AKP hükümetinin kod adı artık 17-25’tir



Paylaşın!

Umut Oran

Basın Toplantısı-TBMM

17.12.2014

Bugün 17 Aralık 2014 ve basın toplantıma Martin Luther’in güzel bir sözü ile başlamak istiyorum: “Zaman gelir sessizlik ihanet olur”

Evet, tam da öyle günlerden geçiyoruz ve bildiğimiz doğruları nefesimiz bitene kadar haykırmamız gerekmektedir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaşadığı en büyük yolsuzluğun yıldönümüdür. 17-25 bu ülkede bir milattır. AKP hükümetinin kod adı artık 17-25’tir. Yani artık Türkiye’de 1 yıldır 61 ve 62’nci değil 17-25 hükümetleri görev yapmaktadır.

Mademki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, o zaman ne olmuştu anımsatmak gerekir. Geçen yıl, 17 Aralık 2013’te Türkiye öfke ve utanç içinde bir güne uyandı. Tam da Hazreti Mevlana’nın Vuslat gününde ar damarı çatlamış olanların dışında herkesin şaşkınlıkla izlediği hırsızlık, ahlaksızlık 77 milyonun gözleri önüne serildi. Savcılık fezlekelerine göre Başbakan, Başbakanın çocuğu, bakanlar, iş adamları ve bürokratların rüşvet, adam kayırmacılık, hırsızlık, altın kaçakçılığı, kara para aklama pisliğine gömüldüklerini gördük.

Ne olmuştu 17-25 Aralık’ta? Savcılığa göre 85 Milyar Euro, yani bugün itibariyle 252 katrilyon lira boyutunda usulsüz işlem yapılmıştı. Bakanlar da bu usulsüz işlemlerden komisyon almıştı. 

17-25 ARALIK YOLSUZLUĞUNUN PARASAL BOYUTU 

İnsanın aklının alamayacağı kadar büyük bir para, yolsuzluğun boyutu tam 252 katrilyon lira. 252 katrilyon lira ne demek biliyor musunuz bunu anlaşılır kılmak için biraz anlatmak lazım? Türkiye’de 77 milyon vatandaşımız var, yani yolsuzluğun kişi başına maliyeti 3273 lira. 

Türkiye’de bugün resmi rakamlara göre 3 milyon 64 bin işsiz var, bu parayla hepsine tam 7,5 yıl boyunca asgari ücretten maaş ödenebilir.  (Aylık 900 TL’den) 

Türkiye’de 10 milyon emekli var ve bu parayla her emeklimize 25.200’er lira ikramiye verilir. 

Türkiye’de 300.000 atanamayan öğretmen var, bu parayla hepsi atanır ve 30 yıl boyunca maaşları ödenir. (aylık 2.300 TL’den)

Peki, ne oldu Almanya’daki gibi promosyon uçak bileti aldı diye istifa eden Cumhurbaşkanı veya harakiri yapan Japon bakanların Türk versiyonlarını mı gördük ülkemizde hayır! Tam tersine yine bir algı yönetimine başlayarak üst perdeden, herkese had bildirmeye girişti. “Sesi çok yüksek çıkıyor. Biliyoruz ki sesinin çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir”, buna da itiraz etmez herhalde çünkü 12. Cumhurbaşkanı 5 yıl önce bu tarifi bizzat kendisi için yapmış adeta.

Savcıları, emniyet müdürlerini görevden aldı, yargının neredeyse üç ayda bir yasasını değiştirdi. Paralel ve haşhaşi diye yeni yeni hayali lobiler, düşmanlar uydurdu ve 17 Aralık’a kadar yol arkadaşlığı yaptığı insanları arkadan hançerledi. Peki, sorarlar adama neden bu haşhaşileri, paralelleri bağrında taşıdın yıllarca? Demokrasiyi, gideceği durağa kadar bindiği vagona benzetenden başka ne beklenirdi ki, şaşırmamak gerekir.

Peki, ne yaptı bu 17-25 Aralık hükümeti? Seçimlerden aldığı sonucunda küstahlığıyla kendisine bir de Kaçak Saray yaptırdı. Sadece inşaat maliyetinin 1,4 katrilyon TL olduğunu bizzat Maliye Bakanı’nın açıkladığı Kaçak Saray;

– kara toprağa düşen yüzlerce madencinin,

– iş cinayetlerinde yaşamını yitiren binlerce işçimizin,

– açlıktan ölen 2,5 aylık Kübra bebeğin,

– babasının sırtında bir çuval içinde son yolculuğuna çıkan 1,5 yaşındaki zavallı Muharrem’in,

– çocuğunu dershane parasını bulamayınca intihar eden annenin,

– öğrencileriyle buluşamayıp baba parası yemenin utancına dayanamayan veya inşaatta çalışırken kalp krizi geçirip ölen öğretmen adaylarımızın

kaderleri üzerinde yükselmektedir.

Ülkede bunca acı varken açlık ve sefalet almış başını gitmişken, diş çekimi için dahi hastanenin 3 ay sonrasına gün verdiği Türkiye’de ancak padişahlar ve soytarıları yaşar 1150 odalı sarayında. Bin odalı sarayında ne dolaplar çevireceksiniz bilmiyoruz ama bir işçinin bir yıllık maaşı kadar parayı bir klozete harcarsan, bir aylık asgari ücrete bir altın varaklı kadeh alıp üzüm suyu içersen olmaz, olmamalı.

Yanlış anlamayın Kaçak Sarayın sadece inşaatı 1,4 katrilyon tam anlamıyla bittiğinde 5 katrilyonu bulacağını açıkladı mimarlar odası. 5 katrilyon ne demek biliyor musunuz arkadaşlar;

-Hükümetin teşvik belgelerine göre söylersek eğer 5 katrilyonla imalat sektöründe 13 bin 192, hizmet sektöründe 15 bin 15 kişi, tarımda ise 17 bin 730 kişiye iş yaratılması demektir.

– 5 katrilyonla üniversite öğrencilerimizin yüzde 60’ına, yani tam 1 milyon 667 bin üniversite öğrencisine aylık 250 TL’den bir yıl boyunca burs verilebilirdi.

– 5 katrilyonla 15’er trilyon üzerinden 500’er yataklı 333 yurt yapılır, 166 bin 500 öğrencimizin barınma sorunu çözülürdü.

– 5 katrilyonla, atama bekleyen 300 bin öğretmen adayımızdan 181 bin 159’u atanabilir ve aylık 2 bin 300 TL üzerinden kendilerine birer yıllık maaşları ödenebilirdi.

Geçen hafta Sosyalist Entenasyonal’deydim ve Türkiye hakkında gelen sorulara yanıt veremiyorum, yaşanan durumu anlatmakta zorlanıyorum.

Peki, bunca yolsuzluk, ahlaksızlık neden oluyor? Bunun elbette çeşitli nedenleri var o kişinin, siyasetçinin ahlak yoksunluğu ve açgözlülüğü, ülkesini sevmemesi, ulusal duyarlılıklarının olmaması en başta gelen nedenlerdir. Bu durum önlemez mi, elbette önlenebilir ve uzun vadeli çözüm, toplamsal yeniden inşa için politika değişikliğine gidilmesi, eğitim sisteminin ve yasaların sil baştan ele alınması gerekmektedir. Bu ülkenin, bizlerin, vatandaşların bu kadar uzun süre bekleme olanağı ve lüksü var mı, hayır yok! O zaman acilen toplum olarak ülke olarak yenilenmeye, tazelenmeye, siyasete güveni yeniden inşa etmeye gereksinimimiz var.

Bunun ilk adımı ise siyasi etik ve ahlak yasasının çıkartılmasıdır. CHP’nin seçim taahhütlerinden birisi budur. CHP iktidarında ilk 100 günde yapacağımız en önemli uygulama bu olacaktır. Türkiye’nin temizlenmeye ihtiyacı var, ilacı da bellidir. Bu nedenle 17 Aralık 2013’ün yıldönümünde Siyasi Ahlak ve Etik Yasa Teklifimi TBMM Başkanlığı’na sunuyorum.

TEMİZ SİYASET / DÜRÜST YÖNETİM / AÇIK TOPLUM DİYORSAK TÜRKİYE’NİN BU YASAYI DAHA FAZLA ERTELEMEYE TAHAMMÜLÜ YOKTUR. 

Benim de imzam olan Yolsuzlukla Mücadele Haftası teklifimiz ekim ayından bu yana TBMM’de bekliyor. Ama AKP’nin bu teklife bu kez destek vereceğini düşünüyorum çünkü Tayyip Erdoğan partisini kurarken 14 Ağustos 2001 tarihinde, “üst yönetimde etkin olan herkesin mal bildirimini genişletiyoruz” demişti. Yasa teklifim, Erdoğan ve Davutoğlu için samimiyet testidir, turnusol kâğıdıdır umarım bu testi geçebilirler. 

Şimdi size bazı hükümler okuyacağım, “Siyasetin kirlenmesini önleyen yasal düzenlemeler yapılacaktır.  Siyaset bir rant aracı görüntüsünden kurtarılacaktır. Seçimle gelen herkesin kanunen vermek zorunda olduğu mal bildirimi şeffaf olarak kamuoyunun bilgi ve denetimine sunulacaktır. Milletvekili ve bakanların yargılanmaları önündeki anayasal engeller kaldırılacak; dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir.” Altına imzamı atıyorum bu vaatlerin. Bunu da unutmuşlardır hatırlatayım 12. Cumhurbaşkanı ve Vekil Başbakanı Davutoğlu’na, bu okuduğum sizin programınızdır ey 17-25 Hükümeti unuttunuz mu programınızı? (AKP Programının 2.2 maddesi)

AKP ne söylediyse tersini yapmıştır bu da kanıtıdır: ‘Şeffaf mal beyanında bulunacağız’ dediler ama yasal zorunluluğu bile çiğniyorlar, mal beyanı vermemek için bin dereden su getiriyorlar. Mal beyanlarına göre evlatlar çok hayırlı, babalarına borç verip duruyorlar, eşlerin altınları sürekli suyunu çekiyor, memleketteki araziler hiç değer kazanmıyor, eşinin arabası yaşlanıyor ama değeri sürekli artıyor. Tabi 17-25 AKP hükümeti için normaldir bu durum.

Davutoğlu’na seslenmek istiyorum, madem 17-25 Aralık’ta hiçbir yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama yaşanmadı, savcılık mahkeme işlerini sıfırladınız. Maden o 4 bakanın hiçbir suçu yok niye onları yeniden görevlerine atamıyorsun? Madem tertemiz bu 4 kişi al yanına miting miting gez, 57iniz birlikte fotoğraf çektirin seçimde kullanın. Madem kendine güveniyorsun hadi durma yap bunu.

Bu arada hakkını yemeyeyim 12’nci Cumhurbaşkanı bir konuda çok doğru söylüyor: “Ben bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım. Hırsızlık babadan evlada geçer, evlattan babaya değil.”

Martin Luther’le başladık ama Shakespeare ile bitirelim. Shakespeare “Cehennem boş. Bütün şeytanlar burada” sözünü herhalde 17 Aralık 2013 Türkiye’si için yazmış, ne dersiniz?

Basın Açıklaması:

İndir (PDF, 211KB)

 

Print Friendly, PDF & Email

Paylaşın!

0 yorumlar

Yorum Yap

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir