Yazılar

Batı Akdeniz’i “Batık Akdeniz” Yaptılar!..



CHP belediye başkan adaylarının açıklanmaya başlandığı tarihten itibaren Türkiye’yi, önceki seçimlerde olduğu gibi, yine dolaşmaya başlayan CHP’li Umut Oran 21-23 Ocak arasında da Antalya, Burdur, Isparta’da çalışmalarda bulundu. Böylece 31 Mart seçimleri için gittiği illerin sayısını 12’ye (Hatay, Osmaniye, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Bolu, Balıkesir, Trabzon, Rize, Antalya, Burdur, Rize) yükselten Umut Oran; bu gezilerinin ardından bölgenin gözlem, sorun ve çözüm önerilerinin yer aldığı bir rapor yayınlama geleneğini Batı Akdeniz için de sürdürdü. Bu gezisi için Burdur-Isparta için ayrı rapor hazırlayan Umut Oran’ın Antalya’ya dair notları şöyle:

  • Antalya, Burdur, Isparta; Batı Akdeniz ekonomide en kötü günlerini yaşıyor.
  • Turizmde yaz sezonu sona erince Antalya ekonomisi kendi kendini çeviremez hale gelmiş.
  • Ekonomisinde tarımın büyük paya sahip olduğu Antalya krizden büyük darbe almış bulunuyor.
  • Ekonomik krizle mücadelede ulusal çapta yapısal önlemlerin yanında diğer bölgeler gibi bu bölge için de bölgesel planlama gerekiyor.

AKP iktidarının yıllarca uyguladığı yanlış politikaların bizi getirdiği noktada tüm ülke olarak çok ağır bir ekonomik krizin içine girmiş bulunuyoruz. Uzun yıllar ülkeyi aşırı borçlandırıp dış kaynağa bağımlı kılan iktidarın, buna karşılık rejimi değiştirip demokrasi ve hukuk açığına yol açarak güveni tüketmesi üzerine ülkeden sermaye kaçışının başlaması, bunun da dövizde sıçrama yaşatması krizi tetikledi. Kur cephesinde başlayıp faizleri yükselten kriz sürecinde ekonomide; küçülme, yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin bir arada ve giderek şiddetlendiği ağır bir kriz yaşanıyor.

Genel sorunlara bölgesel açmazlar eklenmiş…

Türkiye ekonomisinin içine girdiği ve giderek kronikleşip ağırlaşan kriz tüm ülke genelinde hissedilirken, sosyo ekonomik yapısına bağlı olarak farklı bölgelerde kriz, o bölgeye özgü sorunlarla çeşitleniyor.

Daha önce GAP ve Karadeniz bölgelerini gezip, krizin etkilerini yerinde gözlemleyip, çözüm önerilerimizle birlikte sunmuştuk. Akdeniz’de de durum oradan farklı değil. Bölge illerinde işsizlik hızla artıyor. Çalışanı, işvereni, çiftçisi, taksicisi, esnafı… Herkes mutsuz, herkes şikayetçi. Bir dokun bin ah işit!..

Hukuksuzluk ve tutarsız dış politika turizmi vuruyor

Antalya başta olmak üzere, Batı Akdeniz ekonomisi ağırlıkla tarım ve turizme endeksli. Ekonomideki kötü gidişten ve iktidar politikalarından en fazla olumsuz etkilenen sektörlerden biri tarım. TL’deki değer kaybı ile ucuzladığı için revaçta olması gerekirken, yanlış ve sürekli değişen tutarsız dış politika ve yaşanan hukuksuzluklar nedeniyle ülkeyi dünyada yalnızlaştıran ve güveni tüketen iktidar yüzünden turizm de kan ağlıyor. Daha fazla turist gelmesine rağmen para bırakacak turist sayısında artış yaşanamıyor.

Antalya Kaleiçi boşalıyor

Antalya’nın tarih ve turizm kokan dünyaca ünlü Kaleiçi’nde, zaten yıllardır işleri kötüye giden esnaf ağır darbe yemiş, artık siftah yapamaz hale gelmiş. Kış döneminde turist sayısının azalması yanında art arda gelen zamların da etkisiyle işleri durma noktasına gelen esnaf bir bir işletmelerine kepenk vuruyor ya da dükkanını devretmenin yollarını arıyor. Satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 düşmüş. Yeni yaz turizmi sezonu başlamadan dükkanların tümden kapanma ihtimali bulunuyor.

Ekonomik krize karşı gerekli yapısal önlemleri almayıp, günü kurtarma, “Dış güçler-ekonomik saldırı” safsatası ile milleti kandırma peşindeki iktidar, bu gidişle Batı Akdeniz’i “Batık Akdeniz’e dönüştürmek üzere…

Turizmde sezon bitince ekonomi durmuş…

Turizmin ekonomisinde önemli ağırlığa sahip olduğu Batı Akdeniz’in en büyük ve Türkiye’nin önemli illerinden Antalya’da yaz turizmi sezonu kapanınca, ülke genelinde yaşanan durgunluğun etkileri daha net hissedilmiş. Buna bağlı olarak il ekonomisi kendi kendini çeviremez hale gelmiş bulunuyor.

Yaz aylarında günde 70 bin, ayda 1.5 milyon turistin geldiği kente bugünlerde gelen sayı günde 2-3 bin, ayda 100 bin civarında kalınca Antalya ekonomisi iç piyasadaki durgunluğun şokunu çok daha fazla hisseder olmuş.

Ekonomisi en kötü günlerini yaşayan Antalya’da birçok sektörde işlerin yavaşlaması nedeniyle şikayetler artarken, bu olumsuzlukta şu üç faktör öne çıkıyor:

  • Türkiye genelindeki ekonomik daralmanın genel yansıması.
  • 2017’de turist sayısı artsa bile turizm gelirinin ve turistik ticaretin gerilemiş olması.
  • Spesifik olarak kent merkezindeki ticaret sektörünün adeta durma noktasına gelmesi. (Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı, Muratpaşa ve merkez başta olmak üzere il genelinde bu durum belirgin biçimde yaşanıyor)

Batı Akdeniz bölgesinin sosyo ekonomik yapısı benzerlik arz eden, ticari ilişkileri ve kalkınma dinamikleri büyük ölçüde Antalya’ya endeksli diğer illeri Burdur ve Isparta için de aynı olumsuzluklar geçerli.  

Mazot, gübre, yem gibi tarımsal girdi fiyatlarında döviz kuruna bağlı yüksek artışlar çiftçiyi, üretici perişan etmiş durumda. Büyükşehirlerde sebze, meyve fiyatları el yakarken, üretici emeğinin karşılığını alamıyor, üründen elde ettiği para, girdi maliyetlerini karşılamıyor.

NE YAPMALI?

  • Turizm ve tarımın dışında yeni sektörlerle bölgeyi bir adım ileri götürmek lazım. Yeni nesil ekonomi ile 4 mevsim sosyal canlılığı tüm Türkiye’ye yaymak gerekiyor.
  • Ekonomik krizle mücadelede ulusal çapta alınması gereken yapısal önlemlerin yanında bölgesel planlama da büyük önem taşıyor. Çünkü Burdur’un, Isparta’nın sorunları Antalya’nın; Antalya’nın sorunları bu illerin sorunu.
  • Bütünsel kalkınma sağlanmalı, kırsal kesim de kamudan eşit hizmet almalı! Fiziksel, ekonomik ve sosyal hakları tüm Antalyalılar için eşit olmalı.
  • Üç ilin sorunları ortak olduğu için “havza planlaması” yapılmalı.
  • Batı Akdeniz Bölgesi’nin krizde ayakta kalması ve ülke ekonomisinin normalleşmesi sonrası kalkınma ve gelişimine devamı da en güçlü olduğu alanlar olan turizm ve tarım ile mümkün.
  • Antalya’nın; dolayısıyla ona bağlı olarak Burdur ve Isparta’nın (Bölgenin) dünyaya açılmasının en ekonomik yolu, deniz ulaştırması ve deniz taşımacılığı.
  • Bu bağlamda demiryolları ve denizyollarının çok daha fazla geliştirilmesi gerekiyor. Yerel ekonomik aktörlerin Antalya’nın Burdur ve Isparta’ya demiryolu ile bağlanması talebi dikkate alınmalı.
  • Turistik ürünlerin Antalya’ya getirilmesi ve ihtiyaç fazlasının Antalya’dan ihracında yeni taşıma araçları devreye girmesine ihtiyaç bulunuyor.
  • Demiryolu yapımı ile diğer illerden gelen malların Antalya Limanı’ndan ihracı mümkün.
  • Yıllardır ihmal edilen deniz yolu kullanımının sadece yük taşımacılığı ile sınırlı kalmaması gerekiyor.
  • Bölge temsilcilerinin, Manavgat Irmağı’nın suyunun satışından bölge ekonomisinin azami derecede yararlanabilmesi talepleri dikkate alınmalıdır.
  • Antalya’da yatçılığın gelişebilmesi açısından Manavgat’ta yat üretim ve çekek yeri alanı ile Organize Sanayi Bölgesi kurulması talepleri karşılanmalıdır.
  • Antalya Devlet Hastanesi’nin kapasitesi talebi karşılamaya yetmiyor. Kentte yaşayan 400 bin kişiye göre planlanmış olan Hastane; Isparta, Burdur ve ilçelerinden gelenlerle birlikte 2.5 milyon kişiye hizmet veriyor. Hastane’nin buna yetecek kapasiteye getirilmesi gerekiyor.
  • İklim değişikliğinin de etkisiyle giderek artan sıklıkla görülen hortumların yol açtığı zararlar seracıları mahvediyor. Seracılığın başkenti sayılan Antalya’da bile vatandaş pazardan kg’ı 10 TL’nin altında sebze, meyve alamıyor. Bu haftaki fiyatlara bakınca 8 TL’nin altında sadece salatalık ve kuru soğan satılıyordu. Acilen hükümetin üreticiye destek vermesi fiyatların aşağıya çekilmesini sağlaması gerekmektedir.

