Tarımın Başkenti Tarımdan Kaçıyor



Paylaşın!

GEZ DÜNYAYI GÖR KONYA’YI, DİNLE ÇİFTÇİNİN AHINI…

  • Türkiye’nin tahıl ambarı Konya’da tahıl üretim alanları son on yılda yüzde 15 küçüldü. Türk tarımını bitiren, ülkeyi tarım ve hayvancılık ürünlerinde dışa bağımlı hale getiren AKP’nin darbesini en şiddetli yiyen illerin başında Konya geliyor. Ülke tarımını bitirip, üreticiyi perişan eden, tarladan kaçıran AKP, Sudan’dan toprak kiralayıp ithalata hazırlanıyor.
  • Yüksek girdi fiyatlarına mahkum, emeğinin karşılığını alamayan zor durumdaki Konyalı çiftçi “tanzim satış iyi güzel ama pansuman tedavisi bu yaptıkları. Hükümet sebze meyve fiyatlarını düşürmek için bize niye destek vermiyor? Tohum, gübre, mazot, elektrik fiyatlarını düşür Bize sahip çık bak o zaman nasıl düşecek sebze meyvenin fiyatı” diyor!..
  • AKP’nin sadece oy deposu olarak gördüğü Konya’da artık söyleyecek sözü, yapacağı hiçbir şey kalmadı. Artık yeni bir başlangıca ihtiyacı var, değişim zamanı geldi.

Konya, 38 bin 873 kilometrekare yüzölçümü ile fiziki bakımdan Türkiye’nin en büyük ili. Türkiye’de tarım, özellikle de buğday denince ilk akla gelen il olan Konya, Türkiye tarımında ve dolayısıyla ekonomisinde önemli bir yere sahip…

Geniş Konya Ovası, alüvyonlu topraklarıyla dünyada tarıma en uygun alanların başında geliyor. Bu yüzden Konya, ülkemizin tahıl ambarı; un, tuz, şeker üretimde yıllar itibariyle Türkiye birincisi. Tarım için elverişli topraklarla özdeşleşen Konya, zengin yer altı su kaynaklarına da sahip. Geniş çayır ve meralara sahip Konya’da hayvancılığın da önemi çok büyük. Konya aynı zamanda, birincil alüminyum madeninin Türkiye’de çıkarıldığı tek il. Konya ekonomisi tarım dışında da önemli bir potansiyele sahip bulunuyor; önde gelen gelişmiş sektörleri; makine imalat, otomotiv yan sanayi, ana metal, tarım alet ve makineleri imalatı, gıda sanayi ve ayakkabıcılık.

Türkiye’nin 7. Büyük İli Ama…

Konya, 2018 sonu itibariyle 2 milyon 205 bin 609 kişi ile nüfus bakımından Türkiye’nin 7’nci büyük ili. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ü Konya’da yaşıyor. Son on yılda Konya nüfusu yüzde 12 oranında 235 bin 741 kişi arttı. Türkiye genelinde 107 kişi olan kilometreye düşen kişi sayısı (nüfus yoğunluğu) Konya’da 57 kişi.

Gel gör ki AKP’nin uzun yıllar uyguladığı yanlış politikalarla Türk tarımını bitirmesi ve yanlış ekonomik politikaların sonucu olarak içine girdiğimiz ağır ekonomik krizden en büyük darbeyi yiyen illerimizden biri de ne yazık ki Konya…

2004-2017 döneminde Türkiye’de tarımın GSYH içindeki payı yüzde 9’den yüzde 6’ya, Konya’nın bölgesel gayri safi hasılası içinde tarımın payı ise yüzde 20’den yüzde 16,5’e geriledi. Türkiye’de kişi başına milli gelirin 10.602 dolar olduğu 2017 yılında, en büyük topraklara, zengin yer altı su kaynaklarına sahip, binlerce yıllık tarımsal üretim geçmişi bulunan ve hala Türk tarımının lokomotif illerinden olan Konya, kişi başına 8.349 dolarla Türkiye’nin ancak 33’üncü ili olabildi.

Tarımın başkenti tarımdan kaçıyor…

Tarımda mazot, gübre, ilaç gibi girdilerin maliyetlerindeki aşırı artış, ithal ürünlerle yerli üreticinin cezalandırılması, tarıma yönelik destekler ve diğer politikalardaki yanlış uygulamalar, kentsel yapılaşma gibi nedenlerle Türkiye’de tarım alanları 2007-2017 döneminde yüzde 18,3 küçülerek 28,6 milyon hektardan 23,4 milyon hektara düşerken, tarımın başkenti Konya da tarımdan kaçıştan payını aldı.

Bu dönemde Konya’da tarım alanları yüzde 14,3 küçülerek 2,2 milyon hektardan 1,8 milyon hektara geriledi. Bu da en büyük bölümü oluşturan tahıl üretim alanlarında yaşandı. Konya’da söz konusu alanlar on yılda yüzde 15,3 küçülerek 2,1 milyon hektara indi.

Tarımda Konya – Hollanda karşılaştırması

  • Hollanda’nın toplam tarım alanı 2 milyon hektar (20 milyon dönüm) ile yaklaşık Konya’nınki kadar ve Türkiye’nin 20’de biri düzeyinde.
  • Hollanda’nın 17 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 11’i (yaklaşık 1,9 milyon kişi) kırsal kesimde yaşıyor. Bu da Konya’nın toplam nüfusundan daha az. (Konya 2,2 milyon kişi)
  • Buna karşılık Hollanda yıllık 100 milyar Euro ile Türkiye’nin yaklaşık 6 katı tarım ihracatı gerçekleştiriyor.

Hollanda’nın elinde Türkiye’nin, Konya’nın sahip olduğu toprak ve doğal zenginlikler olsa tarımda neler yapabileceğini bir düşünün!

AKP’den Türk tarımına bir darbe daha

Yıllardır izlediği politikalarla Türk çiftçisini zor durumda bırakan AKP hükümeti, şimdi yabancı bir ülkede kiralattığı devasa tarım arazisinde üretilip iç piyasaya sokulacak ürünlerle en büyük darbeyi indirmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin en büyük tarımsal alana sahip ili Konya’daki işlenen tarım alanlarının yarısına yakın.

  • Tahıl ülkesi olarak bilinen, dünyaya sebze ve meyve ihraç eden Türkiye, tarihinde ilk kez yabancı bir ülkeden toprak kiralayıp tarımsal ürün üretme kararı aldı.
  • Bu kapsamda 2014 yılında devlet ve özel sektör işbirliğiyle Afrika ülkesi Sudan‘da 792 bin hektar (7 milyon 920 bin dönüm) tarım arazisi 99 yıllığına kiralandı.
  • Devasa tarım arazisinde üretilerek yurda getirilecek ananas, mango, avokado, pepino, jambu, kanola gibi tropikal meyve ve sebzelerle halkımız bu yabancı ürünleri tüketmeye özendirilecek, ülkemizin tarımda ithalata bağımlılığı artırılacak.
  • Aynı zamanda bu arazide buğday, domates ve salatalık gibi Türkiye’de zaten yetişen ürünlerin de üretilip Türkiye’ye gönderilmesiyle, yurt içinde üretim yapan küçük çiftçiler ile küçük ve orta boy tarım işletmelerine darbe vurulacak.
  • Sudanlı çiftçilerin üreteceği bu ürünlerin Türkiye’ye gönderilmesiyle iç piyasanın ucuzlatılacağı iddia ediliyor.
  • Hükümet, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Sudan’daki arazinin içinde 125 bin dekarlık bir alana “örnek çiftlik” kurarak yapacağı pamuk, soya, ayçiçeği, susam, buğday, mısır, şeker kamışı, bakla, yonca, domates, patlıcan, hıyar ve biber üretimi ile özel sektörü yönlendireceğini söylüyor.

Konya Ovası dururken Sudan toprağı

Kendi çiftçisini mağdur edip tarımdan kaçışa zorlayan, Sudan’da tarım yapıp Türkiye’ye  ithalat yapmaya hazırlanan AKP’ye sormak lazım:

  • Türkiye’de ekilecek toprak mı kalmadı?
  • Çiftçinin elinden tuttun, onu darboğaza sokmadın da çiftçi mi üretmedi?
  • Girdi maliyetlerini makul düzeye çektin de millet mi ucuz tarım ürünü tüketemiyor?
  • Türkiye’de enflasyonun tek sebebiymiş gibi gösterilen sebze, meyvede bir pahalılık varsa, üreticiden mi kaynaklanıyor?
  • Tarım ürünlerinde kullanılan girdiler ve vergilerin fiyata etkisini yok sayıp, emeğinin karşılığını alamayan çiftçiyi cezalandırmaya ne hakkın var?

Konyalı çiftçi “bize sahip çıkın” diyor!

Artan maliyetler karşısında zor günler geçiren Konyalı çiftçiler, çaresiz feryat ediyor. Konya’nın AKP’li 10 milletvekilinden hiçbirinin bölgeye gelip sorunları ile ilgilenmediğini ifade eden çiftçiler, kendilerine sahip çıkılmamasından yakınıyor. Evet, AKP çiftçinin derdini dinlemiyor, seçim için mecburen gittiklerinde ise üreticilere nasıl davrandığını zaten anlatmaya gerek yok! Çiftçinin ürün satarken zararı var mı, kimse sormuyor. Fiyatları açıklarken çiftçinin maliyetlerini kimse göz önünde bulundurmuyor. 

Konya’nın zengin yer altı sularının yanlış kullanımı nedeniyle “obruklar” oluşuyor.  Vatandaş “Bugün işe koyulsak 5 kilometre ötedeki tarlaya suyu götürebiliriz. Devlet ise bize suyu getiremiyor” diyor.

Süt üreticisi de artan maliyetler karşısında zor günler geçiriyor. Yem fiyatlarına üst üste zam geliyor ama üreticinin sattığı sütün fiyatı yerinde sayıyor. 1 litre su ile 1 litre sütün üretici fiyatı aynı. Üreticiye ürününün değeri verilmiyor, ithalat yoluna gidiliyor. Bu gidişle Türkiye sütte de dışa bağımlı hale gelecek.

Tarımda dışa bağımlı olduk!

2002 yılında Türkiye’nin tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatı, aynı ürünlerdeki ithalatının üzerinde bulunuyordu. Bu ürünlerde ihracat 2002-2018 döneminde 2,1 kat artışla 5.6 milyar dolara çıkarken, ithalat 4,5 kat artarak 9,3 milyar dolara ulaştı. 2002 yılında tarım ve hayvancılık ürünlerinde her 100 dolarlık ithalata karşılık 103 dolar ihracat yapan Türkiye, 2018 itibariyle 100 dolarlık ithalata karşılık 59,9 dolarlık ihracat yapabiliyor. Tarım ve hayvancılık ürünlerinde tamamen dışa bağımlı hale geldik.

Tarımda yapılması gereken

Hollanda’nın tarımdaki başarısı da Türkiye’nin sahip olduğu büyük potansiyele rağmen tarımda dışa bağımlı hale gelmesi de tesadüf değil. Sınırlı ekim alanları yüzünden en az alandan en yüksek verimi sağlamak için Ar-Ge çalışmalarına yönelen Hollandalılar, seralarda enerji ve su verimliliği üzerine çalışıyor. Türkiye ise zengin toprak ve su kaynaklarına, ürün çeşitliliğine rağmen verimi yükseltemiyor, aşırı yüksek girdi maliyetleri ve yanlış ithalat politikaları yüzünden ektiğine bin pişman, emeğinin karşılığını alamayan çiftçiyi, üreticiyi tarımdan, üretmekten kaçırıyor.

Tarım ve hayvansal üretimi rekabet edilebilir düzeyde artırmak, üretim devamlılığını sağlamak, tarım ve hayvancılık ürünlerinde dışa bağımlılığı önleyebilmek ve en önemlisi sosyo ekonomik istikrar ve toplumsal yapımız açısından büyük önemdeki çiftçimizi, üreticilerimizi ayakta tutabilmek için tarımda akılcı politikaların acilen hayata geçirilmesi gerekiyor.

Tarımda;

  • Doğru destekleme politikaları ile yön verilen, birlikte işleyen üretim, pazarlama ve dağıtım ağı sistemi kurulmalı.
  • Sistemin en önemli ayaklarından biri eğitim ve Ar-Ge çalışmalarının temelinin atıldığı üniversiteler olmalı. Üniversitelerin tarımda odaklandığı ana konuların başında, gıda üretimi, gıda tüketim artışı, yaşam alanı, gıda sağlığı ve geçim gelmeli. Üniversitelerin gıda üretimi konusunda asıl odak noktası az girdi ile iki katı ürün alarak verimi artırmak olmalı.
  • Hollanda’daki gibi üretici-devlet-özel sektör ortaklığı ile “Başarıyı sağlayan altın üçgen” oluşturulmalı.
  • Genel ekonomide yaşanan dengesizliklerden tarım da direkt etkileniyor. Yapısal reformlarla kur, faiz, enflasyona bağlı dengesizlikler giderilmeli, girdi maliyetleri aşağı çekilmeli, gübre, tohum ve ürün geliştirmede dışa bağımlılığa son verilmeli.

Seydişehir Alüminyum’un yandaşa peşkeşi ilçeye darbe vurdu!

AKP, Türkiye’de bulunduğu sektörde piyasayı regüle eden, üretici ve tüketiciyi koruyan, arz güvenliğini sağlayan ne kadar kamu şirketi, varlığı varsa satıp, savdı. Eşe, dosta, paravan şirketlerine peşkeş çektikleri fabrikalar kapandı, arsalarına konuldu. Ve geldikleri nokta: “Belediyeler (devlet) meyve sebze satacak”…

“Özelleştirme” adı altında tüm kamu varlıklarının yağmalandığı süreçte, birincil alüminyum madeninin Türkiye’de çıkarıldığı tek yer olan Seydişehir de bundan nasibini aldı. 2005 yılında CE-KA inşaata satışı gerçekleştirilen Seydişehir Alüminyum AKP hükümeti döneminde satışı türlü hukuksuzluklarla gerçekleşen fabrikalardan biri. Eti Alüminyum A.Ş., 2005 yılında özelleştirme kapsamında Cengiz Holding bünyesine dahil edildi. 2005 yılında satılan fabrika için Danıştay’ın 2007 yılında aldığı iptal kararı uygulanmazken, iadesi geren fabrika için ÖYK’nın açtığı dava da geri çekilince fabrika bu gruba hediye edilmiş oldu.

Saraya yakınlığı ile bilinen CE-KA İnşaatın sahibi Mehmet Cengiz’e 305 milyon dolara tesisleri satan AKP hükümetinin başında bulunduğu Özelleştirme Kurumu, satışta tesisler dışında, kurumun kasalarındaki nakitleri, stoklardaki satışa hazır ürünleri, 7 adet boksit maden sahasını, taşınmazları, Antalya’da limanı ve Oymapınar barajını da satışa dâhil ederek, adeta hediye etti. Böylelikle kamuya ait bir fabrika yok pahasına yandaş bir firmaya devredildi.

Seydişehir Alüminyum özelleştirmesi ilçenin sosyo ekonomik hayatına darbe vurdu. Özelleştirme sonrası Seydişehir ilçesinden 3.600 kişi şehri terk etmek zorunda kaldı. İlçe’nin 2000 yılında 85 bin 456 olan nüfusu, 64 bin dolayına gerilemiş bulunuyor. İlçe nüfusu 2018 yılında da gerilemeye devam etti.

SEYDİŞEHİR’İN YÜZÜ CHP İLE GÜLECEK

CHP Belediye Başkan Adayımız Mehmet Katlav ile Seydişehir’in makus talihi değişecek. Kullanılmayan boş bir kaynak gibi duran termal su Katlav Başkan sayesinde termal seracılıkla şehirin yüzünü güldürecek. 200 metre ötesinden doğalgaz geçmesine rağmen OSB’deki işadamlarından 3,5 milyon dolar istenmesi de kabul edilemez, bu sorunun da halkçı belediyecilik anlayışı sayesinde çözüleceğine inanıyorum.

20 YILDIR HİZMET ALMAYAN KULU

20 yıldır AKP-MHP tarafından yönetile(meye)n Kululular, artık İsveç’te oy verdiği sosyal demokrat belediyecilik anlayışına Türkiye’de de kavuşmayı hakkediyor. 1997’de bile CHP’li belediyenin 400 işletmenin kullanabileceği OSB arazisine çeyrek asırdır çivi bile çakılmamış olmasını Kulu’nun dikkatine sunuyorum. İsveç’teki sosyal demokratlara oy veren Kululular’a, “Kululu kardeşim aynı hizmetleri memleketinde de almak istiyorsan artık değiştir şu oy alışkanlığını, futbol takımı tutar gibi değil, hizmet almak için oy kullan” diye çağrıda bulunuyorum.

Çiftçi AKP’ye cevabını 31 Mart’ta sandıkta verecek!..

Türkiye’nin yerel yöneticilerini seçeceği 31 Mart seçimleri, ülkenin esenliği ve geleceği açısından hayati önemde ve bu seçimlerin Türkiye’nin içine düştüğü sosyo ekonomik açmazdan çıkışı sürecinde önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyorum.

  • Türkiye’yi keyfi tek adam yönetimi anlayışı ve uygulamalarından kurtarıp demokrasiye, hukuk devletine, güçler ayrılığı ilkesine geri döndürmek;
  • Etkili yapısal önlemlerle işsizliği, enflasyonu, yatırımsızlığı yenip ekonomik krizden çıkışı sağlamak;
  • Rant ve talan ekonomisinden sanayisi, tarımı, turizmi ve diğer tüm sektörleriyle dengeli ve sağlıklı bir kalkınma sürecine sokmak;
  • Ve tutarlı, onurlu ve milli bir dış politika ile dünyada itibarı ve güveni sağlamak için, ben inanıyorum ki işçisi, memuru, sanayicisi, emeklisi, dar gelirlisi ve çiftçisi ile tüm yurttaşlarımız 31 Mart yerel seçimlerinde ülkenin dibe götürülmesine, yalana, talana, yağmaya “dur!” diyecek ve bu iktidara gerekli yanıtı verecektir.

Mart’ın sonunu bahara çevirmek için; tüm yurttaşlarımızı sandık başına bu bilinçle gitmeye davet ediyorum.

EK’ler:

Tarım ve hayvancılık dış ticareti (Milyon $)

  2002 2018  Değ.(%)
İhracat 1.754,3 5.558,2 216,8
İthalat 1.702,6 9.284,1 445,3
İhrc/ith (%) 103,0 59,9  

Konya nüfusu

2007 1.959.082
2008 1.969.868
2009 1.992.675
2010 2.013.845
2011 2.038.555
2012 2.052.281
2013 2.079.225
2014 2.108.808
2015 2.130.544
2016 2.161.303
2017 2.180.149
2018 2.205.609

Konya’da ilçelere göre nüfus

İlçe Nüfus Yıllık değ. (%)
Selçuklu  648 850 1,5
Meram  342 315 -1,0
Karatay  323 659 2,4
Ereğli  145 389 1,2
Akşehir  93 233 -1,1
Beyşehir  73 768 1,4
Çumra  66 794 1,2
Seydişehir  64 687 -0,3
Ilgın  54 622 -0,4
Cihanbeyli  52 525 0,0
Kulu  50 667 2,2
Karapınar  49 766 0,4
Kadınhanı  33 036 3,7
Sarayönü  26 875 1,3
Bozkır  26 287 1,2
Yunak  23 093 5,4
Hüyük  16 073 3,3
Doğanhisar  16 029 -0,6
Altınekin  14 548 3,3
Hadim  11 970 0,8
Çeltik  10 071 5,1
Güneysınır  9 458 1,7
Emirgazi  8 949 3,0
Taşkent  7 635 23,5
Tuzlukçu  7 280 10,7
Derebucak  6 473 2,3
Akören  5 879 -2,1
Ahırlı  5 084 10,0
Derbent  4 455 3,5
Halkapınar  4 354 4,2
Yalıhüyük  1 785 15,2
TOPLAM 2 205 609 1,16

Konya nüfusu

2007 1.959.082
2008 1.969.868
2009 1.992.675
2010 2.013.845
2011 2.038.555
2012 2.052.281
2013 2.079.225
2014 2.108.808
2015 2.130.544
2016 2.161.303
2017 2.180.149
2018 2.205.609

Konya’da ilçelere göre nüfus

İlçe Nüfus Yıllık değ. (%)
Selçuklu  648 850 1,5
Meram  342 315 -1,0
Karatay  323 659 2,4
Ereğli  145 389 1,2
Akşehir  93 233 -1,1
Beyşehir  73 768 1,4
Çumra  66 794 1,2
Seydişehir  64 687 -0,3
Ilgın  54 622 -0,4
Cihanbeyli  52 525 0,0
Kulu  50 667 2,2
Karapınar  49 766 0,4
Kadınhanı  33 036 3,7
Sarayönü  26 875 1,3
Bozkır  26 287 1,2
Yunak  23 093 5,4
Hüyük  16 073 3,3
Doğanhisar  16 029 -0,6
Altınekin  14 548 3,3
Hadim  11 970 0,8
Çeltik  10 071 5,1
Güneysınır  9 458 1,7
Emirgazi  8 949 3,0
Taşkent  7 635 23,5
Tuzlukçu  7 280 10,7
Derebucak  6 473 2,3
Akören  5 879 -2,1
Ahırlı  5 084 10,0
Derbent  4 455 3,5
Halkapınar  4 354 4,2
Yalıhüyük  1 785 15,2
TOPLAM 2 205 609 1,16
Print Friendly, PDF & Email

Paylaşın!

0 yorumlar

Yorum Yap

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir