Adalet istiyorum bu dava artık bitmeli !

uo-foto

AKŞAM VE GÜNEŞ GAZETELERİNİN YALAN HABERİ İÇİN 2 BİLİRKİŞİ RAPORU DAHA MAHKEMEYE SUNULDU 

“BUGÜNE KADAR TWİTTER DAHA HİÇ HACKLENMEDİ, SİBER GÜVENLİK AĞI HİÇ KIRILAMADI. BİRAN İÇİN VARSAYALIM Kİ KIRILSIN, KIRILAN TWİTTER AĞINDA YÜZBİNLERCE SERVER VAR, FARKLI KİŞİLERİN BU YAZILARA ULAŞMASI, TEKNİK OLARAK İMKANSIZ VE BİR MUCİZE” 

UMUT ORAN: AKŞAM  VE GÜNEŞ GAZETELERİ YALAN HABERLER İÇİN 8 AYRI TAZMİNAT ÖDEDİLER AMA AÇTIĞIMIZ CEZA DAVASI HALEN SÜRÜYOR! 

ADALET İSTİYORUM BU DAVA ARTIK BİTMELİ 

ÇAMUR AT İZİ KALSIN DEVRİ KAPANMALI 

BÖYLE YALAN HABER, İFTİRA VE KUMPASA KİMSE CESARET EDEMEMELİ

İSTANBUL

Akşam ve Güneş gazetelerinin Şubat 2015’te günlerce süren yalan haberleriyle CHP’li Umut Oran’a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle Akşam gazetesi yöneticisine açılan ceza davasına bugün öğleden sonra Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edilecek. Umut Oran, “Adalet istiyorum, suçlular artık cezalarını çekmeli. Yazılan haberin tamamen karalama ve iftira olduğu, twitter’dan gelen yazı ve hazırlanan 3 ayrı bilirkişi raporuyla kanıtlanmış olan bu dava artık bitmeli” dedi. Avukat Turgut Kazan da mahkemeye sunduğu dilekçe ile Akşam ve Güneş in yalan haberine kaynak gösterilen twitter sayfalarının gerçeğe aykırı ve sahte olduğuna ilişkin çok vahim saptamaların yer aldığı iki yeni uzman raporunu daha mahkemeye sunarak, sanığa yöneltilen iftira suçunun artık fazlasıyla kanıtlandığını belirterek, yargılamanın bitirilmesini talep etti. 

ADALET İSTİYORUM ARTIK DAVA BİTMELİ

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, öğleden sonra gerçekleşecek duruşma öncesinde kısa bir açıklama yaparak şunları kaydetti:

“Yazılan haberin tamamen karalama ve iftira olduğu, twitter’dan gelen yazı ve hazırlanan 3 ayrı bilirkişi raporuyla kanıtlanmış olan bu dava artık bitmeli ve yalana haberi yapan Akşam gazetesi yöneticileri cezalandırılmalıdır. Bu karalama ve iftiralar iktidar partisi milletvekiline yapılsaydı hukuk bu şekilde mi işlerdi? Adalet istiyorum, suçluların cezalarını çekmeli. Basın özgürlüğüne saygılıyım, ama basının siyasi tetikçi olarak kullanılmasını ve anayasal düzene, parlamentoya, anamuhalefet partisine algı operasyonu yapmasına karşıyım. Bu bir skandal ve bir suç cezasını çekmeli.”

Turgut Kazan da dava konusu habere kaynak gösterilen twitter sayfalarının gerçeğe aykırı ve sahte olduğuna ilişkin iki yeni uzman raporunu daha mahkemeye sunarak, sanığa yöneltilen iftira suçunun artık fazlasıyla kanıtlandığını belirterek, yargılamanın bitirilmesini talep etti. Umut Oran’ın avukatı Turgut Kazan’ın mahkemeye sunduğu dilekçede şu saptamalara işaret edildi:

YALAN HABER İÇİN 8 TAZMİNATA MAHKUM OLDULAR CEZA DAVASI HALEN SÜRÜYOR

Umut Oran’ın şikâyeti üzerine, “alenen zincirleme hakaret ve basın yoluyla zincirleme iftira” iddiasıyla, 2015/66, 2015/69 ve 2015/80 sayılı üç ayrı dava açıldı. Ama, ilk iddianame 23.05.2015 günü yazılmış olmasına rağmen, 2015 yılı bittiği gibi, 2016 yılı da sona eriyor. Ve yargılama halen devam ediyor. Üstelik, yayını yapanlar (bırakalım haberin doğruluğunu ispata çalışmayı) dayandıkları kaynağın gerçeği yansıttığını bile söylemiyorlar, söyleyemiyorlar. Sadece, 52 sayfalık, 18 sayfalık dilekçelerle yargılamayı uzatmanın yollarını arıyorlar. Ve sanık haber tarihinde hastanede eşine refakat ettiğini, fırsat buldukça gazeteye gelebildiğini, dolayısıyla haber içeriğine vakıf olmadığını belirtmekle yetiniyor. En son geçen oturumda da “dava konusu haberin haber gündemlerinde yer almadığını” ve haber yayınlandıktan sonra, durumu Murat KELKİTOĞLU’na sorduğunu, onun da “haber değeri olduğu için yayınlattım” dediğini söylüyor. Yani, haber gündemine girmeyen, kaynağı hiç bilinmeyen düzmece bir yayın yapıldığı apaçık anlaşılıyor. 

HABERİ KANITLAYAMADIKLARI İÇİN HAKİME SAVCIYA ÇAMUR ATTILAR

Biz, iftira çok çirkin, çok kirli, çok haksız ve çok insafsız olduğu için, daha hazırlık aşamasında, ispat yükünü üzerimize aldık. Habere kaynak gösterilen sayfaları, uzman bir kişiye teslim ederek, gerçeğin aydınlatılmasını istedik. Ve hazırlanan 43 sayfalık çalışmayı savcılığa takdim ettik. Orada, habere konu sayfaların “3.şahıslarca kurgulanarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır” deniliyordu. Bu değerlendirme esas alınarak dava açıldı. Yargılama boyunca, iddia sahipleri iddialarını ispat edemediler. Oysa, en temel hukuk ilkesi uyarınca, ispat yükü iddia sahibine aitti. İspat işine hiç yanaşmadılar. Ve davayı açan savcı ile iddianameyi kabul eden yargıcın PARALEL olduğunu iddia edecek kadar pusulayı şaşırıp ahlak sınırı aştılar. Örneğin, “PARALEL SAVCININ OYUNU” ve “SÜMEYYE SUİKASTİ YARGICINA SÜRGÜN” gibi yeni/yeni haber uydurdukları gibi, onlar hakkında soruşturma açıldığını belirterek durumun HSYK’ya sorulmasını istediler. Böylece, dava konusu haberin doğruluğunu ispatlayamadıkları için, çamuru savcıya ve yargıca da bulaştırma yolunu seçtiler. Oysa, dava konusu haber yalan olduğu gibi, bu iddialar da yalandı. Çünkü, 15 Temmuz sonrası yaklaşık 3500 savcı/yargıç meslekten çıkarılmış olmasına rağmen, iddianameyi yazan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin PARLAKKILIÇ Bakırköy’de ve iddianameyi kabul eden yargıç Osman Burhanettin TOPRAK Konya’da görev başındadır. Haberi uyduranların bu trajik durumunu göstermek için, önce savcı / sonra yargıçla ilgili iki uydurma haberi ve o savcıyla yargıcın görev başında olduğunu gösterir HSYK çıktısını ilişikte sunulmaktadır. 

AKŞAM VE GÜNEŞ GAZETELERİ BU HABER NEDENİYLE 8 AYRI TAZMİNATA MAHKUM OLDU

Ve bu davada yargılama sürerken, aynı haber nedeniyle, Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalar (ceza davasının bitmesi bile beklenmeden) sonuçlandı. Biz, önce 10.12.2015 günlü dilekçemiz ekinde bir gerekçeli karar sunmuştuk. Sonra, 18.05.2016 günlü dilekçeyle de 7 ayrı gerekçeli karar daha sunduk. Hepsinde, sanki twitter sayfasıymış gibi habere kaynak gösterilen sayfaların, “twitter sayfası izlenimi oluşturacak şekilde üretilmiş sayfalar olduğu”, “habere dayanak olarak twitter’dan alınmış gibi gösterilen …kayıtların kurgulanmış olduğu”, “basılan sayfaların twitter sayfası olmadığı, twitter sayfası izlenimi oluşturacak şekilde üretilmiş sayfalar olduğu” belirtiliyor. Onları tekrar hatırlatıyor ve takdirlerinize sunuyorum. 

BÖYLE BİR DM MESAJI YOK

Ayrıca ve asıl önemlisi, iftiranın ağırlığı nedeniyle, biz ispat yükünü üzerimize almayı sürdürdük. Çünkü, davanın ivedilikle bitmesini istiyorduk. Bu nedenle, Twitter’a başvurarak, müvekkilimizin; öncelikle tüm direkt mesajlarının gönderilmesini, ayrıca takip etmediği biriyle mesajlaşmasının mümkün olabilip olamayacağının bildirilmesini istedik. Bütün direkt mesajlar gönderildiği gibi, “sadece sizi takip edenlere mesaj gönderebilirsiniz” ve ancak “takip ettiğiniz kullanıcılardan mesaj alabilirsiniz” cevabı verildi. 

TWİTTER’DAN GELEN YAZI HABERİN UYDURMA OLDUĞUNU KANITLIYOR 

Twitter’dan gelen mesaj dökümü ile Twitter yazısının onaylı bir çevirisini ve gelen bu e-postayı değerlendiren bir uzman görüşünü, 18.05.2016 günlü dilekçemiz ekinde sunduk. Burada, Twitter kendi işletim/kullanım sistemi ile yazılım formatının, haberlerde kullanılan ve yazışmanın yapıldığı iddia edilen sistemle hiç uyuşmadığı için, böyle bir yazışmanın asla yapılmış olamayacağını belirtiyor ve adı geçen kullanıcılarla müvekkilimizin birbirini takip etmediğini, dolayısıyla birbirini takip etmeyen kişilerin mesajlaştıkları yolundaki haber kaynağının uydurma/sahte ve düzmece olduğunu vurgulayıp açıklıyordu. 

İKİ BİLİRKİŞİ RAPORU DAHA SUNULDU

Ancak, yine iftira çok ağır olduğu ve yargılama bir türlü bitirilemediği için, ispat yükünü taşımaya devam ettik. Bu kez Boğaziçi Üniversitesi Döner Sermayesi ile ABD’deki Cyber Diligence şirketine başvurduk. Haber kaynağını ve yaşanan tartışmayı aktararak sahtecilik var mı / yok mu değerlendirilmesini istedik. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Celal Cem SAY’ın hazırladığı 18 sayfalık bilimsel mütalaayı sunduğumuz gibi,  Cyber Diligence Inc. adına Başkan Yalkın Demirkaya tarafından hazırlanan 9 sayfalık Adli Bilişim İnceleme Raporunu (Türkçe çevirisiyle birlikte) takdim ediyoruz. Örneğin Prof. Dr. Cem SAY raporunda aynen şu değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz: 

SATIR SATIR ELLE YAZILMIŞ

– 16.02.2015 günlü Akşam Gazetesi’nin 12. sayfasında ve aynı günlü Star Gazetesi’nin 1. sayfasında yayınlanan sözde twitter dökümünde “fuatavnifuat olan hesap adı bir satır sonra ‘fuatavnifat’a dönüşmüştü, otomatik döküm için yazılmış hiçbir bilgisayar programı böyle davranmayacağından bu ‘yazışma’nın satır satır elle yazıldığının kesin” vurgulanıyor. 

HESAPLAR HABERDEN SONRA AÇILMIŞ

– Yine, 16.02.2015 tarihli Akşam Gazetesi’nde yayınlanan sözde twitter dökümündeki “pistilaj hesabı 16.02.2015’te TSİ 04:59’da, yani yaptığı iddia edilen yazışmalarla ilgili haber yazıldıktan sonra açılmıştır.

– Aynı şekilde, dökümlerde geçen “lisanyokbz hesabının 16.02.2015’te TSİ 05:04’te, yaptığı söylenen yazışmadan iki ay, bunu duyuran haberin yazılmasından da birkaç saat sonra açılmıştır.

– 18.02.2015 günlü haberlerdeki dökümlerde yer alan “kotilaji ve ‘dustlastt’ adlı iki hesap da (18 ve 19 Şubat 2015’te) yani yine haklarında haber yazılıp basıldıktan sonra açılmıştır.

RESİMLERİ BİLE KARIŞTIRMIŞLAR

– Akif Hamzaçebi ile fuatavni arasında olduğu iddia edilen sahte dm yazışmalarında ise, “Fuat Avni’nin olduğu iddia edilen mesajlara eşlik eden resimin, bu karakterin tüm hesaplarında kullandığı dolmakalem resmi olmadığı, haber metni tümüyle beraber incelendiğinde resmi çekilen ekranı “hazırlayan” kişilerin yanlışlıkla Fuat Avni’nin yazdığı iddia edilecek şeyleri Hamzaçebi’nin, Hamzaçebi’ninkileri de Fuat Avni’nin tarafına yazmış oldukları, bu resmin sahtecilikten başka hiçbir izahının bulunmadığı anlaşılmıştır.

SAHTECİLİĞİ İNGİLİZCE BİLMEYENLER KURGULAMIŞ

– Ayrıca, 20.02.2015 günlü haberdeki dökümlerde kullanılan “HISTORY” ibaresiyle ilgili olarak, “Sahtecilerin kastettiği ‘bir olayın günü, ayı ve yılı’ anlamının İngilizce’si, ‘date’ kelimesidir. ‘History’ kelimesiyse ‘geçmişi inceleyen bilim’ olan ‘tarih’ anlamındadır. Verilmeye çalışılan izlenimin aksine bu görselin bu kısmının da otomatik bir programca değil, İngilizceyi bilmeyen bir Türk tarafından yazıldığı anlaşılmaktadır.”

CYBER DİLİGENCE INC. RAPORU

ABD’de bulunan Cyber Diligence Inc. adına, Yalkın DEMİRKAYA tarafından hazırlanan raporda da benzeri saptama ve değerlendirmeler yapıldığını görüyoruz. Gerçekten, çok çarpıcı 5 temele dayanan bu açıklamada, aynen şöyle deniliyor:

– Kaynağı belli olmayan “dijital delil” asla kabul edilemez, hiçbir geçerliliği yoktur. (Dijital ortamda sahte delil çok kolay yaratılabilir.) Bu yüzden, kimden ve nereden geldiği belli değilse, o belge delil gösterilemez.

TWİTTER’I KIRIP ULAŞMALARI İMKANSIZ HATTA MUCİZE OLUR

– Bugüne kadar Twitter hacklenmedi, Siber güvenlik ağır kırılamadı. Varsayalım ki kırıldı, kırılan twitter ağında yüzbinlerce server var, farklı kişilerin bu yazılara ulaşması, teknik olarak “İMKANSIZ” ve bir MUCİZE

– Varsayalım ki, bu “MUCİZE” gerçekleşti, bunu yapmak zaten suç, suç işleyerek ele geçirilen delil yasal sistemde geçerli olamaz.

– Teknik olarak zaten uzman bilirkişi Koray Peksayar çok detaylı açıklamış. Ancak, tüm yazışmaların bir bilgisayarla üretildiği ve twitter yazılımıyla hiç alakasının olmadığı, örtüşmediği teknik olarak tartışılamayacak kadar çok net ve kesin.

HERKESİ AYNI ÜSLUPLA KONUŞTURAN TÜRKÇE ÖZÜRLÜ BİRİSİ BU MESAJLARI YAZMIŞ

– Tüm kişilerle ve yazışmalarla ilgili kullanılan üslup bir kişinin elinden çıkmış. Türkçesi kötü olan bir kişi oturmuş, konuşur gibi yazmış. Kötü bir Türkçe ile, argo tabirlerle herkesi konuşturmuş. “Konuşma üslubu” herkes için aynı. Bu da, bir kişinin hatta Türkçesi bozuk bir kişinin herkes adına bu sahte konuşmaları ürettiğini belgeliyor.

BU ‘HABER’ DE KABATAŞ BENZERİ BİR YALANDIR

Dilekçede, mahkemeye yeni sunulan iki uzman görüşünde de habere kaynak gösterilen sözde twitter dökümünün kesinlikle ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde SAHTE olduğunun açıklandığı belirtilerek, davanın artık karara bağlanarak gazetenin artık cezalandırılması gerektiği şu şekilde talep edildi:

“Dolayısıyla, önce T. Koray PEKSAYAR raporu, ardından 8 ayrı Asliye Hukuk Mahkemesinin tazminat kararı ve Twitter’dan gelen cevap ile o cevabı değerlendiren uzman görüşü ve şimdi bu dilekçemiz ekinde sunulan iki ayrı rapor ışığında, dava konusu habere kaynaklık eden sayfaların gerçeğe aykırı, uydurma ve düzmece olduğunu, hatta Türkçeyi ve İngilizceyi hiç bilmeyen biri tarafından, üstelik çok amatörce yazıldığını, dolayısıyla ve kesinlikle sahte olduğunu tekrarlıyorum. Ve sonuç olarak, KABATAŞ yalanına benzeyen bu yalanın nasıl tezgahlandığını, o tarihteki Gazete Editörü Murat SEÇKİN tarafından açıklanmış olduğuna işaretle, açıklama örneğini takdim ederek, durumu takdirlerinize sunuyorum.”

İndir (PDF, 213KB)

 

 

Print Friendly
0 yorumlar

Yorum Yap

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir