Yazılar

Düşünemeyen İşsiz Ordusu 87 Ülke Nüfusunu Geçti

 

Umut Oran

Basın Açıklaması

05.5.2018

 ELALEM MARS’TA HAYAT, DÜŞÜNEN ROBOT PEŞİNDEYKEN,

AKP’NİN ÇAĞDIŞI EĞİTİM POLİTİKASI SAYESİNDE DÜŞÜNEMEYEN İŞSİZ ORDUSU 87 ÜLKE NÜFUSUNU GEÇTİ!

  • Gerçek işsiz sayısı: 6.402.000…
  • AKP, işsizlere ve her yıl iş gücüne katılan nüfusa yetecek istihdamı yaratacak bir yatırım ortamı ve ekonomiyi hayata geçiremedi.
  • Resmi tanımla 2002 sonunda yüzde 10,3 olan işsizlik son açıklanan veriye göre yüzde 10,8; o tarihte 2,5 milyon olan işsiz sayısı şimdi 3,4 milyon.
  • Umudunu yitirip iş aramayı bırakanlar, eksik istihdamdakiler, mevsimlik çalışanları da dahil edince geniş tanımlı hesaplamayla gerçek işsizler ordusu 6 milyon 402 bin kişiye, gerçek işsizlik oranı da yüzde 18,9’a ulaşmış bulunuyor.

·       Geniş tanımlı işsizler belli başlı 190 ülkenin 87’sinin nüfuslarından daha fazla.

  • Cumhurbaşkanı diplomasının tartışıldığı ülkemizde dört işsizden biri üniversite diplomalı. Genç nesiller ve onlara harcanan kaynaklar vicdansızca heba edildi.
  • AKP, döneminde eğitimde ticarileşme ve dinselleştirme zirve yaptı.
  • Dünya yapay zeka teknolojisi ile insan gibi düşünen robotlar yaparken; AKP, çağ dışı eğitim sistemiyle düşünemeyen nesiller yetiştirme peşinde…
  • Yapay teknoloji ve Sanayi 4.0 ile bugünkü birçok meslek tarihe karışacak, yeni mesleklere ihtiyaç doğacak. Ekonomiye, işe göre insan yetiştirmeliyiz.
  • Orta Çağ referanslı eğitim sistemiyle her alanda irtifa kaybediyoruz: Sanayi 4.0’a uygun eğitim  ve istihdam politikalarını hayata geçirmeliyiz.
  • Gelin; 24 Haziran’da, adım adım eğitim sistemini çağ dışına çıkararak, bizi dünyanın gerisine düşüren bu iktidara hep birlikte “dur” diyelim.
  • Gelin yeni dönemde; halkçı bir yönetimle, akla, bilime dayalı, çağdaş uygarlık düzeyinin üstünü hedefleyen, Sanayi 4.0’la uyumlu “Eğitim 4.0”ı ve “İstihdam 4.0”ı hayata geçirelim.

Büyüyen bir ekonominin en birinci göstergesi istihdam yaratmasıdır. Ekonomi büyürken işsizlik azalır. 

AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde ise sıcak parayla, borca dayalı tüketimle sağlanan ve çeşitli istatistik oyunları ile manipüle edilerek kâğıt üzerinde şişirilerek olduğundan büyük gösterilen büyümeye karşın, iş gücü göstergeleri bunun tersini söylüyor. 

AKP döneminde, birikmiş işsizliği azaltacak ve her yıl iş gücüne katılan yeni nüfusa yetecek boyutta istihdam yaratan bir yatırım ortamı ve ekonomik işleyiş hayata geçirilemedi. Gelinen aşamaya baktığımızda, iş gücü göstergelerinin iyileşme bir yana, AKP öncesinden çok daha kötü olduğu görülüyor. 

AKP, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, grev yasağı gibi emek kesiminin örgütlü gücünü kısacak yöntemleri sonuna kadar uyguladı.   

Yol açtığı ekonomik çöküntünün faturasını ödememek için seçimlere daha 16 ay varken, erken seçim kararı alan AKP, geriye 6.402.000 kişi ile 87 ülkenin nüfusundan büyük bir işsizler ordusu bırakıyor. 

İş gücünün 16 yılda aldığı şekil ise yanlış eğitim politikalarının ürünü olarak çağın gereklerine uygun vasıflar barındırmayan, iş dünyasının talebiyle uyumsuz bir tablo arz ediyor. Plansız, programsız, popülist, yanlış eğitim politikaları ile iş hayatının gereksinimlerini karşılayacak, yapay zekâ, Sanayi 4.0 gibi küresel trendleri yakalayacak vasıfta bir iş gücünü de gerçekleştiremeyen AKP, diplomalı/beyaz yakalı işsizliği zirveye çıkardı. 

GÖSTERGELER 16 YIL ÖNCESİNDEN KÖTÜ 

  • TÜİK’in en son Ocak 2018 itibariyle açıkladığı iş gücü verilerine göre AKP’nin iktidarda olduğu 2002 sonundan bu yana 15 yaş üzeri nüfus 12 milyon 319 bin kişi artarak 60 milyon 360 bine; TÜİK tanımıyla iş gücüne dahil nüfus 7 milyon 620 bin kişi artışla 31 milyon 438 bine, iş gücüne dahil olmayanlar ise 4 milyon 699 bin kişi artarak 28 milyon 699 bine ulaştı.
  • Bu dönemde; TÜİK’in eksik istihdamdakiler ve mevsimlik çalışanları da dahil ederek sayıyı şişirdiği istihdamdakilerin toplam sayısı yüzde 31,8 oranında 6 milyon 675 bin kişi artarak 28 milyon 29 bine ulaştı.
  • Aynı dönemde, umudunu yitirip iş aramayanlar, eksik istihdamdakiler, mevsimlik çalışanların yer verilmemesine rağmen, (dar tanımlı) işsizler kategorisinde yer alanların sayısı yüzde 38,4 oranında 1 milyon kişiye yakın artışla 2 milyon 464 binden 3 milyon 409 bine yükseldi.
  • 2002’de yıllık bazda yüzde 10,3 olan dar tanımlı işsizlik oranı Ocak 2018 itibariyle yüzde 10,8 düzeyinde.
  • Ocak 2018 itibariyle tarım dışı işsizlik 12,3, genç işsizliği yüzde 19,9, genç kadın işsizliği yüzde 24,5, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı da yüzde 23,1 olarak gerçekleşti.
  • İşsizlerin 837 bin kişi ile dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. Yüksek öğrenimlilerde işsizlik oranı yüzde 11,3.
  • İstihdamda (çalışıyor) gözüken nüfusun yaklaşık 1,5 milyonunu ise Şubat 2017’de başlatılan sözde “istihdam seferberliği” kapsamında, prim ve vergi yükünü devletin üstlendiği çıraklar ile stajyer ve kursiyerler oluşturuyor. Yani seferberlikle sağlandığı iddia edilen istihdam artışı da asıl olarak sigortalı işçi sayısından çok; ucuz işgücü deposu olarak kullanılan stajyer ve kursiyer sayısındaki artıştan kaynaklanıyor.

İş gücü göstergeleri (Ocak 2018; Bin kişi)

GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6,4 MİLYON, ORANI YÜZDE 18,9!..

TÜİK’in dar tanımlı (standart) genel işsizlik oranı işgücü piyasalarındaki durumu bütün boyutlarıyla ortaya koymaya değil, gizlemeye yönelik. Buzdağının sadece ucunu gösteren dar tanımlı işsizlik verilerinin gizlediği işsizliğin gerçek boyutunu görmek için, gözden kaçırılan diğer işsizlik çeşitlerine de bakmak lazım. 

TÜİK sadece, referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişileri işsiz kabul ediyor. Oysa, dar tanım kapsamında yer alan işsizlerle birlikte, iş bulma umudunu yitirip iş aramayı gevşetmiş, iş aramayan ancak iş olsa çalışmaya hazır olan işsizler ile mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları da işsiz sayısına eklemek gerekiyor. 

Ocak 2018 itibariyle;

  • İş başı yapmaya hazır olduğu halde iş aramayı bırakmış 1 milyon 676 bin ve umudunu yitirip iş aramayan 676 bin işsiz ile zamana bağlı eksik istihdamdaki 462 bin ve mevsimlik işçi statüsündeki 179 bin kişiyi de eklediğimizde gerçek (geniş tanımlı) işsizler ordusu 6 milyon 402 bin kişiye, gerçek işsizlik oranı da yüzde 18,9’a ulaşıyor.
  • Buna göre ülkede çalışabilecek durum ve yaştaki her 5 kişiden biri işsiz.

İşsizliğin gerçek boyutu (Ocak 2018; Bin kişi)İŞSİZLER ORDUMUZ 87 ÜLKENİN NÜFUSUNDAN FAZLA

Türkiye’de Ocak 2018 itibariyle 6 milyon 402 bin kişiye ulaşan geniş tanımlı işsizlerin sayısı, dünyadaki belli başlı 190 ülkenin 87’sinin nüfusundan daha fazla. 

Bunlar içinde, dünyanın önde gelen ya da adı bilinen ülkelerinden Kırgızistan’ın toplam nüfusu 6 milyon 263 bin, Nikaragua’nın 6 milyon 221 bin, Danimarka’nın 5 milyon 749 bin, Türkmenistan’ın 5 milyon 710 bin, Finlandiya’nın 5 milyon 503 bin, Norveç’in 5 milyon 290 bin, Yeni Zelanda’nın 4 milyon 844 bin, İrlanda’nın nüfusu 4 milyon 728 binle bizdeki işsiz sayısının altında bulunuyor. 

TÜİK’in dar tanımlı 3 milyon 409 bin kişilik işsiz sayısını baz alırsak da bunun; Ermenistan, Moğolistan, Arnavutluk, Slovenya, Katar, İsviçre ve Malta’nın da aralarında bulunduğu 61 ülkenin nüfuslarından kalabalık olduğu görülüyor.

GENÇ NESİLLER HEBA EDİLDİ!… 

Türkiye’de üniversite okumak, iş bulmaya yetmiyor. Her dört işsizden biri üniversite diplomalı. 

Aileler yıllarca çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için tüm maddi imkanlarını onların eğitimine sarf ediyor; yıllar süren eğitim süreci boyunca çocuklarına bir servet harcıyorlar. Yıllarca dirsek çürüten, yüzlerce sınava giren, farklı farklı illerde üniversite kazanıp, yurt yetersizliği nedeniyle barınma sorunu çeken ve birçok sıkıntı yaşayan gençleri, eğitim süreci sonunda diplomasını aldığında bir hayal kırıklığı bekliyor. Üniversite mezunları iş bulamıyor. Toplumun geleceği olan genç nesiller heba ediliyor, onlara yıllarca harcanmış kaynaklar israf ediliyor. 

Öte yandan iktidara yakın bir avuç azınlık, gerekli liyakate sahip olmadığı halde, torpille, kayırma ile hatta sınavsız, kamuda çeşitli pozisyonlarda istihdam edilerek, görülmemiş bir adaletsizliğe yol açıldı. 

Popülist anlayışla; devletçe plansız, programsız, en ücra yerlerde ya da özel kişi ve kuruluşlarca açılan sözde üniversiteler, ülke ekonomisinin ihtiyaçlarıyla orantısız biçimde mezun verdi. İhtiyaç duyulan alanlarda yetişmiş eleman bulunamazken, üniversitelerin birçok bölümünden mezun olmuş ihtiyacın kat kat üzerinde yüzbinlerce genç için çalışacak alan yok. 

Söz konusu üniversite ve bölümlerle yüksek öğrenimin kalitesi de yerle bir edildi, bilimsel kapasitesi düşürüldü, kendi demokratik teamülleri yok edilerek liyakatsiz kişiler öğretim üyesi yapıldı, siyasi nitelikli rektör atamalarıyla üniversiteler medreseye çevrilmeye çalışıldı. 

AKP’DEN YENİ İSTİHDAM OYUNU!.. 

2017’deki istihdam seferberliği ile stajyer, kursiyer sayısında sağladıkları artışı istihdam artışı gibi gösteren AKP hükümeti, şimdi de istihdam desteği ile 700 bin ek istihdam sağlanacağını, istihdam destekleri için İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 3.4 milyar lira kaynak kullanılacağını açıkladı. 

Açıklanan istihdam projesi istihdamı artmış gösterecek, ancak işin aslı böyle mi?.. “Bir senden bir benden” adı verilen destekten yararlanmak isteyen işveren, aldığı yeni işçinin ilk ay vergi, prim ve ücretini ödeyecek. İkinci aydan itibaren iki ayda bir bu masrafları devlet üstlenecek. Destekten 2 işçi için yararlanılabilecek. Buna göre işverenin işyerine aldığı 2 işçinin vergi ve primlerini ikinci aydan itibaren İşsizlik Fonu ödeyecek. Bu yolla 700 bin kişi için Fon’dan 3.5 milyar TL aktarılacak. Bu uygulama, kâğıt üzerinde istihdam edilecekler yoluyla istihdamı artmış, işsiz sayısını azalmış gösterme ve aynı zamanda işsizleri finanse etmek için var olan Fon’un kaynaklarını bu yolla SGK ve Maliye’ye aktarma şeklindeki bir suiistimale son derece açıktır. 

DÜNYA DÜŞÜNEN ROBOT, AKP DÜŞÜNMEYEN İNSAN PEŞİNDE…

Ülke ekonomisini, üretim ve bölüşüm ilişkilerini ve istihdam konusunu eğitim sisteminden bağımsız düşünemeyiz. Ülkeyi yönetenlerin görevi; geleceğin dünyasını öngörerek, ülkemizin orada iyi bir yer alabilmesi için, gelecek nesilleri buna göre yetiştirmek, eğitim sistemini buna göre dizayn etmektir. 

Eğitim sistemi kaliteli ve bu yüzden de ekonomik ve sosyal açıdan ileri olan ülkeler, şimdi “Yapay Zekâ” denilen yeni bir devrimin eşiğinde. Yapay zekâ, bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki robotların çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirmesi demek. Yapay zekâ bilgisayarın insanlar gibi düşünmesini sağlıyor, makinelerin karmaşık sorunları insana benzer şekilde çözmesine yardımcı oluyor. Zekâ ve akıl gerektiren sorunlar artık bilgisayar yardımıyla etkili bir şekilde çözülecek. 

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte pek çok iş kolunda da önemli değişimler yaşanacak. İleride bu işleri robotlar yapacağı için; fabrika işçiliği, inşaat işçiliği, banka çalışanı, finansal analistlik, sigortacılık, çiftçilik, şoförlük, pilotluk, gemi kaptanlığı gibi bugün için hatırı sayılır bazı meslekler tarihe karışacak. 

Bununla birlikte, yapay zekâ teknolojisindeki gelişme paralelinde; ortaya çıkacak bazı yeni ve gözde mesleklerden birkaçı ise şöyle:

  • Veri bilimciliği
  • Robot koordinatörlüğü
  • IT çözüm mimarlığı
  • Endüstri bilgisayar mühendisliği
  • 3D yazıcı mühendisliği
  • Giyilebilir teknoloji tasarımcılığı

AKP’NİN ÇAĞ DIŞI EĞİTİM ISRARI…

Dünya yapay zekâ teknolojisinde her gün daha da artan bir ivmeyle ilerlerken, AKP zihniyeti ülkemizde çağ dışı bir eğitim sistemini tahkim etme çabasından geri dönmedi. 

AKP, döneminde eğitimde ticarileşme ve dinselleştirme zirve yaptı. İlk ve orta öğretim müfredatında fen bilimlerinin ağırlığı azaltılarak, dinle ilgili derslere ağırlık verildi. Zaten ihtiyacın çok üzerinde olan imam hatip lise ve ortaokullarının sayısı rekor düzeyde artırılırken, normal orta öğretim kurumları da imam hatibe çevrilmeye çalışıldı. Kamu bütçesinden milli eğitime ayrılan kaynakların büyük bölümü imam hatip okullarına aktarıldı. 

Özetle; eğitimde ve dolayısıyla diğer alanlarda ileri ülkeler; yapay zekâ teknolojisi ile insan gibi düşünen robotlar yapma aşamasına gelmişken; AKP, ülkemiz eğitim sistemini orta çağa indirgeyerek düşünemeyen nesiller yetiştirme peşinde 

İŞE GÖRE İNSAN YETİŞTİRMELİYİZ 

Dünya, yapay zekâ ile Sanayi 4.0 devrimi yaşarken, orta çağ anlayışına dayalı eğitim sistemiyle ülkemiz her alanda sürekli irtifa kaybediyor. Sanayi 4.0’ı yakalamak için bu yeni ve çok farklı döneme uygun biçimde “Eğitim 4.0” ve “İstihdam 4.0” politikalarını geliştirip hayata geçirmeliyiz. 

Yeni dönemde dünyada saygın bir yerimiz olmasını istiyorsak, buna uygun biçimde yeniden kuracağımız eğitim sistemi ile eğitim sürecinin sonunda gençlerimize başlıca şu özellikleri kazandırmalıyız: 

  • Karışık problem çözme yeteneği
  • Eleştirel düşünce yeteneği
  • Yaratıcılık
  • Yenilikçilik
  • Girişimcilik
  • Duygusal zekâ
  • İK’nı iyi yönetebilme
  • Çevre ile koordinasyon
  • Muhasebe edebilme yeteneği
  • Bilişsel estetik

“18 YAŞINI BİTİRENE 90 GÜNDE İŞ” TAAHHÜDÜ 

Ekonomi, kalkınma ve eğitim, bir bütünün parçalarıdır. Hiçbir ülke, bu alanlarda plansız programsız hareket edemez. Bu anlamda en az 50 yıllık planlar yapılmalıdır. 

Ülke kalkınması için hangi sektör ve alanlarda hangi sayıda, hangi özellikte iş gücüne ihtiyaç varsa, eğitim sistemi, ileriye yönelik projeksiyonlar ışığında bu ihtiyacı karşılayacak insan gücünü yetiştirecek biçimde planlanmalıdır. 

Bu plan yapılırken, ülke nüfusunun yaş gruplarına göre dağılımı, emekli, yaşlı, engelli sayısı gibi unsurlar da dikkate alınmalıdır. 

Oy kaygısıyla, plansız programsız, ihtiyaçtan bağımsız biçimde, yeterli bilimsel alt yapı olmadan, gereksiz sayıda üniversite ve bölüm açarak sadece diplomalı işsizlerin sayısını artırırız. Buna karşılık sanayide, ileri teknoloji alanında çalışacak, Sanayi 4.0 devrimini yakalayacak vasıflı eleman sıkıntısı çekmeye devam ederiz. 

Ülkenin; eğitim hayatını yarınları düşünerek planlayacak, kalkınma için gereken alanlarda gereken sayıda nitelikli iş gücünü sağlayacak kapasite ve yapıda yeni bir eğitim sistemi kuracak yeni bir yönetime ihtiyacı bulunuyor. 

Bunu hayata geçirdiğimizde, İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin seçim bildirgesinde yer alan “18 yaşını bitiren her genç 90 gün içinde iş sahibi olacak” şeklinde gençlerimize söz verebiliriz.

