Yazılar

Evet cephesi çökmüştür en güzel örneği de Erciş’tir

 

IMG_5088

Erciş’i önce deprem sonra AKP Vurdu 

Umut Oran: Ey iktidar, el insaf Erciş’in suçu ne? 

Atatürk heykelinin etrafını çöplük yapmışlar!! 

VAN Erciş

(Fotoğraflı) 

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, referandum çalışmaları kapsamında dün Van’da iken vatandaşların talebi üzerine son anda Erciş’i de programına ekledi. Akşam saatlerinde Erciş’e giden Umut Oran, “2010 yılındaki anayasa referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyen Erciş’i önce deprem sonra da AKP vurmuş. Erciş’in hayalet şehire, adeta köye dönüşmüş olmasını görünce yüreğim sızladı. Sn. Bahçeli’nin açıklamasının üstüne Erciş’te vatandaşın feryadını görünce diyorum ki 16 Nisan’da evet cephesi çökmüştür, kendi kalelerine bile ihanet etmiş bir anlayış var karşımızda” dedi.

Ercişlilere söz verdi

CHP’li Umut Oran, 2011 depremi sonrasında 5 kez ziyaret ederek sorunlarını TBMM gündemine taşıdığı Erciş’e dün sürpriz bir ziyaret yaptı. Dün akşam karşılaştığı manzara ve vatandaşların feryadı üzerine “Söz veriyorum bu yaşananları gündeme taşıyacağım” diyerek bugün yazılı açıklama yapan Umut Oran şunları kaydetti:

Evet cephesi çökmüştür

Ercişliler 2010 yılında referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyerek bu hükümete, yargının FETÖ’nün emrine verilmesine onay verdi, ardından yaşananlar malum. Ama her şerde bir hayır vardır derler. Sn. Bahçeli bile sonunda bölünme riskini görmüş durumda. Daha önce yüzde 93,6’sı evet demiş Erciş’liler şimdi binpişman, şehirleri terkedilmiş virane bir köye dönüşmüş durumda. Çıkardıkları milletvekilleri bakan yardımcıları var ama Erciş sefalet içerisinde. 2010 yılındaki anayasa referandumda yüzde 93,6 oranında evet diyen Erciş’i önce deprem sonra da AKP vurmuş. Erciş’in hayalet şehire adeta köye dönüşmüş olmasını görünce yüreğim sızladı. Sn. Bahçeli’nin açıklamasının üstüne Erciş’te vatandaşın feryadını görünce diyorum ki 16 Nisan’da evet cephesi çökmüştür, kendi kalelerine bile ihanet etmiş bir anlayış var karşımızda

Konteyner hastane, barakada acil müdahale

Nüfusu, 25 il nüfusundan büyük olan 125. 000 nüfuslu koca şehir enkaz halinde, köye dönmüş. Şehir Hastanesi 9 yıldır tamamlanamadı, sağlık hizmetleri konteynır hastanede veriliyor. Acil servis barakada hizmet veriyor. Şanlıurfa’da sağlık hizmetleri ve hastane nutuğu atanların önce Erciş’e bakıp öyle konuşmaları gerekir

Atatürk heykeli çöplük içinde

Depremden sonra 6,5 yıl geçti şehir merkezindeki yaklaşık 3.000 hasarlı konut halen yıkım bekliyor. Deprem konutlarında TOKİ ayrımcılık yapıyor mağdurlar yerleşemezken 3 bin konuda hak sahibi olmayanları da yerleştirmişler! Deprem konutlarının altyapı sorunu da cabası, kentte su sorunu var ve özellikle yazın kokudan durulmuyor şehirde. Yol, ulaşım ve altyapı sorunu da had safhada. Bu kadar sorunun içinde de şehir merkezindeki Atatürk heykelinin etrafını da tam bir mezbelelik yapmışlar. Kasti olarak Atatürk heykelinin bu şekilde bırakılması yürek sızlatıcı

IMG_5097

Şehir merkezi bile hayalet şehir gibi

Şehir merkezi depremle yıkıldı, iktidar kentsel dönüşüme soktu,7 yıl geçti kent merkezinin ihalesi bile yapılamadı. Yıkılan 250 dükkanın sahipleri geçici olarak yaptıkları derme çatma barakalarda perişan, çok kötü şartlarda esnaflık yapıyor. Şehrin merkezi meydan adeta harabe, hayalet şehir gibi

5 ay çalışan şeker işçileri mezarda emekli olacak

Erciş Şeker 1988’den beri faaliyette ama o zaman 1.200 çalışanı vardı, bugün ise çalışan sayısı 490’a düşürülmüş. Yılda sadece 5 ay çalışıyorlar, dolayısıyla geçici işçi olarak çalışan emekçi mezarda emekliliğe gün toplamaya çalışıyor. 28 yıldır çalışan bir emekçi, ‘yılda sadece 5 ay çalışıyorum 7 ay boş geziyorum ve SGK primim de buna göre yatıyor. Ben ancak mezarda emekliliği hak edeceğim’ diyerek bana dert yandı. Pancar kotası da 60 tondan 20 tona düşmüş.

İŞKUR, AKP’nin arka bahçesi gibi

Seçim öncesi terör bitmiş olmasına rağmen 900 korucu işe alınmış, tam bir seçim rüşveti! İŞKUR, AKP’nin arka bahçesi gibi çalışıyor, işe alınmak için önce parti üyeliğine bakılıyor sonra parti milletvekili ya da Gümrük Bakanı Yardımcısından referans isteniyor. AKP büyük bir baskı ve cadı avı uyguluyor burada. Kaymakam ve belediyeye atanan kayyum AKP ilçe temsilcisinden geri kalmıyor, diğer parti üyelerine büyük baskı uyguluyor. İlçenin resmi protokolüne muhalefetten tek bir kişi bile dahil edilmiyor!

IMG_5090

IMG_5086

IMG_5085

IMG_5091

IMG_5092

IMG_5095

IMG_5096

Umut Oran’dan Suriye sınırından dış politika uyarısı

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın !

Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli

Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

Anadolu’yu karış karış gezen CHP’li Umut Oran, bugün Hatay’a giderek çalışmalarda bulundu. Suriye’deki son durumu değerlendiren Umut Oran, “Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli” diye konuştu.

Hatay’da CHP PM Üyesi ve Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile birlikte çalışma yürüten Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, Erzin ve Dörtyol’da esnaf ve vatandaşların yanı sıra esnaf, sanatkar, ticaret ve sanayi odalarını da ziyaret ettiler. Hatay çalışmalarında açıklamalarda bulunan Umut Oran şöyle konuştu:

Referanduma katılım yükseliyor

Türkiye’nin her anlamda varlığını ve birliğini tehdit eden “tek adam rejimine” karşı “hayırlı mücadelemiz devam ediyor. Yurdun dört bir yanında her partiden yurttaşlarımız hayır oyu yönündeki kararlılığı, tüm anketlerde referanduma katılım oranlarının hızla yükseliyor olması AKP hükümetinin dengesinin bozulmasına sebep oluyor.

Bu sebepten olacak ki Amerikan gemilerinden komşumuz Suriye’ye fırlatılan füzeler AKP hükümeti tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve ortada uluslararası bir karar olmamasına rağmen “savaş çığırtkanlığı” başlatılmıştır.

Hatay’da sınırdan hükümeti uyardı

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın ! Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için ” tek adam rejimine” hayır demeli”

Vekalet Savaşına hayır

Türk Milleti bilmelidir ki Irak’ta ve Suriye’de akan kan Müslümanların kanıdır. Batılı emperyalist güçlerin destekledikleri IŞID, YPG, PKK ve Nusra gibi terör örgütleri tüm insanlığa karşı suç işlemektedirler. Mazlum milletlerin üzerine silahla ve bombayla salınan terör örgütlerinin tamamına hem Türkiye içinde hem de sınırlarımızda müsaade edilmemeli, vekâlet savaşı adı altında emperyalist devletlerin hizmetine girmiş olan bu gruplara karşı Türk devletinin ve komşu devletlerin bütünlüğü savunulmalıdır.

Irak’ın düzmece olduğu kabul edildi

Tıpkı 2003’te düzmece kimyasal silah iddialarıyla Irak’ın işgal edilmesi olayında yaşandığı gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak ve tüm güney sınırımızda bir PKK devleti kuracak olan her türlü oldu-bittiye karşı bölge devletleriyle işbirliği içinde olmak tarihin ve aklın dayattığı zorunluluklardır.

Amerikan askerleri PKK ile kolkola

Gelinen nokta her anlamda tehlikelidir. Özellikle AKP’nin henüz ispatlanmamış bir kimyasal saldırı iddiaları üzerinden, Amerikan askerlerinin yerine Mehmetçiği gözden çıkarma hevesi asla kabul edilmemelidir. Fırat Kalkanı Operasyonunda net olarak görüldüğü üzere PKK-YPG terör örgütleri Afrin’de Rus’larla, Menbiç’te ve Rakka’da Amerikan askerleriyle kol koladır ve kendilerine sağlanan modern silahlarla beraber IŞID’a karşı savaş adı altında Suriye’nin bütünlüğüne karşı savaşmaktadırlar.

Türkiye’nin bütünlüğü tehlikeye atılıyor

Soğuk Savaş sonrasında Amerikalı stratejistler tarafından hedef tahtasına oturtulan “güçlü ulus devletler”, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi tehdit altındadır. Bu devletlerin bölünmesine yol açacak herhangi bir projeye ya da operasyona destek vermekse Türkiye’nin bütünlüğünü de tehlikeye atmak demektir. Bu anlamda sorun sadece Irak, Suriye’nin ya da İran’ın sorunu değil emperyalizmin kendisine rakip olarak gördüğü “güçlü ulus devletlerin” tamamıdır. AKP’nin açıklamaları ve “savaş çığırtkanlığı” Türkiye’nin ve bölgenin gerçekleriyle uyuşmadığı gibi milli bir politika da değildir.

Milli Duruş Barzani’ye karşı olmaktır

AKP’nin topluma dayattığı “tek adam rejimi”ne Türk milletinin “hayır” diyeceği açık ve net olarak görüldüğü için AKP, savaşçı bir dil kullanarak ve bunu milli bir dava gibi göstermeye çalışarak toplumu etkilemeye çalışmaktadır. Oysa çok açıktır ki milli duruş Musul’un ve Kerkük’ün bir oldu-bittiyle Barzani’ye teslim edilmesine engel olmakla mümkündür. Milli duruş, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak üzere olan PKK devletine karşı mücadeleyle mümkündür. Mehmetçiği Amerikan planları için pazarlık masalarına sürmek milli bir duruş değildir. Türk Milleti, başta medeniyetler şehri Antakya olmak üzere bu savaş çığırtkanlığına hayır demelidir. Bu anlamda 16 Nisan, “savaş naraları” atanlara karşı “güçlü bir hayır” demeyi zorunlu kılmaktadır. Artık AKP’nin iflas etmiş, sürekli sorun yaratan “dış politikasına” ve milletin gerçek sorunlarını öteleyerek kendi kişisel sorunlarına odaklanan siyaset anlayışına “hayır” deme vakti gelmiştir.

Unutmayın, 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!   

16 Nisan’a sayılı gün kala tüm yurttaşlarıma tekrar çağrıda bulunmak istiyorum. 17 Nisan’da Hayır’lı bir sabaha uyanmak için sadece 1 kişiyi ikna etmek yeterlidir. Oy vermeyi düşünmeyen sadece 1 kişinin kolundan tutup onun sandığa gitmesini sağlamak ülkemize yapılacak en büyük iyiliktir. Lütfen unutmayın! 1 Hayır 1 vatan kurtarır! 1 Oy 1 Vatan Kurtarır!

9 Umdenin Yıldönümünde Sivas’tayım

sıvas

“SİVAS’IN MUHSİN YAZICIOĞLU’NA SAHİP ÇIKACAĞINA İNANIYORUM” 

“SEÇİME KATILIM ORANININ YÜKSELMESİ AKP’Yİ ÇILDIRTIYOR!” 

Anadolu’yu karış karış gezerek 16 Nisan’ın sadece bir referandum değil memleket meselesi olduğunu anlatan CHP’li Umut Oran, Mustafa Kemal’in 94 yıl önce bugün açıkladığı 9 Umdeyi (ilkeyi) anımsatarak, “Atatürk, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından bir program olarak benimsenen 9 ilkeyi bugün açıkladı. Bu bildiriye göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Biliyorsunuz 1923’te kurulan Halk Fırkası’nın çekirdeği Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetidir. Yani CHP’nin kökeni budur ve daha yola çıkarken attığımız ilk adımın adı egemenliğin tek adamda değil millette olmasıdır. İşte sırf bu nedenle dahi hayır diyoruz” şeklinde konuştu. Bugün Sivas’ta çalışma yürüten Umut Oran, “Sivas’ın Şarkışla’lı Muhsin Yazıcıoğlu’na sahip çıkarak hayırlı bir sonuç için referanduma gideceğini düşünüyorum” dedi. 

Umut Oran, CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, CHP Sivas İl Başkanı Ulaş Karasu, eski İl Başkanı Ayhan Yılmaz, CHP Gençlik Kolları eski MYK Üyesi Batur Karasu ve Yüksek Ticaretliler Derneği Ankara Şube Başkanı Davut Özdemir ile birlikte Sivas’ta semt pazarında, 4 Eylül Sanayi sitesinde hayır çalışması yürüttü. Eski milletvekili Ekrem Kangal’ın kardeşi Turan Kangal’ın cenaze törenine de katılan Umut Oran daha sonra geçtiği Sivas İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu: 

9 umdenin yıldönümünde Sivas’tayım 

Tarihi bir günde Sivas’ta sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Çünkü 94 yıl önce bugün Mustafa Kemal, TBMM’nin 1. Döneminin bitiminden önce 8 Nisan 1923’te, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından bir program olarak benimsenen 9 ilkeyi * açıkladı. Bu bildiriye göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Biliyorsunuz 9 Eylül 1923’te kurulan Halk Fırkası’nın çekirdeği Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetidir. Yani CHP’nin kökeni budur ve daha yola çıkarken attığımız ilk adımın adı egemenliğin tek adamda değil millette olmasıdır. İşte sırf bu nedenle dahi hayır diyoruz. 

16 Nisan da 1919 kadar önemli 

TBMM’nin temellerinin atıldığı tarihi Sivas şehrinde, “Türkiye’nin bölünmesine hayır” demek ve Meclis’in yok edilmesine karşı çıkmak için bugün sizlerle beraberim. Kendimi, 1919 Eylül’ünde Anadolu’nun dört bir yanından Sivas’a gelen kongre delegeleri gibi sorumlu ve heyecanlı hissediyorum. Zira nasıl ki o gün bir milletin kaderi söz konusu olduysa bugün de Türk milletinin kaderi söz konusudur ve 4 Eylül 1919 gibi 16 Nisan 2017 de Türk tarihine geçecek kadar önem arz etmektedir. 

Alperenlere, Ülkücülere teşekkür etti 

İlginçtir ki “tek adam rejimini” savunan AKP dışında bir parti yoktur. Bütün baskılara rağmen AKP sadece MHP’nin meşruluğu tartışmalı Genel Başkanını ve BBP’nin tabanını hiçe sayan Genel Başkanını ikna edebilmiştir fakat her iki partinin tabanları da tepedeki birkaç kişinin kişisel ikbal uğruna aldıkları karara boyun eğmemiş ve milletin birliğinden, Türkiye’nin bütünlüğünden yana tavır almışlardır. Bu anlamda ülkemizin ve milletimizin geleceği için “hayırlı bir Türkiye” diyen tüm Ülkücülere ve Alperenlere teşekkür ediyorum. Tarih, hayır cephesine omuz veren herkesi olduğu gibi onları da “minnetle” anacaktır. 

Sözde anketlere inanmayın 

Türk Milleti ezici bir çoğunlukla Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü için “tek adam rejimine hayır” demektedir. Devletin tüm imkânlarını kendi şahsi kampanyalarına hizmet etmek için kullanan AKP’nin elinde kalan tek silah “anket manipülasyonudur”. Birkaç gündür başlatılan ve son güne kadar devam edeceğini tahmin ettiğimiz manipülasyon sürecinde ısmarlamayla hazırlatılan sözde anket sonuçları üzerinden milletimizin morali bozulmaya ve sandığa gitmesi engellenmeye çalışılacaktır. 

Seçime katılım artıyor AKP çıldırıyor 

Çünkü AKP, “tek adam rejiminin” milletten onay almayacağını görmüştür. Özellikle bugüne kadar sandığa gitmeyen seçmenlerin yoğun bir şekilde oy kullanmaya gideceğinin ve hayır oyu vereceğinin anlaşılması üzerine yandaş medyaya manipülasyon görevi verilmiştir. Seçime katılma oranının yükseliyor olması AKP’yi çıldırtmaktadır. Özellikle son Cumhurbaşkanlığı seçiminde sandığa gitmeyen 14 milyon seçmenin büyük bir kısmı Türkiye’nin birliği için sandığa gidecek ve tek adam rejimine hayır diyecektir. Bugün %55’lerde olan hayır oyları katılım oranı %90’ları bulduğu anda %60’lara doğru yükselecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi yoktur. 

O halde bugünün en önemli görevi yandaş medyada yapılmaya başlanan ve yurtseverler arasında moral bozukluğu yaratarak onların sandığa gitmelerine engel olmayı amaçlayan “anket manipülasyonlarına karşı” umudu yeşertmek ve en yakınlarımızdan başlayarak en az 1 kişiyi sandığa gitmeye ikna etmektir. 

Hayırda umut var 

Yılgınlığa, umutsuzluğa yer yoktur. Sivas’a gelene kadar Bursa’dan Erzurum’a, KKTC’den Niğde’ye, Konya’ya kadar yaklaşık 30 ili, ilçelerini, beldelerini ve mahallelerini dolaşmış, yurttaşlarımızla birebir görüşmüş bir siyasetçi olarak söylüyorum. Konya dâhil olmak üzere, Rize dâhil olmak üzere Türkiye’nin herhangi bir yerinde “tüm kalbiyle evet” diyen kimse yoktur. Türk Milleti, “hayırdaki hayrı”, hayırda umut olduğunu görmektedir. CHP’liler, gerçek ülkücüler, Vatan Partililer, Demokrat Partililer, Anaplılar, Demokratik Sol Partililer parti rozetlerini bir tarafa bırakarak Türkiye’nin geleceği için el ele hayırları yükseltmektedir. Ve 16 Nisan’da herkes sandıklara koşacak ve milletin hayrına olan tercihi yapacaktır. Zira bu bir memleket meselesidir! Söz konusu olan vatandır. 

Suriye’yi PKK destekçileri bölüyor 

AKP ve ondan beslenen yandaşlar zevk ve sefa içindeki yaşamlarını korumak için savaş dahil her yolu masaya getirmişlerdir. En son Suriye konusunda “savaş çığırtkanlığı” yapılmaya başlanması Kahraman Mehmetçiğin Amerikan askerlerinin yerine ölüme gönderilmesinden başka bir şey değildir. Mehmetçiğin görevi Türk yurdunu ve Türk milletini korumaktır. Mehmetçik, emperyalizmin hizmetine sokulamaz. AKP’nin ABD’den Suriye için görev talep etmesi utançtır ve tek amacı Türkiye’nin 15 yıldır çözemediği sorunlarını savaş ve şiddet üzerinden perdelemektir. Suriye sınır boyunca kurulmaya çalışılan PKK devletine ses çıkarmayan AKP, PKK’nın en büyük destekçisi olan ülkelerle birlikte Suriye’yi bölmeye çalışmaktadır. Oysa Suriye’nin bölünmesi demek tıpkı Irak’ta olduğu gibi belli grupların otorite sahibi olması demektir. Bu gerçeği görmek istemeyen AKP, dış politikada bir kez daha hata yaparak Türkiye’nin bütünlüğünü tehlikeye atmaktadır. Türkiye olarak savaştan değil barıştan yana olmalıyız. Türkiye AKP döneminde yaptığı hatalardan artık bir ders almalı bulanık suya balıklama atlamamaktan vazgeçerek, acilen sağduyulu, ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ çizgisine geri dönmelidir. 

Ancak ben, Türk Milletinin savaş çığırtkanlarına karşı da en büyük cevabı 16 Nisan’da 80 milyon kere “hayır” diyerek göstereceğine inanıyorum. Emin olun 16 Nisan’da Türkiye’nin bölünmesine ve tek adam rejimine hayır diyenler 17 Nisan sabahı da hayırlı bir Türkiye’nin nasıl büyüdüğünü göreceklerdir. Türkiye’nin vereceği karar da budur.  Ben, Kurtuluşun şehri Sivas’ın da 1919 ruhuyla Türkiye’nin birliğinden yana tavır alıp, tek adam rejimine hayır diyeceğini adım gibi biliyorum. 

Sivas, Muhsin Yazıcıoğlu’na sahip çıkacaktır 

Ayrıca son olarak belirtmeliyim ki Sivas’ın Muhsin Yazıcıoğlu’na sahip çıkacağına da inanıyorum. Kendisiyle farklı siyasi görüşlerden gelsek de MHP’nin başındaki kişiden çok daha farklı ve ulusalcı tavrı olduğunu hepimiz biliyoruz. BBP’nin başındaki kişiye inat Sivas İl Başkanlığı’nın tavrı da takdire şayandır. Bu nedenle Sivas’ın Şarkışla’lı Muhsin Yazıcıoğlu’na sahip çıkarak hayırlı bir sonuç için referanduma gideceğini düşünüyorum. 

KKKTC ve 25 ile gitti 

İstanbul’da sürekli çalışma yürüten Umut Oran, KKTC’nin dışında bugüne kadar 25 ile giderek (Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bolu, Burdur, Bursa, Denizli, Düzce, Erzurum, Isparta, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Niğde, Rize, Sakarya, Sivas, Trabzon, Tekirdağ) #HayırdaUmutVar mesajı veriyor.

AKP’den Çiftçiye Saç Baş Yoldurtacak Proje!

SUDAN

Umut Oran

Basın Açıklaması

26.3.2017

 

AKP’DEN TÜRK ÇİFTÇİSİNE SAÇ BAŞ YOLDURACAK PROJE: 

“SUDAN’DA TARIMA TEŞVİK” 

14 yılda Türkiye’de 3,5 milyon hektar tarım arazisinin yok olmasına göz yuman AKP iktidarı, çiftçinin durumu iyileştirip aracıları ortadan kaldıracak önlemler almak yerine Sudan’da 8 milyon dönüm araziyi kiralayarak ucuz tarım ürünü ithal etmeyi planlaması zihni sinir projesidir! 

AKP’nin TİM’i de kendisine alet ederek geçmişte hazır giyim ve tekstil sektörünün Mısır’a taşınarak orada kuracağı OSB’de üretim yapmasını teşvik eden milli tavırını(!) da unutmamak gerekir. 

Hükümetin, sayıları 6 milyonu bulan Türk vatandaşlarının işsizliğini önlemek için, ülkemizde bulunan 4 milyon Suriyeliyi çalıştıracak işverenleri asgari ücret üzerinden vergiden muaf kılacak bir çılgın projeyi daha yaşama geçirerek “yerli ve milli tavrını” sürdürmesi bizleri şaşırtmayacaktır! 

·       Tahıl, sebze ve süs bitkilerinde işlenen tarım alanlarının 2002 yılında 23,9 milyon hektar olan büyüklüğü, 2016 sonunda 20,4 milyon hektara geriledi.

·       Söz konusu alanlar 14 yılda yüzde 14,5 oranında 3,5 milyon hektar (Yaklaşık 35 milyon dönüm) küçüldü.

·       Diğer meyve, içecek ve baharat bitkileri ile bağ ve zeytinlik gibi uzun ömürlü bitkilerin toplam alanı da dahil edildiğinde işlenen tarım alanları yüzde 10,6 oranında 2.8 milyon hektar küçülerek 26,6 milyon hektardan 23,8 milyon hektara geriledi.

·       Çayır ve meralar da dahil edildiğinde 2002 sonu itibariyle 41,2 milyon hektar olan toplam tarım alanı, yüzde 6,8 küçülmeyle 2016 sonunda 38,4 milyon hektara indi. 

Türkiye’nin tarım alanları (Bin Hektar)

2002

2016

Değ.

 (%)

Tahıllar ve bitkisel ürünler

22.975

19.624

-14,6

-Ekilen

17.935

15.574

-13,2

-Nadas

5.040

4.050

-19,6

Sebze bahçeleri

930

804

-13,5

Süs bitkileri

5

İŞLENEN TARIM ALANI

23.905

20.433

-14,5

Uzun ömürlü bitkiler

2.674

3.329

24,5

UZ.ÖM.B. DAHİL TOPLAM. İŞL. TARIM A.

26.579

23.762

-10,6

Çayır mera

14.617

14.617

0,0

TOPLAM TARIM ALANI

41.196

38.379

-6,8

 (*):Diğer meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanı ile bağlar ve zeytinlikler,

 

Dikkat!

          Bin dönüm cinsinden

2002

2016

Değ.

 (%)

Tahıllar ve bitkisel ürünler

229.750

196.240

-14,6

-Ekilen

179.350

155.740

-13,2

-Nadas

50.400

40.500

-19,6

Sebze bahçeleri

9.300

8.040

-13,5

Süs bitkileri

0

50

İŞLENEN TARIM ALANI

239.050

204.330

-14,5

Uzun ömürlü bitkiler

26.740

33.290

24,5

UZ.ÖM.B. DAHİL TOPLAM. İŞL. TARIM A.

265.790

237.620

-10,6

Çayır mera

146.170

146.170

0,0

TOPLAM TARIM ALANI

411.960

383.790

-6,8

1 Hektar = 10 Dekar

1 Dekar  = 1 Dönüm 

TARIM ALANLARI NEDEN KÜÇÜLÜYOR? 

·       Tarım alanlarının kentleşmeye ve sanayi tesislerine dönüştürülmesi, tarım alanlarının azalmasındaki en büyük neden.

·       1. sınıf sulamaya uygun tarım arazileri imara açılarak sanayi ve yerleşim yeri yapıldı.

·       Şehir, ilçe ve beldelerde tarım arazileri imara açıldı, üzerine konutlar yapıldı.

·       Kentsel yapılaşma, kaliteli tarım arazileri üzerinde yoğunlaştı, tarım yapılan alanlar ise daha düşük nitelikli arazilere doğru kaydı. 

·       Sanayinin, çoğunlukla verimli araziler üzerinde kurulması ve çevresindeki şehirleşme, üstün vasıflı tarım arazilerinin niteliklerinin bozulmasına yol açtı.

·       Kentlerde sanayi, turizm gibi ekonomik faaliyetler arazi kullanım biçimini belirlediği için tarım dışı kullanım özellikle Çukurova, Gediz, Menderes, Tarsus ovaları, İzmir, Bursa, Antalya, Mersin, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Trakya gibi verimli tarım arazilerinin bulunduğu yerlerde yoğunlaştı.

·       Şehir planları, ülke tarımının geleceği düşünülerek yapılmadı.

·       Arazilerin bir kısmı kabiliyetlerine uygun kullanılmıyor;

o   verimli bazı tarım arazileri tarım dışı amaçlarla kullanılırken,

o   orman ve mera olarak kullanılması gereken 6 milyon hektar dolayında arazide ise işlemeli tarım yapılıyor. 

TARIM VE GIDA DIŞ TİCARETİ 14 YILDA NEREDEN NEREYE GELDİ? 

·       TÜİK verilerine göre “Tarım, Hayvancılık ve Ormancılık Sektörü” ihracatının 2002’de 1 milyar 754 milyon dolar olan tutarı yüzde 208 artışla 2016’da 5 milyar 398 milyon dolara çıkarken, aynı ürünlerde ithalat yüzde 314 artışla 1 milyar 703 milyon dolardan 7 milyar 42 milyon dolara yükseldi.

·       Söz konusu ürünlerin toplam ihracat içinde 2002’de yüzde 4,9 olan payı 2016’da yüzde 3,3’e düştü. Bu ürünlerin dışalımının toplam ithalattaki payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 3,5’e çıktı.  

·       Toplamda küçük bir paya sahip olan balıkçılık ürünlerinde yıllık ihracat 2002-2016 arasında yüzde 705; ithalat ise yüzde 4.569 (46 kat) artış gösterdi.

·       İmalat sanayiinin gıda ürünleri ve içecek ihracatında aynı dönemdeki artış yüzde 327 ile bu ürünlerin ithalatındaki yüzde 290’lık artışın üzerinde gerçekleşti. 

Tarım ve gıda ürünleri dış ticareti (Milyon $)

 

2002

2016

İHRACAT

Toplamda

Payı (%)

İTHALAT

Toplamda

payı (%)

İHRACAT

Toplamda

payı (%)

İTHALAT

Toplamda

payı (%)

Tarım, hayvancılık, ormancılık

1.754,3

4,9

1.702,6

3,3

5.397,5

3,8

7.041,8

3,5

Balıkçılık

51,4

0,1

1,2

0,0

414,0

0,3

56,0

0,0

İmalat (Gıda ürünleri ve içecek)

1.880,7

5,2

1.361,9

2,6

9.913,5

7,0

4.851,8

2,4

TOPLAM TARIM VE GIDA

3.686,4

10,2

3.065,8

5,9

15.725,0

11,0

11.949,6

6,0

TOPLAM

36.059,1

100,0

51.553,8

100,0

142.557,4

100,0

198.610,3

100,0

Kaynak: TÜİK 

2002-2016 tarım ve gıda ürünleri dış ticaretindeki artış (%)

 

İHRACAT

İTHALAT

Tarım, hayvancılık, ormancılık

207,7

313,6

Balıkçılık

705,2

4.568,8

Gıda ürünleri ve içecek (İmalat)

427,1

256,2

TOPLAM TARIM VE GIDA

326,6

289,8

TOPLAM

295,3

285,2

 

·       Tarım, hayvancılık ve ormancılık ürünlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranı 2002-2016 döneminde yüzde 103’ten yüzde 76,6’ya geriledi.

·       İmalat sanayii sektörünün alt sektörü olan gıda ürünleri ve içeceklerde ise ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 138’den yüzde 204’e yükseldi. 

İhracat / ithalat (%)

2002

2016

Tarım, hayvancılık, ormancılık

103,0

76,6

Balıkçılık

4.290,2

739,9

Gıda ürünleri ve içecek (İmalat)

138,1

204,3

TOPLAM TARIM VE GIDA

120,2

131,6

TOPLAM

69,9

71,8

 TÜRK TARIMINA BİR DE SUDAN DARBESİ!… 

Yıllardır izlediği politikalarla Türk çiftçisini zor durumda bırakan AKP hükümeti, şimdi yabancı ülkelerde kiralattığı tarım arazilerinde üretilerek iç piyasaya sokulacak ürünlerle en büyük darbeyi indirmeye hazırlanıyor: 

·       Tahıl ülkesi olarak bilinen, dünyaya sebze ve meyve ihraç eden Türkiye, tarihinde ilk kez yabancı bir ülkeden toprak kiralayıp tarımsal ürün üretme kararı aldı.

·       Bu kapsamda 2014 yılında devlet ve özel sektör iş birliğiyle Afrika ülkesi Sudan‘da 792 bin hektar (7 milyon 920 bin dönüm) tarım arazisi 99 yıllığına kiralandı.

·       Sivas büyüklüğündeki devasa tarım arazisinde üretilerek yurda getirilecek ananasmangoavokadopepinojambukanola gibi tropikal meyve ve sebzelerle halkımız bu yabancı ürünleri tüketmeye özendirilecek, ülkemizin tarımda ithalata bağımlılığı artırılacak.

·       Aynı zamanda bu arazide buğdaydomates ve salatalık gibi Türkiye’de zaten yetişen ürünlerin de üretilip Türkiye’ye gönderilmesiyle, yurt içinde üretim yapan küçük çiftçiler ile küçük ve orta boy tarım işletmelerine darbe vurulacak.

·       Sudanlı çiftçilerin üreteceği bu ürünlerin Türkiye’ye gönderilmesiyle iç piyasanın ucuzlatılacağı iddia ediliyor.

·       Hükümet, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Sudan’daki arazinin içinde 125 bin dekarlık bir alana “örnek çiftlik” kurarak yapacağı pamuk, soya, ayçiçeği, susam, buğday, mısır, şeker kamışı, bakla, yonca, domates, patlıcan, hıyar ve biber üretimi ile özel sektörü yönlendireceğini söylüyor.

·       Ülkemizin toprağını, çiftçisini bırakıp Sudan’da tarım yapıp Türkiye’ye ucuz ithalat yapmak gerçekten inanılmaz bir zeka (!)

·       Türkiye’de ekilecek toprak mı kalmadı?

·       Hükümet çiftçinin elinden tuttu, onları darboğaza sokmadı da çiftçi mi üretmedi?

·       Türkiye’de enflasyonun tek sebebiymiş gibi gösterilen sebze, meyvede bir pahalılık varsa, bu üreticiden mi kaynaklanıyor?

·       Hükümet tarım ürünlerinin pahalanmasına yol açan asıl faktörün aracılar olduğunu bilmez gibi, arz zincirinde iyileşme sağlamak yerine Türk çiftçisine darbe vuruyor.

·       Tarım ürünlerinde kullanılan girdiler ve vergilerin fiyata etkisini görmeyen hükümet, emeğinin karşılığını alamayan çiftçiyi cezalandırıyor.

·       Hükümet, bu projeyi hataya geçirirse bu, Türk çiftçisi için öldürücü darbe olur! 

KİRALANAN ARAZİ SİVAS BÜYÜKLÜĞÜNDE 

Türkiye’nin Sudan’da kiraladığı 7 milyon 920 bin dönümlük tarımsal arazi;

·       Türkiye’nin en büyük tarımsal alana sahip ili Konya’daki işlenen tarım alanlarının yarısına yakın;

·       Söz konusu arazi; yüzölçümü olarak Türkiye’nin ikinci, tarımsal alan olarak dördüncü ili olan Sivas’ın tarım alanları ile hemen hemen aynı büyüklükte.

·        2016 sonu itibariyle 237,6 milyon dönüm tarımsal alana sahip olan Türkiye’de en büyük tarım arazisi 19.1 milyon dönümle Konya’da bulunuyor. Bu ili 12.1 milyon dönümle Ankara, 11.5 milyon dönümle Şanlıurfa, yaklaşık 8 milyon dönümle Sivas izliyor.

·        Buna göre kiralanan arazi; Türkiye’nin 77 ilinin tarım alanlarından daha büyük bir alan oluşturuyor. 

TARIM ALANI EN BÜYÜK 10 İL

ALAN

(DÖNÜM)

(*)

KONYA 

19.600.279

ANKARA

12.056.242

ŞANLIURFA

11.543.201

SİVAS

7.977.432

YOZGAT

6.056.114

KAYSERİ

5.940.939

DİYARBAKIR

5.894.229

ESKİŞEHİR

5.717.208

ÇORUM

5.342.238

MANİSA

4.931.399

DİĞER İLLER

152.566.443

TÜRKİYE

237.625.724

(*): Çayır, mera hariç. 

HALKA İTHAL GDO’LU SOYA KATKILI EKMEĞİ YEDİRİYORLAR! 

Adana’da bir firma tarafından üretimi yapılan ekmeklerde; ekmeği olduğundan hacimli gösteren ve geç bayatlatan “ekmek katkı maddesi”nden GDO’lu soya çıktı. Üretimi yapan firma Adana’da 100 fırından 80’ine bu ürünü sattığını söylüyor. 

·       Mevzuata göre sadece yem amaçlı olarak ülkemize girebilen, insan gıdası olarak kullanımı yasak olan “GDO’lu soya”nın halkın yediği ekmekte kullanılması, tarım ve gıda ürünlerinde denetimlerin ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor.

·       GDO’lu soyaların yem amaçlı da olsa ülkemize girmesini doğru bulmuyoruz.

·       Tarım Bakanlığı’nın izniyle bütün unlara yüzde 10 katkı maddesi konulabiliyor. Ülkemizde GDO’suz herşeyi yetiştirebilecek imkanlara sahip olduğumuz halde, bu katkı maddelerinin ithalini anlamak mümkün değil!

·       Soyada yalancı östrojen bulunuyor, bu da neredeyse bütün hastalıkların sebebi, bunların başında ise meme kanseri ve kısırlık geliyor. 

·       2016’da en fazla ithalat 1.8 milyar dolarla saman ve kaba yemin de içinde yer aldığı fasılda gerçekleşirken, gıda sanayiinin kalıntı ve döküntülerinden hayvanlar için hazırlanmış kaba yemler faslı 1,3 milyar dolarla üçüncü, hububat ithalatı da 1.2 milyar dolarla dördüncü sırada yer alıyor. Bu veriler insan ve hayvan sağlığının denetimsiz ithal ürünlerle nasıl tehlikeye atıldığını gösteriyor. 

2016’da tarım ve gıda ürünlerinde en fazla ihalat yapılan fasıllar (Bin $)

Yağlı tohum ve meyvalar, muhtelif tane, tohum ve meyvalar, sanayiide ve tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yem

1.819.617

Hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar, yemeklik katı yağlar, hayvansal ve bitkisel mumlar

1.753.047

Gıda sanayiinin kalıntı ve döküntüleri, hayvanlar için hazırlanmış kaba yemler

1.326.940

Hububat

1.150.612

Canlı hayvanlar

603.822

Yenilen çeşitli gıda müstahzarları (kahve hülasaları, çay hülasaları, mayalar, soslar, diyet mamaları, vb.)