FETÖ Darbesi 2010 Referandumundan Kaynaklanıyor, Uyardık Dinlemediler



malatya

O ZAMAN EVET DİYENLER GELİN BU KEZ ‘HAYIR’ DİYİN

CHP’li Umut Oran, Anadolu’yu karış karış gezerek “bu bir referandum değil memleket meselesi diyerek vatandaşı uyarmaya devam ediyor. Malatya’da ilçe ve beldelerde çalışan Umut Oran, “15 Temmuz’da Türkiye büyük bir darbe girişimi yaşadı. Bunun sebebi nedir, ta 2010’daki referanduma kadar uzanıyor. O zaman da uyardık yapmayın yargıyı bağımlı hale getirmeyin yoksa tuz da kokacak dedik uyardık dinletemedik iktidara. O zaman Evet diyenlerin vicdanına sesleniyorum, gelin bu kez ‘hayır’ deyin aynı hatayı tekrarlamayın” diye konuştu.

CHP’li Umut Oran ve CHP İl Başkanı Enver Kiraz, Malatya Doğanşehir ve Akçadağ’daki yoğun çalışma nedeniyle programın sarkması üzerine basın toplantısını il başkanlığı yerine Esnaf ve Sanatkar Odaları Başkanlığında düzenledi.

Eski bir işadamı olduğunu anımsatan Umut Oran, 30 yıldır bu ülkeye vergi ödemiş birisi olarak bir şeyler söylemek istediğini kaydetti. Geçmişte Anadolu’ya gittiğinde parti ayrımı yapılmaksızın siyasetçilerin bir araya gelerek o bölgenin nasıl kalkınacağın tartıştığını, sonuç da alındığını, GAP’ta dahi bu yolun izlendiğini anımsattı. “Atatürk’ün her fabrika bir kaledir” sözünü anımsatan Umut Oran, “Ne oldu da bugün bu noktaya geldi ülke?” diye sordu. Siyasetle ticaretin bir arada olamayacağını düşündüğü için ticaretten ayrıldığın artık tamamıyla siyasetin içinde Türkiye’yi nasıl ileri götüreceğini insanların tamamının nasıl mutlu ve kalkınmış olabileceğine çalıştıklarını söyledi. Umut Oran şöyle konuştu:

SOMALİDE TARIM ARAZİSİ KİRALADILAR

Ülkede tarımı bitirdiler gittiler Somali’de tarım arazisi kiraladılar. Böyle bir şey kabul edilebilir mi, Türkiye nasıl bu hale getirilebilir. Türkiye tarım arazilerinin üçte birini artık ekip dikemiyor çiftçinin borcu nedeniyle ya banka bu arazilere el koymuş ya da çiftçi mazot tohum ilaç alamıyor.

24 YAŞINDA 8 ÇOCUKLU SURİYELİ

4 milyon Suriyeli Türkiye’de misafir ediliyor, dünyada en yüksek sayıda Türkiye’de bulunuyorlar. Ülkemizin eti ne butu nedir, bunun sonu nereye varacak? Geçen hafta Bursa’daydım bir doktor yanıma geldi söyledi geçen hafta 24 yaşında Suriyeli bir kadının doğumunu yaptırmış 8. Çocuğu dünyaya gelmiş … Bu ülkenin sonu nereye varacak?

FETÖ DARBESİ 2010 REFERANDUMUNDAN KAYNAKLANIYOR

15 Temmuz’da Türkiye büyük bir darbe girişimi yaşadı. Bunun sebebi nedir ta 2010’daki referanduma kadar uzanıyor. O zaman da uyardık yapmayın yargıyı bağımlı hale getirmeyin yoksa tuz da kokacak dedik uyardık dinletemedik iktidara. O zaman Evet dilenlerin vicdanına sesleniyorum, gelin bu kez ‘hayır’ deyin aynı hatayı tekrarlamayın.

ESNAF KARA LİSTEDEN ÇIKAMIYOR

Bütün esnaf kara listeye girmiş batmış kredi istiyor ama bir türlü kara listene çıkamıyor. Biz bunları konuşacağımız yere gelmişiz evet mi hayır mı dalatılan bir konuyu görüşüyoruz. Vatandaşımızı koruyup sorunlarını çözmemiz gerekirken iktidarın dayattığı bir konuyu konuşup.

TURİZMCİ BİTTİ

Antalya kan ağlıyor turizmciler rezervasyon iptalleri nedeniyle inanılmaz kötü günler yapıyorlar. Ama birileri Eyy Almanya ey Hollanda diyor. Bu sorunlar bu şekilde çözülmez. Turizmde bir önceki yıla göre 2016’de yüzde 25 turist sayısı kaybı var, gelirde ise yüzde 30 düşüş var. Rusya ile zaten düzelmedi ilişkiler. Bu durumda turizmci 2017’yi bırakın 2018’i bile karamsar görüyor. Türkiye’nin her yanı yangın yeri gibi cayır cayır yanıyor.

GELİŞMİŞ 20’NİN 18’İNDE PARLAMENTER SİSTEM VAR

Bu ortamda biz de dedik ki kişileri tartışmayalım ülkenin geleceğini konuşalım. Gelişmiş ilk 20 ülkenin 18’inde parlamenter sistem var tek başkanlık örneği ABD’de ama orada da sistemin nasıl işlediğin gördünüz. Trump geldi astı kesti ama hukuk durdu yapamazsın dedi. Öbürü de yarı başkanlık olan Fransa ki orası da demokrasinin beşiği. Bizim cumhuriyetçi parlamenter sistemimiz Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet çizgisidir, eksiklikleri olsa da buradan gitmemiz gerekiyor. En kötü durumdaki 20 ülkenin ise 19’u başkanlıkla yönetiliyor ve buralarda iç savaş var bölünme var. Allah bana akıl fikir vermiş yolumuz hangisi olmalı? Yönetim sistemimizdeki eksiklikleri gideriz düzeltiriz ama başkanlık olmaz, bizi geri götürür.

YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI OLMAZ

Yüzde 10 seçim barajı olmaz. 2002’de oyların yüzde 44’ü baraj nedeniyle çöpe gitti. Şimdi de kalkmış iki parti olsun daha iyi diyorlar. Hayır doğru değil. Çoğulcu demokrasi daha iyidir. İstikrar yok diyorlar şimdi. Ben iktisatçıyım, geçmişte 11 hükümetle çalıştım, masanın her tarafında bulundum. Geçmiş cumhuriyet hükümetlerine bakınca büyüme, işsizlik, enflasyon her rakam geçmişten iyi değil. 15 yıldır tek parti var durum iyi değil, istikrar sürsün Türkiye büyüsün diyorlar ama böyle değil gerçekler.

GÜVENİLEN KİŞİDEN SONRA NE OLACAK?

OHAL’de seçim süreci olmaz, burada referandumunu konuşmamamız gerekiyordu. Emeklilerin sorunu esnafın sorunu gençlerin işsizliği bunlar nerede? 18 maddenin hiçbirinde bunlar yok. Bütün yetkiyi tek kişiye veriyor! 80 milyonun her yetkisini bir kişiye veriyor. Buün o kişiye güvenebilirsiniz ama o kişinin başına bir şey gelirse kim gelecek yerine? O kişi isterse yerine eşini getirebiliyor, ki Azerbaycan’da örneğini yaşadık, çocuğunu getirebilenler dahi var.

REJİM DEĞİŞİNCE AKAN SULAR DURUYOR

Anayasa mahkemesinin 15 üyesinin 12’sini atayacak, e bu kişiler bir durum olursa onu yargılayabilir mi? Başbakan yok o makamı yok ediyorlar. TBMM’nin içini yetkisini boşaltıyorlar. Rejimi değişiyor, rejim değişikliği dediğiniz zaman akan sular duruyor. 15 yıldır birçok şeyde beni yanılttılar aldattılar dedin. E şimdi ortalık cayır cayır yanarken yangına körükle gidip toplumu ayırmanın hayırcıları darbece hain olarak nitelemek kabul edemiyorum, üzülüyorum.

KARIŞ KARIŞ GEZİYORUM DAHA İYİ BİR TÜRKİYE MÜMKÜN

Daha iyi bir Türkiye mümkün, herkesin mutlu olduğu Türkiye’yi birlikte yaratacağız. İnşallah 16 nisanı cumhuriyetimizi koruyarak daha da yükselterek geçireceğiz. Ama hemen ertesi gün oturup parlamenter sistemi nasıl daha iyi çalıştırabiliriz oturup ona çalışmamız lazım. Çalışıyorum Anadolu’ya karış karış geziyorum gittiğim yerleri gördükçe de umut oranım artıyor.

malatya

13