Yazılar

Geri Adım Atmayacağız

 

19 Mayıs 1919 günü Samsun’un ufuklarında görünen güneş, aynı akşam batmak için değil sonsuza kadar parlamak için doğmuştur. Türk Milletinin asla boyun eğmeyeceğinin, emperyalizmle ve gericilikle asla uzlaşmayacağının ve şartlar ne olursa olsun geri adım atmayacağının işareti olan 1919 ruhu hala canlıdır ve asla yok olmayacaktır.

Türk gençliği; o günlerin Samsun’unda, Amasya’sında, Erzurum’unda ve Sivas’ında Mustafa Kemal’in davasına katılanlar kadar cesur ve en az onlar kadar da mücadeleci olmak zorundadır. Zira emperyalizm gericilik ve bölücülük her fırsatta #Cumhuriyet değerlerini yok etmek ve atılan şanlı adımları tersine çevirmek için pusuda beklemektedir. Ve ne yazık ki Cumhuriyet karşıtı blok bugüne kadar önemli mevziler de kazanmıştır.

Şartların tüm olumsuzluğuna rağmen 2019’un şafağında 1919 ruhunu yeniden hâkim kılacak olan şey: Türk Gençliğinin azim ve kararı olacaktır. Gençliğe Hitabeyi ve Bursa Nutkunu müebbet görev emri olarak kabul eden Türk genci, bağımsızlık ve özgürlük meşalesini yükseltmeyi de, Cumhuriyetini korumayı ve geliştirmeyi de bilecektir ve hep ileriye, çağdaşlığa doğru kutup yıldızı ATA’sının ışığında ilerleyecektir.

Saygı, sevgi ve dostlukla,
Umut Oran

1920 Başlangıçtır Ancak 2017 Son Değildir!

web23

Türk Milletinin onurlu evlatları Mustafa Kemal’in arkasında vatan ve bağımsızlık uğruna can verirken padişahın yanında yer alan, din ticaretinden daha fazla kazanç elde etmek için ölüm fetvaları yazan, emperyalizme köle olmayı arzulayan kapıkulları da vardı.

Samsun’da, Amasya’da bağımsızlık bayrağını yükseltenlerin hemen yanı başında Mustafa Kemalleri yok etmek için pusu kuranlar, Sivas yollarını kan gölüne çevirmek için Osmanlının imkânlarına başvuranlar da mevcuttu.

Ve hatta vatanın en güzel çocukları İnönü’de, Sakarya’da, Büyük Taarruz’da düşman üstüne koşarken o düşmanın emrinde yer alan sözde din adamları ve vatan düşmanları da bulunuyordu.

İşte Türkiye Büyük Millet Meclisi, öncesi ve sonrasıyla, iç cephedeki tüm çelişkilere rağmen Türk Milletinin kanı pahasına kurulmuş ve bugüne kadar ayakta kalabilmiştir. Ancak geçen zaman içinde, o günlerde TBMM’yi kuran azim ve kararlı irade güç kaybetmiştir.

Bu anlamda yaklaşık 100 yıl sonra Türk milleti yeniden aynı risklerle karşı karşıya gelmiştir.

Ancak bilinmelidir ki Mustafa Kemal’in askerleri için “23 Nisan 1920 bir başlangıçtır ancak 2017 bir son değildir.” Yapmamız gereken tek şey “yeniden başlamaktır.”

Cumhuriyetin emanet edildiği Türk Gençliğinden başka güveneceğimiz dağ yoktur! Gençlik, emanete mutlaka sahip çıkacaktır.

1919 ruhu; 2019’ları da sonsuzluğu da aydınlatacak kadar kuvvetlidir.

Dayanışma duygularımla,

Umut Oran

Evet cephesi çökmüştür en güzel örneği de Erciş’tir

 

IMG_5088

Erciş’i önce deprem sonra AKP Vurdu 

Umut Oran: Ey iktidar, el insaf Erciş’in suçu ne? 

Atatürk heykelinin etrafını çöplük yapmışlar!! 

VAN Erciş

(Fotoğraflı) 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, referandum çalışmaları kapsamında dün Van’da iken vatandaşların talebi üzerine son anda Erciş’i de programına ekledi. Akşam saatlerinde Erciş’e giden Umut Oran, “2010 yılındaki anayasa referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyen Erciş’i önce deprem sonra da AKP vurmuş. Erciş’in hayalet şehire, adeta köye dönüşmüş olmasını görünce yüreğim sızladı. Sn. Bahçeli’nin açıklamasının üstüne Erciş’te vatandaşın feryadını görünce diyorum ki 16 Nisan’da evet cephesi çökmüştür, kendi kalelerine bile ihanet etmiş bir anlayış var karşımızda” dedi.

Ercişlilere söz verdi

CHP’li Umut Oran, 2011 depremi sonrasında 5 kez ziyaret ederek sorunlarını TBMM gündemine taşıdığı Erciş’e dün sürpriz bir ziyaret yaptı. Dün akşam karşılaştığı manzara ve vatandaşların feryadı üzerine “Söz veriyorum bu yaşananları gündeme taşıyacağım” diyerek bugün yazılı açıklama yapan Umut Oran şunları kaydetti:

Evet cephesi çökmüştür

Ercişliler 2010 yılında referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyerek bu hükümete, yargının FETÖ’nün emrine verilmesine onay verdi, ardından yaşananlar malum. Ama her şerde bir hayır vardır derler. Sn. Bahçeli bile sonunda bölünme riskini görmüş durumda. Daha önce yüzde 93,6’sı evet demiş Erciş’liler şimdi binpişman, şehirleri terkedilmiş virane bir köye dönüşmüş durumda. Çıkardıkları milletvekilleri bakan yardımcıları var ama Erciş sefalet içerisinde. 2010 yılındaki anayasa referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyen Erciş’i önce deprem sonra da AKP vurmuş. Erciş’in hayalet şehire adeta köye dönüşmüş olmasını görünce yüreğim sızladı. Sn. Bahçeli’nin açıklamasının üstüne Erciş’te vatandaşın feryadını görünce diyorum ki 16 Nisan’da evet cephesi çökmüştür, kendi kalelerine bile ihanet etmiş bir anlayış var karşımızda

Konteyner hastane, barakada acil müdahale

Nüfusu, 25 il nüfusundan büyük olan 125. 000 nüfuslu koca şehir enkaz halinde, köye dönmüş. Şehir Hastanesi 9 yıldır tamamlanamadı, sağlık hizmetleri konteynır hastanede veriliyor. Acil servis barakada hizmet veriyor. Şanlıurfa’da sağlık hizmetleri ve hastane nutuğu atanların önce Erciş’e bakıp öyle konuşmaları gerekir

Atatürk heykeli çöplük içinde

Depremden sonra 6,5 yıl geçti şehir merkezindeki yaklaşık 3.000 hasarlı konut halen yıkım bekliyor. Deprem konutlarında TOKİ ayrımcılık yapıyor mağdurlar yerleşemezken 3 bin konuda hak sahibi olmayanları da yerleştirmişler! Deprem konutlarının altyapı sorunu da cabası, kentte su sorunu var ve özellikle yazın kokudan durulmuyor şehirde. Yol, ulaşım ve altyapı sorunu da had safhada. Bu kadar sorunun içinde de şehir merkezindeki Atatürk heykelinin etrafını da tam bir mezbelelik yapmışlar. Kasti olarak Atatürk heykelinin bu şekilde bırakılması yürek sızlatıcı

IMG_5097

Şehir merkezi bile hayalet şehir gibi

Şehir merkezi depremle yıkıldı, iktidar kentsel dönüşüme soktu,7 yıl geçti kent merkezinin ihalesi bile yapılamadı. Yıkılan 250 dükkanın sahipleri geçici olarak yaptıkları derme çatma barakalarda perişan, çok kötü şartlarda esnaflık yapıyor. Şehrin merkezi meydan adeta harabe, hayalet şehir gibi

5 ay çalışan şeker işçileri mezarda emekli olacak

Erciş Şeker 1988’den beri faaliyette ama o zaman 1.200 çalışanı vardı, bugün ise çalışan sayısı 490’a düşürülmüş. Yılda sadece 5 ay çalışıyorlar, dolayısıyla geçici işçi olarak çalışan emekçi mezarda emekliliğe gün toplamaya çalışıyor. 28 yıldır çalışan bir emekçi, ‘yılda sadece 5 ay çalışıyorum 7 ay boş geziyorum ve SGK primim de buna göre yatıyor. Ben ancak mezarda emekliliği hak edeceğim’ diyerek bana dert yandı. Pancar kotası da 60 tondan 20 tona düşmüş.

İŞKUR, AKP’nin arka bahçesi gibi

Seçim öncesi terör bitmiş olmasına rağmen 900 korucu işe alınmış, tam bir seçim rüşveti! İŞKUR, AKP’nin arka bahçesi gibi çalışıyor, işe alınmak için önce parti üyeliğine bakılıyor sonra parti milletvekili ya da Gümrük Bakanı Yardımcısından referans isteniyor. AKP büyük bir baskı ve cadı avı uyguluyor burada. Kaymakam ve belediyeye atanan kayyum AKP ilçe temsilcisinden geri kalmıyor, diğer parti üyelerine büyük baskı uyguluyor. İlçenin resmi protokolüne muhalefetten tek bir kişi bile dahil edilmiyor!

IMG_5090

IMG_5086

IMG_5085

IMG_5091

IMG_5092

IMG_5095

IMG_5096

Minnet, hasret ve saygıyla…

 

365-gun-ataturk_24-haziran

ATAM,

78 yıl önce aramızdan ayrılmış olsan da fikirlerin hala bizlerle ve ne mutlu ki capcanlıdır. Memleketin dört bir yanında seni anlayan, senin yolunda yürüyen ve her daim emanetini ileri taşıma kararlılığı gösteren her yaştan kadınlar ve erkekler yine bir 10 Kasım günü ay-yıldızlı bayrağın dalgalandığı her gönülde seni minnetle anmaktadır.

Her yıl aynı gün, aynı saatte yaşamı 1 dakikalığına da olsa durduran milyonların icra ettiği, dünyanın bu en büyük, talimatsız, sahici ve gönülden anma eyleminin başka hiç bir ülkede ve millette görülmesi pek mümkün değildir.

Bilinmelidir ki, bizim senin huzuruna çıkışımız da bir ağıt yakma ihtiyacı değildir, tam aksine mücadele kararlılığımızın en net ifadesidir. Zaten karşıtlarını korkutan da budur. Aradan geçen onca yıla rağmen senin izinden yürüyenlerin azim ve kararlılığıdır.

Bizler, her zaman olduğu gibi bu 10 Kasım’da da yurdun dört bir yanında huzurunda olacağız. Ve hayatı durdurduğumuz o “1 dakikada”, hiç şüphe yok ki kendi özeleştirimizi de yapacağız ve geleceğe umutla bakmak için bir yol bulacağız.

Bize emanet ettiğin Cumhuriyeti, yine kurduğun ve bize emanet ettiğin CHP ile birlikte ilelebet sonsuza kadar korumak, kollamak ve ileriye taşımak için her türlü öz eleştiriyi yapmak; eserlerini en iyiye, en doğruya ve en başarılıya taşımak bizim en öncelikli ve en önemli görevimizdir.

Minnet,hasret ve saygıyla,
Emanetin emin ellerde,
Rahat uyu …

Umut Oran

19 Mayıs, Sürekli Devrim Demektir!

Devrimlerin en zor adımı, herkesin kenara çekilip teslim olmayı düşündüğü anda, büyük bir cesaret göstererek atılan ilk adımdır. 19 Mayıs 1919 günü; eşsiz Türk devriminin ve mazlum milletlerin şahsiyet mücadelesinin en başarılı adımıdır.

O gün Samsun’a ayak basanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsında, Anadolu’nun binlerce isimsiz kahramanı ve tüm ezilen milletlerdir. Samsun’da yakılan özgürlük meşalesi Kahire’yi, İslamabad’ı, Cezayir’i, Beyrut’u, Bakü’yü ve tüm İslam dünyasını da ısıtmıştır.

Hanedanın kendi derdine düştüğü o günde Anadolu insanı hiç kimseden emir ve onay beklemeden tercihini yapmış ve işbirlikçilere karşı devrim saflarında yerini almıştır. Yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’dur ancak dirilen bütün bir insanlıktır. Doğan güneşin adı: Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Dâhili ve harici bedhahlara karşı devrimci mücadele veren Mustafa Kemal, en kıymetli iki eseri olan Türkiye Cumhuriyetini ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni, gençlere emanet ederek, ilelebet payidar kalmalarını sağlamıştır. Bu anlamda 19 Mayıs, geçmişe işaret eden bir gün değil geleceği hedefleyen sürekli bir devrim parolasıdır…

Gelinen noktada, Cumhuriyet düşmanlarının Türk gençliğini hedef alması ve her türlü araçla gençliği siyasetten uzak tutmaya çalışması tesadüf değildir. Cumhuriyet’in gerçek sahipleri susturularak aslında karşı devrim süreci tamamlanmak istenmektedir.

Öyleyse gençlik, mücadelenin sahibi olmanın yanında cephesi de olmuştur. Cephe düşerse, Cumhuriyet de düşecektir. Gençliğin azim ve kararlılığı, geleceğimizi de şekillendirecektir. Bu gerçekle bir an evvel yüzleşerek gençliğin yanında saf tutmaksa Cumhuriyet Halk Partisi’nin ertelenemez görevidir. Her yaştan genç erkekler ve kadınlar, hak ettikleri şekilde yetkilendirilmeli ve Cumhuriyetlerine hangi yöntemle sahip çıkmak istiyorlarsa o şekilde yol almalarının önü açılmalıdır. Özellikle CHP Gençlik Kolları ve Kadın Kolları, bu anlamda “devrimin öncü kadroları” olarak görülmeli ve vakit kaybetmeden “sorumluluk ve yetki” sahibi kılınmalıdır.

19 Mayısları “gençlerin ağzına çalınan bir parmak bal” olmaktan çıkaracak ve sürekli devrim parolasına uygun olarak konumlandıracak bakış açısı budur. Atatürk devrimi, gençlerin figüranlığını değil tarih yapıcılığını beklemektedir. Tıbbiyeli Hikmetlerin, Kubilayların, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’lerin yolu, durumdan vazife çıkararak gereğini yapanların yoludur. 1919’u sonsuzluğa taşıyacak olanlar da bugünün gençleri olacaktır.

Gün, umutsuzluktan umut yaratma günüdür.

Saygılarımla,

Umut Oran

Saygı, Özlem ve Minnetle …

faceee

Bağımsızlık ve özgürlük için bedel ödenmesi gerektiğini öğrettiğin milletler, teker teker emperyalizme teslim oluyorlar.
İslam coğrafyası, geçmişin acı hatıraları hiç yaşanmamış gibi, kardeşin kardeşi boğazladığı, kan ve gözyaşının eksik olmadığı zamanlara geri götürülmek isteniyor.
Özgürleştirdiğin toprakların hemen ardında ölüm, vahşet ve ızdırap kol geziyor.
Memleketimizse geleceğinden endişe duyan evlatlarınla dolu ve matem havası yürekleri sarıyor.
Fakat tüm bu olumsuzluklara rağmen iki büyük eserin dimdik ayakta ve senin emanetçin olan gençler kararlılıklarından ve umutlarından hiç bir şey kaybetmediler.
Ebedi istirahatgahında rahat uyu!
Dahili ve harici bedhahlara karşı mücadele azmimiz tamdır.
Senin izlerini eserlerinden silebileceğini sananlar eninde sonunda mağlup olacaklardır.

Saygı, özlem ve minnetle,

Umut Oran

ATATÜRK sevgisi Değişmez, Değiştirilemez, Değiştirilmesi teklif dahi edilemez !

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 76. Yıldönümündeyiz. 10 Kasım, sadece liderimizi ve atamızı değil, aynı zamanda dünyanın saygınlığını kazanan bir devrimcimizi de kaybettiğimiz tarihtir.

Ülkemizin bağımsızlığının kazanılması ve Cumhuriyetimizin kurulmasında büyük pay sahibi olan, modern hukuk devrimlerinin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikal edişini sadece bir hüzün ve bir anma olarak değil onu “anlamak” olarak da değerlendiriyoruz.

Liderliğinde yürütülen bağımsızlık savaşıyla milletin kurtuluşunu, yaptığı devrimlerle modern cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluşunu sağlayan büyük önderi hayatımızda ve mücadelemizde bir başöğretmen olarak değerlendiriyor ve ilhamımızı ondan alıyoruz.

“ATATÜRK’ü Anmamız 10 Kasıma Sığdırılamayacak Kadar Büyüktür”

Ebediyete intikal edişinin 76. Yıldönümü vesilesiyle büyük önderin ilke ve devrimlerine her zaman sahip çıkacağımızın bilinmesini istiyor ve sorumluluğumuzun farkında olduğumuzu haykırmak istiyoruz. Şairin dediği gibi “Ne senden vazgeçeriz, ne de senin eserinden.” diyoruz.

Atatürk’ü savunmanın ve sevmenin onurunu yaşıyoruz. Geçen 76 yıl içinde ülkemizde çok şey değişse de değişmeyen tek şey Atatürk’e bağlılığımızdır. Bu vesileyle 76. Yılda bir kez daha özlemle ve şükranla Atatürk’ü anıyor ve Atatürk’ü anmamızın ve anlamamızın 10 Kasım’a sığdırılamayacak kadar büyük olduğunu vurgulamak istiyoruz. Son söz olarak Atatürk’e olan sevgimiz Anayasa’nın üç maddesi gibi DEĞİŞMEZ, DEĞİŞTİRİLEMEZ, DEĞİŞTİRİLMESİ TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ.

Saygılarımla,
Umut Oran