24 HAZİRAN’DA BU GİDİŞATA DUR DİYELİM! 

Gelin; adım adım ülkemizin eğitim sistemini çağ dışına çıkararak, çağdaş dünyanın gerisine düşüren bu iktidara, 24 Haziran’da, hep birlikte “Dur!” diyelim. 

Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, akıla, bilime dayalı, çağı yakalayan, çağdaş uygarlık düzeyinin üstünü hedefleyen, Sanayi 4.0’ı gerçekleştirecek ve bununla uyumlu Eğitim 4.0’ı, İstihdam 4.0’ı hayata geçirecek bir yönetime görev verelim. 

Gelin, gelecek yüzyılların uygar, ileri, müreffeh toplumunu oluşturacak, yeni nesilleri yetiştirecek bir eğitim, bilim, ekonomi, istihdam, üretim ve bölüşüm düzenini daha da gecikmeden hep birlikte kuralım!..

 

Türkiye’nin acilen laik, demokratik, çağdaş eğitme ihtiyacı var

Bugün 18 milyon öğrencimiz ve 900 bin öğretmenimiz için yeni bir gün yeni bir dönemin başlangıcı. Binlerce öğrencimiz okulsuz, aşırı kalabalık okullarda eğitim görecek on binlerce öğretmen de FETÖ mensubu olmasa da OHAL koşulları nedeniyle soruşturma tehdidi altında. Bir velinin okula yeni başlayan çocuğu için asgari ücretin 1/4’ü kadar masraf yapmak zorunda kaldığı bir eğitim düzeni de maalesef sistemin sorunlarından birisi. CHP iktidarında, çocuklarımıza sosyal devletin gereği olan, doğumdan ölüme kadar fırsat eşitliğinin en önemli unsurları olan parasız eğitim hakkı ve parasız sağlık hizmeti sunacağız. Vatandaşlarımız umudunu yitirmesin lütfen. Çocuklarımız bizim yarına dair umutlarımız, hayallerimizdir. Onlara en iyi koşulları yaratacağımızdan; çağdaş, demokratik ve laik sistemini kuracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

vannnn

Bu duygu ve düşüncelerle tüm öğrenci, veli ve öğretmenlerimizin yeni#eğitim #öğretim yılını kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim.

Saygılarımla,
Umut Oran

Çocuklara Artık Fizik Kimya Biyoloji Eğitimi Verilmeyecek Mi?

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’na üniversitelerin temel bilimlerinin kapatılmasına yönelik talimatı kendisinin mi verdiğini sordu.

Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi. YÖK’ün geçen yıl 11’den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlara bu yıl kontenjan verilmeyeceği kararını Meclis gündemine taşıyan Oran, bu kapsamda 36 üniversitenin kimya bölümüne, 31 üniversitenin fizik bölümüne, 22 üniversitenin biyoloji bölümüne, 7 üniversitenin de matematik bölümüne öğrenci alımı yapılmayacağını belirtti

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 29.04.2015

Umut Oran

İstanbul Milletvekili

 

 

2010 yılından itibaren fizik, kimya, biyoloji ve matematik programlarına her yıl bir önceki yıl yerleşen sayısından daha düşük kontenjan verilmesine rağmen, kontenjanlar yine de dolmadı. 2014 yılında 11’den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlara bu yıl kontenjan verilmeyecek. Bu kapsamda 36 üniversitenin kimya bölümüne, 31 üniversitenin fizik bölümüne, 22 üniversitenin biyoloji bölümüne, 7 üniversitenin de matematik bölümüne öğrenci alımı yapılmayacak. Böylece öğrenci kontenjanı verilen temel bilimler programların sayısı 241’den 145’e düşecek.

Bu kapsamda;

  1. Üniversitelerin temel bilimlerinin kapatılmasına yönelik talimatı siz mi verdiniz?
  1. Üniversitelerin fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi pozitif bilim eğitimini artık vermemesi, bölümleri kapatması henüz ilköğretim çağındaki çocukların eğitimini olumsuz etkilemeyecek mi?
  1. İlköğretimdeki öğrencilere artık fizik, kimya, matematik, biyoloji gibi eğitimler verilmeyecek mi?
  1. Üniversitelerin temel bilim eğitimini tercih eden öğrencilerin sayısının düşmesinin gerekçesi nedir? Neden bu bölümleri kapatmak  yerine popülerliğinin artması için gerekli önlemleri almadınız?
  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersinin kaldırılmasına ilişkin kararıyla ilgili olarak 12. Cumhurbaşkanı’nın, eylül ayında yaptığı “Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik, kimya dersinin tartışıldığını göremezsiniz. Ama din dersinin tartışıldığını görürsünüz” açıklaması ile temel bilim eğitimlerinin kaldırılması arasında ilişki var mıdır?

Satılamayan 800 Bin Konut Üniversiteliye " Yurt " Olsun !…

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, arz fazlası halinde bekleyen 800 bin konutun üniversitelilere yurt olmasını istedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

22.3.2015  

  • Yıllarca devlet gazıyla şişirilen konut sektöründe talep durmuş, stoklar büyümüştür. 300-400 bini İstanbul’da toplam 1 milyonun üstünde arz fazlası var, alıcı yoktur. Ekonomideki kötü gidişatta, arz fazlasının makul vadede eritilmesi imkânsızdır.
  • Öbür yanda ülkemizde 6 milyona yakın üniversite öğrencisinin yüzde 10’una yetecek sayıda bile yurt bulunmamaktadır.
  • Konuttaki arz fazlası; yapılacak mevzuat düzenlemeleri, sağlanacak teşvikler ve akılcı politikalarla, üniversiteliler için yurt kapasitesine dönüştürülerek eritilebilir.
  • Öncelikle TOKİ’nin elinde satılmayan 120 bin dolayındaki konut içinde üniversite-yoğun illerde bulunanlar, öğrenci yurduna çevrilebilir. Ürettiği konutları satamayan müteahhitlere ve bu konutların mülkiyetini devralacak girişimcilere; bunları yurt olarak işletmeleri için, kolaylıklar, teşvikler getirilebilir.

İnşaat yatırımlarını kolay yoldan ekonomiyi canlandırma aracı olarak gören AKP’nin bu büyüme stratejisi artık işlemez hale gelirken, sektörde yıllardır devlet eliyle şişirilen balonla 1 milyonun üzerinde arz fazlası ortaya çıkmıştır. Öte yandan ülkemizde 6 milyona yakın üniversite öğrencisinin ancak yüzde 8’ine yetecek yurt kapasitesi vardır. Ekonomideki mevcut kötü gidişat nedeniyle eritilme imkânı bulunmayan konuttaki arz fazlası; akılcı politikalar ve sağlanacak etkin teşviklerle üniversite öğrencileri için “yurt” kapasitesine dönüştürülebilir.

SADECE SON 2 YILDA 800 BİNE YAKIN ARZ FAZLASI OLUŞTU 

Resmi istatistiklere göre son iki yılda tamamlanarak kullanım izni alınan konutların yarıdan fazlası elde kaldı. 2013 ve 2014’te 1 milyon 488 bin 78 daire için kullanım izni alınırken, “ilk satış” şeklinde satışı yapılan daire sayısı 695 bin 20 oldu. Buna göre sadece son iki yılda 800 bine yakın bir konut fazlası ortaya çıktı. Sektör uzmanları, konutta 300-400 bini İstanbul’da olmak üzere Türkiye genelinde 1 milyonun üstünde arz fazlası olduğunu bildiriyor.

Özellikle ekonomide daralmanın ivme kazandığı 2014’te alt-orta gelir grubu konut talebini öteledi. Geçen yıl mortgage kapsamındaki satışlarda yüzde 15 gerileme yaşandı; toplam konut satışındaki artış yüzde 1’in altında kaldı. Konut kredisine dayalı satışların toplam satışlarda 2013’te yüzde 42 olan payı geçen yıl yüzde 33’e düştü. Sektör son dönemde daha çok yabancı alımlarıyla ayakta dururken, yabancıların da siyasi risk nedeniyle yatırımlarını beklemeye alması, konut piyasasında ciddi bir sıkıntıya yol açtı. Konut arzı fazlasına rağmen fiyatlar artmaya devam ediyor. Bunun temel nedeni inşaat malzemelerindeki fiyat artışı. Sektörün temel girdilerini sağlayan demir çelik ve çimentoda ithal girdi bağımlılığı son derece yüksek. Kurlardaki artış girdi maliyetlerine direkt yansıyor. 2014’te bina inşaat maliyetleri yüzde 11, konut satış fiyatları yüzde 16 arttı. Diğer bir faktör de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentler başta arsa fiyatlarındaki yükseliş.

Konut arz-talebi (Daire sayısı)

Çeyrekler Yapı ruhsatı Kullanım izni İlk satış Fark
2013 I. 162.895 153.399 71.671 81.728
II. 249.451 159.714 75.245 84.469
III. 194.931 194.131 82.573 111.558
IV. 230.005 214.257 95.685 118.572
I. 279.306 225.231 83.695 141.536
2014 II. 246.214 189.401 84.572 104.829
III. 284.077 153.938 93.238 60.700
IV. 205.081 198.007 108.341 89.666
TOPLAM 1.851.960 1.488.078 695.020 793.058

Kaynak: TÜİK 

ÜNİVERSİTE ÇOK, “YURT” YOK… 

Ülkemizde her yıl yüzbinlerce konut üretilip 1 milyonluk arz fazlası ortaya çıkarken, sayıları 200’e yaklaşan üniversite ile üniversitesiz il kalmamıştır. Üniversite öğrencilerimiz ise ciddi barınma sorunu yaşamaktadır. Son yıllarda yurt kapasitesi, üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artış paralelinde büyütülememiştir. Bu dönemde üniversiteli sayısı 2.5 kat artarken, yurt kapasitesindeki artış yüzde 60 dolayında kalmıştır. 6 milyona yakın yükseköğretim öğrencisine karşılık, yurtta barınma imkânı bulan öğrenci sayısı 430 bini bulmamaktadır. Bunların da dörtte üçü devlet yurtlarındadır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında 384 kamu (YURT-KUR) yurdu için başvuranların üçte ikisi açıkta kalmıştır. Gerekli yaşam koşullarını yeterince sağlayamayan devlet yurtları talebi karşılamazken, maddi durumu elveren ailelerin çocuklarına hizmet veren 2 bine yakın da özel yurt bulunmaktadır. Bu imkânlara sahip olamayan milyonlarca öğrenci ise müşterek kiralama yoluyla, asgari yaşam koşullarından yoksun evlere yüksek kiralar ödemekte, üniversite kentlerinde kiralar aşırı yükselmektedir.

TOKİ KURULUŞ AMACINDAN SAPTIRILMIŞTIR… 

Ülkenin arsa ve konut ihtiyacını karşılamak, dar ve sabit gelirli yurttaşlara uygun fiyatla konut üretmek için kurulan TOKİ, AKP döneminde bu amacından saptırılmış; adeta bir “arsa ofisi” gibi çalıştırılmıştır. “Arsası benden, yapması senden, kar ortak” modeli ile devletin arsa varlığı müteahhitlere satılmıştır. İmar mevzuatı ile oynanarak AKP’li belediyeler eliyle kentlerde üretilen gayrimenkul rantlarının paylaşımı yoluyla AKP bir “yandaş müteahhitler” sınıfı türetmiştir. TOKİ, halkın konut talebini karşılamak yerine lüks konut üretimi ve rant amaçlı yatırımlara yönelmiştir. AKP,  kamu arsalarını TOKİ inşaatları ve rant tesisleri ile donatmayı; tarım ve hayvancılığın ihmali yüzünden yüzde 75’i büyük kentlere yığılan nüfusa konut üretip satmayı bir kalkınma stratejisi olarak görmüştür. Önceleri ekonomiyi canlandıran inşaat, şimdi ciddi arz fazlası ile sıkıntı yaşamaktadır.

KONUT SEKTÖRÜ İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR… 

Ekonomideki yavaşlamadan en çok inşaat sektörü etkilenmiştir. Talep durma noktasında, konutlar satılamamakta, stoklar büyümüş, inşaat sektörü tıkanmıştır, firmalar zor durumdadır. Sıcak para muslukları çoktan kısılmışken, Türkiye’de artan hukuksuzluk, keyfi yönetim ve çok başlılık nedeniyle sermaye, kaçmak için istim üstündedir. Merkez Bankası’nın piyasayı canlandıracak faiz indirimleri için ekonomide uygun ortam bulunmamaktadır. Ekonomideki gidişat, inşaat sektöründe 1 milyonun üzerindeki arz fazlasının eritilme imkânını ortadan kaldırmaktadır. ABD’nin beklenen faiz artırımı, ekonomimiz üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Geçen hafta S&P “Türkiye’nin dış sermayeye bağımlılığı göz önüne alındığında Fed’in faiz indiriminin Türkiye konut piyasasında riskleri büyüteceği” uyarısında bulunmuştur. Fed’in faiz artırımı sonucu yaşanacak olası sermaye çıkışı ve buna bağlı kur yükselişi, en önce inşaatı vuracaktır. İnşaat sektörünün kullandığı döviz cinsi krediler sektör için önemli bir kırılganlık kaynağı; ipotekli konut satışlarının, ekonomideki kötüleşmeden en fazla etkilenen alt-orta gelir grubuna yoğunlaşıyor olması sektör için önemli bir risktir. Arsa ve inşaat maliyetlerindeki artışlar sektörün kar marjlarını olumsuz yönde etkilemekte, bilançosu zayıf inşaat şirketlerinin hayatta kalmasını zorlaştırmaktadır. Ekonomideki seyir, son derece olumsuzdur. Risklerin arttığı bu süreçte, AKP’nin ekonomide önemli bir oyuncağı olan inşaat sektörü ciddi tehdit altındadır. İnşaatta AKP eliyle şişirilen balonun patlama riski her zamankinden fazladır.

ARZ FAZLASI KONUTLAR ÖĞRENCİ YURDUNA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR…

Ülkemizdeki konut fazlası, mevzuat düzenlemeleri, özel girişimcilere yönelik teşvikler ve akılcı politikalarla öğrenci yurduna dönüştürülebilir. 

Bu bağlamda;

  • Bugüne kadar 641 bin konut üreten TOKİ’nin elinde satılmayan 120 bin dolayında konut vardır. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Kocaeli, Bursa, Sakarya, Denizli, Antalya, Isparta gibi ülke genelinde üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu illerde elde kalan toplu konutlar, üniversitelilere hizmet vermek üzere öğrenci yurduna çevrilebilir.
  • Ürettiği konutları satamayan müteahhitlere; ellerindeki arz fazlası konutları öğrenci yurdu şeklinde tasarruf etmeleri, ya da bunların mülkiyetini devralarak yurt hizmeti vermek isteyen özel girişimcilere bu yönde destek ve teşvikler uygulanmalıdır.
  • Böylece hem inşaat sektöründeki arz fazlası konut stoku eritilmiş; hem de milyonlarca üniversite öğrencisinin yurt sorunu çözülmüş olacaktır.
  • TOKİ; kuruluş amacı doğrultusunda; üniversite öğrencilerin barınma sorununu çözmek için doğrudan kendisi kamu yurtları inşa etmeyi sürdürmeli; bu alanda yatırım yapacak özel girişimcilere de arsa üretimi ve diğer konularda destek ve kolaylık sağlamalıdır.

Satılamayan 800 Bin Konut Üniversiteliye ” Yurt ” Olsun !…

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, arz fazlası halinde bekleyen 800 bin konutun üniversitelilere yurt olmasını istedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

22.3.2015  

  • Yıllarca devlet gazıyla şişirilen konut sektöründe talep durmuş, stoklar büyümüştür. 300-400 bini İstanbul’da toplam 1 milyonun üstünde arz fazlası var, alıcı yoktur. Ekonomideki kötü gidişatta, arz fazlasının makul vadede eritilmesi imkânsızdır.
  • Öbür yanda ülkemizde 6 milyona yakın üniversite öğrencisinin yüzde 10’una yetecek sayıda bile yurt bulunmamaktadır.
  • Konuttaki arz fazlası; yapılacak mevzuat düzenlemeleri, sağlanacak teşvikler ve akılcı politikalarla, üniversiteliler için yurt kapasitesine dönüştürülerek eritilebilir.
  • Öncelikle TOKİ’nin elinde satılmayan 120 bin dolayındaki konut içinde üniversite-yoğun illerde bulunanlar, öğrenci yurduna çevrilebilir. Ürettiği konutları satamayan müteahhitlere ve bu konutların mülkiyetini devralacak girişimcilere; bunları yurt olarak işletmeleri için, kolaylıklar, teşvikler getirilebilir.

İnşaat yatırımlarını kolay yoldan ekonomiyi canlandırma aracı olarak gören AKP’nin bu büyüme stratejisi artık işlemez hale gelirken, sektörde yıllardır devlet eliyle şişirilen balonla 1 milyonun üzerinde arz fazlası ortaya çıkmıştır. Öte yandan ülkemizde 6 milyona yakın üniversite öğrencisinin ancak yüzde 8’ine yetecek yurt kapasitesi vardır. Ekonomideki mevcut kötü gidişat nedeniyle eritilme imkânı bulunmayan konuttaki arz fazlası; akılcı politikalar ve sağlanacak etkin teşviklerle üniversite öğrencileri için “yurt” kapasitesine dönüştürülebilir.

SADECE SON 2 YILDA 800 BİNE YAKIN ARZ FAZLASI OLUŞTU 

Resmi istatistiklere göre son iki yılda tamamlanarak kullanım izni alınan konutların yarıdan fazlası elde kaldı. 2013 ve 2014’te 1 milyon 488 bin 78 daire için kullanım izni alınırken, “ilk satış” şeklinde satışı yapılan daire sayısı 695 bin 20 oldu. Buna göre sadece son iki yılda 800 bine yakın bir konut fazlası ortaya çıktı. Sektör uzmanları, konutta 300-400 bini İstanbul’da olmak üzere Türkiye genelinde 1 milyonun üstünde arz fazlası olduğunu bildiriyor.

Özellikle ekonomide daralmanın ivme kazandığı 2014’te alt-orta gelir grubu konut talebini öteledi. Geçen yıl mortgage kapsamındaki satışlarda yüzde 15 gerileme yaşandı; toplam konut satışındaki artış yüzde 1’in altında kaldı. Konut kredisine dayalı satışların toplam satışlarda 2013’te yüzde 42 olan payı geçen yıl yüzde 33’e düştü. Sektör son dönemde daha çok yabancı alımlarıyla ayakta dururken, yabancıların da siyasi risk nedeniyle yatırımlarını beklemeye alması, konut piyasasında ciddi bir sıkıntıya yol açtı. Konut arzı fazlasına rağmen fiyatlar artmaya devam ediyor. Bunun temel nedeni inşaat malzemelerindeki fiyat artışı. Sektörün temel girdilerini sağlayan demir çelik ve çimentoda ithal girdi bağımlılığı son derece yüksek. Kurlardaki artış girdi maliyetlerine direkt yansıyor. 2014’te bina inşaat maliyetleri yüzde 11, konut satış fiyatları yüzde 16 arttı. Diğer bir faktör de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentler başta arsa fiyatlarındaki yükseliş.

Konut arz-talebi (Daire sayısı)

Çeyrekler Yapı ruhsatı Kullanım izni İlk satış Fark
2013 I. 162.895 153.399 71.671 81.728
II. 249.451 159.714 75.245 84.469
III. 194.931 194.131 82.573 111.558
IV. 230.005 214.257 95.685 118.572
I. 279.306 225.231 83.695 141.536
2014 II. 246.214 189.401 84.572 104.829
III. 284.077 153.938 93.238 60.700
IV. 205.081 198.007 108.341 89.666
TOPLAM 1.851.960 1.488.078 695.020 793.058

Kaynak: TÜİK 

ÜNİVERSİTE ÇOK, “YURT” YOK… 

Ülkemizde her yıl yüzbinlerce konut üretilip 1 milyonluk arz fazlası ortaya çıkarken, sayıları 200’e yaklaşan üniversite ile üniversitesiz il kalmamıştır. Üniversite öğrencilerimiz ise ciddi barınma sorunu yaşamaktadır. Son yıllarda yurt kapasitesi, üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artış paralelinde büyütülememiştir. Bu dönemde üniversiteli sayısı 2.5 kat artarken, yurt kapasitesindeki artış yüzde 60 dolayında kalmıştır. 6 milyona yakın yükseköğretim öğrencisine karşılık, yurtta barınma imkânı bulan öğrenci sayısı 430 bini bulmamaktadır. Bunların da dörtte üçü devlet yurtlarındadır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında 384 kamu (YURT-KUR) yurdu için başvuranların üçte ikisi açıkta kalmıştır. Gerekli yaşam koşullarını yeterince sağlayamayan devlet yurtları talebi karşılamazken, maddi durumu elveren ailelerin çocuklarına hizmet veren 2 bine yakın da özel yurt bulunmaktadır. Bu imkânlara sahip olamayan milyonlarca öğrenci ise müşterek kiralama yoluyla, asgari yaşam koşullarından yoksun evlere yüksek kiralar ödemekte, üniversite kentlerinde kiralar aşırı yükselmektedir.

TOKİ KURULUŞ AMACINDAN SAPTIRILMIŞTIR… 

Ülkenin arsa ve konut ihtiyacını karşılamak, dar ve sabit gelirli yurttaşlara uygun fiyatla konut üretmek için kurulan TOKİ, AKP döneminde bu amacından saptırılmış; adeta bir “arsa ofisi” gibi çalıştırılmıştır. “Arsası benden, yapması senden, kar ortak” modeli ile devletin arsa varlığı müteahhitlere satılmıştır. İmar mevzuatı ile oynanarak AKP’li belediyeler eliyle kentlerde üretilen gayrimenkul rantlarının paylaşımı yoluyla AKP bir “yandaş müteahhitler” sınıfı türetmiştir. TOKİ, halkın konut talebini karşılamak yerine lüks konut üretimi ve rant amaçlı yatırımlara yönelmiştir. AKP,  kamu arsalarını TOKİ inşaatları ve rant tesisleri ile donatmayı; tarım ve hayvancılığın ihmali yüzünden yüzde 75’i büyük kentlere yığılan nüfusa konut üretip satmayı bir kalkınma stratejisi olarak görmüştür. Önceleri ekonomiyi canlandıran inşaat, şimdi ciddi arz fazlası ile sıkıntı yaşamaktadır.

KONUT SEKTÖRÜ İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR… 

Ekonomideki yavaşlamadan en çok inşaat sektörü etkilenmiştir. Talep durma noktasında, konutlar satılamamakta, stoklar büyümüş, inşaat sektörü tıkanmıştır, firmalar zor durumdadır. Sıcak para muslukları çoktan kısılmışken, Türkiye’de artan hukuksuzluk, keyfi yönetim ve çok başlılık nedeniyle sermaye, kaçmak için istim üstündedir. Merkez Bankası’nın piyasayı canlandıracak faiz indirimleri için ekonomide uygun ortam bulunmamaktadır. Ekonomideki gidişat, inşaat sektöründe 1 milyonun üzerindeki arz fazlasının eritilme imkânını ortadan kaldırmaktadır. ABD’nin beklenen faiz artırımı, ekonomimiz üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Geçen hafta S&P “Türkiye’nin dış sermayeye bağımlılığı göz önüne alındığında Fed’in faiz indiriminin Türkiye konut piyasasında riskleri büyüteceği” uyarısında bulunmuştur. Fed’in faiz artırımı sonucu yaşanacak olası sermaye çıkışı ve buna bağlı kur yükselişi, en önce inşaatı vuracaktır. İnşaat sektörünün kullandığı döviz cinsi krediler sektör için önemli bir kırılganlık kaynağı; ipotekli konut satışlarının, ekonomideki kötüleşmeden en fazla etkilenen alt-orta gelir grubuna yoğunlaşıyor olması sektör için önemli bir risktir. Arsa ve inşaat maliyetlerindeki artışlar sektörün kar marjlarını olumsuz yönde etkilemekte, bilançosu zayıf inşaat şirketlerinin hayatta kalmasını zorlaştırmaktadır. Ekonomideki seyir, son derece olumsuzdur. Risklerin arttığı bu süreçte, AKP’nin ekonomide önemli bir oyuncağı olan inşaat sektörü ciddi tehdit altındadır. İnşaatta AKP eliyle şişirilen balonun patlama riski her zamankinden fazladır.

ARZ FAZLASI KONUTLAR ÖĞRENCİ YURDUNA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR…

Ülkemizdeki konut fazlası, mevzuat düzenlemeleri, özel girişimcilere yönelik teşvikler ve akılcı politikalarla öğrenci yurduna dönüştürülebilir. 

Bu bağlamda;

  • Bugüne kadar 641 bin konut üreten TOKİ’nin elinde satılmayan 120 bin dolayında konut vardır. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Kocaeli, Bursa, Sakarya, Denizli, Antalya, Isparta gibi ülke genelinde üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu illerde elde kalan toplu konutlar, üniversitelilere hizmet vermek üzere öğrenci yurduna çevrilebilir.
  • Ürettiği konutları satamayan müteahhitlere; ellerindeki arz fazlası konutları öğrenci yurdu şeklinde tasarruf etmeleri, ya da bunların mülkiyetini devralarak yurt hizmeti vermek isteyen özel girişimcilere bu yönde destek ve teşvikler uygulanmalıdır.
  • Böylece hem inşaat sektöründeki arz fazlası konut stoku eritilmiş; hem de milyonlarca üniversite öğrencisinin yurt sorunu çözülmüş olacaktır.
  • TOKİ; kuruluş amacı doğrultusunda; üniversite öğrencilerin barınma sorununu çözmek için doğrudan kendisi kamu yurtları inşa etmeyi sürdürmeli; bu alanda yatırım yapacak özel girişimcilere de arsa üretimi ve diğer konularda destek ve kolaylık sağlamalıdır.

CHP, Katlamalı Harç Zulmü’nü TBMM’ye taşıdı

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, öğrencilerin tepkisi nedeniyle 2011’de uygulanmaktan vazgeçilen ancak tam bahar dönemi kayıt yenilemeleri öncesinde geri getirilen Katlamalı Harç Sistemi’ni (KHS) TBMM gündemine taşıdı.

Umut Oran’ın, Milli Eğitim Bakanı’na “asgari ücretin 1049 TL olduğu Türkiye’de KHS ile öğrenciler ve aileleri 4-4 bin TL’Lik harcı nasıl ödeyecek?” diye sorduğu soru önergesi şöyle: 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 30 Ocak 2015

Umut Oran

İstanbul Milletvekili

 

 

  1. Üniversite eğitimini neden parasız olarak sunmuyorsunuz? Neden öğrencilerden katkı payı gibi çeşitli adlar altında 3.000 – 4.000 TL’yi bulan paralar talep ediyorsunuz?
  2. YÖK tarafından 2011 yılında kabul edilen Katlamalı Harç Sistemi o dönemde öğrencilerin tepkileri nedeniyle geri çekilmiş iken 2015 yılında bu sistem daha da sertleştirilerek neden geri getirildi?
  3. Öğrencilerin normal sürede okulu bitirememesi durumunda ödediği harç miktarını aldığı Avrupa Kredi Transferi Sistemi (AKTS) Değerinde yükselten bu sistemi neden getirdiniz?
  4. Asgari ücretin 1049 TL olduğu Türkiye’de, öğrencinin herhangi bir sebepten ötürü okulunu bir yıl uzatması halinde ortalama 2.000 – 3.000 TL gibi bir harcı nasıl ödeyebilir?
  5. Katlamalı Harç Sistemi, zaten yüksek harç ödemek zorunda kalan öğrencilerin okulu bırakmasına yol açmayacak mı?
  6. Örgün eğitimde, 2. Öğretim yapan bir mühendislik fakültesi öğrencisi her dönem 764,50 TL yani yılda 1.529 TL ödeme yapmaktadır. Bu öğrencimizin okulunu bir sene uzatması durumunda, normal süreçte alamadığı 40 AKTS’lik ders almak için seçimi yapacak ve her AKTS için 38,23 TL ödemek durumunda kalacak. 1. Dönem ve 2. Dönem 40’ar AKTS alan bu öğrenci bir yıl içinde 3058 TL de katlamalı harç ödemesi yapması gerekeceği için bu çocuğun ailesi bir yıl içinde (1529 TL + 3058) 4587 TL’yi nasıl ödeyecek?
  7. Bu öğrencimizin uzaktan eğitim alması durumunda 80 AKTS üzerinden ödeyeceği katlamalı harç ödemesi 4.258 TL’ye, toplamda ise 6388 TL’ye ulaşacak bu miktarı Türkiye’de kaç aile ödeyebilir?
  8. Bahar Dönemi Kayıt yenilemesine bir hafta kala bu uygulama neden şimdi açıklandı?

CHP, Katlamalı Harç Zulmü'nü TBMM'ye taşıdı

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, öğrencilerin tepkisi nedeniyle 2011’de uygulanmaktan vazgeçilen ancak tam bahar dönemi kayıt yenilemeleri öncesinde geri getirilen Katlamalı Harç Sistemi’ni (KHS) TBMM gündemine taşıdı.

Umut Oran’ın, Milli Eğitim Bakanı’na “asgari ücretin 1049 TL olduğu Türkiye’de KHS ile öğrenciler ve aileleri 4-4 bin TL’Lik harcı nasıl ödeyecek?” diye sorduğu soru önergesi şöyle: 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim. 30 Ocak 2015

Umut Oran

İstanbul Milletvekili

 

 

  1. Üniversite eğitimini neden parasız olarak sunmuyorsunuz? Neden öğrencilerden katkı payı gibi çeşitli adlar altında 3.000 – 4.000 TL’yi bulan paralar talep ediyorsunuz?
  2. YÖK tarafından 2011 yılında kabul edilen Katlamalı Harç Sistemi o dönemde öğrencilerin tepkileri nedeniyle geri çekilmiş iken 2015 yılında bu sistem daha da sertleştirilerek neden geri getirildi?
  3. Öğrencilerin normal sürede okulu bitirememesi durumunda ödediği harç miktarını aldığı Avrupa Kredi Transferi Sistemi (AKTS) Değerinde yükselten bu sistemi neden getirdiniz?
  4. Asgari ücretin 1049 TL olduğu Türkiye’de, öğrencinin herhangi bir sebepten ötürü okulunu bir yıl uzatması halinde ortalama 2.000 – 3.000 TL gibi bir harcı nasıl ödeyebilir?
  5. Katlamalı Harç Sistemi, zaten yüksek harç ödemek zorunda kalan öğrencilerin okulu bırakmasına yol açmayacak mı?
  6. Örgün eğitimde, 2. Öğretim yapan bir mühendislik fakültesi öğrencisi her dönem 764,50 TL yani yılda 1.529 TL ödeme yapmaktadır. Bu öğrencimizin okulunu bir sene uzatması durumunda, normal süreçte alamadığı 40 AKTS’lik ders almak için seçimi yapacak ve her AKTS için 38,23 TL ödemek durumunda kalacak. 1. Dönem ve 2. Dönem 40’ar AKTS alan bu öğrenci bir yıl içinde 3058 TL de katlamalı harç ödemesi yapması gerekeceği için bu çocuğun ailesi bir yıl içinde (1529 TL + 3058) 4587 TL’yi nasıl ödeyecek?
  7. Bu öğrencimizin uzaktan eğitim alması durumunda 80 AKTS üzerinden ödeyeceği katlamalı harç ödemesi 4.258 TL’ye, toplamda ise 6388 TL’ye ulaşacak bu miktarı Türkiye’de kaç aile ödeyebilir?
  8. Bahar Dönemi Kayıt yenilemesine bir hafta kala bu uygulama neden şimdi açıklandı?