584.916

Kakao ve kakao müstahzarları

551.468

Yenilen meyveler ve sert kabuklu meyveler

540.768

Yenilen sebzeler ve bazı kök ve yumrular

456.733

Şeker ve şeker mamulleri

257.161

Meşrubat, alkollü içkiler ve sirke

249.463

Kahve, çay, paraguay çayı ve baharat

215.998

Hububat, un, nişasta veya süt müstahzarları, pastacılık ürünleri

206.670

Balıklar, kabuklu hayvanlar, yumuşakçalar ve suda yaşayan diğer omurgasız hayvanlar

174.616

Değirmencilik ürünleri, malt, nişasta, inülin, buğday gluteni

126.395

Süt ürünleri, yumurtalar, tabii bal, diğer yenilebilir hayvansal menşeli ürünler

110.077

Canlı ağaçlar ve diğer bitkiler, yumrular, kökler ve benzerleri, kesme çiçekler ve süs yaprakları

87.253

Sebzeler, meyvalar, sert kabuklu meyvalar ve bitkilerin diğer kısımlarından elde edilen müstahzarlar

78.999

Diğer hayvansal menşeli ürünler (kıl, kemik, boynuz, fildişi, mercan, bağırsak, vb.)

46.823

Lak, sakız, reçine ve diğer bitkisel özsu ve hülasalar

42.599

Etler ve yenilen sakatat

42.001

Örülmeye elverişli bitkisel maddeler, tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan bitkisel ürünler

10.910

Et, balık, kabuklu hayvanlar, yumuşakçalar veya diğer su omurgasızlarının müstahzarları

10.796

 

KONYA – HOLLANDA 

·        Hollanda’nın toplam tarım alanı 2 milyon hektar (20 milyon dönüm) ile yaklaşık Konya’nınki kadar ve Türkiye’nin 20’de biri düzeyinde.

·        Hollanda’nın 17 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 11’i (yaklaşık 1,9 milyon kişi) kırsal kesimde yaşıyor. Bu da Konya’nın toplam nüfusundan daha az. (Konya 2,2 milyon kişi)

·        Buna karşılık Hollanda 2016 yılında 94 milyar dolarla Türkiye’nin yaklaşık 6 katı tarım ve gıda ürünü ihracatı gerçekleştirdi. 

TARIMDA HOLLANDA BAŞARISININ SIRRI 

Kısacası Hollanda’nın tarımdaki başarısı tesadüf değil;

·        Doğru destekleme politikaları ile yön verilen üretim, pazarlama ve dağıtım ağı sistemi birlikte işliyor.

·        Bu sistemin en önemli ayaklarından biri eğitim ve Ar-Ge çalışmalarının temelinin atıldığı üniversiteler.

·        Hollanda’da üniversitelerin tarımda odaklandığı ana konuların başında, gıda üretimi, gıda tüketim artışı, yaşam alanı, gıda sağlığı ve geçim geliyor. Üniversitelerin gıda üretimi konusunda asıl odak noktası az girdi ile iki katı ürün alarak verimi artırmak. Buna “24’üncü Yüzyıl” tarımı deniyor.

·        Üniversitelerde araştırma amacıyla oluşturulan tarla ve seralar, tarımdaki yeni gelişmeler hakkında bilgi almak isteyen bütün üreticilere açık.

·        Üniversitelerdeki araştırmalar, üretici-devlet-özel sektör ortaklığı ile destekleniyor. Hollandalılar bu iş birliğine, “Başarıyı sağlayan altın üçgen” adını veriyor.

·        Başarının ana unsuru ‘Bir şey üzerine odaklanıp beraber çalışmak’ olarak tanımlanıyor. Bu da sektörü daha güçlü ve ekonomik açıdan daha mücadele edilebilir hale getiriyor.

·        Sınırlı ekim alanları yüzünden en az alandan en yüksek verimi sağlamak için Ar-Ge çalışmalarına yönelen Hollandalılar, seralarda enerji ve su verimliliği üzerine çalışıyor.

·        Doğa dostu üretim yapan seralar, çevre sertifikaları ve vergi avantajları ile destekleniyor.

·        Yeni açılan tüm seralar çevreye duyarlılığı gösteren “yeşil etiket” sertifikasına sahip.

·        Hollanda artık sadece tarımsal ürün değil bu alandaki tecrübe ve teknolojik birikimini de ihraç ediyor.  

Türkiye’nin sahip olduğu toprak ve doğal zenginlikleri aynen Hollanda yönetim mantığıyla işlesek ülkemizin yapabileceklerini bir düşünün!

Basın Açıklaması:

AKPDEN TÜRK ÇİFTÇİSİNE SAÇ BAŞ YOLDURACAK PROJE; sudan (002)

AKP Hükümeti Toplumun Gerisinde Kalmıştır

erken

CHP’li Umut Oran, “bu bir referandum değil memleket meselesi” demek için gittiği Manisa’da, AKP’nin her türlü provokasyonu yapabileceğini ancak bu kez sonuç alamayacaklarını söyledi. Umut Oran, “Çünkü AKP  toplumun gerisine düştü. Milletin önceliği yerine kendi gündeminin önceliğinin peşine düştü. CHP’ye oy vermiş 12.5 milyon seçmenimize seferberlik görev emri, hedefi koymak istiyorum: Herkes 21 günün sonunda daha önce CHP’ye oy vermemiş en az bir kişiyi ikna edip sandığa beraber giderse hayırlı bir Türkiye’yi hep beraber yaratacağız buna eminim” dedi. 

Referandum için çalışma yürüttüğü 16 il olan Manisa’ya sabahleyin gelen Umut Oran, Şehzadeler ilçe örgütünün dayanışma toplantısına katıldı. Daha sonra İl Başkanlığına geçen Umut Oran, burada basın toplantısı düzenledi. CHP Şehzadeler İlçe Başkanı Semih Balaban, CHP Yunus Emre İlçe Başkanı Kubilay Koç, CHP İl Başkan Yardımcısı Reis Öncü, Süleyman Özcan, Bektaş Kılınç, Hatice Gözlet, Yıldız Kılınç, Enver Akgün ile kadın ve gençlik kolları yöneticilerinin katıldığı toplantıda Umut Oran şöyle konuştu: 

BABAOCAĞIMDA OLMAKTAN MUTLUYUM 

Türkiye’nin birliğini korumak ve milletin bekasını riske atanlara “hayır” demek için Anadolu’yu karış karış geziyorum ve bugün baba ocağım Manisa’da olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ancak bilmelisiniz ki Manisa’daki “hayırlı” havayı görmekten de ayrıca memnunum. Çünkü bu salona gelene kadar karşılaştığım herkes, tıpkı dün Ankara’da, ondan önceki gün Konya’da, daha önceki gün Balıkesir’de ve İstanbul’un tüm ilçelerinde karşılaştığım yurttaşlarımız gibi, Türkiye’nin hayırlı yarınlarının 16 Nisan’da 80 milyon kere “hayır” demekten geçtiğini görmüşler. Gittiğim her yerde “hayır” oylarının açık ara önde olduğunu görüyorum. Ancak geçen 15 yıllık AKP dönemini değerlendirdiğimde ve Türkiye’nin bölünmesine hayır demek için sadece 21 gün kaldığını düşündüğümde tüm yurttaşlarımı uyarma ihtiyacı duyuyorum! 

AKP TOPLUMUN GERİSİNDE KALMIŞTIR 

AKP hükümeti toplumun gerisinde kalmıştır! Toplumun gitmek istediği yerle AKP’nin Türkiye’yi götürmek istediği yer birbirine tamamen zıt noktadadır. Örneğin AKP, varlık fonu örneğinde olduğu gibi tüm kamu mallarını rehin vererek günü kurtarmak isterken Türk milleti, üretim ekonomisine geçerek evlatlarına iş ve aş sağlamayı ve geleceği kurtarmayı istemektedir. AKP, her yere devlet parasıyla “lüks konut” stoklarken Türk milleti evlatlarına “yurt”, evlenmek için başını sokacak bir yuva arayan gençlerine insanca yaşayabilecekleri ev aramaktadır. AKP, sırf iç politikada etkisi olur düşüncesiyle her ülkeyle kavga çıkarmak, sorun yaratmak ve kabadayılık yapmak isterken Türk Milleti ulusal onurunu korumak, diplomasiyle hakkını savunmak, sonuç alınmayacak diklenmeler yerine dik durmak istemektedir. 

AKP MİLLETE AYAK BAĞI OLUYOR 

Hayatın her alanında AKP, toplumun gerisine düşmüştür. AKP anlayışı milletimize ayak bağı olmaktadır. 16 Nisan’da oylanacak olan “tek adam rejimi” de Türk milletinin değil AKP’nin ihtiyaçlarına yöneliktir. Zira referandum paketinin içinde Türkiye’nin birliğine hizmet edecek tek bir harf yoktur. İşsizlik sorununu çözecek, çocuklarımıza aş ve gelecek sağlayacak tek bir madde yoktur. 

AŞAĞIDA PKK DEVLETİ KURULUYOR, AKP DE EYALETİ GETİRİYOR 

Terör örgütlerinin kökünü kazıyacak, millete huzur getirecek tek bir öneri yoktur. Suriye’nin kuzeyinde yani güney sınırımızın tamamında kurulmak üzere olan, Amerika’nın ve Rusya’nın desteklediği “PKK Devletini” engelleyecek tek bir söz, tek bir önlem ve daha kötüsü tek bir niyet yoktur! Ancak AKP’nin önerisinde eyalet kurma yetkisi vardır. AKP’nin önerisinde Meclis’in yani Türk Milletinin iradesinin sınırlanması, Meclis’in sadece şekle indirgenmesi vardır. İşçilerin tüm haklarının “tek bir sözle” ellerinden alınması imkânı, memurların iş güvencesinin “keyfi uygulamalara” terk edilmesi vardır. 

BU KEZ PROVOKASYONLARI SÖKMEYECEK 

Türk Milleti, Edirne’den Hakkâri’ye, Artvin’den Manisa’ya ve Antalya’ya kadar 7 bölge, 4 deniz ve yurtdışında gurbetçilerimizin yaşadığı her ülkede “hayırdan” yana tavır almıştır. Şu ana kadar yayınlanmış ve yayınlanmamış tüm anketlerde sonuç aynıdır. Türk Milleti bölünmeye “hayır” demektedir. “Tek adam rejimine” hayır demektedir. Türkiye’nin eyaletlere bölünmesine ve Suriye’de bir PKK devleti kurulmasına “hayır” demektedir. Bu dakikadan sonra sandıkta kazanamayacaklarını görenler, Türk Milletinin iradesini sakatlamak için türlü hilelere başvurabilirler. Milletimi uyarıyorum: “Her türlü provokasyona ve kumpasa hazır olun!” ama ne yaparlarsa yapsınlar bu kez kazanamayacaklar. Çünkü demin de dediğim gibi AKP toplumun gerisine düştü. Milletin önceliği yerine kendi gündeminin önceliğinin peşine düştü. 

SALDIRILAR DA OLABİLİR 

Bugünden itibaren yandaş kanallarda “düzmece anketler” yayınlanmaya başlanabilir. Önümüzdeki yaklaşık 3 hafta içinde kriz adı altında yabancı bir ülkeyle “kavga” çıkarılabilir. Hatta bu süre zarfında Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında olduğu gibi “büyük bir yalan” uydurulup, millet iradesinin tecelli etmesi engellenmek istenebilir. Hatta geçtiğimiz günlerde Sayın Ümit Özdağ’ın işaret ettiği gibi MHP tabanının gerçek temsilcileri olan Sayın Meral Akşener’e, Sayın Ümit Özdağ’a, Sayın Koray Aydın’a ve çok değerli Sinan Oğan’a yönelik yeni saldırılar, girişimler olabilir. 

SEFER-GÖREV HEDEFİ KOYDU 

CHP’ye oy vermiş 12.5 milyon seçmenimize seferberlik görev emri gibi hedef koymak istiyorum: Herkes 21 günün sonunda daha önce CHP’ye oy vermemiş en az bir kişiyi ikna edip sandığa beraber giderse hayırlı bir Türkiye’yi beraber yaratmış olacağız. Ancak 16 Nisan’ın önemine yakışır son sandık açılıp, son hayır oyu da sayılana kadar asla gevşememeli, bir saniye bile rehavete kapılmamalıdır. Bu bizim hem vatanımıza hem de gelecek nesillere olan borcumuzdur. Ben bu bilinçle hareket eden tüm yurttaşlarıma, demokrasiden ve milleten yana tavır alarak “hayırlı bir Türkiye” mücadelesine omuz veren Demokratik Sol Partili, Vatan Partili, Saadet Partili, Büyük Birlik Partili tüm yurttaşlarıma teşekkür ediyorum. Hepsini saygıyla selamlıyorum. 

16 NİSAN MİLAT OLACAKTIR 

Tüm yurttaşlarıma bir kez daha seslenmek istiyorum. 16 Nisan bir milat olacaktır. Türkiye’nin yeniden gerçek sorunlara odaklandığı, işsizliğe, teröre, hukuksuzluklara çare arandığı bir dönem 16 Nisan’da verilecek hayır oylarıyla başlayacaktır. Şu anda Türkiye’ye saldırmaya cesaret eden tüm ülkeler 16 Nisan’da çıkacak olan hayırlı tablodan sonra tek tek geri adım atacaklardır. Türkiye yeniden gücünün farkına varacak kimseye faydası olmayan “tek adam” tartışmalarından kurtulacaktır. Daha iyi bir Türkiye mümkündür! Türkiye’nin geçmişi ve milletimizin kabiliyeti daha güçlü, daha özgür, daha huzurlu ve daha zengin, hayırlı bir Türkiye inşa edecek kadar derindir.

Milletimiz bir kez hayır diyerek 1001 sorunu çözeceğine emin olmalıdır. Yaşanacak olan da bu olacaktır. 

Ekonomi Can Yakıyor, AKP Populizmi Halkı Aldatıyor

umutoran

Umut Oran

Basın Açıklaması

19.3.2017

 

Terör, darbe girişimi, OHAL ile alarm veren turizm, dış ticaret ve doğrudan yabancı sermaye verileri işsizliği patlattı. Ülke borçlarını çevirememe noktasına geldi, yüksek dış kaynak ihtiyacına rağmen, dışarıdan para gelmiyor. OHAL KHK’leri ile kamu bankaları, Şans Oyunları, Milli Piyango, At Yarışları vb. daha birçok kamu varlığı, mantığına aykırı biçimde oluşturulan Varlık Fonu’na devredildi. Yasal denetim mekanizmalarının yetki alanı dışına çıkarılan bu kuruluşların varlıkları,dışarıdan borç bulmak için ipotek gösterilecek. Bir çeşit Düyûn-u Umumiye oluşumu peydahladılar. Borçlarını çeviremezse Türkiye’nin iflas riski var! Bu durum sürdürülemez bir siyasi kriz. Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var. Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak. Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak. Oysa Daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.

TURİZMDE CİDDİ KAN KAYBI!

  • Rejim değişikliğine yönelik anayasa değişiklik paketi dayatması ile siyasi riskin tavan yaptığı 2016 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı ve elde edilen turizm gelirinde dramatik düşüşler yaşandı.
  • Önceki yıla göre turist sayısıyaklaşık % 25 düşerek 41 milyon 617 bin 530 kişiden 31 milyon 365 bin 330’a geriledi. Geçen yıl Türkiye’ye 2015’e göre 10 milyon 252 bin 200 daha az yabancı turist geldi.
  • 2016’da turizm geliri, önceki yıla göre yaklaşık % 30azalarak 31,5 milyar dolardan 22,1 milyar dolara geriledi, turizm gelirinde yıllık bazda 9,4 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.

EN ÇOK TURİST GÖNDEREN 10 ÜLKE

  • Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke olan Almanya’dan gelenlerin sayısı geçe yıl % 30 oranında yaklaşık 1 milyon 424 bin kişi azaldı. 2015’te 4 milyon 724 bin 787 olan Alman turist sayısı, 2016’da 3 milyon 300 bin 838’e geriledi.
  • Toplam turist sayısında % 43 pay alan en çok turist gönderen 10 ülkeden gelen turistlerin toplam sayısı geçen yıl % 24,3 oranında 4 milyon 309 bin 22 kişi azalarak 17 milyon 700 bin 335 kişiden, 13 milyon 391 bin 313 kişiye geriledi.
  • En hızlı düşüş ise Rusturist sayısında yaşandı. İlk on ülke arasında yer alan Rusya’dan gelen turistlerin sayısı geçen yıl % 76 azaldı.
  • 2015’te 2 milyon 842 bin 972 kişi ile Türkiye’ye en çok turist gönderen 2. ülke olan Rusya, 2016’da 683 bin 335 turistle 8. sıraya indi.
  • Bu gelişmede, 24 Kasım 2015’te düşürülen Rus uçağı nedeniyle bu ülkeyle bozulan ilişkiler ve uzun süre yaşanan gerilimin 2016 yılına damga vurması etkili oldu.
  • Geçen yıl Ruslardan sonra en hızlı düşüşler; % 56,8’le Avustralyalı, % 55,3’le İtalyan, % 54.9’la Japon, % 53,6 ile İspanyol ve % 50,4’le İsveçli turistlerin sayısında yaşandı.  

KAN KAYBI BU YIL DA SÜRÜYOR

  • Turizmde kan kaybı bu yılın Ocak ayında da devam etti. Avrupa ülkeleri içinde en fazla azalış % 47,7 ile Lüksemburglu turistlerde yaşandı. Bunu % 33,9’la İrlandalı, % 33,6 ile Macar, % 31,9’la Danimarkalı, %31’le Alman, % 30,5’le İzlandalı, % 30,4’le Çek, %29,8’le Finli, % 28’ye Yunan, % 27,6 ile İspanyol turistler izledi.
  • OECD üyesi Avrupa ülkelerinden gelen turistlerin toplam sayısında % 26.9 azalma yaşandı. Toplam yabancı turist sayısı ise yaklaşık % 10 geriledi.  

TURİZME DARBENİN BÜYÜĞÜ YOLDA!…

  • Rejim değişikliği yolunda artan iç siyasi gerilim ve Ortadoğu’daki savaşta izlenen yanlış politikaların yansıması olarak ülkemizde zirve yapan terörün yol açtığı güvenlik kaygıları, dış politikada izlenen yanlış tutumla birçok ülkeyle iplerin gerilmesi, Türk turizmine kan kaybettirmeye devam ediyor.
  • 2016 sonlarında, dünyanın en büyük seyahat acentesi olan Carnival Corporation’ın sahibi olduğu üç şirket birden güvenlik endişeleri nedeniyle 2017 yazındaki rotalarından Türkiye’yi çıkarmıştı.
  • Son günlerde hükümetin, iç mevzuata aykırı olması ve ilgili devletlerin izin vermemesine rağmen, referandumda “evet” kampanyası için korsan yollarla Avrupa ülkelerine girme girişimleri ile yaşanan gerilim ve bozulan diplomatik ilişkiler de turizme olumsuz yansıyor.
  • Bu kapsamda ilişkilerin en fazla gerildiği iki ülkeden Almanya, Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke; Hollanda ise geçen yılki 24’lük düşüşe rağmen 7. sırada.
  • Hollanda, Almanya ve sırayla diğer Avrupa ülkelerinden art arda tur, tatil iptalleri geliyor. Bu gelişmeler böyle giderse Türk turizminin bu yıl yeni bir dip yaşayacağını gösteriyor. Avrupa ve dünyada ülkemiz hakkında oluşan negatif algı, bu yıl Türk turizmine çok daha büyük bir darbe indirmeye aday.

YÜKSELEN İŞSİZLİK

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son Kasım 2016dönemi itibariyle açıkladığı verilere göre;

  • İşgücüne dahil nüfus son bir yılda 980 bin kişi artarken, bunların net bazda sadece 391 binine istihdam sağlanabildi, iş gücüne katılanların yarıdan fazlası işsiz kaldı.
  • Dar tanımlı (standart) işsiz sayısı, bir yıl önceye göre (Kasım 2015 dönemi) 590 bin kişi artarak 3 milyon 715bin kişi ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı.
  • Dar tanımlı işsizlik oranı Kasım 2015’e göre 1.6 puan artarak % 12,1’eyükseldi. (İşsizliğin % 12,8 olduğu Mart 2010’dan bu yana en yüksek oran)
  • Genç (15-24 yaş) işsizliği önceki yılın aynı dönemine göre 3,5 puan artarak % 22,6’ya  çıktı. Özellikle genç kadın işsizlik oranı 2015’in Kasım dönemine göre 6,9 puan artarak 28,6’ya kadar yükseldi. Tarım dışı işsizlik bir yıl önceye göre 1,9 puan yükselerek % 14,3 oldu. Tarım dışı genç işsizliği ise % 25,4 düzeyine ulaştı. Tarım dışı kadın işsizliği 3,5 puan artarak 20,7’ye yükseldi
  • Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı toplamda 0,6 puan artışla % 23,9’a çıktı. Bu oran erkeklerde 0,4 puan artışla % 14,3, kadınlarda 0,9 puan artışla % 33,6 olarak gerçekleşti.

İŞSİZLİĞİN GERÇEK BOYUTLARI

TÜİK’in dar tanımlı işsizlik verileri, buzdağının ucunu gösteriyor. İşsizliğin gerçek boyutları bunun çok ötesinde bulunuyor.

  • Resmi tanıma göre 3 milyon 715 bin kişiolarak açıklanan işsiz sayısında, sadece aktif iş arayan işsizler bazı baz alınıyor. Bu kişilerin 2 milyon 897 bini bir yıldan az, 818 bini ise bir yıldan uzun süredir iş arıyor. Erek işsizlerde % 18 olan bir yıldan fazla süredir iş arayanların oranı, kadın işsizlerde % 28’e ulaşıyor.
  • Bunların dışında, iş bulma umudunu yitirerek iş aramayı bırakmışkadın ve erkek toplam 2 milyon 286 bin işsiz kişi bulunuyor. Bunların da 1 milyon 368 bin kişi ile büyük bölümü kadın…
  • Bu iki sayıyı topladığımızda 6 milyonunüzerinde bir işsiz sayısı ve % 18,1 düzeyinde işsizlik oranı ortaya çıkıyor.
  • Öte yandan TÜİK’in anket yoluyla belirlediği işgücü araştırmasının referans haftasında herhangi bir işte 40 saatten az (bir saat bile olsa) çalışmış olan, mümkün olsa tam zamanlı çalışmak isteyen 507 binkişi de “Zamana bağlı eksik istihdam” tanımına dahil ediliyor (İşsizler ordusuna dahil edilmiyor).
  • Ayrıca, yılın belli döneminde çalışıp diğer zamanlarda işsiz kalan mevsimlik işsizlerin sayısı da Kasım 2016 itibariyle 103 bindüzeyinde bulunuyor.
  • Bu kategorilerdeki işsizleri de eklediğimizde en geniştanımlı işsizler ordusu olarak 6 milyon 611 binsayısına ulaşıyoruz. Buna göre işsizlik oranı da % 20 düzeyinde bulunuyor.  

İŞSİZLER ORDUMUZ 89 ÜLKENİNNÜFUSUNDAN FAZLA

Türkiye’de en geniş tanımla 6 milyon 611 bine ulaşan işsiz sayısı, dünyadaki belli başlı 190 ülkenin 89’unun nüfusundan daha fazla. Ki bu sayıya ülkemizdeki 4 milyona yakın Suriyeli göçmen dahil değil. 

PEKİ İŞSİZLİK NASIL ÖNLENİR?

  • Sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir sorun olan işsizlik, ülkemizin bir numaralı ulusal sorunuolmaya devam ediyor. İstihdama katılımı artırmak, işsizliği azaltmak, ülkemizin, uzun yıllardır değişmeyen başlıca gündem maddesi…
  • Bir ekonominin istihdam yaratma becerisi, toplumsal refah ve huzurun güvencesini oluşturur. Nüfus ve işgücündeki artışla orantılı istihdam yaratamayan ülkelerde büyüyen işsizlik, beraberinde yoksullaşmaile birlikte birçok toplumsal, yönetsel, adli, kriminal, kültürel, psikolojik ve etik sorunu beraberinde getiriyor.
  • Ekonominin istihdam yaratma kapasitesi ise sürdürülebilir büyümeyebağlı.
  • Türkiye artan siyasi riskin ekonomiye olumsuz yansımalarının etkisiyle son dönemde yatırımlar ve büyüme hızındaki yavaşlama paralelinde işsizlikte kaygı verici hızlı bir artış yaşanıyor.
  • Açıklanan işgücü verileri, işsizlikte son beş yılın en kötü tablosunu ortaya koyuyor.
  • Artan iş gücünü üretken hale getirerek ekonomik ve sosyal güvenceye bağlamak, işsizliği azaltmak, gelir dağılımını düzeltmek, toplumsal huzuru tesis etmek için ekonomik sürdürülebilir büyümeye ihtiyacımız var.  

HOLLANDA – ALMANYA –TÜRKİYE

  • AKP’nin referandum arifesinde ilişkileri gerdiği iki ülke; Almanya ve Hollanda, uzun yıllardır Türkiye’nin en fazla ticaret yaptığı ülkeler arasında yer alıyor.
  • Almanya, Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık % 10 payla ilksırada, Hollanda ise 10’uncu sırada bulunuyor.
  • İthalatta ise Almanya % 10’un da üzerindeki payla Çin’in ardından 2’nci; Hollanda ise 20’nci sırada yer alıyor.

ÜÇ ÜLKENİN DIŞ TİCARETİNDE KİM KİMİN İÇİN DAHA ÖNEMLİ!

  • 2016 yılında Almanya, 1 milyar 311,7 milyon dolarlık ihracat, 1 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı ve 267,7 milyar dolarla Türkiye’nin toplam ihracatından daha büyük bir dış ticaret fazlasıverdi.
  • Aynı yıl 570 milyar dolarlık ihracata karşılık 513,8 milyar dolar ithalat gerçekleştiren Hollanda 56,3 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıelde etti.
  • Türkiye ise 2016’da 142,6 milyar dolarlık ihracata karşılık 198,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi ve 56 milyar dolarlık dış ticaret açığıverdi.
  • Almanya’nın geçen yıl 2 trilyon 355,7 milyar dolara ulaşan toplam dış ticaret haddi içinde Türkiye ile yaptığı 35,5 milyar dolarlık ticaret (ihracat+ithalat) sadece % 1,5 paya sahip. Buna karşılık Türkiye toplam dış ticaretinin % 10,4’ünü tek başına Almanya ile yapıyor.
  • Hollanda’nın 2016’da 1 trilyon 83,9 milyar dolar olan toplam dış ticareti içinde de Türkiye ile yaptığı 6,6 milyar dolarlık ticaretin payı sadece % 1. Türkiye ise toplam dış ticaretinin % 2’sini bu ülkeyle gerçekleştiriyor.
  • Yüzölçümü Konya kadar olan 17 milyon nüfuslu Hollanda’nın 2016’da yaptığı sadece tarım ihracatı 94 Euro (yaklaşık 100 milyar $) dolar. 80 milyon nüfuslu ve Hollanda’nın 7 katı tarım alanına sahip olan Türkiye’nin aynı yıl yaptığı tarım ihracatı ise yaklaşık 18 milyar dolarla bunun beşte birinden de az.

BİRKAÇ ÖNEMLİ HUSUS…

Ülke olarak ciddi bir ekonomik kriz yaşıyoruz!

Bunun kaynağı; AKP’nin yıllarca uyguladığı yanlış politikalarla meydana çıkan yapısal koşulların üzerine son yıllarda alevlenen tek adamlık hırsı ile Cumhuriyeti yıkıp yerine otoriterlik kurma girişiminin yol açtığı siyasi risklerdir. Ortaya çıkan demokrasi-hukuk açığı ve  ekonomide kriz giderek derinleşecek, aklıselim galip gelmezse çöküş hızlanacaktır!

Dövizdeki oynaklık, gizli faiz artırma operasyonlarına rağmen kontrol edilemiyor, özel sektörde her gün artan iflaslar ve işsizlik bir çığ gibi büyüyerek üzerimize gelecektir!

Ülke borçlarını çevirememe noktasına geldi, yüksek dış kaynak ihtiyacına rağmen, dışarıdan para gelmiyor.

OHAL KHK’leri ile kamu bankaları, Şans Oyunları, Milli Piyango, At Yarışları vb. daha birçok kamu varlığı, mantığına aykırı biçimde oluşturulan Varlık Fonu’na devredildi. Yasal denetim mekanizmalarının yetki alanı dışına çıkarılan bu kuruluşların varlıkları, dışarıdan borç bulmak için ipotek gösterilecek. Bir çeşit Düyûn-u Umumiye oluşumu peydahladılar. Borçlarını çeviremezse Türkiye’nin iflas riski var!

Bu durum sürdürülemez bir siyasi kriz.

Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var

Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak

Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak.

Oysa Daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.

Basın Açıklaması:

AKP POPULİZMİ HALKI ALDATIYOR AMA EKONOMİNİN GERÇEKLERİ CAN YAKIYOR (002)

 

AKP’nin ve Bahçeli’nin Oyununa Gelinmemeli!

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-03-04 19:21:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

CHP’li Umut Oran, tek adamlığı savunamayan AKP elitleri ve yardımcısı Devlet Bahçeli’nin, taktik değiştirerek siyasetteki tartışma ortamını kavga ortamına dönüştürmeye çalıştığı uyarısında bulundu. Umut Oran, “Her partiden Cumhuriyet sevdalısı dostlarımız provokasyonlara, yalan rüzgarlarına, itibar cellatlığına ve aleni saldırılara karşı hazır olmalı, ancak hiçbir şartta AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir! Gidişat hayırlıdır! Normal şartlar devam ettiği sürece doğacak olan gün hayırlıdır. Her bir yurtsever en yakınındaki sadece ‘1 kişiyi’ sandığa götürürse ya da ‘hayır demeye ikna ederse’ zafer Türk Milletinin olacaktır. Bu yüzden biraz daha sabır, biraz daha emek, biraz daha dayanışma… Ama hepsinden öte provokasyonlara karşı her zamankinden fazla dikkat!” dedi.

24.Dönem CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, “Hayır” cephesine yönelen ve giderek artan şiddet eylemleri hakkında yazılı bir açıklama yaparak, şunları kaydetti:

AKP ve Yardımcısı Bahçeli kavga stratejisine yöneldi

Vatanın birliği ve milletin bekası için “tek adam rejimine” hayır demesi gerektiğine karar veren Türk Milletinin bu tavrı, AKP’yi ve yardımcısı Sayın Bahçeli’yi strateji değişikliğine sürüklemiştir. Tek adamlığı savunamayan AKP elitleri ve yardımcıları Bahçeli, dünyanın dört bir yanındaki baskıcı odaklar gibi, siyasetin seviyesini düşürerek tartışma ortamını kavga ortamına dönüştürme çabasına girişmişlerdir.

Kaos hevesinin yansımaları

Son günlerde sık sık dile getirilmeye başlanan meşhur “3 koyun meselesi” de, “hayır” diyen partilerin yöneticilerine alenen hakaret edilmesi de Sayın Bahçeli’nin gerçek MHP’lileri hedef göstermesi de aynı kaos hevesinin yansımalarıdır. AKP ve Bahçeli bloğunun planı, talimli oldukları kavga ortamını hayata geçirip toplumu kutuplaştırmak ve böylece reklam/propaganda güçlerini devreye sokarak “hayır” diyen yurtseverleri yenilgiye uğratmaktır.

AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir

Türkiye’nin istikbalini, evlatlarımızınsa geleceğini yok etme pahasına “evet” diyen AKP-Bahçeli ittifakının “şiddeti çağrıştıran” beyanlarının, 16 Nisan yaklaştıkça daha da çok artacağı tahmin edilebilir. Her partiden Cumhuriyet sevdalısı dostlarımız provokasyonlara, yalan rüzgârlarına, itibar cellâtlığına ve aleni saldırılara karşı hazır olmalı, ancak hiçbir şartta “AKP’nin ve Bahçeli’nin oyununa gelinmemelidir!”

Biraz daha sabır, emek, dayanışma

Gidişat hayırlıdır! Normal şartlar devam ettiği sürece doğacak olan gün hayırlıdır. Her bir yurtsever en yakınındaki sadece “1 kişiyi” sandığa götürürse ya da “hayır demeye ikna ederse” zafer Türk Milletinin olacaktır. Bu yüzden biraz daha sabır, biraz daha emek, biraz daha dayanışma… Ama hepsinden öte provokasyonlara karşı her zamankinden fazla dikkat! Karanlık odaklar, yandaş maşalar, ruhu karartılmış meczuplar puslu havaları beklemektedir.

Basın Açıklaması:

AKP'nin ve Bahçeli'nin Oyununa Gelinmemeli (002)

Parti Değil Memeleket Meselesi – Adana Bölge

adana bol

adana bol2

Haberin linki: http://www.bolgegazetesi.org/haber/350/parti-meselesi-degil-memleket-meselesi.html

Erken Seçim Ülkeye Nefes Aldırır

erken

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, iktidar bloğunun başkanlık rejimi tartışmalarını şiddet ve kaba kuvvetle devam ettirme çabası ve hemen ardından milletvekillerini “erken seçimle” tehdit etmesinin Türkiye’de bir “hükümet krizi” yaşandığının açık bir kanıtı olduğunu belirtti. AKP’nin, devletin tüm gücünü kontrol etmesine ve Meclis çoğunluğuna sahip olmasına rağmen tüm ipleri elinden kaçırdığını kaydeden Umut Oran, “Umuyorum ki milletimiz de siyasi düşünme ve öngörü yetisini kaybetmiş ve artık ülkeyi yönetemediği tescillenmiş iktidar bloğundan kurtulmak için erken seçim talebini yükseltecektir. Bu sayede hem Başkanlık Rejimi adı altındaki bölünme sürecine son verilecek hem de bozulan ekonomisi, güvenliği ve demokrasi kültürü yepyeni ve gerçekten milli bir hükümetin elinde hızla düzelecektir. Erken seçim, milletimize ve ülkemize derin bir nefes aldıracaktır” dedi. 

AKP VEKİLLERİNİ TEHDİT HÜKÜMET KRİZİNİN İSPATI 

Umut Oran, konuyla ilgili bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

“İktidar bloğunun başkanlık rejimi tartışmalarını şiddet ve kaba kuvvetle devam ettirme çabası ve hemen ardından milletvekillerini “erken seçimle” tehdit etmesi Türkiye’de bir “hükümet krizi” olduğunun açık bir ispatıdır. AKP, devletin tüm gücünü kontrol etmesine ve Meclis çoğunluğuna sahip olmasına rağmen tüm ipleri elinden kaçırmış durumdadır.  

BÜYÜK SALDIRI VAR DEYİP MİLLETİ İKİYE BÖLÜYORLAR 

Dünyanın, bölgenin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu süreci yanlış değerlendiren iktidar bloğunun Türkiye’nin çoklu büyük bir saldırı altında olduğunu iddia ettikten hemen sonra milleti ikiye bölen “Başkanlık Rejimi” tartışmalarına yoğunlaşması da tam anlamıyla gerçeklerle bağı koparmak ve kontrolü kaybetmek demektir. 

MEMLEKETİN HER YERİNDE ANALARA AĞLIYOR 

Türkiye’nin Suriye ve Irak sınırları PKK’nın denetimine geçerken seyreden iktidar bugün de plansız ve programsız olarak Mehmetçikleri Suriye bataklığına sürmüştür. Memleketin dört bir yanında evladının bedenini toprağa veren analar ağlamaktadır. 

HER AÇIKLAMALARI EKONOMİK KRİZİ BÜYÜTÜYOR 

Artık çöküşün eşiğine gelen ekonomiyle ilgili hükümetin açıklamaları hiçbir bilimsel temele dayanmadığı gibi her yeni uygulama da yanlışları büyütmektedir. Rus turistlerin Türkiye’ye gelmemesinin sebebi hükümettir; Avrupalıların topraklarımıza adım atmamasının sebebi hükümettir; tüm dünyada Türkiye’nin geri kalmış bir Ortadoğu ülkesi olduğuna inanılmasının sebebi de hükümettir. Gençlerin işsiz ve geleceksiz bırakılmalarının sebebi de yine hükümettir. 

HÜKÜMET KENARA ÇEKİLİP SANDIĞIN ÖNÜNÜ AÇMALI 

Ve tüm işaretler aynı şeyi söylemektedir: Türkiye’nin kurtuluşu, refahı ve huzuru için bu hükümetin artık kenara çekilerek sandığın önünü açması şarttır. Bu anlamda “erken seçimi” bir sopa gibi kullanmaya çalışan ve milletvekillerini aşağılayan AKP’ye karşı Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, TBMM’de milletin iradesini korumak için tek vücut olarak verdikleri cesur mücadelelerini ve de iktidarın erken seçim tehditine karşı “Hodri Meydan!” demesini tarihe geçen onurlu bir davranış olarak görüyorum. Kişisel çıkarlarını ellerinin tersiyle iterek “milletin ve ülkenin geleceği” için tavır alan her bir milletvekilini yürekten kutluyorum. 

ERKEN SEÇİM DERİN BİR NEFES ALDIRACAKTIR 

Umuyorum ki milletimiz de siyasi düşünme ve öngörü yetisini kaybetmiş ve artık ülkeyi yönetemediği tescillenmiş iktidar bloğundan kurtulmak için erken seçim talebini yükseltecektir. Bu sayede hem Başkanlık Rejimi adı altındaki bölünme sürecine son verilecek hem de bozulan ekonomisi, güvenliği ve demokrasi kültürü yepyeni ve gerçekten milli bir hükümetin elinde hızla düzelecektir. Erken seçim, milletimize ve ülkemize derin bir nefes aldıracaktır.”

Basın Açıklaması:

erken seçim ülkeye nefes aldırır