Yazılar

Geri Adım Atmayacağız

 

19 Mayıs 1919 günü Samsun’un ufuklarında görünen güneş, aynı akşam batmak için değil sonsuza kadar parlamak için doğmuştur. Türk Milletinin asla boyun eğmeyeceğinin, emperyalizmle ve gericilikle asla uzlaşmayacağının ve şartlar ne olursa olsun geri adım atmayacağının işareti olan 1919 ruhu hala canlıdır ve asla yok olmayacaktır.

Türk gençliği; o günlerin Samsun’unda, Amasya’sında, Erzurum’unda ve Sivas’ında Mustafa Kemal’in davasına katılanlar kadar cesur ve en az onlar kadar da mücadeleci olmak zorundadır. Zira emperyalizm gericilik ve bölücülük her fırsatta #Cumhuriyet değerlerini yok etmek ve atılan şanlı adımları tersine çevirmek için pusuda beklemektedir. Ve ne yazık ki Cumhuriyet karşıtı blok bugüne kadar önemli mevziler de kazanmıştır.

Şartların tüm olumsuzluğuna rağmen 2019’un şafağında 1919 ruhunu yeniden hâkim kılacak olan şey: Türk Gençliğinin azim ve kararı olacaktır. Gençliğe Hitabeyi ve Bursa Nutkunu müebbet görev emri olarak kabul eden Türk genci, bağımsızlık ve özgürlük meşalesini yükseltmeyi de, Cumhuriyetini korumayı ve geliştirmeyi de bilecektir ve hep ileriye, çağdaşlığa doğru kutup yıldızı ATA’sının ışığında ilerleyecektir.

Saygı, sevgi ve dostlukla,
Umut Oran

19 Mayıs İle İlgili Basın Açıklaması

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin karar hakkında bir açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran şöyle dedi:

“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 1938 yılından beri bütün ülkemizde sevinçle kutlanan önemli bir gündür.

Ulusal bağımsızlığımızın milat tarihi olan 19 Mayıs’ı Atatürk gençliğe armağan etmiş, böylece gençliğe adanmış bir bayram olarak da dünya tarihinde bir ilki daha başarmıştır.

O tarihten beri 19 Mayıs karanlıkla mücadele edebilecek cesaret, her güçlüğü aşabilecek enerji ve yepyeni bir ülke kurabilecek genç vizyonu temsil eder.

Bugün bazıları 19 Mayıs gösterilerini “faşizme” benzeterek bu gösterilerin demokratik bir topluma yakışmadığını iddia etmektedir.

Demokratik bir topluma yakışmayan,

Ana muhalefet partisi lideri hakkında tutukluluk istemiyle fezleke yazılmasıdır.

Bir genelkurmay başkanı, 8 milletvekili, 500 öğrenci, binin üstünde yerel yönetici, sayısız subay – astsubayın terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla hapiste olmasıdır.

Masumiyet karinesinin ihlal edilmesi, adil yargılanma ilkesinin yok edilmesi, soruşturmanın gizliliği ilkesinin iğfal edilmesidir.

Demokratik bir topluma yakışmayan,

Bütün bağımsız kurumların bağımsızlığının yok edilmesi, TBMM iradesinin KHK’lar ile bypass edilmesi, yüce Meclis çatısı altında milletvekillerinin darp edilmesi,  muhalefet partilerinin hakarete uğramasıdır.

Demokratik bir toplumda, sivil toplum, medya, yargı, sivil siyaset üzerinde anti demokratik baskı olmaz,

Demokratik bir toplumda, toplantı ve gösteri hakkını kullanan herkes biber gazına maruz kalmaz, orantısız şiddete uğramaz,

Demokratik bir toplumda, özel hayatın gizliliğine saygı gösterilir, milletvekillerinden, bürokratlara ve vatandaşlara kadar herkes 1984 tipi bir büyük biraderin gözetimi altında dinlenmez. Başbakanlar hukuka aykırı bir şekilde elde edilmiş telefon veya görüntü kayıtlarını miting meydanlarında kullanmaz.

Demokratik bir toplumda, şiirlere terör eylemi, sanatçılara terörist gözüyle bakılmaz. Akademik araştırma terör faaliyeti çerçevesinde ele alınmaz.

Demokratik bir toplumda, hükümetler toplumun bütün kesimleri tehdit etmez, yargının bir tarafında bulunmaz, hiçbir davanın savcısı olmaz, hiçbir savcıya da dava açın diye talimat anlamına gelecek ifadelerde bulunmaz.

Bu manzara karanlık bir manzaradır.

Bu manzarayı derinleştiren hükümet karanlığı derinleştirmektir.

Bu karanlıkta son ışıklardan olan 19 Mayıs’a bile tahammülü olmamaları ise bir tek sözü akla getiriyor:

“Verecek ışığı olmayan karanlığı sever”

19 Mayıs kutlamalarını engelleyebilirler ancak 19 Mayıs ışığını asla yok edemezler. Hangi karanlığı isterlerse istesinler, umudun ışığı asla bitmez.

Türkiye 10 Kasım’ı anacak, 29 Ekim ile gelen bu güzel cumhuriyeti hep kutsal kabul edecek, 19 Mayıs ruhuyla her zaman adil, eşit ve mutlu bir ülke olma rüyasının takipçisi olacaktır.”