, fındıkta dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70’i demek.
  • 2016’da miktar 240 bin ton olan 2017’de 270 bin tona yükselirken, ihracat geliri 1.9 milyar dolar olarak değişmedi.
  • 2023 hedefine konulan yaklaşık 1 milyon tonluk tüketime rağmen, Türkiye’de fındık üretimi istikrarlı biçimde artmıyor. Emeğini karşılayacak fiyatı bulamayan üretici fındık bahçelerini sökme yoluna gidiyor.
  • TOPRAK Mahsulleri Ofisi (TMO) fındık alımı yapmazken, serbest piyasadaki fiyatlar da üreticileri tedirgin ediyor. Sezon başında serbest piyasada 13 lira olan fiyatlar 12 liraya geriledi, eski fındık ise 10 liradan alıcı buluyor.
  • Türkiye’nin arzındaki dalgalanmalara bağlı fiyat istikrarsızlığı yüzünden oluşan güvensizlik önemli fındık alıcısı küresel firmaları, Arjantin, Şili gibi ülkelere yönlendiriyor.
  • Dünyanın en büyük fındık üreticisi Türkiye’deki oldukça düşük verimlilik, kârlılığı olumsuz etkileyen ana faktör. Türkiye’de yıllara göre 90-100 kilo olan, 2016’da 58 kiloya kadar düşen hektar başına üretim rakip ülkelerde 150-200 kilo arasında değişiyor.

Çözüm

  • Fiskobirlik, çok daha etkili bir yapılanma ile yeniden canlandırılmalı, fındıkçı Ferrero’nun insafına terkedilmemeli!
  • Fındıkta devlet üreticiye sahip çıkmalı, üreticinin zarar etmemesi için TMO piyasaya girip müdahale alımı yapmalı.
  • Fındıkta verim ve kaliteyi artırmak için bahçelerin yenilenmesi en öncelikli adım olmalı, yaşlı bahçelerin sökülerek yenilenmesine devlet desteği sağlanmalı.
  • Fındıktaki destek, alana değil üreticiye verilmeli, söküm yapanlara teşvik uygulanmalı ve kaliteli üretim ödüllendirilmeli.
  • Haziran 2009’da serbest piyasaya bırakılan fındık üretimine yönelik devlet yardımları artırılmalı, işlevsel hale getirilmeli.
  • Fındıkta lisanslı depoculuk ve ürün borsacılığı piyasanın sağlıklı işleyişini sağlayacak ve sektöre küresel çapta dinamizm kazandıracak şekilde yürütülmeli.
  • Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi, ülkemizin tüketim ve ihracat hedeflerine ulaşılabilmesi için fındıkta verim dekar başına 150-200 kilo aralığına çıkarılmalı.

BALIKÇILIK SEKTÖRÜ S.O.S VERİYOR!..

Bölgenin önemli bir ekonomik faaliyet ve geçim kaynağını da balıkçılık oluşturuyor. Türkiye denizlerinde yapılan avcılıkta yaklaşık yüzde 80’le en büyük paya Karadeniz sahip bulunuyor.

Ne var ki; yanlış avlanma, iklimsel, çevresel koşullar ve ihmal gibi nedenlerle Karadeniz’deki balık popülasyonu giderek azalıyor, her geçen gün yok oluşa biraz daha yaklaşıyor. Bunda; av gücünün çok fazla olması ve dolayısıyla ciddi av baskısının olması birincil faktörü oluşturuyor. Türkiye denizlerinde hunharca avlanma yapılıyor. İklim değişikliği ve nüfus artışına paralel olarak denizlerdeki kirlilik de Karadeniz’deki balık stoklarını etkiliyor. Bu şartlarda devam edilecek olursa yakında balığı sadece resimlerde göreceğiz. Karadeniz’de S.O.S. veren balıkçılık sektörü, ülkeyi yönetenlerin acil önlem almasını, etkili politikalar geliştirmesini zorunlu kılıyor.

Trabzon’da neler oluyor?

  • Trabzon’da tarih, kültür, doğa ve çevre imar rantı yüzünden adeta katlediliyor. Kent kimliği, kent kültürü ve geçmişi Araplara peşkeş çekilerek adeta yok ediliyor.
  • Beşikdüzü ilçesinde mevcut AKP’li belediye başkanı kendisini “kasabanın şerifi” olarak tanımlayarak, kanunları kendi keyfine göre uyguluyor. İmar Kanunu’nun 18.maddesini haksız hukuksuz biçimde uygulayarak kamu alanları 3.şahıslara peşkeş çekiliyor, imar planları halktan saklanıyor, yeşil alanlar yok ediliyor, tarihi binalar, tarihi okullar yıkılıyor, ilçenin neredeyse tamamı belediye uygulamalarından şikayetçi en son 800 Beşikdüzülü nün açtığı dava sonucunda Trabzon İdare Mahkemesi belediye uygulamalarıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı alarak vatandaşın haklılığını kanıtladı.
  • Trabzon Türkiye’nin en fazla göç veren ili, nüfusunun %75’i başta İstanbul büyük şehirlere göç etmiş durumda
  • Araştırmalar gösteriyor ki Trabzonlunun sadece yüzde 5,9’u din faktörünü göz önünde bulunduruyor. Halk işsizlik, ekonomi, terör, altyapı, ulaşım ve eğitim konularında hükümetten memnun değil ve artık alternatif arıyor. 1977’de solun toplam oyunun % 40’larda olduğunu da unutmamak lazım.
  • Fındık taban fiyatı sezon başında Haziran-Temmuz aylarında açıklanmalı. Bu sene belki de hiç fiyat açıklamayacaklardı ama CHP’nin TBMM’de zorlamasıyla hasattan 3 ay sonra 14 TL açıklandı ama yine de parası olmayan üretici sezon başında borçlarını ödeyebilmek için tekel konumuna gelmiş olan Ferrero’ya ve komisyonculara 11 liradan satmak zorunda kaldı. Üretici; budama, gübreleme, ilaçlama, teras bakımı, depolama gibi masraf için 14,5 TL harcamak zorunda kalıyor, verilen fiyat bunu bile karşılamıyor. Bu fiyat hasat başından açıklanmış olsaydı üretici zarar etmeyecek, en azından masrafını çıkarmış olacaktı.
  • Fındık Türkiye’nin yerli, milli stratejik ürünü, üstelik bu üründe Türkiye “net ihracatçı”. 2 milyar $ ihracatla zirai ürün ihracatının %10 undan fazlası tek başına fındıktan oluşuyor ama devlet üreticiye sahip çıkmayarak Ferrero’nun insafına terk etmiş durumda. Aslında iç piyasaya ayrı ihracata ayrı fiyat uygulaması yapılabilir. Dünya fındık üretiminin %70’lerini elinde bulunduran Türkiye ama devletin yanlış politikaları yüzünden fiyatta belirleyici olamıyor.
  • Fındık çalıştayı mutlaka senede 1-2 kere yapılmalı, üreticinin sorunları ilk ağızdan dinlenerek beklentiler karşılanmalı.

SONUÇ olarak, aslında Trabzon’da her şey var. Karadeniz’in incisi, Fındıkta dünya birincisi, tarihi-doğası-kültürü-ipek yolu var, denizi limanı-hamsisi var, Yeraltında madeni var, Ormanı-tarımı var, Trabzonspor’u var ama Üretemiyor-Büyüyemiyor-adil Bölüşemiyor. Yani Un var Şeker var Yağ var, ama Helva olmuyor çünkü sorun ustada artık yeni bir Usta zamanı.

KUTU:

TRABZON’DAKİ GENEL SOSYO EKONOMİK GÖRÜNÜM

Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük ili konumunda ve köklü bir tarihe, coğrafi konumu dolayısıyla önemli avantajlara sahip olan Trabzon, ağır sosyo ekonomik sorunların kıskacında bulunuyor. AKP döneminde hızla büyüyüp ağırlaşan bu sorunlar giderek büyürken, iktidarda çözüm iradesi gözükmüyor.

  • Türkiye’nin geneli gibi Trabzon’un da kanayan yarası işsizlik ve hayat pahalılığı…
  • Kentte ciddi bir iş alanı bulunmuyor. İşsizlik, pahalılık, geçim sıkıntısı, umutsuzluk ve gelecek kaygısı, yöre insanını bir cendere gibi sımsıkı sarmış durumda.
  • Dağlık ve engebeli coğrafi yapısı, toprak azlığı, tarımı zorlaştırırken, bölgeye özgü fındık, çay, tütün, mısır, patates, fasulye gibi tarım ürünleri ile tereyağı, peynir, süt, et gibi hayvansal ürünlerde devletin yanlış politikaları, ülkedeki genel ekonomik darboğaz ve aracılar fahiş karlar elde ederken üreticinin emeğinin karşılığını alamaması, geçimi zorlaştırıyor, hayatı çekilmez kılıyor.
  • Kıyılar mahvolmuş durumda, hayvancılık ve tarım gibi balıkçılık da can çekişiyor.
  • Deniz, doğa, tarih, spor, üniversite, kültür ve sanat kenti olarak bilinen Trabzon’da tüm bu imkanlar turizmin ve genel olarak ekonominin gelişimine katkı veremiyor.
  • Ekonomik yapı ve üretim ilişkilerindeki köklü sorunlar, sosyal sorunlara, işsiz güçsüz, çaresiz insanlar ve özellikle gençlerde yozlaşmaya yol açıyor.
  • Kentin içinde ve tüm ilçelerinde, ileri boyutlarda katı atık sorunları, çevre sorunları, yaşanıyor. HES’lerle dereler adeta kurutuluyor.
  • Önemli uluslararası yolların kavşağında oluşu, zengin turizm potansiyeli, denizi, yer altı kaynakları, yetişmiş insan gücü, eşsiz doğası, Rusya ve BDT ülkelerine yakınlığı ve daha birçok özellikleriyle, büyük bir kalkınma potansiyeline sahip olan Trabzon, izlenen yanlış politikalar nedeniyle bu zengin potansiyelini değerlendirip hak ettiği kalkınma ivmesini yakalayamıyor, ülke ekonomisine verebileceği katkıyı veremiyor.

300 kişinin çalıştığı fındık fabrikası kapandı

İşsizliğin hayatı zorlaştırdığı Trabzon’da az sayıdaki istihdam alanlarından biri olan bir fındık fabrikası geçen ay kapatıldı, 300 çalışan işsiz kaldı. İtalyan Çikolata Firması Ferrero, Oltan Gıda’yı satın aldıktan sonra bünyesine geçen Maçka Esiroğlu Mahallesindeki 300 kişinin çalıştığı “Fındık Kırma” fabrikasında faaliyetleri durdurdu. İşçiler 6 aylık ücretli izne ayrılırken fabrikanın yeniden açılıp açılmayacağı sorusunu ise Ferrero yanıtsız bırakıyor.

TRABZON’A İLİŞKİN TEMEL GÖSTERGELER:

Nüfus:

  • 786 bin 326 kişi
  • 2017 yılında nüfus artış hızı % 0,9 (Türkiye %1,24)
  • Türkiye’nin nüfus bakımından 28., Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük ili.
  • Türkiye nüfusunun yaklaşık %1’i Trabzon’da yaşıyor.
  1. 18 ilçesi var; en kalabalığı 332.504’le Ortahisar, ikinci 121.535’le Akçaabat
  • Nüfusun tamamı il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor.
  • İl nüfusu 2000’den bu yana yaklaşık 200 bin kişi azalmış.
  • Nüfus yoğunluğu (kilometrekareye düşen kişi sayısı) 169. (Türkiye 105)

Trabzon nüfusu (kişi)

2007 740.569
2008 748.982
2009 765.127
2010 763.714
2011 757.353
2012 757.898
2013 758.237
2014 766.782
2015 768.417
2016 779.379
2017 786.326

Yeraltı kaynakları

  • Çok çeşitli maden yataklarına sahip.
  • En önemlileri Bakır, Kurşun, Çinko, Molibden  ve Manganez cevherleşmesi…  Araştırmalara göre, ilde 74 metalik maden yatağı ve zuhuru var. (Bakır-Kurşun-Çinko-Pirit-Molibden gibi önemli maden yatakları özellikle Maçka, Sürmene, Yomra ve Of İlçelerinde yoğunlaşıyor)
  • Önemli endüstriyel hammaddeler ise çimento hammaddesi, kil ve kaolin. Çoğunlukla, inşaat sektöründe dolgu veya endüstriyel hammadde tedarik kaynağı olarak kullanılan taş ocakları yönünden büyük bir potansiyele sahip.

Tarım ve hayvancılık

  • 466 bin hektarlık alanın %43’ünü ormanlar, %26’sını meralar, %22’sini tarımsal alanlar, %9’unu kültür dışı araziler oluşturuyor.
  • 70 bin dolayında tarımsal işletme var.
  • Mısır, patates, yem pancarında Doğu Karadeniz illeri arasında birinci.
  • Karalahana, pazı, kabak ve yeşil fasülye üretiminde önde geliyor.
  • Fındık şehir ve bölge için stratejik bir ürün…
  • Türkiye’nin fındık üretiminin%15’ini, çay üretiminin %29’unu yapıyor.
  • Balıkçılık Trabzon kültürünün en önemli parçalarından biri.

Lojistik

  • Üst seviyede bir ulaşım ağına sahip
  • Tarih boyunca önemli bir lojistik merkezi
  • Yılda 3,5 milyon ton yükleme boşaltma kapasitesiyle 24 saat hizmet veren Trabzon Limanı, 1957’den beri hizmet veren Trabzon Havalimanı büyük avantajları.

Yatırım

  1. AKP döneminde Trabzon teşvikli yatırımlardan sadece yüzde 0,4 pay alabilmiş.
  • Yıllar itibariyle yaratılan yeni istihdam, nüfus artışına karşılık verecek sayının çok altında.
  • 9’u yabancı 8’i yerli olmak üzere toplam 17 firma faaliyet gösterdiği Trabzon Serbest Bölgesi önemli bir yatırım, üretim ve ticaret merkezi

Sanayi

  • Sanayi sicil belgesine sahip 500 dolayında firmanın %26’sı fındık, çay ve su ürünleri başta “gıda ve içecek” sektöründe.
  • Sanayi işletmelerinin %28’i mikro, %60’ı küçük, %10’u orta, sadece %2’si büyük ölçekli.
  • Sanayileşme ilin potansiyeli ile kıyaslanınca yetersiz.

Dış ticaret

  • 2015 yılında 1 milyar 545 milyon dolar ihracatla 81 il arasında 13’üncü sırada yer alan Trabzon’un yıllık ihracatının 2016’da 1 milyar 341 milyon dolara, sırasının 14’e, ihracat tutarının 2017’de 1 milyar 197 milyon dolara, ilin sıralamadaki yerinin 16’ncılığa düştüğü görülüyor.
  • Trabzon’un ihracatının tamamına yakınını tarım, hayvancılık ve balıkçılık ürünleri oluşturuyor. Tarım ürünleri içinde de en büyük pay fındığın

Trabzon’un ihracatı

  Milyon $ Değ. (%)
2011 1.088,5 7,6
2012 1.099,6 1,0
2013 1.165,8 6,0
2014 1.317,0 13,0
2015 1.545,2 17,3
2016 1.341,9 -13,2
2017 1.197,2 -10,8

Turizm

  • Özellikle son 2000’li yıllarda turizm alanında büyük ilerleme kaydeden illerden biri, ancak son yıllarda turizmde ülke genelinde yaşanan sıkıntıdan İl de payını almış.
  • Sümela Manastırı, Uzungöl, Ayasofya Camii gibi dünyaca bilinen turizm destinasyonları, yeşil yaylaları, rahat ulaşım olanakları ve uygun fiyatları ile turistler için cazip özelliklere sahip bir il.
  • Trabzon’un turizmdeki potansiyeli değerlendirilemiyor.

“Milli Ürünler”de Kan Kaybı Yaşanıyor!



rize 30.03.2017 (4)

ÇİFTÇİ HÜKÜMETİN UMURUNDA DEĞİL

Türkiye’nin birçok ili ve bölgesinde; ekonomik, sosyal ve demografik açıdan çok önemli bir yere sahip olan fındık, çay, şeker pancarı, zeytin, pamuk, buğday gibi milli ürünlerde üretici devasa sorunlarla boğuşuyor, ciddi bir darboğaz yaşıyor.

Geçen hafta Karadeniz’de referandum çalışması yaptım ve özellikle Rize’deki sürdürülebilir ekonomi çok düşündürücü. Çünkü Rize 15 yıldır iktidar partinin kalesi konumunda ve Başbakanı, Cumhurbaşkanı çıkarmış başbakan. Ama içerisinde Başbakan, Cumhurbaşkanı çıkarmış güzel Rizemizin suyu yok ve var olanı da kirli. Rize’de iş yok, denizden-balıkçılıktan-tarım vs. yararlanamıyor. Rizeli tek sektöre mahkûm: Çay ve onda da yılda sadece 4 ay iş var sigortası da yok! Tek alıcı da ÇAYKUR

ÇAYKUR da Varlık Fonu’na aktarıldı yani Rizeli’den gizlenerek örtülü biçimde özelleştirilme aşamasına geçirildi, bu ise işten çıkartmaların çok da uzak olmadığı anlamına geliyor.

Türkiye’de teşvikli yatırımların toplamı 50 bin adet bunun sadece 138’i Rize’ye ait. Türkiye’de son 15 yılda 2 milyon istihdam yaratılmış Rize’de ise sadece 3 bin! Rize’nin ihracatı 150 milyon $, Trabzon’un ki 1,5 milyar $. İktidar sürsün Türkiye Büyüsün sloganının içinin ne kadar boş olduğunun en somut göstergesi Rize’dir! İktidarın kalesi, en yüksek oy aldığı il ama sürdürülebilir kalkınması yok sağlıklı sudan dahi mahrum bir il!

Sonuç olarak yerli ve milli ürünlerimizi bir türlü planlı ve düzenli değerlendiremeyen ve sürdürülebilir bir kalkınmayla adil ve eşit refahı yaratamayan ve paylaştıramayan bir iktidar ile karşı karşıyayız. 15 yılın sonunda ekonomiyi üretimle-yatırımla-inovasyon ve ARGE ile büyütemeyen ve Türkiye’yi ithalata mahkûm eden dışarıya bağımlı kılan ve en kötüsü sıcak para bağımlısı haline getiren ekonomiyi yönetemeyen beceriksiz bir iktidardan bahsediyorum

Bu ülkede herşey var

Toprak var

Güneş var

Deniz var

Çalışkan ve işe ihtiyacı olan insan var

Genç beyinler var ama bir türlü kalkınma olmuyor adil ve eşit bir refah gelmiyor

Yağ var un var şeker var ama helva olmuyor

Sorun mutfakta

Sorun ustada

FINDIK

Fındıkta dünyadaki toplam üretim alanlarının yüzde 77,9’una sahip olan Türkiye, toplam üretiminin ise yüzde 58,3’ünü gerçekleştiriyor. Türkiye’deki fındık üretim alanlarının yüzde 31,9’u Ordu, yüzde 16,5’i Giresun, yüzde 13,7’si Samsun, yüzde 11,2’si Rize, yüzde 9,2’si Trabzon’da. Ayrıca fındık; Artvin, Sinop, Tokat, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve daha birçok ile yayılan 712 bin 647 hektarlık geniş bir alanda 500 bini aşkın üretici (aileleriyle birlikte 2 milyona yakın kişi) için temel geçim kaynağı… Dünyada fındığın yüzde 80’i çikolata sanayinde, yüzde 10-12’si pastane ve bisküvi mamullerinde, yüzde 3-4’ü kuruyemiş ve yüzde 2-3’ü dondurma yağ sanayinde tüketiliyor. Türkiye’de üretilen fındığın yüzde 15-20 oranındaki yıllık yaklaşık 80 bin ton civarındaki bir bölümü iç tüketime gidiyor tüketim söz konusu. Kişi başına tüketim ise yıllık 500-600 gram düzeyinde kalıyor.

SORUNLAR

  • Ülkemizde 2015’te yılında 646 bin ton olan fındık üretimi 2016’da yüzde 35 azalarak 420 bin tona düştü.
  • Son yıllarda dünya fındık tüketimindeki artış paralelinde artan fındık ihracatı da 2016’da miktar bazında yüzde 47 azalarak 249,7 bin tondan 132,2 bin tona; tutar bazında da yüzde 50,4 düşüşle 2 milyar 280 milyon dolardan 1 milyar 130,5 milyon dolara geriledi.
  • 2023 hedefine konulan yaklaşık 1 milyon tonluk tüketime rağmen, Türkiye’de fındık üretimi artmıyor. Fındıkta dekar başına verim miktarı 2016 yılında 60 kilonun da altına düştü.
  • Fındık bahçelerinin de bu alanda çalışanların da yaşlanmış olması üretimde sıkıntı yaratıyor.
  • Türkiye’nin arzındaki dalgalanmalara bağlı fiyat istikrarsızlığı yüzünden oluşan güvensizlik önemli fındık alıcısı küresel firmaları, Arjantin, Şili gibi ülkelere yönlendiriyor.
  • Dünyanın en büyük fındık üreticisi Türkiye’deki oldukça düşük verimlilik, kârlılığı olumsuz etkileyen ana faktör. Türkiye’de yıllara göre 90-100 kilo olan, 2016’da 58 kiloya düşen hektar başına üretim rakip ülkelerde 150-200 kilo arasında değişiyor.
  • Miras yoluyla bölünmelerle fındık bahçelerinin küçülmesi, üretim maliyetlerini yükseltiyor.
  • ÇÖZÜM
  • Fındık alanlarında verim ve kalitenin artırılması için devlet üreticiye sahip çıkmalı, yaşlı bahçelerin sökülerek yenilenmesi için etkili politikalar hayata geçirilmeli.
  • Fındıkta verim ve kaliteyi artırmak için bahçelerin yenilenmesi en öncelikli adım olmalı.
  • Fındıktaki destek, alana değil üreticiye verilmeli, söküm yapanlara teşvik uygulanmalı ve kaliteli üretim ödüllendirilmeli.
  • Haziran 2009’da serbest piyasaya bırakılan fındık üretimine yönelik devlet yardımları artırılmalı, işlevsel hale getirilmeli.
  • Fındıkta lisanslı depoculuk ve ürün borsacılığı piyasanın sağlıklı işleyişini sağlayacak ve sektöre küresel çapta dinamizm kazandıracak şekilde yürütülmeli.
  • Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi, ülkemizin tüketim ve ihracat hedeflerine ulaşılabilmesi için fındıkta verim dekar başına 150-200 kilo aralığına çıkarılmalı.

ÇAY

Doğu Karadeniz Bölgesinde Rize, Trabzon, Artvin, Giresun il sınırları içindeki toplam 762 bin 412  dekarlık alanda gerçekleşen çay tarımında çalışan faal nüfus 250 bin kişi dolayında. Çay üretim sanayii de bu illerde bulunuyor. Her yıl  bölgede 1.200.000-1.300.000 ton arasında yaş çay yaprağı hasat ediliyor. Bu miktar yapraktan yaklaşık  220.000-230.000 ton kuru çay üretiliyor.

SORUNLAR

  • Çay bahçeleri yaşlanmış durumda; çaylıkların yenilenmesi gerekiyor.
  • Yaş çay fiyatı düşük; üretici mağdur. ÇAYKUR’un günlük işleme kapasitesinin yetersizliği nedeniyle üretici çayını özel sektöre düşük fiyattan satmak zorunda kalıyor.
  • Türk çayının en büyük sorunlarının başında ülkeye sokulan kaçak çaylar geliyor.
  • Hasat edilen çayların üretim hattına gelene kadar muhafaza edilmesinde güçlükler var.
  • Kuru çay üretim ve satış koşulları yeterince denetlenmiyor; standart dışı hammadde alımı nedeniyle kaliteli çay üretimi sağlanamıyor.
  • ÇAYKUR yönetim kurulunda üretici örgütlerinin temsilcileri yer almıyor.
  • Gübre denetim yetersiz, gereksiz miktarda gübre kullanımı çevreye zarar veriyor.
  • Çay üretim maliyeti yüksek; ihracat miktarı düşük.
  • Sektörde Ar-Ge çalışmaları da ziraat ve gıda mühendislerinin istihdamı da yetersiz.
  • Kuru çayda piyasa düzenlemesi, ticaretin kayıt altına alınması yetersiz. 3092 Sayılı Çay Kanunun günümüz şartlarında yetersiz kalıyor.
  • ÇÖZÜM
  • Yaşlanan çay bahçelerinde gençleştirmeye gidilmeli, verim ve kalitenin artırılması için budama ve yenileme sistemi daha cazip hale getirilmeli, buna devlet desteği sağlanmalı.
  • İç pazarda Türk çayına karşı haksız rekabete yol açan kaçak çay girişleri önlenmeli.
  • Günümüzde organik ürünlere talep artışı da değerlendirilerek dünyanın en natürel çayları arasındaki Türk çayının yurt dışında pazar bulması için çalışmalar yapılmalı.
  • Sürdürülebilir çay tarımına yönelik programlar hayata geçirilmeli ve yaygınlaştırılmalı.
  • Organik tarım, iyi tarım gibi uygulamalar hayata geçirilmeli.
  • Üreticilerin yeterli gelir elde etmeleri için, yaş çay fiyatı günün şartlarına göre belirlenmeli.
  • Çay kooperatiflerinin güçlendirilmesi için devlet desteği sağlanmalı.
  • Hammadde alımı ve kalite kontrol noktalarında yeterli eksper ve mühendis istihdam edilmeli.
  • Gübre  ve budama konularında çiftçilere aydınlatıcı eğitim programları hayata geçirilmeli.
  • Çay bedelleri peşin ödenmezken, tarımsal girdiler ve kredilere aylık faiz uygulanıyor. Girdi bedellerinin geri ödemesi çay bedellerinin ödemesine göre ayarlanmalı ve faiz uygulaması kaldırılmalı.
  • Kaliteli çay üretme konusunda özel sektör kamu iş birliği güçlendirilmeli.
  • Paketleme tesislerinin ve kuru çay satışları denetlenmeli.
  • 3092 Sayılı Kanun çalışmaları başta üretici temsilcileri olmak üzere, sektördeki tüm aktörler ve STK görüşleri alınarak yapılmalı.

ŞEKER PANCARI

Türkiye’de yaklaşık 500 bin çiftçi ailesi şeker pancarı tarımı ile geçiniyor. Hane halkı bazında bu sayı yaklaşık 2.5 milyon kişiye karşılık geliyor. Şeker fabrikalarında yaklaşık 30 bin kişi çalışıyor. Şeker pancarı tarımı, sağladığı yüksek istihdamla köyden kente göçün hızını kesiyor. Şeker pancarı çiftçisi devlete hiç yük olmadan 170 bin hektar kıraç tarım arazisini tamamen kendi yatırımı ile sulu tarıma kazandırmış durumda. Devletin bu kazancının parasal karşılığı 340 milyon dolar… Şeker pancarının baş, yaprak, posa ve melası ucuz hayvan yemi olarak kullanılıyor. Şeker pancarının fabrikada işlenmesi ile elde edilen melas, maya sanayiinin ana hammaddesi. Melastan üretilen maya 80 ülkeye ihraç edilerek döviz girdisi sağlanıyor. 1 dekar şeker pancarı, taşımacılık sektörüne 5.7 ton yük sağlıyor. Şeker pancarı, kendinden sonra ekilen üründe verim artışı sağlıyor. 1 dekar şeker pancarının fotosentez sonucu havaya verdiği oksijen ormandan 3 kat daha fazla ve 6 kişinin 1 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek miktarda.

SORUNLAR

  • “Üretim Reformu Paketi Kanun Tasarısı” ile Şeker Kanunu’nda yapılacak ve nişasta bazlı şeker (NBŞ) firmalarına kota kıyağı öngören düzenlemeden, gelen tepkiler üzerine geri adım atan hükümet, ilk fırsatını bulduğunda bunu hayata geçirmeye hazırlanıyor.
  • Düzenleme gerçekleşirse, toplum sağlığı için büyük tehdit oluşturan NBŞ’ler dolaylı biçimde kota kapsamından çıkarılacak; Cargill vb. çok uluslu firmalara piyasada tamamen istedikleri gibi at koşturma imkânı sağlanacak.
  • Ülkemizde şeker pancarı tarımı ve pancar şekeri sanayiinin sonunu getirecek bu düzenleme, halk sağlığına da ciddi bir tehdit oluşturuyor. 
  • ÇÖZÜM
  • Avrupa ülkelerinin yüzde 1’lerde tuttuğu NBŞ kotasını yükseltmek, hatta tamamen serbest bırakmak ülkeye, millete ihanettir; bu düzenlemeden tamamen vazgeçilmeli.
  • Türkiye şekerini şeker pancarından üretmeli, sadece gıda dışı sektörlerin ihtiyacını karşılamak üzere NBŞ kotası yüzde 1-2 aralığına çekilmeli.
  • Çok uluslu şirketlerin karı uğruna, toplum sağlığının tehlikeye atılmasının önüne geçilmeli.

ZEYTİN

Türkiye, 837 bin hektarlık bir alanda 172 milyon civarındaki ağaç sayısı ve yıllık 1.700.000 ton dolayındaki zeytin üretimi ile dünyanın en önemli zeytin üreticisi ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye’de zeytin üretim Ege, Marmara, Akdeniz Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri olmak üzere çok geniş bir coğrafyaya yayılıyor. En çok bilinen İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Manisa gibi illerin yanı sıra, Aydın, Muğla, Adana, Antalya, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa gibi illerde de zeytin üretiliyor. Ülkemizde milyonlarca insanımız geçimini zeytin ve zeytinyağı üretiminden sağlıyor. Türkiye’de yıllık zeytin tüketimi 355, zeytinyağı tüketimi 150 ton civarında.

SORUNLAR

  • 2002 yılında 1.800.000 ton olan zeytin üretimi 2016’da 1.730.000 ton olarak gerçekleşti; üretim artmak bir yana geriliyor.
  • Yunanistan’da 24, İspanya ve İtalya’da 14, Tunus, Portekiz, Lübnan ve Suriye’de ise 8 litre olan kişi başına yıllık zeytinyağı tüketim miktarı ülkemizde sadece 2 litre civarında kalıyor.
  • Türkiye’nin 2016 itibariyle 191 milyon dolar düzeyinde bulunan zeytin ve zeytinyağı ihracatının 2023 yılında 3.8 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, zeytinlikler maden ve enerji yatırımlarına, inşaat devlerine kurban ediliyor.
  • ÇÖZÜM
  • Zeytincilikte piyasayı düzenleyici fiyat ve destek modelleri uygulanmalı; ayrıca havza bazlı destek modelinde geleneksel eğimli alanlarda kurulu zeytinlikler için ilave destek verilmeli.
  • Stratejik bir ürün olması nedeniyle zeytin ve zeytinyağına verilen prim  artırılmalı.
  • Zeytin alanlarında maden aramalarına izin verilmemeli.
  • Zeytinde hastalık ve zararlılarla mücadelede geniş spektrumlu ilaç kullanımı minimize edilmeli, organik kökenli ilaçlarla mücadele teşvik edilmeli, biyolojik ve biyoteknik mücadelede kullanılan preparatlar destekleme kapsamına alınmalı.
  • Yerli zeytin gen kaynaklarının korunmalı ve fidan ithalatı engellenmeli.
  • Zeytincilikte kullanılan girdilerden başta akaryakıt ve enerjinin ucuzlatılmalı, Ar-Ge çalışmalarının desteklenmeli.
  • Zeytinyağına diğer ülkeler dikkate alınarak ciddi teşvikler verilmeli.
  • Ülkemizde var yılı-yok yılı (periyodisite) etkisinin azaltılması için, zeytin çeşitlerinin ıslahı yapılmalı, sulama, ilaçlama ve gübreleme vb. bakım işlemleri modernize edilmeli.
  • AB ülkeleri ile eşit koşullarda rekabet için markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılmasına yönelik teşvikler geliştirilmeli.
  • Türk zeytinyağı imajı oluşturulmasına yönelik tanıtım çalışmaları desteklenmeli.
  • Zeytinyağında iç tüketimin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı.

BUĞDAY

Türkiye’nin zengin bitki örtüsü içinde insanoğlu için doğrudan ekonomik değer taşıyan ve özel bir yere sahip bitkilerin başında buğday geliyor. Buğdayın anavatanı olan Anadolu için, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan buğday bir bitkiden çok daha fazlasını ifade ediyor. Buğday, aynı zamanda tüm dünya nüfusunun gıda güvencesi açısından temel kaynaklardan biri ve dünya üzerinde yaşayan her birey için yaşamsal öneme sahip.

Üretimi, ülkemizin her bölgesinde yapılabildiği için buğday, tarla bitkileri içerisinde ekiliş alanı ve üretim miktarı bakımından ilk sırayı alıyor. Bu nedenle buğday 6 milyonluk kırsal nüfusu üretici olarak, 80 milyon nüfusu da tüketici olarak doğrudan ilgilendiriyor. Ancak Türkiye’de buğday ekiliş alanlarının 2002 yılında 9 milyon 300 bin hektar olan büyüklüğü, 2016’da 7 milyon 867 bin hektara düştü. Artan nüfusa karşılık yıllık buğday üretimi de yerinde sayarak 20 milyon ton civarında seyretti. Artan nüfusla birlikte buğday talebi de artan Türkiye’nin ekmek, bulgur, makarna, irmik, bisküvi, nişasta ve buğdaya dayalı diğer unlu mamuller tüketimi dikkate alındığında yıllık buğday tüketimi 18-18,5 milyon ton düzeyinde bulunuyor. Tarih boyu buğday üretimi bakımından kendine yeterli düzeyde olan ülkemiz, izlenen yanlış politikalar yüzünden giderek bu üründe bile dışa bağımlı hale geliyor. geçtiğimiz günlerde TMO, AB’den toplam 230 bin ton buğday alımı için uluslararası ihale açtı. Öte yandan geçtiğimiz iki yılda Rusya’dan 3,1 milyon ton buğday satın alan Türkiye, Rusya’yı “vergisiz” buğday ithalatı izni verdiği ülkeler listesinden çıkardı.

SORUNLAR

  • Son yıllarda hızla tarımdan kopan ve büyük şehirlere göç eden nüfus ve işlenen tarım alanlarının azalması, ülkemizin stratejik ürün buğdaydaki arz talep dengesini bozuyor.
  • Girdi maliyetlerinin aşırı yüksekliğine karşılık ürün fiyatlarının tatmin etmemesi, üreticiyi üretim faaliyetinden caydırıyor.
  • Ülkemizin çeşitli bölgelerinde soğuk zararı veya kuraklık nedeniyle buğday üretiminde ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
  • Özellikle yurt dışından getirilerek çok kısa sürede tescil ettirilen buğday çeşitlerinin, yerel ekolojik koşullar dikkate alınmaksızın bütün bölgelere önerilmesi sonucu, tarlalarda önemli verim kayıpları ortaya çıkabiliyor ve üreticiler büyük maddi kayıplara uğrayabiliyor. 
  • ÇÖZÜM
  • Yerel buğday çeşitleri ve bunların yabani akrabaları koruma altına alınmalı. Bunun için kamu kurum ve kuruluşları, bilim dünyası, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği yapılmalı.
  • Küresel iklim değişikliği tehlikesine karşı, buğday üretim sistemimizde değişiklikler yapılmalı; kurağa, soğuğa ve yüksek sıcaklıklara dayanıklı çeşitler geliştirilmeli ve bu çeşitler iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi olası sorunlu bölgelerde üretilmeli.
  • GDO’lu ürünlerin yurda girişi ve dağıtımı kontrol altında tutulmalı, yerel buğday çeşitleri, geleneksel tarım ve organik tarım çalışmaları korunmalı ve desteklenmeli.
  • Toprak hazırlığında yeni uygulamalar benimsenmeli, ekimde yeni teknolojilere sahip makineler kullanılmalı ve dane kayıplarını azaltmak için daha etkin uygulamalar yapılmalı.
  • Tarımda verimliliği ve kaliteyi artıracak teknolojilerin geliştirilmesi, su kaynaklarının artırılması, üretimde kaliteli tohumluk kullanımı için bir devlet politikası şeklinde etkin çalışmalar başlatılmalı, iyi tarım uygulamalarına ağırlık verilmeli.
  • Üreticiye verilen devlet destekleri artırılmalı, üreticiliği teşvik edecek şekilde işlevsel hale getirilmeli, üretim girdilerinin maliyetlerini düşürücü önlemler alınmalı.
  • Çiftçilerin banka ve tarım kredi kooperatifi borçları faizsiz olarak ertelenmeli.

PAMUK

AKP döneminde pamuk ekim alanları %40 oranında azaldı. 2002’de 720.000 hektar iken 2016’da 416.000 hektara düştü. Üretilen lif pamuk ise yaklaşık %25 gerilemiştir. 2002’de 1 milyon ton lif pamuk üretimi 2016’da 750.000 tona düştü.