Yazılar

Bu iktidara da “ Namert Vergileri ” ne de son!..

Umut Oran

Basın Açıklaması

28.4.2018

HALKÇI VE ADİL BİR VERGİ DÜZENİ İÇİN:

BU İKTİDARA DA “NAMERT VERGİLERİ”NE DE SON!..

  • AKP döneminde halk; insafsız, adaletsiz “dolaylı” vergilerle soyuldu!..
  • 2003-2017 döneminde 60 milyar dolarlık özelleştirme gelirini çarçur eden AKP’nin topladığı  3,8 trilyon TL verginin 2,5 trilyonu, KDV, ÖTV vb. adlar altındaki “dolaylı” vergilerle halkın tüketiminden alındı. 
  • Devletin 15 yılda aldığı her 100 liralık verginin 67,2 lirası dolaylı vergi. 
  • Yandaş sermaye gruplarının yüzlerce milyar liralık vergi borçlarını bir kalemde silen AKP, ağır vergilerle halkın belini büktü. 
  • AKP, her alanda olduğu gibi ekonomide de adaletsizlikle, eşitsizlikle zirve yaptırdı.
  • Gelin 24 Haziran’da “namert vergi” düzeninden de elbirliğiyle kurtulalım! 
  • Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, düzgün işleyen, hakça paylaşıma dayalı bir üretim ekonomisini ve adil bir vergi düzenini birlikte kuralım!..

AKP, Cumhuriyetin birikimi tüm kamu varlıklarını “özelleştirme” adı altında satıp savdığı iktidar döneminde; halkı; insafsız, adaletsiz “dolaylı” vergilerle soydu

Bütçeyi gelir, kar, rant elde eden kesimlerden alınan “doğrudan” vergiler yerine, halkın yaşamı için zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmetlerin fiyatları içine gizlediği KDV, ÖTV ve onlarca başka ad altındaki “dolaylı” vergilere yüklenerek finanse etti. Bu da yetmez gibi yandaş sermaye gruplarının elde ettikleri karlar üzerinden tahakkuk etmiş, ama ödemeye yanaşmadıkları milyarlarca liralık vergi borçlarını bir kalemde sildi. 

Kazanandan, zenginden alınmayan, yandaştan silinen; işçisi, memuru, emeklisi, işsizi ile garibanın ekmeğinden, suyundan, iğneden ipliği tüm tüketim maddelerinden alınan dolaylı vergiler halkın belini büktü. 

Namert Vergisi” de denilen dolaylı vergiler, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun daha derinleşmesine yol açtı. Her alanda olduğu gibi vergi yükünde, ekonomik yaşamda da eşitsizlik ve adaletsizlik zirveye çıktı. AKP yönetimi, ülkenin nimetlerini kendi arasında paylaşırken, halkın sırtına ağır yükler yükledi. 

Şimdi gelin AKP’nin ülkede vergi adaletsizliğine tavan yaptırdığı “namert vergileri”ne, diğerleri ile karşılaştırmalı biçimde kalem kalem bakalım:

3.8 TRİLYONLUK VERGİNİN 2.5 TRİLYONU TÜKETİMDEN…

AKP hükümetleri; 2003 başı ile 2017 sonu arasındaki dönemi kapsayan 15 yılda;

  • Ülkedeki tüm kesimlerden, toplam 3 trilyon 757,7 milyar lira vergi topladı. 
  • 1 trilyon 228 milyar lira ile üçte birden de az bir bölümünü; Gelir, Kurumlar ve mülkiyetten alınan vergiler olmak üzere “doğrudan” vergiler oluşturdu.
  • Bu dönemde devlet verginin asıl büyük bölümünü ise 2 trilyon 526,6 milyar lira ile KDV, ÖTV vb. “dolaylı” vergi niteliğinde tüketimden aldı. 
  • Devletin 15 yılda topladığı vergi gelirinin yüzde 67,2’sini dolaylı vergiler oluşturdu. 

15 YILDA 2,1 TRİLYON LİRA KDV+ÖTV…

  • 2003-2017 döneminde toplanan vergilerin; 978,4 milyar liralık bölümü Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yoluyla halktan toplandı. 
    • Vatandaşlar; 15 yılda tükettikleri petrol ürünleri ve doğal gaz için 505 milyar
    • Sigara ve diğer tütün mamulleri için 250,4 milyar,
    • Motorlu taşıt alımları dolayısıyla 128,7 milyar,
    • Alkollü içecekler için 58,8 milyar,
    • Diğer ürünler için de 35,5 milyar TL ÖTV ödedi.
  • Bu dönemde dahilde tüketilen ürünlerin fiyatı içinde toplam 428,3 milyar lira tutarında KDV tahsil edildi. 
  • Aynı dönemde ithal ürünlerden alınan KDV de 671,3 milyar lira oldu. 
  • Böylece 15 yılda ÖTV ve KDV’de toplam tahsilat 2,1 trilyona ulaştı.
  • 15 yılda vatandaşlar ayrıca; 
    • Ehliyet, pasaport, trafik vb. resmi belge ve işlemlere toplam 132,8 milyar TL harç,
    • 101,2 milyar lira da Damga Vergisi ödedi.
    • Bankacılık ve sigorta muamelelerinden 78,2 milyar TL vergi alındı.
    • Diğer dış ticaret vergileri 69,8 milyar lira olurken,
    • Telefon konuşmaları dolayısıyla 58,3 milyar TL Özel İletişim Vergisi,
    • Şans oyunu oynayanlardan da 7,8 milyar TL vergi tahsil edildi. 
  • Üstelik toplam tahsilat içindeki doğrudan vergilerin de yaklaşık yarısını, gelir vergisi tevkifatı kapsamında ücret ve maaşlardan kaynaktan kesilen, yani çalışanlardan alınan vergiler oluşturdu.
  • 15 yılda şirketlerin ödediği toplam vergi ise tüketimden alınan sadece KDV tutarının bile altında kaldı, ÖTV tahsilatının ise yaklaşık üçte biri düzeyinde gerçekleşti. 

2003-2017 döneminde (15 yıl) kim ne kadar vergi ödedi?

 

Milyon TL

TOPLAM VERGİ GELİRİ

3.757.714,8

DOĞRUDAN VERGİLER

1.228.044,5

-Gelir Vergisi

781.161,5

   *Ticari kazanç, irat, ranttan alınan Gelir Vergisi

59.136,5

   *Ücret ve maaş vd. alanlarda yapılan G.V.Tevkifatı

719.735,8

 -Şirketlerden alınan kurumlar vergisi

358.996,8

 -Mülkiyetten Alınan Vergiler (MTV+ Veraset intikal)

87.886,1

DOLAYLI VERGİLER

2.526.621,0

    Dahilde (Yurt içi) Alınan KDV

428.303,8

    ÖTV

978.437,4

        Petrol ve Doğalgaz Ürünleri

505.035,7

        Motorlu Taşıtlar 

128.661,3

        Alkollü İçkiler 

58.840,0

        Tütün Mamulleri 

250.365,4

        Kolalı Gazozlar 

4.355,0

        Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallar 

31.170,8

    Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

78.722,5

    Şans Oyunları Vergisi

7.832,7

    Özel İletişim Vergisi

58.279,3

    İthalde Alınan KDV

671.314,7

    Diğer dış ticaret vergileri

69.829,9

    Damga Vergisi

101.153,5

    Harçlar

132.750,9

DİĞER

3.049,2

DOLAYLI VERGİ ORANI (%)

67,2

VATANDAŞ 365 GÜN 7/24 VERGİ ÖDÜYOR…

  • Yurttaş, gün boyu; yeme, içme, barınma, giyinme, haberleşme ve hayatı için zorunlu olduğu diğer tüm tüketim mal ve hizmetlerini parasını verip satın alırken, fiyatın içindeki fahiş ve adaletsiz “namert” vergilerini ödemek durumunda kalıyor.
  • Sabah uyanıp ilk iş olarak yüzünü yıkamak için musluğa giden vatandaş Mehmet, daha o an güne, kullandığı suyun bedelinden hariç, “Atık Su Bedeli”, “Şube Yolu Bakım Bedeli”, “KDV”, “Çevre Temizlik” gibi 4 adet vergi ile başlıyor.
  • Yurttaş Mehmet, “yaz saati” uygulamasına son verilmesi nedeniyle karanlıkta kalkıp işe gitmek zorunda olduğu için lambanın düğmesine bastığı anda, tükettiği elektriğin faturasında; tüketim bedeli ile birlikte yüzde 18 KDV, yüzde 5 Elektrik (Belediye) Tüketim Vergisi, yüzde 2 TRT Payı, yüzde 1 Enerji Fonu işlemeye başlıyor. Yüzde 29 dağıtım bedeli de eklenince tüketilen elektrik enerjisinin fiyatı ikiye katlanıyor. 
  • İşe gitmek için arabasının kontağını çeviren yurttaş Mehmet, benzin yerine vergi yakmaya başlıyor. KDV, ÖTV ve diğer vergi ve paylarla pompada litresi 6 TL’yi geçen benzine ödenen paranın üçte ikisini vergiler oluşturuyor. Yani yurttaş arabasını çalıştırdığı her dakika akaryakıta 1, devlete 2 ödüyor. 
  • Bu sömürü vatandaşın bir günü değil, yaşamı boyu sürüp gidiyor. Yediği, içtiği, giyindiği, satın aldığı iğneden ipliğe her şeyde fiyatın içine gizlenmiş adaletsiz, insafsız dolaylı vergiler yakasını bırakmıyor. 

DOLAYLI VERGİLER ARASINDA DA CİDDİ ADALETSİZLİK VAR!

  • AKP, tüketimden alınan nispi ve maktu vergilerin oran ve tutarlarını da kesimlere göre son derece adaletsiz uyguluyor. 
  • Örneğin aracına akaryakıt alan da tezek alan da yüzde 18; ilaç, kitap veya simit alan da yüzde 8 KDV ödüyor. 
  • Cenaze hizmetlerinden bile yüzde 1 KDV alınırken; ülkemizin en nadide doğa parçalarının peşkeş çekildiği Suudi, Katarlı vb. gayrimenkul yatırımcısı, konut satın alırsa “sıfır” KDV ödüyor. 
  • 2000 cm3 bir otomobilde yüzde 160’a çıkan ÖTV oranı, birada yüzde 63, traş köpüğünde yüzde 6,7 olarak uygulanırken, iktidar sahibi aile bireylerinin iştigal alanı olan mücevher ile yat, tekne ve gemi alımı ve yakıtında, pırlantada ve Borsa kazancında “sıfır” olarak uygulanıyor. 
  • Yeni alınan bir cep telefonunun fiyatına; yüzde 25 ÖTV, yüzde 18 KDV, yüzde 6 TRT payı ekleniyor.
  • Cepten yapılan iletişimde her ay; yüzde 25 ÖTV, yüzde 18 KDV; 1,64 TL de telsiz kullanım bedeli ödeniyor!

HALKÇI İKTİDAR, ADİL VERGİ DÜZENİ!..

AKP’nin insafsızca uyguladığı dolaylı vergiler, dar ve sabit gelirli halkın yaşamını olumsuz etkilerken vergideki adaletsizliği de görülmemiş biçimde derinleştirdi. Mevcut uygulamada çok ve haksız kazananlar genellikle az, az kazananlar da çok vergi ödemek zorunda kaldı.

Türkiye ekonomisi, siyasal iklimden bağımsız değil. Ekonomide kapıya dayanmış olan “çöküş”ün önüne geçmek için önce siyaseti düzeltmemiz lazım. Bunun için de demokrasiyi geri kazanmak, güçler ayrılığı ilkesini yeniden tesis etmek, hukuk devletini tekrar işler kılmak  ve parlamenter sisteme geri dönmek, 80 milyon olarak en acil ve hayati ihtiyacımız. Güven ortamını yeniden tesis ederek yatırımların önünü açmak, piyasalarda güveni sağlayarak sağlıklı işleyen bir ekonomik ortamı temin etmek, kur istikrarını sağlayarak yaklaşan ciddi borç krizinin önüne geçmek gerekiyor.

Gelin 24 Haziran’da bu iktidardan kurtulalım; siyaseti ve ekonomiyi düzeltirken bu “namert vergi” düzenine de elbirliğiyle son verelim: 

  • Gıdada, kitapta, akaryakıtta, diğer temel tüketim maddelerindeki fahiş dolaylı vergiler, makul düzeylere çekilsin.
  • Asgari ücretten vergi alınmasın. 
  • pırlanta, yat, tekne, gemi gibi lüks ürünler vb. ekonomik durumu iyi küçük azınlığın; Borsa kazancı, faiz geliri gibi rantiye kesiminin hayatındaki kalemler vergiden muaf tutulmasın. 
  • Çiftçinin kullandığı mazota asıl fiyatının iki katı vergi bindirilirken, yat, gemi sahiplerinin kullanımının vergiden muaf olması şeklindeki adaletsizliğe son verelim.
  • Halk, ağır dolaylı vergi yükü altında ezilirken, iktidar yandaşı sermaye gruplarının şaibeli kazançları üzerinden tahakkuk etmiş vergiler silinmesin.
  • Devlet vergi alır, karşılığında hizmet verir. Toplanan vergilerin nasıl kullanıldığını denetleyen Sayıştay’ı tekrar işlevsel hale getirelim.
  • Amaç gider vergisini (harcama ve borçlanma) düşürmek, gelir vergisi kalemini artırmak olmalıdır. Gelir vergisinde adalet mekanizması kurulmalıdır. 
  • Kent rantı adil ve üretime katkı yapacak şekilde olmalıdır.
  • Toprak, sermaye, emek ve organizasyon kayıt altına alınmalıdır.
  • Servet Beyanı Kurumu kurularak mutlaka bir denetim mekanizması getirilmelidir.
  • Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi seçmen sayısı kadar vergi mükellefi hedeflenmelidir. Yani Türkiye’de seçmen sayısı 50 milyon ise vergi mükellefi salısı da 50 milyon olmalıdır. Bugün ısıveren mükellefi sayısı sadece 1 milyondur. 

Gelin bu soygun düzenine, “altta kalanın canı çıksın” anlayışına bir son verelim!..

Gelin; yeni dönemde halkçı bir yönetimi, sağlıklı işleyen, hakça bölüşüm esasına dayalı bir üretim ekonomisini ve adaletli, şeffaf bir vergi düzenini hep birlikte kuralım!..

Hükümet son günlerini yaşıyor çünkü 12. Cumhurbaşkanı paralel hükümet kuruyor

Umut Oran, AKP’li bakanları uyardı: 

Erdoğan konuştukça ekonomi tepetaklak, Maliye Bakanı RTE Endeksi yayınlasın 

Yolsuzluk hükümeti habis ur gibi çürütüyor, bu zehirin panzehiri belli. Siyasi Ahlak Yasası 

Cesareti olan Satı Ananın gözlerine baksın ‘adalet var’ desin 

CHP binalarına polis baskını hükümet faşizmidir

ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, 2015 bütçesi ile ilgili olarak partisi adına dün gece TBMM Genel Kurulu’nda konuşurken, AKP’li bakanları son günlerini yaşadıkları konusunda uyardı. Oran, “12. Cumhurbaşkanı Ocak ayından itibaren bakanlar kurulunu toplayacak, kendi kabinesini kurmaya başladı bile. Buradan AKP bakanlarını uyarıyorum, paralel paralel dediniz ama tam da içinizden yepyeni bir paralel hükümet çıkıyor, haberiniz olsun. Korkarım çıkaracağınız bütçeyi, bu hükümet değil, paralel hükümet kullanacak haberleriniz olsun” dedi. Erdoğan konuştukça ekonominin tepetaklak olduğunu belirten Oran, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de yatırımcının önünü görmesi için artık RTE Endeksi yayınlamasını önerdi. Oran, CHP il-ilçe binalarına yapılan polis baskınlarını da TBMM gündemine getirirken, “Bu yaşanan hükümet faşizmidir” dedi.

FullSizeRender

Satı Ananın gözlerine bakın

CHP Grubu adına 2015 bütçesinin yedek ödeneklerle ilgili 5. Maddesi üzerinde dün geceyarısı konuşan Umut Oran, Yarbay Ali Tatar’ı mezarı başında öğlen saatlerinde andıklarını belirterek, “Tam 5 yıl önce haysiyet cellatları Ali Tatar’ı aramızdan aldı. Geciken adalet, adalet değildir. Tersini savunan varsa, cesareti de varsa, gitsin Satı Ananın gözlerinin içine baksın” dedi.

Hükümet faşizmi CHP binalarında

Son günlerde CHP il-ilçe binalarına yapılan polis baskınları da eleştiren Umut Oran, şöyle konuştu:

“Biz mezar başındayken, bir şey daha oldu: Hükümet faşizmi kanunsuz emirle anamuhalefet partisinin, partim CHP’nin İstanbul il binasına baskın düzenledi. Sadece İstanbul değil, mahkeme kararı olmadan dün Aydın’da, bugün Sakarya, Kocaeli, Denizli, Isparta’da il binalarımızda kanunsuz emirlerle arama hakları olmadan arama yaptılar. İktidar milletvekilleri itiraz ediyor ama il binalarınız basılıyor; kanunsuz, hukuksuz aramalar yapılıyor; sizin il, ilçe örgütündeki partilileriniz tartaklanıyor. Bu, faşizm değilse nedir? Buradaki milletvekili arkadaşlar da, bu konuya kendi partilerine empati yaptıkları zaman bunu hoş karşılamayacaklardır. Benim suçlamam budur. Bunun adı faşizmdir. Yani, bir siyasi partiye kanunsuz emirle girilmektedir. Bu ülkede artık hukuk da adalet de kalmamıştır. Unutmayın ulu önder Atatürk’ün dediği gibi: Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. Siz isteseniz de istemesiniz de CHP olarak bu ülkede üstünlerin hukukunu yıkacağız ve hukukun üstünlüğünü egemen kılacağız.”

Bakan haklı, torpilli personel alımını Maliye bile bilmiyor

Umut Oran daha sonra konuşmasında özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bütçeye gelirsek, bu maddeyle personel giderleri için de yedek ödenek ayrılıyor. Bu da AKP hükümeti için normal. Maliye Bakanı da haklı; torpille adam kayırmayla o kadar çok personel alınıyor ki kimin nereden hangi işe girdiği belli değil. Bu torpilli personele de ödenek ayırmak gerekiyor. Demokrasinin bütün kurallarının işlediği, fırsat eşitliğinin yaşandığı bir ülkede böyle bir şey kabul edilemez. 2015 yılında kaç kişinin emekli olacağı belli. Bir tek ölüm Allah’ın emri, aniden vefat edenler dışında memur sayısı belli, emeklilik süreleri belli, ayrılanın yerine kaç kişinin alınacağı, maaşının ne olacağının bugünden bilinmesi lazım.

  1. Cumhurbaşkanının bitmek bilmeyen arzularına yatırım ödeneği

Bu maddeyle yatırımları hızlandırma ödeneği de bütçeye konuluyor. İnsan ilk başta seviniyor ne güzel, yatırımlar bitecek vatandaşın yüzü gülecek diye. Ama kazın ayağı öyle değil. Sizin aklınıza dev yatırım deyince kaçak saraylar, boğaza nazır Vahdettin Köşkleri, uçan saraylar, tasarruf deyince de plaket masraflarını kısmak geliyor aklınıza. Burada iyi niyet yok; samimiyet yok, vatandaşın derdine derman olacak yatırımlar yok ortada, ayrılacak paralar kaçak saraya ve 12. Cumhurbaşkanının bitmek bilmez masraflarına, örtülü ödeneğe aktarılacağını hepimiz biliyoruz.

Sayın Davutoğlu memleketinin yollarını yap bari

Kaldırım, çocuk parkı, otobüs durağı, okul tamiratını dev proje olarak görmekten vazgeçerseniz size yıllardır bitmeyen birkaç yatırımı anlatayım: Meriç taşkın önleme projesi 1964’ten beri 50 yıldır bitirilmeyi bekliyor hadi bitirin. Konya Bozkır-Hadim yolu 50 yıldır bitirilmeyi bekliyor Sayın Davutoğlu senin memleketin yollarını yap bari. Isparta Atabey sulama projesi 46 yıldır bitirilmeyi bekliyor hadi bitirin bakalım.

Milli Tasarruf Cemiyeti 85 yıl önce kuruldu

Bu arada tasarrufu nasıl yapacağınızı merak ediyorsanız açın tarihi okuyun Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, tam 85 yıl önce dün kuruldu, yıldönümüydü. Kuranlar da Atatürk ve ismet İnönü’dür!

Maliye Bakanı RTE Endeksi yayınlasın

Ben buradan, Maliye Bakanı’na bir çağrıda bulunmak istiyorum: 12. Cumhurbaşkanı, ağzını her açtığında, ekonomi tepe taklak oluyor. Yatırımcı önünü görsün diye, bence artık RTE ENDEKSİ yayınlansın, yoksa ekonominin hali harap, bakın dövizdeki bir kuruşluk artış, dış borcumuzu 4 milyar TL artırıyor. Sadece, 18 Kasım – 18 Aralık arasında, dış borcumuza 58 milyar TL’lik ek fatura geldi.

Cumhurbaşkanı paralel hükümeti kuracak bakanların haberleri yok

Bu arada bu hükümet de son günlerini yaşıyor benden uyarması. Biliyorsunuz 12. Cumhurbaşkanı ocak ayından itibaren bakanlar kurulunu toplayacak, kendi kabinesini kurmaya başladı bile. Buradan AKP bakanlarını uyarıyorum, paralel paralel dediniz ama tam da içinizden yepyeni bir paralel hükümet çıkıyor, haberiniz olsun. Korkarım çıkaracağınız bütçeyi, bu hükümet değil, paralel hükümet kullanacak haberleriniz olsun.

Habis bir ur gibi hükümeti çürütüyor

Bütün bunlar neden oluyor biliyorsunuz? Yolsuzluktan. Yolsuzluk habis bir ur gibi hükümeti içerden çürütüyor. Merak etmeyin yolsuzluk zehirinin panzehiri var: Yolsuzluğun panzehiri siyasi etik ve siyasi ahlaktır. Hükümetin işine gelmez ama parti programınızda yolsuzlukla mücadele edeceğinize dair söz vermiştiniz. İşte size samimiyet testi 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet soruşturmasının yıldönümünde CHP olarak TBMM’ye Siyasi Etik ve Ahlak Yasa Teklifimizi verdik.

Biz CHP olarak üç dönemdir 14 yıldır bu yasayı çıkarmak için çabalıyoruz. Buradan Sayın Davutoğlu’na sesleniyorum: Eğer yolsuzlukla mücadele konusunda samimiysen, temiz siyaset- dürüst yönetim – açık toplumda varsan, gel bu yasayı 17-25 Aralık Yolsuzlukla Mücadele haftasında hep beraber çıkartalım ve siyasete güveni yeniden inşa edelim. İşte kanun, İşte meclis, İşte muhalefet! Hodri meydan! 

AKP’nin diğer 12 bütçesi gibi sadece rant var

“Bu bütçe halkın, emekçinin, emeklinin, işçinin, çiftçinin, çalışanın bütçesi değildir. Memura 3+3 zam yapan, asgari ücreti böbürlenerek 30 TL artıran AKP hükümetinin bütçesi de ancak bu kadar olur.  Sizin bu hazırladığınız 13’ncü bütçe de aynı geride kalan 12’si gibi halkın değil rantın, talanın, yandaşa dağıtılan milyarların bütçesidir.

G20’de neredeyse küme düşeceğiz

Bu bütçe Türkiye’yi bir santim dahi ileri götürmez Çünkü hükümetin içinde yer almakla övündüğü G20 ülkeleri ile aramızda her alanda uçurum var. Dünyanın en büyük 16. ekonomisi olan ülkemizi 17.likten 19.luğa düşürdünüz; neredeyse küme düşeceğiz liste dışı kalacağız. Bakın kişi başı gelirde 65. Sıradayız, Gelir adaletsizliği/eşitsizliğinde dünyada 2, Avrupa’da birinciyiz, Dünya demokrasi endeksinde 167 ülke içinde 8’ncu, Kadın erkek eşitliğinde 136 ülkede 120’nci, Dünya basın özgürlüğünde 197 ülkede 134’ncü, Dünya internet özgürlüğünde 65 ülke içinde 43’ncüyüz. Halen 5,5 milyon işsizimiz, yoksulluk sınırı altında yaşayan 29 milyon da vatandaşımız var. İş kazalarında Avrupa’da 1., dünya üçüncüsüyüz”

Kadını da sıfırladınız

Sonuç olarak ekonomik alanda ne yaparsanız yapın, İnsan haklarında – demokraside- özgürlükte Türkiye G20’ye giremezse, tam anlamıyla ilerleme sağlanamaz. Bu karanlık tablodan kurtulmanın tek yolu kadına, çocuğa, eğitime yatırım yapmaktan geçiyor. Ama maalesef; ‘kadın erkek eşit değildir’ diyen, ‘kadın en az 3 çocuk doğurmalı’ diyen, ‘kadın evde otursun çocuk baksın’ diyen anlayışla çalışma hayatında kadınlarımızı da sıfırladınız. 2014 yılında kadın işsiz sayısında %30 artış var, bu oran üniversite mezunu kadın işsizde %70. Umudunu yitirip iş aramayanlarla beraber aslında kadınlarda gerçek işsizlik %26’ya ulaştı.

AKP Hükümeti seçim uğruna ülkeyi “Çifte Açık” riskine sokuyor!

Merkez Bankası Haziran ayına ait “özel sektörün dışardan sağladığı uzun vadeli kredi borcu” detaylarını açıkladı.

Bu verilere göre, krize rağmen son 18 ayda Türk özel sektörü üzerine düşeni yaparak dışardan sağladığı kredi borcunu 24 milyar dolar aşağı çekerek 116 milyar dolara indirmiştir.  Finans sektörünün dışardan sağladığı uzun vadeli döviz kredi borcu 9 milyar dolar gerileyip 32 milyar dolar olurken, reel sektörün dışardan sağladığı uzun vadeli döviz kredi borcu aynı dönem içinde 15 milyar dolar daralmış ve 83 milyar dolar olarak açıklanmıştır.

2009 yılında şok hızla küçülen Türkiye ekonomisi nedeniyle cari açık 42 milyar dolardan 14 milyar dolara gerilerken özel sektörün dış borcunun da düşmesi Türkiye ekonomisinin risklerini azaltan bir gelişme idi.

Ancak, AKP hükümetinin hatalı ekonomi politikaları nedeniyle 2010 yılında cari açık tekrar hızla artarak son altı ayda neredeyse iki katına çıkmış ve 30 milyar dolar  sınırına dayanmıştır.  Cari açık büyürken, özel sektörün dışardan borçlanma seviyesini düşürmeye devam etmesi hızla sürdürülemezlik sınırına doğru yükselen cari açığın finansman kalitesini bozmaktadır.  Azalan doğrudan yatırımlar ile beraber cari açığın artan bir ağırlıkla sıcak para ile fonlanmasına göz yuman AKP hükümeti ise, ülkeye istihdam yaratacak kaliteli yatırımı çekmekle uğraşmayıp, Anayasa paketi ile zaman harcamaktadır.

AKP hükümeti sorumsuzluk halkasına bir eklemeyi de, CHP’nin artan halk desteği karşısında oy satın almaya çalışarak yapmaktadır.
Bu uğurda, Mali Kural gibi Türkiye ekonomisini politik baskıdan koruyacak disiplinden son dakikada yan çizerek gerçek niyetini ortaya koymuştur.

Mali Kural’ı bahane ederek, bütçe kanununa göre Mayıs ortasında halka açıklanması gerekli olan “Orta Vadeli Program” ve Haziran ortası açıklanması  gerekli “Orta Vadeli Mali Plan” hala açıklanmamıştır.  “Mali Kural” ise yangından mal kaçırmak için seçim sonrasına, 2012’ye ötelenmiştir.

AKP hükümeti, sene başında acımasızca vatandaşın üzerine yüklediği vergilerle elde edilen geliri vatandaşın ihtiyaçlarını kaşılamak için değil, kendi koltuğunu koruyabilmek için seçimlerde oy satın almaya çalışarak savurganca harcayacağının sinyallerini net olarak vermiştir.  “Sosyal  yardım” adı altında bütçede artan harcamalar 2009 yerel seçimi öncesi “kışın dağıtılan buzdolabının, yazın kömür” ile yer değiştirdiğini göstermektedir.

AKP hükümetinin 2011 bütçe planlarını son dakikaya kadar gizli tutma gayreti ve sene başında vatandaşın cebinden aldığı para ile şimdiden artırdığı harcamalar rüşvetle oy toplama gayretini açık etmektedir.

AKP hükümetinin tercihleri, ekonomide geri dönen cari açık riskine rağmen, 2011 bütçesinde de seçim harcamasına ağırlık vererek, Ülke’yi “çifte açık riski” ile seçimlere sokacak kadar gözünü kararttığını göstermektedir.