Bakan Zeybekçi seyirci değil, icraatçı olmalı!

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, “Türkiye ekonomisi çatırdıyor, acil önlem şart. Bakan Zeybekçi seyirci değil, icraatçı olmalı. sorunu masaya yatırıp acil önlem almalı” dedi.  

Oran yaptığı yazılı açıklamada, Eylül ayı ihracat verilerinin çok vahim bir gerçeği gözler önüne serdiğini savunarak, “Türkiye ekonomisi çatırdıyor, acil önlem şart! Yılbaşından bu yana dövizdeki artış yüzde 30’larda iken Eylül ayı ihracatındaki düşüşün yüzde 20’leri bulması, tüm sektörlerde  ve neredeyse tüm ülkelerde ihracattaki düşüşün mutlaka masaya yatırılması ve önlem alınması gerekmektedir. Bakan Nihat Zeybekçi’nin yılsonu ihracat kaybının yüzde 10 olacağı söylemi kabul edilemez. Bakan gözlemci, seyirci değil icraatçı, eylemci olmalı, bu düşüşe bir son vererek, gerekli önlemleri almalıdır” dedi.

Umut Oran

Basın Açıklaması

02.10.2015 

– “Türkiye ekonomisi çatırdıyor, acil önlem şart”

– Bakan Zeybekçi seyirci değil, icraatçı olmalı!

TİM’in dün açıkladığı Eylül ayı ihracat verileri çok vahim bir gerçeği gözler önüne serdi: Türkiye ekonomisi çatırdıyor, acil önlem şart! Yılbaşından bu yana dövizdeki artış yüzde 30’larda iken Eylül ayı ihracatındaki düşüşün yüzde 20’leri bulması, tüm sektörlerde  ve neredeyse tüm ülkelerde ihracattaki düşüşün mutlaka masaya yatırılması ve önlem alınması gerekmektedir. Bakan Nihat Zeybekçi’nin yıl sonu ihracat kaybının yüzde 10 olacağı söylemi kabul edilemez. Sayın bakan gözlemci, seyirci değil icraatçı, eylemci olmalı, bu düşüşe bir son vererek, gerekli önlemleri almalıdır.

Aylık ihracat geçen yıla göre yüzde 19,8 düşerek 10,6 milyar dolarla dibe inmiştir. Tarımda yüzde 17,7, kimyevi ürünlerde yüzde 27, sanayi mamullerinde yüzde 18,1, madencilikte yüzde 26,1 oranında ihracat düşüşü yaşanmıştır. Sanayinin alt sektörlerine baktığımızda mücevher ihracatında yüzde 63’e, çelikte yüzde 30’a, iklimlendirmede yüzde 28’e, demir ve demiş dışı metallerde yüzde 21’e varan, makinede yüzde 17’yi, hazır giyimde yüzde 16’yı aşan ihracat düşüşleri görüyoruz. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ilk 5 ülkeden Almanya’ya Eylül’de ihracat yüzde 14, İngiltere’ye yüzde 11, Irak’a yüzde 32, İtalya’ya yüzde 2 ve ABD’ye yüzde 8,0 gerilemiştir.

İhracattaki düşüş giderek hızlanmaktadır. Bu yıl Ocak ayında yüzde 0.8, Şubatta yüzde 6.3, Mart’ta yüzde 14.7, Nisan’da yüzde 0.1, Mayıs’ta yüzde 19, Haziran’da yüzde 7.1, Temmuz’da yüzde 16.5 gerileyen ihracatta Ağustos ayında da yüzde 2.8 düşüş yaşanmıştı. Eylül ayında ise en sert düşüş meydana geldi. İhracatta Ocak-Eylül dönemi itibariyle yüzde 10, son 12 ayda yüzde 7,6 düşüş meydana geldi. 2015 için 173 milyar dolar öngörülen ihracat hedefinin tutması imkânsız hale geldi. Öyle görünüyor ki geçen yıl 157 milyar dolar olan ihracat bu yıl 140 milyar doların da altına inecek.

Türkiye ekonomisi üretim gücünü yitirmiş, ihracat kapasitesi hızla geriliyor. Yılbaşından bu yana TL karşısında yüzde 30 değerlenen dolar 3 TL’nin üzerinden inmiyor. İhracattaki kan kaybı dövizdeki hızlı artışa rağmen yaşanıyor. Ulusal paranın değer yitirmesi Türk ürünlerine dış pazarlarda fiyat avantajı ve rekabet gücü kazandırarak ihracatı artırması gerekirken, tam tersi yaşanıyor. AKP politikalarının yol açtığı ithal girdi bağımlılığı yüzünden, yıllardır üretim ithal girdiyle yapılıyor, ihracatın katma değeri düşük kalıyordu. Şimdi ise dövizdeki yükselme nedeniyle hızla artan girdi maliyetleri yüzünden üretim ve ihracat yapmak hepten zorlaştı. Döviz yükseldikçe ihracat düşüyor, ekonomi yavaşlarken cari açık büyümeye devam ediyor. AKP döneminde yerli ara malı sektörleri geriledi, sanayide ithal ara malına dayalı montajcılık güçlendi. Ar-Ge, inovasyon ve üniversite-sanayi işbirliği geliştirilemedi, ileri teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı düştü.

Türkiye’nin, en büyük döviz kapısı olan ihracattaki hızlı düşüş, zirveye çıkan iç ve dış güvenlik zafiyeti yüzünden turizmde yaşanan kan kaybı ile birleşmiştir. Bu gelişmeler Türkiye için, dış ödemeler dengesinde sorun, cari açığın finansmanında ve dış borçların çevrilmesinde zorluk, reel sektör ve bankacılık başta tüm ekonomide kan kaybı, milli gelirde küçülme ve işsizlikte patlamanın işaretini veriyor. Zaten ciddi yapısal sorunların olduğu ekonomi siyaset nedeniyle hepten başıboş ve sahipsiz kalmıştır. Demokrasi açığı, otoriterleşme, hukuksuzluk, keyfi yönetim nedeniyle Türkiye’ye güven tükenmiş, ülke riski artmış, dış sermaye gelmez olmuştur.

Türkiye’nin demokrasisini onaracak, hukuk sistemini rayına oturtacak, ekonomide yapısal sorunlara ve konjonktürel risklere karşı acil ve etkili çözümler üretecek, kalkınma ve gelişmenin önünü açacak yeni bir hükümete ihtiyacı vardır. Ekonomide acil etkili önlemler alınması gerekiyor. Ülke ekonomisini çöküşten kurtaracak yegâne güç ise CHP’dir. 1 Kasım seçimleri bu nedenle hayati önemdedir, vatandaşlarımızın da bu bilinçle sandığa gideceklerine inanıyorum.

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 190KB)

 

Print Friendly
0 yorumlar

Yorum Yap

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir